Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

KİMDİR BU? HALK VE DİVAN EDEBİYATI www.odevdunyasi.com.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "KİMDİR BU? HALK VE DİVAN EDEBİYATI www.odevdunyasi.com."— Sunum transkripti:

1 KİMDİR BU? HALK VE DİVAN EDEBİYATI

2 “16.yüzyıl saz şairlerindendir. Koçaklamalarıyla tanınır. Şiirlerinin ana teması yiğitlik ve savaştır. Halk şiiri geleneği içinde yetiştiği için şiirlerinde klasik şiirimizin izleri yoktur. Dili sade, anlatımı yalındır. Bolu Bey’ine karşı mücadeleler etmiştir. Bu kişi Celali İsyanları’na karışmış, Robin Hood misali zenginden aldığını yoksullara dağıtmıştır. Rivayete göre babasının intikamını almak için dağa çıkmıştır.” KÖROĞLU

3 “11.yüzyılın İslami Türk edebiyatını bilinen ilk yazarıdır. İyi bir eğitim almıştır. Yazdığı eserinde insan karakterini “ adalet, devlet, akıl ve kanaat “ olmak üzere dörde ayırıyor. Bunları eserde somutluyor. Adaleti “ Gündoğdu “ adlı bir padişah, devleti “ Aytoldı “ isminde bir vezir, akılı “ Ögdülmüş “ adlı vezirin oğlu ve kanaati de “ Udgurmuş “ adlı vezirin kardeşi şeklinde canlandırıyor. Eser baştanbaşa bunların karşılıklı konuşmaları ve tartışmalarından ibarettir. Bunların dışında eserde o zamanki Türk toplumunun bütün katmanlarından insan vardır. Bir çeşit siyasetname sayılan bu eseri, İslami Türk edebiyatının ele geçen ilk ürünlerindendir.” YUSUF HAS HACİP- KUTADGU BİLİG

4 “Türkçenin Arapça ile koşu atları gibi yarış edebileceğini” göstermek, Türk dilinin zenginliğini, her duygu ve düşünceyi ifadeye elverişli olduğunu ispat etmek gibi bir düşünceyle Divânü Lügati’t Türk adlı sözlüğü hazırlayan bu sanatçı 11. yüzyılda yaşamıştır. Onun bu eseri kültür tarihimizin çok önemli bir ürünüdür.” KAŞGARLI MAHMUD

5 “17. yüzyılda yaşamış ve Kâtibi, Kuloğlu, Kayıkçı Kul Mustafa gibi şairlerin etkisi altında yetişmiştir. Şiirlerinden Anadolu’nun birçok şehrini gezdiği, Mısır, Libya ve Rumeli’de bulunduğu, uzun yıllar gurbette yaşadığı anlaşılmaktadır. Etkileri Milli edebiyat akımı ve Cumhuriyet devri şairlerine kadar gelmiştir. Şair, Divan ve Tekke şiirinin etkilerine kapılmamış, hayata ve halk zevkine bağlı olarak aşk, gurbet, sevinç, üzüntü gibi duyguları dile getirmiştir. Şiirlerini en çok koşma ve semai tarzında söylemiştir.” KARACAOĞLAN

6 “O, belirli bir sevgiliyi değil, bizzat “ aşk’ın kendisini sevmektedir. Olgunlaşma ve kurtuluş sırrını aşkta bulmuştur. İnsanı, aşkın cefasının olgunlaştıracağına inanır. Ona göre kavuşma arzusu çok kuvvetli olmalı ama kavuşma gerçekleşmemelidir. Nitekim Türkçeye kazandırdığı ölümsüz “ Leyla ile Mecnun “ mesnevisinde Mecnun; aşkıyla yanıp tutuştuğu Leyla, çölde onu arayıp bulduğu halde kendisine dönüp bakmaz. Bu aşk anlayışı Tasavvufun aşk görüşüne benzer; ama şairin aşkı tamamen tasavvufi de değildir.” FUZULİ

7 “Zaman zaman başından geçen olayları bir fıkra şeklinde mizahla süslemiştir. Kendisini Keşan’a sürgüne götüren arabanın aynasından yüzünü görerek anlatışı Türk şiirinde yeni bir söyleyiş kabul edilmektedir. Bu yüzden en tanınmış yapıtı ‘Mihnet-i Keşan”dır. Sanatçının iki “Divan”ı ve ‘ Gülşen-i Aşk” adlı mesnevisi başlıca yapıtları arasındadır.” KEÇECİZADE İZZET MOLLA

8 “Yaşamını bilime ve kitaplara adamıştır. Bir yakınının ölümünden sonra kendisine kalan mirasla pek çok kitap almıştır. Batı bilimlerine ilk pencereyi açan kişidir. Fransızca ve Latince öğrenmiştir. Tarih, coğrafya, bibliyografya (kitap bilgisi), sosyoloji alanlarında ciddi emek ürünü olan yirmiden fazla eseri vardır. 20 yılda tamamladığı, on beş bine yakın kitabın konuları ve yazarları hakkında bilgi veren kitabı çok önemlidir.” KÂTİP ÇELEBİ

9 “İran hükümdarlarından Keykavus’un XI. yüzyıl yazdığı Kabusname’ yi XV. Yüzyılda II. Murat’ın isteği üzerine çevirerek, şair olmak isteyenlere bir şiirin özellikleri konusunda öğütler sunup sade nesir örneği vermiştir.” MERCİMEK AHMET

10 “Kayseri kadısı Şemsettin Mehmet’in oğludur. Babasının görevi nedeniyle Kahire ve Halep’te bulunur. İslami ilimlerin yanı sıra astronomi, tıp eğitimi görür. Babasının ölümü üzerine Kayseri kadısı olur. Bölgesindeki iç karışıklıklardan yararlanarak kendini Sivas’ta sultan ilan eder. Akkoyunlularla yapılan savaşta tutsak düşer ve öldürülür. Şiirlerinde Azeri Türkçesin özellikleri görülür. Eserlerinde aşk ve kahramanlık temalarının yanında tasavvufa da yer vermiştir. “ KADI BURHANETTİN

11 “Şair, dönemindeki aksaklıkları ele almış, bazı yöneticileri yerden yere vurmuştur. Halk şiirine hicivle mizah karışımı değerli örnekler kazandırmıştır. Edebiyatımızda başarılı taşlamalar söylemiştir. Aruzla da yazmakla birlikte, gerçek kişiliği hece ile yazdığı koşma, nefes, destan semai, devriye tarzındaki şiirlerinde görülür.” SEYRANİ

12 “Divan şiirinin ilk büyük şairi olarak kabul edilir. Nahçivan seferinden dönen Kanuni’ye bir kaside sunar ve padişahın ilgisini çeker. Zati’yi örnek olarak başladığı şiirinde kendi kişiliğini bulduktan sonra devlet işlerinde çeşitli görevler yapar. Kanuni’in ölümü üzerine Divan şiirinin içtenlik dolu en güzel mersiyelerinden birini yazar. Ölçü ve uyakları kullanışta kendine kadar gelen şairleri ve çağdaşlarını aşmıştır. Şiir dili içine İstanbul Türkçesini, deyimler, halk söyleyişlerini yerleştirmiştir. Yabancı sözcük ve tamlamaları bol kullanmıştır. Özellikle kasidelerinde ve Kanuni mersiyesinde kullandığı dil daha da ağırdır.” BAKİ

13 “Erzurum ve Trabzon medreselerinde okuduktan sonra İstanbul’a gelir. Bir süre sonra devlet memurluğu yapar. Divan edebiyatından etkilenerek aruzu da kullanan bu XIX. yüzyıl ozanı Divan sahibidir ve bu Divan’ını saraya takdim etmiştir. Asıl ürünü hece ile yazdığı fakat divanına almadığı yergi ve taşlamalarıyla sağlamıştır. Sergüzeştname’ nin dışında nesirlerini topladığı Kitab-ı Hikâye-i Garibe adlı yapıtı da vardır.” BAYBURTLU ZİHNİ

14 Edebiyatımızın ilk mizah ve hiciv şairi sayılır. Çağdaşlarına yönelttiği yergilerle çağının nefret edilen ozanı da olmuştur. Kendi yaşamı da bu yüzden sona ermiştir. NEFİ

15 “XVI. yüzyıl tasavvuf şairlerindendir. Sivas’ta yaşamıştır. Hayatı efsanelere konu olmuştur. Kanuni zamanında, Doğu Anadolu’da patlak veren bir isyana katılmış ve bu isyana ilişkin izlenimlerine şiirlerinde yer vermiştir. Hızır Paşa tarafından Sivas’ta idam ettirilmiştir. Son derece lirik şiirleri ve yalın bir halk dili vardır. Okuryazar olmadığından, şiirlerinde yalnızca hece ölçüsünü kullanmıştır. Din dışı konularda söylenmiş şiirleri de çoktur.” PİR SULTAN ABDAL

16 “XI. yüzyılın sonlarında Batı Türkistan’da doğdu. Çocuk yaşlarında anne ve babasını kaybetti ve Yesi şehrine geldi. Tasavvuf yoluna girdi ve ölünceye kadar bu yolda vasıflı insan yetiştirmek için çaba sarf etti. Kurduğu tarikatla Orta Asya’da etkin olduğu gibi Anadolu’nun Türkleşmesinde ve İslamlaşmasında önemli rolü oldu. Türk Tasavvuf Edebiyatımızın öncüsü ve kurucusu olarak kabul edilir. Hece vezni ile yazdığı didaktik bir divanı vardır. HOCA AHMET YESEVİ

17 “Toplumcu, didaktik şiirleri vardır. Kötüleri, fakirliği, mevki düşkünlüğünü eleştirir. Bunlara çözüm önerir. Şiir ile düşünceyi birleştirir. Hikmetli sözlere, atasözlerine yer vermiştir. Akıcı bir dili vardır. 17. yüzyılda yaşamıştır. Hayrabad, Hayriyye, Tuhfet-ül Haremeyn, Divan, Surname eserlerinden bazılarıdır.” NABİ

18 “15. yüzyıl Bektaşi şairlerindendir. Asıl adı Gaybi’dir. Abdal Musa’nın tekkesinde kırk yıl kulluk etmiştir. Şiirleri ve didaktik tarzda yazıları vardır. Hece’nin yanında aruzu da kullanmıştır. Bektaşilik ilkelerini softa bir görüşle alay derecesinde savunmuştur. “ Gülistan” ve “ Gevhername” adında şiir kitabı ve bir de Divanı vardır.” KAYGUSUZ ABDAL

19 “14.yüzyıl Tekke Halk Edebiyatı şairidir. Ankara’da Bayramiyye tarikatını kurmuştur. Güçlü bir medrese eğitimi almıştır. Yunus Emre etkisinde sade bir dil ve lirik bir anlatımla dile getirdiği şiirlerinden yalnızca birkaç tanesi bilinmektedir. Hece ölçüsünün yanında aruz ölçüsünü de kullanmıştır. Sade ve coşkun bir dili vardır.” HACI BAYRAM-I VELİ

20 18.yüzyılda yetişen mahallileşme ( yerlileşme ) akımının en büyük temsilcisi olan sanatçı, yaşadığı ve vurgunu olduğu şehri, İstanbul’u şiirlerinde baştanbaşa bir resim dekoru gibi işleyerek, hatta İstanbul için şiirler yazmıştır. Beşiktaş, Hisar, Göksu, Çubuklu ve Kâğıthane semtleri onun şiirinde sokakları, camileri, lale bahçeleri, çeşmeleri, insanlarının kıyafetleri, eğlenceleri ile canlı bir biçimde yer alır.” NEDİM

21 “Çağatay Türkçesinin en büyük şairidir. Divan edebiyatında ilk hamse sahibi olan kişidir. ilk “şairler tezkiresi” olan “Mecalis’ün Nefais” onun eseridir. Türkçenin güzelliklerini görerek, onun Farsçadan daha üstün olduğunu ilk söyleyen dilcimiz odur.” Muhakemet’ül Lugateyn” adlı sözlükte Farsça ile Türkçeyi karşılaştırmış ve Türkçenin üstün olduğu sonucuna varmıştır. Türk dil birliğini kurmaya çalışmış ve bu amaçla şiirler yazmıştır “ ALİ ŞİR NEVAİ

22 “17.yüzyıl halk şairidir. Türkmen aşiretleri içinde yetişmiştir. Halk edebiyatı geleneklerini sürdürmüştür. Sadece bir konuşma dili kullanmış, dil ve ölçü bakımından Divan etkisinden uzak kalmıştır. Mecazlarının öğelerini hep çevresinden ve doğadan almıştır. Halk Edebiyatı’nda aşk ve doğa şairi olarak ün salan, “güzelleme “ şairi olarak bilinen halk ozanıdır. Halk şiirinin en önemli temsilcilerindendir.” KARACAOĞLAN

23 “15.yüzyılın en büyük Divan şairi kabul edilmektedir. Şair, Fars yazınının biçim ve özle ilgili özelliklerini şiirimize getirmiş, Divan şiirini daha üstün bir düzeye çıkartmıştır. İnce, zeki ve nükteci bir kişiliği olan şair, pek çok kaside yazmıştır. Daha çok gazel, kaside ve mesnevi nazım biçimlerinde başarı göstermiştir. Çağının dilini başarıyla kullanan şair, divanındaki bol mecazlı anlatımında, “ Harname “ deki nükteli söyleyişinde, “ Hüsrev ü Şirin“ deki yalın anlatımında aynı başarıyı göstermiştir.” ŞEYHİ

24 “Ferman padişahın dağlar bizimdir ” dizesiyle ün kazanan ve 19. yüzyıl Halk şiirindeki yerini alan sanatçı hem söyleyiş hem de konu ve duyarlıkları bakımından diğer halk ozanlarından ayrılır. Aşk, doğa ve yiğitlik temalarını temiz bir Türkçeyle ve koşma, türkü gibi nazım biçimleriyle işlemiştir. Osmanlı hükümetince yerleşik düzene geçirilmek istenen Avşarlar, toprağa yerleşmek istemeyince hükümet kuvvetleriyle çatışmış, sanatçı da Avşarları desteklemiştir.” DADALOĞLU

25 “Divan Edebiyatının en usta şairi olarak kabul edilir. İstanbul’da doğmuş, yetişmiştir. Mevlevi tarikatına girerek şeyhlik mertebesine kadar yükselmiştir. 24 yaşında divan sahibi olacak kadar genç yaşta şiirde ustalaşmış, iki yıl sonra da edebiyatımızın ünlü eserlerinden Hüsn ü Aşkı yazmıştır. Bu mesnevisinde alegorik biçimde ilahi aşkı işler. Klasik Divan Edebiyatı temalarını işlediği şiirleri de sevilir. Zarif, zengin ve akıcı bir dili vardır.” ŞEYH GALİP

26 “Mısra söyleyişi, nazım dili, zevki ve mecaz ustalığı ile kuruluş devrinin (15. yüzyıl) en büyük şairi sayılır. Yıldızı en fazla Fatih döneminde parlar. Onun hocası ve sözüne güvendiği bir insandır. Şair Ali Şir Nevai’ye nazireler de söylemiş ve onun İstanbul’da tanınmasını sağlamıştır. Çağdaşlarından ayrı olarak tasavvufa elden geldiğince az yer vermiştir. Aruz veznini Türkçeye uygulamakta ve dili güzel kullanmakta kendine kadarki şairlerin en üstünüdür. Tarih düşürmeyi manzumelerde bir sanat haline getiren odur.” AHMET PAŞA

27 “Avrupalılar arasında “Hacı Kalfa” diye tanınan 17. yüzyılın bu ünlü bilgini, yaşamını okumakla ve kitap yazmakla geçirmiştir. Arapça ve Farsçadan başka Latince ve Fransızcayı da öğrenmiş, din ve devlet işlerinin ayrılması gerektiğini savunmuş, boş inançlara karşı çıkmıştır. En büyük ve en önemli esen “ Keşfü’z-Zünun ”dur. Bu eserde, bilimin tanımı amacı, bölümleri ile 300 kadar bilim açıklanmış, ’den çok eser, konuları ve yazanlarıyla tanıtılmıştır.” KÂTİP ÇELEBİ

28 “13. yüzyılda yaşamış Mevlevi tarikatının kurucusudur. İyi bir eğitim görmüştür. Farsça, Arapça, Rumca, eski Yunanca bilir. Tasavvuf felsefesi, mitoloji ve tarih konularında derin bilgisi vardır. Kaynağını insan sevgisinden alan bir düşünürlükle içten duyguları ve coşkuları dile getirmiştir.” MEVLANA CELALEDDİN-İ RUMİ

29 “İslami Türk edebiyatının bilinen ilk yazarıdır.11.yüzyılda Türkistan’da doğmuştur. İlk mesnevi türünü, ilk aruz ölçüsünü, ilk alegorik eseri, ilk siyasetnameyi, ilk didaktik eseri ve ilk geçiş dönemi eserini yazmıştır. YUSUF HAS HACİP

30 “XIV. yüzyılın Azeri Türkçesi’ni kullanan, yapıtlarının çoğunda aruzu bir kısmında heceyi kullanan sanatçısıdır. Bilgin ve şair olduğu kadar Yıldırım Beyazıt ve Timur’la çarpışmış bir savaşçıdır. Yiğitlik, aşk ve tasavvufu kaynaştıran sanatçı, kendine özgü söyleyişi ile Anadolu şiirinin kurucularındandır. 600 sayfalık Divanı vardır. Bu Divan’da gazellerden başka 116 tuyuğ bulunur. Tuyuğ denen Türk nazım şeklini en fazla kullanan odur. Hiçbir gazelinde mahlas kullanmamıştır şair.” KADI BURHANETTİN

31 “14. yüzyılın ilk yarısında Anadolu’da yetişen Türk şair ve mutasavvıflarının en büyüklerindendir. Hacı Bektaş-ı Veli, Ahi Evran, Şeyh Süleyman, Mevlana, Sultan Veled gibi büyük mutasavvıfların yapıtlarıyla yakından ilgilenmiştir. Dil ve edebiyat tarihimizde ayrı bir yeri vardır. En önemli yapıtı, “Garipname” adlı tasavvufi, dini, ahlaki mesnevisidir.” ÂŞIK PAŞA

32 “12.yüzyılda yaşamış bir şairdir. Yaşamı hakkında bilgileri Ali Şir Nevai’nin anlattığı bir takım efsanelerden ibarettir. Türkistanlı olup anadan doğma kör bir şairdir. Dindar, bilgili bir insandır. En önemli eseri olan Atabetül-l Hakayık’ı yazmıştır. Bu eserinde dindar olmanın; erdemlerinden, iyiliklerinden, cömertliklerinden anlatmıştır. Ayrıca eserin dörtlükler bölümünde bilginin toplum için önemini ve bilginin insana ve topluma neler kazandığını anlatmaktadır.” EDİP AHMET YÜKNEKİ

33 “17.yüzyıl Tekke Halk Edebiyatı şairidir. Aruz ve hece ölçüsü ile yazdığı şiirlerini Divan-ı İlahiyat isimli eserinde toplamıştır. Tasavvuf konulu eserlerinin yanında tefsir kitapları da kaleme almıştır. Yunus Emre’ye hayranlık duyan şair, Yunus Emre tarzı tasavvuf şiirinin bu yüzyıldaki en önemli temsilcisidir.” NİYAZİ-İ MISRÎ

34 “Âşık edebiyatının 19. yüzyıldaki önemli temsilcilerinden biridir. Saz şairleri içinde Divan şiirini en iyi bilenlerdendir. Başta Fuzuli olmak üzere Baki ve Nedim’den etkilenmiş, hem Divan hem de Halk şiiri tarzında eserler vermiştir. Gazel, murabba, muhammes ve müseddeslerinde bu kültürünü açıkça belli eder. Hece ile yazdığı, tasavvuf üzerine şiirleri de vardır. Asıl sanatçı kişiliği koşma ve s erde görülür.” ERZURUMLU EMRAH

35 “Halk arasında yiğitlik ve mertliğin simgesi olarak ün kazanmıştır. Yiğitlik ve iyilikseverliğiyle halkın gönlünde destanlaşan ozanın kim olduğu kesin olarak bilinmemektedir. 16. yüzyılda yaşadığı sanılmaktadır. Onun şiirleri çoğunlukla yiğitçe söylenmiş koçaklamalardır. Aşk ve doğa güzelliklerini dile getiren şiirleri de vardır.” KÖROĞLU

36 “Selçuklu Sultanı Alâeddin Keykubat döneminde, Anadolu’ya Horasan’dan gelen şair, Anadolu’da din dişi konularda şiirler söyleyen ilk Divan sanatçısı kabul edilmektedir. Ondan önce divan tarzında şiirler yazan başka şairler olmakla birlikte onlar şiirlerini Farsça yazmıştır. Bu nedenle bu şairlerin Türk Divan edebiyatının gelişmesinde pek rolü olmamıştır. Yaşadığı dönemde tasavvuf yaygın bir akım olmasına rağmen o, şiirlerinde tasavvufi konuları işlememiştir. Gazellinde aşk ve şarapla ilgili duygularını dile getirmiş, din dışı konuları işlemiştir.” HOCA DEHHANİ

37 “Xlll. yüzyılın ilk yarısında Anadolu’da Tasavvuf şiirleri yazan bir şairdir. En ünlü eseri aruzla kaside biçiminde yazdığı Çarhname adlı Tasavvuf ve ahlak temalarını işleyen yüz beyitlik şiirdir.” AHMET FAKİH

38 “14.yüzyıl şairidir.1250 yılında doğduğu tahmin edilmektedir. Gençliğinde edebiyat ve tasavvuf öğrenmiştir. Ahi Evranı Veli ile 50 yıl beraber yaşamıştır. Farsça ve Arapça öğrenmiş, ancak o eserlerini Türkçe yazmıştır. Türkçeyi bir sanat dili haline getirmeyi çok isteyen bir şairidir. “ Mantık’ut Tayr “ adlı tasavvufi eserin manzum tercümesinde Türkçeye incelik, ahenk kazandıracağını söylemektedir. Eserde tasavvufi konuları işlemiştir.” GÜLŞEHRİ

39 “Eserlerini Azeri lehçesiyle yazmış olan şair, Divan eden lirik şairi olarak bilinir. Arapça, Farsça, Türkçe Divanı olan tek şairidir. Hz. Muhammed’in ölümünden duyduğu acıyı dile getirdiği “Su kasidesi” en önemli şiirlerindendir.” FUZULİ

40 “Gördüklerini, işittiklerini anlatırken zaman zaman abartıya başvurur; böylece olaylara masalsı bir nitelik kazandırır. Bu özelliği, eserinin kolaylıkla ve zevkle okunmasını istemesinden kaynaklanır. Bir başka özelliği de bazı önemli olayları eserine alabilmek için, bu olayların geçtiği yerlere hayali geziler düzenleyip bunları yaşamış gibi anlatmasıdır. Zaten o, gezerken gördükleri ve duyduklarıyla yetinmemiş, okuduğu kaynaklardan da birtakım bilgiler derleyip aktarmıştır.” EVLİYA ÇELEBİ

41 “17.yüzyıl Halk edebiyatı şairidir. Doğum ve ölüm tarihleri, hayatı hakkında esaslı bir bilgi yoktur. Kırımlı olduğu söylenmektedir. Âşık Ömer gibi Divan edebiyatından etkilenmiş, hecenin yanında aruzla da şiirler yazmıştır. Heceyle yazdığı şiirlerde daha başarılıdır. Medrese eğitimi gördüğü için koşma ve türkülerinde bile yer yer yabancı sözcükler, Divan mazmunları görülür.” GEVHERİ

42 “XIV. yüzyılın en çok eser veren, klasik edebiyatın kurulmasında büyük rolü olan şairidir. Fazla sayıda ve hacimli eserler veren büyük bir şair olmamakla beraber, devrinin üstadı, Türkçeyi iyi kullanan bir sanatkârdır. Onun 8000 beyti aşan büyük bir divanı 8250 beyitlik İskendername ’si, 5000 beyit tutan Cemşid ü Hurşit’i eserlerinin en önemlileridir.” AHMEDİ

43 “Divan edebiyatının büyük şairlerinden biridir. Daha hayatta iken yüceltilmiş, çağdaşı olan büyük şairleri bile gölgede bırakmıştır. Şairliğini gösteren tek eseri Divan’ıdır. Divanının ağırlık noktasını gazelleri oluşturur; 619 gazeli vardır. Gazellerinde aşk, tabiat, rintlik konularını işlemiştir. Şiirlerinde din ve tasavvufa yer vermemiştir. 0, şiir sanatının çok usta bir kuyumcusudur. Sözü, en mükemmel ve kusursuz biçimde söylemeye özen göstermiştir. Şiirlerinde söz ve anlam sanatlarına çok sık yer vermiştir. Nazım tekniği son derece sağlam ve güçlüdür.” BAKİ

44 “19. yüzyıl Âşık edebiyatı şairlerindendir. Kayseri’de doğmuştur. Sultan Abdülmecit döneminde İstanbul’da yedi yıl kalmıştır. Âşık kahvelerinde, konaklarda, hatta sarayda şiirler söylemiştir. Tasavvufa ilgi duymuş, hicviyeleri yüzünden İstanbul’dan kaçmak zorunda kalmıştır. Âşık ve Divan tarzı şiirler yazmıştır. Yönetimin aksayan yanlarını sert bir dille taşlamalarıyla tanınmıştır.” SEYRANİ

45 “Divan edebiyatında halk için ahlakçı ve hicivci şiir yazanların önde gelenidir. Gerçekleri ortaya koymuş, kimi dindar geçinen ikiyüzlülerin iç yüzlerini göstermiştir. Onun gazel ve kasidelerinde biraz sadelik, teklifsizlik dışında pek büyük bir kudret görülmez. Bine yakın şiirinden bazıları devrinin tarihi şahsiyetlerini anlatmaktadır; fakat yine Divanı’nda bulunan Terkib-i bend, Türk edebiyatındaki bu tür eserlerin en üstünü sayılmıştır. Ziya Paşa bile ona nazire yaptığı terkib-i bendinde onu geçtiğini değil, onunla beraber olduğunu söylemiştir.” BAĞDATLI RUHİ

46 “Divan edebiyatının en büyük lirik şairidir. Yaşamı sıkıntılar içinde geçmiştir. İlimsiz şiirin temelsiz duvar gibi olacağını düşünerek kendi dönemindeki bütün ilimleri öğrenmiştir. Şiirlerini Azeri Türkçesiyle yazmıştır. Kendi dönemine göre oldukça yalın bir dil kullanmıştır. Gazel şairi olarak tanınır. Istırap, aşk, tasavvuf, şiirlerinde en çok işlediği konulardır” FUZULİ

47 “Divan şiirine yeni bir tür eklemiş. Dilini İstanbul Türkçesiyle oldukça sadeleştirmiş. Yaşadığı devrin sosyal çalkantılarını şiirine tüm canlılığıyla yansıtmış. Divan şiirindeki “Sevgiliyi” somutlaştırmıştır.” NEDİM

48 “Orta yol tanımayan sert karakteri, üslubuna da yansımıştır. Devrinin zalim, dürüstlüğü su götürür tüm devlet adamlarını kıyasıya eleştirmiştir. Bu özellikleri yüzünden pek çok düşmanı olmuş ve onun odunlukta boğdurulmasına sebep olmuştur. Yergiyi bırakacağına dair söz verdiğini ifade eden şiirlerinde bile yergiden vazgeçmemiştir. Yergi türündeki şiirlerini topladığı eserinin adı “ Siham-ı Kaza” dır.” NEFİ

49 “XIV. yüzyılın Azeri Türkçesi’yle eserler veren şairlerinden biridir. Çağının en coşkun en lirik tasavvuf şairi odur. Hurufiliğin kurucusu olan bu mezhebin yayılışında önemli rol oynamıştır. Vahdet-i vücut inanışını ifadedeki cesur ve taşkın tutumu dolayısıyla 1404’te Halep’te derisi yüzülmek suretiyle idam edilmiştir. 0, Divan şirinin adeta bir Yunus Emre’sidir. Bektaşiler onu yedi büyük Alevi şairden biri saymışlardır. Divanında küçük mesnevileri, gazelleri yanında Türk nazım şekli olan tuyuğları da vardır.” SEYYİT NESİMİ

50 “Divan edebiyatı asıl olarak şiirde gelişim göstermesine rağmen nesir alanında da birçok ürün verilmiştir.15. yüzyılda nesir alanındaki önemli sanatçılardan olan “süslü nesrin temsilcilerimdendir. Sözcük oyunlarına, söz sanatlarına yer vermiş ağır bir dil kullanmıştır. “ “Tazurruname ” adlı eseriyle bilinir.” SİNAN PAŞA

51 “Tekke edebiyatının büyük şairlerindendir. Sivas civarında, Kanuni zamanında yaşamış, Bektaşi tarikatına mensup bir şairdir. Aşkı, doğayı, halkın gerçek yaşamını duru bir halk diliyle anlatan şiirler yazmışlardır. Divan edebiyatından hemen hemen hiç etkilenmemiş, tüm şiirlerini hece ölçüsüyle yazmıştır.” PİR SULTAN ABDAL

52 “Bursa’da, 1351 yılında doğduğu tahmin edilen şair, İslami Türk edebiyatının ileri gelen mesnevi şairlerindendir. Hayatı hakkında kesin bilgiler bulunmamakla birlikte Yıldırım Bayezid’e bir müddet Divan-ı Hümayun imamlığı yapmış olduğu söylenir. En ünlü yapıtı, Hz. Muhammed için yazdığı “Vesiletü’n Necat” -halk arasında “Mevlit” diye bilinir- adlı mesnevisidir. Bu yapıt, dil bakımından 15. yüzyıl Anadolu Türkçesinin sade şekliyle yazılmış olup yapıtta, istiare ve cinasa özellikle yer verilmiştir.” SÜLEYMAN ÇELEBİ

53 “Zengin bir hayal gücü vardır. İlahi aşkı işlediği gazellerinde samimi ve coşkun bir lirizm göze çarpar. Onun şiirlerinde Sebk-i Hindi üslubunun bütün özellikleri yer alır. Dili ve anlatımı akıcıdır; ancak Arapça, Farsça sözcük ve tamlamalar şiirlerinde oldukça fazladır. Gazel şairi olarak tanınır; büyük şair olarak tanınmasında sembolik bir eser olan Hüsn-ü Aşk mesnevisi de etkili olmuştur.” ŞEYH GALİP

54 “Tekke Edebiyatının en önemli temsilcilerindendir. Şiirlerini çoğunlukla hece ölçüsü ve dörtlüklerle oluşturan şairin, gazel ve mesnevi nazım şekliyle oluşturduğu şiirleri de vardır. Halk dilinin söyleyiş özelliklerini yansıtan şiirlerinde yalın, içten, lirik bir üslup hâkimdir. Divan’ı ve Risaletü’n Nushiyye adlı öğretici bir mesnevisi vardır.” YUNUS EMRE

55 “Yunus Emre’nin etkisinde, kuvvetli tasavvuf kültürüyle yüklü, hem hece, hem aruz ölçüsünü kullanarak şiirler yazmıştır. Nükteli, iğneli bir dili vardır. Şiirlerinde hicivli, mizahlı yer yer tekerlemeli bir örgü içerisinde ham sofularla, insanlık kusurlarıyla alay eder. “Budalaname” adlı eserinde halk nesrinin başarılı örneklerini vermiştir.” KAYGUSUZ ABDAL

56 S ERCAN ERGÜN Başarılar dilerim…


"KİMDİR BU? HALK VE DİVAN EDEBİYATI www.odevdunyasi.com." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları