OLAY ÇEVRESİNDE OLUŞAN METİNLER (DESTAN) *Ergenekon Destanı *Ergenekon Destanı.

Slides:



Advertisements
Benzer bir sunumlar
Yrd. Doç. Dr. Ali GURBETOĞLU Yüzüncü Yıl Üniversitesi Eğitim Fakültesi
Advertisements

DEĞERLER EĞİTİMİ ADALET SUNUMU
TARİHTE ZAMAN VE TAKVİM ÇEŞİTLERİ.
Cümlede , fiillerin anlamını etkileyen kelimelere ne ad verilir?
Bu destan, Orta Asya Türklerine ait bir destandır
MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ÜN HAYATI
Hazırlayan: Zeynep Adsoy Türkçe Öğretmenliği/2 No:
ÜNİTE 5 İPEK YOLUNDA TÜRKLER KONU: Destan Yazan Türkler
Göktürklerde Eğitim.
Bir tavuk alıp ne yapalım?
İSLAMİYETTEN ÖNCEKİ TÜRK EDEBİYATI (..?-11.yy.)
1 ) İSLAMİYET ÖNCESİ TÜRK EDEBİYATI
Ömer Hayyam Rubailer BÖLÜM-2
MASAL.
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı
Alp Eren Aktaş Ömer Enes Özer
1.Soru Aşağıdaki cümlelerin hangisinde büyük harflerin kullanımıyla ilgili bir yanlışlık yoktur? A) Köydeki çocuklara okumayı Fatma Hanım öğretti.
SBEP ERGENEKON DESTANI
29 Ekim Cumhuriyet Bayramı
TÜRKLERİN VE MOĞOLLARIN ESKİ DİNİ
DİLLERİN SINIFLANDIRILMASI Hazırlık Çalışmaları
Zaman içinde bilim.
MOĞOLLARDA KÜLTÜR VE MEDENİYET
1.soru Aşağıdaki cümlelerin soru anlamı zamirle sağlanmıştır ?
MİLLİ BAYRAMLARIMIZ.
EFSANE: Eski çağlardan beri söylenegelen, olağanüstü varlıkları, olayları konu edinen hayalî hikâye, söylence. Efsanenin Özellikleri : Efsaneler dilden.
2 3 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI
ORTA ASYA’DA KURULAN TÜRK DEVLETLERİ
ŞEHİT VE GAZİLERİMİZİN ANISINA..
Erdoğan GÜL Sosyal Bilgiler Öğretmeni
DESTAN NEDİR? Destan bir ulusun yaşamını yakından ilgilendiren savaş, göç, yıkım , felaket , yangın … gibi tarih ve toplum olaylarının çerçevesi içinde.
  Egemenlik yönetme yetkisidir. Ulusal egemenlik; yönetme yetkisinin ulusta olmasıdır. Osmanlı imparatorluğu döneminde egemenlik padişahta idi. Padişah.
ALP ER TUNGA.
VERİLEN KELİMEYLE EŞLEŞEN KAVRAMlARIN ÜZERİNE DOKUNUNUZ.
MİT-(MİTOLOJİNİN KISALTMASI)
Frohe Weihnachten! Mutlu Noeller!. İsa'nın doğum İncil, Luka 1+2 türkisch İsa'nın Doğumu Önceden Bildiriliyor Elizabet'in hamileliğinin altıncı.
TÜRK DESTANLARINDA MOTİFLER
Olay çevresinde oluşan metinler DESTAN
Hazırlayan:Yasin KAYNAR Serkan AKKAYA
KÖKTÜRKLER.
TARİHİ RİSK! İLK TÜRK DEVLETLERİ.
HZ. MUHAMMED (s.a.v.) HAKKI GÖZETİRDİ
EDEBİYAT PERFORMANS ÖDEVİ DESTAN DÖNEMİ TÜRK EDEBİYATI
HZ. MUHAMMED (s.a.v.) HAKKI GÖZETİRDİ
HZ. MUHAMMED (s.a.v.) HAKKI GÖZETİRDİ
SAYGI.
Niçin Bayram Yapıyoruz ? Cumhuriyet ilan edilmeden önce devletimizin adı Osmanlı Devleti’ydi. Osmanlı Devleti padişahlar tarafından yönetiliyordu. Bazı.
TÜRK EDEBİYATININ DÖNEMLERİ
KAHRAMANMARAŞ İL MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ OSMANLI TÜRKÇESİ.
ASYA HUN DEVLETİ.
AD(İSİM) ÇEŞİTLERİ.
ESKİ TÜRK DESTANLARI.
ORHUN ÂBİDELERİ (GÖKTÜRK KİTABELERİ)
3. ÜNİTE: İLK TÜRK DEVLETLERİ
Bolu denince akla gelen; Köroğlu, Köroğlu’nun ‘’ Hey hey benden selam olsun Bolu beyine……’’ diye başlayan pervasız haykırışı ve haksızlığa zulme başkaldırışı.
Çin düşünürü Lao Tzu'nun öyküsü
Türklerin anayurdu Orta Asya'dır.
Abece, insanların eski çağlardan bugüne ağız ve dil yoluyla bir takım sesler çıkartılmasını keşfetmesiyle birlikte seslerin yazıdaki karşılığı olan işaretlerin.
KAZANIMLAR 1.Destan, yazıt ve diğer belgelerden yararlanarak, Orta Asya ilk Türk toplumlarının siyasal, ekonomik ve kültürel özelliklerine ilişkin çıkarımlarda.
İSLAMİYET ÖNCESİ EĞİTİM
Gücün maddi ve temel kaynakları. Orta Asya, çöllerden, ıssız düzlüklerden ve geniş bozkırlardan oluşur. Bu coğrafi bölgedeki bozkırların kışı çok soğuk.
TÜRKLERİN İLK YURDU Türklerin ilk ana yurdu Orta Asya’dır. Bu bölge batıda Hazar Denizi’nden doğuda Kingan Dağlarına, kuzeyde Altay Dağları ve Baykal.
Ergenekon Destanı Türk illerinde Türk oku ötmeyen, Türk kolu yetmeyen, Türk’e boyun eğmeyen bir yer yoktu. Bu durum yabancı kavimleri kıskandırıyordu.
Sakine HAKKOYMAZ Öğretim Görevlisi. ORHUN YAZITLARI.
Ibraniler Davud'un Yildızı.
Yaşar Kemal Hayatı  1922’de Osmaniye’nin Hemite köyünde doğdu.  Asıl adı Kemal Sadık Göğceli’dir.  5 yaşında kan davası yüzünden babasını yitirdi.
MISIR’DAN TAM öZGÜRLÜK
ASYA HUN DEVLETİ. Asya Hun Devleti Tarih bilgilerimize göre Orta Asya'da kurulan ilk Türk devleti Büyük Hun Devleti'dir. Hunlar'ın bilinen ilk hükümdarı.
Sunum transkripti:

OLAY ÇEVRESİNDE OLUŞAN METİNLER (DESTAN) *Ergenekon Destanı *Ergenekon Destanı

HATIRLAYALIM! (Destan Nedir?) Milletleri derinden etkileyen tarihî ve sosyal olayları anlatan çoğunlukla manzum şekilde olan edebî eserlere "destan" denir. Milletleri derinden etkileyen tarihî ve sosyal olayları anlatan çoğunlukla manzum şekilde olan edebî eserlere "destan" denir. Destanlar henüz aklın ve bilimin toplum hayatına tam anlamıyla hâkim olmadığı ilk çağlarda ortaya çıkmış sözlü edebiyat ürünleridir. Destanlar ve destansı öyküler, ilk çağlardan beri, dünyanın her yerinde, gelenekleri sonraki kuşaklara aktarmak için kolektif olarak yaratılmış edebî biçimlerdir. Destanlar henüz aklın ve bilimin toplum hayatına tam anlamıyla hâkim olmadığı ilk çağlarda ortaya çıkmış sözlü edebiyat ürünleridir. Destanlar ve destansı öyküler, ilk çağlardan beri, dünyanın her yerinde, gelenekleri sonraki kuşaklara aktarmak için kolektif olarak yaratılmış edebî biçimlerdir.

Ergenekon Destanı Nedir? Ergenekon efsanesi veya destanı, Türklüğün yeniden dirilişini anlatan binlerce yıllık birsözlü edebiyat ürünüdür. Ergenekon ise, bu destanda rivayet edilen yere verilen addır. Bugünlerde ismi bir hukuk davasına verilmiş olduğu için televizyonlarda sıkça duyulan Ergenekon, aslında Türkler için kutsaldır; çünkü ulusumuzun yeniden ortaya çıktığı bir dönüm noktasıdır. Ergenekon efsanesi veya destanı, Türklüğün yeniden dirilişini anlatan binlerce yıllık birsözlü edebiyat ürünüdür. Ergenekon ise, bu destanda rivayet edilen yere verilen addır. Bugünlerde ismi bir hukuk davasına verilmiş olduğu için televizyonlarda sıkça duyulan Ergenekon, aslında Türkler için kutsaldır; çünkü ulusumuzun yeniden ortaya çıktığı bir dönüm noktasıdır. Ergenekon efsanesidestanıTürklüğünsözlü edebiyatkutsal Ergenekon efsanesidestanıTürklüğünsözlü edebiyatkutsal Ergenekon, Türklerin 12 hayvanlı takviminde yılbaşı olarak kutlanmaktadır ve bu tarih bugün kullandığımız takvime göre 21 Mart‘a karşılık gelmektedir. Tam bu tarihte, Yenigün (Nevruz) Bayramı’nın kutlanıyor olması, sizce bir tesadüf müdür? Kuşkusuz buTürk bayramı, ulusumuzun yeniden ortaya çıktığı güne ithafen “Yeni Gün” bayramı olarak adlandırılmış ve binlerce yıldır kutlanagelmiştir. Ergenekon, Türklerin 12 hayvanlı takviminde yılbaşı olarak kutlanmaktadır ve bu tarih bugün kullandığımız takvime göre 21 Mart‘a karşılık gelmektedir. Tam bu tarihte, Yenigün (Nevruz) Bayramı’nın kutlanıyor olması, sizce bir tesadüf müdür? Kuşkusuz buTürk bayramı, ulusumuzun yeniden ortaya çıktığı güne ithafen “Yeni Gün” bayramı olarak adlandırılmış ve binlerce yıldır kutlanagelmiştir. ErgenekonTürklerinNevruzTürkYeni Gün ErgenekonTürklerinNevruzTürkYeni Gün

. 14. yüzyılda Reşidüddin Hamedani'nin kaleme aldığı Cami’üt-Tevarih adlı eserinin Birinci kitabı: Moğol tarihinin Birinci Bölüm: Türk ve Moğol kabilelerinin tarihiinde Moğolların yaratılış destanı olarak anlatılan efsane, 17. yüzyılda Şiban'ın torunlarından ve Hiva Hanlığının hanı olan Ebu'l Gazi Bahadır'ın kaleme aldığı Şecere-i Türkî adlı eserde de Moğolların yaratılış destanı olarak anlatılır, bazı kaynaklara göre ise bir Türk destanıdır. Bahsi geçen iki tarihî kaynakta Nekuz (Nüküz) ve Qiyan (Kıyan) adlı kardeşler ile onların eşleri Tatarlar tarafından yenilince önce Ergene Kon adı verilen dar ve sarp bir yere gitmiş, 400 yılda sülalesi çoğalıp oraya sığımaz olunca Ergenekon'dan çıkmıştır. Ergenekon'dan çıktıkları zaman yol göstericilerinin Börteçine olduğu düşünülmektedir.Başka kaynakçalara göre ise Ergenekon bölgesinde yaşayan göktürk milletine o bölgenin sahibi olan ülke tarafından baskı yapılmış.Ergenekonluların bulundukları bölgeden çıkmak imkansızmış.Çünkü etrafları dağlarla çevriliymiş.Ergenekonlular buradan çıkmak için büyük bir ateş yakıp bu dağları eritmiş ve kurtulmuşlardır yüzyılda Reşidüddin Hamedani'nin kaleme aldığı Cami’üt-Tevarih adlı eserinin Birinci kitabı: Moğol tarihinin Birinci Bölüm: Türk ve Moğol kabilelerinin tarihiinde Moğolların yaratılış destanı olarak anlatılan efsane, 17. yüzyılda Şiban'ın torunlarından ve Hiva Hanlığının hanı olan Ebu'l Gazi Bahadır'ın kaleme aldığı Şecere-i Türkî adlı eserde de Moğolların yaratılış destanı olarak anlatılır, bazı kaynaklara göre ise bir Türk destanıdır. Bahsi geçen iki tarihî kaynakta Nekuz (Nüküz) ve Qiyan (Kıyan) adlı kardeşler ile onların eşleri Tatarlar tarafından yenilince önce Ergene Kon adı verilen dar ve sarp bir yere gitmiş, 400 yılda sülalesi çoğalıp oraya sığımaz olunca Ergenekon'dan çıkmıştır. Ergenekon'dan çıktıkları zaman yol göstericilerinin Börteçine olduğu düşünülmektedir.Başka kaynakçalara göre ise Ergenekon bölgesinde yaşayan göktürk milletine o bölgenin sahibi olan ülke tarafından baskı yapılmış.Ergenekonluların bulundukları bölgeden çıkmak imkansızmış.Çünkü etrafları dağlarla çevriliymiş.Ergenekonlular buradan çıkmak için büyük bir ateş yakıp bu dağları eritmiş ve kurtulmuşlardır.Reşidüddin HamedaniCami’üt-TevarihMoğollarınŞibanHiva HanlığınınEbu'l Gazi BahadırŞecere-i TürkîNekuzNüküzQiyanKıyanTatarlarBörteçineReşidüddin HamedaniCami’üt-TevarihMoğollarınŞibanHiva HanlığınınEbu'l Gazi BahadırŞecere-i TürkîNekuzNüküzQiyanKıyanTatarlarBörteçine Ancak Göktürklerin yaratılış destanıyla olan benzerlikleri gerekçe göstererek Türklere ait bir destan olduğunu iddia eden araştırmacılar da mevcuttur.[4][5] Ayrıca Talât Sait Halman ise, bozkurt efsanesinin genişletilmiş bir versiyonudur; mitolojik bir varlık olan bozkurtun koruması sayesinde soylarının tükenmesi tehlikesinden kurtulan ve yine bozkurtun sayesinde geçit vermez dağlarla çevrili Ergenekon vadisindan kaçan bir Türk topluluğunun öyküsünü anlattığını iddia etmektedir.[6] Diğer görüşlere göre ise Türkler ve Moğollar arasında benzer şekilde anlatılan efsaneler sözkonusudur.[7] Efsane kimi zaman Nevruz ile de ilişkilendirilmiştir.[ Ancak Göktürklerin yaratılış destanıyla olan benzerlikleri gerekçe göstererek Türklere ait bir destan olduğunu iddia eden araştırmacılar da mevcuttur.[4][5] Ayrıca Talât Sait Halman ise, bozkurt efsanesinin genişletilmiş bir versiyonudur; mitolojik bir varlık olan bozkurtun koruması sayesinde soylarının tükenmesi tehlikesinden kurtulan ve yine bozkurtun sayesinde geçit vermez dağlarla çevrili Ergenekon vadisindan kaçan bir Türk topluluğunun öyküsünü anlattığını iddia etmektedir.[6] Diğer görüşlere göre ise Türkler ve Moğollar arasında benzer şekilde anlatılan efsaneler sözkonusudur.[7] Efsane kimi zaman Nevruz ile de ilişkilendirilmiştir.[GöktürklerinTürklere[4][5]bozkurtErgenekon[6][7]NevruzGöktürklerinTürklere[4][5]bozkurtErgenekon[6][7]Nevruz

Birinci rivayet; Ebü’l-Gâzi Bahadır Han tarafından yazılan Secere-i Türki’nin rivâyeti Secere-i TürkiSecere-i Türki (Türk illerinde Göktürk oku ötmiyen, Göktürk kolu yetmiyen bir yer yoktu. “Bütün kavimler birleşerek” Göktürklerden öç almaya yürüdüler. Türkler çadırlarını, sürülerini bir yere topladılar; çevresine hendek kazdılar, beklediler. Düşman geldi. Vuruş başladı. On gün vuruştular. Göktürkler üstün geldi.) (Türk illerinde Göktürk oku ötmiyen, Göktürk kolu yetmiyen bir yer yoktu. “Bütün kavimler birleşerek” Göktürklerden öç almaya yürüdüler. Türkler çadırlarını, sürülerini bir yere topladılar; çevresine hendek kazdılar, beklediler. Düşman geldi. Vuruş başladı. On gün vuruştular. Göktürkler üstün geldi.) … Bir gün bütün iller hanları ve beyleri av yerinde konuştular. Göktürklere hile yapmazsak işimiz yaman olur, dediler. Tan ağarınca baskına uğramış veri gibi ağır yüklerini, kötü mallarını bırakıp kaçtılar. Bir gün bütün iller hanları ve beyleri av yerinde konuştular. Göktürklere hile yapmazsak işimiz yaman olur, dediler. Tan ağarınca baskına uğramış veri gibi ağır yüklerini, kötü mallarını bırakıp kaçtılar. Türkler “Bunların vuruşma güçleri gitti, kaçıyorlar.” deyip arkalarından varıp yetiştiler. Türkler “Bunların vuruşma güçleri gitti, kaçıyorlar.” deyip arkalarından varıp yetiştiler. (Düşmanlar) Göktürkleri görünce birden geri döndüler. İkisi vuruştular. Düşmanlar galip geldi. Göktürkleri öldüre öldüre çadırlarına geldiler. Çadırlarını, mallarını öyle aldılar ki bir ev bile kurtulmadı. Büyüklerin hepsini kılıçtan geçirdiler. Küçükleri kul edinip herkes birini alıp gittiler. (Düşmanlar) Göktürkleri görünce birden geri döndüler. İkisi vuruştular. Düşmanlar galip geldi. Göktürkleri öldüre öldüre çadırlarına geldiler. Çadırlarını, mallarını öyle aldılar ki bir ev bile kurtulmadı. Büyüklerin hepsini kılıçtan geçirdiler. Küçükleri kul edinip herkes birini alıp gittiler. (Göktürk hanı) İl Han’ın oğulları çoktu. Savaşta hepsi öldü. Kıyan adlı bir küçük oğlu vardı. O yıl evlendirmişti. İl Han’ın Tukuz adlı bir de yeğeni vardı. Bu ikisi bir yerdeki kişilerin eline düşmüşlerdi. On gün olduktan sonra bir gece ikisi kadınlarıyla birlikte atlanıp kaçtılar. Yurda geldiler. Düşmandan kaçıp gelen dört maldan (deve, at, öküz, koyun) çok buldular. Eğer ile varalım desek dört taraftaki illerin hepsi bize düşman. İyisi odur ki dağların içinde insan yolu düşmez bir yer izleyip (oturalım) deyip dağa doğru sürülerini sürüp gittiler. (Göktürk hanı) İl Han’ın oğulları çoktu. Savaşta hepsi öldü. Kıyan adlı bir küçük oğlu vardı. O yıl evlendirmişti. İl Han’ın Tukuz adlı bir de yeğeni vardı. Bu ikisi bir yerdeki kişilerin eline düşmüşlerdi. On gün olduktan sonra bir gece ikisi kadınlarıyla birlikte atlanıp kaçtılar. Yurda geldiler. Düşmandan kaçıp gelen dört maldan (deve, at, öküz, koyun) çok buldular. Eğer ile varalım desek dört taraftaki illerin hepsi bize düşman. İyisi odur ki dağların içinde insan yolu düşmez bir yer izleyip (oturalım) deyip dağa doğru sürülerini sürüp gittiler. (Geldikleri yoldan başka yolu olmayan bir yere vardılar.) O da öyle bir yoldu ki bir deve, bir at bin güçlükle yürürdü; eğer ayağımı yanlış bassa parça parça olurdu. (Geldikleri yoldan başka yolu olmayan bir yere vardılar.) O da öyle bir yoldu ki bir deve, bir at bin güçlükle yürürdü; eğer ayağımı yanlış bassa parça parça olurdu.

(Vardıkları) yerde akarsular, çeşmeler, türlü otlar, meyveli ağaçlar, türlü türlü avlar (vardı). O yeri görünce Tanrı’ya şükür kıldılar. Hayvanlarının kışın etini yediler. Yazın sütünü içtiler, derisini giydiler. (Vardıkları) yerde akarsular, çeşmeler, türlü otlar, meyveli ağaçlar, türlü türlü avlar (vardı). O yeri görünce Tanrı’ya şükür kıldılar. Hayvanlarının kışın etini yediler. Yazın sütünü içtiler, derisini giydiler. O yere Ergenekon adını koydular. O yere Ergenekon adını koydular. Burada bu ikisinin çocukları çoğaldı. Kıyan’ın evladı çok oldu. Tukuz’unki ondan daha az oldu. Kıyan’ın çocuklarına Kayat dediler. Tukuz çocuklarına iki ad koydu. Bir nicesine Tukuz dediler, bir nicesine Türülken dediler. Çok yıllar bu iki kişinin çocukları Ergenekon’da kaldılar. Enine boyuna uzayıp yayıldılar. Burada bu ikisinin çocukları çoğaldı. Kıyan’ın evladı çok oldu. Tukuz’unki ondan daha az oldu. Kıyan’ın çocuklarına Kayat dediler. Tukuz çocuklarına iki ad koydu. Bir nicesine Tukuz dediler, bir nicesine Türülken dediler. Çok yıllar bu iki kişinin çocukları Ergenekon’da kaldılar. Enine boyuna uzayıp yayıldılar. Dört yüz yıl sonra Ergenekon’da kendileri ve sürüleri o kadar çoğaldılar ki sığmadılar. Bu sebepten bir yere oturup toplanıp konuştular. Dediler ki: “Atalarımızdan işittik. Ergenekon’un dışında geniş yerlerde güzel yurtlar olurmuş. Bizim yurdumuz eskiden o yerde imiş. Dağların arasından yol izleyip bulalım. Göçüp çıkalım. Her kim bize dostum derse onunla görüşelim.” dediler. Dört yüz yıl sonra Ergenekon’da kendileri ve sürüleri o kadar çoğaldılar ki sığmadılar. Bu sebepten bir yere oturup toplanıp konuştular. Dediler ki: “Atalarımızdan işittik. Ergenekon’un dışında geniş yerlerde güzel yurtlar olurmuş. Bizim yurdumuz eskiden o yerde imiş. Dağların arasından yol izleyip bulalım. Göçüp çıkalım. Her kim bize dostum derse onunla görüşelim.” dediler. Hepsi bu sözü beğenip çıkmaya yol izlediler, bulamadılar.(O zaman) bir demirci dedi (ki): “Burada bir demir madeni var. Yalın kata benziyor. Şunun demirini eritsek bir yol olurdu.” Varıp o yeri gördüler. Bu sözü de beğendiler. Dağın geniş yerine bir kat odun, bir kat kömür dizdiler. Dağın üstünü, arka yanını, beri yanını (böylece) doldurduktan sonra yetmiş deriden körük yapıp yetmiş yerde kurdular. (Ateşleyip) körüklediler. Hepsi bu sözü beğenip çıkmaya yol izlediler, bulamadılar.(O zaman) bir demirci dedi (ki): “Burada bir demir madeni var. Yalın kata benziyor. Şunun demirini eritsek bir yol olurdu.” Varıp o yeri gördüler. Bu sözü de beğendiler. Dağın geniş yerine bir kat odun, bir kat kömür dizdiler. Dağın üstünü, arka yanını, beri yanını (böylece) doldurduktan sonra yetmiş deriden körük yapıp yetmiş yerde kurdular. (Ateşleyip) körüklediler. Tanrı’nın gücü ile ateş kızdıktan sonra demir dağ eriyip akıverdi. Yüklü deve çıkacak kadar bir yol oldu. O günü, o ayı, o saati belleyip dışarı çıktılar. O günden beri Göktürklerde adet olmuştur. O günü bayram sayarlar. Bir parça demiri ateşe atıp kızdırırlar. (Önce) Han bunu kıskaçla tutup örse koyar, çekiçle döver. Ondan sonra Beyler (de öyle yapar, bu günü mukaddes bilirler.) Tanrı’nın gücü ile ateş kızdıktan sonra demir dağ eriyip akıverdi. Yüklü deve çıkacak kadar bir yol oldu. O günü, o ayı, o saati belleyip dışarı çıktılar. O günden beri Göktürklerde adet olmuştur. O günü bayram sayarlar. Bir parça demiri ateşe atıp kızdırırlar. (Önce) Han bunu kıskaçla tutup örse koyar, çekiçle döver. Ondan sonra Beyler (de öyle yapar, bu günü mukaddes bilirler.) (Ergenekon’dan çıktıkları zaman) Göktürklerin padişahı Kayan soyundan Börte Çene idi. Börte Çene bütün illere elçi gönderip Ergenekon’dan çıkıp geldiklerini bildirdi. (Bunu) bazıları iyi gördüler, bazıları kötü gördüler. (Ergenekon’dan çıktıkları zaman) Göktürklerin padişahı Kayan soyundan Börte Çene idi. Börte Çene bütün illere elçi gönderip Ergenekon’dan çıkıp geldiklerini bildirdi. (Bunu) bazıları iyi gördüler, bazıları kötü gördüler. (Göktürkler eski düşmanlarıyla savaştılar. Yendiler. Böylece dört yüz yıl sonra kanlarının öcünü aldılar. (Göktürkler eski düşmanlarıyla savaştılar. Yendiler. Böylece dört yüz yıl sonra kanlarının öcünü aldılar.

Kısaca Ergenekon Destanı: Kısaca Ergenekon Destanı: Göktürkler'in türeyişini anlatan bir Türk destanıdır. Genel olarak, düşman tarafından hile ile yenilgiye uğratılan Türklerin, Ergenekon Ovası'nda yeniden türeyip tekrar eski yurtlarına dönerek düşmanlarıyla çarpışmalarını anlatır. Göktürkler'in türeyişini anlatan bir Türk destanıdır. Genel olarak, düşman tarafından hile ile yenilgiye uğratılan Türklerin, Ergenekon Ovası'nda yeniden türeyip tekrar eski yurtlarına dönerek düşmanlarıyla çarpışmalarını anlatır.

DESTANIN KÖKENİ Önce sözlü olan efsane daha sonra çeşitli kaynaklarda bahsedilerek yazılı hale getirilmiştir. Tamamı hakkında fikir birliği olmadığı ve yazılı metinlerde kısa özet şeklinde olduğu için "Ergenekon Efsanesi" şeklinde de isimlendirilmektedir. Ergenekon Destanı olarak bilinen öykü, iki ana kısımdan oluşmaktadır: Önce sözlü olan efsane daha sonra çeşitli kaynaklarda bahsedilerek yazılı hale getirilmiştir. Tamamı hakkında fikir birliği olmadığı ve yazılı metinlerde kısa özet şeklinde olduğu için "Ergenekon Efsanesi" şeklinde de isimlendirilmektedir. Ergenekon Destanı olarak bilinen öykü, iki ana kısımdan oluşmaktadır:efsane bir bozkurdun yardımı ve korumasıyla soyun devamlılığının sağlanması; bir bozkurdun yardımı ve korumasıyla soyun devamlılığının sağlanması; geçit vermez dağlarla çevrili bir vadiye yerleşilmesi ve daha sonra buradan çıkılması. geçit vermez dağlarla çevrili bir vadiye yerleşilmesi ve daha sonra buradan çıkılması. İlk öykü üç ayrı Çin vakayinamesinde Türklerin türeyiş öyküsü olarak anlatılmıştır. İkinci öykünün özeti yine Çin kaynaklarında yer almıştır. Reşidüddin Hamedani'nin Cami’üt-Tevarih'i ve ikincisi ise Ebul Gazi Bahadır Han'ın Şecere-i Türkî isimli eserleri gibi XIII-XVII. yüzyıl arasında yazılmış çeşitli eserlerde, efsanede yer alan vadiye "Ergenekon" adı verilmiştir; ancak bu kaynaklarda efsanenin kahramanı Türkler değil, Moğollardır. İlk öykü üç ayrı Çin vakayinamesinde Türklerin türeyiş öyküsü olarak anlatılmıştır. İkinci öykünün özeti yine Çin kaynaklarında yer almıştır. Reşidüddin Hamedani'nin Cami’üt-Tevarih'i ve ikincisi ise Ebul Gazi Bahadır Han'ın Şecere-i Türkî isimli eserleri gibi XIII-XVII. yüzyıl arasında yazılmış çeşitli eserlerde, efsanede yer alan vadiye "Ergenekon" adı verilmiştir; ancak bu kaynaklarda efsanenin kahramanı Türkler değil, Moğollardır.Çintüreyiş öyküsüReşidüddin HamedaniCami’üt-TevarihEbul Gazi Bahadır HanŞecere-i TürkîÇintüreyiş öyküsüReşidüddin HamedaniCami’üt-TevarihEbul Gazi Bahadır HanŞecere-i Türkî

HAZIRLAYAN HAZIRLAYAN RABİA MERAL RABİA MERAL

KAYNAKÇA İnternet İnternet Kitap Kitap 10.sınıf edebiyat ders kitabı 10.sınıf edebiyat ders kitabı