Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

İdris YAVUZYİĞİT /idrisyavuzyigit. Çanakkale'de, Arıburnu'nda, Anafartalar'da, Conkbayırı’nda, Seddülbahir’de, Alçıtepe’de, Kirtetepe’de, Kanlı Dere’de,

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "İdris YAVUZYİĞİT /idrisyavuzyigit. Çanakkale'de, Arıburnu'nda, Anafartalar'da, Conkbayırı’nda, Seddülbahir’de, Alçıtepe’de, Kirtetepe’de, Kanlı Dere’de,"— Sunum transkripti:

1 İdris YAVUZYİĞİT /idrisyavuzyigit

2

3 Çanakkale'de, Arıburnu'nda, Anafartalar'da, Conkbayırı’nda, Seddülbahir’de, Alçıtepe’de, Kirtetepe’de, Kanlı Dere’de, Azak koyunda yatan şühedaya selam Seyit Onbaşıya, Kınalı Aliye, Saka Hüseyin'e, Edincikli Mehmet'e, Yahya Çavuşa, Binbaşı Lütfü Beye, Niğdeli Aliye, Cevat Paşaya, Bombacı Mehmet Çavuşa, Lapsekili İbrahim Ve Halil’e, Doktor Ruhi Beye selam Oğullarını kınalayarak şehadete yollayan, bir umut diye gökteki kuşlara, yerdeki rüzgâra haber soran gözü yaşlı analara selam Cepheye mermi taşırken yolda donarak ölen bacılarıma, elinin kınası kurumadan Mehmet’ini son defa gören üç günlük taze gelinlere, Ayşelere, Fatmalara selam Hastahane ve sargı yerlerinde yaralı Mehmed’i tedavi eden doktor ve hemşirelere selam Bir günlük güvey iken cepheye koşan delikanlılara, Lise sıralarından vatan müdafaasına koşan yiğit evlatlara selam Ülkemin üzerinde şehidimin kanlarıyla bezenmiş dalgalanıp duran bayrağa, Minarelerinden her gün dirilişimizi haykıran ezana, Her tarafı şehit kanlarıyla sulanan Anadolu'ma selam “ ÇANAKKALE: SELAM ”

4

5 Evet, vatan bir toprak parçasıdır, ama her toprak parçası vatan değildir. Vatan, uğruna şehitlerin kan akıttıkları toprak parçasıdır. Bugün sahip olduğumuz bu cennet vatan, kahraman atalarımızın her karışını kanları ile sulayarak bize emanet ettikleri topraklardır. Vatanı Korumak Dinimizin Emridir. “VATAN, KAN, BAYRAK” VE VATAN SEVGİSİ

6 Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır, Toprak, eğer uğrunda ölen varsa; Vatandır. Mithat Cemal KUNTAY

7 Bu necip millet, وَلَا تَقُولُوا لِمَنْ يُقْتَلُ فى سَبيلِ اللّٰهِ اَمْوَاتٌ بَلْ اَحْيَاءٌ وَلٰكِنْ لَا تَشْعُرُونَ “Allah yolunda öldürülenlere «ölüler» demeyin. Bilakis onlar diridirler, lâkin siz anlayamazsınız.” (Bakara 154) ayetini sertac edinerek Canını dişine takmış, İmanından aldığı güç ve kuvvetle, Etten ve kemikten kale kurmak suretiyle, Anadolu’nun kapılarını İslam’a açmış, İstanbul’u fethederek çağlara meydan okumuş, Avrupa’ya medeniyet götürmüş, Çanakkale geçilmez dedirtmiş ve Adını tarihe altın harflerle kazıtmıştır. Adını tarihe altın harflerle kazıtmıştır.

8 Dünyada, namus ve şerefimizi koruyarak huzur ve güven içinde yaşamak, ancak bağımsız bir vatana sahip olmakla mümkündür. Dini görevlerimizi gereği gibi yerine getirmemiz de yine vatan sayesinde mümkün olur. Bu sebeple Yüce dinimiz vatanın korunmasına büyük önem vermiş, vatan sevgisini imandan saymıştır. “SAVAŞ” VE AHLAK

9 وَاَعِدُّوا لَهُمْ مَا اسْتَطَعْتُمْ مِنْ قُوَّةٍ وَمِنْ رِبَاطِ الْخَيْلِ تُرْهِبُونَ بِه عَدُوَّ اللّٰهِ وَعَدُوَّكُمْ وَاٰخَرينَ مِنْ دُونِهِمْ لَا تَعْلَمُونَهُمْ اَللّٰهُ يَعْلَمُهُمْ “Onlara (düşmanlara) karşı gücünüz yettiği kadar kuvvet ve cihad için bağlanıp beslenen atlar hazırlayın, onunla Allah'ın düşmanını, sizin düşmanınızı ve onlardan başka sizin bilmediğiniz, Allah'ın bildiği (düşman) kimseleri korkutursunuz... ” (Enfâl 60) “VATAN SAVUNMASI” VE SAVAŞ İÇİN HAZIRLIK

10 Bu ayetteki “kuvvet” kavramı savaşta düşmana üstünlük sağlamaya yarayan her türlü silah, araç ve gereci içine alır. Top, tüfek, tank, cephane, uçak, gemi, yol, asker, kışla, depo, yiyecek, içecek, bilgi, fen, kültür, sanat, medeniyet, ekonomi, insan gücü gibi, Top, tüfek, tank, cephane, uçak, gemi, yol, asker, kışla, depo, yiyecek, içecek, bilgi, fen, kültür, sanat, medeniyet, ekonomi, insan gücü gibi, maddi ve manevi her şey “kuvvet” kavramına dahildir. şerefli bir millet olarak yaşayabilmek için Yeryüzünde şerefli bir millet olarak yaşayabilmek için bütün bunları tam ve eksiksiz bir şekilde hazırlamaya mecburuz. “HAZIRLIKLI OLMAK” VE DÜŞMANI TANIMAK

11 “VATAN” VE ASKERLİK

12 ASKERLİK: EZANDIR, ŞEREFTİR, VATANDIR, ONURDUR, BAYRAKTIR, NAMUSTUR, ŞEHADETTİR

13 YAŞLI bir ananın 1915 Yılında, Bilecik istasyonundan Söğüt'ün Akgünlü köyünden Mehmet oğlu Hüseyin isimli oğlunu cepheye uğurlarken söylediği sözler vatan için çarpan yüreklerin hissiyatını dile getirmektedir: "Hüseyin'im, yiğit oğlum benim!.. Dayın Şıpka da baban Dömeke de, ağabeylerin Çanakkale'de şehid düştüler. Bak, son yongam sensin. Eğer minare de ezan sesi kesilecekse, camilerin kandilleri sönecekse sütüm sana haram olsun. Öl de köye dönme… Haydi oğul, yolunu açık etsin." ( Aynur Mısıroğlu, Kuvayı Milliyenin Kadın Kahramanları, Sebil yayınları, İstanbul, s. 44 ) GİT OĞUL ÖL DE KÖYE DÖNME “ GİT OĞUL ÖL DE KÖYE DÖNME ” VE ÇANAKKALE

14 وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ لاَ يُكْلَمُ أَحَدٌ فِي سَبِيلِ اللَّهِ، وَاللَّهُ أَعْلَمُ بِمَنْ يُكْلَمُ فِي سَبِيلِهِ إِلَّا جَاءَ يَوْمَ القِيَامَةِ، وَاللَّوْنُ لَوْنُ الدَّمِ، وَالرِّيحُ رِيحُ المِسْكِ Rasulullah buyurdu ki: kıyamet gününde, yara aldığı günkü haliyle gelir “ Kudret ve iradesiyle yaşadığım Allah'a yemin ederim ki, Allah yolunda yaralanan kimse, kıyamet gününde, yara aldığı günkü haliyle gelir; rengi kan rengi, kokusu ise misk kokusudur.” (Buhari, Cihad, 10) “ALLAH YOLUNDA YARALANMAK”

15 وَلَا تَقُولُوا لِمَنْ يُقْتَلُ فى سَبيلِ اللّٰهِ اَمْوَاتٌ بَلْ اَحْيَاءٌ وَلٰكِنْ لَا تَشْعُرُونَ onlar diridirler, “ Allah yolunda öldürülenlere «ölüler» demeyin. Bilakis onlar diridirler, lâkin siz anlayamazsınız.” (Bakara 154) “ŞEHİTLİK” DİRİLİK DEMEKTİR

16 “ŞEHİTLİK” VE ALLAH RIZASI Çanakkale’de 5. ordu komutanı olan Alman General Liman Von Sanders, bir teftiş sırasında Mehmetçiğe soruyor: “İyi savaşıyor musunuz?” Evet kumandanım. “Niçin savaşıyorsunuz?” “Allah rızası için…” Bütün Mehmetçiklerden aynı cevabı alan Alman general şu yorumu yapar: “Evlatları Allah rızası için çarpışan bir millet ebediyen var olur!”

17

18 Şehadet destanı bu; Allah'a varış destanı... Alp Arslanların, Selahaddin-i Eyyubilerin, Kılıç Arslanların, Fatihlerin, Yavuzların mirasını koruma destanı. Bir avuç kahraman bir tarafta, sayısız kalabalık bir tarafta... Ölüm kusan toplara, gemilere göğsünü kal’a yapıp, setler çekmek. Onlar kefenlerinden kan damlayarak Allah’ a yükselenler! Emdiği sütü, yediği lokmayı, soluduğu nefesi helal ettirenler! Ölüm pazarında can sergileyen canlar, yiğit Mehmetler... Çanakkale, milletimizin, al kanının, gözyaşının alın terinin sebil olduğu yer. Çanakkale burcu burcu, çiçek çiçek şehid kanı kokan, anlamlı yer. Çanakkale yaralı Arslanların pençesiz dövüşmek zorunda bırakıldığı mekan... Çanakkale, alçakça ve insafsızca yurdumuza saldıran zalimlerin rezil, zelil; milletimizin ise aziz olduğu bir savaş. Yorgun ve bitkin bir milletin, paylaşılmış yurdunu istiklale kavuşturan bir zaferdir. Kendisine hasta adam denen bir milletin uyanışı, dirilişi ve şahlanışı olduğu kadar, en kötü günde ve en zor şartlarda bile zafer kazanmasıdır. ÇANAKKALE ŞEHİTLERİNE SESLENİYORUZ

19

20 Tarihi büyük düşünenler yazar. Geçmişini tanımayan, milli ve manevi değerleriyle yetişmeyen gençlerle tarih yazılmaz.

21 İlk defa denizaltı gemilerinin kullanıldığı, ilk defa çivi bombalarının kullanıldığı; 5 bin civarında kadının şehid olduğu; liseli gençlerin savaşa katılmaları dolayısıyla mezun verilmediği; 2500 üniversite öğrencisi ve öğretim üyesinin şehid olduğu; «insan kaynağının tükendiği», ekonominin bittiği son noktadır. İngiltere, Fransa ve Rusya Ermenilere verdikleri vaatlerle onları Osmanlı devletini yıpratan terör saldırılarına teşvik etmişlerdi. Dünyanın en kudretli devletleri, modern zırhlı ve teçhizatlı gemileri ve silahları ile savaşlardan yeni ve yenik çıkmış, ekonomisi iflas etmiş, kıtlık ve salgın hastalıkların kol gezdiği ve yıkılma sürecinde olan ve Rus Çarının ifadesiyle «Hasta Adam» konumundaki zayıf bir devlete hücum etmektedirler. “ ÇANAKKALE’DE İLKLER ”

22

23 'Biz, bin sene bu dine bayraktarlık yaptık. Allah bizi yalnız bırakmayacaktır.' Allah bizi yalnız bırakmayacaktır.' “ BİZ ÖYLE BİR MİLLETİZ Kİ ”

24 Çanakkale Geçilmez! Çünkü Türklerin Atacak Barutu Yoktu, Biz Orada, Gökten İnen Güçleri Gördük. “ İNGİLİZ KOMUTAN HAMİLTON DER Kİ ”

25 Düşman sadece yunan gavuru değildi ki yavrum. İngiliz'i, Fransız'ı, İtalyan'ı, Rus'u Ermeni'si vardı. Birde bunlara yardım eden bizim hainler vardı. Vardı da vardı… Çok şükür, bizim ALLAH ALLAH ’ımız vardı. “ SÜVARİ YAKUP ÇAVUŞ ANLATIYOR Kİ ”

26 CHURCHİLL, ÇANAKKALE SAVAŞI SONRASINDA “ Anlamıyor musunuz, Biz, Çanakkale’de Türklerle değil Allah ile harp ettik! Allah ile harp ettik! Tabii ki yenildik.” diyordu.

27 ALMAN PROFESÖR NEUMARK “ ALMAN PROFESÖR NEUMARK ” VE ÇANAKKALE “-Çok samimi itiraf edeyim ki, Avrupalılar, Türkleri sevmez. Kilisenin Türk ve İslam düşmanlığı Hıristiyanların hücrelerine sinmiştir. Çünkü sizlerin en az 400 sene sırtımızda ve ensemizde at koşturdunuz. Selçuklu ve bilhassa Osmanlı İslamiyet uğruna her şeyini feda etmeseydiler İslamiyet belki bu gün sadece Hicaz da varlığını devam ettirirdi… Sizler farkında değilsiniz ama onlar şu gerçeğin farkındadırlar: Tarihten Türk çıkarılırsa tarih kalmaz. Osmanlı arşivi tam olarak ortaya çıkarsa bugün ki tarihlerin yeniden yazılması gerekir. Ve sizler gerçek hüviyetinize döndüğünüz an Avrupa'nın refahı ve medeniyeti yıkılır. sizi silah ile yenemeyenler, sizleri, kendilerine benzeterek hakimiyet kurmaya çalışıyorlar …” Bu bakımdan sizi silah ile yenemeyenler, sizleri, kendilerine benzeterek hakimiyet kurmaya çalışıyorlar …”

28 ÇANAKKALEHATIRALARI “UNUTMA EY MÜSLÜMAN”

29 Yer: Çanakkale Anlatan: Ünlü Fransız yazarı Pierre Loti, Teğmen Andre Lemoine’den 18 Martta batan Fransız gemilerinden 20 kişilik bir denizci sahile çıkmaya muvaffak oldular, ama karaya ayak bastıkları anda Türk askerlerini de karışlarında buldular. “Sahile çıktığımız vakit bitkindik. Bir taraftan üzerimizden akıp geçen mermiler, diğer yandan mayınlar… Korkulmayacak gibi değildi. Üstelik şimdi kızgın düşmanla da karşılaşmıştık. Bizi aldılar, ilerideki tepenin hemen ardındaki bir kulübeye götürdüler. İçlerinde subay yoktu… Üzerimizdeki ıslak elbiseleri çıkardılar. Bize kaputlarını verdiler… Soba’nın başında ısındık. Az bir zaman sonra ekmek ve azık getirdiler. Kendilerinin tayınları olduğu belliydi. Karşılıklı yedik… Çorba ikam ettiler… Düşman değil, müşfik kurtarıcılar gibi davranıyorlardı. Daha sonra bizi aldılar ve Tekirdağ’a götürdüler. Türklerin bu büyüklüklerini unutamam.” MEHMETÇİĞİN ÂLİ CENAPLIĞI “TEĞMEN ANDRE LİMOİNE” VE ÇANAKKALE

30 Yer: Çanakkale Anlatan: 1915’te Fransız birliklerine komuta eden General Guro “Bir sabah günün ilk ışıkları ile birlikte Türklerle süngü savaşına başlamıştık. Savaşta Türkler çok ama çok mâhirdi. Kendileri ile başa çıkmak imkânsızdı. Süngü muharebemiz, fasılalı şekilde akşam geç vakte kadar devam etti. Ortalık kararınca Türklerle anlaşma yaptık. Muharebe sahasında gezecek ve yaralılarımızı toplayacaktık. Bizim askerler, sedyelerle muharebe sahasına çıktıkları zaman ben de aralarına katılmıştım. Bir ara kucağındaki askerin yarasına gömleğinden yırttığı bez parçalarını bastıran bir Türk askerine rastladım. Akşamın karanlığında, değme bir ressamın fırçasından çıkmayacak bir tablo karşısında idim. Uzun müddet seyrettiğim bu tablodaki Türk askeri, kendi yaralarına yerden avuçla aldığı toprakları basıyordu… Kucağındaki yaralı Fransız askeri için ise durmadan gömleğinden yırtmakla meşgul idi. Tercüman yardımı ile ona bazı sorular sordum: -Niçin az önce öldürmek istediğin askere şimdi yardım ediyorsun? Türk askeri, takati tükenmiş bir hâlde cevap verdi: -Bu asker, yaralanınca yanıma düştü. Cebinden yaşlı bir kadın fotoğrafı çıkardı. Bir şeyler söyledi, anlamadım; ama herhalde annesi olacaktı. Benim ise kimsem yok. İstedim ki o kurtulsun, anasının yanına dönsün.” General bu açıklamayı 1930 yılında Çanakkale’de Fransız anıtının açılışına geldiği zaman yapmış ve bu anıtın açılışından sonra bir Türk anıtına da gitmek istemişti. Ancak o yıllarda henüz böyle bir Türk anıtı dikilmemişti. “İMAN” FRANSIZ GENERAL GURO’YU AĞLATAN TABLO GÖMLEĞİNİ YIRTARAK SAVAŞTIĞI FIRANSIZIN YARASINI SARAN KAHRAMAN

31 Yer: Çanakkale/Arıburnu Anlatan: Ezine Geyikli bucağından 27. Alaydan Halil Helvacı anlatıyor: Bir gün Arıburnu’nda mevzilerden düşmana doğru ateş ediyoruz. Çekiyorum tetiği, çekiyorum, çekiyorum tüfek patlamıyor, ateş almıyor. Tüfek bozuldu herhalde, dedim. Bir gün Arıburnu’nda mevzilerden düşmana doğru ateş ediyoruz. Çekiyorum tetiği, çekiyorum, çekiyorum tüfek patlamıyor, ateş almıyor. Tüfek bozuldu herhalde, dedim. Bir arkadaş vardı yanımda ona dedim: Bak hele benim tüfek bozulmuş, ateşlemiyor. - Bak hele benim tüfek bozulmuş, ateşlemiyor. Arkadaş bir baktı benden yana. Ne bozulmuşu yahu, senin parmak gitmiş - Ne bozulmuşu yahu, senin parmak gitmiş, dedi. Ben o zaman acısını duydum işte. Cız etti içim. Bir kurşun gelmiş, tetiği çektiğim parmağımı alıp götürmüş, orta yerinden. HALİL HELVACI “ HALİL HELVACI ” VE TÜFEK ATEŞ ETMİYOR

32 Yer: Çanakkale / Rumeli Mecidiyesi Bataryası Anlatan: Müstahkem Mevki Komutanı Cevat Paşa Cephaneliği berhava olan Rumeli Mecidiyesi Bataryasının durumu hazindi. İstihkam yıkıntıları arasında dolaşmakta olduğu sırada bir ağacın altına uzanmış olan bir askerin hali dikkatini çekti ve yanına gidip " Ne var evlat ?" diye sordu. Nefer hemen yerinden fırlayıp esas duruş vaziyeti aldı. Çünkü sesi tanımıştı. Ama gözleri başka tarafa bakıyordu. " Gözlerine bir şey mi oldu oğlum?" O zaman nefer tok sesiyle " Üzülmeyin efendim" diye cevap verdi. " benim gözlerim göreceğini gördü" (Evet düşman gemilerine tam isabet kaydedilmiş ve "Ocean" destroyeri hareket edemez hale getirilmişti.) Cevat Paşa sessiz sessiz ağlıyordu BENİM GÖZLERİM GÖRECEĞİNİ GÖRDÜ

33

34

35 Savaşın en kritik anlarından birinde Queen Elizabeth zırhlısından atılan bir top mermisi Mecidiye Tabyası'na isabet eder. Mecidiye Tabyası'nın pozisyonu çok kritiktir. Boğazdan geçen düşman savaş gemilerini vurmak üzere oradadır. Ve hedef alınan tabyada geriye sadece iki er ve tabya komutanı kalmıştır. Bu erlerden bir tanesi Seyit Ali Çabuk'tur. İçlerinden yalnızca Seyit Onbaşı ile Niğde’li Ali kurtulmuştu. Bir de Yüzbaşı Hilmi. Bataryada tek top ayakta kalabilmiş, fakat onun da vinci kırılmış olduğundan mermileri namluya sürülemiyordu. Yüzbaşı Hilmi Bey, etrafından birilerinden yardım alabilmek düşüncesiyle bataryadan uzaklaştığı sırada Niğdeli Ali ile Koca Seyit ümitsiz ve perişan ne yapacaklarını düşünüyorlardı. " Ulu ve yüce Allah' tan başka hiçbir güç ve kuvvet yoktur." duası Seyit' in ağzından nûr tanesi gibi dökülmeye başladı. Seyit Ali, bu duayı defalarca okudu. Bu yakarış şüphesiz hiç kimseninkine benzemiyordu. Aşk ile kendinden geçmesi ve 276 kiloluk top mermisini kucaklayıp omzuna alması bir oldu. Demir basamakları tam üç kez inip çıktı. Yanında bulunan Niğdeli Ali, Seyit'in göğüs ve omuz kemiklerinin çatırtısını duyuyor, hayret ve dehşet içinde kalıyordu. Topun namlusuna sürülen üçüncü mermi savaşın kaderini böylece değiştiren olayı yaratmış ve ingilizler' e ait " Ocean " isimli zırhlı, bu merminin isabetiyle korkunç yara almıştır. Ve Ocean gemisini dümen sisteminden vurmayı başarır. Ocean daha sonra sürüklenir ve Nusrat'ın döşediği mayınlardan birine çarparak batar. HAVRANLI KOCA SEYİT

36

37 “ ÇANAKKALE: SON HAÇLI SEFERİ ”

38

39 “SARGI YERİ FACİASI” VE ÇANAKKALE

40 Yer: Çanakkale/ Alçıtepe Köyü’nün yaklaşık 1 kilometre batısı Zığındere Vadisi Sargıyeri Anlatan: Kumandan Nuri YAMUT Paşa Türk Silahlı Kuvvetlerinin 6. Genelkurmay Başkanı Zığındere’de Seyyar hastanelerde ve çadırlarda sağlık hizmetleri alan askerlerin sayısı 50 bine kadar çıkmış. Bu hastanede Türk yaralıların yanı sıra İngiliz ve Anzak yaralılar ile Fransız yaralılar da tedavi edilmeye başlanılmıştır. Onlara da yardımcı oluyor Kızılay bağlı doktorlar, hemşireler ve sıhhiye askerleri. Düşman saldırıları 5 Temmuz 1915 tarihinde bittiğinde geride bıraktıkları manzara tarih belgelerine “insan cesetleri tarlası” olarak yazıldı. Sargıyeri şehitliği, Alçıtepe Köyü’nün yaklaşık 1 kilometre batısında yer almaktadır. İngiliz Anzak ve Fransız yaralılarla birlikte Albay Sami bey de dahil olmak üzere toplam civarında kişi hayatını kaybetmiştir. 28 Haziran 1915 tarihinde bir İngiliz savaş gemisinden açılan ateşle hastahane yerle bir edilmiş, bu bombardıman sonucu hastanede yaralı yatanlar ile çalışan personelden büyük bir kısmı Türk olmak üzere şehit olmuş ayrıca bu bombardımanda İngiliz Anzak ve Fransız yaralılarla birlikte Albay Sami bey de dahil olmak üzere toplam civarında kişi hayatını kaybetmiştir. “SARGI YERİ FACİASI” VE ÇANAKKALE

41 ÇANAKKALE

42 1950'li yıllara kadar Çanakkale'de şehit cenazelerinin toprak üstünde kaldı. Tarlaları ekmek için şarapnel misketleri süpürürlermiş, köylülere ekip biçin denmiş, tarlalar sürülürken kemikler dağılmış, parça parça olmuştur. Çıkan malzemeler, cephaneleri satın derler ve köylüler de çıkan her şeyi hurda fiyatına satarlar. O coğrafya fakir insanlar olduğundan, yıllarca o metalleri toplayıp hurda olarak satmışlar ve o paralarla geçinmişler. Tonlarca oradan malzeme taşınmış" "Savaştan sonra yıllarca orası girilmesi yasak bölge olarak kaldığı için, şehit cenazelerimiz de toprak üstünde kalmıştır yılına kadar tam 38 yıl. Zığındere’de yaşanan olayların içinde bulunan kumandan Nuri YAMUT Paşa, aradan geçen yıllar sonra 1942 yılı içinde Genelkurmay Başkanı olmuştu. Zığındere yöresinde SARGI YERİ olayının hatırası olan insan cesetleri ve kemikleri toplattırdı. Şehit olan binlerce askerden geriye kalan kemikler toplandığında şehit sayısı 11 bin Civarı, bir dağ gibi yığıldı ve o halde fotoğrafı çekildi. Sonrasında Nuri Yamut Anıtı diye Zığındere'de ziyaret ettiğimiz anıtı, İstanbul'daki 2 evini satarak kendi cebinden yaptırdı. “ ŞEHİT CENAZELERİ TOPRAK ÜSTÜNDE KALDI ”

43 “SARGI YERİ- NURİ YAMUT ANITI ”

44 Yer: Çanakkale/ Alçıtepe Köyü’nün yaklaşık 1 kilometre batısı Zığındere Vadisi Sargıyeri Anlatan: Dr. Salih Dr. Salih memleketi Balıkesir’de savaş hatıralarını anlatırken yaralıları gözleriyle muayene ettiklerini eğer yara karnında ve başında ise bakamadıklarını söyler. Hatta bir karar alırlar ve ağır yaralılar çok vakit almakta ve bunlar savaşa devam edememektedirler. Hafif yaralıları tedavide güçlükler yaşanıyor. Karar alırlar ve ağır yaralıları boş vakitlerinde tedaviyi kararlaştırırlar. Hiç unutmuyorum sargı bezlerinden bağırsakları çıkmış bir asker gelmişti. Yüzü de kandan görülmüyordu. Onu yan taraf bıraktılar. Yaralı sesi duyulur “ baba” diye. İkinci kez “ baba” diye bir ses duyulur yaralıdan ve Binbaşı Kadir bey (Tabip Ruhi Bey), “Baba” diyen askere döner. Askerin kana bulanmış yüzünü silince Binbaşı Kadir Bey oğlunu karşısında bulur. Oysa o, oğlunu okula göndermiştir cepheye gitmeden önce. Ama Anadolu’da öğrenciler savaşı duyunca savaşa katılırlar. Çanakkale son nefesinde oğul ile babayı bir araya getirir. Akşam karar almışlardı. Ciğerparesi oğlunu sahra hastanesinin özel odası sayılan bir ağacın altına korlar. Hafif yaralıları tedavi etmeye devam ederler. İkindi vaktinden epey sonra Baba gelir ama oğlunu bu sefer şehitler arasında bulur. “TABİP RUHİ BEY VE OĞLU” VE ÇANAKKALE

45 Yer: Çanakkale/ Zığındere Vadisi Sargıyeri Bir gün sargı yerinde askere kuru ekmek dağıtılacaktır. Çevredeki tüm yaralılara verdikleri gibi Hüseyin’in yanına da geliyor ve bir parça ekmek uzatıyorlar. Önce alıyor ekmeği. Kim bilir kaç gündür aç. Kaç gündür bu ekmeği hayal etmekte. Allah’a büyük bir şükranlık içinde ekmeği ağzına götürüyor. Fakat Ekmeği yemeyip yanında duran Mehmetçiğe geri veriyor. Asker arkadaşları kendisine ekmeği yeme konusunda ısrar ediyorlar. Bunun üzerine onlara, duyulduğunda insanın tüylerini diken diken eden şu ibretli sözleri söylüyor: Kardeşlerim! Bu ekmeği benim yemem doğru değildir. Ben nasıl olsa birazdan öleceğim. “Kardeşlerim! Bu ekmeği benim yemem doğru değildir. Ben nasıl olsa birazdan öleceğim. Alın bunu, düşmana karşı çarpışacak yiğitlere yedirin de ekmek boşa gitmesin!..” Anadolu’nun yağız delikanlılarından olan Hüseyin, bunları söyledikten sonra ruhunu teslim ediyor. “AĞIR YARALI HÜSEYİN” VE EKMEK BOŞA GİTMESİN

46 Yer: Çanakkale/ Gelibolu Anlatan: Üsteğmen Faruk Üstteğmen Faruk cepheye yeni gelen askerleri kontrol ediyor bir taraftan da onlarla sohbet ediyordu. Bir ara saçının ortası sararmış bir çocuk gördü. Merakla “Adın ne senin evladım?” der. Çocuk “Ali” diye cevap verir. “Nerelisin?” der. Ali “Tokat Zile'denim” der. “Peki evladım bu kafanın hali ne?” Ali “Anam cepheye gelirken kına yaktı komutanım.” der. “Neden?” der komutan. Ali “Bilmiyorum komutanım” der. “ Peki gidebilirsin Kınalı Ali ” der. Bir gün Arkadaşlarına, ailesine göndermek üzere mektup yazdırır: “Mektubu bitirir; neden sonra aklına gelir ve yazının sonuna anasına NOT düşer: Ali’nin kendisinden hemen sonra askere gelecek bir kardeşi daha vardır. “Anacağım, kafama kına yaktın; burada komutanlarım ve arkadaşlarım benle hep dalga geçtiler. Sakın kardeşim Ahmet’e de yakma, onunla da dalga geçmesinler. Ellerinden öptüm” diye bitirir. … “ KINALI ALİ’YE SON MEKTUP ”

47 Aradan zaman geçer İngilizler kati netice almak için tüm güçleriyle Gelibolu'ya yüklenirler. Bu cepheyi savunan erlerimiz, teker teker şehit düşmüşlerdi. Bunlara takviye olarak giden yedek kuvvetlerde yeterli olmamış, onların sayıları da epey azalmıştı. Gelibolu düşmek üzereydi. Kınalı Ali’nin komutanı da olayı görüp yerinde duramıyordu. Kendisinin bölüğü henüz sıcak temasa hazır değildi. Onlar yeni gelmişti, onları insan bedeninin sungu ve mermilerle orak gibi biçildiği bu yere dua ediyordu. Komutanlarının bu düşünceli halini gören ve durumun vahametini bilen Kınalı Ali ve arkadaşları komutanlarına yalvar yakar oraya gitmek istediklerini söylerler. Komutanları onları ölüme gönderdiğini bile bile çaresiz gönderir... Kınalı Ali'nin bölüğünden kimse sağ kalmaz, hepsi şehit olmuştur. Aradan zaman geçer. Kınalı Ali'nin ailesine yazdığı mektubun cevabı gelir. Komutanları buruk ve gözleri dolu dolu mektubu açıp okumaya karar verirler. … mektupta hal hatırdan sonra ANASI: Oğlum Ali, yazmışsın ki ‘Kafamdaki kınayla dalga geçtiler, kardeşime de yakma’ demişsin. Kardeşine de yaktım. Komutanlarına ve arkadaşlarına söyle senle dalga geçmesinler. Bizde 3 şeye kına yakarlar. Gelinlik kıza; gitsin ailesine çocuklarına kurban olsun diye. Kurbanlık koça; ALLAH’a kurban olsun diye. Askere giden yiğitlerimize; vatana kurban olsun diye... Gözlerinden öper selam ederim. ALLAH’A emanet olun” Mektubu okuyan Ali’nin komutanı ve diğerleri hıçkıra hıçkıra ağlamaktadırlar… “ANA: VATANDIR, DUADIR, SABIRDIR, CENNETTİR”

48 “ SİR KONPET DER Kİ ”

49 Yer: Çanakkale/ Anafartalar Anlatan: Anafartalar Komutanı Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK “ Karşılıklı siperler arası 8 metre, yani ölüm muhakkak. Birinci siperdekiler, hiçbiri kurtulamayarak kâmilen şehit düşüyor. İkinci siperdekiler onların yerine geçiyor. Fakat ne kadar gıpta edilecek itidal ve tevekkül ki, ölenleri görüyor, üç dakikaya kadar öleceğini biliyor, hiçbir tereddüt bile göstermiyor, sarsılmak yok!... Okuma bilenler ellerinde Kur'an-ı Kerim, cennete girmeye hazırlanıyorlar. Bilmeyenler kelime-i şahadet getirerek yürüyorlar. Bu Türk askerindeki ruh kuvvetini gösteren, şâyân-ı hayret bir misaldir. Emin olmalısınız ki, Çanakkale muharebesini kazandıran, bu yüksek ruhtur.” “MUSTAFA KEMAL” VE ÇANAKKALE

50 Yer: Çanakkale Anlatan: Tayyar Paşa Osmanlı kumandanlarından bazıları İngiliz ordusunun içinde Müslüman askerler olduğuna dair istihbarat edinmişti. Pek çok Hindli Müslüman İngiliz ordusunda yer almıştı. Böyle bir istihbaratı Tayyar Paşa da almıştı. Bunun için bir tedbir düşündü. Sesi güzel olan askerlerini bir sabah topladı. Zaman şafağın söktüğü bir zamandı. Güneşin doğacağı yerde bir kızıllık kendini göstermişti. Yani sabah oluyordu. Tayyar Paşa seçtiği askerlere hep birlikte sabah ezanı okutmaya başladı. İlk asker elini kulağına attı. Ezan okumaya başladı. Makam Saba makamıydı. “Allahü ekber!… Allahü ekber!...” Karşı cepheden Müslüman askerler taşa sarılı bir kağıdı Osmanlı askerlerinin bulunduğu yere fırlattı. Kağıtta Farsça bir not vardı: “Bizler Hindistanlı Müslüman askerleriz. İngilizler bize Almanlara karşı Osmanlının yanında savaşacağımızı söylediler. Biraz önce ezan sesi duyduk. Siz kimsiniz?” Karşı tarafa cevap verdi: “ Burası Osmanlı payitahtının kapısıdır. Bizler de Osmanlı askeriyiz. İngilizler karakterleri gereği tarihî bir kancıklık ve kalleşlik örneği göstererek sizi kandırmışlar. Asıl onlar İstanbul’u işgal etmek istiyorlar.” İngiliz ordusundaki Müslüman askerler gerçeği anlamaya başladılar. Aralarında bir vaveyla koptu. “MÜSLÜMANI MÜSLÜMANA KIRDIRMAYA KALKIŞTILAR”

51 MEHMET AKİF “ MEHMET AKİF ” Mehmet Akif o yıllarda resmi bir görevle Berlin’e gitmiştir. Yad ellerde hep Çanakkale’yi düşünmektedir. Askeri ataşe olarak orada görev yapan arkadaşı Ömer Lütfi Beye akşam sabah sorar: -Çanakkale ne olacak? Aldığı cevap acı ama gerçek: -Fevkalbeşer bir hadise (olağanüstü bir olay) olmazsa Çanakkale’de yenilmemiz mukadderdir. Bu cevap karşısında Akif anasını kaybetmiş bir yavrucağız gibi hıçkırıklara boğularak ağlar, sonra da bir yanardağın patlayışı gibi haykırırmış: - Cihan bir araya gelse ÇANAKKALE GEÇİLMEZ !

52

53 Yer: Çanakkale / Gelibolu sırtları/ kanlıdere Anlatan: Hattatoğlu Mustafa Hattatoğlu Mustafa diye bir zat. Çanakkale Savaşlarında top başında vazife yapmış bir insan. Kara savaşlarında bir topçu gözetleme mevkiine çıkıyor ve diyor, 'Benim bulunduğum yerden tabur tabur asker bir tepenin arkasına gidip kayboluyor. Aradan yarım saat geçiyor, bir tabur daha gidiyor, yarım saat sonra bir tabur daha. Akşama kadar bu hadise devam ediyor. Sonra savaş durdu. Ben merak ettim bu kadar asker nereye gitti diye. Sonra savaş meydanını görebileceğim bir mevkiye gittim. Bir baktım kan gövdeyi götürüyor. Şehit olan askerlerden akan kan o kadar yoğunlaşmış ki, bir bedeni sürükleyecek hale gelmiş. Ben, kanın bir gövdeyi götürdüğünü gözlerimle gördüm." “ KAN GÖVDEYİ GÖTÜRÜYOR ” Gelibolu sırtları/ kanlıdere

54 Yer: Çanakkale / Gelibolu sırtları/ kanlıdere Anlatan: Bigalı Mehmet 'Gecenin bir yarısı devriye atıyordum. Susadım. Zifiri karanlıkta matarama uzandım. Baktım su kalmamış. Şırıl şırıl bir derenin sesi geliyordu. Yaklaştım dereye. Göremediğim halde mataramı doldurdum, ağzıma diktim. Tuhaf bir tat geldi. İçemedim. Kamp yerime gittim. Ateşin ışığında mataramı boşalttım. Bir de baktım, kıpkırmızı kan doldurmuşum. Dereler kan olmuş akıyor" “ DERELERİN KAN OLUP AKTIĞI YERDİR ÇANAKKALE ”

55 Dünyanın en kahraman birliği unvanına sahiptir. Alayın tamamı 49 subay, 3480 er ve erbaş kamilen şehid olmuştur. Alay komutanı Yarbay Hüseyin Avni Bey şehid olur. Ardından Elbistanlı Yarbay Şevki Bey, ardından Binbaşı Ömer Fevzi Ispartalı, ardından bütün rütbeliler şehit olur. Alayın en yaşlı askeri ve alay imamı olan Konyalı Hasan Fehmi Bey komutan olur. Alayın 1. Taburu 25 Nisan da 10:30’da savaşın ilk günü çatışmaya girer, aradan sadece 4.5 saat geçmiştir. Tabur komutanına derler ki taburunu geri topla, yıprandı. Toplar toplamasına ama 900 askerin 820’si şehit olmuştur. Bu durumu gören komutan aklını yitirir. “ ÇANAKKALE: 57. ALAY ”

56 57. Alay'ın sancağı Avustralya'nın Melbourne şehrindeki müzede sergilenmekteymiş bugün; altındaki levhada ise şu bilgi yer almaktaymış. " Bu alay sancağı Gelibolu savaş alanından getirilmiştir ama tutsak edilememiştir, çünkü Türk ordusunun milli geleneklerine göre bir alayın sancağı, alayın sonuncu eri ölmeden teslim edilemez. Bu sancak, sonuncu muhafızının da altında ölü olarak yattığı bir ağacın dalına asılı olarak bulunmuştur. Kahramanlık timsali olarak karşınızda duran bu Türk Alay Sancağı'nı selamlamadan geçmeyiniz." İŞTE 57.ALAY…IN HİKAYESİ.. İŞTE BAYRAĞA VE SANCAĞA OLAN SAYGI… “BAYRAK” VE “ ÇANAKKALE: 57. ALAY ”

57 “ ÇANAKKALE: 57. ALAY ” Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde 57. Alay elbette ki var ancak bu Alay’a bağlı hiçbir asker bulunmamaktadır. Sebebi ise Çanakkale’de tamamı şehit olan 57. Alay’a saygı sebebi iledir.

58 “ ÇANAKKALE: 57. ALAY ŞEHİTLİĞİ ”

59 ÇANAKKALE

60 Nice analar evlatsız, nice bebeler babasız Bu vatan nice şehit kanlarıyla sulanarak, Nice analar evlatsız, nice bebeler babasız kalarak şu gök kubbe altında bize emanet bırakılmıştır. Medeniyetimizin ve geleceğimizin göstergesi, vatan toprağımızın her karışının paha biçilmez değerinin ifadesi, iman ve vatan uğruna can veren şühedanın şehitlik beratı, milleti millet yapan değerler cümlesi olan İstiklal Marşımızda Akif’in deyimiyle ifade edersek: Bastığın yerleri "toprak!" diyerek geçme, tanı! Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı. Sen şehîd oğlusun, incitme, yazıktır, atanı. Verme, dünyâları alsan da, bu cennet vatanı. “VATAN İÇİN” GEÇMİŞİNİ DÜŞÜNMELİSİN

61

62 Çanakkale; Müslüman savaşçıların tarihe ahlak dersi verdiği yerdir. Erdemli olmanın ne anlama geldiğini tarihe silinmez harflerle yazan bir ordunun destanıdır. Allah yolunda, din, iman, millet, vatan, bayrak, hak, adalet uğrunda savaşırken, izzet ve şerefini korurken, erdem ve faziletini de ayakta tutan kahramanların destanıdır. “ ÇANAKKALE ”

63 Çanakkale Savaşı Milletimizin var olma savaşı, Bütün dünyada yankılanan “Çanakkale Geçilmez” haykırışının destanlaştığı, Ecdadımızın canıyla emanet bıraktığı, Bir metrekareye 6 bin merminin düştüğü, İbretlik tabloların perdesiz sahnelendiği, 250 bin neferin toprağın anlıyla buluştuğu yerdir. ÇANAKKALE DİYİNCE…

64

65 Çanakkale savaşının uzamasına neden olmuştur. Balkan savaşlarının yenilgisinin ordumuz milletimiz üzerinde oluşturduğu moral bozukluğu ve ezikliği ortadan kalkmıştır. İtilaf devletleri Rusya'ya yardım ulaştıramadıkları için Çarlık Rusya'sı çökmüş; İngiltere'de hükümet değişikli olmuş İngilizler ; Fransızlar askerle savaşa katılmış ve İngilizler , Fransızlar kayıp vererek ayrılmışlardır. Türk kuvvetleri yaklaşık olarak askerle katılmış, Genelkurmay Askeri Tarih ve Stratejik Etüt Başkanlığının resmi kayıtlara dayalı tespitine göre şehit, yaralı, kayıp, esir ve hastanelere gönderilenler dahil toplam zayiat verilmiştir. Bu zayiatın 60 bin civarında olanı savaş alanında şehit düşmüştür. “ ÇANAKKALE: SONUÇ ”

66 ÇANAKKALEDERSLERİ “UNUTMA EY MÜSLÜMAN”

67 1.Hiçbir zaman ümitsizliğe düşmemeliyiz. 2.Ecdâdımız, birlik ve beraberlik içinde tek yumruk olarak bu zaferi kazanmışlardır. Bu gün için bizler milli birlik ve beraberliğimizi bozmaya çalışanlara fırsat vermemeliyiz. 3.İçimizde her an vatan hainleri olabileceğini akıldan çıkarmadan, geleceğimiz için en ufak ihmale fırsat vermemeliyiz. 4.Savaşta silahlar önemlidir, komutanlar önemlidir; ama daha da önemli olan maneviyattır, ruhtur! 5.Çanakkale savaşlarında iyi yetişmiş genç bir nesli kaybettik. Şimdi ise gençliğimiz zararlı alışkanlıkların ve maneviyatsızlığın tehdidi altındadır. Gençlerimizi koruyacak her türlü tedbiri almalıyız. 6.Ecdâdımızın Çanakkale’de düşmana gösterdiği insanlık ve hoşgörüyü, bizler şu ân birbirimize gösterebilmeliyiz. 7.Çanakkale Destanını yeni nesillere aktarabilmeliyiz. 8.Çanakkale'den ibret alıp aynı hataları tekrarlamamalıyız. ÇANAKKALE’DEN DERSLER ÇIKARMALIYIZ

68 1980’li yılların Başbakanı merhum Turgut Özal, milli değerlerine sıkı sıkıya bağlı olan Japonların Batı’ya meydan okuyan ilerleyişi karşısında Japon eğitim sistemine ilgi duyar. Bu sebeple inceleme ve araştırma yapmak üzere bir Japon Pedagog heyeti, ülkemizin çok değişik yerlerinde inceleme ve araştırmalar yapmak üzere davet eder, Görüşme ve temaslarda bulunur. Sonra da bütün bu faaliyetlerin sonuçlarını takdim etmek üzere, zamanın Milli Eğitim Bakanı ile birlikte Başbakan Özal’ın huzuruna çıkarlar. Japon heyetini teşkil eden uzmanlar derler ki: “Sizin gençlerinizde milli şuur yok.” Bu karar Türk yetkililere büyük bir şok yaşatır. Japon yetkililere: “Siz çocuklarınıza milli şuur nasıl kazandırırsınız?” diye sorulunca, onlar: “Çocuklarımızı uçaklar kadar hızlı giden trenlere bindirir ve çok katlı yollardan geçiririz. En üstün teknolojiyle ve robotlarla çalışan dev fabrikalarımızı gezdiririz. Bu baş döndürücü teknoloji karşısında sarsılan ve şok olan çocuklarımıza deriz ki: “Gördüğünüz bu hızlı trenleri ve üstün teknolojiyi sizin atalarınız yaptı. Siz daha çok çalışırsanız, daha hızlı giden ulaşım araçları yapar, daha üstün teknoloji meydana getirir, daha gelişmiş fabrikalar kurarsınız.” Daha sonra bu çocukları Hiroşima ve Nagazaki’ye götürüp gezdiririz. II. Dünya savaşında atom bombasıyla yerle bir edilen bu bölgeleri, gelecek nesillere ibret olsun diye olduğu gibi koruruz. Buraları gezdirir, gösterir ve onları bilgilendiririz. Atom bombasıyla hiçbir canlının ve bitkinin yaşayamaz hale geldiği bu yerleri çocuklarımız büyük bir dikkat ve hayretle seyrederler. Bu gördükleri şeyler onların taze hafızalarında hiçbir zaman silinmeyecek derin izler bırakır. Sonra da deriz ki: “Siz çalışmaz, vatanınızı korumaz, milletinizi sevmez, birlik ve beraberlik içinde olmazsanız, düşmanlar ülkenizi böyle bombalar, yakar, yıkar ve yaşanmaz hale getirirler. Ancak çalışır, güçlü olursanız, düşmanlar size saldırmaya cesaret edemezler. Vatanınız yücelir, itibarınız yükselir. Artık buna göre kararınızı verin…” işte bu şoklarla çocuklarımız iyi ve çalışkan birer Japon olmaya doğru ilk adımı atmış olurlar. Bu şekilde milli bir şuur kazanırlar. “JAPONLAR” VE ÇANAKKALE

69 “Sizin binlerce Hiroşima ve Nagazaki gibi değerleriniz var. Bizimkilerden çok daha önemli tarihi bölgeleriniz var. I.Dünya savaşı içinde meydana gelen ve bir metre kareye altı bin merminin düştüğü Çanakkale zaferinin kazanıldığı bu bölge; çocuklarınızın ve gençlerinizin şok olması için yeter de artar bile… Tam bu sırada Türk yetkililerinden biri: “İyi de bizim Hiroşima ve Nagazaki’miz yok ki” der. Bunun üzerine Japonlar derler ki: “Sizin binlerce Hiroşima ve Nagazaki gibi değerleriniz var. Bizimkilerden çok daha önemli tarihi bölgeleriniz var. I.Dünya savaşı içinde meydana gelen ve bir metre kareye altı bin merminin düştüğü Çanakkale zaferinin kazanıldığı bu bölge; çocuklarınızın ve gençlerinizin şok olması için yeter de artar bile… Dünyanın en gelişmiş ve en güçlü ordularına karşı ve onların üstün teknolojilerine rağmen askerlerimiz adeta imkânsızı başarmış ve bütün dünyayı hayretler içinde bırakan bir zafer kazanmışlardır. İşte sadece bu olay, bu bölge ve bu zafer dahi gençlerinizin milli şuur kazanmalarına yeter. Bu sebeple gençlerinizi gruplar halinde Çanakkale’ye götürüp gezdirmelisiniz. Her Türk genci, burayı mutlaka gezip görmeli ve öğrenmelidir. Sonra onlara demelisiniz ki: Sizler birlik ve beraberlik içinde çalışmazsanız, güçlü olmazsanız düşmanlar yine Çanakkale’ye gelirler, ülkenizi işgal eder, hürriyetinizi elinizden alırlar. Ama çalışır, birlik içinde olur, teknolojiyi yakalarsanız, ülkenizi kalkındırır, müreffeh bir hale getirirsiniz….” Japonların verdikleri bu ibretli ve acı ders; bizim için çok manidardır. Bu tablo bize, maalesef yen içinde kolumuzu kaybetmişiz de haberimiz yokmuş dedirtmektedir ve ortadaki düşündürücü manzaramızı sergilemektedir. “JAPONLAR” VE ÇANAKKALE

70 Bu savaşın isimli isimsiz tüm kahramanları; Ey Mehmetçik; selam sana, Fatihalar, Yasinler, hatimler ülkemin her köyünden ve köşesinden en kutsal hediyedir sana Şükran sana, minnet sana, dualar sana, selam sana. “ ÇANAKKALE: SELAM SANA ”


"İdris YAVUZYİĞİT /idrisyavuzyigit. Çanakkale'de, Arıburnu'nda, Anafartalar'da, Conkbayırı’nda, Seddülbahir’de, Alçıtepe’de, Kirtetepe’de, Kanlı Dere’de," indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları