Nükleik Asitlerin Metabolizması

Slides:



Advertisements
Benzer bir sunumlar
PROTEİN SENTEZİ Herkes için Her şey
Advertisements

Protein Sentezi (TRANSLASYON)
DNA REPLİKASYONU Yrd.Doç.Dr. Metin Konuş.
DNA ve Genetİk Kod Sağlık Slaytları
PROTEİN SENTEZİ (Doç.Dr.Yıldız AKA KAÇAR) ZM106 Biyokimya 11. Hafta.
Genetik Bilgi Taşıyan Moleküller DNA’ NIN YAPISI- REPLİKASYONU
ÜNİTE : GENETİK GÜLSEN BAYKAL /A BU ÜNİTE İLE ÖĞRENCİLERİN ;
HAZIRLAYAN MİNE HATİPOĞLU
BİYOKİMYA 13. HAFTA Doç.Dr. Yıldız AKA KAÇAR
Nükleik Asitler Yrd. Doç. Dr. Ahmet GENÇ Adıyaman Üniversitesi
DNA (Deoksiribo Nükleik Asit)
YÖNETİCİ MOLEKÜLLER VİDEO Ömer YANIK Biyoloji Öğretmeni 2010 / BURSA.
NÜKLEİK ASİTLER DNA RNA.
GENETİK MATERYAL : DNA (NÜKLEİK ASİTLER:YÖNETİCİ MOLEKÜLLER)
Yrd.Doç.Dr. Mustafa ALTINIŞIK ADÜ TIP FAKÜLTESİ Biyokimya AD
Pürinler Pirimidinler. Pürinler Pirimidinler Şeker Pentoz (5-C şeker)
NÜKLEİK ASİTLER NELERDİR? SEDANUR KARAKAYA 9/E 3004.
PÜRİN VE PİRİMİDİN METABOLİZMASI BOZUKLUKLARI
GENETİK ŞİFRE VE TRANSKRİPSİYON
DNA VE RNA (DEOKSİRİBONÜKLEİKASİT VE RİBONÜKLEİK ASİT) PC KOPAT
Introduction to Genetic Analysis
FEN ve TEKNOLOJİ / DNA ve GENETİK KOD
PROTEİN VE AMİNO ASİT METABOLİZMASI III
GENETİK (ÜNİTE-3) A) HÜCREDE YAPI VE CANLILIK OLAYLARININ YÖNETİMİ NASIL SAĞLANIR? Hücrede hücre yapısının oluşması ve devamlılığı ile canlılık olaylarının.
Nükleik Asid Metabolizması
PÜRİN NÜKLEOTİDLERİNİN SENTEZ VE YIKILIMI I
KİMYASAL REAKSİYONLAR
HAZIRLAYAN MİNE HATİPOĞLU
NÜKLEİK ASİTLER.
PÜRİN VE PİRİMİDİN METABOLİZMASI
AYŞE GÜL KEVSER İNCE FEN BİLGİSİ ÖĞRETMENLİĞİ 2. SINIF 2.ŞUBE.
Nükleik Asitlerin (DNA ve RNA) Yapıları
NÜKLEİK ASİT.
Pürinler Pirimidinler. Pürinler Pirimidinler Şeker Pentoz (5-C şeker)
PÜRİN NÜKLEOTİDLERİNİN SENTEZ VE YIKILIMI II
NÜKLEOTİD METABOLİZMASI
PİRİMİDİN NÜKLEOTİDLERİNİN SENTEZ VE YIKILIMI II
PROTEİN SENTEZİ.
NÜKLEİK ASİTLER Yönetici moleküllerdir.Tüm canlılarda bulunurlar
Prof.Dr.H.Asuman TOKULLUGİL
Serdar SARICI YÖNETİCİ MOLEKÜLLER Serdar SARICI
NÜKLEİK ASİTLER.
BAKTERİ GENETİĞİ. BAKTERİ GENETİĞİ Yaşamın temel maddeleri kabul edilen nükleik asitler (DNA=deoxyribonucleic acid, RNA=ribonucleic acid) dir. Çalışmalar.
AMİNOASİT METABOLİZMASI
PROTEİN KATABOLİZMASI
PÜRİN PİRİMİDİN METABOLİZMASI
Nükleik asitler Yard. Doç. Dr. Ahmet ÇIĞLI.
NÜKLEİK ASİTLER Nükleik asitler ilk olarak hücre çekirdeğinde bulundukları için nükleik asit olarak adlandırılmışlardır. Daha sonraki araştırmalarda hücrenin.
NÜKLEİK ASİTLER.
Biyokimya Anabilim Dalı
Nükleik Asitlerin Yapısı ve Fonksiyonları
METABOLİZMA Yrd. Doç. Dr. Musa KAR.
PROTEİN SENTEZİ.
NÜKLEİK ASİTLER RNA
GENETİK ŞİFRE.
REPLİKASYON DNA nın en önemli özelliği kendi kendini eşleyebilmesidir.
DNA (Deoksiribo Nükleik Asit) DNA, deoksiribonükleik asit denilen çok karmaşık bir kimyasal maddenin kısa yazılımıdır. Deoksiribo (D), nükleik (N),
Biyoloji dersi proje ödevi
DNA ve GENETİK KOD. Kromozomların içerisinde DNA’lar yer alır. DNA’nın bölümleri ise, genleri oluşturur.
DNA: Yapı-Fonksiyon İlişkisi
GENDEN PROTEİNE Nükleik Asitlerin Keşfi ve Önemi
Protein Metabolizması 2 -Üre Siklusu-
Replikasyon genetik materyalin tamamen kendi benzeri yeni bir molekül oluşturma işlemi
PROTEİN SENTEZİ. PROTEİN SENTEZİ Protein Sentezi’nin Basamakları TRANSKRİPSİYON TRANSLASYON.
DNA ve GENETİK KOD. Kromozomların içerisinde DNA’lar yer alır. DNA’nın bölümleri ise, genleri oluşturur.
Protein Biyosentezi Proteinler birçok bilgi yolunun son ürünüdür. Tipik bir hücrede binlerce farklı protein vardır. Bu proteinler hücrenin ihtiyaçlarına.
Prof. Dr. Zeliha Büyükbingöl
TRANSLASYON VE TRANKRİPSİYON
Moleküler Mikrobiyoloji
Sunum transkripti:

Nükleik Asitlerin Metabolizması

Konu Başlıkları Nükleik Asitlerin Genel Özellikleri DNA Sentezi (Replikasyon) RNA Sentezi (Transkripsiyon) Protein Sentezi (Translasyon) Nükleik Asitlerin Sindirimi, Anabolizması, Katabolizması ve İlişkili Bozukluklar

Nükleik Asitlerin Genel Özellikleri

Genetik bilginin depolanması ve ifadesi/ekspresyonu için nükleik asitlere ihtiyaç vardır. Nükleik asitlerin 2 tipi vardır: DNA (deoksiribonükleik asit) ve RNA (ribonükleik asit). DNA, genetik bilginin depolanmasında; RNA ise ifade edilmesinde işlev görür.

DNA Genetik bilginin deposudur. DNA’da bulunan genetik bilgi, DNA replikasyonu yoluyla, kopyalanıp yavru hücrelere aktarılabilir.

RNA Genetik bilginin ifadesinde (ekspresyonunda) ilk evre RNA sentezidir (transkripsiyon). Daha sonra messenger RNA’da bulunan kod, transleyt edilir (translasyon, protein sentezi).

DNA’dan RNA’ya ve proteinlere doğru bilgi akışına “santral dogma” adı verilir (Bu adlandırma, ilk kez Francis Crick tarafından kullanılmıştır). Santral dogma, genetik bilgiyi RNA’da depolayan bazı virüsler hariç, bütün canlılar için geçerlidir.

Nükleik asitler başlıca 3 bileşenden meydana gelir: Azotlu baz 5 karbonlu şeker (pentoz) Fosfat

Azotlu Bazlar

Adenin 6-amino pürin 9 numaralı azot üzerinden glikozidik bağa katılır. 1 numaralı azot atomu ve amino grubu ile hidrojen bağı yapımına katılır.

Guanin 2-amino-6-oksi pürin 9 numaralı azot üzerinden glikozidik bağa katılır. Yandaki şekilde oklarla gösterilen atomlar üzerinden hidrojen bağı yapımına katılır.

Timin 5-metilurasil 1 numaralı azot atomu üzerinden glikozidik bağa katılır. Kırmızı oklarla gösterilen atomlar üzerinden hidrojen bağı yapımına katılır.

Sitozin 2-oksi-4-amino pirimidin 1 numaralı azot atomu üzerinden glikozidik bağa katılır. Kırmızı oklarla gösterilen atomlar üzerinden hidrojen bağı yapımına katılır.

Pentozlar

Nükleozid = Nitrojene/Azotlu Baz (Nükleobaz) + 5 Karbonlu Şeker (Pentoz; Riboz veya Deoksiriboz) arada beta-N-glikozidik bağ vardır

Deoksiribo-nükleozidler

Ribo-nükleozidler

Baz halkalarını oluşturan atomlar pirimidinlerde 1’den 6’ya kadar; pürinlerde 1’den 9’a kadar numaralandırılmıştır. Pentozdaki karbonlar ise, 1’den 5’e kadar numaralandırılmıştır. Bir nükleozidde bazdaki ve pentozdaki atomların numaralarının karışmaması için, pentozdaki numaraların üzerine üs (‘) işareti konur.

Nükleotid = Nükleozid + Fosfat Grubu

Nükleotidler, nükleozidlerin mono-, di- veya tri-fosfat esterleridir. Fosfat grubu, pentozun 5’ karbonuna bir ester bağı ile bağlanmıştır. Bir tane fosfat grubu eklenmişse nükleozid monofosfat; iki tane eklenmişse nükleozid difosfat; üç tane eklenmişse nükleozid trifosfatlar meydana gelir. Nükleotidler DNA ve RNA’nın yapısına katılmanın yanı sıra enerji taşıyıcısı (ATP gibi) olarak ve koenzimlerin (NAD+, FAD gibi) yapısal bileşenleri olarak da görev alır.

Nükleozid (Baz+Şeker) Nükleotid (Baz+Şeker+Fosfat) adenin (A) adenozin RNA Azotlu Baz Nükleozid (Baz+Şeker) Nükleotid (Baz+Şeker+Fosfat) adenin (A) adenozin adenilik asit (adenozin monofosfat: AMP) guanin (G) guanozin guanilik asit (guanozin monofosfat; GMP) sitozin (C) sitidin sitidilik asit (sitidin monofosfat; CMP) urasil (U) uridin uridilik asit (uridin monofosfat; UMP) DNA deoksiadenozin deoxyadenylic acid (deoxyadenosine monophosphate: dAMP) deoksiguanozin deoxyguanylic acid (deoxyguanosine monophosphate: dGMP) deoksisitidin deoxycytidylic acid (deoxycytidine monophosphate: dCMP) timin (T) deoksitimidin deoxythymidylic acid (deoxythymidine monophosphate: dTMP)

DNA’nın Yapısı DNA, birbirlerine 3’->5’-fosfodiester bağlarıyla kovalent olarak bağlı deoksiribonükleozit monofosfatların bir polimeridir (polideoksiribonükleotid). Bir nükleotidin deoksipentozunun 3’-hidroksil grubu ile başka bir nükleotidin deoksipentozunun 5’-hidroksil grubu arasında bir fosfat grubu vasıtasıyla oluşturulan bağa 3’->5’-fosfodiester bağı adı verilir.

DNA’nın nükleotid sekansı/dizisi 5’-son’dan 3’-son’a doğru okunur (bizim tarafımızdan) 5’-son’da fosfat grubu; 3’-son’da hidroksil grubu bulunur.

Tek sarmal (single-stranded; ss) DNA içeren bazı virüsler (parvoviridae, anelloviridae gibi) hariç; DNA, çift sarmallı (double-stranded; ds) bir yapı gösterir. Bu yapıda hidrofilik deoksiriboz-fosfat omurga dış kısımda, hidrofobik bazlar ise iç kısımda yerleşmiştir.

DNA çift sarmalında, adenin bazları timinle, guanin bazları ise sitozinle eşleşir. Bu nedenle, DNA’ya ait bir polinükleotid zincirinin baz sekansı/dizisi bilinirse komplementer/tamamlayıcı zincirin baz dizisi de belirlenebilir.

Chargaff (Çargaf) Kuralları

DNA çift sarmalında, adenin ve timin arasında 2 adet; guanin ile sitozin arasında da 3 adet hidrojen bağı vardır. Bazlar arasındaki bu hidrojen bağları, hidrofobik etkileşime ilaveten, yapının stabilitesi açısından önemlidir.

DNA SENTEZİ

PROKARYOTLARDA DNA SENTEZİ DNA çift heliksini oluşturan 2 sarmal birbirinden ayrıldığı zaman, bunların her biri sentezlenecek yeni sarmal için kalıp (şablon/template) vazifesi görür. Yeni sentezlenen sarmallar kalıp sarmala komplementer olarak sentezlenir. Böylece yeni oluşan sarmallarda bir eski bir de yeni sentezlenmiş sarmal bulunur (semikonservatif replikasyon).

Replikasyonun Başlaması Prokaryotik organizmalarda DNA replikasyonu tek ve belirli bir nükleotid dizesinde başlar. Buraya replikasyon orijini denir. Replikasyon orijini A-T bazları bakımından zengindir (daha kolay ayrışma için). DNA replikasyonu çift yönlüdür.

Ökaryotlarda ise DNA molekülleri çok uzun olduğundan dolayı, işlemin hızlı gerçekleşebilmesi için; replikasyon, DNA heliksi boyunca birçok orijinde birden başlar.

DNA çift sarmalı açıldığı zaman Y şeklinde bir yapı meydana gelir DNA çift sarmalı açıldığı zaman Y şeklinde bir yapı meydana gelir. Aktif sentezin gerçekleştiği bu bölgeye replikasyon çatalı (fork) adı verilir.

Replikasyon çatalına yerleşen bazı proteinler, DNA sarmalını açar ve açılmış sarmalın geri kapanmasını önler: 1) DnaA proteini 2) DNA helikazlar 3) TSB proteini

DnaA proteini: DNA replikasyonunun başlamasını aktive eder DnaA proteini: DNA replikasyonunun başlamasını aktive eder. Bu proteinin konsantrasyonu, DNA replikasyonunun başlama zamanını belirler. Hücre büyümesi sırasında konsantrasyonu giderek artar ve belli bir konsantrasyondan itibaren DNA çift zincirinin erimesini tetikler.

DNA Helikazlar: Bu enzimler tek sarmallı DNA’ya replikasyon çatalının yakınında bir yerden bağlanır ve daha sonra komşu çift sarmallı bölgeye doğru hareket eder. Böylece çift sarmalın açılmasını sağlar. Helikaz aktivitesi için gerekli enerji ATP’den sağlanır.

TSB proteini (Tek sarmallı zincire bağlanan protein): Sadece tek sarmallı DNA’ya bağlanır. Bir TSB bağlandıktan sonra diğerinin bağlanması kolaylaşır (kooperatif etki). TSB proteinleri, çift sarmal yapının oluşmasını önleyerek, tek sarmallı yapının sürdürülmesini sağlar. Ayrıca tek zincirli DNA’yı parçalayan nükleazların etki göstermesini de önler.

DNA Süperkoiling Sorunu Çift heliksi oluşturan iki sarmal birbirinden ayrıldıkça, replikasyon çatalının önünde pozitif süperkoiller, arkasında ise negatif süperkoiller birikir. DNA replikasyonu sırasında süperkoillerin birikmesini bir grup enzim önlemektedir (DNA topoizomerazlar).

Pozitif Süperkoiling

DNA Replikasyonunun Yönü DNA replikasyonundan sorumlu enzimler DNA polimerazlardır. DNA polimeraz enzimleri kalıp DNA’daki nükleotid dizelerini 3’->5’ yönünde okuyup; komplementer DNA zincirini de 5’->3’ yönünde sentezler.

Replikasyon sırasında, iki tip zincir ortaya çıkar: Leading (kesintisiz/öncü/lider) zincir: İlerleyen replikasyon çatalı ile aynı yönde sentezlendiği için kesintisizdir. Tek yönde bölünmeden ilerler ve tek başlangıç noktası bulundurur. Lagging (kesintili/kesikli) zincir: Replikasyon çatalının tersi yönde sentezlenen zincirdir. Sentezi kesikli olarak, kısa DNA parçaları halinde gerçekleşir. Bu kısa DNA parçalarına “Okazaki parçaları” denir.  Her iki zincir de DNA polimeraz III tarafından sentezlenir.

RNA Primeri DNA polimerazlar, tek zincirli kalıp DNA olsa bile, buna komplementer yeni DNA sentezini hemen başlatamaz. Sentezin başlayabilmesi için bir “primer”e gereksinim vardır. Primer; kalıp DNA’nın başındaki nükleotid dizesine komplementer olarak ribonükleotidlerden oluşmuş RNA parçasıdır. Kısa olan primer zincir, kalıp DNA ile sarmal oluşturur. Primer zincirin 3’ ucunda bulunan hidroksil grubu serbesttir. DNA polimeraz; primerin 3’ hidroksil grubunu tanır ve kalıp DNA’daki nükleotidlere komplementer deoksiribonükleotidleri sırasıyla ekler.

Kesintisiz zincirin başında bir tane primer bulunur. Oysa kesintili zincirlerde her Okazaki parçasının başında birer tane primer bulunmalıdır.

DNA polimeraz,serbest 3’-OH grubunu tanır ve buna dNTP’leri (deoksinükleozid trifosfat) kullanarak fosfoester bağıyla birinci (alfa) fosfat grubu üzerinden nükleotid ekler. Yandaki şekilde, dTTP (deoksitimidin trifosfat) molekülünün zincire eklenmesi gösterilmektedir.

Primaz DNA replikasyonunda DNA polimeraz III’ün ihtiyaç duyduğu primeri, primaz enzimi sentezler. Primaz, özgün bir RNA polimerazdır; yaklaşık 10 nükleotidden oluşan kısa RNA parçaları sentezler. Bunlar kalıp DNA’ya antiparalel ve komplementer olarak sentezlenir. Oluşan zincir; hibrid sarmaldır ve U bazı A bazı ile ve G bazı C bazı ile eşleşir.

Kesikli zincirlerde her Okazaki parçasının başında primer zincir sentezlenir. Lider zincirde ise sentezin başında sadece bir tane primer zincir oluşması yeterlidir. Primaz enzimi substrat olarak 5’-ribonükleozid trifosfatları kullanır. Böylece her fosfodiester bağı oluşumunda bir pirofosfat açığa çıkar.

Primozom RNA primerinin oluşturulmasından sorumlu protein kompleksine primozom denir. Primozom = Prepriming (öncül) kompleks + primaz (DnaG) Öncül kompleks; DnaA, helikaz (DnaB), DnaC (helikaz yardımcısı) gibi proteinlerden oluşur. Primozom; öncü zincirde yalnızca bir defa oluşturulurken, kesikli zincirde her bir Okazaki fragmanını sentezleyebilmek için primozom gereklidir.

Zincir Uzaması Prokaryotik ve ökaryotik DNA polimerazlar uzamakta olan yeni zincirin 3’-ucuna her seferinde bir tane olmak üzere, kalıp zincirdeki baz dizesine komplementer deoksiribonükleotidleri takar. DNA polimeraz III, DNA zincirinin uzamasından sorumlu esas enzimdir. RNA primerinin serbest 3’-OH grubunu alıcı olarak kabul eder ve kalıp zincirdeki nükleotide komplementer ilk deoksiribonükleotidi buraya takar ve ardından kalıp zincire komplementer deoksiribonükleotidleri eklemeye devam eder. Yeni zincir 5’->3’ yönünde kalıp zincire antiparalel yönde uzayarak sentezlenir. Yapı taşları; 5’-deoksiribonükleozid trifosfatlardır (dATP, dTTP, dCTP, dGTP). Uzayan zincire her yeni nükleotid takıldığında bir pirofosfat (PPi) açığa çıkar.

RNA Primerinin Çıkarılması DNA polimeraz I, yeni sentezlenen DNA’nın 3’-ucu ile RNA primerinin 5’-ucu arasındaki boşluğu tanır. DNA polimeraz I’de, DNA polimeraz III’te olmayan 5’-3’-ekzonükleaz aktivitesi vardır. Bu sayede RNA primerini hidroliz ederek ortamdan uzaklaştırır ve daha sonra uzaklaşan nükleotidlerin yerine uygun deoksiribonükleotidleri takar.

DNA Ligaz DNA polimeraz III tarafından sentezlenen DNA zincirindeki 5’-fosfat grubu ile DNA polimeraz I tarafından oluşturulan 3’-OH grubu arasındaki son fosfoester bağı DNA ligaz enziminin kataliziyle oluşur.

Ökaryotik DNA Replikasyonu Ökaryotik DNA Polimerazlar İşlevleri 3’-5’-ekzonükleaz aktivitesi Polα (alfa) Primaz aktivitesi vardır Hem lider, hem de kesikli zincir için RNA primeri sentezler Yok Polβ (beta) DNA tamiri Polγ (gamma) Mitokondriyal DNA replikasyonu Var Polδ (delta) Kesikli zinciri uzatır Polε (epsilon) Lider zinciri uzatır

Prokaryotlarda replikasyon tek bir orijinden başlarken; ökaryotlarda replikasyon birçok orijinde birden başlar. Ökaryotlarda da, tek zincir DNA’ya bağlanan proteinler ve ATP-bağımlı helikazlar vardır. RNA primeri, ökaryotlarda, Rnaz H ve flap-endonükleaz-1 (FEN1) tarafından çıkarılır.

RNA Sentezi

RNA’nın Yapısı ve İşlevleri DNA’daki genetik bilgi, RNA olarak ifade edilir (transkripsiyon). Genetik bilginin ifadesinde, DNA bir kalıp (template) olarak kullanılır. Transkripsiyon sonucu başlıca 4 tip RNA molekülü ortaya çıkar: messenger RNA (mRNA): amino asit dizilerine transleyt edilir. Genomun sadece % 2’si proteinleri kodlar. ribozomal RNA (rRNA): transfer RNA (tRNA): Küçük non-coding RNA’lar (kodlamayan RNA; ncRNA): katalitik ve düzenleyici fonksiyonları var. small nükleolar RNA (snoRNA) small nükleer RNA (snRNA) mikroRNA (miRNA)

Tıpkı DNA gibi, RNA molekülleri de, birbirlerine 3’-5’-fosfodiester bağlarıyla bağlı nükleozid monofosfat polimerleridir.

RNA’nın DNA’dan Farkları Daha küçüktür Timin yerine urasil içerir Deoksiriboz yerine, riboz içerir Tek zincirli yapısı vardır

Ribozomal RNA (rRNA) Prokaryotlarda ve ökaryotik mitokondrilerde 23S, 16S ve 5S; ökaryotik hücrelerin sitoplazmalarında ise, 28S, 18S, 5.8S ve 5S rRNA vardır.

Ribozomal RNA (rRNA)

Svedberg birimi (S) Ultrasantrifüjdeki çökme hızı. Bir molekülün ağırlığı, şekli, büyüklüğü ve yoğunluğu S değerini belirler. Daha ağır ve daha kompakt moleküller, daha hızlı çökerler ve daha yüksek bir Svedberg değerine sahiptir.

Ribozomal RNA Hücrelerdeki total RNA’nın yaklaşık %80’i ribozomal RNA’dır. Protein sentezinde ribozomal RNA, bir katalizör olarak işlev görür. Katalizör olarak işlev gören RNA’lara ribozim denir.

Transfer RNA (tRNA) (Taşıyıcı RNA) tRNA molekülleri 3 major RNA tipinin en küçüğüdür. tRNA moleküllerinde anormal bazlar bulunabilir. Zincir içi baz eşleşmeleri vardır. Standart 20 amino asidin her biri için, en az 1 tane spesifik tRNA vardır. Amino asit, tRNA’nın 3’-ucuna ester bağı ile bağlanır.

tRNA şu kısımlardan oluşur: 5’-P uç Akseptör (alıcı) kök Dihidroüridin içeren D kolu Antikodon kolu T kolu (TΨC) (Ψ: pseudouridin) CCA-3’-OH uç

mRNA Hem prokaryotlarda hem de ökaryotlarda mRNA 5’-uç ve 3’-uçta transleyt edilmeyen kısımların arasında kalan protein kodları içerir. Prokaryotik mRNA, ökaryotlardakinden farklı olarak, birden fazla proteine ait kod içerebilir. Ökaryotik mRNA’nın temel yapısal farklılıkları 5’-kep ve 3’ poliA kuyruktur.

Ökaryotik mRNA Ökaryotlarda, mRNA 5’-ucunda 5’-5’-trifosfat bağlarıyla bağlanmış 7-metilguanozin’den oluşan bir “cap (şapka)” taşır (5’-kep). Ayrıca 3’-ucunda, adenin nükleotitlerinin uzun bir dizisi bulunur (poli-A kuyruğu).

5’-kep

Prokaryotik Genlerin Transkripsiyonu RNA polimeraz, transkripsiyona uğrayan DNA dizisinin baş kısmında bulunan “promoter bölge” isimli özel nükleotid sekanslarını tanır. Böylece DNA’nın kalıp zincirine antiparalel şekilde komplementer RNA’yı, 5’-3’ yönünde sentezler.

DNA dizisinin transkripsiyona uğrayan son kısmı (terminasyon/sonlandırma bölgesi), RNA polimeraz tarafından tanınır ve böylece transkripsiyon süreci, terminasyon bölgesinin sonunda tamamlanır. Bazen bu iş, özel sonlanma faktörleri tarafından gerçekleştirilir. Örneğin, E.coli’de bulunan rho (ρ) proteini transkripsiyonu sonlandıran faktördür.

Transkripsiyona başlanan ilk baz +1 ile gösterilir. 0 yoktur Transkripsiyona başlanan ilk baz +1 ile gösterilir. 0 yoktur. Transkripsiyon başlangıç noktasından önce yerleşmiş olan promoter bölgesindeki bazlar negatif sayılarla sıralanır.

RNA polimerazın merkezinde (core) 4 alt ünite vardır (2α, 1β, 1β’) RNA polimerazın merkezinde (core) 4 alt ünite vardır (2α, 1β, 1β’). Bunlar 5’-3’-polimeraz aktiviteden sorumludur; promoter bölgeyi tanıyabilmek içinse σ (sigma) alt birimine ihtiyaç duyulur.

Promoter Bölge RNA polimeraz tarafından tanınan prokaryotik promoter bölgesinde karakteristik olarak şunlar bulunur: Pribnow Kutusu (TATAAT): Pribnow kutusu ile transkripsiyon başlangıcı arasında yaklaşık 8-10 baz mesafe vardır. 6 nükleotidden oluşur. -35 Dize (TTGACA): Transkripsiyon başlangıç noktasından yaklaşık 35 bazlık mesafede bulunur.

Holoenzim (iş gören bütün yapı), promoter bölgesini tanıyıp yerleştikten sonra RNA polimeraz transkripsiyona başlar ve sigma alt birimi enzimden ayrılır. Substrat olarak ribonükleozid trifosfatlar kullanılır. RNA polimeraz, DNA polimeraz gibi bir primere gereksinim duymaz. Ayrıca, hata onarımı yapamaz.

Ökaryotik Genlerin Transkripsiyonu Ökaryotik genlerin transkripsiyon süreci, oldukça karmaşıktır. Birçok transkripsiyon faktörü, promoter bölgede veya ona yakın yerlerdeki belli nükleotid dizelerine bağlanarak, RNA sentezinin başlamasında işlev görür. Transkripsiyon faktörleri, özgün DNA dizelerine bağlandıkları gibi, ayrıca RNA polimeraza ve birbirlerine de bağlanabilir.

Ökaryotik RNA Polimerazlar

RNA polimeraz II tarafından transkripsiyonu yapılan genlere Klas II genler denir. Bu genlerde, RNA polimeraz II tarafından tanınan Hogness kutusu (TATA kutusu) ve CAAT kutusu bulunur. TATA (Hogness) kutusu, genellikle bir mRNA molekülünün transkripsiyon başlangıç bazından yaklaşık 25 baz önce yerleşmiştir; CAAT kutusunun başlangıç kısmından uzaklığı ise 70-80 baz civarındadır.

Protein Sentezi

DNA’da bulunan nükleotidler, 3 harfli kodlar (kelimeler) şeklinde organize olmuştur. Bunlara kodon denir. DNA’daki nükleotid sekansı/dizisi, öncelikle, nükleusta, komplementer/tamamlayıcı şekilde RNA’ya transkript edilir; ardından farklı sınıflara ait RNA molekülleri, transkript edilen genetik bilginin ışığında protein sentezini yönlendirir.

Protein sentez süreci “translasyon” olarak adlandırılmaktadır. Bunun sebebi nükleotid sekansından oluşan “dil”in; amino asit sekansından oluşan “yeni bir dil”e tercüme edilmesidir.

21. amino asit: Selenosistein mRNA üzerinde özel bir sekans (selenocysteine insertion sequence (SECIS)) mevcut olduğunda, UGA kodonu stop kodonu olarak değil selenosistein kodlayan bir kodon olarak işlev görür. Bakterilerde SECIS, okuma alanı içerisinde ve UGA kodonuna yakın yerleşimli iken; ökaryotlarda transleyt edilmeyen 3‘ bölgesindedir (3’-untranslated region (3' UTR)). Şu ana kadar (2016 itibarıyla), insanlarda selenosistein içeren 54 protein tespit edilmiştir (selenoprotein).

Pirolizin UAG kodonu, özel iki genin (pylT ve pylS) ve bu genlerin ürünü olan özel tRNA ve aminoaçil-tRNA sentetaz ürünlerinin mevcudiyetinde, pirolizin şeklinde ifade edilir. Pirolizin (Pyl), yalnızca bazı prokaryotlarda tespit edilmiştir (insanlarda yoktur!).

Lizin Pirolizin

Genetik Kodun Özellikleri Spesifik: Bir kodon daima aynı amino asidi kodlar. Evrensel/Standart: Evrimsel olarak korunmuştur ve bütün canlılar için ortaktır. Bunun bazı istisnaları olabilir. Mesela mitokondride UGA, triptofanı kodlar. Dejenere: Bir kodon yalnızca bir amino asidi kodlamakla birlikte; bir amino asit için birden fazla kodon olabilir. Örneğin hepsi de arjinini kodlayan 6 farklı kodon vardır. Noktalamasız/kesintisiz: Bir kodonu (3 harfli kelimeyi) bir diğeri takip eder. Kodonlar/kelimeler arasında başka bir şey yer almaz. Mesela; AGCUGGAUACAU şöyle okunur: AGC UGG AUA CAU.

Genetik kodun evrenselliğinin bazı istisnaları

mRNA üzerindeki tek bir bazın değişmesine yol açacak genetik değişiklik (DNA’da nokta mutasyonu), 3 muhtemel sonuç doğurur: Sessiz (silent) mutasyon: Değişiklik sonucu yine aynı amino asit kodlanır. Örneğin; UCA yerine UCU olsa bile, bu kod yine serine ait olacaktır. Missens (yanlış anlamlı) mutasyon: Sentezlenecek olan amino asit değişir. Örneğin; UCA yerine CCA olursa, serin yerine prolin sentezlenmiş olur. Nonsens (anlamsız) mutasyon: Mutasyon stop kodonun oluşmasına yol açar. Örneğin; UCA yerine UAA olursa, serin sentezlenmesi gerekirken translasyon durur. Böyle mutasyonlar sonucu kesik/kısa proteinler sentezlenir.

Protein Sentezi İçin Gerekli Bileşenler Amino asitler Taşıyıcı RNA’lar Enzimler ve non-enzim proteinler Aminoaçil-tRNA-sentetazlar Ribozomlar Ribozomal RNA’lar Enerji kaynakları Transkript edilecek mRNA

Amino Asitler

Aminoaçil tRNA Sentetaz Amino asidi, antikodonu uyumlu spesifik tRNA’sına bağlar. Bu esnada ATP yıkılarak AMP açığa çıkar. Her amino asit için spesifik aminoaçil-tRNA sentetaz enzimi vardır. İlgili animasyon: https://www.youtube.com/watch?v=W1eQNmtCCkw

Protein Sentezinin Aşamaları Protein sentezi süreci; mRNA üzerindeki 3 harfli kelimelerden (kodonlardan) ibaret nükleotid sekansı dilini, proteinlerin yapısını ifade eden 20 harflik amino asit diline çevirir. mRNA, 5’-uçtan 3’-uca doğru okunarak çevrilirken; N-terminal’den C-terminale doğru bir protein de sentezlenmiş olur.

Prokaryotik mRNA’lar sıklıkla birkaç kodlayıcı bölgeye sahiptir (polisistronik = poligenik). Oysa ökaryotik mRNA’lar, sadece bir kodlayıcı bölgeye sahiptir (monosistronik).

Protein Sentezinin Aşamaları Translasyon süreci 3 aşamada yürür: Başlangıç (initiation) Uzama (elongation) Sonlanma (termination)

Başlangıç Protein sentezinin başlaması için şu komponentlerin bir arada bulunması gerekir (başlangıç kompleksi): Büyük ve küçük ribozomal subunit Transleyt edilecek mRNA İlk kodonun aminoaçil-tRNA’sı (başlatıcı tRNA) GTP İnisiasyon (başlangıç) faktörleri Prokaryotlarda, IF-1, IF-2, IF-3 Ökaryotlarda çok sayıda eIF

Başlangıç Kodonunun Tanınması Prokaryotlarda: 16S rRNA’nın, mRNA üzerindeki Shine-Dalgarno sekansı ile eşleşmesi Ökaryotlarda: eIF-4 üyelerinin yardımıyla küçük ribozomal subunitin 5’-kep’i bağlayıp, AUG kodonuna ulaşması (ATP gerektirir!)

Shine-Dalgarno Sekansı E.coli’de mRNA üzerinde AUG kodonundan 5’ uca doğru (upstream) yaklaşık 5-10 bazlık mesafede pürin nükleotidlerinden zengin bir sekans bulunur.

Küçük ribozomal subunitin (30S), 16S’lik ribozomal RNA’sı kendi 3’-ucuna yakın, Shine-Dalgarno sekansına kısmi veya tam komplementer bir sekansa sahiptir.

Böylece mRNA’nın 5’ ucuna yakın Shine-Dalgarno sekansı ile, 16S rRNA’nın 3’ ucuna yakın komplementer sekans eşleşerek, protein sentezinin başlaması için AUG kodonunun pozisyon almasını temin eder.

5’-Cap Ökaryotik mRNA’lar Shine-Dalgarno sekansına sahip değildir. Ökaryotlarda, mRNA 5’-ucunda 5’-5’-trifosfat bağlarıyla bağlanmış 7-metilguanozin’den oluşan bir “cap (şapka)” taşır (5’-kep). Ökaryotlarda küçük ribozomal subunit (40S), eIF-4 yardımıyla, mRNA’nın 5’ ucundaki şapka yapısını bağlar ve AUG kodonuna ulaşıncaya kadar mRNA üzerinde aşağıya doğru hareket eder. Bu “tarama” işlemi için ATP gereklidir.

5’-kep bağlayıcı eIF-4 proteinleri ve poli-A kuyruk bağlayıcı proteinler arasındaki etkileşimler sayesinde ökaryotik mRNA sirküler (halkasal) bir yapı kazanır.

Başlama Kodonu AUG kodonu özel bir tRNA tarafından tanınır (başlatıcı tRNA). Bu tanınma işlemi, prokaryotlarda IF-2-GTP; ökaryotlarda ise eIF-2-GTP ve ilave inisiasyon faktörleri ile kolaylaştırılır. Yüklü başlatıcı tRNA, küçük subunit üzerindeki P bölgesine girer. Direkt olarak P bölgesine giren tek tRNA; başlatıcı tRNA’dır.

IF-2 ve eIF-2 sadece başlama kodonuyla uyumlu olan başlatıcı tRNA’yı tanır. Bakterilerde ve mitokondride, başlatıcı tRNA; N-formil metiyonin (fMet) taşırken; ökaryotlarda metiyonin taşır.

N-formil metiyonin

Ökaryotlarda başlatıcı tRNA’nın taşıdığı metiyonin formillenmez. Hem ökaryotlarda, hem de prokaryotlarda proteinlerin N-terminal ucunda bulunan metiyonin, genellikle translasyon tamamlanmadan önce çıkarılır.

Büyük ribozomal subunitin bağlanmasıyla beraber, başlangıç kompleksi tamamlanmış olur (P bölgesinde yüklü başlatıcı tRNA içerir; A bölgesi ise boştur). Spesifik IF’ler, büyük subunitin erken bağlanmasını önler.

Uzama (Elongasyon) Uzama süreci, büyüyen polipeptit zincirine C-terminal uçtan yeni amino asitlerin eklenmesiyle olur. Bu süreçte, ribozom, mRNA’nın 5’ ucundan, 3’ ucuna doğru hareket eder.

Elongasyon Faktörleri EF-Tu-GTP (elongation factor thermo unstable -GTP): Sitoplazmada aminoaçil-tRNA bağlar ve oluşan kompleks ribozoma A bölgesinden girer. EF-Ts (elongation factor thermo stable): EF-Tu için bir guanin nükleotid değiştirme faktörüdür; EF-Tu’dan guanozin difosfatın (GDP) salınımını katalizler. Böylece EF-Tu yeniden GTP bağlayabilir.

Peptit bağının oluşumu, büyük (50S) ribozomal subunitte bulunan 23S ribozomal RNA’nın peptidiltransferaz aktivitesi ile katalizlenir. Bunun ökaryotlardaki karşılığı; 60S subunitin 28S’lik rRNA’sıdır.

Oluşan peptit bağı ile, P bölgesindeki tRNA’ya bağlı olan peptit zinciri, A bölgesindeki tRNA’ya bağlı amino aside aktarılmış olur. Daha sonra, ribozom, mRNA’nın 3’ ucuna doğru 3 nükleotit kadar ilerler (translokasyon). Translokasyon için, prokaryotlarda EF-G-GTP; ökaryotlarda EF-2-GTP’ye ihtiyaç duyulur (GTP hidroliz edilir). Translokasyon ile, yüksüz hale gelen tRNA, P bölgesinden E bölgesine kayarken; peptidil tRNA da A bölgesinden P bölgesine hareket etmiş olur.

Sonlanma (Terminasyon) Sonlanma; A bölgesi, 3 terminasyon kodonundan birine (UAA, UAG, UGA) ulaşınca meydana gelir. E.coli’de bu 3 kodon sonlanma/salıverme faktörleri (release factor; RF) tarafından tanınır.

RF-1: UAA ve UAG’yi tanır. RF-2: UAA ve UGA’yı tanır. Bu faktörlerin bağlanması; P bölgesindeki tRNA’dan peptidin ayrılmasına yol açar. RF-3-GTP: RF-1 ya da RF-2’nin salınımına neden olur (GTP hidroliz edilir).

Ökaryotlar tek bir salıverme faktörüne (eRF) sahiptir Ökaryotlar tek bir salıverme faktörüne (eRF) sahiptir. Bu faktör, her üç terminasyon kodonunu da tanır. Ökaryotik eRF-3 ise prokaryotik RF-3 gibi işlev görür.

Terminasyon/Sonlanma Hücre Faktör Görev İnisiasyon/Başlama Prokaryot IF-2-GTP Yüklü başlatıcı tRNA’yı P bölgesine kazandırmak Ökaryot eIF-2-GTP IF-3 Ribozomal subunitlerin ilişkisini önlemek eIF-3 Elongasyon/Uzama EF-Tu-GTP Diğer yüklü tRNA’ları A bölgesine kazandırmak EF1α-GTP EF-Ts Guanozin nükleotid değiştirme faktörü EF1βγ EF-G-GTP Translokasyon EF-2-GTP Terminasyon/Sonlanma RF-1, RF-2 Stop kodonlarını tanıma, tRNA’dan peptidin ayrılması eRF RF-3-GTP Diğer RF’lerin salınımı eRF-3-GTP

Prokaryotlarda ve Ökaryotlarda Protein Sentezi Animasyonları https://www.youtube.com/watch?v=KZBljAM6B1s https://www.youtube.com/watch?v=qIwrhUrvX-k

Polizomlar mRNA’lar aynı anda birden fazla ribozom tarafından transleyt edilebilir. 1 mRNA molekülü ve 2 ya da daha fazla ribozomdan oluşan komplekse polizom/poliribozom denir.

Nükleik Asitlerin Sindirimi, Anabolizması, Katabolizması ve İlişkili Bozukluklar

Nükleoproteinlerin protein ve nükleik asit kısımları, midenin asidik ortamında ayrışır. Pankreastan salgılanan pankreatik nükleazlar (ribonükleazlar ve deoksiribonükleazlar) diyetle alınan DNA ve RNA’yı oligonükleotidlere hidroliz eder. Ortaya çıkan oligonükleotidler, pankreatik fosfodiesterazlar tarafından daha ileri hidroliz edilir ve böylece mononükleotidler açığa çıkar.

Nükleotidazların bir ailesi, fosfat gruplarını hidrolitik olarak uzaklaştırır ve nükleozidler açığa çıkar. Açığa çıkan nükleozidler, ya bağırsak mukoza hücreleri tarafından emilir veya daha ileri yıkıma uğrayarak nükleozidazlar tarafından serbest bazlara kadar parçalanır.

Diyetle alınan pürinler, dokularda nükleik asit sentezi için pek kullanılmaz. Pürin halkası insanlarda açılamaz ve pürinler genellikle bağırsağın mukoza hücrelerinde ürik aside dönüştürülerek (kana emildikten sonra) idrarla atılır. Pirimidin halkası ise, pürinlerin aksine açılabilir ve daha ileri yıkılabilir.

Nükleik Asitlerin Metabolizması Pürin Sentezi Pürin Yıkımı Pirimidin Sentezi Pirimidin Yıkımı

Pürin Nükleotidlerinin Sentezi Pürin nükleotidleri; heksoz monofosfat yolu (pentoz fosfat yolu) ile üretilen riboz-5-fosfata karbon ve azot atomlarının katıldığı bir dizi reaksiyon ile sentezlenir. Pürin halkasının atomları; aspartik asit, glisin ve glutamin amino asitleri ile CO2 ve N10-formil-tetrahidrofolattan gelir.

Heksoz Monofosfat Yolu

Pürin Nükleotidlerinin Sentezinde Reaksiyon Basamakları Riboz-5-fosfat ve ATP’den fosforibozil pirofosfat (PRPP) sentezi PRPP ve glutaminden 5-fosforibozilamin sentezi (hız kısıtlayıcı basamak) İnozin monofosfat (İMP) sentezi İMP’den AMP ve GMP oluşumu Nükleozid monofosfatlardan di- ve tri-fosfatların oluşumu

PRPP

1) PRPP Sentezi

5-fosforibozilamin

2) 5-fosforibozilamin sentezi

3) İnozin monofosfat (İMP) sentezi Pürin nükleotidlerinin biyosentezinde, 5-fosforibozilaminden sonra gelen 9 reaksiyon sonucunda İMP sentezlenir. Bu basamaklarda, glisin, N10-formil-tetrahidrofolat, glutamin, CO2 ve aspartat kullanılarak pürin halkası oluşturulur.

4. İMP’den AMP ve GMP oluşumu

5. Nükleozid monofosfatlardan di- ve tri-fosfatların oluşumu Baza özgü nükleozid monofosfat kinazlar (adenilat kinaz ve guanilat kinaz), nükleozid monofosfatları di-fosfatlara dönüştürür. Nükleozid difosfatlar da, baza özgü olmayan nükleozid difosfat kinaz aracılığıyla nükleozid trifosfatlara dönüşür.

Pürinler İçin Kurtarma Yolları

PRPP’deki riboz-5-fosfat grubu kullanılarak, hipoksantin-guanin fosforibozil transferaz (HGPRT) enzimi yardımıyla guanin ve hipoksantinden, nükleozid fosfatlar (GMP, IMP) sentezlenebilir. Bu enzimin eksikliğinde, Lesch-Nyhan Sendromu görülür. Benzer şekilde, adenin fosforibozil transferaz (APRT) enzimi de, adenine PRPP’den riboz-5-fosfat grubu ekleyerek AMP sentezleyebilir. Bunlar kurtarma (salvage) yollarıdır.

*PNP: Purine nucleotide phosphorylase

Pürin Nükleotidlerinin Yıkımı İnsanlarda pürin katabolizması sonucu oluşan son ürün; ürik asittir. Primatların dışındaki memelilerde ürik asit, allantoine oksitlenir. Bazı memelilerde ise, allantoin üre ve amonyağa kadar parçalanabilir.

UA is the end product of purine metabolism in humans and in some higher primates, due to the lack of uricase. In the large majority of mammals, UA is converted by uricase to allantoin, a very soluble excretion product that is freely eliminated in the urine. In the majority of fish and amphibians, the allantoin formed is degraded to urea and glyoxalate, via allantoic acid, by allantoicase and allantoinase. In some marine invertebrates and crustaceans, the urea formed is hydrolyzed to NH3 and CO2 by urease.

Pirimidin Nükleotidlerinin Sentezi Pürin halkası daha önceden var olan riboz-5-fosfat üzerinden sentezlenirken; pirimidin halkası riboz-5-fosfata bağlanmadan önce sentezlenir. Pirimidin halkasını oluşturan karbon ve azot atomlarının kaynakları; glutamin, CO2 ve aspartik asittir. Pirimidin halkasına eklenen riboz-5-fosfat grubu, PRPP’den elde edilir.

Pirimidin Nükleotidlerinin Sentezi Karbamoil Fosfat Sentezi Orotik Asit Sentezi Riboz-5-Fosfatın Halkaya Eklenmesi UMP Sentezi vd. Pirimidin Nükleotidlerinin Sentezi

1. Karbamoil Fosfat Sentezi Memeli hücrelerinde karbamoil fosfat, sitozolde, glutamin ve CO2’ten karbamoil fosfat sentetaz II (KPS II) enziminin yardımıyla sentezlenir. KPS I ise, mitokondride üre sentezinde görev alan bir enzimdir. KPS enzimleri, diğer karboksilleyici enzimlerden farklı olarak, biotin koenzimine gereksinim duymaz.

Karbamoil Fosfat Sentetaz I Karbamoil Fosfat Sentetaz II Hücredeki Yeri Mitokondri Sitozol Metabolik Yol Üre Döngüsü Pirimidin Sentezi Azot Kaynağı Amonyak Glutamin

2. Orotik Asit Sentezi Pirimidin sentezinde 2. basamak, karbamoil aspartat oluşumudur. Bunu, pirimidin halkasının kapanması ve ardından oksitlenme reaksiyonuyla orotik asidin sentezlenmesi izler.

Aspartat transkarbamoilaz enzimi aracılığıyla aspartata karbamoil grubunun transferi

Dihidroorataz enziminin etkisiyle pirimidin halkasının kapanması (dihidroorotat oluşumu)

Karbamoil fosfat sentetaz II, aspartat transkarbamoilaz ve dihidroorotaz aktivitesi; tek bir polipeptit zincirinin 3 farklı katalitik bölgesini ifade eder. Bu nedenle söz konusu protein kısaca “CAD” olarak da adlandırılır.

Dihidroorotat dehidrogenaz enzimi aracılığıyla, orotik asit (orotat) sentezi

3. Riboz-5-Fosfatın Halkaya Eklenmesi Orotik asit oluşumunun ardından halkaya riboz-5-fosfat eklenerek, orotidin-5-monofosfat (OMP) sentezlenir. Bu basamak, orotat fosforibozil transferaz tarafından katalizlenir. Riboz-5-fosfat vericisi olarak PRPP kullanılır.

4. Orotidilat dekarboksilaz enziminin etkisiyle OMP’den UMP sentezi

Orotat fosforibozil transferaz ve orotidilat dekarboksilaz enzimleri, tek bir polipeptit zincirinde yer alan iki ayrı katalitik aktivitedir. Bu polipeptidin aktivitesinin eksikliğinde orotik asidüri görülür.

Diğer Pirimidin Nükleotidlerinin Sentezi UMP, sırasıyla UDP ve UTP’ye fosforile edilebilir.

UDP, ribonükleotid redüktaz tarafından indirgenerek dUDP’ye dönüştürülebilir. dUDP dUTP’ye fosforile edilebilir; dUTP ise defosforile edilerek dUMP’ye dönüştürülebilir.

UTP’nin CTP sentetaz tarafından aminasyonu ile CTP üretilebilir.

CTP, CDP’ye defosforile edilebilir. CDP ise ribonükleotid redüktaz tarafından dCDP’ye indirgenebilir. dCDP ise dCTP’ye fosforile edilebilir veya dCMP’ye defosforile edilebilir. dCMP, dUMP’ye deamine edilebilir.

dUMP, timidilat sentaz tarafından dTMP’ye dönüştürülebilir. Bu reaksiyonda metil grubu vericisi olarak, tetrahidrofolat kullanılır.

Pirimidin Nükleotidlerinin Yıkımı İnsanlarda pürin halkası açılıp parçalanamaz. Ancak pirimidin halkası, β-alanin (CMP ve UMP’den), β-aminoizobütirat (TMP’den), amonyak (NH3) ve karbondioksite (CO2) parçalanabilir.

GUT