Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Ticaret Hukuku Bilgisi II

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "Ticaret Hukuku Bilgisi II"— Sunum transkripti:

1 Ticaret Hukuku Bilgisi II
Ticari İşletme

2 İşletme Kavramı ve İlişkisi
TTK’nın hazırlanmasında ticari işletme esasından hareket edilmiştir. Bu nedenle ticari işletme TTK’nın temel ve merkez kavramıdır. TTK’da belirtilen ticari işletme ekonomi biliminde belirtilen genel anlamdaki işletme kavramından farklıdır. Ekonomi biliminde işletme bir müteşebbisin kazanç sağlama amacıyla emek ve sermayeyi belli bir organizasyon çerçevesinde bir araya getirmesiyle ortaya çıkan bir ünitedir. Ticari işletme bu bakımdan bir işletmedir. Ancak tersi geçerli değildir. Bir başka ifadeyle ekonomi biliminde ele alınan her işletme ticaret hukukunda (TTK’da) aynı şekilde ticari işletme demek de değildir. Ticari işletme vasfı için TTK’da belirlenen özelliklere sahip olmak gerekir. Şu halde TTK’daki ticari işletme genel olarak işletme kavramıyla örtüşmekle birlikte, farklı yön ve özellikleri de vardır.

3 Ticari İşletmenin Tanımı
TTK’da ticari işletme şu şekilde tanımlanmaktadır: “Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir” (TTK md. 12). Kanunda ticari işletmenin tanımım verilmesi, bunun açık bir biçimde başka tür işletmelerden (esnaf işletmelerinden) ayırt edilmesine olanak sağlamaktadır.

4 Ticari İşletmenin Özellikleri
Gelir Sağlamayı Hedefleme Devamlılık Bağımsızlık Esnaf Faaliyeti Sınırlarını Aşma

5 Gelir Sağlamayı Hedefleme
Bir ticari işletmeden söz etmek için ortada kazanç sağlama hedefinin var olması gerekir. Ancak faaliyet neticesinde mutlaka (fiilen) kazanç sağlanmış olması şart değildir. Önemli olan böyle bir hedefin varlığıdır. Bir başka ifadeyle kazanç sağlamaya yönelik niyetin taşınıyor olması bu koşul için kâfidir. Dolayısıyla kurulduğundan bu yana üst üste sürekli zarar eden işletme de bahsettiğimiz amacın varlığı şartıyla ticari işletme vasfına sahip olacaktır.

6 Devamlılık Ticari işletme tanımında yer alan bir diğer unsur devamlılık veya sürekliliktir. Bundan kastedilen yürütülen faaliyetin daimi olması değildir. Faaliyet dönemi içinde sürekliliktir; kesintiye uğratmamaktır; zamansal düzensizlikler veya kesintiler yapmamaktır. Bir başka ifadeyle, faaliyetin yürütülmesinde keyfi olarak birkaç gün veya hafta ara vermek, daha sonra geri başlamak ve daha sonra belli bir süre faaliyeti yeniden kesintiye uğratmak devamlılık unsurunun varlığını ortadan kaldırır. Şu halde kesintisizlik ve düzenlilik ticari işletmede devamlılık unsuru için şarttır. Faaliyetin mevsimlik olması veya hastalık gibi zorunlu sebepler ticari işletme nitelendirmesine engel değildir. Örneğin plaj ve kayak işletmeciliği gibi bazı faaliyetler tabiatı gereği mevsimseldir. Önemli olan dönemi içindeki kesintisiz ve düzenli çalıştırmadır.

7 Bağımsızlık Bu özellik eski kanun döneminde yasal düzenlemeden çıkartılamamakta ancak Türk öğretisinde kabul edilmekteydi. Yeni kanun ile birlikte, bağımsızlık özelliği de yasal tanıma girmiş bulunmaktadır. Bağımsızlık unsuruna göre başka biri veya işletmeye bağlı olarak bir faaliyetin yürütülüyor olması halinde bu koşul yerine gelmemiş demektir. Buna göre şubeler bağımsız bir ticari işletme değildir. Zira şubeler aynı gerçek veya tüzel kişiye ait olup iç ilişkide merkeze bağlıdır. Bundan başka ticari temsilci, ticari vekil gibi çeşitli yönetim ve temsil yetkilerine sahip kişilerin faaliyetleri de ayrı bir ticari işletme değildir. Mümeyyiz küçük veya kısıtlı adına yürütülen ticari işletme de yasal temsilci için ayrı ve bağımsız bir ticari işletme faaliyeti değildir.

8 Esnaf Faaliyeti Sınırlarını Aşma
Ticari işletme faaliyetinden söz edebilmek için ortada esnaf işletmesi boyutunu aşan bir işletme var olmalıdır. Yeni düzenlemede ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınırın, Bakanlar Kurulu tarafından çıkartılacak bir kararname ile gösterileceği hüküm altına alınmıştır (TTK md. 11, f. 2). Ancak bu kararname henüz hazırlanmamış ve dolayısıyla yürürlüğe girmemiştir. Buna karşın 6103 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 10. maddesine göre, “Bakanlar Kurulu kararı çıkarılıncaya kadar yürürlükte bulunan düzenlemeler uygulanır”. Belirtilen düzenleme, 2007 tarihli Bakanlar Kurulu Kararnamesidir.

9 Esnaf Faaliyeti Sınırını Aşma
Esnaf kavramı TTK md. 15’de tanımlanmaktadır. Buna göre esnaf İster gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişidir. Ticari işletme-esnaf ayırımının sınırları Bakanlar Kurulunun TTK md. 1463, f. 2’deki yetkisine dayanarak kaleme aldığı 2007/12362 sayılı kararı (RG tarih: , sayı: 26589) ile belirlenmiştir. Bu Karar Uygulama Kanunu md. 10 gereği, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu md. 11 gereğince çıkartılacak Bakanlar Kurulu Kararnamesine kadar uygulama alanı bulacaktır.

10 Nakdi Limitler mal alım satımı yapan mükelleflerden, yıllık a lış tutarı TL, satış tutarı TL’sının yarısını aşanlar, hizmet üreten mükelleflerden yıllık gayri safi iş hâsılatı TL’nı aşanlar mal alım satımı yapan ve aynı zamanda hizmet üreten mükellefler için, hizmet üretiminden doğan iş hâsılatının beş katı ile mal satışından doğan yıllık satış tutarının toplamı TL’sının yarısını aşanlar tacir sayılacaktır. Söz konusu rakamlar elde edilen gelire ilişkindir. Belirtilen gelirin elde edilmesine rağmen, giderlerin fazlalığı sebebiyle kar elde edilememesi, esnaf faaliyeti sınırının belirlenmesinde dikkate alınacak bir durum değildir. Kararnamede yer alan limitlerin sonradan geçilmesi halinde, tacir sıfatı kazanılacaktır.

11 Ticari İşletmenin Unsurları
Ticari işletmede unsurları dendiğinde, TTK md. 11, f. 3’de belirtilen malvarlığı unsurlarından söz edilir.

12 Malvarlığı Unsurları Kanunda malvarlığı unsurları, ticari işletmenin bir hukuki işleme konu olması dikkate alınarak sayılmış bulunmaktadır. Buna göre ticari işletmenin malvarlığı unsurlarında “duran malvarlığı, işletme değeri, kiracılık hakkı, ticaret unvanı ile diğer fikrî mülkiyet hakları ve sürekli olarak işletmeye özgülenen malvarlığı unsurları şeklinde bahsedilmektedir. Bu sayımın sınırlayıcı olmadığı kabul edilmelidir. Ticari işletmeye özgülenen unsurlar genellikle ikiye ayrılarak ele alınmaktadırlar: Maddi unsurlar ve maddi olmayan unsurlar.

13 Maddi Malvarlığı Unsurları
Bu kapsama ticari işletmenin el ile tutulan göz ile görülen yani fiziki veya cismani varlığı bulunan unsurları girmektedir. İşletmenin üzerinde bulunduğu taşınmaz, binası, üretimde kullandığı makine, araç ve gereçler, işlenmek üzere satın alınan hammadde, nakilde kullanılan taşıtlar vs. varlıklar işletmenin maddi unsurları arasında sayılacaktır.

14 Maddi Olmayan Malvarlığı Unsurları
Bu unsurlardan bedensel veya fiziki varlığı bulunmayan bir takım haklar anlaşılır. Bu kapsama ticaret unvanı, işletme adı, marka, patent, endüstriyel tasarım, faydalı model, fikir ve sanat eserleri üzerindeki haklar (telif hakları), kiracılık hakkı, know-how, goodwill (müşteri çevresi hakkı) gibi haklar girmektedir. Bu unsurları kısaca açıklamak gerekirse: Kiracılık hakkı, ticari işletmenin kiralanmış bir yerde faaliyet göstermesi durumunda işletme sahibi tacirin kiracılık hakkını ifade etmektedir. Goodwill (müşteri çevresi hakkı), ticari işletmenin sevk ve yönetiminin müşteri nezdinde oluşturduğu rağbet veya itibardır. Bu unsur aynı zamanda müşteri çevresi üzerinde bir hak olarak da nitelendirilmektedir ve gayrı maddi unsurlar arasında sayılmaktadır. Goodwill (müşteri çevresi hakkı), ticari işletmenin sevk ve yönetiminin müşteri nezdinde oluşturduğu rağbet veya itibardır. Bu unsur esasen yeni kanunda “işletme değerini” kavramının içerisinde yer almaktadır. Gerekçede bunun müşteri çevresini de kapsayan bir üst kavram olduğu vurgulanmıştır.

15 Ticari İşletmelerde Merkez ve Şube Kavramları
Her ticari işletmenin bir merkezi bulunmalıdır (TTK md. 40, f. 1). kabul edildiğine göre işletme merkezi, ticari işletmenin ticari, hukuki ve idari faaliyetlerinin toplandığı ve işlemlerinin yürütüldüğü yerdir. Tüzel kişi tacirlerde merkez çok kolaylıkla belirlenebilir. Zira tüzel kişi tacirlerin esas sözleşmelerinde merkez gösterilmek zorundadır.

16 Şube Şube kavramı TTK’da tanımlanmamıştır.
Yeni Ticaret Sicili Yönetmeliği md. 118’de şube tanımı yapılmaktadır. Buna göre şube bir ticari işletmeye bağlı olup ister merkezin bulunduğu sicil çevresi içerisinde isterse başka bir sicil çevresi içinde olsun, bağımsız sermayesi veya muhasebesi bulunup bulunmadığına bakılmaksızın kendi başına sınai ve ticari faaliyetin yürütüldüğü yerler ve satış mağazaları olarak tanımlanmıştır.

17 Şube Olmanın Koşulları
Şubeler iç ilişkide, yani idari açıdan merkeze bağlı birimlerdir. Merkez ve şube aynı gerçek veya tüzel kişiye aittir. Şubenin kar ve zararı veya şubenin işlemlerinden doğan hak ve borçları nihai olarak merkeze aittir. Şubeler dış ilişkilerde bağımsız hareket ederler.

18 Şube Koşulları Şubeler merkezle aynı tür işi yaparlar ve müşterilerle merkezden bağımsız bir şekilde işlemler gerçekleştirebilirler. Şubelerin merkezin yaptığı işlemlerin tümünü yapmaları gerekmez, aksine büyük çoğunluğunu yapması yeterlidir.

19 Şube Koşulları Şubeler ayrı bir yönetime sahip oldukları için kural olarak hesap ve defterleri merkezden ayrıdır. Bu sebeple her şubenin ayrı muhasebesi olmalıdır. Ancak yönetmelik bunun şube niteliğinin belirlenmesi bakımından önemli olmadığını ortaya koymaktadır. Şubenin muhasebe kayıtlarının şubeden veya merkezden tutulmasına mani yoktur. Şubelere ayrı bir sermaye tahsis edilmesi mecburi değildir. Ancak Yargıtay 1982’de verdiği bir kararda farklı görüştedir. Bu karara göre her şubeye ayrı sermaye tahsisi zorunludur. Yönetmelik eleştirilen bu kararın aksine, şubelere ayrı bir sermaye tahsis edilmesi gerekmediğini açıkça belirtmektedir.

20 Şube Sayılmanın Sonuçları
1. Şubenin yaptığı işlemlerden dolayı şubenin bulunduğu yerde de dava açılabilir ve icra takibi yapılabilir (HMK md. 14, f. 1; İİK md. 50). Ancak İflas davası bu kurala tabi değildir Bu davanın mutlaka merkezin bulunduğu yer mahkemesinde açılması gerekir (İİK md. 154). Merkezi yurt dışında bulunan ticari işletmeler hakkında iflas takip ve davaları ise Türkiye’deki şubesinin bulunduğu yerde, birden fazla şubesi varsa merkez şubenin bulunduğu yerde açılacaktır. 2. TTK md. 40, f. 3 uyarınca şubeler bulundukları yer ticaret siciline kaydolmak zorundadırlar sayılı Kanun md. 9’a göre şubeler bulundukları yerin sanayi ve ticaret odalarına da kayıt yaptırmak zorundadırlar. 3. Ticari işletmenin devrinde TBK md. 202 uyarınca devrin kapsamına şubeler de dâhildir.

21 Şube Sayılmanın Sonuçları
4. TTK md. 48, f. 1’e göre her şube, şube olduğunu belirterek merkezin ticaret unvanını kullanmalıdır. Merkezi yurt dışındaki işletmelerin Türkiye’deki şubeleri ise merkezin olduğu yer ile şube yerini de belirtmek mecburiyetindedirler.

22 Şube Sayılmanın Sonuçları
5. Merkezi Türkiye dışında bulunan işletmelerin şubeleri başında tam yetkili bir ticari temsilci bulunmalıdır. 6. Çekin muhatap bankaya cirosu makbuz hükmündedir. Ancak ciro hesabın bulunduğu şubeden muhatabın başka bir şubesine yapılmış ise bu makbuz hükmünde sayılmaz (TTK md. 789, f. 4). Çünkü bu açıdan her şube bağımsız bir işyeri olarak görülmektedir.

23 Ticari İşletmelerde Önemli Bazı Hukuksal Olay ve İşlemler
Devir Rehin Miras Sermaye Olarak Konulma

24 Ticari İşletmenin Devri
Ticari işletmenin devri TTK’da değil TBK md. 202’de düzenlenmiştir. Bu madde sadece ticari işletmelerin devrini değil tüm işletmelerin devrini genel olarak düzenlemektedir. TBK md. 202’de ifade edilen husus bir malvarlığı veya bir işletmenin aktif ve pasifleriyle birlikte devredilmesidir. TBK md. 203’de bir işletmenin diğer işletmeyle birleşmesi hüküm altına alınmaktadır.

25 Devrin Kapsamı Devir kural olarak unsurların tamamını kapsar. İşletmenin hem aktifleri hem pasifleri devir kapsamına girecektir. Bunlardan yalnızca birini konu alan bir devir sözleşmesi işletmenin devri anlamına gelmez. İşletmenin devri kural olarak bütün unsurlarını kapsamakla birlikte bu her zaman şart değildir. Bazı unsurlar kapsam dışı bırakılabilir. Önemli olan devredilen unsurlarla bir işletmenin varlığından ve bunu işletebilme imkânından söz edilebilsin. Asgari şartlar için bu yeterlidir. Bu bakımdan taraflar anlaşarak bazı unsurları devir kapsamı dışında bırakabileceklerdir. Kanun da bu imkânı açıkça ifade etmektedir: “Bir işletmenin devri, aksi açıkça kabul edilmiş olmadıkça, unvanın da devri sonucunu doğurur” (TTK md. 49, f. 2, c. 1). Bu hükmün zıt anlamına göre, bazı unsurlar devrin dışında tutulabilir. Ancak unvanın bir özelliği vardır, işletmeden ayrı olarak ve tek başına devredilemez (TTK md. 49, f. 1).

26 Devrin Şekli ve Koşulları
Ticari işletmenin devri tüm aktif ve pasifleri kapsayan bir işlemdir. Ancak içeriğinde borcun nakli de yer almasına rağmen işletmeden alacaklı olanların rızası aranmaz. Bu bakımdan TBK’da borcun nakli hükümlerinde bir istisnaya gidilmiştir. Aksi durumda ise yani tek tek tüm işletme alacaklılarının rızasının alınması gerekseydi işletmenin devri imkânsız olmasa bile oldukça güç bir işlem olurdu. Bu nedenle ticari hayatın gereği olarak işletme alacaklılarının devre onay vermelerine gerek yoktur. TTK md. 11, f. 3 son cümle gereğince, ticari işletme devrinin yazılı yapılması, ticaret siciline tescil ve ilan edilmesi gerekmektedir. Aynı hükme göre ticari işletmenin bu şekilde yapılan devri, tüm unsurlar bakımından tasarruf işlemi yapılmasını dahi gerektirmeksizin, işletmenin devralana geçmesini sağlayacaktır. Bu kural esnaf işletmesi bakımından uygulama alanı bulmaz. Esnaf işletmesinde tüm unsurların kendilerine has tasarruf işlemiyle devredilmeleri gerekir.

27 Devrin Şekli ve Koşulları
Ticari işletmenin devrinde bazı özel kanunlar gereği başka bazı koşulların yerine getirilmesi de gerekebilmektedir. Örneğin Rekabetin Korunması Hakkında Kanun (md. 7, f. 2) ve ilgili Tebliğler uyarınca bir işletmenin devri veya başka bir işletme ile birleşmesi için müsaade alınması gerekiyorsa bu işlemler için Rekabet Kurulu’ndan izin temin edilmesi icap etmektedir. Üçüncü kişilere de devrin hüküm ifade etmesi ve devralanın işletme borçlarından dolayı sorumluluğunun başlayabilmesi için devrin alacaklılara ihbar veya Türkiye Ticaret Sicili Gazetesiyle ilan edilmesi gerekmektedir (TBK md. 202, f. 1). Ticari işletme niteliği göstermeyen işletmeler bakımından (esnaf işletmeleri), Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi yerine Türkiye genelinde dağıtım yapan gazetelerden birinde yapılacak ilan gerekli görülmüştür. İhbar bir geçerlilik şekline ve bu arada TTK md. 18, f. 3’te öngörülen şekle tabi olmamakla birlikte yazılı şekilde yapılması ispat kolaylığı açısından yararlı olacaktır.

28 Devrin Sonuçları Ticari işletmesini devreden (gerçek kişi) tacir, devirden dolayı ticareti bırakmış olacağından tacir sıfatını kaybeder. Ancak İİK md. 44 uyarınca ticaretin terkinin ilan edilmesinden itibaren bu kişi bir yıl daha borçlardan iflas yoluyla takip edilebilir. Bu hüküm tasfiye edilen ticaret şirketleri bakımından uygulanmaz (TTK md. 545 f. 2). Devirle birlikte ticari işletmenin unsurları devralana geçer. Bu unsurlar arasında devredene ait olmayan ancak onun emin sıfatıyla zilyetliğinde bulunan taşınırların mülkiyeti, iyiniyetli olduğu takdirde devralana geçecektir (İyiniyeti ortadan kaldıran bir hüküm için bk sayılı Finansal Kiralama Kanunu md. 8, f. 2). Devralan kişi işletmeyi devraldığını üçüncü şahıslara ilanen bildirdiği veya alacaklılara ihbar ettiği andan itibaren işletmenin daha önceki borçlarından sorumludur. Devralan varlığını bilmediği borçlardan da mesuldür.

29 Devrin Sonuçları Devreden devrin ilan veya ihbarına kadar doğan borçlardan dolayı devralanla birlikte iki yıl süreyle müteselsilen sorumludur. Bu süre vadeye bağlanmış borçlarda muacceliyet tarihinden; müeccel borçlarda ise devrin ilanı veya ihbar yoluyla bildiriminden itibaren işlemeye başlayacaktır. İşletmenin devri halinde tacir yardımcılarının temsil yetkilerine ilişkin değişiklikler de gerçekleşmektedir. Ticari işletmenin kiralanan bir alanda faaliyet göstermesi halinde, kira ilişkisinin geçmesi için kiralayanın onayı gerekir. TBK md. 323 gereği, işletmenin devri sırasında kiralayan ancak haklı sebep varsa onay vermekten kaçınabilir. Kiralayan onay verirse, devreden işleyen kiralardan iki yıl süreyle müteselsil olarak sorumlu olur. Bu sorumluluk devredenin devir sonrası borçlardan sorumlu olduğu istisnai bir sorumluluktur.

30 Ticari İşletmenin Rehni
Ticari işletmeler çeşitli nedenlerle krediye ihtiyaç duyabilirler. Kredi veren kurumlar bunun karşılığında belli teminatlar istemektedirler. Bu teminatlar şahsi teminatlar (örneğin kefalet) ve ayni teminatlar (örneğin rehin) olmak üzere iki türlü olabilir. İşletmelere kredi verilmesi durumlarında ayni teminatlar daha fazla tercih edilmektedir. Ticari işletme rehni 1971 yılında çıkarılan 1447 sayılı Ticari İşletme Rehni Kanunu (TİRK) ile düzenlenmiştir. Bu kanunla düzenlenen menkul rehni esnaf işletmelerini de kapsamaktadır (md. 1).

31 Rehin İlişkisinin Tarafları
TİRK md. 2’de rehin ilişkisinin tarafları belirtilmiştir: Ticari işletme veya esnaf işletmesinin sahibi olan gerçek veya tüzel kişi rehin veren (rehin borçlusu) olabilir. Lehine rehin hakkı tesis edilebilecek olanlar (rehin alacaklıları) ise kanunda sınırlı olarak belirtilmiş bulunmaktadır: Tüzel kişiliğe sahip ve sermaye şirketi olarak kurulmuş kredi müesseseleri (bankalar) Kredili satış yapan gerçek veya tüzel kişiliğe sahip müesseseler Kooperatifler

32 Rehin İlişkisinin Tarafları
TİRK md. 2’deki sayım sınırlıdır. Ancak rehin alacaklısının sonradan bu alacağını başkasına devretmesi halinde (TBK md. 183, f. 1) devralan kişi maddede sayılan şahıs veya müesseselerden olmasa da rehin hakkından yararlanabilecektir. Yani rehin alacaklısının bu şekilde değişmiş olması rehin ilişkisini sona erdirmemektedir. O halde TİRK md. 2 hükmü alacağın temliki yoluyla yumuşatılabilecektir.

33 Rehin İlişkisinin Kurulması
TİRK md. 4 uyarınca rehin sözleşmesi işletmenin kayıtlı bulunduğu ticaret sicili çevresindeki bir noter tarafından düzenlenir. Sözleşmede rehne dair unsurların tam listesi ayırt edilmelerini mümkün kılacak özellikleri ile birlikte yer alır. Noterin rehin ilişkisinin kurulmasına ilişkin hazırladığı senet düzenleme biçiminde hazırlanan bir belgedir. Bunun ifade ettiği anlam tarafların önceden hazırlayıp notere sundukları ve noterin de onaylayacağı bir sözleşmenin rehin ilişkisinin kurulması bakımından yeterli olmayacağıdır. Rehin sözleşmesi baştan sona noterce düzenlenmelidir. TİRK md. 4’ün kastettiği budur.

34 Rehin İlişkisinin Kurulması
Rehin hakkı rehin alacaklısı veya borçlusunun yazılı istemi üzerine ticari işletmenin kayıtlı bulunduğu ticaret siciline tescil ile doğar; tescil talebi sözleşmenin noterde düzenlenmesinden itibaren 10 gün içinde yöneltilmelidir (TİRK md. 5, f. 1 ve 2). Rehin ilişkisinin sicile tescili kurucu etkiye sahiptir. Bundan dolayı sadece sözleşmenin noterde düzenlenmiş olması rehin ilişkisinin kurulmasına yeterli olmaz.

35 Rehin İlişkisinin Kapsamı
Rehnin konusu ticari işletme veya esnaf işletmesidir. Tacirin (veya esnafın) birden fazla işletmesi varsa birisi üzerinde kurulan rehin hakkı diğerlerini etkilemez. Yani bir ticari işletmeye ilişkin rehin ilişkisi geriye kalanları da kendiliğinden kapsama almaz. Zira her biri ayrı işletmelerdir. Bu nedenle birbirlerinden ayrı olarak rehne konu olabileceklerdir. Ancak rehnin tacirin ticari işletmelerinin tamamını kapsamasına da engel yoktur; yeter ki bu durum sözleşmeyle kararlaştırılmış olsun.

36 Rehin İlişkisinin Kapsamı
Rehin işletmenin tüm unsurlarını kapsamaz. Rehnin kapsamına dâhil edilenler şunlardır (TİRK md. 3): Ticaret unvanı ve işletme adı, Rehnin tescili anında mevcut ve işletmenin faaliyetine tahsis edilmiş olan makine, araç, alet ve motorlu nakil araçları (menkul işletme tesisatı), Marka, patent, endüstriyel tasarımlar, lisans gibi sınaî haklar. Anlaşılacağı üzere taşınmazlar, sicile kayıtlı gemiler, kiracılık hakkı kanun gereği rehin kapsamı dışında tutulmuşlardır (TİRK md. 3, son fıkra). Ticaret unvanı ile işletme adı ve menkul işletme tesisatı hiçbir zaman kapsam dışı bırakılamaz (TİRK md. 3, f. 2). Buna karşın sınaî haklar rehnin kapsamı dışında tutulabilir.

37 Rehin İlişkisinin Hüküm ve Sonuçları
Ticari işletme rehninde rehin konusu mallar rehin borçlusunun elinde bulunmaya devam etmektedir. Kanunda işletme rehninin düzenlenmesinin amacı esasen budur. Bu nedenle rehin borçlusu zilyedliğinde bulunan işletme unsurlarından eskiden olduğu gibi yararlanmaya devam edecektir (TİRK md. 10, f. 1).

38 Rehin İlişkisinin Hüküm ve Sonuçları
Buna karşın rehin borçlusu ticari işletmeyi veya rehne dâhil unsurları devretmek, tekrar rehin vermek, başka bir yere nakletmek veya başkaları ile değiştirmek isterse rehin alacaklısının iznini almak zorundadır (TİRK md. 10, f. 2). Çünkü bu işlemler normal kullanım ve yararlanma dışında olup rehin alacaklısının hakkını tehlikeye düşürmektedir. Rehin alacaklısının rızası alınarak rehin konusu mallar bakımından değişiklikler yapılıyorsa, örneğin makinelerden bazıları kapsamdan çıkarılıyor veya başka unsurlar rehin kapsamına alınıyorsa, bu değişikliklerin noterde yapılacak yeni bir sözleşmeye konu olması ve ayrıca yeni durumun ticaret siciline tescil edilmesi gerekir (TİRK md. 10, f. 3, 4).

39 Rehin İlişkisinin Hüküm ve Sonuçları
TİRK md. 11’e göre rehin borçlusu normal şekilde kullanmaya devam ettiği malların korunması için gerekli özen ve dikkati göstermeli, malların değerini koruyucu önlemleri almalıdır. Aksine davranış halinde, hâkim tarafından tanınan süre içinde ek teminat gösterme veya zararı karşılama sorumluluğuyla karşı karşıya kalacaktır. Ayrıca hakkında rehin alacaklısının şikâyeti üzerine ve kusuru da varsa, bir ila beş yıl arasında hapis cezası ve para cezasına hükmedilir. Bunun dışında talep halinde rehin borçlusu rehinle temin edilen alacak miktarına kadar bir tazminata da mahkûm edilebilir (TİRK md. 12). Rehin alacaklısı rehin konusu mallara karşı onların teminat fonksiyonunu azaltıcı davranışlara (müdahalelerine, tecavüzlerine) karşı dava haklarına sahiptir (TİRK md. 3).

40 Rehin İlişkisinin Hüküm ve Sonuçları
Rehin alacaklısı, işletmeyi devralan kişiye karşı bu hakkını ileri sürebilir (TİRK md. 9, f. 1). İşletmenin rehinli unsurları sicil çevresinde üçüncü kişilere devredilirlerse, bu kişiler sicilin aleniyet ilkesi sebebiyle rehinden haberdar olmadıklarını iddia edemeyeceklerdir. Sicilin olumlu fonksiyonu bu iddianın ileri sürülmesini engellemektedir. Ancak rehne konu mal ya da mallardan bazıları ticari işletmenin kayıtlı olduğu ticaret sicili çevresi dışında üçüncü şahıslara satılır veya başka bir rehin işlemine konu olursa, iyiniyeti halinde üçüncü şahsın bu mülkiyet veya ayni hakkı korunur (TİRK md. 9, f. 2). Rehin konusu mallara herhangi bir tazminat veya sigorta bedeli ödenecekse rehin alacaklısı bunlar üzerinde de rehin hakkına sahiptir (TİRK md. 9, f. 3). Rehin ilişkisinde borçlu borcunu vadesinde ödemezse rehin alacaklısı İİK hükümleri (md. 145 vd.) uyarınca rehinli malların satılarak paraya çevrilmesini talep edebilir (TİRK md. 14, f. 2) veya şartlara göre ihtiyati haciz isteyebilir (TİRK md. 14, f. 3). Bu yollar dışında, borç ödenmediği takdirde rehin konusu malların doğrudan rehin alacaklısına kalacağına dair sözleşmeler geçersizdir (TİRK md. 14, f.1). Buna rehin hukukunda Lex Commissoria yasağı adı verilir.

41 Rehin İlişkisinin Sona Ermesi
Rehin borçlusu olan işletme sahibi borcunu öderse feri hak olan rehin de sona erer ve alacaklıdan sicildeki rehin kaydının silinmesini ister (TİRK md. 19, f. 1). Rehin alacaklısı eğer bu istemi haksız yere yerine getirmezse rehin borçlusu icra mahkemesinden rehin kaydının kaldırılmasını (TİRK md. 19, f. 2; İİK md. 153) talep edebilir. Ticari işletme ticaret sicilinden silinirse sicil memuru rehin alacaklısına derhal durumu bildirir ve böylece alacağın tamamı muaccel olur (TİRK md. 18, f. 2). Bu durumda alacaklı iki ay içinde rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takibe girişmelidir. Aksi halde rehin yoluyla takip hakkı düşer (TİRK md. 18, f. 3). İki aylık süre hak düşürücü niteliktedir. Bu süre içinde rehin yoluyla takibe girişmeyen alacaklı alacağını genel hükümlere göre takip edebilir (TİRK md. 18, f. 4). Ticari işletme rehni hakkında TİRK’da özel hüküm bulunmayan hallerde taşınmaz rehnine ilişkin hükümlerden ticari işletme rehnine nitelikçe uygun olanları uygulanır (TİRK md. 20).

42 Ticari İşletmenin Ticaret Şirketlerinin Bölünmesine ve Tür Değiştirmesine Konu Olması
Ticari işletmelerin birleşme ve tür değiştirme ile ilgili işlemlere katılması özel bir düzenlemeye bağlanmıştır (TTK md. 194; TSY md. 132 vd). Buna göre bir ticari işletme, bir ticaret şirketiyle, onun tarafından devralınmak suretiyle birleşebilir. Bu durumda getirilen ticari işletmenin, yeni kurulan şirketin sermayesini oluşturması sebebiyle değer takdiri yapılması gerekmektedir.

43 Ticari İşletmenin Ticaret Şirketlerinin Bölünmesine ve Tür Değiştirmesine Konu Olması
Bir ticaret şirketinin malvarlığını dağıtmadan ticari işletme halini alması da mümkündür. Bunun için söz konusu ticaret şirketinin paylarının tümü, ticari işletmeyi işletecek kişi veya kişiler tarafından devralınmalı ve ticari işletme bu kişi veya kişiler adına ticaret siciline tescil ve ilan edilmelidir. Bu hâlde, ticari işletmeye dönüştürülen ticaret şirketi, bir kollektif veya komandit şirket ise mezkûr ticaret şirketinin borçlarından, ticari işletmeyi işletecek kişi ve kişiler ile ticaret şirketinin eski ortakları da üç yıllık süreyle (TTK md. 264) müteselsilen sorumlu olurlar. Bu sorumluluk kollektif şirket ortakları ve komandite ortak bakımından sınırsız, şirketteki komanditer ortak bakımından sınırlıdır.

44 Ticari İşletmenin Ölüm Olayı Nedeniyle Mirasçılara Geçmesi
Ticari işletmenin mirasçılara geçmesi ticaret hukuku açısından özellik arzeden bir husus değildir. Esasen bu konuda özel bir düzenleme de yoktur. Ticari işletme ekonomik bir bütün olduğu için yani para veya parayla ifade edilen bir takım unsurları ihtiva ettiğinden normal intikal kuralları içinde mirasçılara geçecektir. Ticari işletmenin külli halefiyet ilkesi içinde mirasçılara geçmesi, mirasçıların henüz paylaştırılmamış işletme unsurları üzerindeki elbirliği mülkiyeti hakları, işlemeye ait unsurların paylaştırılması gibi özel hususlar MK’nın miras hukuku kitabına ilişkin konulardır. Bu nedenle oradaki genel hükümlere göz atılmalıdır.


"Ticaret Hukuku Bilgisi II" indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları