Aristidi Kaptan SUNUM:Doğan-BODRUM ozgezgin@yahoo.com.

Slides:



Advertisements
Benzer bir sunumlar
Cümlenin Öğeleri Sözcüklerin cümle içerisindeki görev adlarına “cümlenin öğeleri”denir. Cümle öğelerini, temel öğeler ve yardımcı öğeler olmak üzere iki.
Advertisements

KELİME TÜRLERİ ZARFLAR.
‘’ O Mahur Beste …..’’.
KIRMIZI BAŞLIKLI KIZ.
Cümlenin Öğeleri Sözcüklerin cümle içerisindeki görev adlarına “cümlenin öğeleri”denir. Cümle öğelerini, temel öğeler ve yardımcı öğeler olmak üzere iki.
Başarılı Olmanın Genel Kuralları Nelerdir?
Öğretmen okulun ilk gününde, 5
Atatürk’ün Çocukluk Anıları
Sincabi öykücü can özoguz Fon müziği: Ezginin Günlüğü.
"Merhaba sevgili izleyiciler. İşte size ilginç bir yarışma haberi daha
CANIM ANNECİĞİM Müzik:Kibariye(eller kader Kıymet bilmiyor ANNE
SENİ ÇOK SEVİYORUM ANNE …
Mümkün Olmuyor Ağlamak Ama
SESLİ GAZİ ÇİFTLİĞİNDE DOLAŞIP HAVA ALIRKEN OLDUKCA YAŞLI BİR KADINA RASTLADIK. ATATÜRK ATTAN İNEREK BU İHTİYAR K K K KADININ YANINA SOKULDU. MERHABA.
Kızıl meydan bomboştu Nathalie önümde yürüyordu.
Anne Mümkün Olmuyor Ağlamak Ama Sol Yanım Acıyor Necdet YILMAZ 2008
Atatürk Sordu ~ Öykü ~ Kaynak : Tarih Vesikaları (Osmanlı Arşivi)
KURBAĞA PRENS Bir zamanlar yedi güzel kızı olan bir kral varmış. Bu kızların en güzeli en küçük olanmış.Güzel günlerde sarayın yakınındaki serin gölün.
KÜLKEDİSİ.
Sayın kaymakamım. Sayın İlçe Milli Eğitim müdürüm ve Şube Müdürlerim
Geliyor Boğaziçi'nden doğru Bir iskeleden kalkan vapurun sesi, Mavi sular üstünde yine Bembeyaz Kızkulesi.
MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ÜN HAYATI
SLAYTI MUTLAKA SESLİ İZLEYİNİZ… İYİ SEYİRLER…
STRESE GİRENİN İMANINDAN ŞÜPHE EDERİM!
(ses düğmesini açabilirsiniz) ihtiyar mısırcı ve sürpriziniz.
TIKANDI BABA Seval KEMERTAŞ tarafından düzenlenmiştir.
1 HUKUK ve SİYASET OKULU – 8 Şubat 2008 X BAYAN: Biz uluslar arası ilişkilerde… ( Montaj Arası ) Birol BAŞARAN: Ben bütün toplumlarda hukuka ihtiyaç olduğunu,
Temel, arkadaşıyla yolda giderken elindeki çakısıyla parmağını kesti
1937. Tarsus. Topçu Alayı tatbikat için dağılmıştı. Çadırlar henüz kurulmuştu ki, şiddetli bir yağmur başladı. Her taraf çamur kesildi.
DiŞ DOKTORU Diş hekiminin odasına giren genç ve güzel kadın:
türkçe performans ödevi
BABALAR VE KIZLARI.
Okulun ilk günü, ilk derste profesörümüz, önce kendini tanıttı, sonra 'Bu yıl, yepyeni bir öğrencimiz var. Çok ilginç biri bakalım bulabilecek misiniz'
VARLIKLARIN ÖZELLİKLERİNİ BİLDİREN KELİMELER (SIFAT-ÖN AD)
SORULAR.
Hayatın Anlamı üzerine
CÜMLENİN ÖĞELERİ ……………….
Atatürk'ün Gizemleri.
ses düğmesini açabilirsiniz seksen iki yılda; açık alınla... Bir kutlama kartı geldi Korkut’tan; yani evvel zaman, kalbur saman içindeki, “bizim.
TAMLAMALAR İSİM VE SIFAT TAMLAMALARI HAZIRLAYAN:SÜNDÜS ÇELİK
Hangi cümlenin yüklemi isim tamlamasıdır
Türkiye’nin en büyük mail grubu Lütfen slaydı tüm sediklerinizle paylaşınız Hayat paylaştıkça güzeldir.
SİYASİ ALANDA YAPILAN İNKİLAPLAR
Kalbim şimdi bir sokak çocuğu Kelebekleri göç etti gönlümün
CÜMLEDE ANLAM 1.SORU: Aşağıdaki cümlelerin hangisinde küçümseme anlamı vardır? A.Bütün gün uğraştım ,ödevlerimi hala bitiremedim B.İnsanlara zor zamanlarında.
TÜRKÇE PERFORMANS ÖDEVİ
HAYATIN ANLAMI.
İBRETLİK BİR HİKAYE.
26 Ağustos Gecesinde Saatler 2.30’dan 5.30’a Kadar
YA Ş ASIN TÜRKÇE ÖĞRENDİM. HAZIRLAYANLAR MEHMET İLHAN ORAL ŞEYHMUS TARKAN AFİF ALTUNKAYA.
SEVGİ ZENGİNLİK BAŞARI
ÜŞENGEÇ YENGEÇ.
KÜL KEDiSi-SINDRELLA Hazırlayan: Emine KOÇAK- 7/A
DÜRÜSTLÜK BİR ERDEMDİR
Cemal Granda Atatürk’ün Hizmetkârı’nın Anılarından
1937. Tarsus. Topçu Alayı tatbikat için dağılmıştı. Çadırlar henüz kurulmuştu ki, şiddetli bir yağmur başladı. Her taraf çamur kesildi.
1.ÜNİTE BİR KAHRAMAN DOĞUYOR ÖZET
Bilal BİLGİN - Gazi Anaokulu- Rehber Öğretmeni
CANIN KUŞLARI Can, o gün annesine ne kadar çok sıkıldığını anlatıyordu: — Neden oyuncaklarınla oynamıyorsun? diye sordu annesi. — Ama onlar benimle oynamıyorlar.
Eğlenceyi çok seven bir ağustos böceği varmış.
Ormandaki Bisiklet (Okuma Metni 6) MEB Türkçe Ders Kitabı 1
DEĞERLERİMİZ.
Çocuklar gibi sevindi kadıncağız. (durum zarfı) Nermin gibi güzel bir kızım var benim de. (sıfatın zarfı) Küçük kızım dün hasta gibiydi. (yüklem) Senin.
Kılış (İş) Eylemleri : Öznenin kendi iradesiyle bir nesne üzerinde gerçekleşen ve bu eylemden nesnenin etkilendiği tüm eylemler iş-kılış anlamlıdır. Kadın.
Keloğlan ve Kuyu Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, bir Keloğlan’la ninesi varmış. Bunlar çok yoksul insanlarmış. Keloğlan’ın.
Bir zamanlar, birbirine bitişik iki çiftlikte yasayan iki erkek kardeş vardı. Günlerden bir gün bu iki kardeş arasında bir anlaşmazlık baş gösterdi. İki.
Metinleri Okuyalım.
Çin düşünürü Lao Tzu'nun öyküsü
GÖNÜL KÖPRÜSÜ.
Milletimin Şerefine! Cemal Granda Atatürk’ün Hizmetkârı’nın
Sunum transkripti:

Aristidi Kaptan SUNUM:Doğan-BODRUM ozgezgin@yahoo.com

“Atatürk’ün Rakısından Getir, Bir de Fenerbahçe Rozeti”

"Haldun Sevel, Haziran 1994'te, Maviş adlı küçük teknesiyle, Ayvalık'tan yola çıktı. Bir süre sonra Midilli'nin 'Kolpos Yares' koyuna demirledi. Geceyi orada geçirdi. Ertesi sabah teknede tembellik ederken, kulağına bir türkü çarptı; 'Ela popses tukoma/ Masu pekso baklama/ Naka tebu niyageli/ Napoleksu çiftetelli, çiftetelli, çiftetelli... '

Sevel, ayağa kalkıp bakındı. Az ötedeki kayıktan geliyordu bu ses Sevel, ayağa kalkıp bakındı. Az ötedeki kayıktan geliyordu bu ses. Civardaki teknelere balık satan yaşlı bir adam, hem sazının tellerine vuruyor, hem de türkü söylüyordu. Kayıkta kürek çeken, 12 - 13 yaşlarında bir kız çocuğu daha vardı. İhtiyar birkaç el kol hareketi yapınca, tombul kız kayığı Maviş'e yanaştırdı. Haldun Sevel, yarım Yunancası ile balığın fiyatını öğrenmeye çalışırken; ihtiyar, gayet temiz bir Türkçe ile sordu: 'Siz yoksam Türk müsünüz?... İstanbul'dan, Fenerbahçe'den mi yoksam?...'

Sevel, olumlu yanıt verince, ihtiyar ile küçük kız birbirine bakıp gülmeye başladılar. Ardından ihtiyarın soruları geldi: 'Belvü duruyor mu Belvü?... Murat'ın babası Mustafa Kaptan yaşıyor mu?... Todori ne durumda?...' Eski günleri anlatmaya başlamıştı: 'Ben, bundan 40 - 50 yıl önce Belvü Gazinosu'nda Müzeyyen Senar Hanımefendi okurken, ona sahnede beyaz karanfil verdim, benim elimi sevdi, onu yanaklarından öptüm.' Artık balık satmayı boşlamıştı ihtiyar adam. Anlattıkça anlatıyor, anlattıkça anlatısı geliyordu. İstanbul Rumlarındandı. .. Ona burada Aristidi Kaptan derlerdi. Yanındaki, Atina'da yaşayan kızından olma torunu Panayota idi, tatil için gelmişti... Yoksa Aristidi orada yalnız yaşıyordu...

Aristidi Kaptan sordu; 'Sende rakı var. ' Evet, vardı Aristidi Kaptan sordu; 'Sende rakı var?...' Evet, vardı. 'Ama Atatürk'ün rakısından?... ' diye, açıklama getirdi sorusuna ihtiyar. 'Herhalde Kulüp Rakısı istiyor' diye düşündü Haldun Sevel. Sonra birlikte Aristidi'nin koya ! bakan küçücük evine gittiler. Az sonra yemek masası; çiroz salatası, lakerda, sirkeli cacık, salata çorbası ve zeytinyağında kızartılmış iri barbunlarla donatılmıştı. Anlatmayı sürdürdü Aristidi Kaptan: Babası dedesi hep İstanbulluydu. .. Son olarak Moda'da, Mektep Sokak'ta oturmuşlardı. 6 -7 Eylül (1955) olaylarından sonra ayrılmak zorunda kalmışlardı... Şimdi 80'ini aşmıştı... Haldun Sevel'in: 'Yaşlısın, hastasın, niye kızının yanına taşınmıyorsun? Burada doğru dürüst hastane yok, doktor yok...' demesi üzerine; Aristidi Kaptan elini Türkiye kıyılarına doğru sallayarak şöyle dedi: 'Gitmem... Bak buradan memleketim görünüyor, memleketimi görüyor, memleketimi seyrediyorum buradan, hiçbir yere gitmem...' Bu arada rakılar bitmiş, UZO’ya geçilmişti...

Böyle sıcak anılarla dolu birkaç günden sonra ayrılık vakti geldi Böyle sıcak anılarla dolu birkaç günden sonra ayrılık vakti geldi. Sevel sordu: 'Tekrar geleceğim... Benden ne istersin?... ' Aristidi Kaptan iki şey istedi: 'Atatürk'ün rakısından getir... Bir de Fenerbahçe rozeti...'

Haldun Sevel, o an ayırdına vardı Haldun Sevel, o an ayırdına vardı. Aristidi'nin yakasında yıpranmış, solmuş bir Fenerbahçe rozeti vardı. Merakla sordu Haldun Sevel: 'Neden Fenerbahçe?.. . İhtiyar da anlattı...

'Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra İstanbul işgal edildi 'Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra İstanbul işgal edildi... İşgalci İngilizlere, Fransızlara beddua ediyorduk... Mütarekenin sonuna doğru, babam heyecanla geldi... Maça gidecektik.. . İngiliz takımı ile Fenerbahçe karşılaşacaktı.. . İngilizler bu maç için kendi memleketlerinden, Malta'dan profesyonel futbolcular getirtmişler; günlerdir, haftalardır bu maça hazırlanıyorlardı ... Herkes Fenerbahçe'nin perişan olacağını sanıyordu... Çok sert maç oldu... Fenerbahçe kazandı... Ortalık bayram yerine döndü... Sokaklarda fener alayları yapıldı... İstanbul halkı evindeki gaz lambalarında kullandığı gazı dahi, meşaleleri yakalım, galibiyeti kutlayalım diye bize verdi. İşte bu rozeti o gün yakama taktım, bir daha da çıkartmadım.'

Futboldan anlamasa da Fenerbahçe taraftarı olan Haldun Sevel bunun üzerine Aristidi'nin elini öptü. ! Aradan iki yıl geçti. Söz vermesine, çok istemesine rağmen Haldun Sevel, Midilli'ye gidemedi. Nihayet, 1996 yazında bir fırsat bulup; rakıları ve Fenerbahçe rozetlerini teknesine yükleyip yola çıktı. Ve Aristidi Kaptan'ın kapısını çaldı... Ama bu geçen süre içinde Aristidi iyice kötülemişti, ayakta zor duruyordu.

Önce onu tanımadı. Haldun Sevel, Kulüp rakılarını, Fenerbahçe rozetlerini çıkarınca belleği yavaş yavaş yerine geldi: 'Niye bu kadar geç kaldın?' diyebildi. Zar zor yerinden kalkan Aristidi, eski ceketini giydi... Yakasına yepyeni Fenerbahçe rozetini taktı... Haldun Sevel'in koluna girip kahvenin yolunu tuttu. Ofluya puflaya, dura kalka, nefes  nefese kahveye vardı ve Fenerbahçe rozetini gururla arkadaşlarına gösterdi: 'Size demiştim. Geldi işte rozetim, geldi...' Ağlıyordu...

Kahveden koca bir alkış sesi yükseldi birden Kahveden koca bir alkış sesi yükseldi birden. Kısa bir süre sonra, Aristidi dünyaya gözlerini yumdu. Mezarına, Haldun Sevel'in Fenerbahçe ve Moda'dan alıp götürdüğü memleket toprağı  serpildi." Not: Bu yaşanmış öykü; yazar, ressam, amatör denizci Haldun Sevel'e ait... (Böyledir Denizler Ülkesinde Yaşamak adlı kitabından) SUNUM: Doğan – BODRUM ozgezgin@yahoo.com