1937. Tarsus. Topçu Alayı tatbikat için dağılmıştı. Çadırlar henüz kurulmuştu ki, şiddetli bir yağmur başladı. Her taraf çamur kesildi.

Slides:



Advertisements
Benzer bir sunumlar
Cümlenin Öğeleri Sözcüklerin cümle içerisindeki görev adlarına “cümlenin öğeleri”denir. Cümle öğelerini, temel öğeler ve yardımcı öğeler olmak üzere iki.
Advertisements

KÜÇÜK İTFAİYECİ lütfen sesi açıp Tıklayınız..
KIRMIZI BAŞLIKLI KIZ.
GÜNEŞİN UYUDUĞU YER
Cümlenin Öğeleri Sözcüklerin cümle içerisindeki görev adlarına “cümlenin öğeleri”denir. Cümle öğelerini, temel öğeler ve yardımcı öğeler olmak üzere iki.
SLAYTI MUTLAKA SESLİ İZLEYİNİZ… İYİ SEYİRLER…
Eğitimhane.com için hazırlanmıştır.
…Bu sunuda anlatılan olaylar gerçekten yaşanmıştır…
Hayat ertelenemez… Ümit Aydemir.
AŞK YARASI SESLİDİR.
Boş ver be yaşı başı. gönlün ne kadar şık sen ondan haber ver
Kırk Satır.. Ziya Levent Topçuoğlu.
CANIM ANNECİĞİM Müzik:Kibariye(eller kader Kıymet bilmiyor ANNE
SESLİ GAZİ ÇİFTLİĞİNDE DOLAŞIP HAVA ALIRKEN OLDUKCA YAŞLI BİR KADINA RASTLADIK. ATATÜRK ATTAN İNEREK BU İHTİYAR K K K KADININ YANINA SOKULDU. MERHABA.
KURBAĞA PRENS Bir zamanlar yedi güzel kızı olan bir kral varmış. Bu kızların en güzeli en küçük olanmış.Güzel günlerde sarayın yakınındaki serin gölün.
"ALLAH" DEMEK.
Hikmet SIRMA.
Cömertlikte ve yardım etmede akarsu gibi ol.
I . BÖLÜM Slaytı SESLİ ve kendi akışında izleyiniz
TIKANDI BABA Seval KEMERTAŞ tarafından düzenlenmiştir.
Ağlarsam sesimi duyar mısınız
Kırlangıcın biri, bir adama aşık olmuş
KAFİYE VE REDİF ÖRNEKLERİ
UYUMAK İSTEMEYEN ZÜRAFA
UYUMAK İSTEMEYEN ZÜRAFA
Pes ettim... Daldaki yapraktım yaşamda, Hayat denilen ağacın dallarından, En yalnız olanında bir küçük yaprak, Yalnızdı üzerinde bulunduğum dalım,
Kahraman filin canı çok sıkılıyordu
…Bu sunuda anlatılan olaylar gerçekten yaşanmıştır…
1.soru Aşağıdaki cümlelerin hangisinin sonuna nokta konmalıdır ?
Yaşanan tüm güzel anlar bitmiş meğer gözünde…
İŞTE MASALIMIZ BAŞLIYOR.
Cemal Şimşek HÜZÜN YAĞMURLARI Venüs'ten GELİYORDU.
Sarı Yumak ile Kara Yumak arkadaş olmuşlardı
NASREDDİN HOCA ‘ DAN FIKRALAR
SORULAR.
GÖZLERİN KAL DİYOR Bu nasıl ayrılık, bu nasıl veda Gözlerin kal diyor dudakların git Bakışın anahtar, gözlerin kilit Ellerin aç diyor, dudakların git.
ZARF (BELİRTEÇ).
Cümlenin Öğeleri Sözcüklerin cümle içerisindeki görev adlarına “cümlenin öğeleri”denir. Cümle öğelerini, temel öğeler ve yardımcı öğeler olmak üzere iki.
ZAMİR (ADIL).
ÖZEL MÜZEYYEN ÇELEBİOĞLU
Karanlıklar uzaklaştı
Soru 1. İnsan bir kışını burada geçirse ( ) yalnız müzik dinlese ( ) yalnız bu yankılı havayı koklasa ( ) Yukarıdaki cümlede parantezle gösterilen yerlere.
SABIR Değerler Eğitimi.
HAZIRLAYAN NECLA OĞUR.
SEVGİ ZENGİNLİK BAŞARI
KÜL KEDiSi-SINDRELLA Hazırlayan: Emine KOÇAK- 7/A
ŞEHİT VE GAZİLERİMİZİN ANISINA..
AĞUSTOS BÖCEĞİ İLE KARINCA
MERHAMET ŞEVKAT FEDAKARLIK
FEDAKARLIK.
1937. Tarsus. Topçu Alayı tatbikat için dağılmıştı. Çadırlar henüz kurulmuştu ki, şiddetli bir yağmur başladı. Her taraf çamur kesildi.
GEÇİŞLERDE TIKLAYINIZ
BEYAZ BULUT YAĞMUR OLMAK İSTEDİ
Nasrettin Hoca henüz çocukmuş. Annesi bir gün onu yanına çağırmış:
Cümlenin Öğeleri Sözcüklerin cümle içerisindeki görev adlarına “cümlenin öğeleri”denir. Cümle öğelerini, temel öğeler ve yardımcı öğeler olmak üzere iki.
Ahmet Eren Köksal ZamirlerZamirler. ZAM İ R NE DEMEK İsimlerin yerine kullanılan sözcüklerdir.Bütün zamirler sıfatlardan farklı olarak isim çekim eki.
Anne Aslan ve Yavruları
CANIN KUŞLARI Can, o gün annesine ne kadar çok sıkıldığını anlatıyordu: — Neden oyuncaklarınla oynamıyorsun? diye sordu annesi. — Ama onlar benimle oynamıyorlar.
TAVŞAN VE YILANIN DOSTLUĞU
Ormandaki Bisiklet (Okuma Metni 6) MEB Türkçe Ders Kitabı 1
Okuma Metni 4 (Güneş’in Uyuduğu Yer) MEB Türkçe Ders Kitabı 1 Erhan KESKİN.
BENİM GÜZEL EVİM.
ESKİLERİ HATIRLATMA Belki de en başından belliydi kaderimiz.
Çocuklar gibi sevindi kadıncağız. (durum zarfı) Nermin gibi güzel bir kızım var benim de. (sıfatın zarfı) Küçük kızım dün hasta gibiydi. (yüklem) Senin.
SAKARYA TÜRKÜSÜ. SAKARYA TÜRKÜSÜ İnsan bu, su misali, kıvrım kıvrım akar ya; Bir yanda akan benim, öbür yanda Sakarya. Su iner yokuşlardan, hep basamak.
BİR KAYISI AĞACI ABDÜLKADİR MERİÇBOYU.
Bir zamanlar, birbirine bitişik iki çiftlikte yasayan iki erkek kardeş vardı. Günlerden bir gün bu iki kardeş arasında bir anlaşmazlık baş gösterdi. İki.
Emre ,Aleyna İyi seyirler….
Kurbağa Prens Bir zamanlar yedi güzel kızı olan bir kral varmış. Bu kızların en güzeli en küçük olanmış. Güzel günlerde sarayın yakınındaki serin gölün.
Sunum transkripti:

1937. Tarsus. Topçu Alayı tatbikat için dağılmıştı. Çadırlar henüz kurulmuştu ki, şiddetli bir yağmur başladı. Her taraf çamur kesildi.

Akşam yatma saatine yakın beli bükülmüş ihtiyar bir kadın geldi, Asteğmen Ahmet Cemil ihtiyarı çadırına buyur etti. Ne istiyordu acaba?

İhtiyar, “Hey oğul” dedi genç subaya: “Kaçkaç’tan beri bizim köyün yakınlarına gelen ilk askerler oldunuz. Ben hep bunu beklerdim. Ne olur bana bir asker ver, evimde ağırlayayım.”

Ahmet Cemil bu isteği reddetti: “Olmaz nine… O zaman bütün askerleri köye dağıtmak gerekir.” İhtiyar kadın yalvardı: “Dağıtın hey oğul! Kapışırız onları… Sen ver askerlerini, kimseye göstermem…”

“Nine ne yapacaksın askeri?” Nine ağlamaya başlamıştı. Anlattı:

“Ocağımız şenlikti ya oğul… Dağıldık, kırıldık. Torunum Recep’i everecektik, tam güvey olacaktı, savaşa gitti, dönmedi. Ardından gelin de inceldi, toprağa düştü. Ben yalnız kaldım. O askeri ver oğul… Güvey yatağını da açtım, odayı temizledim. Recebimin yerine sabahlasın orada. Son bir muradımdır…”

Ahmet Cemil gözyaşlarını tutmaya çalışarak “Havayı görüyorsun nine” dedi: “Gök delindi, yer batak. Asker evini, odanı, yatağı berbat eder. Üstümüz başımız perişan, çizmeler su dolu.”

Nine “Feda olsun hey oğul” derken Ahmet Cemil yanına gelen Bekir Onbaşı’yı kenara çekip durumu anlattı, gün ışırken kimseye görünmeden dönmesini emretti.

Nine, “Ezana kadar uyumam, elimle getiririm” diyordu. Sabah tam zamanında döndü Bekir Onbaşı. Yağmur hâlâ dinmemişti. Nine bir hendeğin gerisinde kollarını sallamakta, teşekkür ve veda etmekteydi.

Ahmet Cemil, “Bekir, acaba yatak ne hale geldi?” dedi. Hâlbuki Bekir kim bilir hangi toprakta kalmış olan Recep’in yatağına yatmayı içine sindirememişti, kıyamamıştır o yatağa.

“Yastığı yorganı ezdim, buruşturdum, ortasını çukur ettim. Karyolanın altına uzandım. Kim görse yatıldığını zannederdi.” “Ya nine uyandırmaya gelince?” “Uyumadım ki kumandanım… Tetikte bekledim.”

İnsanlığın tadı da işte böyle bir şeydir.