Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Koyun – Keçi Vebası ( PPR) Hastalık ilk defa 1942 yılında Batı Afrika (Fidişi Sahili) Ülkemizde ise 1992 yılında Mardin/Kızıltepe‟de tespit edilmiştir.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "Koyun – Keçi Vebası ( PPR) Hastalık ilk defa 1942 yılında Batı Afrika (Fidişi Sahili) Ülkemizde ise 1992 yılında Mardin/Kızıltepe‟de tespit edilmiştir."— Sunum transkripti:

1

2 Koyun – Keçi Vebası ( PPR)

3 Hastalık ilk defa 1942 yılında Batı Afrika (Fidişi Sahili) Ülkemizde ise 1992 yılında Mardin/Kızıltepe‟de tespit edilmiştir. Daha sonraki yıllarda ise ülke genelinde yaygınlık göstermiştir. Koyun keçi vebası 1997 yılında ihbarı mecburi hastalıklar listesine alınmıştır.

4 ETYOLOJİ virusu, RNA viruslardan Paramyxoviridae familyası Morbillivirus genusu içinde yer alır PPR virusunun sadece bir serotipi vardır ancak değişik virulansta suşlar mevcuttur.

5 PATOGENESİS PPR virusu da Morbillivirus genusunun diğer üyeleri gibi bağışıklık sistemini baskılayıcı bir etkiye sahiptir. Sıklıkla pasteurella, salmonella, mikoplazma, parainfluenza 3 virus, adenovirus ve parazitler gibi diğer birçok etkenlere zemin hazırlar. Klinik hastalık, perakut, akut ve subakut form olmak üzere 3 temel formda görülür.

6 Perakut form Genellikle keçilerde veya genç hayvanlarda görülür. İnkubasyon süresi 2 güne kadar düşer. Hastalık ani yüksek ateş, depresyon, iştahsızlık ve solunum güçlüğü ile başlar. Bazı olaylarda mukoz membranlarda konjesyon ve hemorajiler görülerek kısa sürede ölümle sonuçlanır. Bulaşma %100 iken ölüm %90 civarındadır.

7 AKUT FORM Başlangıçta seromüköz (sıvı-akışkan)sonradan mukopurulent (koyu- yapışkan) özellik kazanan ve burun deliklerini tıkayan burun akıntısı vardır. Dişetleri, dil, dudak ve yanakların iç yanı, damak ve hatta larinkste erosiv ve ülseratif lezyonlar halinde gelişir. Dil, beyazımsı kötü kokulu nekrotik ölü doku ile örtülür. Kuru bir öksürükle birlikte genellikle pulmoner tutulma oluşur. Komplikasyonların yokluğunda, hastalık 8-10 gün sürebilir. Ölüm oranı yüksektir. En yaygın görülen komplikasyonlar 1- Özellikle Pasteurella haemolytica ya da Pasteurella multocida tip A ile bakteriyel superenfeksiyonlu pnömoni ya da bronkopnömoni, 2-Coccidiosis, piroplasmosis ya da trypanosomiasis gibi latent bir parasitozun yeniden aktivasyonu. 3-Abortus’dur.

8 Subakut veya subklinik form Hastalık süresi gün kadardır. Klinik semptomlar belirgin değildir. Düzensiz beden ısısının dışında herhangi bir semptom görülmez dolayısıyla kolaylıkla gözden kaça-bilir. Pneumopati en önemli klinik bulgudur. PPR’da hastalığın subklinik formu-nun son dönemlerinde ağız ve burun mukozası-nda papülöz, pustülöz, ektima benzeri değişik-likler oluşur ve bu oluşumlar klinik teşhiste önemli karışıklıklara neden olur. Hastalığın subklinik formu hastalığın yayılması açısından oldukça büyük öneme sahiptir.

9 Klinik Teşhis Subklinik ve perakut formların dışında PPR’ın akut formunda klinik bulgular hastalıktan şüphe edilmesi için yeterlidir. Ancak perakut ve subklinik formlarda anemnestik bilgiler değerlendirilerek solunum ve sindirim sistemi semptomlarının birlikte görüldüğü olgularda diğer bakteriyel, viral ve paraziter hastalıklarla birlikte PPR’da göz önünde bulundurulmalıdır, Kesin teşhis ancak laboratuvar muayeneleri ile mümkündür. PPR şüpheli vakalarda tipik semptom- ların hepsini bir hayvanda görmek her zaman mümkün olmayabilir. Bu nedenle klinik muayenelerde mümkün olduğu kadar fazla sayıda hayvana bakılmalı ve tipik semptom gösteren hayvanlar tespit edilmelidir.

10 Genel durum; Durgunluk, iştahsızlık, susuzluk, yüksek ateş, geviş getirmeme duru-mu, ishalin varlığı, Solunum; Solunum şekli, öksürük, Lenf yumruları; Lenf yumrularının büyüklüğü, Gözler; Bakışlardaki durgunluk, konjesyon, göz yaşı akıntısı ve özelliği, Burun; Burun ucunun kuruluğu, burun akıntısı ve özelliği, burun mukozasının durumu, Ağız Diş etleri, ağız mukozası, damak, papillalar ve dilin duru-mu, ağızda koku mevcudiyeti,

11 TEŞHİS (Klinik Ayırıcı Teşhis) Etkilenen yaş grubu ve aktive olan protozoon, bakteriyel ve viral hastalıklara bağlı olarak oldukça komplike olabilir. Sindirim ve solunum sistemi semptomu ile seyreden hastalıkların yüksek ateş döneminde mukoz membranlardaki konjesyon ve erezyonlar kolaylıkla klinik olarak koyun keçi vebası olarak düşünülebilir. Klinik olarak PPR’ın şüphe edildiği olaylarda aynı zamanda bulaşıcı keçi pleurapneumonia, pastörollosis, mavidil, ektima, çiçek, şap, koksidiosis, kriptosporidiosis, mineral zehirlenmeler ve özellikle genç hayvanlarda kolibasillosis her zaman dikkate alınmalıdır.

12 Mavi Dil: PPR’a benzerse de dilin siyonotik renk alması, coranitis ve pododermatitis klinik olarak PPR enfeksiyonlarında görülmez.

13 Koyun – Keçi Çiçeği Yüksek ateş, göz - burun akıntısı ve konjuktivitisi takiben vücudun kılsız bölgelerinde (burun, dudak, meme, bacak araları, karın ve kuyruk altında) şekillenen çiçek lezyonları klinik ayırıcı teşhiste en önemli bulguları teşkil eder.

14 Ektima (orf): Püstüler dermatitis ana semptomu ile karakterize bulaşıcı viral bir hastalıktır. Mevsimsel karakter göstermekte olup genellikle kuzulama mevsiminde görülür. Kuzu ve oğlaklar en fazla etkilenen yaş grubunu teşkil eder. Morbidite %100’ ulaşabilirse de mortalite oranı %20-50 arasında değişiklik gösterir. Klinik olarak labial, podal, genital formlarına rastlanır. En belirgin klinik semptom dudak, meme ve tırnak aralarında şekillenen tipik püstüllerin oluşumudur. Püstüllerin sekunder bakteriyel enfeksiyonları prognozu olumsuz etkiler.

15 ŞAP Enfeksiyon spektrumunda sığırların yer alması. Ağız mukozasına ilaveten tırnak aralarında vezikül ve aftların varlığı. Salyanın mukoid (yapışkan-uzayan) özellik göstermesi hastalığı PPR’dan ayıran en önemli klinik bulgulardır.

16 Koyun ve Keçi Pastörollosisi Yüksek ateş, gastro-enteritis, deride ödemler ve akcigerlerde nekrotik krupöz pneumoni ile karakterize bakteriyel bir hastalıktır. Genç hayvanlar yetişkinlere oranla daha hassastır. Genç hayvanlarda perakut ve akut klinik form yetişkin hayvanlarda ise kronik şekil daha sık görülür. Klinik semptom olarak yüksek ateş, iştahsızlık, baş ve boyunda ödemler, dil ve mukoz membranların siyanotik renk alma-sı, öksürük ve kaslarda tremorlar görülür.

17 Koli Basillosis: Doğumdan sonraki ilk gün-lerde genç hayvan-larda (3-8 haftalık) daha sık görülen genellikle perakut seyirli bir hasta-lıktır. Hastalık etkeni E.coli’nin değişik serotip-leridir. Perakut klinik seyirde herhangi bir klinik semptom oluşma-dan ölümler şekillenir. Akut klinik seyirde ise düşkünlük en yaygın görülen klinik semptomdur. Kimi olay-larda enteritis ve ishal görülür.

18 Keçiciğer Ağrısı Keçilerde akciğer ve pleuranın yangısı ile karakterize mikoplazmaların neden olduğu bulaşıcı infeksiyöz bir hastalıktır. Hastalığa genellikle sıcak ve rutubetli yerlerdeki keçilerde daha sık rastlanır. Durgunluk, yüksek ateş, konjuktivitis, mukoprulent karekterde kanlı burun akıntısı ve öksürük başlıca klinik semptomları teşkil eder. Bazı hayvanlarda boyun, baş ve vücudun başka yerlerinde ödemler, eklemlerde şişme ve topallık görülebilir. En önemli postmortem bulgu akciğerlerin damarlı mermer görünümünde olması, pleurada kalınlaşma ve fibrin toplanmasıdır.

19 Laboratuvara Gönderilecek Numuneler Aşağıda belirtilen numuneler kesin ve ayırıcı teşhis amacıyla soğuk şartlarda ve en kısa zamanda laboratuvara ulaştırılmalıdır. Canlı ve beden ısısı yüksek hayvanlardan; burun ve göz sıvapları, defibrine kan örnekleri ve lenf nodülü biyopsi örnekleri, Ölen yada öldürülen hayvanlardan; dalak, mezenteriyel ve mediastinal lenf yumruları, akciğer, tonsil, dil ve dudak parçaları, İyileşen hayvanlardan; aşı geçmişi açık olmak kaydıyla kan serum örnekleri. Ancak PPRV’un çevre şartlarına ve ısıya olan hassasiyeti dikkate alınarak ölen hayvanlar-dan alınacak materyaller ölümü takiben en geç iki saat içinde, virus izolasyonunun gerekli olduğu şartlarda ise materyaller mümkün olduğu kadar bakteriyel süper enfeksiyonlar oluşmadan alınmalıdır. Materyallerin soğuk şartlarda nakletmenin mümkün olmadığı şartlarda ise bu materyal-lere ilaveten lezyonlu dil, dudak ve damak parçaları, tonsiller ve akciğer ayrı olarak %10 formol içinde gönderilmelidir. Akciğerlerin apikal loblarında hepatize sahalar yaygındır

20 BAĞIŞIKLIK Koyun keçi vebası hastalığından iyileşen hayvanlarda ömür boyu devam eden bir bağışıklık şekillenir Aktif olarak bağışıklık kazanmış analarda antikorlar kolostrumla yavruya geçer. Kolostrumla kazanılan pasif bağışıklık süresinin analardaki antikor seviyesine bağlı olarak 3-6 ay arasında olduğu bildirilmektedir. İmmun sistem üzerinde PPRV’un etkisi ile ilgili detaylı bir çalışma bulunmamakla birlikte, etkenin lenforetiküler dokuya affinitesi nedeniyle immundepresyonun (bağışıklık sisteminin baskılandığı) şekillendiği ve latent persiste enfesiyonların aktive olduğu bildirilmektedir.

21 MÜCADELE VE KONTROL Koyun keçi vebası hastalığı, istisnai durumların dışında her zaman hastalıktan ari ülke veya bölgelere hasta hayvan girişleri ile nakledilmektedir. Bu nedenle mücadelede hayvan hareketlerinin kontrolü büyük önem arz eder. Küçük ruminantlarda PPR hastalığının çıkmasından sonra hastalığın çevreye yayılması oldukça hızlıdır. PPR görüldüğünde uygulanacak karantina tedbirleri ve hasta hayvanların imhası hastalığın yayılmasına engel olur. Hastalık tesbit edilen yerlerde hastalığın görülmediği fakat sirayete maruz hayvanlara çevreden merkeze olmak kaydıyla yapılacak aşı uygulamaları ile hastalığı kısa sürede kontrol altına almak mümkündür.

22 HASTALIK ÇIKMADAN ÖNCE… Sürüye yeni katılan hayvanların, en az 21 gün sürüden ayrı tutulması, Ağıl girişlerinde dezenfektan madde bulundurulması. (Hastalık etkeni bilinen dezenfektanlara karşı oldukça duyarlıdır. Örnek olarak %2 sodium hidroksit kullanılabilir.) Ağıllara yabancıların ve hayvan tüccarlarının tedbir almadan girmelerine izin verilmemesi, Ağıl birden fazla ise, her biri için ayrı hayvan bakıcısı bulundurulması. Bu mümkün değilse hayvan bakıcılarının her bir ağılda elbise ve çizme değiştirmesinin sağlanması, Sağımdan önce ellerin ve kulanılacak malzemelerin temizliğine özen gösterilmesi, Hayvanlara PPR aşısının uygulanması Yeni alınacak hayvanlara PPR aşısının yapılıp yapılmadığının öğrenilmesi, Pazarda satılacak veya başka bir yere nakledilecek hayvanlara en az 15 gün önceden PPR aşısının yaptırılması ve veteriner sağlık raporunun alınması, Şüpheli vakalarda Tarım İl/İlçe Müdürlüklerine haber verilmesi, konularında yetiştiricilerin bilgilendirilmesi önemlidir.

23 HASTALIK ÇIKTIKTAN SONRA… Hasta veya hastalık şüphesi olan hayvanların derhal ayrı bir yere alınması, Ağıla ve çiftliğe izinsiz hayvan ve araç girişinin yasaklanması, Yem, saman, altlık gibi malzemelerin ağıldan giriş-çıkışlarının yasaklanması, Hasta hayvanla ilişkili yataklık ve otların gömülmesi veya yakılması, Hayvan bakıcılarının ağıla özel elbise ve çizme ile girmesinin sağlanması, Hastalık sönüşüne kadar hayvan alım satımı yapılmaması, Çevre ağıl ve çiftliklerin ziyaret edilmemesi, şüpheli ağıla ziyaretçi kabul edilmemesi, Hasta ya da hastalık şüphesi olan hayvanlarla temas edenlerin,bu hayvanlara ait eşya/malzemeleri ve bu hayvanların naklinde kullanılan araçların dezenfekte edilmesi, konularında yetiştiricilerin uyarılması önemlidir.

24 KOYUN ve YARARLARI ve KEÇİ VEBASI (PPR) AŞISI PPR aşısı canlı attenüe liyofilize bir aşıdır Yan etkileri, komplikasyonu bulunmamaktadır. Her yaşta hayvana uygulanabilir. PPR aşısı gebe hayvanlara da güvenle uygulanabilir. Ancak aşılı veya hastalık geçiren analardan doğan kuzu ve oğlaklarda maternal antikorların mevcudiyeti düşünülerek bu hayvanlarda ilk aşılama zamanı; 4 ay olarak tavsiye edilir. Hastalıktan şüpheli sürülerde aşı uygulanmamalıdır. Canlı aşı olması sebebiyle aşı virüsu; ısı ve güneş ışığına oldukça hassastır bu nedenle aşı naklinde soğuk zincirin sağlanması, aşılama öncesi aşı sulandırma sıvılarının soğutulması ve aşılamanın nispeten günün serin saatlerinde uygulanması özellikle tavsiye edilmektedir. Yetişkin koyun ve keçilerde aşılamadan sonra koruyucu bağışıklık 3 haftada oluşur ve uzun süre devam eder.

25 TEŞEKKÜR EDERİZ Şerafettin UÇAR Hay. Sağ. Yet. Ve Su Ürn. Şb. Md.


"Koyun – Keçi Vebası ( PPR) Hastalık ilk defa 1942 yılında Batı Afrika (Fidişi Sahili) Ülkemizde ise 1992 yılında Mardin/Kızıltepe‟de tespit edilmiştir." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları