Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

KAYSERİDE YASANMIS POLIS KAYITLARINA GEÇEN GERCEK BIR HIKAYE Hırsızın biri, bir evin Çatısına Çıkmış ve anten kablosunu kesmiş. Evin reisi de tam TV'ye.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "KAYSERİDE YASANMIS POLIS KAYITLARINA GEÇEN GERCEK BIR HIKAYE Hırsızın biri, bir evin Çatısına Çıkmış ve anten kablosunu kesmiş. Evin reisi de tam TV'ye."— Sunum transkripti:

1 KAYSERİDE YASANMIS POLIS KAYITLARINA GEÇEN GERCEK BIR HIKAYE Hırsızın biri, bir evin Çatısına Çıkmış ve anten kablosunu kesmiş. Evin reisi de tam TV'ye dalmışken yayın kesilince televizyonunu biraz kurcalamış, Bozuldu herhalde "diyerek yatmış. Ertesi gün adam ise gittikten sonra hırsız kapıyı açıp adamın karısına,Yenge, beni abi gönderdi, televizyon bozuk, alin da bir bakin dedi" demiş. Saf kadıncağız da televizyonu vermiş. Aksam adam eve gelip de televizyonu görememiş ve karısından olayı öğrenince dumura Uğramış tabii. O hafta sonu balkonda keyif yaparlarken bizim hırsız aşağıdan islik çala çala onlara bakarak sokaktan geçmiş. ARAŞTIRMA & KAYNAK : Erol ESEN HAZIRLAYAN: M. Zekeriya KORKMAZ

2 KAYSERİDE YASANMIS POLIS KAYITLARINA GEÇEN GERCEK BIR HIKAYE Kadın hırsızı tanımış ve Bak bey! Televizyonu çalan adam iste buydu!!" demiş. Adam bunu duyunca pijamalarla adamı kovalamaya başlamış. 5 dakika sonra diğer hırsız adamın evine gelip, karısına Yenge, ben polisim, abi hırsızı yakaladı. Simdi karakoldalar. Pantolonuyla, cüzdanını istiyor." demiş ve kadın da vermiş normal olarak. Adam hırsızı uzun bir saat kovaladıktan sonra kan ter içinde eve dönmüş... VEEE KADINA ……TEŞEKKÜR ETMİŞ…. ARAŞTIRMA & KAYNAK : Erol ESEN HAZIRLAYAN: M. Zekeriya KORKMAZ

3 PADİŞAH VE İHTİYAR Çok soğuk bir kış günü padişah, tebdil'i kıyafet gezmeye karar vermiş. Yanına baş vezirini alıp yola çıkmış. Bir dere kenarında çalışan yaşlı bir adam görmüşler. Adam elindeki derileri suya sokup, döverek tabaklıyormuş. Padişah, ihtiyarı selamlamış. " Selamünaleyküm ey pir'i fani..." " Aleykümselam ey serdar'i cihan..." Padişah sormuş. " Altılarda ne yaptın ?"

4 ARAŞTIRMA & KAYNAK : Erol ESEN HAZIRLAYAN: M. Zekeriya KORKMAZ " Altıya altı katmayınca, otuz ikiye yetmiyor..." Padişah gene sormuş. " Geceleri kalkmadın mi ?" " Kalktık. Lakin, ellere yaradı." Padişah gülmüş: " Bir kaz göndersem yolar mısın ?" " Hem de cıyaklatmadan..." Padişahla başvezir adamın yanından ayrılıp yola koyulmuşlar. PADİŞAH VE İHTİYAR

5 ARAŞTIRMA & KAYNAK : Erol ESEN HAZIRLAYAN: M. Zekeriya KORKMAZ Padişah başvezire dönmüş: " Ne konuştuğumuzu anladın mı ?" " Hayır padişahım..." Padişah sinirlenmiş. " Bu akşama kadar ne konuştuğumuzu anlamazsan kelleni alırım." Korkuya kapılan başvezir, padişahı saraya bıraktıktan sonra telaşla dere kenarına dönmüş. Bakmış adam hala orada çalışıyor.. PADİŞAH VE İHTİYAR

6 ARAŞTIRMA & KAYNAK : Erol ESEN HAZIRLAYAN: M. Zekeriya KORKMAZ " Ne konuştunuz siz padişahla..." Adam, başveziri şöyle bir süzmüş. " Kusura bakma. Bedava söyleyemem. Ver bir yüz altın söyleyeyim.." Başvezir, yüz altın vermiş. " Sen padişahı, serdar'ı cihan, diye selamladın. Nasıl anladın padişah olduğunu?" " Ben dericiyim. Onun sırtındaki kürkü padişahtan başkası giyemezdi." Vezir kafasını kaşımış. PADİŞAH VE İHTİYAR

7 ARAŞTIRMA & KAYNAK : Erol ESEN HAZIRLAYAN: M. Zekeriya KORKMAZ " Peki, altılara altı katmayınca, otuz ikiye yetmiyor ne demek." Adam, bu soruya cevap vermek için de bir yüz altın daha almış. " Padişah, altı aylık yaz döneminde çalışmadın mı ki, kış günü çalışıyorsun, diye sordu. Ben de, yalnızca altı ay yaz değil, altı ay da kış çalışmazsak, yemek bulamıyoruz dedim." PADİŞAH VE İHTİYAR

8 ARAŞTIRMA & KAYNAK : Erol ESEN HAZIRLAYAN: M. Zekeriya KORKMAZ Vezir bir soru daha sormuş... " Geceleri kalkmadın mı ne demek ?" Adam bir yüz altın daha almış. " Çocukların yok mu diye sordu. Var, ama hepsi kız. Evlendiler, başkasına yaradılar, dedim." Vezir gene kafasını sallamış. " Bir de kaz gönderirsem dedi, o ne demek..." Adam gülmüş. PADİŞAH VE İHTİYAR

9 ARAŞTIRMA & KAYNAK : Erol ESEN HAZIRLAYAN: M. Zekeriya KORKMAZ

10 Bir ormanda iki kişi ağaç kesiyormuş. Birinci adam; sabahları erkenden kalkıyor, ağaç kesmeye başlıyormuş, bir ağaç devrilirken hemen diğerine geçiyormuş. Gün boyu ne dinleniyor ne öğle yemeği için kendine vakit ayırıyormuş. Akşamları da arkadaşından bir kaç saat sonra ağaç kesmeyi bırakıyormuş. İkinci adam ise ; arada bir dinleniyor ve hava kararmaya başladığında eve dönüyormuş. Bir hafta boyunca bu tempoda çalıştıktan sonra ne kadar ağaç kestiklerini saymaya başlamışlar. Sonuç: İkinci adam çok daha fazla ağaç kesmiş. Birinci adam öfkelenmiş: “Bu nasıl olabilir? Ben daha çok çalıştım. Senden daha erken işe başladım, senden daha geç bitirdim. Ama sen daha fazla ağaç kestin. Bu işin sırrı nedir?” diye ona çıkışmış. ARAŞTIRMA & KAYNAK : Erol ESEN HAZIRLAYAN: M. Zekeriya KORKMAZ KENDİMİZİ GELİŞTİRMEK “BALTANIN GÜCÜ”

11 KENDİMİZİ GELİŞTİRMEK “BALTANIN GÜCÜ” İkinci adam yüzünde tebessümle yanıt vermiş: “ Ortada bir sır yok.. Sen durmaksızın çalışırken, ben arada bir dinlenip baltamı biliyordum. Keskin baltayla, daha az çabayla daha çok ağaç kesilir. ARAŞTIRMA & KAYNAK : Erol ESEN HAZIRLAYAN: M. Zekeriya KORKMAZ

12 Delhi’deki ünlü bir tapınakta Sokrat’ın Şu sözü yer alır: “İnsan Kendini Tanı.” Kendini tanımak, şu anda olduğumuz noktayla olmak istediğimiz nokta arasındaki yoldur.Delhi’deki ünlü bir tapınakta Sokrat’ın Şu sözü yer alır: “İnsan Kendini Tanı.” Kendini tanımak, şu anda olduğumuz noktayla olmak istediğimiz nokta arasındaki yoldur. Kendini tanımak, kendimizi nasıl gördüğümüz ile başkalarının bizi nasıl gördüğü arasında fark olmaması anlamına gelir.Kendini tanımak, kendimizi nasıl gördüğümüz ile başkalarının bizi nasıl gördüğü arasında fark olmaması anlamına gelir. Bireysel ve iş yaşamımızda başarılı, mutlu ve doyumlu olmak istiyorsak, baltamızı bilemek için kendimize zaman ayırmalıyız. Bireysel ve iş yaşamımızda başarılı, mutlu ve doyumlu olmak istiyorsak, baltamızı bilemek için kendimize zaman ayırmalıyız.

13 “Baltamızı Bilemek, Kendimizi geliştirmek, Kendimize zaman ayırıp, yaşamımızı objektif bir bakışla gözden geçirmektir. Zayıf bulduğumuz alanlarımızı geliştirmek için Çaba göstermektir. Bu, zihnimizin, ruhumuzun, karakterimizin güçlenmesi için olmazsa olmaz bir koşuldur. ARAŞTIRMA & KAYNAK : Erol ESEN HAZIRLAYAN: M. Zekeriya KORKMAZ

14 Aşağıdaki gerçek hikâye Kellog Business School'da (Northwestern Üniversitesi) Is İdaresi mastır öğrencileri ile Zaman Yönetimi dersi profesörü arasında geçer... Profesör sınıfa girip karsısında duran dünyanın en seçilmiş öğrencilerine kısa bir süre baktıktan sonra, "Bugün Zaman Yönetimi konusunda deneyle karışık bir sınav yapacağız" dedi. Kürsüye yürüdü, kürsünün altından kocaman bir kavanoz çıkarttı. Arkadan, kürsünün altından bir düzine yumruk büyüklüğünde tas aldı ve taşları büyük bir dikkatle kavanozun içine yerleştirmeye başladı. Kavanozun daha başka tas almayacağına emin olduktan sonra öğrencilerine döndü ve "Bu kavanoz doldu mu?" diye sordu. Öğrenciler hep bir ağızdan "Doldu" diye cevapladılar. ARAŞTIRMA & KAYNAK : Erol ESEN HAZIRLAYAN: M. Zekeriya KORKMAZ Zaman Yönetimi

15 Profesör "Öyle mi?" dedi ve kürsünün altına eğilerek bir kova mıcır çıkarttı. Mıcırı kavanozun ağzından yavaş yavaş döktü. Sonra kavanozu sallayarak mıcırın taşların arasına yerleşmesini sağladı. Sonra öğrencilerine dönerek bir kez daha "Bu kavanoz doldu mu?" diye sordu. Bir öğrenci "Dolmadı herhâlde" diye cevap verdi. Doğru" dedi profesör ve gene kürsünün altına eğilerek bir kova kum aldı ve yavaş yavaş tüm kum taneleri taslarla mıcırların arasına nüfuz edene kadar döktü. Gene öğrencilerine döndü ve "Bu kavanoz doldu mu?" diye sordu. Tüm sınıftakiler bir ağızdan "Hayır" diye bağırdılar. "Güzel" dedi profesör ve kürsünün altına eğilerek bir sürahi su aldı ve kavanoz ağzına kadar doluncaya dek suyu boşalttı. ARAŞTIRMA & KAYNAK : Erol ESEN HAZIRLAYAN: M. Zekeriya KORKMAZ Zaman Yönetimi

16 Sonra öğrencilerine dönerek "Bu deneyin amacı neydi" diye sordu. Uyanık bir öğrenci hemen "Zamanımız ne kadar dolu görünürse görünsün, daha ayırabileceğimiz zamanımız mutlaka vardır" diye atladı. "Hayır" dedi profesör, "bu deneyin esas anlatmak istediği eğer büyük taşları bastan yerleştirmezseniz küçükler girdikten sonra büyükleri hiç bir zaman kavanozun içine koyamazsınız" gerçeğidir". Öğrenciler şaşkınlık içinde birbirlerine bakarken profesör devam etti: "Nedir hayatınızdaki büyük taşlar? Çocuklarınız, eşiniz, sevdikleriniz, arkadaşlarınız, eğitiminiz, hayâlleriniz, sağlığınız, bir eser yaratmak, başkalarına faydalı olmak, onlara bir şey öğretmek! Büyük taşlarınız belki bunlardan birisi, belki bir kaçı, belki hepsi. Bu aksam uykuya yatmadan önce iyice düşünün ve sizin büyük taşlarınız hangileridir iyi karar verin. Bilin ki büyük taşlarınızı kavanoza ilk olarak yerleştirmezseniz hiç bir zaman bir daha koyamazsınız, o zaman da ne kendinize, ne de çalıştığınız kuruma, ne de ülkenize faydalı olursunuz. Bu da iyi bir is adamı, gerçekte de iyi bir adam olamayacağınızı gösterir" Profesör, ders bittiği hâlde konuşmadan oturan öğrencileri sınıfta bırakarak çıktı gitti... ARAŞTIRMA & KAYNAK : Erol ESEN HAZIRLAYAN: M. Zekeriya KORKMAZ Zaman Yönetimi


"KAYSERİDE YASANMIS POLIS KAYITLARINA GEÇEN GERCEK BIR HIKAYE Hırsızın biri, bir evin Çatısına Çıkmış ve anten kablosunu kesmiş. Evin reisi de tam TV'ye." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları