İnsancılık (Hümanizm)

Slides:



Advertisements
Benzer bir sunumlar
BETİMLEYİCİ ANLATIM Bu tekniği uygulayan yazarın amacı, okuyucunun görmediği bir görüntüyü, olayı, yeri, okuyucunun kafasında canlandırmaktır. Yazar.
Advertisements

1/20 Yazı Türleri “Seçilmiş bir konu üzerinde, yapılan araştırma ve incelemelerin sonucunu bildiren yazılara denir.” Yukarıda hangi türün tanımı yapılmıştır.
HAZIRLAYAN: TDE ÖĞRETMENİ BURCU ARICAN
1) Gazetelerin ya da dergilerin belli sütunlarında gündelik konuları bir görüş ve düşünceye bağlayarak yorumlayan yazlılardır. Bu türde, yazar ele aldığı.
TANZİMAT DÖNEMİ TÜRK EDEBİYATI
METİNLERİN SINIFLANDIRILMASI
CUMHURİYET DÖNEMİNDE ÖĞRETİCİ METİNLER
Uygarlık nedir? Uygarlık ve Çağdaşlık Bilgilendirme
“YAZARLAR OKULLARDA’’ PROJESİ
AYDINLANMA ÇAĞI.
KEREM GUVENTURK CAN DIVITOGLU 11/C
EMPİRİZM.
GARİP AKIMI (BİRİNCİ YENİ AKIMI)
Parnasizm Realizmin şiire yansımış biçimine Parnasizm denir. Fransa'da 1860'ta "Çağdaş Parnas" adlı şiir dergisinin çevresinde toplanan sanatçılara "parnasyen" adı.
BATI EDEBİYATINDA EDEBİ AKIMLAR
TÜRKÇE / Parçada Anlam PARÇADA ANLAM Ana Düşünce Yardımcı Düşünce.
GARİP AKIMI (I. YENİ).
SERVET-İ FÜNUN EDEBİYATINDA ŞİİR
Döneme adını veren Tanzimat Fermanı’nın 1839 da ilan edilmesine rağmen Tanzimat Edebiyatı neden 1860 yılında başlar ??
Barok Dönemi Etkileyen Müzik Özellikleri
Performans Ödevi Ders : Dil ve Anlatım Konu : Makale (Makale Nedir?Makale Çeşitleri Nelerdir ? Makalenin Özellikleri) Öğrenci Bilgileri İsim: Burak.
Zaman içinde bilim.

1-5 NİSAN GÖSTERMEYE BAĞLI EDEBİ METİNLER
TÜRKÇE / Olay Yazıları (Fabl-Fıkra-Tiyatro)
CUMHURİYET DÖNEMİ TÜRK EDEBİYATI
CUMHURİYET DÖNEMİ TÜRK EDEBİYATI
BATI EDEBİYATINDA EDEBİ AKIMLAR
İSLAMİYET  ETKİSİNDEKİ TÜRK EDEBİYATI (GEÇİŞ DÖNEMİ EDEBİYATI ) ( yy)
OTUZ BEŞ YAŞ ŞAİRİ ( ).
KOMPOZİSYON YAZMA GİRİŞ BÖLÜMÜ.
Operanın Doğuşu Nazlı YALDIR 9/D 211.
SANAT TARİHİ.
GÖSTERMEYE BAĞLI DÜZYAZI TÜRLERİ
BİYOGRAFİ Sanatta, bilimde, politikada veya başka alanlarda tanınmış kişilerin yaşamlarını anlatan yazı türüne biyografi (yaşam öyküsü) denir. "Biyografi"
BATI MÜZİĞİ TARİHİ 3. Ünite: RÖNESANS DÖNEMİ MÜZİĞİ
Sosyoloji Tarihi-A- 3. Ders.
RÖNESANS Nurdan Gül Kökten Eskişehir Salih Zeki Anadolu Lisesi.
GEZİ YAZISI GEZİ YAZISI.
İSLAM DÜŞÜNCESİNDE YORUMLAR 11. SINIF
Hazırlayan Leyla DENİZ. Dilde biri nazım diğeri nesir olmak üzere iki anlatım biçimi vardır. Nazım, ölçülü ve uyaklı anlatım biçimidir. Manzume: Ölçü.
Servet-İ fünun edebİyatI
Garipçiler (1. Yeniçiler) Geleneksel şiir anlayışına tepki olarak doğdu Garip atıl kitapta görüşlerini ortaya koymuştur Şiirde her kurala karşı çıkmışlardır.
FABL TÜRÜNÜN ÖZELLİKLERİ HAZIRLAYAN: Özgür AKKAYA
KONU: Yaşantımız süresince ya bir şeyler okur, bir şeyler yazarız ; ya da bir şeyler dinler, bir şeyler konuşuruz. Bütün bunların ele aldıkları, işledikleri.
ERBAA SINAV DERGİSİ DERSHANESİ. 1. SORU İstanbullu Hoca olarak da anılan Reşit Efendi hangi romanın kahramanıdır?
Ortaçağlarda Bilim Ortaçağ düşüncesinin belirgin özelliklerinden birisi, dinî öğretilere dayanan dinsel bakışın ön plana çıkmasıdır. Ancak düşüncede.
Selanik’te yaşadığı yıllarda şiire başlamış, sonraları Agah Kemal takma adıyla Servet-i Fünun’u destekleyen yazılar kaleme almıştır. Sonraki yıllarda.
GÜZEL SANATLAR VE EDEBİYAT GÜZEL SANATLAR İÇİNDE EDEBİYATIN YERİ
Pozitivizm A. Comte.
Program Geliştirmenin Felsefi Temelleri
DERS : FELSEFE KONU: FELSEFENİN ALANI.
CUMHURİYET DÖNEMİNDE ÖĞRETİCİ METİNLER DENEME. GENEL ÖZELLİKLER 1.Öğretici metinle bakımından Cumhuriyet döneminde büyük ilerlemeler kaydedilmiştir 2.Cumhuriyet.
SOSYAL BİLİMLERDE ARAŞTIRMA YÖNTEMİ
( ).  1904 yılında İstanbul’da doğmuştur.  Bahriye Mektebi, İstanbul Üniversitesi Felsefe bölümünde öğrenim gördü.  17 yaşında ‘’İstanbul.
 Felsefenin anlamı  Felsefenin Doğuşu  Felsefenin Tarihsel Gelişimi  Felsefenin amacı  Felsefe toplum ilişkisi  Bilgi ve Bilgi.
İBRAHİM ŞİNASİ.
TANZİMAT EDEBİYATI’NIN OLUŞUMU
1. Seyirlik yer antik tiyatro Tiyatro sözcüğü Yunanca'da "seyirlik yeri" anlamına gelen "theatron"dan türetilmiş, dilimize İtalyanca'daki "teatro" sözcüğünden.
SERVET-İ FÜNUN EDEBİYATI
TANZİMAT EDEBİYATININ GENEL ÖZELLİKLERİ. TANZİMAT EDEBİYATININ GENEL ÖZELLİKLERİ Divan edebiyatına bir tepki kişiliğinde doğan Tanzimat edebiyatı;Divan.
 Divan edebiyatı, Türklerin İslamiyet’i kabulünden sonra meydana gelen yazılı edebiyattır. Arap ve Fars edebiyatı etkisi altında gelişmiştir. Bu etki,
Laikliği Doğuran Nedenler Deniz ÇAPAR Kaan CANLI
YAHYA KEMAL BEYATLI ( ). Selanik’te yaşadığı yıllarda şiire başlamış, sonraları Agah Kemal takma adıyla Servet-i Fünun’u destekleyen yazılar kaleme.
 Felsefenin anlamı  Felsefenin Doğuşu  Felsefenin Tarihsel Gelişimi  Felsefenin amacı  Felsefe toplum ilişkisi  Bilgi ve Bilgi.
 Felsefenin anlamı  Felsefenin Doğuşu  Felsefenin Tarihsel Gelişimi  Felsefenin amacı  Felsefe toplum ilişkisi  Bilgi ve Bilgi.
10edebiyat.net. Tanzimat'tan önce roman kavramına yabancı olan toplumumuzda hikâye kavramı, halk hikâyeleri ve mesnevilerle bir tutulmuş, bir bakıma halk.
BİYOGRAFİ Sanatta, bilimde, politikada veya başka alanlarda tanınmış kişilerin yaşamlarını anlatan yazı türüne biyografi (yaşam öyküsü) denir. "Biyografi"
 Rönesans "yeniden doğuş" anlamına gelen bir süreçtir. 15. yüzyılda başlayan bu süreç, aynı yüzyıl içinde bütün Avrupa'ya yayıldı. Bu yenilikte, Roma.
Rönesans. Rönesans "yeniden doğuş" anlamına gelen bir süreçtir. 15. yüzyılda başlayan bu süreç, aynı yüzyıl içinde bütün Avrupa'ya yayıldı. Bu yenilikte,
Sunum transkripti:

İnsancılık (Hümanizm) Lâtince humanitas (insanlık) kelimesinden (insan uygarlığına, mükemmel - olgun insan ülküsüne erişmek üzere yetişme) gelen insancılık; 14. yy. ikinci yarısında İtalya'da başladığı kabul edilen bir düşünce, beğeni, sanat ve kültür hareketidir.

İnsancılık (Hümanizm) Gerçekten İtalyan dilini edebî Lâtince’nin yerine koymaya çalışan Dante (1265-1321), Ortaçağın yetiştirdiği en büyük ve güçlü şair sayılır; İtalya'da edebî ortaçağın onunla sona erdiği kabul edilir.

İnsancılık (Hümanizm) İlkçağ yazarlarının özgün metinlerini inceleyerek işe başlayan Petrarca (1304-1374) ile Boccaccio (1313-1375) ise ilk hümanistlerdir.

İnsancılık (Hümanizm) Greko-Lâtin ilk çağ kültürünü yeniden diriltmek, ortaçağın kilise Lâtince’si yerine klâsik Lâtince’yi giderek ulusal dilleri - yerleştirmek, bunun için Yunanca’yı öğrenmek, eski Lâtin yazarları gibi eser vermek... gibi ilkelerde birleşen hümanistler; 15. yy. ikinci yarısından sonra her yerde saygı görürler.

İnsancılık (Hümanizm) 15. yy. in ortalarında yerleşen hümanizm, Ortaçağdan ayrılışın ve Rönesans’ın müjdecisi olur.

İnsancılık (Hümanizm) (Ulusal dille yazdığı, halk kaynağına dayandığı, tasavvuf felsefesini insana değer veren, onu seven, yücelten bir görüş olarak değerlendirdiği, dinin kalıplarına karşı evrensel bir sevgiyle insancıl konuları işlediği için Yunus Emre'yi ilk Türk hümanisti saymamız bundandır.)

İnsancılık (Hümanizm) Avrupa'da Yeniçağın 16. yy. da başladığı kabul edilir. Skolastiğin yıkılmasıyla iman ve otoritenin yerine akıl ve deneyin geçişi, Rönesans düşüncesinin başlıca zaferidir.

İnsancılık (Hümanizm) Rönesans düşüncesi; dogmaların, iman ve otoritenin ötesine geçerek, insanın yeniden kendine dönüşüdür.

İnsancılık (Hümanizm) Doğa yasalarını bulmak, bu yolla doğa güçlerine egemen olarak güçlenmek, gözlem ve deney yoluyla araştırmak, yöntemli çalışmak da aynı çağın sonuçlarıdır.

İnsancılık (Hümanizm) (Batıda bu uyanış başlarken bizde gelişim durmuş; toplum kurumları kalıplaşmış, özgür düşünce yasaklanmıştır.

İnsancılık (Hümanizm) Örneğin 28 yıl şeyhülislâmlık makamında kalan Mehmet Ebussuut Efendi '1490-1573'; «Cennet cennet dedikleri / Birkaç köşkle birkaç huri / İsteyene ver sen anı / Bana seni gerek seni...» şiirinde kâfirlik görür; bunları okuyanlar hakkında 'katilleri mubahtır' fetvasını verir...

İnsancılık (Hümanizm) bu yüzden Yunus Emre şiiri, uzun süre yasaklanmış, unutulmuş olacaktır.)

İnsancılık (Hümanizm) Skolastiğin büyük temsilcilerinden Anselmus (1033-1109). «Anlayayım diye iman ediyorum»;

İnsancılık (Hümanizm) Saint Augustin (354-430) «İman, görmediğine inanmaktır; bunun mükâfatı da inandığını görmektir» demişti.

İnsancılık (Hümanizm) Rönesans ise her doğmaya karşı insan kafasının yeni bir sorusunu koymakla işe başlar.

İnsancılık (Hümanizm) N.Macchiavelli (1469-1527). Erasmus (1467-1536), Montaigne (1533-1592)... gibi hümanistlerin öncülüğünde insanı konu edinen bir edebiyat başlar.

İnsancılık (Hümanizm) Önce Roman dilleri (Fransızca, İtalyanca...), yanı sıra "Almanca, İngilizce... Lâtince’nin üstünlüğünden kurtularak devlet-edebiyat-bilim dili olarak bağımsızlığa kavuşurlar.

İnsancılık (Hümanizm) Reform hareketleri kiliseyi parçalar. Ulusal dille birlikte ulusal devletler kurulur, fikir hayatı gelişir...

İnsancılık (Hümanizm) Hümanizm hareketinin edebiyatta bir akım biçiminde yerleşen ve yaşayan canlılığı, klâsisizm'dir.

KLASİSİZM

KLASİSİZM Klâsisizm sözü (Lâtince classis) Fransızca classe (sınıf) sözünden türetilmiştir. (Lâtince classicus - Birinci sınıf); klâsik'in ilk anlamı, «sınıflarda okutulması uygun görülen örnek eser» dir.

KLASİSİZM Yeni çağ edebiyatlarında hümanizm ve Rönesans hareketinin hazırladığı, 17. yy. da önce Fransa'da ilkeleri belirlenen bir sanat anlayışı; rasyonalizm (akılcılık) felsefesine dayalı olarak edebiyatta geçerlik kazanan bir akımdır.

KLASİSİZM Mutlakiyeti monarşinin güçlenmesi ve yönetimin merkezleşmesiyle önce Fransa, komşularının zayıflıklarından da yararlanarak, bir çeşit Avrupa üstünlüğü kazanmış; 17. yy. da Fransız dili, edebiyatı vs uygarlığı; 18. yy. sonuna kadar kesinlikle, 19. yy. da da önde gelmek koşuluyla bütün Avrupa'ya örnek olmuştur.

KLASİSİZM Bir «metot şüphesiyle» yola çıkan R. Descartes (1596-1650), duyulara güvenmenin yanlışlığını ortaya koyarak; «felsefede, tabiat bilimlerinde, ahlâkta insanoğlunun işine yarayacak ve mutluluk sağlayacak temelleri» bulmaya çalışmıştır.

KLASİSİZM «Düşünüyorum, öyleyse varım» bilgisine dayanarak duyularla ve deneyle değil (ampirizm), akıl ve düşünceyle (rasyonalizm) gerçeği bulabileceği kanısındadır.

KLASİSİZM Klâsisizm; akla dayanarak, tabiatı inceler ve değişmez gerçeği arar. Bu kavramlara karşıt gibi görünen öğeleri de reddeder:

Klâsisizmin başlıca ilkeleri şunlardır: 1) İnsanın en değerli özü, akıldır. Aklın buyruğunda (irade, ahlâk) duygularımızın karmaşıklığını, bizi sürükleyebileceği yanılgıları, tutku biçimine dönüşüne insanı felâkete götürecek coşkuları... engelleyebilir, kendimizi denetleyebiliriz; bu insana düşen başlıca görevdir.

akla, sağduyuya ve erdeme dayanır. KLASİSİZM Özellikleri: Klâsik edebiyat ürünleri akla, sağduyuya ve erdeme dayanır.

Klâsisizmin başlıca ilkeleri şunlardır: 2) Tanrısal bir «sonsuz ve mükemmel» düşüncesiyle var olan insan yaradılışı, incelenmesi gereken başlıca konudur. Bunun için de yetişmemiş olan çocuklarla kusurlu ve aykırı yaradılışlılar ele alınmamalı;

Klâsisizmin başlıca ilkeleri şunlardır: akıl gücüyle donanmış, sağduyu ve ölçü sahibi, kararlı ve iradeli seçkin ve örnek kişilerin ruhsal yapılarıyla davranış özellikleri konu edinilmelidir (Tabiat sözüyle kastedilen budur).

KLASİSİZM Özellikleri: Yalnız seçkin ve olgun insanların davranışları ve ruh halleri ele alınmıştır.

Klâsisizmin başlıca ilkeleri şunlardır: 3) Değişmez gerçek; zamanla, ortamla, gelgeç beğenilerle ilgili değildir; bu yüzden günlük olaylar da, gözlem konusu olabilecek tasvirler de, yakın bir geçmiş olan Ortaçağ anıları da... ihmal edilebilir.

Hangi çağda ve toplumda olursa olsun, KLASİSİZM Özellikleri: Hangi çağda ve toplumda olursa olsun, insanın değişmeyen duygu ve düşünceleri işlenir.

Klâsisizmin başlıca ilkeleri şunlardır: Asıl konular; mitologyadan, İlkçağ ustalarının eserlerinden, üstün kişilerin bulunduğu yüksek çevrelerden alınmalıdır. Onun içindir ki sonradan önem kazanacak olan ayrıntılı çevre tasvirlerine, insanların dış görünüşüne, doğa güzelliklerine... klâsik eserlerde rastlanmaz.

Konular mitolojiden ve geçmişten seçilir. KLASİSİZM Özellikleri: Konular mitolojiden ve geçmişten seçilir.

KLASİSİZM Özellikleri: İnsan dışındaki hiçbir şeye - giysi, dekor, doğa görünümü, yerel özellikler – yer verilmemiştir.

Klâsisizmin başlıca ilkeleri şunlardır: 4) Her zaman, her yerde, her durumda geçerli olan kişiler, değişmez tipler halinde olmalıdır.

Klâsisizmin başlıca ilkeleri şunlardır: Gerçekten bu yüzyılda en seçkin örneği kral (14. Louis) sayılan olgun insan (honnete homme) ülküsü yerleşmiştir; sarayın merkez olduğu kültürel düzey ülküsü:

Klâsisizmin başlıca ilkeleri şunlardır: Tabii ve serbest, ince beğenili, cesur, şerefli, zeki, ölçülü, aykırılıklardan kaçınan, ahlâklı, sağduyu sahibi, zarif, ahenkli davranışta, ağırbaşlı, kendine egemen, bütün yetenekleri aynı oranda gelişmiş bir olgun insan.

KLASİSİZM Özellikleri: Yalnız seçkin ve olgun insanların davranışları ve ruh halleri ele alınmıştır.

Klâsisizmin başlıca ilkeleri şunlardır: 5) Bu yüzyılda Fransız Katolik kilisesi, hümanizm anlayışına uygun bilimsel ve felsefî çalışmaları engellemediği, Protestanlar kovulduğu (1685, Nantes fermanı), dinî hayat iyice kökleştiği için klâsik eserlerde halka değil kibar sınıfa yönelen bir dindarlık etkisi görülür.

Klâsisizmin başlıca ilkeleri şunlardır: 6) Klâsik sözünün ilk anlamına uygun olarak bu dönemin eserlerinde dil ve anlatım; kusursuz, kurallarla tutanı, keyfî kullanımlardan uzak, yapmacıksız, sağlam, yalın, açık, konuya uygun, gereksiz süslerden arınmış, emekle olduğu oranda doğal ve güçlüdür.

KLASİSİZM Özellikleri: Seçkin bir konuşma dili kullanılmış, kaba sözcük ve deyimlere yer verilmemiştir.

Klâsisizmin başlıca ilkeleri şunlardır: 7) Klâsisizm'de yazarın kişiliğini ve kendi görüşlerini belirtmesi, yazarlığını duyurması gerekli değildir. Asıl önemli olan eserdeki kişiler olduğu için, konunun işlenişinde buna önem verilir.

Sanatçı, yapıtında kendi kişiliğini gizler, duygusallıktan kaçınır. KLASİSİZM Özellikleri: Sanatçı, yapıtında kendi kişiliğini gizler, duygusallıktan kaçınır.

Klâsisizmin başlıca ilkeleri şunlardır: 8) Grekolâr’ın eserlerini kaynak edinen klâsisizm, aynı konuları tekrarlamaktan kaçınmaz: (Divan edebiyatındaki nazireler, mesneviler... gibi).

KLASİSİZM Özellikleri: Konuya değil, konunun işleniş biçimine önem verildiği için aynı konu başka sanatçılarca da işlenmiştir.

Klâsisizmin başlıca ilkeleri şunlardır: 9) Eserin biçimce olgun ve kusursuz olması şarttır; bunun için eski Yunan tiyatrosunun «üç birlik kuralına titizlikle uyulur (Sadece koro kalkmıştır; kamu oyunu koro değil, seyirci ve okuyucu teşkil eder.)

Tiyatroda "üç birlik kuralı”na uyulur. KLASİSİZM Özellikleri: Tiyatroda "üç birlik kuralı”na uyulur.

Klâsisizmin başlıca ilkeleri şunlardır: 10) Tabiata uygun eserler vermeyi amaç sayan klâsisizmin ulusal dilin oluşumuna hizmeti büyüktür; ilk hümanistlerin tersine her toplumda klâsik yazar, ulusunun dilini en iyi kullanan, ona en iyi örneği vermiş olan kişidir (Yunus Emre'yi bu bakımdan da edebiyatımızın ilk klâsiği saymamız gerekir.)

akla, sağduyuya ve erdeme dayanır. KLASİSİZM Özellikleri: Klâsik edebiyat ürünleri akla, sağduyuya ve erdeme dayanır.

Gerçeğe benzerlik, en önemli kurallardan biridir. KLASİSİZM Özellikleri: Gerçeğe benzerlik, en önemli kurallardan biridir.

Hangi çağda ve toplumda olursa olsun, KLASİSİZM Özellikleri: Hangi çağda ve toplumda olursa olsun, insanın değişmeyen duygu ve düşünceleri işlenir.

KLASİSİZM Özellikleri: Yalnız seçkin ve olgun insanların davranışları ve ruh halleri ele alınmıştır.

Konular mitolojiden ve geçmişten seçilir. KLASİSİZM Özellikleri: Konular mitolojiden ve geçmişten seçilir.

KLASİSİZM Özellikleri: İnsan dışındaki hiçbir şeye - giysi, dekor, doğa görünümü, yerel özellikler – yer verilmemiştir.

KLASİSİZM Özellikleri: Konuya değil, konunun işleniş biçimine önem verildiği için aynı konu başka sanatçılarca da işlenmiştir.

Sanatçı, yapıtında kendi kişiliğini gizler, duygusallıktan kaçınır. KLASİSİZM Özellikleri: Sanatçı, yapıtında kendi kişiliğini gizler, duygusallıktan kaçınır.

KLASİSİZM Özellikleri: Seçkin bir konuşma dili kullanılmış, kaba sözcük ve deyimlere yer verilmemiştir.

Tiyatroda "üç birlik kuralı”na uyulur. KLASİSİZM Özellikleri: Tiyatroda "üç birlik kuralı”na uyulur.

KLASİSİZM Tragedyada (Racine, Corneille), komedyada (Moliere) Batı edebiyatındaki başlıca temsilcileri : Tragedyada (Racine, Corneille), komedyada (Moliere) manzum mektup ve manzum yergide (Boileau), fablda (La Fontaine) romanda (Me de La Fayette, Fenelon)...

KLASİSİZM Türk Edebiyatında Klasisizm : Bu akımın edebiyatımıza etkisi, Yusuf Kamil Paşa'nın Fenelon'dan yaptığı "Telemak" çevirisiyle, Ahmet Vefik Paşa'nın Moliere'den yaptığı uyarlamalarla ve Şinasi'nin "Şair Evlenmesi" oyununda üç birlik kuralını uygulamasıyla sınırlıdır.