Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

İ NT İ HAR. İntihar davranışı ruh sağlığı alanında tanınması anlaşılması ve önlenmesi büyük önem taşıyan bir konudur. Zorlayıcı yaşam konularına tepki.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "İ NT İ HAR. İntihar davranışı ruh sağlığı alanında tanınması anlaşılması ve önlenmesi büyük önem taşıyan bir konudur. Zorlayıcı yaşam konularına tepki."— Sunum transkripti:

1 İ NT İ HAR

2 İntihar davranışı ruh sağlığı alanında tanınması anlaşılması ve önlenmesi büyük önem taşıyan bir konudur. Zorlayıcı yaşam konularına tepki veren normal kişilerden ağır ruhsal bozukluğu olan hastalara kadar geniş bir yelpazede görülebilmektedir. intihar İ NT İ HAR DAVRANI Ş I Kişinin istemli olarak yaşamına son vermesi olan intihar davranışı psikiyatride anoreksiyo nevrozayla beraber ölümle sonuçlanan iki durumdan birisidir. Kişinin öz benliğine yönelmiş bir saldırganlık halidir. Ruh sağlığı profesyonelleri için birinci dereceden müdahaleyi gerektiren ACİL bir durumdur.

3 Bazı insanlar hayatlarının hiçbir evresinde eyleme dökülmemiş intihar düşüncelerine sahiptirler.Bazıları eylemden önce günler, aylar hatta yıllarca plan yaparlar.Kimileri de herhangi bir ön düşünme vaya tasarlama olmaksızın impulsifbir şekilde intihar eylemini gerçekleştirip, yaşamlarına son verirler. Bu bağlamda intiharlar bir düşünce, bir girişim yada ölümle sonuçlanmış bir davranış olarak ortaya çıkar. İntihardan ‘ bir dikkat çekme davranışı ’ olarak söz etmek son derece yanlış bir değerlendirme olacaktır.Bu hüküm veren, aşağılayıcı bir yaklaşımdır.

4 İntihardan bir dikkat etme davranışı olarak söz etmek altta yatan riskin önemsenmemesine yol açar.Bireylerdeki kendine zarar veren davranışların yanlış etiketlenmesine ve böylelikle gözden kaçırılmasına neden olur.İntihar girişiminde bulunan kişi gerçekten ölmek arzusunda olabileceği gibi, bu davranışı ile acısını, çaresizliğini ve umutsuzluğunu dile getirmek amacını da gütmüş olabilir.Bu yönleri ile intiharı kişinin yardım çağrısı olarak değerlendirmek mümkündür Son olarak intiharlar ölen kişiyi tedavi etmekte olan hekime bıraktığı duygusal yük yanı sıra, sevdiği birini, bir yakınını kaybedenlerin yaşamlarına bıraktığı yıpratıcı miras yönünden de ele alınıp, değerlendirilmelidir(Geride kalanlar)

5 Tarihsel, sosyolojik, kültürel, epidemiyolojik, biyolojik, genetik, psikolojik, felsefi, dinsel, ekonomik varoluşçu, v.b boyutları olan intiharlar konusunda hiç göz ardı edilemeyecek olan, intiharların genellikle başta depresyon olmak üzere bir ruhsal bozukluğun sonucu olduğu, psikolojik ve psikofarmakolojik tedaviye yanıt verdiğidir. İNTİHAR DAVRANIŞI ile KARŞILAŞMA İ NT İ HAR DÜ Ş ÜNCELER İ TEKRARLAYAN İ NT İ HAR G İ R İŞİ MLER İ İ NT İ HAR G İ R İŞİ MLER İ

6 İNTİHAR DÜŞÜNCELERİ Bazı depresif hastalar, içinde bulundukları öznel ümitsizlik ve sıkıntı içinde çaresiz, kendilerini de ürküten kontrol kaybından korktukları, intihar düşünceleri ile başvurabilirler. Bu vakalar duygularını ufak bi teşfikle açıklarlar. Dertlerine çare bulmak için isteklidirler. Bazı hastalar ufak tefek bedensel sorunlarla başvuruda bulunurlar. Depresif durumları belirgin olmayabilir. Sıkıntılarını açıklayamazlar, hastanın nesnel objektif bulgular ile açıklanmayan bir sorunu olduğu farkedilir. Bazen kısa zaman aralıkları ile acil servise tekrar tekrar gelirler. Bu bir yardım arayışıdır. Çoğunlukla durum anlaşılamaz ve hasta somatik yakınmaları için verilen ilaçlarla intihar eder.

7 İNTİHAR DÜŞÜNCELERİ İntihar girişimleri ile genellikle acil serviste karşılaşılır. Hasta bileklerini kesmiş, yüksek dozda ilaç içmiş yada bir başka şekilde kendini öldürme girişiminde bulunmuştur. Bu sırada durumları açıklık kazanıncaya kadar dikkatle gözlenmeleri gerekir. Her an ikinci bir girişimde bulunabilirler. Bu risk acil servisten ayrılıncaya kadar devam eder. Bu hastalar kendilerini öldürmeye teşebbüs ettiklerini açıkça söylerler. Ancak intihar girişiminde bulunan her hasta böyle açık sözlü davranmaz. Bazen olayı önemsiz bir kaza gibi gösterme yoluna gidebilir. Bazen de inkar yoluna sapar. Bu nedenle kuşku uyandıran kazalarda intihar olasılığı mutlaka düşünülmelidir. Bazen hasta bilinç dışı kendine yönelik yıkıcı dürtülerin farkında değildir. Bu tür hastalar tanınmaları zor olduğu için daha tehlikelidir. Bazen de saldırgan, homisidal gibi görünürler. Aslında başkalarının kendisini öldürmeleri için kışkırtan bir davranış içindedirler.

8 TEKRARLAYAN İNTİHAR GİRİŞİMLERİ Bazı hastalar tekrarlayan intihar girişimleri ile sık sık acil servise getirilirler. Bazı hastalarda acil servisi sık sık telefonla arayarak görevlileri intihar düşüncelerinden haberdar ederler. Bu paylaşma intihar davranışı ile aynı anlama gelir ve hastayı rahatlatır. Ancak tekrarlayan başvurular ilgililerde frustasyon ve hostilite uyandırır. Kabul görmeyen hatta açıkça reddeden tutumlara yol açar. Bunlar büyük risk taşıyan gruptur. Sonunda isteyerek, kazara yada dürtüsel bir atakla kendilerini öldürürler. Bu nedenle bu tür hastalar için dikkatli bir değerlendirme zorunludur.

9 EPİDEMİYOLOJİ İntiharlarda konunun gizlenen boyutu nedeni ile sayısal değerlerde daima gerçeğin altında bildirimler olduğunu unutmamak gerekir.DSÖ’nün 2000 yılına uyarlanmış değerleri çerçevesinde;  Litvanya de 45.6 ile en yüksek orana sahip ülke olarak gündeme gelmektedir. Bu oran USA’da 11.9, Rusya’da 41.5, Çin’de 16.1, Japonya’da 16.8’dir. Avrapa’da intihar kemeri olarak isimlendirilen ülkeler içinde yer alan Fillandiya’da 33.8, Almanya’da 22.6, Macaristan’da 32.9’dur. Bu değerler İspanya, İtalya, Mısır ve Türkiye gibi akdeniz ülkelerinde ise %10’un altında oranlardadır.  Genel anlamda tüm dünyada, Çin dışında, erkek intiharları kadın intiharlarının üstündedir. Bu sayısal değerlerde ve oranlarda da değişmez. Ancak batılı ülkelerde bu farkın giderek azaldığı gözlenmektedir.  İntiharların erkeklerde ve kadınlarda yaş grubunda pik yaptığı görülmektedir. Genel anlamda son 50 yılda intihar olgularının gençlere doğru kayışı kaygı verici bir gidiş olarak düşünülmektedir.

10 Ülkemizde intiharlar 1962 ‘den beri TÜİK(Türkiye İstatistik Kurumu) tarafından tüm yerleşim yerlerinde derlenmektedir. 1974’den beri de yılda bir yayımlanan bir kitapçık olarak basılmaktadır. TÜİK verilerine göre 2005 itibariyle 2703 kişi intihar ederek yaşamına son vermiştir. Bunun 1740’ı erkek ve 963’ü kadındır. İntihar oranı % olarak belirlenmiştir. Ancak 15 yaş altı nufüs çıkarılarak yapılacak hesaplamada bu oranın daha yüksek olacağı açıktır. Bölgeler dikkate alındığında en yüksek intihar oranı % ile Ege Bölgesine aiittir. Türkiye’de illere göre dağılıma kısaca bakacak olursak en başta Muğla takip eden Tunceli olarak takip etmektedir. Kadın intiharları erkek intiharlarının altındadır. Fark 787’dir. Bu da erkek intiharlarının ortalama 1.5 kat fazla olduğunu göstermektedir.

11 Yaş faktörü ele alındığında intiharın yayılma gösterdiği yaş grubu yaş aralığıdır. İkinci ağırlık yaş grubu ile devam etmektedir. 30 yaştan 75 ve üstündeki yaşa doğru düşerek devam eden değerler şeklindedir. Cinsiyet dikkate alındığında 30 yaşa kadar kadın intiharları öne çıkarken 30 yaştan sonra erkek intiharları öndedir ve kadın intiharları genel popülasyonun ve erkek popülasyonunun gerisinde kalmaktadır.

12 İntihar şekli, kullanılan yöntem çerçevesinde ele alındığında intiharlarda  %46.03 ile asılarak intihar öne çıkmaktadır  Bunu %20.7 ile silah kullanarak gerçekleştirilen intiharlar izlemektedir.  Üçüncü sırada %17.64 oranla kimyasal madde kullanarak intiharlar yer almıştır  %8.87 ile yüksekten atlama  %5.32 ile de diğer yöntemler yer almaktadır. Yüksekten atlama, ateşli silah kullanımı gibi kurtarılma şansı düşük yöntemler gençlerde seçilen bir yöntem olarak karşımıza çıkmaktadır. Kadınlar daha çok kimyavi madde ve ilaçları seçerken erkeklerde silahla intihar öndedir.

13 TÜİK istatistiklerinde 1974 den 2003 e intiharların dalgalanmalarla birlikte giderek artış gösterdiği dikkat çekicidir. Cinsiyete göre değerlerde de yine yavaş ama sürekli bir artış söz konusundadır. Son 10 yılda özellikle yaş grubundaki artış dikkat çekicidir TÜİK verilerine göre intihar nedenleri içinde ilk üçü bedensel ve ruhsal hastalıklar, aile geçimsizliği ve geçim zorluğu olmuştur. Sonuç olarak bu veriler doğrultusunda(bazı yöreler hariç) ;  Erkek olmak  yaş grubunda bulunmak  Hastalık  Aile içi sorunlar  Ekonomik güçlükler yaşamak risk faktörleri olarak dikkati çekmektedir

14 İNTİHAR GİRİŞİMLERİ İntiharların en az katı olarak da intihar girişimlerinin varlığından söz edilebilir. İntihar girişimleri bir aysbergin su altındaki görünmeyen büyük bölümü gibidir. Ancak intihar girişimlerini kesin rakamlarla tanımlamak olası değildir. Pek çok kayıt dışı olgu nedeni ile sorunun gerçek nedeni belirlenememektedir. İntihar girişimlerinde intiharların aksine kadınlar erkeklerin önüne geçmişlerdir. İntihar davranışı üstüne ‘WHO/EURO Multicentre Study oh Suicidal Behaviour’ ile bu gerçek bir kere daha ortaya konmuştur. Araştırmaya katılan 19 merkezden 15’inde kadın intihar girişimleri erkeklerden yüksektir. Erkeklerin daha yüksek değer gösterdiği ülkeler Finlandiya, Avusturya, Lubiyana ve Estonya olmuştur. 15 yaşın üstündeki nüfusta Avrupa’da intihar girişimlerine ilişkin değerler, dönemi için kadınlarda %000’de 193, erkeklerde % 000’de 140 bulunmuştur. Bu ortalama değerler döneminde ise erkekler için %000de 170, kadınlar için %000de 209’dur.

15 Ülkemizde bu alanda yapılmış çalışmalar sınırlıdır. Ankara Üniversitesi Psikiyatrik Kriz Uygulama ve Araştırma Merkezi olarak Ankara kentinde 5 yıl ara ile gerçekleştirilen iki çalışmaya ilişkin sonuçlar verilerek bir değerlendirme yapılmıştır. Retrospektif bir çalışma ile 1990 yılında Ankara’da 1901 kişinin 1995de ise 2532 kişinin intihar girişiminde bulunduğu saptanmıştır. Kentteki hastanelerin acil servis kayıtları incelenerek belirlenen bu sayının gerçek rakamların çok altında olduğunu söylemek zor olmayacaktır. Hastayı damgalamaktan kaçınma, zor bir dönem yaşayan hasta ve aileyi korumak amacı ile, ihbarı zorunlu bir olgu olduğu için hastayı ve aileyi karakola yollamak istememe, bir çok girişimin kaza yada zehirlenme olarak kayda geçmesi gibi nedenlerle doğru sayılara ulaşmak güç olmaktadır.

16 Bu veriler doğrultusunda Ankara’da intihar girişimleri, 1990’da yüzbinde 107 iken 1995’de yüzbinde 145 olarak belirlenmiştir. Kadınlar, intiharın aksine, erkeklerden çok daha fazla intihar girişiminde bulunmaktadırlar. İntihar girişimi için kadın/erkek olanı 1.7 olmuştur. Her iki cinste de intihar girişimlerinin hemen hemen % 50’si yaş grubundadır. İntihar girişimlerinde en çok kullanılan yöntem ilaç alarak kendini öldürme girişimidir. Birey ulaşabildiği her türlü kimyasal maddeyi bu amaçla kullanmaktadır. Özellikle daha önce reçete edilen ilaçların bu amaçla kullanıldığı gözlenmektedir. Kriz Merkezi verilerine göre girişiminde bulunanların %30’u evli %65’i bekardır. %93’ünün eğitim düzeyi lise ve altında olup yıllık eğitimler arasında anlamlı bir fak bulunmamıştır. intihar girişimi nedenleri arasında ilk üç sırada:  Sevdiği tarafından terk edilme %21  Evlilik ile ilgili sorunlar %20  Ebeveyn ile ilgili sorunlar %15 ve ruhsal bir sorunun varlığı %15 oranında bulunmuştur. Kuşak çatışması ve eşle ilişki güçlükreri tüm intihar girişimlerinin %45’ini oluşturmaktadır. İntiharı önleme çalışmalarında bunun da dikkate alınması yayarlı olacaktır.

17 İntihar girişimleri için kriz merkezi verilerine göre risk etmenleri şöyle sıralayabiliriz: •Kadın olmak •15-24 yaş arasında olmak •Yakın zamanda gerçek yada sembolik anlam taşıyan kayıpların olması •Yakın çevre ile iletişim sorunları yaşamak •Başta depresyon olmak üzere bir ruhsal sorunun/bozukluğunun bulunması Yine Kriz merkezi kayıtlarına göre hastaların ailelerinden, diğer yakınlarından ve arkadaşlarından gelen destek ve tedavi ekibi ile işbirliği içinde hareket etmeleri, sonuçları olumlu etkileyen bir tutum olarak belirlenmiştir. Ancak girişimlerde ölme isteğinin devam etmesi, seçilen yöntemin ciddiyeti, gerçek bir zarar oluşturma potansiyeli, risk etkenleri içinde değerlendirilmelidir. İntihar girişiminden kısa bir süre içerisinde bir sorunun yaşanması, yada alkol aldıktan sonra intihara karar verilmiş olması girişimin başkaları yanında gerçekleştirilmesi riskini azaltan özelliklerdir.

18 Sonraki yıllarda(1998) Kriz Merkezi intihar girişimleri konusunda DSÖ ile bağlantılı proje içinde yer almıştır. Bu alanda Türkiye’de ilk kez kapsamlı ve güvenirliği yüksek bir araştırmaya başlanmıştır. Türkiye’yi temsil potansiyeli dikkate alınarak Ankara- Mamak ilçesi olarak belirlenmiştir yılları arası verilen analizi tamamlanmıştır. İntihar girişimi oranı 2001 için %000 de 112,11 olarak bulunmuştur. Bu oran erkekler için 64.15, kadınlar için dir. Kadın erkek oranı 2.5dir den 2001e %90 artış gösterdiği belirlenmiştir. İntiharlarda gençlerin özellikle de 30 yaş altı grubun içinde yaş aralığındakilerin önde gelen risk grubunu oluşturduğu görülmektedir(TÜİK 2003). Ülkemizde bu yaş grubunda yapılmış kapsamlı bir araştırma burada özetlenecek ve risk grubunun özellikleri ana hatlarıyla gözden geçirilecektir. Bu değerli veriler intiharı önleme çalışmalarına yön verecek niteliktedir.

19 İNTİHAR DAVRANIŞINDA GENEL OLARAK RİSK ETMENLERİ Epidemiyolojik veriler intiharlar ve intihar davranışına ilişkin bilgilerimize çok önemli katkılarda bulunmuştur. İntiharın karmaşık doğasını anlama ve önleme çalışmalarının bilimsel temellerini oluştururlar. Risk etmenlerini hazırlayıcı ve tetiği çeken etmenler olarak yada Mascichi’nin dediği gibi, distal ve proksimal etkenler olarak belirtebiliriz. Aralarında kavramsal faklılıklar olsa da her ikisi de ruhsal, biyolojik, ailesel, durumsal olabilirler. Ruhsal bozukluklarda depresyon ve alkol madde bağımlılığı önde gelen risk etmenleridir. Tamamlanmış intiharların %90’nında ruhsal bir bozukluk yada bağımlılık sendromu öyküsü vardır. Daha önceki intihar girişimlerinin varlığı riski arttırıcı bir etkendir. Tekrarlayan girişimler intihar düşüncelerinin ciddi boyutta olduğunu düşündürmelidir. PSİKOPATOLOJİ

20 BİYOLOJİK RİSK FAKTÖRLERİ Tamamlanmamış intiharlarda ve yetişkin intihar girişimlerinde serotonerjik fonksiyon bozuklukları olduğu görülmüştür. Postmortem çalışmalarda serotinin düzeyinin ve serotinin metabolitlerinin düşük olduğu saptanmıştır. Çeşitli çalışmalarda serotonerjik fonksiyonlarda bozukluğun intihar davranışına yatkınlıkla ilişkili olabileceği öngörülmüştür. Bir çok çalışmada, serotonerjik işlev düşüklüğünün daha ölümcül intihar davranışı ile ilişkili olduğu belirlenmiştir. Düşük serotonerjik fonksiyonun duygudurum bozukluğu ve şizofreni gibi psikiyatrik bir hastalığa sahip olan bireylerde intiharı yordayıcı bir faktör olabileceği öne sürülmüştür. Son yıllarda kolesterol seviyelerinin spontan olarak yada ilaç veya diyetle çok düşük düzeylerde oluşu intihar riski ile ilişkilendirilmiştir.

21 AİLESEL RİSK ETMENLERİ İntihar öyküsü bulunan bireylerin ailede intihar öyküsü bulunma oranları anlamlı olarak daha yüksektir. Yapılan çalışmalarda tek yumurta ikizlerinde çift yumurta ikizlerine göre tamamlanmış intiharların ve intihar girişimi riskinin daha fazla olduğu bildirilmiştir. Evlat edinme çalışmalarında da biyolojik ebeveynde intihar öyküsü varlığının riski arttırdığı belirlenmiştir. Ancak aile öyküsünde intihar olanlarda genetik bir predispozisyon olup olmadığı konusu açık değildir. Bazı yazarlar intihara katkıda bulunan bir genetik etkenin dürtüsellikle ilişkili olabileceğinden söz ederler. Ailede, fiziksel yada cinsel istismar, ailede dürtüsellik ve diğer psikopatolojik faktörler gibi genetik olmayan ailesel etkenlerin rolü üzerinde de durulmuştur. Parçalanmış ailelerde, dul yada boşanmış olanlarda intihar riski yüksektir. Baba yokluğu ve sorunlu ailelerden gelmek ergen intiharlarında önemli risk etmenleri olarak belirtilir. Aile içi şiddet, fiziksel ve cinsel istismar genç nüfusta intihar riskini arttıran etkenlerdir. Ankara Üniversitesi Kriz Merkezine başvurularda bunu gözlemlemekteyiz. Ailede bir ruh hastasının bulunması ya da madde bağımlılığı öyküsü yine aile bireyleri için risk etkenleri içinde yer alır.

22 DURUMSAL RİSK ETMENLERİ Bunlar proksimal risk etmenleri içinde yer alır. Ancak intihar davranışı için tek başına yeterli değildir. Amerika Birleşik Devletlerinde durumsal risk etmenlerinin başında evde bir ateşli silah bulundurulması gelmektedir. Evde bir ateşli silah bulundurulması; her iki cins ve tüm yaş grupları için depresyon, alkol ve ilaç kötüye kullanımı gibi intihar riskini arttıran çok güçlü bir risk etkenidir. Ülkemizde de ateşli silahla intihar giderek yaygınlaştığı, intiharda kullanılan yöntemler içinde hızla tercih edilen bir yöntem haline geldiği görülmektedir. Son yıllarda beşinci, dördüncü sıralardan ikinci sıraya yükselişi dikkat çekicidir. Bu sonuç silah satışlarının serbest bırakılması ile ilgilidir. Anne yada baba ölümü kişilerarası ilişkilerdeki güçlükler, reddedilmeler, terk edilmeler, iş kaybı, ekonomik güçlükler, mahkumiyet, ölümcül bir hastalığa yakalanma son zamanların stres yüklü olayları içinde sayılabilir. Genç intiharlardaki zorlu yaşam olaylarının başında kişilerarası çatışmalar, okul başarısızlığı, karşı cins tarafından reddedilme ve terk edilmeler gelir. Yaşlılarda yeti yitimi, izolasyon ve kronik ilerleyici hastalıklar önde gelen zorlayıcı durumlardır. Çoğunlukla doktoru tarafından verilen ilaçların intihar amacıyla kullanıldığına tanık olur. İntihar davranışına tanık olmak, yatkınlığı olan bireylerde önemli bir risk etkeni olarak gündeme gelmektedir. Bu aile üyelerinden birinin yada bir arkadaşının intiharı ile olabilir. Özellikle gençlerde bunun etkileri daha derin yaşanır. Mahkumiyet özellikle gençler için bir diğer risk etkenidir. Cinsel yönelimin intihar riskiyle bağlantıları üzerinde de durulmuştur.

23 DE Ğ ERLEND İ RME Dünyada ve ülkemizde intihar davranışını; tamamlanmış intihar ile intihar girişimlerine ilişkin epidemiyolojik veriler ile bu alanda çalışan bir kurumun kayıtları çerçevesinde gözden geçirilmiştir. Bu çarpıcı bulguları şöyle özetleyebiliriz:  İntiharlarda bir ülke(Çin) dışında ortalama 2 kat fazlayla erkekler önde gelmektedir.  intiharlar ve yaş gruplarında en yüksek değerlere ulaşmaktadır.  Yine bu yaş gruplarında kadın erkek farkı giderek silinmekte hatta bazen( Güneydoğu Anadoluda görüldüğü gibi) kadınlar öne geçmektedir. Her iki cinste nedensel faktörler faklıdır. Ancak sosyal faktörlerin, sosyal yapının özellikle de cinsel rollerin değişimi ile bu faklılık giderek azalmaktadır. İntihar girişimlerine gelince kadın ağırlıklı(Finlandiye hariç) olmaya devam etmektedir. Aynı zamanda bir aysbergin su altındaki görünmeyen büyük bir parçası gibi korutucu boyutlara ulaşmaktadır. Yine intihar girişimleri de ve yaş gruplarında yığılma göstermektedir. İntihar girişimlerinde bize özgü bir sorun da dile getirilmiştir. Evlilik sorunları, anne-baba ile sorunlar neden olarak gündeme geldiğinde ev içi şiddet mutlaka sorgulanmalıdır. İntihar girişimlerinde tetikleyici olay çerçevesinde de fizik ve duygusal şiddetin %70’lere varan boyutta gündeme geldiğini görmekteyiz.

24 İntihar davranışına ilişkin araştırmalar diğer konularda yapılan çalışmalardan bazı yönleriyle faklılık göstermektedirler. En önemli fark intihar insidansını azaltmaya yönelik yani birincil önleme sorunları üzerinde daha az durulmasıdır. Araştırmalar çoğunlukla intihar sonrası stres ve varsa mevcut psikopatolojiye(ikincil önleme) yönelik ve tekrarları azaltmaya odaklanan(üçüncül önleme) çalışmalarını içerir. Bu da sorunu bütünü ile değil de bir bölümüyle ilgilenildiğinin bir göstergesidir. Bunda toplumsal boyutta konuya ilişkin tutumların etkisi yadsınamaz. Toplumsal boyutta değerlendirme ve çalışmalar yerine hasta popülasyonu üzerinde odaklanılmıştır. Bu sayısal değerlerin doğal olmayan, prematüre ölümler çerçevesinde gözden geçirdiğimizde karşımıza dikkate değer sorunlar çıkmaktadır. Trafik kazaları, diğer kazalar, cinayetler ve diğer dış nedenlerle ölümlere, intiharlarla birlikte baktığınızda trafik kazasında ölenlerle(2818) intihar edenlerin(2705) toplam sayısal değerleri birbirine çok yakındır. Ama hep trafik kazaları gündemdedir. Azaltılması için çalışmalar yapılmakta, toplumun eğitilmesinin önemi üzerinde durulmaktadır. Ancak medya malzemesi olarak, yeni kurbanlar doğuracak nitelik ve nicelikte haber yapılmanın ötesine çıkılmamaktadır.

25

26 BENİ DİNLEDİĞİNİZ İÇİN TEŞEKKÜR EDERİM  EMEL ÇİLCİ


"İ NT İ HAR. İntihar davranışı ruh sağlığı alanında tanınması anlaşılması ve önlenmesi büyük önem taşıyan bir konudur. Zorlayıcı yaşam konularına tepki." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları