Aşırı, çok fazla & Yeterli, kâfi, yeterince

Slides:



Advertisements
Benzer bir sunumlar
FORM 3 USE OF THE PRESENT CONTINUOUS TENSE • a)Bu tense ile temel olarak içinde bulunduğumuz anda yapmakta olduğumuz eylemleri anlatırız. Zamanı.
Advertisements

Mardin And. İHL SO THAT. So that In order that cümle Özne + fiil + nesne Sentence Subject + Verb + Object So that: için in order that: diye, için, = in.
QUANTIFIERS 10.
COMPARISON of ADVERBS Zarfların karşılaştırması
THIS IS NURCAN AKALTUN’S WORK BU BİR NURCAN AKALTUN ÇALIŞMASIDIR.
SIMPLE PRESENT Geniş zaman.
UNIT FIFTEEN HEALTH and SPORTS “sağlık ve spor” W O R D S Kelimeler.
Ali can’t play basketball because he is short.
SIMPLE PRESENT TENSE.
ExpressIng AbIlIty AND ınabılıty In The Past
CONDITIONALS (IF CLAUSES) Type -1
Yabancı Dil- II Bölüm - 5.
MUST.
Must, have to “has to”, can
IMPERATIVES (EMİR CÜMLELERİ)
Yabancı Dil - II Bölüm - 1.
Sıfat Cümleleri Which, whose, where
CAN "Can" şu andaki ya da gelecekteki yeteneği ya da kapasiteyi; izin ya da olabilirliği ifade etmek için kullanılır. Negatif şekli "can’t", "can not",
UNIT 4 CARTOON CHARACTERS
(OLMAK FİİLİNİN GEÇMİŞ ZAMANI)
TOO – ENOUGH “Aşırı, çok fazla – yeterli, yeterince, yeteri kadar”
Click to add title in here
COMPARATIVES and SUPERLATIVES
UNIT FIFTEEN Health and Sports
“Hafta sonu ne yapacaksın?” Future tense ● Conditionals
Soru sorma Geniş zaman “DO – DOES”
ADVERBS TAG QUESTIONS EXERCISES
Yabancı Dil- II Bölüm - 4.
Comparative (karşılaştırmalı) forms of ADJECTIVES
Yaptıklarımız / yapmadıklarımız Pg
UNIT- 3 OUR NATURAL HERITAGE.
İNGİLİZCE TOO / ENOUGH TOO / ENOUGH.
CONDITIONAL SENTENCES
 THE 2. The, evrende tek olan ve dolayısıyla belirli olan şeylerle kullanılır: 1. The, daha önce sözü edilen ya da karşı tarafça zaten bilinen kişi.
CONSOLIDATION birleşme, sağlamlaştırma, pekiştirme
Kemal Fidan.
Woman to Woman Encouragement Kadının Bir Kadına Desteği.
ENGLİSH LESSON MY DAİLY ROUTİNE.
İNGİLİZCE MANY / MUCH / A LOT OF
 The water is cold.  Everything became clear.
© 2016 Future simple (will) © 2016 ingilizcebankasi.com.
Can / could ©2016 ingilizcebankasi.com.
Near future (be going to)
Must ©2016 ingilizcebankasi.com.
First Conditional Sentences. LOOK AT THE EXAMPLES If the weather is fine, we’ll play tenis If I have enough money, I’ll buy the car If it rains, we’ll.
:Hazırlayan: BARIŞ AKYÜZ
SO THAT IN ORDER THAT IN ORDER TO IN CASE. So that In order that cümle Özne + fiil + nesne Sentence Subject + Verb + Object So that: için in order that:
AD:TÜLİN SOYAD:KAYA SINIF:7/B NO:168 KONU:COMPORİTİVE.
(YAPABİLİRİM/YAPAMAM)
COUNTABLE AND UNCOUNTABLE NOUNS
SHOULD EXPLANATION   *Should öğüt ya da tavsiye bildirmektedir. Bir kişiye öğütte bulunurken kullanılmaktadır. Yapılmasının iyi olmayacağını söyleyebilmek.
UNIT FIFTEEN HEALTH and SPORTS “sağlık ve spor”
COMPARATIVES ! İki kişi veya iki nesneyi bir özellik açısından karşılaştırırken kullanılır. The rabbit is fast. The turtle is slow. The rabbit is faster.
IF CLAUSE TYPE 2 Conditionals.
German shepherd dog. These dogs are said to be intelligent before they say.
SIFATLAR.
Would you like a different color?
Welcome to our competition.
SHOULD EXPLANATION   *Should öğüt ya da tavsiye bildirmektedir. Bir kişiye öğütte bulunurken kullanılmaktadır. Yapılmasının iyi olmayacağını söyleyebilmek.
MUST.
CONDITIONALS TYPE
AS AS NOT AS AS COMPARISONS.
CONDITIONALS TYPE
THERE IS There is There isn’t There is an apple.
SOME-ANY.
COMPARATIVES (DAHA)
SHOULD EXPLANATION   *Should öğüt ya da tavsiye bildirmektedir. Bir kişiye öğütte bulunurken kullanılmaktadır. Yapılmasının iyi olmayacağını söyleyebilmek.
What is this ? This is a book..
UNIT 3 Cartoon Characters.
MUST.
Sunum transkripti:

Aşırı, çok fazla & Yeterli, kâfi, yeterince Too & Enough Aşırı, çok fazla & Yeterli, kâfi, yeterince

TOO = excess “fazla, aşırı,çok,” TOO = more than necessary “gerekenden fazla, lazım olandan fazla” TOO Sıfat ve zarflarla kullanıldığı zaman AŞIRILIK ifade eder. Anlamı “çok” demektir. TOO cümleye OLUMSUZ anlam katar.

big : büyük TOO big : çok büyük, AŞIRI BÜYÜK

very hot = çok sıcak (dokunabilirsin) TOO = VERY “çok” very hot = çok sıcak (dokunabilirsin) TOO hot = çok sıcak, AŞIRI sıcak (dokunamazsın) Old = yaşlı TOO old = çok yaşlı, AŞIRI yaşlı Too old to run = koşmak için AŞIRI YAŞLI = koşamayacak kadar yaşlı TOO cümleye OLUMSUZ anlam katar.

Fat = Şişman TOO fat = çok şişman, AŞIRI şişman Too fat to jump = zıplamak için AŞIRI şişman = zıplayamayacak kadar şişman

TOO late = çok geç, AŞIRI GEÇ Too late to go out = Dışarı çıkmak için çok geç = Dışarı çıkılamayacak kadar geç TOO expensive = çok pahalı, AŞIRI PAHALI Too expensive to buy = almak için çok pahalı = Alınamayacak kadar pahalı TOO cümleye OLUMSUZ anlam katar.

Spicy = baharatlı, acılı TOO spicy = çok baharatlı, AŞIRI baharatlı Too spicy to eat = yemek için aşırı baharatlı, = yenemeyecek kadar baharatlı

too hot to drink = içmek için AŞIRI SICAK = içilemeyecek kadar sıcak TOO hot = AŞIRI sıcak too hot to drink = içmek için AŞIRI SICAK = içilemeyecek kadar sıcak TOO cold = çok soğuk, AŞIRI soğuk too cold to go out = dışarı çıkmak için AŞIRI SOĞUK = dışarı çıkılamayacak kadar soğuk TOO cümleye OLUMSUZ anlam katar.

Cold = soğuk TOO cold = çok soğuk, AŞIRI soğuk Too cold to walk = Yürümek için aşırı soğuk, = yürünemeyecek kadar soğuk

Fast = hızlı TOO fast = çok hızlı, AŞIRI HIZLI Too fast to catch = Yakalamak için AŞIRI HIZLI = yakalanamayacak kadar hızlı Young = genç TOO young = çok genç, AŞIRI GENÇ Too young to go to disco= Diskoya gitmek için çok genç = Diskoya gidemeyecek kadar genç = “Yaşı tutmuyor.”

TOO far = çok uzak, AŞIRI uzak Too far to walk = yürümek için çok uzak Far = uzak TOO far = çok uzak, AŞIRI uzak Too far to walk = yürümek için çok uzak = Yürüyerek gidilemeyecek kadar uzak Many = çok TOO many = çok çok , aşırı çok  ÇOK FAZLA  Too many questions = çok fazla soru Too many questions to answer= cevaplamak için çok fazla soru = Cevaplandırılamayacak kadar çok soru

Heavy = ağır TOO heavy = çok ağır, AŞIRI ağır Too heavy TO LIFT = kaldırmak için çok ağır, = kaldırılamayacak kadar ağır

Enough yeterlilik ifade eder. ENOUGH = sufficient Enough yeterlilik ifade eder.

Enough =yeter miktar, kafi, yeterli = yeteri kadar

Old = yaşlı Old enough = yeterli yaşta (yaşı tutuyor) Ali is OLD ENOUGH to have a driving licence. “Ali ehliyet almak için yeterli yaştadır.” “Ali ehliyet almak için yeterince yaşlıdır.” “Ali ehliyet alabilecek yaştadır.” “Ali’nin ehliyet almak için yaşı yeterlidir.” “Ali’nin ehliyet almak için yaşı tutuyor.”

Silent = sessiz Silent enough = yeterince sessiz Silent enough to study = ders çalışmak için yeterince sessiz Hot = sıcak Hot enough = yeterince sıcak, yeterli sıcaklıkta Hot enough to swim = yüzmek için yeterince sıcak

Big = büyük Big enough = yeterli büyüklükte, yeterince büyük Big ENOUGH to play football= futbol oynamak için yeterince büyük =Futbol oynayabilecek kadar büyük Cheap = ucuz Cheap enough = yeterli ucuzlukta, yeterince ucuz Cheap enough to buy = almak için yeterli ucuzlukta, = almak için yeterince ucuz = Alınabilecek kadar ucuz

Rich = zengin Rich ENOUGH = yeterince zengin, yeterli zenginlikte Rich enough to buy a house= ev almak için yeterince zengin, =ev alabilecek kadar zengin

Slow = yavaş Slow enough = yeterince yavaş Easy = kolay Easy enough = yeterince kolay, yeterli kolaylıkta Clever = zeki Clever enough = yeterince zeki, yeterli zekâya sahip Hot = sıcak Hot enough = yeterli sıcaklıkta, yeterince sıcak

He is only fifteen years old. Daha on beş yaşında He is only fifteen years old. Daha on beş yaşında. He isn’t old ENOUGH to marry. Evlenecek yaşta değil. This car is big ENOUGH for a large family. Bu araba büyük bir aileye yetecek kadar büyük. My cow can run fast ENOUGH to catch your car. Benim ineğim senin arabanı yakalayacak kadar hızlı koşabilir. If you don’t study hard ENOUGH, you can’t pass your class. Eğer yeteri kadar çok çalışmazsan sınıfını geçemezsin.

Low = alçak Low ENOUGH = yeterince alçak The ceiling isn’t low ENOUGH for me to touch. Tavan benim dokunabileceğim kadar alçak değil. Loudly = yüksek sesle Loudly ENOUGH = yeterince yüksek sesle Why don’t you speak loudly ENOUGH for everybody to hear? Niçin herkesin duyabileceği kadar yüksek sesle konuşmuyorsun?

ENOUGH isimlerden önce kullanılır ENOUGH isimlerden önce kullanılır. İsimler hem sayılabilen hem de sayılamayan isimler olabilir. I don’t have ENOUGH MONEY to buy a car. (sayılamayan-tekil) Bir araba alacak kadar param yok. Are there ENOUGH BEDS for all of us at home? (sayılabilen-çoğul) Evde hepimize yetecek kadar yatak var mı? Enough milk: yeterli süt, kafi miktarda süt, (sayılamayan-tekil) Enough chairS: yeterli sandalye, yetecek kadar sandalye

Enough information= yeterli bilgi (sayılamayan-tekil) Enough playerS= yeterli oyuncu (sayılabilen-çoğul) Everybody can sit because there are ENOUGH chairS here. “Herkes oturabilir çünkü burada yeterli sayıda (yeterli) sandalye var.” I have ENOUGH money to pay the bill. “Faturayı ödeyebilecek kadar param var.”