Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Kaygusuz Abdal. Kaygusuz Abdal, XV. Yüzyıl şairlerindendir. Kaygusuz Abdal, XV. Yüzyıl şairlerindendir.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "Kaygusuz Abdal. Kaygusuz Abdal, XV. Yüzyıl şairlerindendir. Kaygusuz Abdal, XV. Yüzyıl şairlerindendir."— Sunum transkripti:

1 Kaygusuz Abdal

2 Kaygusuz Abdal, XV. Yüzyıl şairlerindendir. Kaygusuz Abdal, XV. Yüzyıl şairlerindendir.

3 Yaşamı üzerine bilinenler, onun adına yazılmış bir Vilayetname’ye (Menakıb-ı Baba Kaygusuz), kendi şiirlerine dayanıyor.

4 Doğum ve ölüm tarihi kesin olmamakla birlikte yılları arasında yaşadığı üstünde birleşilmektedir. Doğum ve ölüm tarihi kesin olmamakla birlikte yılları arasında yaşadığı üstünde birleşilmektedir.

5 Menkıbeye göre, asıl adı Gaybî olup Alâiye (Alanya) beyinin (Hüsâmüddin Mahmud) oğluymuş. Menkıbeye göre, asıl adı Gaybî olup Alâiye (Alanya) beyinin (Hüsâmüddin Mahmud) oğluymuş.

6 EFSANELERDEKİ KAYGUSUZ Bir gün ava çıkmış ve bir geyiğe rastlamış. Attığı ok geyiğin kol- tuğuna saplanınca geyik kaçmış, o ko- valamış. Abdal Mu- sa’nın tekkesine var- mışlar, geyik içeri dalmış. Gaybî de pe- şinden. Giriş o giriş.

7 Kendisini önleyen dervişlerden yaralı geyiği istemiş, böyle bir av gelmediğini söyleyen dervişlerle çekişmeye başlamış. Kendisini önleyen dervişlerden yaralı geyiği istemiş, böyle bir av gelmediğini söyleyen dervişlerle çekişmeye başlamış.

8 Araya giren Ab- dal Musa: “Oğul attığın ok bu mu- dur?” diye kol- tuğunun altında vücuduna saplı duran oku gös- termiş. Araya giren Ab- dal Musa: “Oğul attığın ok bu mu- dur?” diye kol- tuğunun altında vücuduna saplı duran oku gös- termiş.

9 Gaybî böylece Abdal Musa’nı dergahında derviş olmak, şeyhe mürid olmak istemiş. Şeyh ona mücerredlik yolunun zorluklarını anlatmış: Gaybî böylece Abdal Musa’nı dergahında derviş olmak, şeyhe mürid olmak istemiş. Şeyh ona mücerredlik yolunun zorluklarını anlatmış: “Bey oğlu derviş olmak dilersin demek. Dinle öyleyse. Dervişin ilk harfi d (dal) dir. “Dünyayı terk” demektir. Dervişin ikinci harfi r (re) dir. “Riyayı terk” demektir. Dervişin üçüncü harfi v (vav) dir. “Varlığını terk” demektir. Dervişin dördüncü harfi y harfidir. “Yalanı terk” demektir. Dervişin beşinci harf ş harfidir. “Şehveti terk” demektir. Sen bütün bunları yapabilecek misin? Böyle yaşabilecek misin? Git, babana da sor, razı gelir mi?” درويش

10 Abdal Musa’nın dervişi olmuş ve kırk yıl ona hizmet etmiş. Abdal Musa’nın dervişi olmuş ve kırk yıl ona hizmet etmiş.

11 Kırk yıl hizmetine koşar, kırk yıl ocağında pişer. Bu ocakta pişmeyenler, nasıl gelmişlerse, kaskatı yine öyle giderler, ham ruhlular, gönül adamı, olgun olmayanlar da vardır. Kırk yıl hizmetine koşar, kırk yıl ocağında pişer. Bu ocakta pişmeyenler, nasıl gelmişlerse, kaskatı yine öyle giderler, ham ruhlular, gönül adamı, olgun olmayanlar da vardır.

12 Bir kez aldım ben karıdan Boynu da uzun borudan Kırk Abdal kanın kurudan, Kırk gün oldu kaynatırım kaynamaz. Sekizimiz odun çeker, Dokuzumuz ateş yakar, Kaz kaldırmış başın bakar, Kırk gün oldu kaynatırım kaynamaz. Kaza verdik birçok akçe, Eti kemiğinden pekçe, Ne kazan kaldı ne kepçe, Kırk gün oldu kaynatırım kaynamaz. Kaz değilmiş be bu, azmış, Kırk yıl Kafdağı'nı gezmiş, Kanadın kuyruğun düzmüş, Kırk yıl oldu kaynatırım kaynamaz. Kazı koyduk bir ocağa Uçtu gitti bir bucağa Bu ne haldir hacı ağa Kırk gün oldu kaynatırım kaynamaz Kazımın kanadı selki Dişi koyun emmiş tilki Nuh Nebi’den kalmış belki Kırk gün oldu kaynatırım kaynamaz. Kazımın kanadı ala Var yürü git güle güle Başımıza kalma bela Kırk gün oldu kaynatırım kaynamaz. Suyuna biz saldık bulgur Bulgur Allah deyu kalgır Be yarenler bu ne haldir Kırk gün oldu kaynatırım kaynamaz. Kaygusuz Abdal n'idelim, Ahd ile vefa güdelim. Kaldır postu biz gidelim, Kırk gün oldu kaynatırım kaynamaz.

13 Şeyh ona Gaybî, kaygudan reha buldun (kurtuldun); şimdiden sonra Kaygusuz ol!” diyerek Kaygusuz lakabını verdi. Nihayet Hacca niyet etti. Abdal Musa ona bir icazetname yazıp verdi. Kaygusuz kağıdı saklayacak uygun bir yer bulamayarak kalbinde saklamak üzere, onu, içtiği ayranına doğradı ve yedi. İşte, bundan sonra, kalbinden hikmetler (safiyane şiirler) söylemeye başladı. Şeyh ona Gaybî, kaygudan reha buldun (kurtuldun); şimdiden sonra Kaygusuz ol!” diyerek Kaygusuz lakabını verdi. Nihayet Hacca niyet etti. Abdal Musa ona bir icazetname yazıp verdi. Kaygusuz kağıdı saklayacak uygun bir yer bulamayarak kalbinde saklamak üzere, onu, içtiği ayranına doğradı ve yedi. İşte, bundan sonra, kalbinden hikmetler (safiyane şiirler) söylemeye başladı.

14 Nihayet, Şeyh onun yanına kırk derviş verdi. Hacca ni- yet eden Kaygusuz, derviş- leriyle beraber uzun bir se- yahatten sonra Mısır’a geldi.

15 Meğer Mısır Padişahı’nın bir gözü kör imiş. Bunu gören Kaygusuz, hemen gözünün birine pamuk ya- pıştırdı, dervişleri de öyle yaptılar. Dimyat’tan gemiye binip Nil yoluyla Bulak iskelesine geldiler. Mısır Pa- dişahı’nın Hacib’i burada onlara rasgeldi, Kaygusuz’a sorduğu sual- lere aldığı cevaplar hoşuna gitti. Ve padişaha bunların halini anlattı.

16 Padişah bunları imtihan etmek istedi. Dervişleri ziyafete çağırdı. Sofraya da sapı üçer karıştan uzun kaşıklar koydurdu. Sofraya ilk önce Mısır’ın zahid ve abidleri, beyleri davet edildi. Kaşıkları görünce şaşırıp kaldılar, bir şey yiyemediler.

17 Nihayet bizim dervişler oturdular. Herkes kendi kaşığıyla karşısındakine yemek verdi. Padişah bunların arif adamlar olduğunu anladı. Nihayet bizim dervişler oturdular. Herkes kendi kaşığıyla karşısındakine yemek verdi. Padişah bunların arif adamlar olduğunu anladı.

18 Kaygusuz, Padişah’ın bir gözü görmediği için kendilerinin de gözlerinden birine pamuk yapıştırdıklarını söyledi. Bundan pek etkilenen Padişah, pamukları çıkartmalarını emretti. Bunun üzerine Kaygusuz dua etti; hazır olanlar ellerini gözlerine sürüp “amin” dediler; dervişlerle birlikte Padişah’ın da gözleri açıldı. Şeyh’in bu kerametini gören padişah, hemen tahttan inip Kaygusuz’un ellerini öptü, mürid oldu. Kaygusuz, Padişah’ın bir gözü görmediği için kendilerinin de gözlerinden birine pamuk yapıştırdıklarını söyledi. Bundan pek etkilenen Padişah, pamukları çıkartmalarını emretti. Bunun üzerine Kaygusuz dua etti; hazır olanlar ellerini gözlerine sürüp “amin” dediler; dervişlerle birlikte Padişah’ın da gözleri açıldı. Şeyh’in bu kerametini gören padişah, hemen tahttan inip Kaygusuz’un ellerini öptü, mürid oldu.

19 Şiirlerinde de Abdal Musa’ya bağlı olduğunu, şeyhinin tekkesinin Elmalı’da bulun- duğunu söylemektedir. Hind'den bezirganlar gelir yayunur Aşık olan bu meydanda soyunur Pişer lokmaları açlar doyunur Toklar gelür pirim Abdal Musa'ya

20 Kahire’de Mısır sultanı ile görüştüğü Mukattam dağındaki tekkesini 1404/1405 tarihlerinde yaptırdığı, daha sonra Hicaz’a gittiği, Bağdat, Kerbela, Musul yörelerini dolaştığı ve tekrar Elmalı’ya geldiği biliniyor. Kahire’de Mısır sultanı ile görüştüğü Mukattam dağındaki tekkesini 1404/1405 tarihlerinde yaptırdığı, daha sonra Hicaz’a gittiği, Bağdat, Kerbela, Musul yörelerini dolaştığı ve tekrar Elmalı’ya geldiği biliniyor.

21 Elmalı’da çok kalmamış, Mısır’a dönerek yaşamını tekkesinde sürdürmüştür. Öldüğü yıl bilinmemekle birlikte 1424’ten sonra öldüğü sanılıyor.

22 Kahire’deki tekkesinin yanında bulunan Mukattam dağında bir mağaraya gömülmüş. Bu nedenle Abdullah El Magarevî adıyla anıldığı söylenmektedir. Kahire’deki tekkesinin yanında bulunan Mukattam dağında bir mağaraya gömülmüş. Bu nedenle Abdullah El Magarevî adıyla anıldığı söylenmektedir. Bir başka görüş, Kaygusuz’un mezarının Elmalı’nın Tekke Köyü’ndeki Abdal Musa Türbesi’nde olduğudur. Bir başka görüş, Kaygusuz’un mezarının Elmalı’nın Tekke Köyü’ndeki Abdal Musa Türbesi’nde olduğudur.

23 Kaygusuz Abdal_0859. avi

24 O, bir kalenderidir.

25 BU ÂDEM DEDİKLERİ Bu âdem dedikleri el ayakla baş değil Âdem mânâya derler surat ile kaş değil Gerçi et ve deridir cümlenin serveridir Hakkın kudret sırrıdır gayre bakmak hoş değil Âdem mânâyı mutlak âdemdedir nutk-u Hak Âdemden gafil olma o hayal ya düş değil Âdem gerek su gibi arı olsa arınsa Âdem oldur ey hoca nefsi de serkeş değil Âdemdedir külli hal ilm ü hikmet güft ü kal Âdem katında âdem dane-i haşhaş değil Âdem odur ey hoca gıdası mânâ ola Maksud âdemden ahî çöp veya tutmuş değil Kendi özünü bilen maksudun bulan kişi Hakkı bilen doğrudur yalancı kallâş değil Bu Kaygusuz Abdal’a âşık demem dünyada Nakş u suret gözetir maksudu Nakkaş değil

26 Kaygusuz Abdal aruz ve heceyle şiirler yazmış, kaynağını sözlü anlatımdan alan, yalın bir dile, kendine özgü bir söyleyişe yaslanan düzyazı örnekleri vermiştir. Kaygusuz Abdal aruz ve heceyle şiirler yazmış, kaynağını sözlü anlatımdan alan, yalın bir dile, kendine özgü bir söyleyişe yaslanan düzyazı örnekleri vermiştir.

27 Asıl önemi halk şiiri geleneği içinde, halkın diliyle yazdığı nefeslerde görülür. Asıl önemi halk şiiri geleneği içinde, halkın diliyle yazdığı nefeslerde görülür.

28 NEFES Bektaşî şairlerinin yazdıkları tasavvufî şiirlerdir. Bektaşî şairlerinin yazdıkları tasavvufî şiirlerdir. Nefeslerde genellikle tasavvuftaki vahdet-i vücut (varlığı birliği) kavramı anlatılır. Nefeslerde genellikle tasavvuftaki vahdet-i vücut (varlığı birliği) kavramı anlatılır. Bunun yanı sıra Hz. Muhammet ve Hz. Ali için övgüler de söylenir. Bunun yanı sıra Hz. Muhammet ve Hz. Ali için övgüler de söylenir. Nefeslerin bazılarında kalenderane ve alaycı bir üslûp göze çarpar. Nefeslerin bazılarında kalenderane ve alaycı bir üslûp göze çarpar.

29 Dost senin yüzünden öze Ben kıble-i can bilmezem Pirin hüsnünü severim Bir başka iman bilmezem Bana derler ki şeyatin Senin yolunu azdırır Ben şu zerrak sofulardan Gayri bir şeytan bilmezem Sofi-i salus nedendir Hüsne münkir geçindiği Ne acep belâ gelüptür Şu ki ben Haktan bilmezem İnsan-ı kâmil ki derler Mustafadır Murtazadır Dahi kim vardır cihanda Ben gayri insan bilmezem O Şah-ı hüsnün aşkına Özümü viran kılmışam Kaygusuz Abdal'dır adım Cübbe ve kaftan bilmezem

30 “Gerçekten de coşkun, coşkun olduğu kadar yaşayışa bağlı, yoksulluk çeken bir insandır. Kendinin ve halkın ruhsal durumlarını alaylı bir tarzda inceleyen, dile getiren bir ozandır. “Gerçekten de coşkun, coşkun olduğu kadar yaşayışa bağlı, yoksulluk çeken bir insandır. Kendinin ve halkın ruhsal durumlarını alaylı bir tarzda inceleyen, dile getiren bir ozandır.

31 Eksik avradın kötüsü dizini dikip oturur İşinin kolayın bulmaz yüzünü yıkıp oturur Boğaza takmış akıkin aşına bulmaz kekiğin Yeni donunun söküğün dizine takıp oturur Ayağında meşin mesi kolunda gümüşün başı Soyunmaya elbisesi taşraya bakıp oturur Yata yata karnı şişer eşinin başında işer Bitler kanatkanıp uçar sirkeye bakıp oturur Çocuklar oynar aşığı köpekler yutar bulaşığı Karga da kapmış kaşığı havaya bakıp oturur Başa bağlamış emiri rençberler sever demiri Danalar yemiş hamırı tekneye bakıp oturur Kaygusuz aydır atılmaz pazara çeksen satılmaz Haz’rolup işe atılmaz bir manda çöküp oturur

32 Derli toplu, düzenli şiir söylerken bile birdenbire sözleri bir tekerleme haline girer. Derli toplu, düzenli şiir söylerken bile birdenbire sözleri bir tekerleme haline girer.

33 Yamru yumru söylerim Her sözüm kelek gibi Ben avare gezerim Sahrada leylek gibi İşim kalp sözüm yalan Ben değil adım filan Bu halk insana derim Sözümü gerçek gibi Aşk kuşları derilse Aşktan dane verilse Usulüm toya benzer Avazım ördek gibi Terketmedim benliği Bilmedim insanlığı Suretim adem veli Her huyum eşek gibi Arifler sohbetinde Marifet söyleseler Ben de hemen düşünmem Ürerim köpek gibi Gerçi Hakk'ın halkıyım Marifetsiz aylakım Arifler sohbetinden Kaçarım ürkek gibi Bu marifet ilminden Haberim yok cahilim Benden mana sorsalar Sözlerim sürçek gibi Aşıklar can içinde Aşikar gördü Hakk'ı İşitmenin manası Olmıya görmek gibi Miskin Sarayî kıydın Kul oldun sen nefsinde Senin hırs ü hevesin Tuttu seni fak gibi

34 Birçok şiirlerinde tatmin edilmeyen isteklerin özlemi, bilinçaltı izlenimlerin söze gelişi, özlü bir yaşayış ve dilenen mutluluk özlemi göze çarpar, bazı kere de gerçeküstü bir şiir meydana çıkar. Birçok şiirlerinde tatmin edilmeyen isteklerin özlemi, bilinçaltı izlenimlerin söze gelişi, özlü bir yaşayış ve dilenen mutluluk özlemi göze çarpar, bazı kere de gerçeküstü bir şiir meydana çıkar.

35 Kaplı kaplı Kaplumbağalar Kanatlanmış uçmaya Kertenkele geçmeye Kırım suyun geçmeye Kelebek ok yay almış, Aba şikara çıkmış, Domuzları korkutur Ayıları kaçmaya. Leylek koduk doğurmuş Havda zurna çalar Balıklar kavağa çıkmış Söğüt dalın biçmeye Bir karınca devenin Tepmiş oyluğun ezmiş Bir budunu götürmüş Dönüp ister kaçmaya. Domuz düğün eylemiş Ayıya kızın vermiş Maymun sinde getirmiş Kaftan gömlek biçmeye Ergene'nin Köprüsü Susuzluktan kurumuş Edirne Minaresi Eğilmiş su içmeye. Deve hamama girmiş Dana dellaklık eder Su sığırı natır olmuş Nöbet ister çıkmaya Kaygusuz'un sözleri Hindistan'ın kozları Bunca yalan söyledim Girer misin uçmağa.

36 MANZUM ESERLER Divan (Millet Kütüphanesi, Ali Emiri Kitapları Manzum No: 797) Minber-nâme Gülistan (Ankara Genel Kitaplık No: 167) DolapnameGevher-nâme Mesnevi-i Baba Kaygusuz (Süleymaniye Kütüphanesi, Haşim Paşa Bölümü No: 19) (Süleymaniye Kütüphanesi, Haşim Paşa Bölümü No: 19)

37 MENSUR ESERLER Budalanâme (Millet Kütüphanesi, Ali Emiri Kitapları No: 909) Kitabı Miglâte (Miglatename) (Süleymaniye Kütüphanesi, Düğümlü Baba Bölümü No: 41162) Vücudnâme (İstanbul Üniversitesi Merkez Kütüphanesi Türkçe Yazmalar No: 6817) Risale-i Kaygusuz Abdal (Atatürk İstanbul Belediye Kütüphanesi, Osman Ergin Bölümü No:1102) Sarây-nâme Dil-güsâ Esrâr-i Hurûf

38 DOST SENİN YÜZÜNDEN Dost senin yüzünden özge ben kıble-i can bilmezem Pirin hüsnünü severim bir gayri iman bilmezem Bana derler ki şeyâtîn senin yolunu azdırır Ben bu zerrak sofulardan gayri bir şeytan bilmezem Sofî-i sâlûs nedendir hüsne münkir geçindiği Ne acep belâ gelüptür şu ki ben Hak’tan bilmezem İnsan-ı kâmil ki derler Mustafa’dır Murtaza’dır Dahi kim vardır cihanda ben gayri insan bilmezem O Şah-ı hüsnün aşkına özümü viran kılmışam Kaygusuz Abdal’dır adım cübbe ve kaftan bilmezem


"Kaygusuz Abdal. Kaygusuz Abdal, XV. Yüzyıl şairlerindendir. Kaygusuz Abdal, XV. Yüzyıl şairlerindendir." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları