Pencere… Sunum: Ö y k ü c ü.

Slides:



Advertisements
Benzer bir sunumlar
CÜMLE ÖĞELERİ Cümle, bir duyguyu, düşünceyi, veya olayı anlatan sözcükler topluluğudur. Cümlede her sözcüğün bir görevi vardır. Bu görevli sözcüklere öğe.
Advertisements

KELİME TÜRLERİ ZARFLAR.
Mustafa’dan Can’a… Taner YENİDOĞAN 06 Kasım 2008.
Fuat ŞURGUN Dr.Refik Saydam İlköğretim Okulu Bahçelievler/İstanbul
ERGUVANLAR SOLMADAN GEL
Yaşamak için zaman kalmıyor
Sincabi öykücü can özoguz Fon müziği: Ezginin Günlüğü.
EDATLAR.
AŞK YARASI SESLİDİR.
Yabancı! Ben doğmadan birkaç ay önce, babam Tennessee’de bizim küçük kasabamıza gelen bir yabancı ile tanışmış. Babam, ilk gördüğü andan itibaren bu yabancıya.
C A N A N Halit Ertuğrul.
Orhan Veli Şiirler: Müzik: Ezginin Günlüğü
Oyhan Hasan Bıldırki İyi günler diler.
BENİM EŞSİZ YUVAM Hazırlayan:Turan KAYA.
Lütfen sesli izleyiniz...
Işığı Yanan Evler Değerlerinize dikkat edin karakterinize dönüşür…
Anadolu’nun orta vilayetlerinden bir köyde, yavaş yavaş güneş batmaya hava kararmaya başlar. Karanlık iyice çöker köyün üzerine. Evlerden birinde bir kadın.
Ne Güzeldir. Dört gözle beklediğiniz bir haberin gelmesi...
BENİM EŞŞİZ YUVAM Çevremizdeki canlıların yuvaları nelerdir?
NE GÜZELDİR.
Cömertlikte ve yardım etmede akarsu gibi ol.
Ama bir Gül var ki onun gözlerinde her zaman gözyaşı vardır. Geceler onun gözyaşlarını kendine saklar. Ama gündüzün aydınlığında nemlenen gözleri onun.
Panayır Ö y k ü c ü Kış geliyor, havalar iyice soğudu. Maviş kızım çimlere uzanıp sırtındaki benekleri ısıtamıyor artık. Yağmurlar başlayınca Sarı kızım.
KAFİYE VE REDİF ÖRNEKLERİ
UYUMAK İSTEMEYEN ZÜRAFA
KIRMIZI LÂLE Öykücü Can Özoğuz Beatles, “Till There Was You”
CAHİT KÜLEBİ Hayatı Sanatı Eserleri Seçme Şiirleri.
UYUMAK İSTEMEYEN ZÜRAFA
Hikmet SIRMA.
PAPATYANIN SEVGİSİ AKREP.
Anne ayı, “Sarı Yumak, bu gece erken uyumalısın, yarın okula başlıyorsun” dedi. Sonra okul çantasını onun ayak ucuna koydu.
EŞ SESLİ KELİMELER.
Mevsimler tıpkı ruh halimiz gibidir
TUTUNMAK İkinci ve Son Bölüm.
BABAM.
DEMLİDİR SEVDAM MARVAN OĞUZ
Eski Sokaklar.
Kim bilir nerelerde,hangi gönüllerdesin
Nasıl Genç Kalırsınız?.
iş’te keyif… 1990 sevgili kızıma; iş yaşamının kapısında,
BAŞARI VE MOTİVASYON.
DAYANIŞMA VE YARDIMSEVERLİK
Sesli izleyin Geçişler için tıklayın Olmasa da olur dedi ğ imiz insanlarla doludur hayatımız; tanı ş tı ğ ımız, selamla ş tı ğ ımız; klasik cümlelerle.
 NE GÜZELDİR.
Sevgiye hasret kalmış,zavallı sürgün yüreğim o gecelerin karanlığında kavrulur da kimseler bilmez. Sevdayı alıp ta mahvedenlere.
Gece yarısı parka bir baykuş geldi.Ağaçları tek tek
TUTUNMAK Birinci Bölüm.
Şubat 2009’da Ö y k ü c ü’ nün “Madam Conche’nin Pansiyonu” adlı hikayesi Çağdaş Türk Dili Dergisi’nde yayınlanmıştı.
Gözlerine Selam Söyle gözlerine selam söyle benden Selamlarımı söyle benden O güzel gözlerine Dalıp dalıp gidersem.
YILDIZLARIN VE AYIN GİTTİĞİ YERE GİDEN SEVGİLİYE...
HATALARIMIZ ve SONUÇLARI
Şiir.
YAZIM KURALLARI.
SEVGİ ZENGİNLİK BAŞARI
UYAK (KAFİYE) KAFİYE ŞEMASI
Ben kimin için ağladım, Bilmediğim o ıssız gecelerde, Kimin için yazdım onca özlem şiirini, Umutsuzluğu yaşayarak…..
KAVGAYI ağacın yaprağına yaz; Sonbahar gelsin yaprak KURUSUN diye.
BETİMLEME (TASVİR.
TAVŞAN VE YILANIN DOSTLUĞU
BENİM GÜZEL EVİM.
TABLOLAR RÜBAİLER ve Teoman Bayer Değerli kardeşim Teoman Bayer’in
GENEL TEKRAR - 6 CÜMLE ÖĞELERİ - VURGU – ARASÖZ FEM DERSHANELERİ
NOKTALAMA İŞARETLERİNİ TANIYALIM
Metinleri Okuyalım.
bitmeyen sevgi Genç adam ellerinde bir buket çiçek, sahile koşarak geldi... Gözleri şöyle bir sahilde gezindi, aradığını göremeyince ilk gördüğü banka.
 Ülkenin  batısındaki küçük bir mahallenin  bir sokağının neredeyse tamamı  ressamlardan oluşmaktaydı.  Bu mahallede, üç katlı bodur bir tuğla yığınının.
Yaşamak için zaman kalmıyor
AYRILDIK, GÖREMİYORUM GÖZLERİNİ
Işığı Yanan Evler Değerlerinize dikkat edin karakterinize dönüşür…
Işığı Yanan Evler Değerlerinize dikkat edin karakterinize dönüşür…
Sunum transkripti:

Pencere… Sunum: Ö y k ü c ü

kendine vereceğin en değerli ödül, sevdiklerinle paylaşacağın sade bir yaşam olmalı;

alacağın en değerli ödülse, mahcup bir gülümseme, iki damla sevinç gözyaşı ya da sessiz bir teşekkür…

çünkü yaşam bir düş; emek vermeli sevgiye, dostluğa, arkadaşlığa…

ve yaşam bir pencere, göz açıp kapayana kadar bakacağın…

bir şeyler kazımalı, iz bırakacak oraya…

zira günün birinde, pencereden bakma süren bittiğinde yaptıkların hatırlanıyorsa , yaşayacaksın hâlâ;

ve eğer bu kubbede kalmışsa senden hoş bir seda bir de evladına onurlu bir isim bırakmışsan ardında,

bil ki ismin kazınmış demektir pencerenin pervazına…

Türkan Saylan, yaşam penceresinin pervazına çok derin izler bırakmış büyük bir insandı… Kardelenlerse onun bizlere hediyesi ve emaneti…

Kardelenler… Kış gelince sıcak diyarlara uçup giden yavru gurbet kuşları gibiydi onlar…

o ilk göçlerinde, hepsi biraz endişeli, hepsi ürkek, ve güzel yuvalarının kokusu burunlarında tüterek, sıla hasretiyle, alışamaya çalıştılar yeni odalarına …

yabancıydılar tabii, bu uçsuz bucaksız şehre, çektiler başlarına battaniyelerini yatakhanede ve ağladılar gizli gizli sessizce…

günler günleri kovalarken bir gün fark ettiler ki artık sabahları çay evdeki gibi tüter olmuştu demlikte,

okul, dersler, öğretmenler, Fahrettin Hoca, kuş cıvıltılı bahçe ve sıcacık yatakhane

kar yağarken bakmak pencereden karşı tepeye; hepsine alışıvermişlerdi işte…

fakat küçüklerden biri epey bir zaman mahzun kaldı,

akşamüstü oldu muydu pencerenin önüne gider güneşin batışını yaşlı gözlerle seyreder dururdu…

sanırdı ki evi, ailesi, kardeşleri hemen pencerenin karşısındaki o tepenin ardında ve koşup gidiverse kavuşuverecekti sanki onlara…

sonra gün geldi, hepsi serpilip büyüdüler ve yine gurbet kuşu olup Anadolu’nun dört bir yanına uçup gittiler

fakat şimdi hepsi biliyor ki okul onların ikinci evi, çocuklar onların kardeşleri, öğretmenler; babaları, anneleri,

ve onlar bizim kızlarımız…

mayıs’ın on dokuzu

Mayıs’ın on dokuzuydu… Okul töreninde bir kardelen, Mustafa Kemal’in kızına yazılmış, Livaneli dizelerini okurken, göz pınarları dopdoluydu. Gün, İstanbul sokaklarında papatya olmak, sevgi seli içinde onun ardından, dimdik umuda yürümek zamanıydı. O güzel dizelerde ozan:

Doğu’da bir köy gördüm dağların arasında, öyle mahzun, çaresiz, kalakalmış. Çıplak kavakları bile hüzünlü kalemler gibi kara saplanmış. Köyün ortasında bir okul Ve tezek sobasıyla ısınmaya çalışan çocuklar.

Bir bıcırık kız, Yanında bir karamuk oğlan. Buz gibi elleri ama gözleri ahu, gözleri ceylan. Adın ne dedim kıza Dedi: Benim adım Türkan. Oğlan ekledi: Benimki de Saylan.

Dedim; Dayan yüreğim dayan. Madem ki bu çocuklar Türkan Madem ki bu çocuklar Saylan Gelecek onlarındır, Gerisi yalan. Değişir bu düzen Döner bu devran. * * * diyordu.

İmdi onun son yolculuğundan kalan anılar, kitap yaprakları arasında kuruyacaklar. Attığı tohumlarsa filizlenip sonsuza kadar bu topraklarda yaşayacaklar. Ö y k ü c ü

Huriye , Elektronik Mühendisliği öğrencisi

Berin; Kimya Fakültesi öğrencisi

Ceylan, İç Mimarlık öğrencisi

Eda , Gıda Mühendisliği öğrencisi

Elif , Hukuk Fakültesi öğrencisi

Esma , Gıda Mühendisliği öğrencisi

Esra, Kimya Mühendisliği öğrencisi

Eylem , Çevre Mühendisliği öğrencisi

Gizem , Endüstri Mühendisliği öğrencisi

Gözel , Sağlık Kurumları Yöneticiliği öğrencisi

Hilal , Fen Fakültesi Biyoloji öğrencisi

Kader , Hukuk Fakültesi öğrencisi

Melek, Uluslararası İlişkiler Fakültesi öğrencisi

Neriman, Gıda Mühendisliği öğrencisi

Özge, Kimya Fakültesi öğrencisi

Şükran, Elektronik Mühendisliği öğrencisi

Tuna, Psikoloji öğrencisi

Canan, Okul Öncesi Öğretmenlik öğrencisi

Gülizar, Dış Ticaret öğrencisi

Fon müziği: Beethoven, Pastoral Senfoni Sunum metin ve Şiirler: Can Özoğuz Türkan Saylan şiiri: Zülfü Livaneli

Sunumun canlı videosu için link: Bu masal gibi gerçek öykünün yaşandığı yer İstanbul Beykoz’daki yeşil bir yuvadır… Sunumun canlı videosu için link: http://www.youtube.com/watch?v=6mC-EEZiPu4&feature=youtu.be