HOŞ GELDİNİZ.

Slides:



Advertisements
Benzer bir sunumlar
ANNE-BABA ÇOCUK İLİŞKİLERİ.
Advertisements

YARINA KALMAK ADINA SORUMLULUK EĞİTİMİ
GENÇLERDE ÖZGÜVEN GELİŞİMİ.
REHBERLİK SERVİSİ SUNAR
ÇOCUKLA İLETİŞİMDE KULLANILAN DİL.
AİLE ve ERGENLİK Kişilik Oluşumunda Ailenin Etkisi
Psikolojik Danışman Ayçin YILMAZ
Zor insanla başa çıkma yolları
İLETİŞİM.
İLETİŞİM ENGELLERİ.
ANNE-BABA ÇOCUK İLETİŞİMİ
ANNE-BABA-ÇOCUK İLETİŞİMİ
ERGENLİK DÖNEMİ GELİŞİM ÖZELLİKLERİ ve AİLE İÇİ İLİŞKİLER
ANNE-BABA ÇOCUK İLİŞKİSİ
SINIF YÖNETİMİ “ÇOCUK EĞİTİMİ Mİ ANNE-BABA EĞİTİMİ Mİ?”
ANNE BABA TUTUMLARI.
AİLE İÇİ İLETİŞİM VE İLETİŞİM ENGELLERİ
Onları sevdiğinizi ve onların iyiliğini kendi iyiliğiniz kadar önemli olduğuna ilişkin açık bir mesaj verebilirsiniz.
HATALI ANNE BABA TUTUMLARI
OLUMLU OLUMSUZ TUTUMLAR
İLETİŞİM Kendimizi anlatma ve karşımızdakini anlama çabası ile sözlü ya da sözsüz olarak kurulan ilişki biçimidir.
HAZIRLAYANLAR NURTAÇ ÜNLÜ DERYA DEMİR GÜLŞAH BAŞARAN
AİLENİN OKUL BAŞARISINA KATKISI
Psk.Danışman/ Rehber Öğretmen: AYÇA USLUER
HOŞGELDİNİZ.
AİLE EĞİTİM SEMİNERİNE HOŞ GELDİNİZ
Okul Rehberlik Servisi
AİLE TUTUMLARI.
AİLE İÇİ İLETİŞİM VE ANA-BABA TUTUMLARI
Çocuğun Eğitiminde Disiplin ve Sınırlar
VE ÇOCUGUN GELİŞİMİNE ETKİLERİ
AİLE İÇİ İLETİŞİM VE AİLE YAKLAŞIMLARI
ANNE BABA TUTUMLARI Karatay Rehberlik ve Araştırma Merkezi.
ANNE-BABA TUTUMLARI İLKNUR NURKAN
ANNE-BABA ÇOCUK İLİŞKİLERİ.
İLETİŞİM ENGELLERİ VE ETKİLİ İLETİŞİM
İLKÖĞRETİM ÇAĞINDAKİ ÇOCUKLAR İLE NASIL İLETİŞİM KURULUR?
ETKİLİ İLETİŞİM.
İLETİŞİM BECERİLERİ.
SEMİNERİMİZE HOŞ GELDİNİZ
ALKOL ve MADDE KULLANAN ÇOCUĞUN AİLESİNE YAKLAŞIM ALKOL ve MADDE KULLANAN ÇOCUĞUN AİLESİNE YAKLAŞIM ALİAĞA REHBERLİK VE ARAŞTIRMA MERKEZİ Rehberlik ve.
OKUL BAŞARISINDA AİLENİN ROLÜ
Türk insanı; İstikrarlı, kararlı ve azimli olmalıdır
ANNE BABA TUTUMLARI.
İLETİŞİMİ ENGELLEYEN FAKTÖRLER
ERENLER REHBERLİK ARAŞTIRMA MERKEZİ
Çocuğunuza nasıl davranıyorsunuz?
ERGENLİK ve PROBLEMLERİ
HOŞ GELDİNİZ.
ÇOCUK YETİŞTİRMEDE OLUMLU-OLUMSUZ YÖNTEMLER
YARINA KALMAK ADINA SORUMLULUK EĞİTİMİ
ERGENLİK DÖNEMİ.
AİLE TUTUMLARI GATA 2 Nasıl Bir Çocuk Yetiştirmek İstiyorsunuz?
VE ÇOCUGUN GELİŞİMİNE ETKİLERİ
EYVAH ÇOCUĞUM ARTIK ERGEN!
ETKİN DİNLEME BEN DİLİ VE SEN DİLİ
HOŞ GELDİNİZ En mühim en esaslı nokta eğitim meselesidir. Eğitimdir ki bir milleti ya hür, müstakil, şanlı yüksek bir cemiyet hâlinde yaşatır, ya da bir.
Okul Yaptırma ve Yaşatma Derneği İlkokulu
İLETİŞİM.
AİLE TUTUMLARI ve ÇOCUK GELİŞİMİ ÜZERİNE ETKİLERİ
Çocuklarımıza nasıl davranıyoruz?
İLETİŞİM NEDİR?. İLETİŞİM NEDİR? İLETİŞİM: Duygu,düşünce veya bilgilerin akla gelebilecek her türlü yolla başkalarına aktarılmasıdır. Bu sürecin amacı.
UZMANLAR YUVA AİLE EĞİTİMİ 2 ÇOCUKLA İLETİŞİM 1.
AİLE İÇİ İLETİŞİM Anne-Baba Tutumu
ERGENLİK.
ANNE BABA ve ERGEN İLETİŞİMİ
EYVAH ÇOCUĞUM ARTIK ERGEN!
ERGENLİK.
ANNE BABA TUTUMLARI ÖDÜL-CEZA DİSİPLİN HAVVA DURUKAN
Sunum transkripti:

HOŞ GELDİNİZ

ÇOCUK SEVGİSİZ BÜYÜMEZ ÇİÇEK SUSUZ ÇOCUK SEVGİSİZ BÜYÜMEZ

GELİŞİM DÖNEMİ ÖZELLİKLERİ İçinde bulunduğu yaşın çocuğun davranışlarına etkisi var mıdır ? GELİŞİM DÖNEMİ ÖZELLİKLERİ

ANNE-BABA TUTUMLARI Çocuğunuza nasıl davranıyorsunuz? Anne-babaların davranış biçimlerinin çocukların kişiliğine olan etkileri nelerdir? ANNE-BABA TUTUMLARI

SORUMLULUK Sorumluluk bilinci nasıl kazandırılır ? Sorumluluk bilinci gelişen çocuklar nasıl davranırlar ? SORUMLULUK

*Zaman zaman çocuğunuzla iletişim kuramadığınız, ona ulaşamadığınızı düşündüğünüz durumlar oluyor mu? *Çocuğunuz size “Beni anlamıyorsunuz!” diyor mu? *Çocuğunuzun duygularını anlayabiliyor musunuz? *Konuşurken kendinizi anlaşılmamış hissediyor musunuz? *İstemediğiniz halde bazı şeyleri yapmak zorunda kalıyor musunuz? İLETİŞİM

GELİŞİM DÖNEMİ ÖZELLİKLERİ

12-18 YAŞ: Ergenlik olarak adlandırılan bu dönem yaşamın en zor ve karmaşık dönemidir.Çocuk bedenindeki fiziksel değişime uyum sağlamaya,kabullenmeye çalışırken duygusal bir çok çalkantı da yaşar. Ergenlik döneminde bedendeki hızlı büyüme ve değişim duygu, davranış ve tutumlarda da değişikliklere neden olur. Ergenlerde görülen başlıca davranış ve tutum değişiklikleri ; yalnızlık isteği,çalışma isteksizliği,dengesizlikler , can sıkıntısı ,huzursuzluk , toplumsal zıtlık ,otoriteye karşı direniş ,duygululuğun artması ,kendine güvensizlik , aşırı çekingenlik, dikkatsizlik,dağınıklık.

12-18 yaşlar arası;(yukarıdakilere ek olarak) Başkalarının hakkına saygı, Evde daha çok yardım gerektiren işler olduğunda kendi isteğiyle yardım önerisinde bulunabilme, Eve dönüş saatlerine uyma, Sorumluklarını yerine getirebilirler. ( Belli bir yaşta kazanılması beklenen davranışın ön hazırlığının önceki dönemlerde yapılmaya başlanması önemlidir. )

ANNE-BABA TUTUMLARI

AİLE TUTUMLARI Şımarık GEVŞEK EĞİTİM Pasif,suçlu vs. Şımarık DEMOKRATİK AİLE YETERSİZ SEVGİ AŞIRI SEVGİ Güvensiz, kaygılı, içekapanık Saldırgan SIKI EĞİTİM

Aile Tipleri Aşırı koruyucu Aşırı hoşgörülü Mükemmeliyetçi İlgisiz Reddedici Tutarsız Baskıcı Parçalanmış

AŞIRI KORUYUCU ANNE-BABA TUTUMU Bu tip anne babalar çocuğa gerektiğinden fazla kontrol ve özen gösterirler. Çocuklarına sorumluluk vermezler. Çocuğunun yapacağı işleri onun adına kendisi yapar. Bunun sonucu çocukta: * çocuk çevresindeki kişilere aşırı bağımlı * kendisine güveni olmayan * duygusal kırıklıkları olan bir kişiliğe sahip olur * bağımlı olan çocuk içe kapanıktır * utangaçtır.

AŞIRI HOŞGÖRÜLÜ ANNE-BABA TUTUMU Bu tip anne babalar çocuklarının isteklerini sürekli yerine getirmeye çalışırlar. Disiplin yok denecek kadar azdır. Çocuğun davranışları olumsuz da olsa hoşgörüyle karşılanır. Bunun sonucunda çocukta *Aşırı hoşgörünün getirdiği sınırsızlık,sorumsuzluk ve bencillik görülür. * Bir süre sonra evi çocuk yönetir. * Sosyal uyumda güçlük çektiklerinden mutsuz bir yetişkin adayıdır.

MÜKEMMELİYETÇİ ANNE BABA TUTUMU Bu tip anne babalar çocuklarından en iyisini bekler, kendi gerçekleştiremediği yaşantıları çocuklarının gerçekleştirmesini ister. Çocuklarını olduğu gibi kabul etmezler, kural ve kalıpları vardır. Çocuklarının dört dörtlük olmasını ve mükemmel ölçülerde davranmasını beklerler. Bunun sonucu çocuklarda; Sürekli yüksek beklentiler sonucunda çocuk istekleri karşılayamıyorsa başarısızlığa uğrayan çocuk nasıl olsa yapamıyorum düşüncesiyle öyleyse neden deneyeyim düşüncesini oluşturur. Çocuğu kendi istedikleri kalıba sokup kendi kapasitesinin üstünde beklentiler yüklenince çocukta aşağılık kompleksi oluşur. Kendi iç dünyasında sürekli çatışma halinde olan çocuk mutsuz ve doyumsuz olur. Kendi doğal iç güdüleri ile ağır kurallar arasında sıkışıp kalan çocuk sürekli sevgi ve nefret karışımı duygular yaşar.

İLGİSİZ (UMARSIZ)ANNE-BABA TUTUMU Bu tip anne babalar için çocukların varlığı ya da yokluğu belli değildir. Çocuğun ihtiyaçları karşılanmaz, sevgi gösterilmez Çocuğun yaptığı olumlu ya da olumsuz davranışlarla ilgilenilmez Çocuğa zaman ayrılmaz veya insan olarak saygı gösterilmez. Çocuk anne babayı rahatsız etmediği sürece çocukla ilgilenilmez Kişilik yapıları değişkendir. Rahat,sessiz,yumuşak olabildikleri gibi saldırgan da olabilirler Bunun sunucu çocuk; * ihmal edilmiştir ve yetişkin rolü almada zorlanırlar * kendini değersiz hisseder * kendisine olan saygısı gelişmez * olumlu olumsuz davranışların ayrımını yapamaz * toplumun kurallarını red ederler, ya içe kapanıktırlar ya da saldırgandırlar

REDDEDİCİ ANNE-BABA TUTUMU Bu tip anne babalar çocuğa soğuk davranırlar Sevgi,sıcaklık,şefkat gösterilmez davranışları beğenilmez Yaptıkları sürekli eleştirilir Çocuğun iyi yönleri değil kötü yönleri dile getirilir Bunun sonucu çocukta; * güvensizlik * saldırgan davranışlar * suça yönelik davranışlar görülür.

TUTARSIZ ANNE-BABA TUTUMU Bu tip ailelerde disiplin vardır ama belirsizdir Tutarsızlık anne babanın çok farklı eğitim anlayışına sahip olmasından kaynaklanabilir. Bunun sonucu çocuk ; Yetişkinliğinde davranışlarını çevresindekilere göre ayarlar Sürekli tedirginlik ve gerginlik yaşar.

BASKICI (OTORİTER) ANNE BABA TUTUMU Bu tip aileler çocuklarına emredici davranırlar Suçlayan cezalandıran anne babalardır Kurallar zinciri vardır Çocuklar ayrı bir birey değildir Kurallara uyulmadığında orantısız cezalar verilir. Bunun sonucu çocukta; * çekingen, başkalarının etkisinde kalabilen * aşırı hassas yapı olabileceği gibi * isyankar, kendine ve başkalarına zarar verebilen, suça yönelik davranışlar görülebilir

DEMOKRATİK ANNE-BABA TUTUMLARI Anne baba çocuğuna kabul edici ve sevgi dolu yaklaşır. Çocuğun yaşayarak öğrenmesine izin verirler. Çocuklarını ayrı bir birey olarak kabul ederler ve yaşına, durumuna uygun seçenekler sunarlar. Çocuğun ilgilerini göz önünde tutarak yeteneklerini geliştirecek ortamı hazırlar Anne babanın birbirlerine ve çocuklarına karşı tutum ve duyguları açık ve nettir. Aile içinde güven ve şeffaflık vardır. Sorunları nasıl çözeceklerini birlikte tartışırlar ve çözüm yolu araştırırlar Çocuklarını desteklerler Belirli kurallar vardır

Bunun sonucu çocuklar da; Sağlıklı sosyal uyum kurabilen İşbirliğine hazır Arkadaş canlısı Yaratıcı,bağımsız,başarılı Duygusal yönden dengeli ve mutlu bireylerdir.

SORUMLULUK

Çocuk bu duyguyla doğmaz, ama bu bilinç doğumundan itibaren oluşmaya başlar.

Çocuğunuz defterini, kitabını ya da yaptığı ödevi evde unuttuğunda arkasından okula getirdiğiniz oluyor muydu? Ya da “Karnı doymamıştır” diyerek kapı ağzında 2 lokma daha yedirmeye çalıştığınız?

SORUMLULUK NEDİR? Sorumluluk bireyin yaş, cinsiyet ve gelişim düzeyine uygun olarak yüklendiği görevleri yerine getirmesidir. Bu duygu erken çocukluk devrelerinden itibaren çocukta gelişir. İki buçuk yaşından itibaren, çocuğun döküp saçacağını bilebile ona kendi başına yemek yeme fırsat tanıma, döktüğü oyuncaklarını toplamasını bekleme, kendi odası ve yatağını kabullenmesini sağlama sorumluluk alma sürecinde çocuğu cesaretlendirir ve olumlu yol kat etmesini sağlar. Böylece çocuk kendini yönetebileceğini fark ederek güven duygusunu kazanır.

Sorumluluk bilinci gelişmeyen çocuklar nasıl davranırlar? *Üzerine düşen görevlerin farkında olmadığı gibi onları yerine getirmek de istemezler. *Kendi işlerinin yapılmasını anne-babalarından ya da başkalarından beklerler. *Sürekli başkalarına yük olurlar, hatalarında hep başkalarını suçlarlar. *Kendi duygu ve düşüncelerinin arkasında durmazlar. *Başkalarının haklarına, duygu, düşünce ve davranışlarına karşı saygısızdırlar. *Kendi görevlerini yerine getirmediği gibi başkalarına karşı olan görevlerini de yerine getirmez. *Bu tür çocuklar, tembel, bencil ve istenmeyen kişiler olurlar.

Sorumluluk bilinci gelişen bir çocuğun davranışları nasıl olur? * Üzerine düşen görevleri kendi başına yapar ve başkalarına yük olmaz. * Yaptığı hatalardan kendini sorumlu tutar başkasını suçlamaz. * Başkalarının haklarına,duygu ve düşüncelerine karşı saygılıdır. * Mutlu,uyumlu,çalışkan ve başarılıdır.

Ergen Sorumluluğu Nasıl Anlar? Ergenler bu dönemde hemen her konuda olduğu gibi bir ikilem içine girerler. *Bir yandan belirli sorumlulukları alarak kendilerini göstermek, kendi başlarına karar vermek özgürlüklerini kazanmak isterler. *Ergenler, hepimizin bildiği gibi nasihatlerden hoşlanmazlar.Dolayısıyla sorumluluklarının, yapmaları gerekenlerin sık sık hatırlatılması onları öfkelendirebilir. (tam ders çalışmaya kalkacaktım) Çünkü onlar sorunlarını kendilerinin çözebileceğine inanır ve bu nedenle başkasının akıl vermesine dayanamazlar.

Sorumluluk bilinci ile yetişen bireylerin oluşturduğu bir toplumda her şey düzenli bir şekilde işler ve bireyler mutlu olur.

Kural Koyarken; *Çocuğunuza davranışlarınızla model olduğunuzu asla unutmayınız. *Çocuğunuzu da kural koyma sürecine dahil ediniz. *Çocuğunuzla birlikte koyduğunuz kuralları takip ederek aksaklıklar gördüğünüzde değiştiriniz.

SORUMLULUK; *Kurallara uyma, *Sağduyulu davranma, *Kişinin yaptığı seçimlerin veya tercihlerinin sonuçlarına katlanması, *Kendisinin haklarına sahip çıkması ve başkalarının haklarına saygı göstermesi.

SORUMLULUK İÇİN; Çocuk veya ergene alan tanımalı, Seçenekler sunmalı, Kendi kararlarını kendi alabilmekte özgür olmalı, Sınırları ve çerçevesi yaşına uygun olarak hatırlatılmalıdır.

SORUMLULUK Çocuğa bir zorlama sonucunda yaptırılan işler (bakkala gitme, ödevini yaptırma vb.) sorumluluk duygusunun kazanılmasında hiçbir olumlu etki oluşturmamaktadır.

SORUMLULUK Çocuğa sorumluluk eğitimi verirken ona seçme hakkının tanınması büyük önem taşır. Çocuğa birkaç alternatif vererek seçme hakkı verilmelidir. Bu çocuğun yaşına ve seçimin konusuna göre belirlenmelidir.

DAVRANIŞLAR SÖZLERDEN DAHA YÜKSEK SESLİDİR.

Sorumluluk Bilincinin Kazandırılmasında Anne Babalara Öneriler: Çocuğa yaşına ve gelişim düzeyine uygun sorumluluklar verin. Çocuğa kendine yetmeyi ve kendi kendini yönetmeyi öğretin. Çocuğunuza güvenin ve onun seçim yapmasına izin verin.Çocuğunuza çeşitli konularda (TV izleme,giysi seçimi vb.) seçenekler sunun ve onun karar vermesini sağlayın. Çocuğunuzu görev ve sorumlulukları ile baş başa bırakın ki yaptığı hareketlerin sonuçlarını değerlendirmeyi öğrensin. Anne-baba olarak çocuğunuzun sizden farklı düşünebileceğini unutmayın.

Her konuda olduğu gibi sorumluluklar konusunda da gereğinden fazla öğüt vermeyiniz.en etkili öğüt sizin davranışlarınızdır. Çocuğunuza karşı davranışlarınızda tutarlı olun.Disiplin sağlamak amacıyla gereksiz yasaklar koymayın. Unutmayın ki çocuğuna erken yaşlarda sorumluluk vermeyen anne-baba da çok sorumluluk veren anne baba kadar hatalıdır. Çocuk için sevildiğini bilmek ve hissetmek önemlidir.Sevginizi asla pazarlık konusu yapmayın.

İYİ NİYETLE

İyi niyetli ve yardımsever bir arkadaşımla bir gün doğada gezinirken kozasından çıkmaya çalışan bir kelebek gördük.

Kelebek kozanın lifleri arasından sıyrılmaya çalışmaktaydı Kelebek kozanın lifleri arasından sıyrılmaya çalışmaktaydı. Yardımsever kardeşim hemen kelebeğin imdadına koştu. Dikkatlice kozanın liflerini sıyırdı, kozayı araladı ve kelebeğin çabalamadan kozadan çıkmasını sağladı.

Ancak kelebek kozadan kolaylıkla çıktıysa da biraz çırpındı ve uçamadı Ancak kelebek kozadan kolaylıkla çıktıysa da biraz çırpındı ve uçamadı. Yardımsever arkadaşımın göz ardı ettiği gerçek şuydu: kanatlar ancak kozadan çıkma çabalarıyla güçlenir ve uçuşa hazırlanır.

Kelebek kendini kurtarma çabalarıyla aslında kaslarını geliştirmekte,kendini ayakta tutacak, güçlü kılacak, uçmaya hazırlayacak hareketleri çabalarıyla öğrenmekteydi.

Yardımsever arkadaşım işini kolaylaştıracak kelebeğin güçlenmesine engel olmuştu. Kelebek hiçbir zaman özgürlüğünü tanımadı, hiçbir zaman gerçekten yaşamadı.

Anne-babalar çocuklarının istenmeyen davranışları ile karşılaştıklarında ya da onları dinlediklerini düşündükleri durumlarda bir takım tepkiler verirler ki bunlar aslında kurdukları iletişimin kesilmesine neden olur.

İLETİŞİM ENGELLERİ

1. EMRETME,YÖNETME: “Yapmak zorundasın 1.EMRETME,YÖNETME: “Yapmak zorundasın.” Korku ya da aktif direnç yaratabilir,söylenenin tam tersini yapmaya davet edebilir. İsyankar davranışa yada misillemeye yol açar.

2.UYARMA,TEHDİT ETME: “Ya yaparsın ya da ………”korku boyun eğme yaratabilir,isyankarlığa yol açabilir. Söz konusu sonuçların gerçekten meydana gelip gelmeyeceğine denemeye kalkışabilir. Gücenme, kızgınlık, isyankarlık oluşur.

3. AHLAK DERSİ VERME,TELKİN ETME: “Senin sorumluluğun 3.AHLAK DERSİ VERME,TELKİN ETME: “Senin sorumluluğun..” “Şöyle yapman gerekir……..” Zorunluluk ya da suçluluk duyguları yaratabilir, Çocuğun durumunu daha şiddetle savunmasına yol açar.

4. YARGILAMA,ELEŞTİRME,SUÇLAMA: “Sen zaten adam olmazsın 4.YARGILAMA,ELEŞTİRME,SUÇLAMA: “Sen zaten adam olmazsın.”, “Doğru düşünmüyorsun” Yetersizlik ve yanlış değerlendirme anlamı taşır. Çocuk azarlanma korkusuyla iletişimi keser. Çocuk eleştirileri gerçek sanabilir. YARGIÇ

5.AD TAKMAK,ALAY ETMEK,UTANDIRMAK: “Koca bebek”, “Sulu göz”, “Geri zekalılar”, ”Buraya bak bay açık göz” gibi. Kendisini değersiz hissetmesine, bir süre sonra aynı şekilde karşılık vermesine neden olabilir.

6.YORUMLAMA,ANALİZ ETME,TEŞHİS KOYMA: “Senin asıl sorunun ne biliyor musun?”, “Aslında sen öyle demek istemiyorsun.” Kendisine inanılmadığı kanısına varır,yanlış anlaşılma endişesi ile iletişimi keser. Başarısızlık duygusunu uyandırabilir.

7.SORGULAMAK,İNCELEMEK, ARAŞTIRMAK: “Niçin,neden,Kiminle?” Soruların cevaplanmasında genellikle kaçamağa yöneltir. Çocuklar sorulara genellikle hayır demeye, yarı doğru cevaplar vermeye başlarlar. Soran kişinin niyeti açıklanmadığında korku ve endişe yaratır.

8.ÖVME GÖRÜŞÜNE KATILMA: “Bence harika bir iş yaptın.” Söylenen çocuğun benlik kavramı ile uygun değilse kaygı yaratır. Bağımlılık yaratabilir.

9.MANTIK YOLUYLA İNANDIRMA.TARTIŞMA: “Olaylar gösteriyor ki…”, “İşte bu nedenle hatalısın…” Savunmayı ve karşı koymayı kışkırtır.İletişimin kesilmesine yol açar. Çocuğun kendisini beceriksiz ve yetersiz hissetmesine neden olur.

10.ÖĞÜT VERME,FİKİR VERME,ÇÖZÜM GETİRME: “Ben olsam…”, “Bence….”, “Neden……yapmıyorsun?”,“Sana şunu önereyim.” Çocuğun kendi sorunlarını çözmekten aciz olduğunu ima eder.Çözüm yolları geliştirmesini engeller.Bağımlılık ya da direnç yaratır.

11.GÜVEN VERME,TESKİN VE TESELLİ ETME: “Boş ver..”, “Aldırma olur böyle şeyler.” Çocuğun kendisini anlaşılmamış hissetmesine neden olur.Kızgınlık duyguları yaratır.

12.KONU DEĞİŞTİRME , İŞİ ALAYA ALMA: “Bunu daha önce konuşmuştuk.” Sorunların önemsiz olduğu anlamını verebilir.Sorunlarla savaşmak yerine onlardan kaçmak gerektiği düşüncesini geliştirebilir.

12 İletişim Engeli Kullanıldığında Kabul Edildiğini Hissetmez 12 İletişim Engeli Kullanıldığında Kabul Edildiğini Hissetmez.Bu Nedenle Bu Tür Tepkilere ; “Kabul Etmeme Dili” De Denmektedir.

Zaman zaman anne-babaların “Bize hiçbir şeyini anlatmıyor artık Zaman zaman anne-babaların “Bize hiçbir şeyini anlatmıyor artık.” ya da “Sorarsam söylüyor,onda da kısa cevaplarla geçiştiriyor.” şeklindeki yakınmaları söz konusu olmaktadır. İletişim engellerini kullanmak bir süre sonra çocuğun sorunlarına anlatmamasına, içine atmasına neden olmaktadır.

Eğer Davranış Beni Rahatsız Ediyorsa Bunu İletişim Halinde Olduğum Kişiye “BEN DİLİ” İle İfade Ederim.

Televizyonun sesini kıs Davranış kabul edilmediğinde “SEN DİLİ” adını verdiğimiz ifadeler kullanılır: Çok sakarsın Beni kızdırıyorsun Televizyonun sesini kıs Sen adam olmazsın! “Ne kadar dikkatsizsin.” Sen her zaman her şeyi unutursun zaten!

SEN DİLİ *Kişiyi suçlayıcıdır, *Davranıştan çok kişiliğe yöneliktir, *Yeniden konuşma isteğini engelleyicidir, *Kişi kendini suçlanmış ve anlaşılmamış hisseder, *Neye kızıldığının anlaşılmamasına neden olur, *Kişiyi gücendirir ,kırar, *Kişinin direnmesine neden olur.

BEN DİL’İNİN KULLANIM ŞEKLİ; Çocuğunuz sandalyesini arkaya doğru itip sallanarak oturuyor. Kabul Edilmeyen Davranışın Yargısız Ve Suçlayıcı Olmayan Tanımı; “Sandalyeyi arkaya iterek oturduğunda,” Bu Davranışın Bizde Oluşturduğu Somut Belirgin Etki; “düşeceksin diye” Davranışın Bizde Oluşturduğu Duygu; “korkuyorum.”

“Kıs şu televizyonun sesini.” Çocuğunuz televizyonun sesini sizi rahatsız edecek kadar çok açmış. “Kıs şu televizyonun sesini.” “Televizyonun sesini fazla açtığında, başım ağrıyor,kızıyorum.”

Defalarca uyardığınız halde çocuğunuz yine eşyalarını ortada bırakmış. “Sana kaç kere eşyalarını ortaya atma dedim.” “Eşyalarını ortada bıraktığında her yer çok dağınık göründüğü için toplamak zorunda kalıyorum yoruluyorum ve sinirleniyorum.”

Çocuğunuz yemeğe çok kirli yüz ve ellerle gelir. “Ne bu halin!Çabuk elini,yüzünü yıka” “Yemeğe ellerin ve yüzün kirli oturduğunda iştahım kaçıyor,rahatsız oluyorum.” Çocuğunuz bütün gün asık suratlı ve mutsuzdur. Nedenini bilmemektesiniz. “Yeter artık,asma suratını” “Seni bu kadar üzgün görmek beni de üzüyor ama nedenini bilmediğim için yardımcı olamıyorum.”

Çocuğunuz ders çalışmıyor. “Sen bu gidişle hiçbir şey olamazsın.” “Ders çalışmadığında notların kötü gelip üzüleceksin diye endişeleniyorum.”

*Ben dili kullanan kişinin neden o duyguyu yaşadığı anlaşıldığı için iletişim sağlıklı olur. *Yakınlığı artırıcıdır, *Anlaşmazlıkları azaltır, *Konuşan kişiyi duygularını biriktirmediği, etkili olarak dile getirdiği için rahatlatır.

Sağlıklı bir iletişimin en önemli adımı “DİNLEMEK”

DUYMAK MI? DİNLEMEK Mİ?

Anne-babalar çocuklarını dinlediklerini düşündükleri pek çok durumda farkında olmadan iletişim engellerini kullanırlar ve bu durumda çocuklar anlaşıldıklarını ve dinlendiklerini hissetmezler.

Neden Dinlemeyiz? *Söylenenleri bildiğimizi düşündüğümüzde, *Hoşumuza gitmeyen bir şeyi duymak istemediğimizde, *Hoşlanmadığımız bir insanın söylediklerini dinlemekte zorlanırız. *Karşımızdaki daha sözüne başlar başlamaz cevap hazırlamaya başladığımız için.

FİZİKSEL DİNLEMENİN ÖZELLİKLERİ: *Konuşanın yüzüne doğru bakmak, *Beden olarak ona yönelmek, *Gözle iyi bir ilişki kurmak, *Konuşana doğru eğik durmak, *Dinlerken rahat olmak gerekir

ETKİN DİNLEMENİN YARARLARI *Kişi kendini dinleyen kişiye yakın hisseder, *Sorununu ilk baştaki kadar önemli görmeyebilir, *Sorununu rahatlıkla dile getirdiği için, çözüm yollarını da daha rahat düşünebilir.

*Etkin dinlemede; yorum yoktur, *Konuşulan kişinin hisleri ve bu hislerin nedenlerini belirten yanıtlar kullanılır.(Açık tepkiler) Örn; Çocuk: “Anne,babam gelsin artık.” Anne: “Baban geç kaldığı için çok merak ediyorsun.”

Çocuk: “Emre ile oynamak istemiyorum,beni çok kızdırıyor.” Yetişkin: “Boş ver,o senden küçük” Çocuk: “Ama her şeyimi alıyor elimden.” Yetişkin: “O zaman sen de başka şeyle oyna canım.” Çocuk: “Onu da alıyor elimden.” Yetişkin: “Aaaa,uzatıyorsun ama arkadaş arasında olur böyle şeyler.” (İletişim engeli) (İletişim engeli) (İletişim engeli)

Çocuk: “Emre ile oynamak istemiyorum,beni çok kızdırıyor.” Yetişkin: “Oyun oynarken Emre’ye sinirleniyorsun” Çocuk: “Evet,oyun oynarken elimden her şeyimi alıyor.” Yetişkin: “Senin oynadığın sırada oyuncaklarını elinden almasından hoşlanmıyorsun.” Çocuk: “Evet ama yine de o benim arkadaşım.” Etkin Dinleme

Etkin dinleme için mutlaka zamana ihtiyaç vardır Etkin dinleme için mutlaka zamana ihtiyaç vardır. Eğer zaman yoksa bu açıkça söylenmeli ve her iki kişi için de uygun bir zaman saptanmalıdır.

Her Davranışın Bir Nedeni Vardır. Olumsuz Davranışların Nedensiz Olduğunu Düşünmek Umutsuzluğa Neden Olur.

DEĞİŞİM Westminster manastırının bodrumunda bir piskoposun mezarı üstünde şu sözler yazılıdır: "Genç ve hür iken, düşlerim sonsuzken, dünyayı değiştirmek isterdim. Yaşlanıp akıllanınca, dünyanın değişmeyeceğini anladım. “ Ben de düşlerimi biraz kısıtlayarak sadece memleketimi değiştirmeye karar verdim. Ama o da değişeceğe benzemiyordu. İyice yaşlandığımda, artık son bir gayretle, sadece ailemi, kendime en yakın olanları değiştirmeyi denedim. Ama maalesef bunu kabul ettiremedim. Ve şimdi ölüm döşeğinde yatarken birden fark ettim ki, önce yalnız kendimi değiştirseydim, onlara örnek olarak ailemi de değiştirebilirdim. Onlardan alacağım cesaret ve ilhamla, memleketimi daha ileri götürebilirdim. Kim bilir, belki dünyayı bile değiştirebilirdim."