Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

HALK EDEBİYATI NAZIM Bİ Ç İMLERİ VE NAZIM T Ü RLERİ 1. ANONİM TÜRK HALK EDEBİYATI 2. AŞIK TARZI TÜRK EDEBİYATI 3. DİNİ-TASAVVUFİ TÜRK EDEBİYATI HALK EDEBİYATI.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "HALK EDEBİYATI NAZIM Bİ Ç İMLERİ VE NAZIM T Ü RLERİ 1. ANONİM TÜRK HALK EDEBİYATI 2. AŞIK TARZI TÜRK EDEBİYATI 3. DİNİ-TASAVVUFİ TÜRK EDEBİYATI HALK EDEBİYATI."— Sunum transkripti:

1 HALK EDEBİYATI NAZIM Bİ Ç İMLERİ VE NAZIM T Ü RLERİ 1. ANONİM TÜRK HALK EDEBİYATI 2. AŞIK TARZI TÜRK EDEBİYATI 3. DİNİ-TASAVVUFİ TÜRK EDEBİYATI HALK EDEBİYATI NAZIM BİÇİMLERİ ( ŞEKİLLERİ ) Halk şiirinde MANİ ve KOŞMA tipi olarak iki ana biçim vardır. Aslında az sayıda olan öteki biçimler bu iki ana biçimden çıkmıştır.

2 A) ANONİM HALK EDEBİYATI NAZIM ŞEKİLLERİ 1.MANİ Halk şiirinde en küçük nazım biçimidir. Yedi heceli dört dizeden oluşur. Uyak örgüsü a a x a biçimindedir. 7 ’li hece ölçüsü ile yazılır. Konuları aşk, ayrılık, gurbet, doğa, dostluk…vb İlk iki dizesi konuya giriş niteliğindedir. Genellikle tasvirlerden yararlanılan bölümdür. Asıl söylenmek istenen düşünce son iki dizede söylenir. Mani Çeşitleri: 1-Düz (Tam) Mani: Yedi heceli dört dizeden oluşan manilerdir. Kuş kafese girmiyor Buna aklım ermiyor Hiç boşuna ah çekme Annem beni vermiyor

3 2-Kesik (Cinaslı) Mani: Birinci dizesindeki hece sayısı yediden az olan manilerdir. Dizeler cinaslı uyakla oluşturulduğu için cinaslı mani adıyla da anılır. Dağ bana Bahçe sana bağ bana Değme zincir kâr etmez Zülfin teli bağ bana 3-Yedekli (Artık) Mani: Düz manilerin sonuna uyakları aynı olan iki dize daha getirilerek yapılan manilerdir. Ağlarım çağlar gibi Derdim var dağlar gibi Ciğerden yaralıyım Gülerim çağlar gibi Her gelen bir gül ister Sahipsiz bağlar gibi

4 4- Karşılıklı Mani (Deyiş): İki kişinin karşılıklı söyledikleri manilerdir. Bu maniler sorulu- yanıtlı biçiminde düzenlenir. KIZ: Adilem sen naçarsın La'l ü gevher saçarsın Ben bir şahin olunca Yavrum nere kaçarsın ERKEK: Ağam derim naçarım La'l ü gevher saçarım Sen bir şahin olunca Ben yerlere kaçarım

5 B- Türkü: Halk edebiyatının en zengin biçimidir. Kendine özgü bir ezgiyle söylenen anonim halk şiiri nazım biçimidir. Türkülerde aşk, ölüm, hasret, gurbet, ayrılık gibi bireysel ya da deprem, kıtlık, kahramanlık, savaş gibi toplumsal olaylar konu olarak işlenir. Türküler üçer ya da dörder dizeli bentler Ve her bendin sonunda tekrar edilen kavuştaklardan (bağlama) oluşur. 7’li, 8’li, 11’li hece ölçüsüyle yazılır. Türkülerde kesin bir uyak düzeni yoktur. Türkülerin farklı söylenişlerine varyant denir. Türküler bölgelerine göre adlandırılır. Türkünün iki şekilde ortaya çıktığını görüyoruz : a) Söyleyeni belli olan b) Anonim Türkülerin pek çok biçimleri ( türleri ) vardır : Konularına göre : ninniler, doğa türküleri,aşk türküleri, kahramanlık türküleri, iş türküleri, ölüm türküleri (ağıt)..vb Ezgilerine göre : bozlak, kayabaşı, türkmani, hoyrat, divan(uzun hava)

6 Türkü örneği Havada bulut yok bu ne dumandır Mahlede ölüm yok bu ne figandır Adı Yemen’dir gülü çemendir Giden gelmiyor acep nedendir Burası Muş’tur yolu yokuştur Giden gelmiyor acep nedendir

7 C- Ninni: Ninniler, annelerin çocuklarını çabuk ve kolay uyutmak için söyledikleri ezgili ürünlerdir. Ninniler hece ölçüsünün kısa kalıplarıyla söylenmiştir. Dandini dandini danalı bebek Elleri kolları kınalı bebek Benim de yavrum cicili bebek Uyusun da büyüsün ninni... Dandini dandini dastana Danalar girmiş bostana Kov bostancı danayı Yemesin lahanayı Lahanayı yemez kökünü yer Benim de kuzum lokum yer Uyusun da büyüsün ninni Tıpış tıpış yürüsün ninni

8 D- Bilmece: Akıl oyunlarına ve eğlendirmeye dayalı ürünlerdir. Bilmeceler manzum ve mensur olarak yazılabilir. Çınçınlı hamam, Kubbesi tamam, Bir gelin aldım, Babası imam. ( saat) Not: Divan edebiyatında manzum bilmecelere “lugaz” denir.

9 B-Aşık Edebiyatı Nazım Şekilleri KOŞMA ○ Aşık edebiyatının en çok kullanılan nazım şeklidir. ○ 11’li hece ölçüsüyle (6+5 veya duraklı) söylenir. ○ Nazım birimi dörtlüktür. ○ Birim sayısı 3- 5 arasında değişir. ○ Uyak düzeni : 1. abab/cccb/dddb 2. aaab/ cccb/dddb 3. xaxa /bbba/ccca şeklindedir. ○ Konu: Lirik konulardır:aşk, doğa, gurbet, kahramanlık, yakınma, ölüm ○ Dil sade, anlatım yalın ve içtendir. ○ Koşmaların son dörtlüğünde şair mahlasını söyler. UYARI: Koşma nazım şekli, İslamiyet öncesi Türk edebiyatındaki “koşuk”; Divan edebiyatındaki “gazel” ile konu bakımından benzerlik gösterir. Koşmalar konularına göre GÜZELLEME, TAŞLAMA, KOÇAKLAMA, AĞIT gibi türlere Ayrılır. Koşmadaki ünlü ozanlarımız: Karacaoğlan, Köroğlu, Seyrani, Aşık Ömer, Erzurumlu Emrah.

10 Koşma örneği 1. Yiğidin eyisini nerden bileyim Yüzü güleç, kendi yaman olmalı Kasavet serine çöktüğü zaman Gönlünün gâmını alan olmalı 2. Benim sözüm yiğit olan yiğide Yiğit olan muntazırdır öğüde Ben yiğit isterim fırka dağında Yiğidin başında duman olmalı 3. Yiğit olan yiğit kurt gibi bakar Düşmanı görünce ayağa kalkar Kapar mızrağını meydana çıkar Yiğidin ardında duran olmalı 4. Sâfi güzel olan, şol bazı kötü Yiğidin densizi ey'olmaz zati Gayet durgun ister silahı atı Yiğit el çekmeyip viran olmalı 5. Karac'oğlan der ki çile çekilmez Hozan tarlalara sümbül ekilmez Sak yabancı ile başa çıkılmaz İçinden sıdk ile yanan olmalı

11 Semai: Koşma tipine benzer Nazım birimi dörtlüktür. Birim sayısı 3- 5 dörtlüktür. Ölçüsü 8’li hece ölçüsüdür. Uyak düzeni koşmanın uyak düzenine benzer. Konu aşk, doğa, ayrılık, gurbet, sıla, ölüm, yalnızlık, özlem gibi konulardır. Koşma- Semai Farkı: Semai 8’li hece ölçüsüyle koşma 11’li hece ölçüsüyle söylenir. Semainin kendine özgü bir ezgisi vardır.

12 Gönül Gurbet Ele Çıkma (Erzurumlu Emrah) Gönül gurbet ele çıkma Ya gelinir ya gelinmez Her dilbere meyil verme Ya sevilir ya sevilmez Yöğrüktür bizim atımız Yardan atlattı zatımız Gurbet ilde kıymatımız Ya bilinir ya bilinmez Bahçemizde nar ağacı Kimi tatlı kimi acı Gönüldeki dert ilacı Ya bulunur ya bulunmaz Deryalarda olur bahri Doldur ver içem zehri Sunam gurbet elin kahrı Ya çekilir ya çekilmez Emrah der ki düştüm dile Bülbül figan eder güle Güzel sevmek bir sarp kale Ya alınır ya alınmaz

13 Varsağı: Semaiye benzer Güney Anadolu’daki “Varsak” Türklerinin özel bir ezgiyle söylediği türkülerden gelişmiş bir nazım biçimidir. Nazım birimi dörtlüktür. Birim sayısı 3-5 arasında değişir. 8’li hece ölçüsü ile yazılır. Uyak düzeni aaab\cccb\dddb şeklindedir. Varsağılarda yiğitçe, mertçe bir söyleyiş vardır. “Bre, hey behey” gibi seslenmeler vardır. Hayattan ve talihten şikayet üzerinde sıkça durulur. Bu türün en güzel örneklerini “Karacaoğlan” vermiştir.

14 YÜRÜ BRE YALAN DÜNYA Yürü bre yalan dünya Senden murad alınır mı Pek dolukmuş humar gözler Buna çare bulunur mu Hem okudum hemi yazdım Yalan dünya senden bezdim Dağlar kovuğunda gezdim Yiten yavru bulunur mu Bahçelerde biter nergis Ben ağlarım gece gündüz Seher vaktı doğan yıldız Yiten yavru bulunur mu Karac'oğlan ağlar gülmez Halin nedir diyen olmaz Giden yavru geri gelmez Yiten yavru bulunur mu KARACAOĞLAN

15 Destan : Halk şiirinin en uzun nazım biçimidir. Genellikle 11’li hece ölçüsüyle söylenir. Ancak 8’li olanları da vardır. Destanların nazım birimi dörtlüktür. Destanlar toplumun geniş kesimlerini ilgilendiren olayları konu edinir. Savaşlar, salgın hastalıklar, depremler, isyanlar, kahramanlık, toplumsal eleştiriler destana konu olur. Uyak düzeni koşmanın uyak düzenine benzer. Destanın son dörtlüğünde şair mahlasını söyler. Kendine özgü bir ezgisi vardır. Seyrani ve Aşık Ömer bu konuda ünlüdür. Kayıkçı Kul Mustafa- Genç Osman Destanı oldukça ünlüdür.

16 C) AŞIK EDEBİYATI NAZIM TÜRLERİ  1. GÜZELLEME  Aşık edebiyatında insan ve doğa güzelliklerinii şleyen koşmalar.  Genellikle aşık olunan kadın, kız,gelin, dağ ağaç, hayvan, çiçek gibi unsurlar işlenir.  Güzelleme yazan şairler koçaklama yazmazlar. Fakat koçaklama yazanların güzelleme yazdığı görülür.Güzelleme

17 Nasıl vasfedeyim güzelim seni Rumeli Bosna'yı değer gözlerin Dünyaya gelmemiş eşin akranın İzmir'i Konya'yı değer gözlerin Kimsede görmedim sendeki nazı Tunus Trablus Mısır Hicaz'ı Kars'ı Kağızman'ıAcem Şiraz'ı Girid'i Yanya'yı değer gözlerin Yüzümde görünür Yusuf nişanı Yüzünü görenler çeker efganı Büsbütün Gürcistan Erzurum Van'ı Belh-ı Buhaça'ya değer gözlerin Ruhsat'ım eyledim senin de mehdin Al yanaktan bir buse ver himmetin Yüzbin sarraf gelse bilmez kıymetin Âhirî dünyayı değer gözlerin RUHSATÎ

18 2. TAŞLAMA Bir kimseyi yermek veya toplunun bozukyönlerini iğneleyici bir dille eleştirmek için yazılan koşmalara taşlama denir. Divan edebiyatında hicivveya yergi olarak adlandırılır. Tehzil, alay, ironi kelimeleri de taşlama kelimesinin eş anlamlı kelimeleridir. Bir vakte erdi ki bizim günümüz Başım ayık değil kederden yastan Yiğit belli değil mert belli değil Ah ettikçe duman çıkıyor baştan Herkes yarasına derman arıyor Harâba yüz tuttu bezm-i gül-istan Deva belli değil dert belli değil Yayla belli değil yurt belli değil Fark eyledik âhir vaktin yettiğin Çark bozulmuş dünya ıslah olmuyor Merhamet çekilip göğe gittiğin Ehl-i fukaranın yüzü gülmüyor Gücü yeten soyar gücü yettiğin Aşık Ruhsat dediğini bilmiyor Papak belli değil Kürt belli değil Yazı belli değil hat belli değil RUHSATİ Adalet kalmadı hep zulüm doldu Geçti su baharın gülleri soldu Dünyanın gidişi acayip oldu Koyun belli değil kurt belli değil

19 3. Koçaklama Konusu savaş, yiğitlik, kahramanlık olankoşmalara koçaklama denİr. Coşkun ve yüksektempolu söyleyişleri vardır. Koçaklama ile destan’ıbirbirinden ayıran özellik şudur:Destan’da belli birkişi ve olay anlatılır koçalama’da her dörtlük müstakildir.Destanda ise bir bütünün parçasıdır. Halk edebiyatımızda bu türün en güzel örneklerini Köroğlu ile Dadaloğlu vermiştir. Benden selam olsun Bolu Beyi'ne Çıkıp şu dağlara yaslanmalıdır Ok gıcırtısından kalkan sesinden Dağlar seda verip seslenmelidir Düşman geldi bölük bölük dizildi Alnımıza kara yazı yazıldı Tüfek icad oldu mertlik bozuldu Eğri kılıç kında paslanmalıdır Köroğlu düşer mi hele şanından Çoğunu ayırır er meydanından Kırat köpüğünden düşman kanından Çevrem dolup şalvar ıslanmalıdır KÖROĞLU

20 4. AĞIT Doğal afetler, ölüm, hastalık vb. çaresizliklerkarşısında korku, heyecan, üzüntü, isyan gibiduyguları ifade eden ezgili ürünlerdir. Ağıt söyleme işine ağıt yakma, ağıt söyleyenlere ise ağıtçı denilmektedir. Ölümden duyulan üzüntüyle birlikte ölenin iyilikleri de anlatılır. Ölüm konulu şiirlere Sözlü Türk Edebiyatı'nda Sagu, Divan Edebiyatı'nda Mersiye adı verilir Şafak söktü tan yerleri atıyor, Ben gurbeti geze geze yoruldum, Tren gelmiş acı acı ötüyor, Evvel altın idi şimdi pul oldum, Kardeşim şehit olmuş yerde yatıyor, Değer bilmez kötülere kul oldum, Ak elleri kızıl kana batıyor. Felek beni taşa çaldı neyleyim. lkbaharda her çiçekler bezeri, Kanatlarım yoktur çırpınıp uçmaya, Sonbaharda döker yaprak gazeli, Dizlerim tutmuyor karlı dağlar aşmaya, Kardeşim şehit olmuş nerde mezarı? Ellerim ermedi helallaşmaya, Felek beni taşa çaldı neyleyim. Felek beni taşa çaldı neyleyim. Felek sille vurdu ben oldum sersem, İyi olmaz dediler her kime sorsam, Varsam da hekime muayene olsam, İyi olmadık derdi hekim neylesin.

21 D) TEKKE EDEBİYATINAZIM ŞEKİLLERİ Din ve tasavvufla ilgili kavram, duygu, düşünce, ilke ve kuralları halka yaymak Amacıyla bir tarikata bağlı şairlerce yazılan şiirlerdir. 1) İLÂHİ Tanrıyı övmek, ona yakarmak için söylenilendini şarkılara ilahi denir. Tekke edebiyatında ise din ve ahlakla ilgili şiirler ilahi adıyla tanımlanır. Hem koşma, hem semai biçiminde ve hem hece hem de aruz ölçüsüyle yazılmış şiirlerdir. Hece ölçüsünde 7, 8ve 11'li kalıplar tercih edilmiştir. İlahi yazarı halk şairleri içinde ilk akla gelen Yunus Emre'dir. Daha sonra Eşrefoğlu Rumi, Niyazi-i Mısrî, Aziz Mahmut Hüdayi, Yunus Emre'nin etkisinde kalarak ilahiler yazmışlardır. İlahi’ye Bektaşiler nefes, Mevleviler ayin, Halvetiler durak, Gülşeniler tapuğ, diğer tarikatlar cumhur veya ilahi adını verir. Dörtlüklerle yazılanlarda kafiye düzeni koşmaya, beyitlerle yazılanlarda kafiye düzeni gazele benzer. İlahiler özel bir ezgiyle okunur. Bazı ilahilerde aruz vezni kullanılmıştır. Aruz vezninin kullanıldığı ilahiler gazel şeklindedir

22 Dağlar ile taşlar ile Çağırayım mevlam seni Seherlerde kuşlar ile Çağırayım mevlam seni Sular dibinde mâhiyle Sahralarda âhû ile Abdal olup yâhû ile Çağırayım mevlam seni Gökyüzünde İsâ ile Tûr Dağı'nda Mûsâ ile Elindeki asa ile Çağırayım mevlam seni Derdi öküş Eyyüb ile Gözüyaşlı Yâ'kûb ile Ol Muhammed mahbûb ile Çağırayım mevlam seni Bilmişim dünya halini Terk ettim kıyl ü kalini Baş açık ayak yalını Çağırayım mevlam seni Yunus okur diller ile Ol kumru bülbüller ile Hakkı seven kullar ile Çağırayım mevlam seni YUNUS EMRE

23 2) NUTUK: Tekke Edebiyatı'nda pîrlerin, mürşitlerin tarikata yeni giren müridleri, dervişleri bilgilendirmek, onlara tarikatın derecelerini ve tarikat adabını öğretmek amacıyla söylenen didaktik şiirlerdir. Evvel tevhid sürer mürşid dilinden Dördüncü esmaya nail olasın Erişir canına fazlı Huda’nın Enal’-Hak sırrına vakıf bulasın Kurtulursun emarenin elinden Dahî ölmezden sen evvel ölesin Erişir canına fazlı Huda’nın İkincide verir lafzatu’llahı Gel imdi sen dahi şeyhin hâline Anda keşf ederler sıfatu’llahı Karışasın evliyanın yoluna Hasenat yeter der eder günahı Dalasın sen âb-ı hayat gölüne Erişir canına fazlı Huda’nın Erişir canına fazlı Hüda’nın Üçüncüde yâ Hû ismini oku Garip bülbül gibi durmayıp şakı Kendi vücudundu bulagör Hak’ı Erişir canına fazlı Huda’nın

24 3) DEVRİYE: Devir kavramını anlatan şiirlerdir.Devir kavramı Hz. Muhammed’in “Ben nebî iken Adem su ile çamur arasındaydı.” hadisi ile ilgilidir. Mutavvıflara göre vücut halindeki Hz. Muhammed yeryüzüne sonradan gelmiştir.Halbuki ruh halinde olanHz.Muhammed ezelden beri vardı.Vakti gelen ruh maddi aleme iner.Önce cemâda, sonra nebata,hayvana, insana ve en sonra da insan-ı kamile geçer.Oradan da ilk büyük ruh olan Tanrı’ya döner ve onunla birleşir. Bu inişe nüzul, tekrar Tanrı’ya dönüşe de urûc denir.Bu iniş ve çıkışı anlatan şiirlere de devriye adı verilir. Ak süt iken kızıl kana karışıp Hakikat meyinden nûş edip kanıp Emr-i Hak’la coşup cevlâna geldim Can gözlerim o gafletten uyanıp Mâ-i cârî ile akıp yarışıp Kudretten her türlü renge boyanıp Katre-i nâ-çizden ummâna geldim Bu alem-i nakş u elvâna geldim …….. Dokuz ay on gün batn-ı mâderde Afveyle günahım Gaffarü’z-zünûp Kudretten gözüme çekildi perde Setreyle uyûbum Settârü’l-uyûb Vamktim tamam olup âhiri yerde Bu Hüsnî cürmünü bilip utanıp Çıkıp ten donundan cihâna geldim Yâ rabbi rahmet ü gufrâna geldim HÜSNÎ

25 4. NEFES ( DEME ) Dini temellere bağlı aşık edebiyatı nazım şekillerinden ilahilerin Alevi-Bekteşi aşıklarınca yazılanlarına nefes denir. Konusu genellikle tasavvuftaki vahdet-i vücud, Alevi-Bektaşi ilkeleri,tarikat kurallarıyla ilgilidir. Bunun yanında Hz.Muhammed ve Hz.Ali için övgüler de söylenir. Dili sade bir Türkçe olan nefesler biçim olarak koşmaya benzer. Dörtlükler halinde hece ölçüsünün 7,8,11'likalıpları ile ya da az da olsa aruzla yazılanlara rastlanmaktadır. Dörtlük sayısı 3-7 arasında değişir.Fazla da olabilir. Biz Urum Abdallarıyız İstivâyı gözler gözüm Maksadımız yârdır bizim Seb'almesanidir yüzüm Geçtik ziynet kabâsından Ene'l Hakk'ı söyler sözüm Gencinemiz erdir bizim Mi'râcımız dârdır bizim Dâim kılarız biz zârı Haber aldık mahkemâttan Harceyleriz elden var, Geçmeyiz zâttan sıfattan Dost yoluna verdik seri Balım nihan söyler Haktan Mürkirimiz hârdır bizim İrşâdımız sırdır bizim BALIM SULTAN Aşk bülbülüyüz öteriz Râh-i Hakka yüz tutarız Mânâ gevherin satarız Mürşidimiz vardır bizim

26 5. ŞATHİYE Dini ve tasavvufi halk şiirinde genel olarak mizahi manzumelere şathiye adı verilir. İnançlardan teklifsizce alaycı bir dille söz eder gibi yazılan şiirlerdir. Tasavvufi konuları işleyenleri şathiyat-ı sûfiyâne adını sıfatının ön plana çıkarıldığı görülür. Bu tür şiirlere genellikle Bektaşi-Alevi şairlerinde rastlanır. Medrese hocalarına göre şathiyeler küfür sayılmıştır. Bu türün en tanınmış şairi Kaygusuz Abdal'dır. Yeri göğü ins ü cinni yarattın Sekiz cennet yaptın sen Adem içün Sen ey mimar başı eyvancı mısın Adın büyük bağışla anın suçun Ayı burcu günü çarhı var ettin Adem'i çıkardın cennetten niçün Ey mekan sahibi rahşancı mısın Buğday nene lazım harmancı mısın Denizleri yarattın sen kapaksız Bir iken bin ettin kendi adını Suları yürüttün elsiz ayaksız Görmedim senin gibi iş üstadını Yerleri temelsiz göğü direksiz Yaşar dirsin kurudursun odunu Durdurursun acep iskancı mısın Sen bahçevan mısın ormanci mısın Kullanırsin kanatsızca rüzgarı Cibril'e perde altından söylerdin Kürekle mi yaptın sen bu dağları İnub Beytullah'a kendin dinlerdin Ne yapıp da öldürürsün sağları Bu ateşi cehennemi neylerdin Can verub can alırsın sen cancı mısın Hamamın mı vardır külhancı mısın

27 Hafaya çekilüb safaya durdun Aklı ermezlerin aklını urdun Kıldan ince köprü yaptın da kurdun Akar suyun mu var bostancı mısın Bu kışlara bedel bu yazı yaptın Evvel bahara karşı güzü yaptın Mizanı iki göz terazi yaptın Bakkal mısın yoksa dükkancı mısın Kazanlarda katranların kaynarmış Yer altında balıkların oynarmış On bu dünya kadar ejderhan varmış Şerbet mi satarsin yılancı mısın Esirci misin koydun cehenneme Arab Hoca mısın okur yazarsın kitab Aslın katib midir görürsün hisab İhtisabın mı var yoksa hancı mısın Yüzbin tamun olsa korkmam birinden Rahman ismi nâzil değil mi senden Gaffâr-uz-zünûbum demedin mi sen Affet günahımı yalancı mısın Şanına düşer mi noksan görürsün Her gönülde oturursun yürürsün Bunca canı alıp gene verirsin Götürüp getiren kervancı mısın Bilirsin ben kulum sen sultanımsın Kalbde zikrim dilde tercemanımsın Sen benim canımda can mihmanımsın Gönlümün yârisin yabancı mısın Beni delil eyler kendin söylersin İçinden Azmi'yi pazar eylersin Yücelerden yüce seyran eylersin İşin seyran kendin seyrancı mısın AZMÎ

28 İZLEYEN HERKESE TEŞEKKÜR EDERİM :D AD :DURMUŞ MERT SOYAD :OKAN SINIFI :AMP 10-L OKUL NO:4315 BURASI FETİYE BURDAN ÇIKIŞ YOK


"HALK EDEBİYATI NAZIM Bİ Ç İMLERİ VE NAZIM T Ü RLERİ 1. ANONİM TÜRK HALK EDEBİYATI 2. AŞIK TARZI TÜRK EDEBİYATI 3. DİNİ-TASAVVUFİ TÜRK EDEBİYATI HALK EDEBİYATI." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları