Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sosyal Hizmetler Sosyal hizmetler, 2828 sayılı Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Kanununun 3. maddesinde “Kişi ve ailelerin kendi bünye ve çevre.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "Sosyal Hizmetler Sosyal hizmetler, 2828 sayılı Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Kanununun 3. maddesinde “Kişi ve ailelerin kendi bünye ve çevre."— Sunum transkripti:

1 Sosyal Hizmetler Sosyal hizmetler, 2828 sayılı Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Kanununun 3. maddesinde “Kişi ve ailelerin kendi bünye ve çevre şartlarından doğan veya kontrolleri dışında oluşan maddi, manevi ve sosyal yoksunluklarının giderilmesine ve ihtiyaçlarının karşılanmasına, sosyal sorunlarının önlenmesi ve çözümlenmesine yardımcı olunmasını ve hayat standartlarının iyileştirilmesi ve yükseltilmesini amaçlayan sistemli ve programlı hizmetler bütünü” olarak tarif edilmektedir. Kısaca, bireylerin birbirleriyle ve toplumla uyum sağlamasını kolaylaştırmak amacını taşıyan örgütlenmiş çalışmalardır. SOSYAL HİZMET VEREN KURUMLAR -Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu -Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Genel Müdürlüğü -Vakıflar Genel Müdürlüğü -Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı -Milli Eğitim Bakanlığı -Sağlık ve İçişleri Bakanlıkları sosyal hizmetler alanında faaliyet göstermektedir.

2 İzmir belediyesi hizmet merkezleri  Konak Engelli Hizmet Merkezi  Fuar Engelliler Hizmet Merkezi  İnciraltı Engelli Hizmet Merkezi  Limontepe Engelli Farkındalık Merkezi  Buca Sosyal Yaşam Kampüsü

3 ÖZÜRLÜLERE YÖNELİK HİZMETLER İSTANBUL ÖZÜRLÜLER MERKEZİ ve BAĞLI BİRİMLERİN ÇALIŞMALARI İstanbul Özürlüler Merkezi, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Sağlık Daire Başkanlığı Sağlık İşleri Müdürlüğü bünyesinde, 1994 yılında, Özürlüler Koordinasyon Merkezi adı altında oluşturulmuş ve görme, işitme, ortopedik, zihinsel ve diğer özürlerinden dolayı günlük hayatlarını sürdürmekte yardıma ihtiyaç duyan her yaştan özürlüye destek olan, bir sosyal hizmet kuruluşudur. İstanbul Özürlüler Merkezi aşağıdaki amaçlar doğrultusunda çalışmalar yapmaktadır: a-Özürlülerin topluma bir yük olmasından öte, katkıda bulunmalarını sağlamak b-Kapasitelerini geliştirmek c-Yaşam koşullarını iyileştirmek d-Toplumsal gelişmelerden pay almalarını sağlamak e-Bağımsızlaşmalarına destek olmak f-Bakım ve korunmaya ihtiyacı olan özürlülerin özel ihtiyaçlarını karşılayarak yaşam kalitelerini yükseltmek g-Toplumsal hayata daha aktif katılımlarını sağlamak h-Belediyenin yapmış olduğu hizmetlerden özürlü ve özürlü yakınlarının faydalanmasını sağlamak. i-Engellilerin, kendileriyle ilgili hizmetlerin geliştirilmesinde aktif katılımlarını ve söz sahibi olmalarını sağlamak. j-Engellilere ve ailelerine eğitim vererek, çözümlere ortak etmek. k-Şehirsel çevrenin ulaşılabilirliğinin sağlanması amacıyla; İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve ilçe belediyelerinin ilgili birimleriyle ve sivil toplum örgütleri ile işbirliği yapmak.

4 Sosyal Hizmetin Amaçları: 1) Toplumsal yaşam içindeki insanın etkinliğini sağlamak (Cılga 2004). 2) İnsanın kendi yaşamı ve kaynakları üzerinde denetim sahibi olmasına ve karar vermesine olanak sağlamak (Cılga 2004). 3) İnsanın kendi gücünü ve egemenliğini kullanmasına olanak sağlayarak üretkenliğini ve yaratıcılığını harekete geçirmek (Cılga 2004). 4) Çoğulcu ve katılımcı demokratik toplum yapısı içinde insanca yaşama ve gelişme koşullarını geliştirmek (Cılga 2004). 5) Çoğulcu etkileşim dinamiği içinde ; insanın ve toplumun gelişme düzeyini, gereksinimlerini karşılama olanaklarını ve sorun çözme yeteneklerini arttırarak yaşam kalitelerini yükseltmek, özgür ve mutlu bir yaşam sürmelerine yardımcı olmaktır (Cılga 2004). 6) Bireyin toplumsal işlev ve rollerini yerine getirebilmek (Kut, 2001). 7) Toplumsal koşulları bireyin gelişmesine olanak sağlayacak biçimde değiştirmek ve geliştirmek (Kut, 2001). 8) İnsan haklarını güvence altına almak (Kut, 2001). 9) Toplumun gelir ve hizmet dağılımını dengelemek sosyal hizmetin genel amaçlarıdır (Kut, 2001).

5 Giriş Sakat bireyin yaşamında sıkça karşı karşıya kaldığı bir durumdur ayrımcılık. Sokağınızın kaldırımında diğer insanlar gibi ilerleyemezken, bir toplu taşıma aracına binmeye çalışıp da bunu başaramazken, eğitiminizi sürdüremezken, iş bulamazken, tek başınıza özgürce, kendinize yeterek yaşamınızı sürdüremezken karşınıza çıkan, ayrımcı uygulamalardır aslında. Size uygun yapılmayan bir kaldırımda yürüyemediğinizde “bütçe yetmediği için o düzenlemeleri yapmadık” diye gayriciddi bir mazeretle karşılaşırken, “engelli bir çocuğun sorumluluğunu alamam” denilerek çocuğunuzun okul kaydı yapılmazken, “sizi işe alırdık; ama iş yerinin koşulları uygun değil. ‘’Maaşınızı verelim; ama işe gelmeyin, gerek yok” diye lütufta bulunuluyormuş gibi dışlanırken başınıza gelen şey, dolaylı ya da dolaysız bir ayrımcı uygulamadır gerçekte. Ayrımcılık olgusu söz konusu olduğunda ilk akla gelen; ırk ayrımcılığı, din-mezhep ayrımcılığı ve cinsiyet ayrımcılığıdır. Engellilere yönelik ayrımcılık, ancak son yarım yüzyılda giderek artan bir biçimde dikkatleri çekmeye başlamış, tanımlanmış ve önlenmesi için tedbirler geliştirilmeye çalışılmıştır. Engellilere yönelik ayrımcılığın, son yarım yüzyıla kadar dikkatleri üzerine çekmemesinde temel olarak iki faktör rol oynamıştır: TOPLUMDA ENGELLİLİK ALGISI Gerçekten Eşit miyiz? Acı(ma), Zayıf Gör(me) ve Yok Say(ma). Ekseninde Engelli Ayrımcılığı

6 1) Ayrımcılık karşıtlığı ve mücadelesi, tarihsel süreç içinde genelden özele doğru (sınıf, ırk-din, mezhep-cinsiyet) aşama aşama yol alan bir süreç izlemiştir. Bu bağlamda engelli ayrımcılığı, genelden özele doğru gelişen ayrımcılık mücadelesinin son uzantılarından biri olarak gündeme gelmiş ve dikkat çekmiştir. 2) Diğer taraftan ayrımcılığın kendini gösterdiği davranış modelleri de bu ‘geç fark ediş-geç tanımlayışta’ etkili olmuştur. Örneğin, ırka, dine ya da cinsiyete yönelik ayrımcılık, kendini çoğu zaman şiddetle, savaşla, soykırımla dayatmış, özgürlükten mahrum ederek, siyasal haklar tanımayarak, yasalar önünde eşit saymayarak, hatta kimi zaman köleleştirerek kendini ortaya koymuştur. Fakat engellilere yönelik ayrımcılık (Antik dönem Sparta toplumunda sakatların öldürülmesi ya da Nazi dönemi Almanyasında sakatlara evlenme yasağı getirilmesi veya sakatların hadım edilmesi gibi münferit uygulamalar dışında) kendini bu tip şiddetli ve keskin uygulamalarla ortaya koymamıştır. Bu durum, sakatlara yönelik yaklaşımların ayrımcılık olduğu düşüncesini akla getirmemiş, onlara yönelik uygulamalar başka algı, biçim ve şekillerle dillendirilmiştir.

7 Yukarıdaki şekilde tanımlanan süreç her şeyi basitçe özetlemektedir. Zayıf olarak tanımlanan, yetenekleri kısıtlı kabul edilen sakat bireyin ihtiyaçları ve yaşam beklentileri, toplum tarafından (özelde ailesi ve yakın akrabaları tarafından) karşılanan temel fiziki ihtiyaçlara indirgenmiştir. Öyle olduğu için de engelli bireyin, toplumun diğer bireyleri gibi sokağa çıkması, eğitim görmesi, istihdam olanağına kavuşturulması gibi olgular gereklilik olarak görülmekten çıkmıştır. Engelli birey, evinde ya da yaşadığı kısıtlı mekânlarda yaşamını sürdürme kurgusu üzerinden dışlanmış ve toplumdan soyutlanmıştır.

8 YAŞA GÖRE TUTUM Yaş ile ilgili farklı bulgular vermektedir. Bazı çalışmalarda, yaş grubuna göre özürlülere yönelik tutumlarda fark olmadığı gözlenmektedir. Örneğin, farklı yaş grubundaki Meksika kökenli Amarikalılar ile Meksikalıların, öğretmenlerin, anne ve babaların, çocukların, özürlü ve özürlü olmayan yaşlıların özürlülere yönelik tutumları arasında fark bulunmamaktadır. Bazı çalışmalar da genç grubun yaşlı gruba göre daha az ayrımcı olduğu bildirilmektedir

9 CİNSİYETE GÖRE TUTUM Araştırmalar, farklı kültürlerde, farklı yaş gruplarında ve öğretmen, öğrenci, anne-baba gibi farklı rollerde genellikle kadınların tutumlarının daha olumlu olduğunu ve özürlülerle çeşitli bağlamlarda ilişki kurmaya daha istekli olduklarını ön plana çıkartmaktadır Kadınların daha olumlu tutumlarının olması, onların başkalarının duygularına ve düşüncelerine genel olarak daha duyarlı olmalarıyla, başkalarına karşı daha koruyucu, kollayıcı ve ilgili olmalarıyla, kadınların geleneksel bakım kişisi olmalarıyla ve toplumun kadınlara ilişkin sosyal rol beklentileriyle açıklanabilir.

10 Engellilerin Çektiği Zorluklara Birkaç Örnek vaka Örnek vaka: M.D.A. İngilizce öğretmeniyken kaza geçirerek felç olmuştur. Rehabilitasyon sonrası 2006 yılında Mersin İl Milli Eğitim Müdürü’ne başvurarak göreve dönmek ister. İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, bu halde öğretmenlik yapamayacağını, ayrıca ona uygun bir okul olmadığını bildirerek talebi reddeder. Bu noktada M.D.A., izleyici derneğe başvurur. Örnek vaka: Tekerlekli sandalye bağımlısı P.Ç.’nin velisi, çocuğunun eğitim öğretim yılında, Mediha Boysan İlköğretim Okulu’nda öğrenimini sürdürebilmesi için kayıt yaptırmak ister ve P.Ç.’nin sınıfının, giriş katta bulunan dershanelerden birinde olmasını talep eder. Okul müdürü tarafından velinin başvurusu reddedilir ve veli (engelli çocuğun yanında) “Ben sizin sakat çocuğunuzu almam” cevabıyla rencide edilir. Örnek vaka: 2009 Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Sistemi (ÖSYS) Yüksek Öğretim Programları ve Kontenjanları Kılavuzu’nda, ‘Üniversitelerin Yükseköğretim Programlarının Koşul ve Açıklamaları’ başlıklı bölümün 134. sayfasında bulunan ve T.C. İstanbul Aydın Üniversitesi’nin giriş koşullarının anlatıldığı 52. fıkranın son satırında “Özürlü öğrencilere eğitim-öğretim verecek olanağımız olmadığından; özürlü öğrencilerin tercih etmemesi gerekir” şeklinde bir ibare tespit edilmiştir.

11 Ne Yapmalıyız? Engellilere yönelik ayrımcılığın önlenmesi ve bununla mücadele edilmesi, toplumun engellilere sunacağı bir lütuf ya da fedakârlık değil, temel bir insanlık vazifesidir. Bu mücadele, ancak toplumun engelli-engelsiz bütün bireylerinin ortak çabasıyla, kolektif hareketiyle kazanılabilecektir. Bu noktada yapılması gerekenleri şu başlıklar altında toplayabiliriz: A) Kamusal düzeyde yapılabilecekler: – Her şeyden önce, toplumda engelliye yönelik empati duygusunun geliştirilmesi gerekmektedir. Bunun sağlanması için kamusal bir bilinçlendirme ve bilgilendirme hareketine ihtiyaç vardır. Bu hareketin hedefi, topluma, insan hakları temelli, fırsat eşitliğini sağlamayı amaç edinen yaklaşımı benimsetmek olmalıdır. – Engellinin yaşama katılımının önündeki tüm mimari ve fiziki engellerin kaldırılması, toplu taşıma araçlarına erişimin sağlanması gerekmektedir. Bu iki konuda atılacak adımlar, engellinin ekonomik ve sosyal hayata katılımını ve bu sayede yabancılaşmanın ve algı sorunlarının aşılmasını sağlayacaktır. – Engelli bireyin toplumda bireysel yetenekleriyle ön plana çıkmasının ilk koşulu, eğitim hakkından faydalanmasıdır. Bu sebeple okullardaki mimari erişim sorunları ortadan kaldırılmalı, engelli çocukların eğitim kalitelerinin ve verimlerinin artırılması amacıyla, engelli çocuklara yönelik tutum eğitimlerini içeren programlar oluşturularak öğretmenlerin bu programlara katılımı sağlanmalıdır.

12 B) Birey bazında yapılabilecekler: – Engelliyle tanışmak ve onunla empati kurmak için engelli grupları hakkında bilgilenmek, konu hakkında faaliyet gösteren STK’lardan bilgi edinmek gerekir. – Engelliler, hakları, maruz kaldıkları ayrımcılık türleri ve yasal müeyyideler konusunda bilgilendirilmelidir. – Engellilerin aileleri, hakları konusunda bilinçlendirilmeli, bilgilendirilmelidir. – Engelliyle iletişim kurulan (örneğin, eğitim görülen okul ve sınıf vb.) mekânlar engelliler için oluşturdukları dezavantajlardan arındırılmalıdır. – Engellilerin eğitim materyallerinin engelli için oluşturdukları dezavantajlardan arındırılmalıdır (sesli-görsel hale getirilmesi vb.). – Engellinin içinde bulunduğu sosyal gruplar engellinin sorunları ve ihtiyaçları konusunda bilgilendirilmeli, tutum değişikliği yaratılmalıdır.

13 HAZIRLAYANLAR BARIŞ DURSUN H.İBRAHİM ŞAHBAZ YAVUZ VARIŞ


"Sosyal Hizmetler Sosyal hizmetler, 2828 sayılı Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Kanununun 3. maddesinde “Kişi ve ailelerin kendi bünye ve çevre." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları