Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

ÇOCUKLUK İNSAN YAŞAMININ EN DEĞERLİ AŞAMALARINDAN BİRİDİR.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "ÇOCUKLUK İNSAN YAŞAMININ EN DEĞERLİ AŞAMALARINDAN BİRİDİR."— Sunum transkripti:

1 ÇOCUKLUK İNSAN YAŞAMININ EN DEĞERLİ AŞAMALARINDAN BİRİDİR.

2 NEDEN OKUL ÖNCESİ EĞİTİM?  Okul öncesi dönem insan hayatının en duyarlı dönemidir. Okul öncesi dönem çocukların fiziksel,sosyal,duygusal ve bilişsel gelişimlerinin en hızlı olduğu çağdır. Çocuğun okul öncesi eğitim kurumuna devam etmesi bu gelişmelerini daha da hızlandıracaktır

3 KURUMLARIN GÖREVİ NEDİR? KURUMLARIN GÖREVİ NEDİR?  Okul öncesi eğitim kurumlarının temel işlevi, çocuğun yeteneklerini uygun ortamlar sağlayarak ortaya çıkarmak ve geliştirmektir.  Okul öncesi eğitim kurumları çocukların tüm gelişimlerini sağlamayı ve onları hayata hazırlamayı amaçlamaktadır. Okul öncesi eğitim kurumları bu amaçları gerçekleştirebilecek fiziksel koşullar,eğitsel ortamlar,açık hava oyunlarına,personel ve programa sahip olmalıdır.

4 OKUL ÖNCESİ EĞİTİMİN ÖNEMİ  Günümüzde okul öncesi eğitim kurumlarının önemi hemen herkes tarafından kabul edilmektedir. Ancak, okul öncesi eğitim kurumlarının işlevini, çalışan annelerin çocuklarını bıraktıkları bir çeşit bakım kurumu gibi değerlendirerek açıklamak doğru değildir. Anneler çalışsın ya da çalışmasın, okul öncesi dönemdeki çocukların tümü, gelecekteki eğitim yaşantılarının ilk basamağında okul öncesi eğitim kurumlarından geçmelidirler

5 AMAÇ AMAÇ  Bu gün her alanda olduğu gibi okulöncesi eğitimde de amaç kaliteyi artırmaktır. Kalitede sürekli değişim ve gelişim temeldir. Okulöncesinde kalitede istenilen hedeflere ulaşılabilmesi için eğitim programlarının ve fiziksel mekanın çağın gereklerine uygun olarak düzenlenmesiyle mümkün olabilir.

6  Ancak çocuk tüm gelişimlerine ilişkin temel bilgi beceri, tutum ve alışkanlıkları ailede kazanmaktadır. Bu açıdan aile, çocuğun bakımı, gelişimi ve eğitiminden sorumlu başlıca kurum olma özelliği taşımaktadır. Aileden sonra, okul öncesi eğitim kurumları çocuğu toplumsal yaşama hazırlamada aileyi destekleyen kurumlar olarak sistem içinde yerlerini almaktadır

7 Bu doğrultuda, özellikle gelişmekte olan ülkelerde olduğu gibi Türkiye’de de okul öncesi eğitim kurumları, olumsuz çevresel koşullarda yaşayan dezavantajlı bölgelerdeki çocukların diğer çocuklara göre eksik yöndeki eğitim ihtiyaçlarını karşılamaktadır. Böylelikle onların ilköğretime mümkün olduğunca eşit koşullarda başlamalarını sağlamak konusunda önemli rol oynamaktadır (Kandır,2001)

8  Ancak erken çocukluk döneminde, çocukların herhangi bir kurum eğitiminden geçmesi değil, “nitelikli” eğitim hizmetlerinin sunulduğu bir kurum eğitiminden yararlanması son derece önemlidir.

9 Bir eğitim kurumunda kaliteyi belirleyen etmenler nelerdir?

10 1-Fiziksel donanım ve düzenleme

11 2-Tüm gelişim alanlarını destekleyen bir eğitim programı

12 3-Öğretmen & Çocuk İIetişimi

13 4-Ailenin eğitim programına katılımı

14 5-Eğitim programlarının değerlendirilmesi

15 EĞİTİM PROGRAMI   Çocuklar için en uygun eğitim yöntemi ile tekniklerin seçilmesi ve kullanılması, onların gelişim özelliklerinin iyi bilinmesi ile mümkün olacaktır. Bu nedenle okul öncesi eğitim kurumlarında "çocuk merkezli" okul öncesi eğitim programlarının onların eğitim ihtiyaçlarına en iyi şekilde cevap vereceği düşünülmektedir.   Çocukların yaş, gelişim düzeyi, ilgi ve ihtiyaçları, bireysel ayrıcalıkları ve çevresel faktörler dikkate alınarak onların gelişimlerini destekleyen "çocuk merkezli" eğitim programları hazırlanması ve uygulanması okul öncesi kurumların eğitim kalitesini belirleyen en önemli noktalardan birisidir.

16 Dünyada Uygulanmakta Olan Erken Çocukluk Eğitim Programları   High Scope Okul öncesi Eğitim Programı   Head Start Okulöncesi Eğitim Programı   Regio Emilia Okulöncesi Eğitim Programı   Maria Montessori Metodu   Open Education (Açık Öğrenme)(Açık Kapı) Modeli   AÇEP(Anne Çocuk Eğitim Programı)(Erken Destek Projesi)

17   Hazırlanan eğitim programı esnek, yeniliklere açık, çocuklarda yaratıcı düşünceyi, problem çözme becerilerini, olaylar arasında neden-sonuç ilişkisi kurabilme yeteneklerini, karar verme becerilerini vb. geliştiren hedefleri ve kazanılması beklenen hedef davranışları içermelidir.   Belirlenen hedef ve hedef davranışlara, ancak çocukları aktif kılan yani onlara "öğrenmeyi öğreten" bir eğitim programı ile başarılı bir şekilde ulaşılabilir.   Bunun gerçekleştirilebilmesi için, en önemli öğenin “Öğretmen” olduğu düşünülmektedir

18 ÖĞRETMEN   Öğretmenin en önemli işlevi, çocukların gelişim özelliklerini çok iyi bilmesi ve eğitim programlarını hazırlarken onların bireysel farklılıklarını dikkate almasıdır. Bu da öncelikle, çocuklara özgür bir eğitim ortamı hazırlamasıyla mümkün olabilir.   Öğretmen,çocukların özgürlüğünü kısmadan, onların gelişimlerini desteklemelidir. Öğretmen, alanı ile ilgili yeterli bilgiye ve anlayışa sahip olmalı, özellikle de çok iyi gözlemci olmalıdır.   Öğretmen ancak bu şekilde çocukları daha iyi tanıyarak, onların ruhsal sorunlarını ve davranış problemlerini erken tespit etme olanağı bulabilir. Böylelikle okul-aile ve gerektiğinde uzman kişi işbirliği ile bu problemlere çözüm bulmak kolaylaşmaktadır.

19   Kişiliğin temelinin atıldığı kritik bir dönem olarak adlandırılan okul öncesi yıllarda verilen eğitimin, tüm eğitim kademelerini, hatta tüm yaşamı etkilediği düşünüldüğünde bu dönemde verilen eğitimin önemi bir kat daha artmaktadır.   Okul öncesi dönem olarak kabul edilen 0-6 yaş çocuklarına olumlu ya da olumsuz anlamda verilenlerin, onları yetişkinlik yıllarında da etkileyeceği dikkate alındığında, bu dönemde verilen eğitimin gelecekteki toplum sağlığı açısından da ne kadar etkili olduğu gözden kaçırılmamalıdır.

20   Ülkemizde çocukların okul öncesi eğitim kurumlarına devam etmeleri yasal düzenlemelerle zorunlu tutulmasa da, çocuğun sağlıklı kişilik gelişimi açısından bunun, mutlaka gerekli olduğu bilinmelidir.   Bu açıdan tüm çocukların okul öncesi eğitim kurumlarından yararlanmaları konusunda daha duyarlı davranılması önemli görülmektedir.

21 OKUL ÖNCESİ EĞİTİM PROGRAMI Çocukların zihinsel ve kişilik gelişiminin %70'i 0- 6 yaş arasında tamamlanmaktadır. Bu süre içerisinde kazanılan davranış biçimleri,tüm yaşam boyunca devam etmektedir. Okulöncesi eğitim, tüm Avrupa ülkelerinde,hükümet programları ve yatırımların temel hedeflerini ve odak noktalarını oluşturmaktadır. Ülkemize bakıldığında ise bu konunun üzerinde yeterince durulmadığı ve önlemlerin yetersizliği dikkati çekmektedir. Rakam vermek gerekirse, okulöncesi eğitim oranı Avrupa ülkelerinde (örneğin, Fransa ve İsveç'te) %100'lere varmakta olup, ülkemizde ise ancak %15'tir.

22 DESTEK   Avrupa Birliğine girme çabası içerisinde olduğumuz şu günlerde, çağdaşlığa giden yolun ancak çocukların eğitimi ile sağlanabileceği gözönünde tutulmalı, yatırım hedefleri saptanırken, çocukların eğitim gereksiniminin, doğumdan başlayarak karşılanması gereksinimi öncelikle ele alınmalıdır. Bu hedefe ulaşmak için bir an önce okulöncesi eğitimin önemine ilişkin kampanyalarla, kamuyu bilgilendirmek ve oluşan kamuoyu ile siyasi kararlar alınmasını sağlamak gerekmektedir

23   Siyasi otoriteler, okul çağı çocuklarımızın sayısal değerini verirken 15 milyon olarak belirtmektedirler. Oysa, eğitim yaşında 4,5milyon 3-6 yaş arası çocuk bulunmaktadır. Bu rakamın 20milyon olarak ifadesi sağlandığında ve Milli Eğitim Bakanlığı bütçesi içerisinde okulöncesi çağı çocukları için ayrılan pay, okulöncesi çocuk nüfusu oranında arttırıldığında, okul öncesi eğitimin öneminin kavrandığı belli olacaktır.

24   3-6 yaş arası bilimsel olarak eğitim yaşıdır. Bu yaş gurubundaki tüm çocukların Anayasa'nın 42. Maddesinde belirtilen eğitim hakkından yararlanabilmeleri için okulöncesi eğitim kurumlarının yeterli sayıya çıkarılması konusunda çalışmalar hızlandırılmalı, özel yatırımcılar kredilendirilmeli ve desteklenmelidir.Yapılan araştırmalara göre, okulöncesi eğitim alan çocuklar ilkokulda okuma yazmayı, bu eğitimi almayan çocuklardan %100 daha hızlı öğrenmekte ve bu öğrenme hızı yaşam boyu sürmektedir. Öğrenmenin %80'i okuma yolu ile olduğundan, çocuğun kitapla erken yaşta tanışması onun öğrenme hızını çok etkilemektedir. Burada da okulöncesi eğitimde kitapların önemi açıkça görülmektedir.

25 DURUM!  Ülkemizde 0-6 yaş grubunda 8.5 milyon çocuk bulunmakta ve bu çocukların % 30'unu 5-6 yaş grubu çocukları oluşturmaktadır. Okulöncesi eğitimde halen %10 olan okullaşma oranının 2000’li yılların sonlarında %16'ya çıkarılması hedeflenmektedir (www.meb.gov.tr ).

26 ARAŞTIRMALAR NELER DİYOR?  Yenisor (1989) “Yuvanın Dil Gelişimi Üzerinde Etkisi” ni incelediği araştırmasında ev ve yuva grubundaki çocuklarla ayrı ayrı çalışmıştır. Araştırmasında yuvada ve evde büyüyen çocukların dil gelişimlerini karşılaştırmış ve çocukların her iki grupta yaş, cinsiyet, zekâ düzeyi sosyo- ekonomik düzey, annelerin eğitimleri ve kardeş durumları yönünden farklı olmadığı halde yuva çocuklarının dil gelişim testlerinden daha yüksek puan aldığını bulmuştur.

27 Caferoğlu (1991) “Anaokuluna Devam Eden 3–4–5 Yaş Çocuklarının Renk ve Büyüklük Kavramlarının Kavram Bilgisi ve Sözel İfade Yönünden Karşılaştırmalı Olarak İncelenmesi” konulu araştırmasında, renk ve büyüklük bilgisinin kavranmasında çocukların ve verilen destekleyici eğitimin bir etkisi olup olmadığına bakmış, yaşın ve eğitimin çok önemli bir faktör olduğunu ortaya koymuştur. Ayrıca araştırma sonucunda kavram gelişimi ile dil gelişiminin direkt ilgisi olduğu ve bu ilginin yaşla kademeli bir artış göstererek özellikle 5 yaşında kesinlik kazandığını bulmuştur

28 Bumin (1993) de yaptığı “Anaokulu Eğitimi Alan ve Almayan Aylık Çocukların Sayı Kavramlarındaki Başarı Düzeylerinin Cinsiyete Göre Karşılaştırmalı Olarak İncelenmesi” konulu araştırmasında, anaokulu eğitimi alan kız çocuklarının anaokulu eğitimi almayan kız çocuklarına göre daha başarılı oldukları sonucunu bulmuştur.Bumin araştırmasında anaokulu eğitimi alan çocuklarının eğitim almayan çocuklara göre test yönergesini algılamaları yönünden karşılaştırıldıklarında daha başarılı oldukları, anaokulu eğitimi alıp almamanın algılamayı etkileyen bir faktör olduğunu bulmuştur.

29  Temiz (2002). “Okul öncesi Eğitimin Çocuğun Dil Gelişimine Olan Etkisini İncelediği” araştırmasında 3 yaş grubundan 20 çocuğu deney grubuna 20 çocuğu da kontrol grubuna almıştır. Araştırmacı çocukların dil gelişim düzeyini saptamak üzere deney ve kontrol grubuna anaokuluna başladığı ilk hafta Peabody resim kelime testi ön test olarak uygulamış aynı testi anaokulunun son haftası her iki gruba da son test olarak uygulamıştır. Sonuçta deney grubundaki çocukların dil gelişim düzeyinin kontrol grubundaki çocuklara oranla anlamlı bir farklılık gösterdiğini, anaokulu eğitiminin dil gelişiminde çok önemli etkisi olduğu sonucunu bulmuştur

30  Taner (2003) “Okul öncesi Eğitim Alan ve Almayan Farklı Sosyo-Ekonomik Düzeylerdeki İlköğretim Birinci Sınıf Öğrencilerinin Dil Gelişimlerinin Karşılaştırılması” konulu araştırmasında 120 kız ve 120 erkek olmak üzere toplam 240 öğrenciye dil gelişimini ölçmek için Peabody resim kelime testi uygulanmıştır. Araştırma sonucuna göre, okul öncesi eğitim alan öğrencilerin okul öncesi eğitim almayanlara oranla dil gelişimlerinde daha başarılı olduğu sonucunu buldu.

31 YURT DIŞINDAN ÖRNEKLER  Pagani ve arkadaşları (2003) Anaokulu Eğitiminin Çocukların Davranış Gelişimine Ve Düşünme Becerilerine Olan Etkisini incelemişlerdir. Çalışmaya 3837 Kanada ailesinden 4828 çocuk alınmıştır. Çocuklar hakkındaki bilgi hem öğretmeninden hem de o çocuk hakkında en çok bilgi sahibi olan kişiden (öz anne, üvey anne ve ya bakıcı) ayrı ayrı alınmıştır. Bu iki ayrı kaynaktan alınan veriler istatiksel olarak analiz edilmiş ve sonuçlar birbiriyle kıyaslanmıştır çocuğu en iyi bilen kişi olarak öz anneleri seçilirken 363 çocuğun ki öz babaları olmuştur. Diğer kalan çocuklarınki ise üvey anne ve ya babaları olmuştur. Yapılan anketler ve gözlemler sonucunda şu bulgular elde edilmiştir;

32  Anaokulu alan çocukların davranışları almayan çocuklara oranla daha düzenlidir  Sorumluluk bilinci açısından anaokulu eğitimi alan çocuklar almayanlara göre daha iyi durumdadır.  Kavram öğrenimi bakımından Kızlar ver erkekler arasında herhangi bir anlamlı farkına rastlanmamıştır  Düşünme becerileri bakımından anaokulu eğitimi alan çocukların daha az zamanda ve daha çabuk sorulara cevap verdikleri buna karşılık anaokulu eğitimi almayan çocukların cevaplarının daha geleneksel olduğu, farklı çözüm yolu kullanmakta diğerleri kadar atak olmadıkları tespit edilmiştir.  Çocuklarda yaş ilerledikçe sosyalleşme isteğinde olumlu bir artış gözlenirken sosyalleşme oranında kızlarla erkekler arasında kızların lehine anlamlı bir fark bulunmuştur.

33  Aunolo ve ark. (2004) Okul Öncesi Dönemden İlkokul 2. Sınıfa Kadarki Dönemde Matematik Performansının incelendiği” araştırmada, 194 Fillandiyali çocuk matematik performanslarına göre her yıl iki kez olmak üzere üç yıllık bir dönemde toplam 6 kez incelenmiştir. Sayma yeteneği, görsel dikkat, soyut bilgi ve dinleme analizi gibi edinilmiş kavramlar test edilmiştir. Sonuçta matematik performansı zaman içinde artan bir değişiklilik göstermektedir. araştırmada matematik yeteneğine okul öncesi dönemde sahip olan çocukların diğerlerine oranla daha iyi bir performans gösterdikleri ve matematikle daha ilgili oldukları sonucu ortaya çıkmıştır

34  Taiwo.Tyolob (2002) Botswana da “Okul öncesi Eğitimin Akademik Başarıya Olan Etkisinin İncelendiği” bir araştırmada akademik performans ile okul öncesi eğitim arasında doğrudan bir ilişki olup olmadığına bakıldı. Okul öncesi eğitim almış ve almamış 120 tane ilkokul birinci sınıf öğrencileri arasında matematik dersleri açısından göstermiş oldukları performanslar karşılaştırıldı. Bu araştırmaya ayrıca 20 tane de ilkokul öğretmeni katıldı. Denek olarak seçilen çocuklara tek tek 20 dakika süren bir test uygulandı. Öğretmelerin ise çalışma konusu hakkındaki görüşleri anket yapılarak alındı. ve sonuçta; okul öncesi eğitim deneyimine sahip olan öğrenciler okul öncesi deneyimi olmayan öğrencilere nazaran matematik ve fen alanlarında daha iyi bir performans sergiledikleri sonucu bulundu b

35 SONUÇ!  Tüm bu araştırmalar göstermektedir ki erken çocukluk eğitimi alan bireylerin akademik başarıları, eğitim almayanlardan daha yüksek olmakta ve akademik başarı ise hayat başarısını olumlu yönde etkilemektedir! O zaman biz çocuklarımızın etkili ve kaliteli bir eğitim süreci içinden geçmesi için nitelikli okulöncesi personeli ve kaliteli eğitim ortamları hazırlamakla ve bu eğitimi etik davranış kuralları çerçevesinde onlara sunmakla yükümlüyüz.

36 ETİK DAVRANIŞ KURALLARI NEDİR?  Ulusal Çocuk Eğitimi Birliği (NAEC), küçük çocuklarla çalışan kişilerin verdiği bir çok günlük kararın etik olduğunu kabul etmektedir. Etik davranış kuralları, sorumlu davranış biçimlerinin ilkelerini belirler.

37 Çocuklara Karşı Etik Davranış Sorumlulukları Nelerdir?  Bu dönemde yetişkinlerin en önemli sorumluluğu çocuklara güvenli,sağlıklı,geliştirici ve duyarlı ortamlar sağlamaktır. Yetişkinler kendilerini çocukların gelişimini desteklemeye, bireysel farklılıklara saygı göstermeye,öğrenmede çocuklara yardım etmeye,sağlıklı olmaları için gereken önlemleri almaya, kendilerinin farkında olmalarını sağlamaya ve kendi değerlerini bilme gibi özelliklerini geliştirmeye adarlar.

38 İDEALLER  Bilgileri sürekli güncel tutmak  Program uygulamalarını çocuk gelişimi alanındaki bilgilere dayandırmak  Her çocuğun özgünlüğünün ve potansiyelinin farkında olmak ve saygı göstermek  Çocukların zedelenebilirliğini önemsemek

39  Çocukların sosyal,duygusal, zihinsel ve fiziksel gelişimlerini destekleyen, onların onur ve katkılarına saygı gösteren, güvenli ve sağlıklı ortamları yaratmak ve sürdürmek  Her çocuğun, erken çocukluk eğitimi programları kapsamında oynama ve öğrenme hakkını bütünüyle desteklemek  Engelli çocukların uygun destek hizmetlerine ulaşmalarını sağlamak.

40 İLKELER  Her şeyden önce çocuklara zarar verilmemelidir. Çocuklara karşı saygısız, onur kırıcı, tehlikeli, sömürücü, sindirici,, duygusal olarak yaralayıcı ya da fiziksel olarak zarar verici uygulamaların içinde yer alınmamalıdır. Bu ilke diğer bütün ilkelerden daha önceliklidir.

41  Haklarından yoksun bırakmak, özel ayrıcalıklar vermek ya da onları program ve etkinliklerden ırk, etnik köken, din, cinsiyet, dil,yetenek ya da ebeveynlerinin statü, davranış ya da inançları nedeniyle çıkartmak yoluyla ayrımcılık yapan uygulamaların içinde yer alınmamalıdır.

42  Bir çocukla ilgili alınacak kararlara bu konuda bilgi sahibi tüm kişiler (çalışanlar ve anne-babalar) katılmalıdır.

43  Her çocuğun programdan yararlanma potansiyelini en üst düzeye çıkarmak için öğrenme yöntemlerinde, öğrenme ortamında ve programlarda gerekli değişiklikler yapılmalı, ailesiyle görüşülmeli,uzmanlardan öneriler alınmalıdır. Çocuk hala programdan yararlanamıyorsa ya da diğer çocukların programdan yararlanma yeteneğini riske sokuyorsa gereksinimlerini belirlemek için ailesi ve uzmanlarla iletişim kurulmalı, bu gereksinimleri en uygun şekilde karşılamak için gerekli ortam ve hizmetler belirlenmelidir.

44  Çocuklara yönelik tüm istismar ve ihmal belirtileri tanınmalıdır. Çocukları istismardan ve ihmalden koruyan kanunlar ve toplumsal kurallar bilinmeli ve izlenmelidir.  İstismar ya da ihmalden şüphelenmek için anlamlı nedenler varsa, durum ilgili kuruluşa bildirilmeli ve uygun önlemlerin alınması sağlanmalıdır.  Çocukların sağlığına ya da güvenliğini tehlikeye düşüren bir uygulama ya da durumun farkına varıldığında, durumu düzeltebilecek kişilere haber vermek ahlaki bir sorumluluk gereğidir.

45 AİLELERE KARŞI ETİK SORUMLULUKLAR  Çocuğun gelişimini ilerletmek için ev ve okul arasında işbirliği oluşturmak birincil sorumluktur

46  Ailelerle karşılıklı güvene dayanan ilişkiler geliştirilmelidir.  Her ailenin saygınlığına, kültürüne,diline,geleneklerine ve inançlarına saygı gösterilmelidir.  Ailelerin çocuk yetiştirmeleriyle ilgili değerlerine ve kendi çocuklarıyla ilgili karar verme haklarına saygı gösterilmelidir.

47  Ailelerin çocuklarının sınıflarına ya da program ortamına girmeleri engellenmemelidir.  Ailelere programın felsefesi, politikaları ve personelin nitelikleri hakkında bilgi verilmelidir.  Aileler izlenecek politikalar konusunda bilgilendirilmeli ve uygun durumlarda alınacak kararlara katılmaları sağlanmalıdır.  Aileler çocuklarını etkileyecek önemli kararlara mutlaka katılmalıdır.


"ÇOCUKLUK İNSAN YAŞAMININ EN DEĞERLİ AŞAMALARINDAN BİRİDİR." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları