Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

 Toplumu insanlar oluşturur. Toplumsal yaşantıdan uzak bir insan düşünülemez. Toplumsallık insanın bir kalıtsal özelliğidir.  İnsan doğar doğmaz başka.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: " Toplumu insanlar oluşturur. Toplumsal yaşantıdan uzak bir insan düşünülemez. Toplumsallık insanın bir kalıtsal özelliğidir.  İnsan doğar doğmaz başka."— Sunum transkripti:

1

2  Toplumu insanlar oluşturur. Toplumsal yaşantıdan uzak bir insan düşünülemez. Toplumsallık insanın bir kalıtsal özelliğidir.  İnsan doğar doğmaz başka insanlara gereksinim duyar ve ölünceye kadar o insanlarla iç içe bir yaşam sürer.  Toplum içinde yaşayan bireyin toplumsallaştırılması önemlidir ve bu iş toplumun görevidir.  Her toplum bireylerini topluma kazandırma ihtiyacı duyar.

3  Toplumsallaşma; Toplumun örf, adet ve geleneklerini, kısaca kültürünü benimseyerek bireyin toplumla uyumlu hale gelmesi demektir.  Bu amaçla kendi öz eğitim sistemlerini kurar ve kullanırlar.  Toplumsallaşma formal ve informal eğitim yoluyla gerçekleşir.  Eğitim ile toplum iç içedir birbirlerinden etkilenirler.  Eğitimin toplumsal temellerini tanımak, eğitim ve öğretimin bu temellere uygun olarak işlemesini sağlamak yine bir toplumsal kurum olan eğitimin ve eğitimcilerin görevidir.

4  Gelişen teknoloji ile tüm dünya bir değişim sürecinden geçmektedir. Toplumlar ve buna bağlı olarak eğitim şekilleri değişmektedir.  Günümüzde artık ülkelerin zenginliği, her bakımdan eğitilmiş, teknolojiyi kullanabilen, yaratıcı insan gücü ile ölçülmektedir.  Eğitime verilen önem her geçen gün artmaktadır.  Toplumu ve toplumsal yaşamda eğitimi anlayabilmek için toplumsal yapı ve bu yapı içinde eğitimin hangi rolleri üstlendiğini, nelerden etkilendiğini bilmek gerekir.

5  Okul toplumun aynasıdır.  Başlangıçta çocukların eğitiminden aileler sorumlu iken, insan toplulukları toplum niteliğine kavuştukça, toplumlarda çocukların eğitiminden sorumlu olmaya başlamışlardır.  Eğitim kurumları yetiştirdiği bireyler aracılığı ile diğer toplumsal kurumları etkilemiştir.  Eğitimin toplumsal temellerini açıklayabilmek için öncelikle sosyolojinin ne olduğunu ve sosyoloji ile eğitim arasındaki ilişkiye bakmak gerekir.

6  Sosyoloji biliminin inceleme alanı, toplumdur. Toplumlar, bireylerin bir araya gelmesiyle oluşan ve karmaşık bir yapıya sahip örgütlenmelerdir.  Ancak sosyoloji bireyleri değil, bunların toplumsal yaşantı içinde oluşturdukları kurumları, ilişkileri ve yapmış oldukları faaliyetleri inceler.  Sosyolojinin kelime anlamı: toplum bilimi yani toplumu inceleyen bilim.  Sosyoloji toplumsal bütünlüğü amaçlar.

7  Sosyoloji, toplumun yapısını, fonksiyonlarını, bu yapı ve fonksiyonlarda meydana gelen değişmeleri, bu değişmeler sonucu ortaya çıkan toplumsal sorunları; her türlü toplumsal olay ve olguları kendine has yöntemlerle inceleyerek bazı bazı yasalara bağlayan, toplumsal sorunlara çözüm arayan bir bilim dalıdır.  Sosyolog bilim adamı E. Durkheim; eğitime toplumsal kurum niteliği kazandıran, toplumsal çevrenin insan üzerinde etkileri olduğunu ve onda değişiklikler meydana getirdiğini söyler.

8  Toplumsal değişmeler eğitimi belirli bir yönde değişmeye zorladığı gibi, eğitimin yoluyla toplumun istenen ya da planlanan yönde değiştirilmesi de söz konudur.  Toplumsal kurum olarak eğitim değişmeye karşı sorumludur. Bu sorumluğu yerine getirmek için şu görevleri yüklenmelidir: a) Yeni bilgiler üretmek b) Yeni bilgileri yaymak c) Değerleri geliştirmek d) Demokrasiyi yerleştirmek e) Topluma yardım etmek

9 İnsan hem çevresini etkiler, hem çevresinden etkilenir. Eğitim kurumları, çocuğa toplumsal sorumluluk öğretir.

10  Günümüz toplum yapısına ulaşıncaya kadar insanlar değişik aşamalardan geçmişlerdir.  Başlangıçta bireysel ve günü birlik yaşayan, yalnızca karnını doyurmayı düşünen, gözlem yaparak ve gözlemlediklerini taklit ederek öğrenen, tamamen tüketici durumunda olan insanlar, göçebe kabileler ya da topluluklar halinde yaşıyorlardı.  Uzun yıllar alan dönemlerden geçerek bugünkü toplum yaşayışına ulaşmışlardır.

11  Bu dönemleri geçerken bilgi birikimine de sahip olmuşlar ve düşünsel yapılarında da önemli değişmeler olmuştur.  Yerleşik hayata geçmelerinin ardından tüketicilikten üreticiliğe de geçmişlerdir.  Ürettiklerinin bir kısmını tüketip, ellerinde kalan bir kısmını ise depolayıp ihtiyacı olan topluluklara pazarlamışlardır.

12  Böylece, basitte olsa insanlar arasındaki iş bölümü ve iş birliği dolayısıyla insani ilişkiler ortaya çıkmıştır.  İnsanın toplumsal sosyalleşme sürecinde ailesi, okul, yönetim birimleri, sivil örgütler, arkadaşlar, akran grupları, komşular ve buna benzer daha bir çok öge yer almaktadır.

13  Aile: çocuğun davranış geliştirmesinde ilk görev üstlenen kurumdur.  Her aile bir anlamda alt kültürdür.  Çocuğun kişiliğinin oluşmasında okul öncesinin çok önemli olduğu düşünülür.  Çocuğun aile içerisinde elde ettiği birikimler onun okul başarısını ve toplum içindeki davranışlarını etkiler. Ayrıca, ailelerin sosyo- ekonomik durumları da okul- aile ilişkilerini etkiler ve bu durum çocuğun başarısına yansır.

14  Eğitim toplumdan topluma değişmekle birlikte, toplumun değişime uğraması durumunda verilen eğitim de zaman içinde değişmektedir.  Her toplumun kendine has bir ideal tip insanı, kahramanları, kahramanlık hikayeleri, tarihi, örf ve adetleri olduğu düşünüldüğünde, kişilik gelişimleri de toplumdan topluma farklılıklar gösterir.  İlkel toplum, tarım toplumu, sanayi toplumu aşamalarından geçerek günümüze ulaşılmıştır. Bu yeni aşama ( günümüz) ise bilgi toplumudur.  Eğitim bireyin bireyselleşmesi kadar, onun toplumsallaşması aracıdır.

15  Toplumu bütünleştirmek  Toplumun yaşamasını sürdürmesine yardım etmek  Toplumun yüksek düzeyde gereksinmelerini karşılamak  Toplumun sorunlarına ölçülendirilmiş, denenmiş çözüm yolları geliştirmek  Toplumun üyeleri arasında oluşacak ilişkileri yasaya ve kurala bağlamak  Yeni kuşakların davranışlarını biçimlendirmek

16  Eğitim sosyolojisinin amacı, toplumun yapısına ve beklentilerine uygun olarak bir eğitim sisteminin oluşturulmasına katkıda bulunmaktır. a) Eğitilen kişinin toplumsallaşması için toplumun eğitimden beklediklerini araştırmak. b) Toplumun değişme ihtiyacını karşılamada eğitime düşen görevleri ortaya koymak. c) Toplumun benimsediği yaşam biçimine uygun olarak eğitimin biçimlenmesine ve işlemesine ilişkin ilkeleri benimsemek. d) Eğitim amaçlarını gerçekleştirmek için, eğitim sistemi ile toplumun ilişki kuracağını saptamak.  Eğitim sosyolojisi, eğitimbilim, sosyoloji, psikoloji, sosyal psikoloji, eğitim antropolojisi ve eğitim felsefesi ile yakından ilgilidir.

17  1888 yılında Dithey tarafından ortaya atılan bir yaklaşıma göre eğitimin hedefleri toplumun hedefleri ile aynıdır.  J.G Fiche ye göre toplum eğitimin bir işlevidir.  J.Devey’de 1899’da ‘Eğitim ve Toplum’ adlı eserinde eğitim sistemini toplumsal değişimin bir aracı olarak görmüştür.  J.J. Rousseau ise, ferdin doğuştan getirdiği saf tabiatını ele alan bir eğitim teorisi geliştirmiştir.

18  Aile Kurumu ve Eğitim:  Eğitim Kurumu  Hukuk Kurumu ve Eğitim  Ekonomi Kurumu ve Eğitim  Politika Kurumu ve Eğitim  Din Kurumu ve Eğitim

19  Toplum halinde yaşayan insanlar birbirleriyle yaşamları boyunca ilişki ve işbirliği içinde olmak durumundadırlar.  Çocuk doğunca aile üyeleri ile, okula gittiğinde öğretmeni ve arkadaşları ile, etkileşimini ve ilişkisini sürdürür.  Bu ilişkileriyle de öğrenir ve toplumsallaşır.  Hukukun amacı; toplumda adaleti sağlama,  Toplum düzenini sağlama,  Bireylerin ihtiyacını karşılama olarak özetlenebilir.

20  Toplumdaki sosyal ilişkilerin bir düzen içinde yürütülmesi toplum yaşayışı bakımından önemlidir.  Bu nedenle toplumsal yaşamda, toplumun bireyleri tarafından, birbirleri ile olan sosyal ilişkilerini düzenleyen pek çok kural konulmuştur.  Bu kurallar bireyin özgürce yaşamasına olanak sağlarken, diğer yandan da onun özgürlüklerini kısıtlayabilir.  Bu kuralların ortaya çıkardığı kısıtlamaların dengesi iyi ayarlandığında, toplumsal düzeni sağlayıcı bu kurallar bireyin yararınadır.

21  Toplumda düzen sağlayıcı kurallar;  Dini  Ahlaki  Hukuki kurallardır.

22  Hukuku din ve ahlak kurallarından ayırmak gerekir çünkü hukuk kurallarının yaptırım niteliği vardır.  Bu yaptırımlar devletçe güçlendirilmiştir.  Hukuku devlet yaratır.  Devlet tarafından konulmuş bu kurallara pozitif hukuk denir.  Toplumun üyelerinin birbirlerine ve içinde yaşadıkları topluma, aynı şekilde toplumunda üyelerine karşı haklarını, ödevlerini ve sorumluluklarını düzenler.  Hukuk kuralları toplumsal yaşamın güvencesidir.

23  Hukukun üstünlüğünün toplumun bireylerine davranış olarak kazandırılmasının sağlanması ve hukuka saygılı bireyler yetiştirilmesi eğitimin görevidir.  Eğitim kurumunun yasal olarak düzenlenmesi ve toplumun bireylerinin eğitimden eşit olarak yararlanmasının sağlanması hukukun görevidir.  Eğitim özgürlüğü bir hak olarak Anayasa’da yer almıştır.  Özgürlükler başkalarının özgürlükleriyle sınırlıdır ve toplumun bütün bireylerine eşitlikle uygulanır.  Eğitim ve öğretim devletin denetim ve gözetimi altında serbesttir.  Demokratik bir toplum bütün bireylerinin adalet ve fırsat eşitliği ilkelerine göre hak ve özgürlüklerine saygı göstermek zorudadır.

24  Toplumda üretim ilişkilerini düzenleyen bir kurumdur.  İnsanların gereksinimlerinin karşılanması ekonomik kaynaklarla ilişkilidir.  İnsanlar üretmedikleri zaman yaşamakta zorluk çekerler.  Rahat yaşayabilmek için üretmek zorundadırlar.  Ekonomi kurumu, yalnızca bireysel değil, aynı zamanda toplumsal çıkarları da belli bir düzene koyan bir kurumdur.  İnsan, bireysel ve toplumsal düzeydeki ekonomik gelişmesini, öğrenme ve öğretme yeteneklerine borçludur.

25  Okulun toplumsal yaşama girmesiyle birlikte, gerek bilimsel bilginin ve genel olarak toplumun ve ekonominin işleyişi ile ilgili bilgilerin, gerekse özel olarak her bir ekonomik role ilişkin bilgi ve becerilerin öğrenilmesi, okuldaki planlı bir öğrenme ve öğretme süreci ile gerçekleştirilmeye başlanmıştır.  Ekonomiye gerekli nitelikli insan gücünü planlı bir şekilde yetiştirme, toplumsal kalkınma için teknoloji üretme, bireye tutumluluk alışkanlıkları kazandırma eğitimin görevidir.  Toplumdaki ekonomik değişiklikler, ekonominin günün şartlarına göre eğitimden beklentileri eğitim üzerinde etkili olurlar.

26  Politikada temel alınması gereken ilke ve değerler: Demokratiklik Laiklik Saygı İnanç Akılcılık İnsan haklarına saygı Toplumculuk

27  Bir toplumun yönetim ilişkilerini ve yönetim süreçlerini belli kurallara bağlayan bir toplumsal kurumdur.  Yönetim toplumsal bir olaydır.  Yeryüzünde var olan her toplumun kendine özgü bir politikasının olduğu söylenebilir.  Toplumsal politika o toplumdaki bireylerin hem birbirleri ile, hem de çevreleriyle giriştikleri üretim çabaları, ilişki ve çelişkilerinden ortaya çıkar.  Toplum tarafından kurulan eğitim kurumu, toplumun bireylerine milli ideolojiyi, toplumsal değerleri, toplumun hedeflerini kazandırarak onları var olan anayasal düzene bağlı yurttaşlar olarak yetiştirirler.

28  Bütün toplumlar yurttaşlarının toplum yararına uygun olarak vatanına  Milletine,  Toplumsal değerlerine,  Anayasal ve siyasal düzenine bağlı davranışlar içerisinde olmalarını beklerler.  Eğitim kurumları anayasa ve yasalarda belirtilen çerçevenin dışında bir eğitim şekli benimseyemezler.

29  Anayasamızın başlangıç maddesinde Türkiye Cumhuriyeti’nin toplumsal politikası aşağıdaki şekilde ifade edilmiştir.  Toplumlarda devlet sisteminin kurulması ile birlikte politik kurumlar da oluşmaya başlamışlardır.  Politik kurumlar devlet yönetimini üstlendikleri için eğitimle ilgili aldıkları kararlarla eğitimin gelişmesine önemli etkileri olan kurumlardır.  Ancak eğitim kurumları da toplumun bireylerini lider, yönetici, börokrat vb. olarak yetiştirerek politika kurumuna katkı sağlarlar.

30  Toplumu bir arada tutan önemli bir kurumdur.  Toplumsallaşmanın bireylerin birbirleri ile olan ilişkileriyle oluştuğu düşünüldüğünde, dinsel etmenlerin güçlü olduğu toplumlarda ilişkilerin din tarafından düzenlenip yönetildiği söyleyebiliriz.  Toplumlarda din çağlar boyunca daima önemli bir eğitim öğretim konusu oluşturmuştur.  Dinin toplumda birlik ve beraberliği sağlayacak ve toplumsal yaşayışa katkıda bulunacak şekilde doğru ve sağlıklı olarak yayılıp kökleşmesi ancak eğitim ve öğretim ile sağlanabilir.  Bu anlamda hızla gelişen değişen topluma ayak uyduracak programların geliştirilip bunları öğretecek öğretmenlerin yetiştirilmesi gerekmektedir.

31  Kültürü oluşturan temel birtakım ögeler:  Değerler: neyin doğru neyin yanlış olduğunu gösteren standartlardır.  Semboller: ülkelerin bayrakları ve dilleri gibi…  İnançlar: paylaşılan fikirlerdir.  Dil: kültürün en önemli halkasıdır. Kullanılış tarzı kültürü etkiler. Kültürün oluşmasında ve aktarılmasında çok önemli bir yeri vardır.  Normlar: örf, adet, tabu, yaptırımlar gibi…

32 EĞİTİMİN EKONOMİK TEMELLERİ 6. BÖLÜM Tülay KAYA EDS-101

33  Ekonominin görevi sadece iktisadi olayları incelemek onu tahlil ve tasvir etmek değildir. Ekonomi bilimi aynı zamanda;  Ekonomik işleri kontrol etmek,  Onu yöneltmek,  Toplumun maddi şartlarını iyileştirmek ve refahlarını arttırmak, işlevlerini de yerine getirir.  Bu işlevlerini yerine getirmek için çaba sarf eder, rehber olur ve emreder. Bu yüzden de ekonomi uygulamalı bir bilimdir.  Eğitim bir üretim malıdır.

34  Eğitimin her kademesinin ve türünün kendisine has özel işlevlerinin yanında birtakım genel işlevleri de vardır. Bunlar;  Eğitimin açık işlevleri Kültürel işlevler Toplumsal işlevler Ekonomik işlevler  Eğitimin kapalı işlevleri Eş seçme işlevi Tanıdık sağlama ve statü kazanma işlevi İşsizliği ve çocuğun ekonomik sömürülmesini önleme işlevidir.

35  Eğitim ve ekonomi arasındaki ilişki birkaç maddeyle şu şekilde açıklanabilir; a) Eğitim ekonominin ihtiyaç duyduğu insan gücünü yetiştirir. b) Eğitim hizmetlerinin yürütülmesinin ve hizmetten yararlanmanın belli bir maliyeti vardır ( eğitim maliyeti). c) Eğitime yapılan harcamalar, Kısa dönemde tüketim özelliği taşır, Uzun dönemde yatırım özelliği taşır, d) Eğitimin gelir yaratma etkisi vardır, Bireysel düzeyde, Toplumsal düzeyde

36 e) Eğitim arzının ekonomiyle ilişkisi mevcuttur, f) Eğitim talebinin ekonomiyle ilişkisi vardır, g) Eğitim- verimlilik arasında ilişki vardır, h) Eğitim hizmetinin mal olma özelliği vardır, i) Eğitim finansman açısından ilişki vardır,

37  1960’lı yıllarda Schultz’un ortaya koyduğu iki temel husus vardır; 1) Eğitim, ferdin hayat boyu gelirini artıran bir yatırımdır. 2) Eğitim makro seviyede ekonomik kalkınma ve verim üzerinde en fazla tesir oluşturan üretim unsurudur. 3) Türkiye, 1961 Anayasası ile, kalkınmasını daha istikrarlı ve dengeli bir biçimde sağlamak için planlı döneme geçmiştir. 4) Kalkınma planları eğitim açısından incelendiğinde, eğitimle ilgili temel politikaların ve uygulanacak ana ilkelerin diğer sektörlerle bağlantılı olarak ele alındığı görülmektedir.

38  Kalkınma planlarında eğitimin temel amaçları; 1. Toplumun eğitim seviyesini yükseltmek, 2. Toplumun ihtiyacı olan nitelik ve nicelikte insan gücü yetiştirmek, 3. Eğitimde sosyal adalet ve fırsat eşitliğini sağlamaktır.  Eğitim ekonomik stratejilere, hedeflere ve politikalara dönüktür.

39  Öğrenci, öğretmen, yönetici, kadro, bina, diğer eğitimin araç-gereçleri, eğitimin hizmetinin üretilmesindeki giderler.  Eğitimle ilgili kurumlar, birimler, kamu otoriteleri, kamu yönetimi, MEB, özel yönetim, çocukları için eğitim satın alan aileler yani eğitim üreten ve eğitimden faydalananlar olarak ikiye ayrılır.  Eğitimden faydalananlar yani tüketici yönünden eğitim maliyeti eğitim kurumlarına yapılan ödemeler ile kitap, araç-gereç için yapılan ödemeleri kapsar.

40 a) Eğitim harcamalarını etkileyen faktörler: Bütün ülkelerde, söz konusu ülkenin gelir seviyesine oranla eğitim için önemli miktarda harcama yapılmakta ve harcamalar devamlı olarak artış göstermektedir. Bu artışın temel sebeplerini, 1. Teknolojik gelişmeler 2. Hükümet politikaları 3. Toplumun eğitime verdiği önem 4. Eğitim masraflarının toplam ve artış hızı 5. Toplumun ortalama hayat seviyesi 6. Yetişmiş insan gücüne olan ihtiyaç 7. Eğitimin birim maliyeti 8. Eğitimin coğrafi dağılımı 9. Eğitim harcamalarının özelliği oluşturur.

41 1. Eğitim bir ihtiyaçtır. Bu ihtiyaç için yapılan harcamalar tüketim özelliği taşır. 2. Eğitim hizmeti uzun ömürlü bir maldır. Bu özelliğinden dolayı yapılan harcama yatırımdır. 3. İnsanların eğitime önem vermeleri ve bu hizmeti temin etmek için para harcamaları eğitime özel bir tüketim malı niteliği kazandırır. 4. Yatırım, gelirin bir kısmının gelecekteki ihtiyaçlar için kullanılmasıdır.bu açıdan eğitime yapılan harcamalar boş ve karşılıksız değildir. 5. Eğitim harcamaları insanın ihtiyaçlarını karşılayan özelliği bakımından tüketim harcaması olarak kabul edilebilir.

42 1. Devlet 2. Veli-öğrenci 3. Özel sektör 4. Gönüllü kuruluşlar 5. Kredi kuruluşları 6. Fonlar Ülkemizde eğitim harcamalarının % 90-95i devlet tarafından karşılanmaktadır. Kalan kısım ise bu kaynaklarla takviye edilmektedir.

43  Eğitimin devlet tarafından sunulmasının ekonomik açıdan iki gerekçesi vardır; 1. Eğitim hizmetinin eşit dağıtılması, 2. Eğitim hizmetinin üretim ve tüketim özelliği taşımasıdır.

44 1. Makro-ekonomik unsurlar  Toplumun gelir seviyesi (milli gelir),  Nüfus büyüklüğü,  Nüfusun yaş ve cinsiyet bakımından ayrımı 2. Mikro- ekonomik unsurlar  Tüketici tercihi,  Gelir seviyesi  Fiyat ve eğitim talebi

45  Aile yapısı (büyük-küçük).  Çevrede yaşayan diğer fert ve ailelerin aldıkları eğitim.  Meslek durumu.  Kişinin zihni kapasitesi.  Arzu ve uyarılar.  Eğitim şartlarında ve arzında meydana gelen değişmeler.  Din, gelenekler ve moda.

46 1. Eğitim hizmetinin üretim masrafı ve maliyeti, 2. Eğitimin giderleri, 3. Eğitim hizmetlerinde üretim fonksiyonu

47 EĞİTİMİN HUKUKSAL TEMELLERİ 7. BÖLÜM EDS-101 Tülay KAYA

48  Toplumu düzenleyen kuralların en önemlisi ve en etkilisi hukuk kurallarıdır.  Devlet: Milletin örgütlenmiş biçimidir. İnsanlar, toplumsal rollerini yerine getirirken karşılıklı ilişkiler ve etkileşim içinde bulunurlar.  Bu ilişkiler birebir olduğu gibi, gruplar arasında da olabilir.  Bu ilişkilerin düzenlenmesi ve sağlıklı yürütülebilmesi için devlete gereksinim vardır.  Devlet, belli bir siyasal sınır içinde, bir yönetim altında birleşen insanların koyduğu hukuk kurallarının uygulanmasını sağlayan erktir.  Bir siyasal sınır içinde devlet en yüksek erktir, devletten daha güçlü bir erk yoktur.

49  Hukuk kurallarını yürüten erk yalnız devlettir.  Hiç kimse devletçe görevlendirilmedikçe hukuk kurallarını kendi başına yürütme hakkına ve gücüne sahip olamaz.  TC Anayasası’nın 5. maddesine göre ‘’ devletin temel amaç ve görevleri; Türk Milleti’nin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak; kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişilerin hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır’’.

50  Soyut bir erk olan devlet Cumhurbaşkanının makamında somutlaşmaktadır. Devlet erkinin somutlaştığı diğer ögeler:  Yasama  Yürütme  Yargıdır.  Hükümet: eğitim işlerini yürüten ve yöneten devlettir.  Hükümet; Başbakan ve bakanlardan oluşan bakanlar kuruludur.  Siyasal erkin ülke yönetimine ilişkin geliştirdiği görüşleri uygulamak, gerçekleştirmek için kurulur.  Hükümetler eğitim işlerini yürütmekten devlete karşı sorumludurlar. Eğitim işlerini yürütmekle de görevlidirler.

51  Eğitim de hükümetin tutumu kadar MEB’in tutumu da önemlidir. MEB hükümet adına eğitim işlerinden sorumludur. MEB eğitim sisteminin başıdır.  Eğitimi yöneten, denetleyen MEB’dir.  Yönetim Biçimi; TC Anayasası ile yönetim biçimi olarak demokrasiyi seçmiştir. Türk Milleti için demokrasi bir yaşam görüşü, yaşam yolu olmuştur.  Bu nedenle hem eğitimin demokrasi, hem de demokrasinin eğitim yolu ile eğitilenlere benimsetilmesi gerekmektedir.  Demokrasi, halkın, halk için, halk tarafından yönetilmesidir.

52  TC Anayasası’nın 6. maddesine göre ‘’ Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir’’.  Yönetim biçiminin demokratik olabilmesi için özetle şu ilkelerin uygulanması gerekmektedir. 1. İnsan kişiliğine saygı 2. İnsanın özgür yaşaması gerektiğine inanç. 3. İnsanın ussallığına güvenme. 4. Vatandaşlara karşı eşit işlem. 5. Vatandaşlara uygulanacak kuralların yasalarla düzenlenmesi. 6. Kuralların vatandaşlara adil uygulanması ve adil yargılama. 7. Anayasaya ve anayasal yönetime inanma.

53  Demokrasinin bu yedi temel ilkesinin geçerli olabilmesi için aşağıdaki beş alanda da uygulanmaya konulması gerekmektedir. 1. Siyasal Demokrasi: Vatandaşların devlet yönetimine ilişkin verilecek kararlara katılması sağlanmalıdır. 2. Bireysel Demokrasi: Yurttaşlar özgürlüklerinin elinden alınmasına ve kendisine yapılacak suçlamalara karşı kendini savunabilmelidir, özgürlüklerine kavuşabilmelidir. 3. Ekonomik Demokrasi: Yurttaş yasal kurallara uygun olduğu sürece yeterli olduğu bir işte çalışabilmelidir. 4. Toplumsal Demokrasi: her vatandaş rengine, diline inançlarına vs bakılmaksızın eşit olarak nitelendirilmelidir. 5. Örgütsel Demokrasi: her vatandaş yasal olmak koşuluyla örgütlere girebilmeli, kendini yetiştirme, geliştirme olanağı bulabilmeli.

54  İnsanın kişiliğini yeteneklerinin sonuna kadar geliştirmesine izin vermek ve olanak hazırlamaktır.  Eğitim Hakkı: TC Anayasası’nın 42. maddesine göre, ‘’ Kimse, eğitim ve öğretim hakkından yoksun bırakılamaz’’.  Milli Eğitim Temel Kanunu’nun 7. maddesine göre ‘’ Temel eğitim görmek her Türk vatandaşının hakkıdır’’.  Anayasa’ya göre ‘’ ilköğretim, kız ve erkek bütün vatandaşlar için zorunludur ve devlet okullarında parasızdır’’. Eğitim hakkı verilirken, hiç kimseye ayrıcalık hakkı tanınmamıştır.  Eğitim hakkının kullanılması için eğitimde fırsat ve olanak eşitliğinin gerçekleştirilmesi zorunludur.

55  Siyasal açıdan iyi vatandaşın anlamı, yasalara ve toplum kurallarına karşı gelmeden yaşayan insan demektir.  Her hükümetin yasal olmasına karşılık, eğitimin bazı yönlerine daha çok önem vermesi, bir hükümetin eğitim programını diğer hükümetin eğitim programından farklılaştırır.  Devlet ve hükümetlerin eğitime yükledikleri siyasal işlevler şöyle açıklanabilir:

56 1. İyi vatandaş yetiştirmek: yasalara ve toplum kurallarına karşı gelmeden yaşayan insan. 2. Demokrasi eğitimi yapmak: demokrasi yaşanarak öğrenilir. Eğitimin demokrasi eğitimi açısından görevi, eğitilene demokrasiyi yaşatarak öğretmektir.  Hiçbir siyasal sistem kendine düşman bireyler yetiştirmek istemez.

57 1. Eğitim Hukuku: Eğitimde yapılacak etkinliklerin ve işlemlerin genel çerçevesini verir. Eğitim hukukunun kurallarını veren üç genel kaynak vardır. Bunlar; gelenek hukuku, içtihat hukuku ve yazılı hukuktur. 2. Gelenek Hukuku: toplumda zaman içerisinde, kendiliğinden oluşan geleneklerin, devlet tarafından yaptırımlandırılmak suretiyle hukuk kurallarına dönüşmesinden oluşmuşlardır.örneğin; öğrencilerin öğretmenlerine karşı göstereceği davranışların birçoğu yazılı hukukta yoktur. 3. İçtihat Hukuku: Danıştay ve Yargıtay dairelerinin aynı hukuk konusunda ayrı ayrı kararlar almaları olanaklıdır. Bu durumda ayrı ayrı uygulamaların ortadan kaldırılması için, bu yargı organlarınca ‘içtihatı birleştirme’ kararı alınır. Bu kararlar yönetimi bağlayıcı niteliktedir. 4. Yazılı Hukuk: yetkililerce kabul edilen hukuk kurallarını yazılı olarak duyuran belgelerdir.yazılı hukukun kendi içinde önem sırası vardır. Bunlar;

58 1. Anayasa 2. Kanun 3. Tüzükler 4. Yönetmelikler 5. Kararnameler 6. Yönergeler 7. Genelgeler

59  Hukuki anlamıyla; devletin örgütlenmesi ve işleyişiyle, devlet-toplum ilişkilerini düzenleyen temel hukuk kuralları bütünüdür.  Anayasa, devletin temel yapısını, kuruluşunu, yönetim biçimini, devletin temel organlarını, bunların birbirleriyle olan ilişkilerini, kişilerin temel hak ve özgürlüklerini düzenler.  TC Anayasası tüm hukuki belgelerin kaynağıdır. Hiçbir yasa ANAYASA’ya aykırı bir hüküm getiremez.

60  Anayasadan sonra eğitime güç veren ikinci kaynak eğitime ilişkin kanunlardır.  Kanun, yetkili bir organ tarafından belirli usullere uyularak, yazılı hale getirilmiş olan hukuk kurallarıdır.  Bugün, Türkiye de kanun kurmaya yetkili organ, TBMM’dir.  Tasarıların kanun haline gelebilmesi için TBMM tarafından kabul edilmesi şarttır.  TBMM’nce benimsenen kanun tasarısı yine Cumhurbaşkanı’nın onayı ve Resmi Gazete de yayımı ile yasalaşıp yürürlüğe girer.  Milli eğitimle doğrudan ilgili olan yasalara eğitim kanunları denir.

61  Tüzük kanundan sonra gelen en güçlü hukuki metindir.  Tüzükler Cumhurbaşkanı’nca imzalanır ve kanunlar gibi yayımlanır.  Tüzük, bakanlar kurulunun çıkardığı yazılı metinlerdir.  Resmi Gazete’de yayımlanan tüzük, yürürlüğe giriş tarihi yoksa, yayımlandıktan 45 gün sonra yürürlüğe girer.  Bir tüzüğün kanunlara aykırı olmaması gerekir.

62  Güç yönünden tüzükten sonra gelir.  Yasalardan daha ayrıntılı ayrıntılı hazırlanmış metinlerdir.  Hangi yönetmeliklerin resmi gazetede yayımlanacağı kanunda belirtilir.  Eğitime yönelik pek çok yönetmelik vardır. Örneğin; atamalar

63  Kurullarca çıkarılan metinlerdir.  Bakanlar kurulu, bakan, müsteşar ve genel müdürden oluşan atama kurulu gibi üst düzeyde oluşan kuralların çıkardığı metinlere kararname denir.  Bazı yüksek makam memurları, cumhurbaşkanı, başbakan ve ilgili makamın imzalarıyla atanır.  kararnameler günün şartlarına göre yönetmeliklere kıyasla daha sık değişirler fakat yönetmeliklerden daha az güçlü değildir.

64  Bir işin adım adım nasıl yapılacağını gösteren metindir.  Bir işi en kestirme yoldan yaptırmak için hazırlanır.  Örneğin; dersin nasıl yapılacağını, makinenin nasıl kullanılacağını, yangının nasıl söndürüleceğini, ilk yardımın nasıl yapılacağını adım adım gösteren yönergeler gibi …

65  Bir kuruluşun genelini ya da büyük çoğunluğunu ilgilendiren emirler ve duyurulardır.  Bunlar diğer emirlere göre daha uzun süre geçerlidir.  bir yönetici genelge belgelerini ne denli anlamış ise, hukuki yönden hata yapma payı o oranda azalır.

66  Eğitimin ekonomik kalkınma ile bağını, uyuşumunu kurmaya çalışan belgelerdir.  TBMM onayından geçtikten sonra uygulamaya konulduğu için yasalardan sonra gelen diğer bir yasal metin de beş yıllık kalkınma planıdır.  Eğitimde izlenecek temel politikaları, uygulanacak ilkeleri ve gerçekleştirilecek hedefleri içeren eğitim planları da toplumun diğer kalkınma hedefleriyle tutarlılık içinde yer aldı.  Eğitim planlaması, önce genel amaçların, politikaların, ilkelerin saptanmasıyla başlar. Sonra özel hedefler izler.

67  Milli Eğitim Şûrası  Yüksek Öğretim Kurulu  Mesleki ve Teknik Öğretim Yüksek Danışma Kurulu  Türk Dili Danışma Kurulu’dur.

68  Tarihsel süreç içinde şûra örgütlenmesi incelendiğinde, şûra düşüncesinin, Ulusal Kurtuluş Mücadelesi sürdürülürken, Atatürk’ün yönetiminde 16 Temmuz 1921’de Ankara’da toplanan Maarif Kongresi’ne dayandığı görülmektedir.  Birinci Milli Eğitim Şûrası 1939 yılında toplanmıştır.  Milli Eğitim Şûrası, Bakanlığın en önemli danışma kuruludur.

69  2547 sayılı Yüksek Öğretim Kanunu ile 1981’de kurulan ‘’Yüksek Öğretim Kurulu, tüm Yükseköğretimi düzenleyen ve yükseköğretim kurumlarının etkinliklerine yön veren, bu kanunla kendisine verilen görev ve yetkiler çerçevesinde özerkliğe ve kamu tüzel kişiliğine sahip bir kuruluştur.  Yüksek Öğretim Kuruluna, Yüksek Öğretim Denetleme Kurulu, Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi ile gerekli planlama, araştırma, geliştirme, değerlendirme, bütçe,yatırım ve koordinasyon faaliyetleri ile ilgili birimler bağlıdır. Yüksek Öğretim Kurulu;

70 1. Cumhurbaşkanı tarafından, rektörlük ve öğrenim üyeliğinden başarılı hizmet vermiş profesörlere öncelik vermek suretiyle seçilen yedi, 2. Bakanlar Kurulunca temayüz etmiş üst düzeydeki devlet görevlileri veya emeklileri arasından seçilen yedi, 3. Genelkurmay Başkanlığınca seçilen bir, 4. Milli Eğitim Gençlik ve Spor Bakanlığınca seçilen iki, 5. Üniversitelerarası Kurulca, Kurul üyesi olmayan profesör öğretim üyelerinden seçilen yedi kişiden oluşur.  Yükseköğretim Kurulu, üniversiteleri düzenleyen, yönlendiren ve etkileyen en üst kuruldur.

71  Bu kurulun görevi, ülkenin gereksinmesine uygun olarak mesleki ve teknik eğitimin siyasasını oluşturmaya yardım edecek öneriler hazırlanmaktadır.  Kurul, endüstriden, iş ve hizmet alanından, eğitim sisteminden ve bilim alanından çağrılan üyelerle oluşur.

72  Türkçenin öğretimi, geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması konusunda öneriler hazırlayan bu kurul ilk kez 1982’de toplanmıştır.  Bu toplantıda okulöncesi, ilköğretim, ortaöğretim ve yükseköğretim kurumlarında Türk Dili eğitiminin programları ele alınmış, öğretmenlerin yetiştirilmesine ilişkin öneriler geliştirilmiştir.

73  Genel amaçlar  Özel amaçlar  Temel ilkeleri  Milli Eğitim Temel Kanununa göre Öğretmenlik

74  3 Mart 1924’de 430 sayılı Tevhid-i Tedrisat Kanunu çıkarılmıştır. Öğretimlerin birleştirilmesi anlamına gelen kanunla şu düzenlemeler meydana getirilmiştir. 1. Ülkedeki tüm bilim ve öğretim kurumları Maarif vekaletine bağlanmıştır. 2. Şer’iye ve Evkaf Vekaleti ya da özel okullarca idare edilen tüm medrese ve mektepler Maarif vekaletine bağlanmıştır. 3. Şer’iye ve Evkaf Vekaleti bütçesinde mekteplere ve medreselere ayrılan para, Maarif bütçesine geçirilecektir. 4. Maarif Vekaleti yüksek din uzmanları yetiştirmek için Darülfünunda bir İlahiyat Fakültesi, imam ve hatip yetiştirmek için de ayrı mektepler açacaktır.

75  Daha sonra tarihinde kabul edilen Milli Eğitim Temel Kanunu kabul edilmiştir. Bu Kanun’da Türk Milli eğitiminin amaçları, genel ve özel amaçlar olarak belirlenmiştir.

76  Türk milli eğitiminin genel amacı, Türk milletinin bütün fertlerini, 1. Atatürk inkılâp ve ilkelerine ve Anayasada ifadesini bulan Atatürk milliyetçiliğine bağlı; Türk Milletinin milli, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerlerini benimseyen, koruyan ve geliştiren; ailesini, vatanını, milletini seven ve daima yüceltmeye çalışan; insan haklarına ve Anayasanın başlangıcındaki temel ilkelere dayanan demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyetine karşı görev ve sorumluluklarını bilen ve bunları davranış haline getirmiş yurttaşlar olarak yetiştirmek,

77 2. Beden, zihin, ahlak, ruh ve duygu bakımlarından dengeli ve sağlıklı şekilde gelişmiş bir kişiliğe ve karaktere, hür ve bilimsel düşünme gücüne, geniş bir dünya görüşüne sahip, insan haklarına saygılı; kişilik ve teşebbüse değer veren, topluma karşı sorumluluk duyan; yapıcı, yaratıcı ve verimli kişiler olarak yetiştirmek,

78 3. İlgi, istidat ve kabiliyetlerini geliştirerek gerekli bilgi, beceri, davranışlar ve birlikte iş görme alışkanlığı kazandırmak suretiyle hazırlamak ve onların kendilerini mutlu kılacak ve toplumun mutluluğuna katkıda bulunacak bir meslek sahibi olmalarını sağlamak,

79 4. Böylece, bir yandan Türk vatandaşlarının ve Türk toplumunun refah ve mutluluğunu artırmak; öte yandan milli birlik ve bütünlük içinde iktisadi, sosyal, kültürel kalkınmayı desteklemek ve hızlandırmak ve nihayet Türk milletini çağdaş uygarlığın yapıcı, yaratıcı seçkin bir ortağı yapmaktır.

80  Türk eğitim sistemi yasadaki genel amaçları gerçekleştirecek biçimde düzenlenir. Çeşitli derece ve türdeki eğitim kurumları bu genel amaçları dikkate alarak kendi okul ve kurumlarının amaçlarını belirler. Okulöncesi, ilköğretim, ortaöğretim, yükseköğretim ve yaygın eğitim kurumlarının özel amaçları bu sıra içinde ele alınıp işlendiğinden burada özel amaçlara yer verilmemiştir.

81 1. Genellik ve eşitlik: Eğitim kurumları dil, ırk, cinsiyet ve din ayrımı gözetmeksizin herkese açıktır. Eğitimde hiçbir kişiye, aileye, zümre veya sınıfa imtiyaz tanınmaz. Bu ilke herkese, yeteneği ve ilgisine göre, eşit eğitim olanağını tanımaktadır.

82 2. Ferdin ve toplumun ihtiyaçları: Milli eğitim hizmeti, Türk vatandaşlarının istek ve kabiliyetleri ile Türk toplumunun ihtiyaçlarına göre düzenlenir. Not: Yukarıdaki ilkeyi vatandaşın istek ve yeteneği ile toplumun gereksinimlerinin dengelenmesi gerektiğini ortaya koyan bir ilke olarak görmek gerekir.

83 3. Yöneltme: Fertler, eğitimleri süresince, ilgi, istidat ve kabiliyetleri ölçüsünde ve doğrultusunda çeşitli programlara veya okullara yöneltilerek yetiştirilirler. Milli eğitim sistemi, her bakımdan, bu yöneltmeyi gerçekleştirecek biçimde düzenlenir.  Yöneltmede ve başarının ölçülmesinde rehberlik hizmetlerinden ve nesnel (objektif) ölçme ve değerlendirme yöntemlerinden yararlanılır. Bu ilkenin uygulanabilmesi için sistem ortaöğretim, yükseköğretim ve yaygın eğitimde okul, fakülte, bölüm, dal, program ve kurs çeşitliliğine gidilmiştir.

84 4. Eğitim hakkı: Temel eğitim görmek her Türk vatandaşının hakkıdır. Temel eğitim kurumlarından sonraki eğitim kurumlarından vatandaşlar ilgi, yeti ve yetenekleri ölçüsünde yararlanırlar. Bu ilke ilköğretimin bütün vatandaşlar için zorunlu ve Devlet okullarında parasız oluşuyla pekiştirilmiş bulunmaktadır.

85 5. Fırsat ve imkân eşitliği. Eğitimde kadın, erkek herkese fırsat ve imkân eşitliği sağlanır. Parasal olanaklardan yoksun başarılı öğrencilerin en yüksek eğitim basamağına dek öğrenim görmelerini sağlamak amacıyla parasız yatılılık, burs, kredi ve başka yollarla gerekli yardım yapılır. Özel eğitime ve korunmaya gereksinimi olan çocukları yetiştirmek için özel önlemler alınır.

86 6. Süreklilik. Fertlerin, genel ve mesleki eğitimlerinin hayat boyunca devam etmesi esastır. Gençlerin eğitimi yanında, yaşama ve iş alanlarına olumlu bir biçimde uymalarına yardımcı olmak üzere, yetişkinlerin sürekli eğitimini sağlamak için gerekli önlemleri almak da bir eğitim görevidir.

87 7. Atatürk inkılâp ve ilkeleri ve Atatürk milliyetçiliği: Eğitim sistemimizin her derece ve türü ile ilgili ders programlarının hazırlanıp uygulanmasında ve her türlü eğitim faaliyetlerinde Atatürk inkılâp ve ilkeleri ve Anayasada ifadesini bulmuş olan Atatürk milliyetçiliği temel olarak alınır. Milli kültürün bozulup yozlaşmadan kendimize has şekli ile evrensel kültür içinde korunup geliştirilmesine ve öğretilmesine önem verilir.  Milli birlik ve bütünlüğün temel öğelerinden biri olarak Türk dilinin, eğitimin her basamağında, özellikleri bozulmadan ve aşırılığa kaçılmadan öğretilmesine önem verilir; çağdaş eğitim ve bilim dili olarak zenginleşmesine çalışılır ve bu amaçla Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu ile işbirliği yapılarak Milli Eğitim Bakanlığınca gereken önlemler alınır.

88 8. Demokrasi eğitimi: Güçlü ve istikrarlı, hür ve demokratik bir toplum düzeninin gerçekleşmesi ve devamı için yurttaşların sahip olmaları gereken demokrasi bilincinin, yurt yönetimine ait bilgi, anlayış ve davranışlarla sorumluluk duygusunun ve manevi değerlere saygının, her türlü eğitim çalışmalarında öğrencilere kazandırılıp geliştirilmesine çalışılır; ancak, eğitim kurumlarında Anayasada ifadesini bulan Atatürk milliyetçiliğine aykırı siyasal ve ideolojik telkinler yapılmasına ve bu nitelikteki günlük siyasal olay ve tartışmalara karışılmasına hiçbir şekilde meydan verilmez.

89 9. Laiklik: Türk milli eğitiminde laiklik esastır. Din kültürü ve ahlak öğretimi ilkokul ve ortaokullar ile lise ve dengi okullarda okutulan zorunlu dersler arasında yer alır.

90 10. Bilimsellik: Her derece ve türdeki ders programları ve eğitim metotlarıyla ders araç ve gereçleri, bilimsel ve teknolojik esaslara ve yeniliklere, çevre ve ülke ihtiyaçlarına göre sürekli olarak geliştirilir.  Eğitimde verimliliğin artırılması ve sürekli olarak gelişme ve yenileşmenin sağlanması bilimsel araştırma ve değerlendirmelere dayalı olarak yapılır. Bilgi ve teknoloji üretmek ve kültürümüzü geliştirmek amacıyla eğitim kurumları gereğince donatılıp güçlendirilir; bu yöndeki çalışmalar maddi ve manevi bakımdan teşvik edilir ve desteklenir.

91 11. Planlılık: Milli eğitimin gelişmesi iktisadi, sosyal ve kültürel kalkınma hedeflerine uygun olarak eğitim- insan gücü- istihdam ilişkileri dikkate alınmak suretiyle, sanayileşme ve tarımda modernleşmede gerekli teknolojik gelişmeyi sağlayacak mesleki ve teknik eğitime ağırlık verecek biçimde planlanır ve gerçekleştirilir.  Eğitim kurumlarının yer, personel, bina, tesis ve ekleri, donatım, araç ve kapasiteleri ile ilgili standartlar önceden saptanır ve kurumların bu standartlara göre yeterli büyüklükte kurulması ve verimli olarak işletilmesi sağlanır.

92 12.Karma eğitim. Okullarda kız ve erkek karma eğitim yapılması esastır. Ancak eğitimin türüne, imkân ve zorunluluklara göre bazı okullar yalnızca kız veya yalnızca erkek öğrencilere ayrılabilir.

93 13. Okul ile ailenin işbirliği: Eğitim kurumlarının amaçlarını gerçekleştirmesinde katkıda bulunmak için okul ile aile işbirliği sağlanır. Bu maksatla okullarda Okul- Aile Birlikleri kurulur.

94 14. Her yerde eğitim: Milli eğitimin amaçları yalnız resmi ve özel eğitim kurumlarında değil, aynı zamanda evde, çevrede, işyerlerinde, her yerde ve her fırsatta gerçekleştirilmeye çalışılır. Resmi, özel ve gönüllü her kuruluşun eğitimle ilgili etkinlikleri milli eğitim amaçlarına uygunluğu bakımından Milli Eğitim Bakanlığının denetimini gerektirir.

95  Öğretmenlik, Devletin eğitim, öğretim ve bununla ilgili yönetim görevlerini üzerine alan özel bir ihtisas mesleğidir. Öğretmenler bu görevlerini Türk Milli Eğitiminin amaçlarına ve temel ilkelerine uygun olarak ifa etmekle yükümlüdürler.  Öğretmenlik mesleğine hazırlık genel kültür, özel alan eğitimi ve pedagojik formasyon ile sağlanır.  Yukarıda belirtilen nitelikleri kazanabilmeleri için, hangi öğretim kademesinde olursa olsun, öğretmen adaylarının yüksek öğrenim görmelerinin sağlanması esastır. Bu öğrenim lisans öncesi, lisans ve lisans üstü seviyelerde yatay ve dikey geçişlere de imkan verecek biçimde düzenlenir.

96  Öğretmenlerin Nitelikleri ve Seçimi: Öğretmen adaylarında genel kültür, özel alan eğitimi ve pedagojik formasyon bakımından aranacak nitelikler Milli Eğitim Bakanlığınca tespit olunur.  Öğretmenler,öğretmen yetiştiren yükseköğretim kurumlarından ve bunlara denkliği kabul edilen yurtdışı yükseköğretim kurumlarından mezun olanlar arasından, Milli Eğitim Bakanlığınca seçilirler.  Yüksek öğrenimleri sırasında pedagojik formasyon kazanmamış olanların ihtiyaç duyulan alanlarda, öğretmenliğe atanmaları halinde bu gibilerin adaylık dönemi içinde yetişmeleri için Milli Eğitim Bakanlığınca gerekli tedbirler alınır.  Hangi derece ve türdeki eğitim, öğretim, teftiş ve yönetim görevlerine, hangi seviye ve alanda öğrenim görmüş olanların ne gibi şartlarla seçilebilecekleri yönetmelikle düzenlenir.

97  Öğretmenlerin Bölge Hizmetleri: Öğretmenlikte yurdun çeşitli bölgelerinde görev yapmak esastır.  Hizmet bölgeleri ve ihtiyaçlara göre bu bölgelerarası yer değiştirme esasları yönetmelikle düzenlenir.

98  Öğretmenlerin Hizmet İçi Yetiştirilmesi: Öğretmenlerin daha üst öğrenim görmelerini sağlamak üzere yaz ve akşam okulları açılır veya hizmet içinde yetiştirilmeleri maksadıyla kurslar ve seminerler düzenlenir.  Yaz ve akşam okulları öğretmen yetiştiren kurumlarca açılır; bunlara devam ederek yeterli krediyi dolduran öğretmenlere o kurumun belge veya diploması verilir.  Milli Eğitim Bakanlığınca açılan kurs ve seminerlere devam edenlerden başarı sağlayanlara belge verilir. Bu belgelerin, öğretmenlerin atama, yükselme ve nakillerinde ne ölçüde ve nasıl değerlendirileceği yönetmelikle düzenlenir.

99  Yurt İçi ve Yurt Dışı Yetişme İmkanları: Yurt içinde ve dışında daha üst öğrenim yapmak veya bilgi, görgü ve ihtisaslarını arttırmak isteyen öğretmenlerin belli şartlarla, aylıklı veya aylıksız izinli sayılmaları sağlanır; bu şartlar, milli eğitimin ihtiyaçları göz önünde tutularak, hazırlanacak yönetmelikle belirtilir.

100  Öğretmen Konutları: Milli Eğitim Bakanlığınca gerekli görülen yerlerde, özellikle mahrumiyet bölgelerinde görevli öğretmenlere konut sağlanır.  Konutlar okul binaları ile birlikte planlanır ve yapılır.  Eski eğitim kurumlarının konut ihtiyacı bir plana bağlanır ve bu konutların yapımı için, her yıl Milli Eğitim Bakanlığı Bütçesine gerekli ödenek konur.

101 EĞİTİM BİLİMLERİNDE YÖNTEM 8. BÖLÜM EDS-101 TÜLAY KAYA

102  İnsan zekasının çalışması sonucu ortaya çıkan düşünsel ürüne bilgi denir.  İnsan bazı gereksinimlerini karşılamak ve meraklarından dolayı içinde bulunduğu çevreyi tanımak, anlamak ve ondan yararlanmak ister.  Bu isteklerini karşılamanın yolu da çevre hakkında bilgi toplamaktır. Bunlar; 1. Bireysel yaşantılar 2. Otorite 3. Tümdengelim 4. Tümevarım

103  Bu yolla bilgi toplama daha kolaydır ve daha çok da deneyimlerden elde edilir.  Örneğin:  Bu tür bilgi edinmede bireysel yaşantılar çok güvenilir bir yol olmayabilir. Çünkü bu yolla elde edilen bilginin herkes tarafından aynı biçimde elde edilmesi ve doğruluğunun kontrol edilmesi çok zordur.

104  Bir konuda bilgili, yetkili ya da deneyimli olduğu kabul edilen bir kişiden bilginin elde edilmesidir.  Örneğin; bir çocuk için anne, baba ve ailedeki diğer büyük kişiler bir otorite iken, okul deneyimi başladığında öğretmen otorite olarak görünebilir.  Çocuğun yaşının büyümesiyle otoriteler farklılaşabilir; kendi yaşantısı yoluyla bilgi kazanmaya başlar.

105  Başlangıçta doğru olarak kabul edilen bir genel önermeden yola çıkarak daha dar kapsamlı önermelerin kabul edilmesiyle elde edilen bir bilgi edinme yoludur.  Olgusal bir durum ile bu genel önerme açıklanmaya çalışılır.  Örneğin; siyah bulut yağmur getirir, bugün hava bulutludur ya da bugün yağmur yağacaktır.  Tümdengelimle ulaşılan sonuçlar, ancak öncüllerin doğruluğu ölçüsünde doğru olacaktır.

106  Tümevarım yöntemi, tümdengelime bir alternatif olarak ortaya çıkmıştır.  Bu yöntem bilginin kaynağı olarak duyuları, deney ve gözlemi kabul eder.  Doğru bilgiye bilimsel yolla ulaşılır ve bilim de olgusaldır.  Tümevarım, deney ve gözlemle elde edilen olgusal bilgilerden genellemeler, ilkeler ve yasalar ortaya çıkarma yöntemidir.  Bu yöntemde parçadan bütüne doğru gidilir.  Tek tek gözlemlerden genel ilkelere varılır. Örneğin; I. Bugün hava bulutlu ve yağmur yağmıştır. II. Dün hava bulutluydu ve yağmur yağdı. III. Bir hafta önce hava bulutluydu ve yağmur yağdı. Karar: o halde hava bulutluyken yağmur yağar.

107  Evrendeki düzeni bulma amacıyla gözlenebilen değişkenler arasında belirli bir yöntemle bağlantılar arayan sistemli, kanıtlanmış, tekrarlanabilir ve organize bilgiler bütünüdür.  Bir bilginin bilimsel bilgi olması için iki temel koşulu yerine getirmesi gerekmektedir. 1. Mantıksal geçerliliği olmalı ( mantığa aykırı olmamalı) 2. Görgül doğruluğu olmalı ( araştırmaya, deneye dayalı olması gerekmektedir.)  Bilimin betimleme, yordama ve kontrol etme olmak üzere üç temel işlevi vardır.  Not: (Görgül)Yalnız deney ve gözlemlerle elde edilen bilgi.

108  Araştırmaların hepsi belirli bir probleme çözüm bulmak amacıyla yapılır.  İyi bir araştırma problemi aşağıdaki özellikleri taşımalıdır.  Genel ölçütler: araştırmayı yapan kişiye bağlı olmayan, araştırma probleminin sınırlılıklarından kaynakla oluşturulan ölçütlerdir. Bunlar; a) Çözülebilirlik: probleme araştırma yapılarak; bilimsel olarak yanıt bulunulmasıdır. b) Önemlilik: elde edilecek sonuç bilimsel açıdan bir yarar sağlamalıdır. c) Yenilik: problem daha önceki araştırmaların tekrarı ve yanıt bulunmuş bir problem olmamalıdır. Önceki araştırmalardan farklı olmalıdır. d) Etik kurallara uygunluk: araştırmaya denek olarak katılan kişilerin gizlilik hakkını korumak. e) Özel ölçütler: araştırmacının özelliklerinden kaynaklanan ölçütler.

109 f) Alanda yeterlilik: araştırmacının, bilgi elde ettiği sonuçları değerlendirebilecek yeterlikte olmasıdır. g) Yöntemlerde yeterlik: araştırmacı ölçme teknikleri ve istatistik bilgisine sahip olmalıdır. h) Veri toplama izni: araştırma yaptığı konuda gerekli izin belgelerini almasıdır. Sakınca olmaması. i) Olanak yeterliği: araştırmayı tamamlamak için yeterli zamanın, maddi yeterliliğin ve diğer gerekli olan koşulların uygun olmasıdır. j) İlgi yeterliği: araştırmacının, araştırma yaptığı konuya ilgili olması ve karşılaştığı problemler karşısında yılmadan sürdürebilmesidir.

110  Bilimin amacı evreni açıklayabilme ve gerektiğinde onu kontrol altına almaktır.  Bu amaç çerçevesinde temel bilimin işlevleri betimleme, açıklama, kontrol olarak belirtilebilir.  Bilimin anlama işlevi en basit olanıdır. Bu aşamada bilim yalnızca gözlediği olguları olduğu gibi tanımlayarak nedir? Sorusuna cevap arar.  Açıklama işlevinde, daha önce tanımlamış olduğu olgular arasında neden- sonuç ilişkisi kurmaya çalışır. Bu aşama da bilim neden? Sorusuna cevap arar.  Kontrol işlevi de anlama ve açıklama aşamalarında ortaya çıkan bilgilerin uygulamaya konulmasıdır. Bu aşamadaki amaç; doğa ve toplum olaylarının kontrol altına alınmasıdır.

111  Bilimin bazı özellikleri vardır. Bunlar; 1. Bilim gözleme dayanır. Gözlenebilir ve ölçülebilir olgular olmalıdır. 2. Bilim nesneldir. Araştırmacı kendi kanı ve düşüncelerini yoruma katmamalıdır. Nesnel olmalıdır. 3. Bilim mantıksaldır. Bilgilerin birbiriyle tutarlı olması. 4. Bilim eleştiricidir. Ulaşılan sonuçları, düşünceleri eleştirir. Bu özellik bilimin kendini yenileme ve geliştirmesini sağlar. 5. Bilim seçicidir. Evrende var olan her şeyle ilgilenmez. Düzenli bilgiler elde edip gelişmesi için de seçici olması gerekir. 6. Bilim genelleyicidir. Tek tek olaylarla değil daha çok olaylar bütünü ile ilgilenir.

112  Bir sorunu çözmek, bir deneyi sonuçlandırmak, bir konuyu öğrenmek ya da öğretmek gibi amaçlara ulaşmak için bilinçli olarak seçilen ve izlenen düzenli yola yöntem denir.  Bilimsel yöntemin aşamaları: 1. Problemin fark edilmesi 2. Problemin tanımlanması 3. Problem için olası çözüm yollarının yazılması 4. Olası çözümleri doğrulayacak gözlem ve deneylerin neler olduğunun yazılması 5. Denencelerin test edilmesi

113  Rahatsızlık veren şey, birey için çözümlenmesi gerekiyorsa problem fark edilmiş ve çözümü için araştırılması gerektiği ortaya çıkmıştır.  Problem yaratmayan bir durumun araştırılması gerekmez. Bu nedenle bilimsel yöntemin uygulanabilmesi için öncelikle bir problem olması gerekir.

114  İkinci aşaması fark edilen problemin tanımlanmasıdır. Bir problemin çözümlenebilmesi, öncelikle onun ne olduğunun anlaşılmasına, problemin kaynağının ne olduğuna bağlıdır.  Problem açıklandıktan sonra gerekli bilgiler ve olası çözüm yolları bulunmaya çalışılır.

115  Doğruluğu deneysel olarak henüz doğrulanmamış ancak doğrulanacağı umulan kuramsal düşünceye denence ya da hipotez denir.  Bir önceki aşamada tanımlanan ve kaynağı belirlenen problem için olası çözümlerin belirlenmesi bilimsel yöntemin üçüncü aşaması olarak ifade edilebilir.

116  Olası çözüm yollarının doğrulanması ya da yanlışlanması için gerekli verilerin neler olacağının belirlenmesi gerekir.  Objektif yolla elde edilen en az hatalı gözlem sonuçlarına dayalı verilen kararların isabetlilik düzeyi artacaktır.

117  Bu aşamada elde edilen verilerle denencelerin doğru olup olmadığı kontrol edilir.  Böylece hangi denencelerin gözlenen olgularla tutarlı olduğu, hangilerinin tutarsız olduğu belirlenir.

118  Temel araştırmalar  Uygulamalı araştırmalar  Laboratuar araştırmaları  Saha araştırmaları  Tarihsel araştırmalar  Betimsel araştırmalar  Deneysel araştırmalar

119  Temel araştırmaların amacı, halihazırdaki kuramsal bilgilere yenilerini katmaktır. Dolayısıyla, kuram geliştirmeye ve kuram test etmeye yönelik araştırmalar olup günlük karşılaşılan problemlere çözüm bulmak amacıyla yapılmaz.  Örnek:  Ekonomik koşullar ile sosyal gelişme arasındaki nedensel ilişkinin incelenmesi  Ailenin geçmişte ve günümüzde farklı uygarlıklardaki rolünün incelenmesi

120  Uygulama araştırmalarında amaç, günlük karşılaşılan problemlere çözüm bulmaktır; bilgi üretmek ise ikinci sırada gelir.  Yerel problemlerin çözümüne yöneliktir.  Örnek:  Araçların geliştirilmesi amacıyla uygulamalı araştırmalar.

121  Araştırmanın uygun koşullar altında, istenmedik değişkenlerin daha çok kontrol altına alındığı, laboratuar ortamında gerçeğe uygun koşullar yaratılarak verilerin toplandığı ve bulgulara bakarak genellemelerin yapıldığı araştırmalardır.  Örnek: Sağlık,besin ve kullanılan birçok madde de testler yapılmaktadır.

122  Günlük yaşantıda karşılaşılan ortamlarda, gerçek durumda araştırmanın yapılmasıdır. Araştırma gerçek ortamda yapıldığından genelleme de yapılacak hata daha azdır.

123  Geçmiş yaşam içerisinde meydana gelmiş olay ve olguların araştırmasında ya da bir problemin geçmişle ilişkisi yönünden incelenmesinde kullanılan yönteme denir.  Geçmişe yönelik araştırmalar olduğunda ne idi? Sorusuna cevap arar.

124  Betimsel araştırmalar, olayların daha önceki durumlarını da dikkate alarak, değişkenler arasındaki ilişkileri açıklamaya yönelik araştırmalardır.  Verileri ele alarak özetleyici değerlerle kısaca tanımlamaktır. Betimleme yöntemi denince genellikle anket, sınav ve gözlem formu gibi bir ölçme aracıyla veri toplama anlaşılır.  Bu araçlarla toplanan bilgiler grupların özelliklerini betimlemede kullanılır.

125  Deneysel araştırmalar, değişkenler arasındaki neden-sonuç ilişkilerini ortaya çıkartan araştırmalardır.

126  Değişken: değişik değerler alabilen (en az iki değer) her şey değişkendir (yaş, öğrenme hızı, kaygı düzeyi gibi).değişkenler aldıkları değerlere göre şöyle sınıflandırılır; a) Süreksiz değişkenler: tam sayı ile ifade edilebilen nitel değişkenlerdir( cinsiyet değişkeninde; kadının 1, erkeğin 2 ile ifade edilmesi gibi). b) Sürekli değişkenler: herhangi bir değer alabilen, kesirli sayılarla da ifade edilebilen nicel değişkenlerdir.

127  Araştırmanın kontrol biçimine bağlı olarak değişkenler üç grupta incelenir. Bunlar; a. Bağımlı Değişken: bağımsız değişkenin etkisi ile değişmesi beklenen değişkene denir. b. Bağımsız Değişken: bağımlı değişken üzerinde etkisi test edilen değişkene denir. c. Kontrol Değişkenleri: bağımlı değişken üzerinde etkisi test edilmeyen ama bağımlı değişkeni etkileme olasılığı olan değişkenlerdir. Zeka, yaş gibi özelliklerinden kaynaklanan veya zaman gibi süreçten kaynaklanan ya da sıcaklık, ısı gibi dış kaynaklara ilişkin değişkenlerdir.

128  Araştırma problemi belirlendikten sonra ikinci adım bu problemin ifade edilmesidir. Problem soru cümlesi ya da denencelerle belirtilir.  Soru cümlesi: araştırmanın amacı soru cümlesi biçiminde ifade edilebilir.  Örnek: sınav kaygısıyla baş etme programı uygulanan ve uygulanmayan lise üçüncü sınıf öğrencilerinin sınav kaygısı düzeylerinde fark var mıdır?  Denence cümlesi: araştırmalarda en az iki değişken arasında yordanan ilişkinin ifadesidir.  Örnek: sınav kaygısıyla baş etme programı uygulanan lise 3. sınıf öğrencilerinin sınav kaygısı düzeylerinde, bu programın uygulanmadığı lise üçüncü sınıf öğrencilerinin sınav kaygısı düzeylerine oranla azalma olur.

129  İki değişken arasındaki ilişkiyi yönünü de belirtecek biçimde dile getirmelidir.  Test edilebilir, sınanabilir olmalıdır. Ölçülebilir ve gözlenebilir kavramları içermelidir.  Değer yargısı taşımamalıdır.  Hem doğası açısından hem de eldeki olanaklar açısından sınanabilmelidir.  Herkesin aynı anlamlar vereceği, açık ve sade bir dille yazılmalıdır.

130  Araştırma deseni iki kategoride incelenebilir. İlişki arayan ve ilişki aramayan araştırmalardır.  İlişki arayan araştırmalarda en az iki değişken arasında ilişki olup olmadığı belirlenmeye çalışılır. İlişki arayan araştırmalar deneysel olan araştırmalar ve ilişki aramayan araştırmalarda deneysel olmayan araştırmalardır.

131  Deneysel Desenler: bu desenlerde neden-sonuç ilişkisini bulmak amacıyla değişkenler, araştırmacı tarafından, doğrudan kontrol altına alınmalıdır. Araştırmanın deneysel olması için şu özellikleri taşıması gerekir; Araştırmacı bağımsız değişken üzerinde değişim yapabilmelidir. Araştırmacının bağımsız değişkende yaptığı değişimler kontrollü koşullarda yapılmalı ve karıştırıcı olan değişkenlerin etkisi kontrol edilmelidir. Araştırmacı bağımsız değişkende yaptığı değişimin etkisini kontrol edebilmelidir. Deneysel araştırmalarda en az bir deney bir de kontrol grubu bulunmaktadır ve bu gruplar öteki değişkenler açısından eşitlenmelidir.

132  Üç tür deneysel desenden söz edilebilir. Öntest- sontest Sontest kontrol gruplu model Solomon dört grup modeli

133  Eğitim alanında yapılan çalışmalarda yaygın olarak kullanılan bir desendir.  Deney ve kontrol grubu olarak en az iki grup yer almaktadır. Her iki gruba da deney öncesi ve deney sonrasında ölçümler uygulanır. Daha sonra yapılan araştırma sonucu bir değişim olup olmadığına bakılır.

134  Yansız atama ile oluşturulan deney ve kontrol gruplarına, deney sonrasında sontest uygulanır. Bu desen deney öncesinde öntest uygulamasının olanaksız ya da gereksiz olduğu araştırmalarda kullanılmaktadır.

135  3 desenin bir arada kullanılmasında oluşur. Bu desende; iki deney, iki kontrol grubu olmak üzere, yansız atama ile oluşturulmuş dört grup vardır.  Bu desen iç ve dış geçerliliği birlikte sağlayan en güçlü desendir.

136 1. Tek grup sontest desen 2. Tek grup öntest-sontestli desen 3. Karşılaştırma gruplu desenler 4. Korelasyonel desenler 5. Zaman dizisi desenler

137  Elde edilen bir nedensel ilişkide, sonucun deney değişkenleri ile açıklanabilir olmasına iç geçerlilik denir.  Araştırmalarda karıştırıcı değişkenlerin kontrol edilmesi iç geçerliliği arttırmaya yöneliktir.  Özellikle laboratuar ortamında kontroller en üst düzeyde olduğu için iç geçerlilik çok fazla sağlanılmaktadır.

138  Zaman  Olgunlaşma  Deney öncesi ölçme  Farklı ölçme araçlarının ve işlem basamaklarının uygulanması  Ölçülme  Regresyon  Yanlı atama  Denek kaybı

139  Örneklemin evreni temsil etmesi  Tepkisel etmenler  Ölçme- bağımsız değişken etkileşimi

140 1. İstatistiksel Yöntemler 2. Deneysel Yöntemler

141  I. Bölüm  Araştırma konusunu belirleme  Problem ve alt problemleri tanımlama  Hipotez oluşturma  Kaynak taraması  Araştırmanın amacı ve önemini belirleme  Varsayımlar ortaya koyma  Sınırlılıklar belirleme  Tanımlar ve kısaltmalar belirleme

142  II. BÖLÜM  Araştırma türünü belirleme  Evren ve örneklemi belirleme  Verilerin toplanması  Verilerin çözümlenmesi

143  III. BÖLÜM  Bulgular ortaya koyma  yorumlama

144  IV. BÖLÜM  Sonuçları ortaya koyma  Önerilerde bulunma

145 BÖLÜM 9 EĞİTİMİN İŞLEVLERİ EDS-101 TÜLAY KAYA

146  Toplumsal bir kurum olan eğitim, geleneksel anlamda ekonomik, sosyal, politik ve kültürel amaçları ve değerleri en mükemmel şekilde gerçekleştirmek üzere vardır.  Eğitim toplumsal bir ihtiyaçtan doğmuştur. Eğitim;  Birey bakımından, öğrenme ve gelişmeyi  Toplumsal bakımından, eğitim ihtiyacının karşılanmasını sağlayan bir kurumu ifade eder.

147  Bireyleri toplumsallaştırma,  Yeteneklerini tanıma ve geliştirmelerine yardım etme,  Yaratıcılıklarını geliştirme,  Bilimsel bilgiler ve beceriler kazandırma,  Kültür değerlerini öğretip kendilerine güven duymalarını sağlama,  Onları dış çevrenin olumsuz etkilerinden koruma olarak ifade edilebilir.  Ülkenin ekonomik,  sosyal, kültürel alanda kalkınmış bir ülke olabilmesi için ihtiyaç duyulan nitelikli insan gücünün yetiştirilmesi olarak düşünülebilir.

148  Geçmişte eğitimin toplumsal işlevleri daha çok öne çıkmış iken, yakın geçmişte bu bakış açısı değişikliğe uğramış ve eğitimin bireysel boyutu daha fazla ağırlık kazanmıştır.  Ülkeler çağın gerektirdiği gelişmeler ve değişime bağlı olarak eğitim sistem ve şekillerini güncellemek, geleceğe yönelik yeni hedefler belirlemek durumundadırlar.  Bu anlamda eğitimin amaç ve işlevlerini ülkelerin ulusal amaçlarından farklı düşünmek mümkün değildir.

149

150  İnsan doğumundan ölümüne kadar olan süreç içinde hep öğrenir. Bu öğrenmeler aile içinde, arkadaşlar arasında, onun doğal çevresinde ve kitle iletişim araçları sayesinde gerçekleşir.  Bunlar informal olarak nitelendirilen kendiliğinden gelişigüzel öğrenmelerdir.  Bu etkileşimlerle olumlu öğrenmeler olabildiği gibi, olumsuz istenmeyen öğrenmeler de gerçekleşebilmektedir.  Bu yolla büyüyen, gelişen toplumsal yaşantıda kendisi için davranışların hepsini kazanması da mümkün değildir.

151  Bu toplumun insan kaynağından en verimli şekilde faydalanması, planlı bir şekilde yetişmesi ile mümkün olur.  Çağdaş toplumlar menfaatlerine uygun insanları kendilerine özgü bir eğitim süreci içerinde yetiştirir.  Bu gerekçelerle eğitim süreci toplumlar tarafından kontrol altına alınmış, gelişigüzellikten kurtarılmış ve kurumsallaştırılmıştır.  Okul, öğrenciler için olumsuzluklardan arındırılmış onların ve toplumun gereksinimlerine en iyi bir şekilde hizmet veren kontrollü bir ortamdır.

152  Eğitim Programları  Yönetici  Öğretmen öğrenci  Personel  Bina, araç-gereç  Çevre  Aile Bu unsurlar birbirleri ile sürekli ilişki ve iş birliği içindedirler. Okulun niteliğini belirlerler

153  Toplumsal sosyalleşmeyi sağlama (bireyi topluma uydurma)  Kültürel mirası aktarma, zenginleştirme (toplumun biriktirdiği hazine)  Siyasal işlev (insanların ortak iyiliğini, çıkarını gerçekleştirmek)  Ekonomik işlev (kıt kaynaklardan en iyi yararlanmayı öğrenme)  Toplumu dönüştürme (farklılaşma, teknolojik değişme ile insanlar arasındaki ilişkilerin değişmesi)  Bireye yardım ( bireyin gelişimini sağlamak, bilgi yönünden)

154  Toplumsal siyasal bütünleşmeyi sağlama  Eş seçme  Bireyin çevresini genişletme ve statü kazandırma  Erken yaşta çocukları çalıştırmayı önleme

155  Dünya ülkeleri arasındaki ekonomik, siyasal ve sosyo-kültürel ilişkilerin yaygınlaşarak gelişmesi, maddi ve manevi olmayan değerlerin, bu değerler çerçevesinde oluşmuş birikimlerin ulusal sınırları aşarak dünya çapında yayılmasına küreselleşme denir.  Son derece hızlı gelişen bilişim teknolojileri dünya dengelerini değiştirmekte, yeni iş, yeni ticaret ve yeni yaşam süreçleri ortaya çıkmaktadır. Böylesine köklü değişimlerin oluşumunun altında yatan etmen bilgidir.

156  Bu hızlı değişime ayak uydurabilmek, gelişime katkıda bulunabilmek ancak eğitim ile mümkündür. Gelecek için yapılması gereken en önemli çalışma öğrenmeyi yaşamın en temel gereksinimi haline getirmek olmalıdır.  Dünyada hızlı bir biçimde meydana gelen ekonomik ve siyasal değişimlerin bir sonucu olarak karşılaşılan küreselleşme, yalnızca ekonomik değil sosyal olarak da toplumları etkilemiştir.  Yapılan çalışmalar; günümüzde dünyada, önemli bir sorun olarak yoksulluğu ve yoksullukla birlikte çocukların eğitimlerine devam edememelerini göstermektedir.  Dünyada 110 milyon çocuk eğitimlerini yoksulluk nedeniyle sürdürmemektedir.

157  Küreselleşme; teknolojinin yaygınlaşması, üretim ve tüketim süreçlerinin yeni pazarlar yaratması, demokrasi, insan hakları ve özgürlüklerin gelişmesi, genişlemesi gibi gibi olumlu özellikler yanında, uluslar arası ekonomik dengelerin sarsılması, ekonomik siyasal krizlerin artması, ulus devletin zayıflaması gibi tehlikeli ve sorunlu nitelikleri de beraberinde getirmektedir.  Ayrıca bu değişime bağlı olarak, göç hareketleri hızlanıp yoğunlaşmakta, vatandaşlık kavramı gibi pek çok hukuki kavramın anlamı ve içeriği değişmektedir.

158  Küreselleşme kültürler üzerinde de etkisini göstermektedir.  Kültürel anlamda küreselleşme, farklı kültürlerin, devletin ya da yerleşik kültür otoritelerinin kontrolünü aşacak şekilde karşılıklı etkileşimde bulunmaları anlamını da içerir.  Küreselleşmeyi savunanlar; ulus devletin artık sona erdiğini, değişime ayak uyduramayıp, toplumsal sorunlara çözüm bulmak yerine onları daha ağırlaştıran konumunda olduklarını belirtmektedirler.  Küreselleşme karşıtları; kuşku ile yaklaşmaktadırlar. İnsanların yaşadığı dünyanın kendi kontrollerinden giderek çıktığına inanmaktadırlar.

159  Küreselleşmeye uzlaşmacı yaklaşanlar; küreselleşme fenomenini(hayranlık uyandıran, meşhur, dikkat çekici) çözmeye çalışmaktadırlar.  Bu nedenle eğitim sisteminde artık kişilere bilgi vermekten çok bilgiyi nasıl elde edeceklerinin yollarının gösterilmesi gerekliliği de ortaya çıkmıştır.

160  Eğitimin geçmişine bakıldığında; ilk çağlarda, ilkel tarım toplumlarında geniş halk kitlelerine eğitim verilmesine gereksinim yoktu. Onlar tarlada çalışıyorlar, gündelik yaşamlarını sürdürecek kadar öğrenmeleri gerekenleri aile içinde öğreniyorlardı.  Biriken bilgi kulaktan kulağa, atadan çocuğa aktarılıp gidiyordu.  Üst düzey eğitim sınırlı sayıdaki seçkinler içindi.  Eğitim, yerleşik toplum düzenine geçilmesi ile birlikte; toplumun gelişmesi, iş birliğinin artması, uzmanlaşma gereksiniminin ortaya çıkmasıyla gelişti, insanlar ve toplum için vazgeçilemez bir gereksinim haline geldi.

161  Yüzyılımızda bilgi öylesine artmaktadır ki kendimiz, düşüncelerimiz ve yaptığımız işler de buna bağlı olarak sürekli değişim göstermektedir.  Birbiri ardına ortaya çıkan yenilikler insanları özellikle gençlerimizi zaman zaman şaşkınlığa uğratıp, uyum bunalımlarına sürükleyebilmektedir.  Ancak değişime direnmek, toplumu olup bitenlere kapatmak yerine 21. yüzyılda değişimle gelecek gelişmelere hazırlıklı olmak konusunda çaba sarf etmek ve önlemler alınması gerekmektedir.

162  Giderek küreselleşen dünyada günümüz insanları hızlı düşünen, yaratıcı, neyi öğrenmesi gerektiğini ayırt edebilen, nasıl daha kolay öğrendiğinin bilincinde kısaca kendini iyi tanıyan, çok şey bilen değil ama gereksinim duyduğu bilgiye kolayca ulaşabilen, teknolojiyi kullanabilen bireyler olarak düşünülüyor…  Bu durumda eğitim anlayışları değişiyor, yarınlar için bu özelliklerde insan yetiştirmeye yöneliyor.

163  Bu anlamda, 21. yüzyılda eğitim; çocuk ve gençlere teknolojik gelişmeleri iradeleri ile yorumlayabilen, çağdaş teknolojiyi özümseyebilen, değişimin fırtınasına kapılmadan, değişimin gücünü kullanıp ondan yararlanan bireyler olabilme yetenek ve davranışlarını kazandıracak şekilde yapılanmalıdır.

164 10. BÖLÜM TÜRK EĞİTİM SİSTEMİ EDS-101 TÜLAY KAYA

165  1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu’na göre Türk Milli Eğitim Sistemi ‘’örgün eğitim’’ ve ‘’yaygın eğitim olarak’’ iki ana bölümden oluşmaktadır.  Örgün eğitim: okul sistemini ifade etmektedir. Türk Milli Eğitiminde okul sistemi, okul öncesi eğitim, ilköğretim, ortaöğretim, yüksek öğretim olmak üzere dört basamaktan oluşmaktadır.  Okul öncesi eğitimde, üç farklı gelişme grubu temel alınmıştır. Buna göre; 0-36 ay(0-3 yaş ) kreş, ay (4-5 yaş) anaokulu ve ay(6 yaş) anasınıfıdır.  Okul öncesi eğitimde okullaşma oranı öğretim yılında çocuğa eğitim verilmiştir okul öncesi eğitim kurumu vardır.

166  İlköğretim kurumu: 6-14 yaşlarındaki çocukların eğitim- öğretimlerini kapsar.kız ve erkek bütün vatandaşlar için zorunludur ve devlet okullarında parasızdır.  4 yıllık ilkokulları, dört yıllık orta okulları, yetiştirici ve tamamlayıcı sınıflar ile özel eğitime muhtaç çocuklar için kurulan okullar ve sınıfları kapsamaktadır.  öğretim yılı itibariyle ilköğretim kurumunda öğrenci bulunmaktadır. Toplam bu okullarda öğretmen görev yapmaktadır.

167  Orta öğretim kurumu: ilköğretime dayalı dört yıllık öğrenim veren genel liseler ile mesleki ve teknik liseleri kapsamaktadır.  Bu kurumun eğitim sistemimiz içinde en önemli görevi, öğrencilere asgari ortak bir genel kültür vermek, uygulanacak çeşitli programlarla onları ilgi ve yetenekleri ölçüsünde mesleğe, yüksek öğretime ve iş yaşamına hazırlamaktır.  öğretim yılında genel lisede öğrenci öğrenim görmüş ve öğretmen görev yapmıştır. Aynı öğretim yılında mesleki ve teknik lisede öğrenci öğrenim görmüş öğretmende görev yapmıştır.

168  Genel Liseler: bu kurumun görevi, toplumun sorunlarını tanıyan ülkenin iktisadi, sosyal ve kültürel kalkınmasına katkıda bulunan insanlar olarak yetiştirmek ve yüksek öğrenime hazırlamaktır.  Genel Liseler kapsamında; Liseler, Anadolu liseleri, Fen Liseleri, Anadolu Güzel Sanatlar ve Spor Liseleri, Açıköğretim Lisesi, Anadolu Öğretmen Liseleri, Sosyal Bilimler Liseleri, Özel Liseler yer almaktadır.

169  Okul türü okul sayısı öğrenci sayısı öğretmen sayısı  Lise  Anadolu Lisesi  Fen Lisesi  Ana. Gz. Snt. S. O  Açıköğretim L  Ana. Öğrt. L  Sosyal Bil. L  Özel Genel Liseler

170  Okul türü okul sayısı öğrenci sayısı öğretmen sayısı  Sağlık Meslek Lisesi

171  Okul türü Okul sayısı Öğrenci sayısı Öğretmen sayısı  İmam Hatip L  Anadolu İmam  Hatip Lisesi

172  Okul Türü Okul Sayısı Öğrenci Sayısı Öğretmen Sayısı  Özel eğt. Ana snf  İşt. Eng. İlk. Ok  Gör. Eng. İlk. Ok  Eğtblr. Zhn. Eng. İlk. Ok  Öğtblr Zhn. Eng. İlk. Ok  Uyum Güç. Oln. İlk. Ok  Ortpdk. Eng. İlk. Ok  Otistik Çoc. Eğt. Mer  Ortapedk Eng. Mes. L  İştme. Eng. Mes. L

173 11. BÖLÜM BİR MESLEK OLARAK ÖĞRETMENLİK 12. BÖLÜM ÖĞRETMENLİK MESLEĞİ VE ÖĞRETMEN YETİŞTİRMEDE GELİŞMELER VE YENİLİKLER EDS-101 TÜLAY KAYA

174  Eğitim kavramının temellendiği İngilizce bir terim olan ‘’education’’ sözcüğü çift kaynaklı ve çift anlamlı bir kavramdır. Latince kökleri ‘’educare’’ beslemek, ‘’educere’’ dışarı çekmek bir şeye doğru götürmek anlamlarına gelmektedir.  İki kavramın ortak anlamı ise ‘’yetiştirmektir’’. Latince kökeniyle eğitim, insanı bilgiyle beslemek, ondaki olanakları dışarı çıkarmak için onu yetiştirmek demektir.  Eğitim sistemini oluşturan pek çok öğe içinde öğretmen, öğrenci ve eğitim programı üçlüsü diğerlerine oranla daha öne çıkmaktadır. Bu üçlünün içerisinde diğerlerini etkileme gücü daha fazla olan öğretmendir.

175  Öğretmenin başka meslek gruplarına göre daha seçkin özelliklerinin bulunması gerekir. Bunlar;  Üstün bilişsel özellikler  Yaratıcılık  Uyumlu olma  Öğrencilere yönelik olumlu tutumlar  Öğretmeye dönük olumlu tutuma sahip olma  Öğrenci ile iletişimde olmaktan hoşlanma  Öğrencilere dönük dostça yaklaşım içinde olma  Öğrencileri yargılayıcı davranışlardan kaçınma  Ana dilini iyi kullanma  Edebi konularla ve okumayla ilgilenme

176  Müzik ve resimle ilgilenme  Sosyal ve toplumsal olaylara etkin katılım  Kişisel gelişime önem verme  Kendine güven duyma  Arkadaşça ilişkilere açık olma  Duyarlı ve yardımsever olma  Alanında ve insan ilişkileri konusunda özel eğitimli olma  Empati kurabilme, doğal ve yapmacıksız olma  Demokratik davranışlar sergileme gibi özelliklere sahip olmalıdır.

177  Kullandığı renkli ve sihirli dille, anlattığı konuya tutku ve aşk kattığı için bir şairdir.  Evrendeki etkileşimlere, değişikliklere akıl, mantık ve merak kattığı için bir fizikçidir.  Öğrencilerin düşüncelerine ve davranışlarına etkide bulunduğu için orkestra şefidir.  Her bir öğrencinin sağlam bir temel oluşturmasını sağladığı için bir mimardır.  Düşüncelerin bükülmesini ve değişmesini, aynı zamanda esnemesini ve güçlenmesini sağladığı için bir beden eğitimi uzmanıdır.  Farklı kişilik, kültür, inanç ve değerlerden oluşan kalabalıklar arasında üretken ve olumlu iletişimler sağladığı için ve duyarlı bir diplomattır.  Kendisine model olarak bakan genç insanlara davranışları ve ahlak anlayışıyla ‘’anlam’’ taşıdığı için bir filozoftur.

178  Öğretmenlik bir zihinsel uğraştır. Öğretmen de bir bilgi teknisyenidir. Öğrenimi, mezun olduğu okul yıllarıyla sınırlı değildir. Alanındaki gelişmeleri izleyen, irdeleyen, yargılayan bir beyin işçisidir.  Kısacası ömür boyu sürecek entelektüel bir yaşamın sahibidir. Öğretmenler bu özellikleriyle, Batı’da her türlü yeniliğin öncüsü olmuş, ülkelerin zihinsel gücünü temsil etmiştir. Yabancı dil bilmeyen, alanındaki yenilikleri ve yerli, yabancı basını izlemeyen, enerjisi alınmış kişiler öğretme işinde başarılı olma olasılığı yoktur.  Öğretme işinde öğretmene düşen en önemli görevlerden biri de, öğrencilerine düşünmeyi öğretebilmektir. Çünkü düşünme yeteneği gelişmemiş bir kişinin yaptığı tek şey ezberlemektir.

179  Oysa eğitimin amacı bazı şeyleri ezberlemek değil, öğrencinin düşünmesini ve öğrenmesini sağlamaktır. Papağanlar ezberler, insanlar öğrenir.  Düşün(e)meyen insanların gerçek anlamda fikir sahibi olmaları da söz konusu değildir.  Okullarda ezbere ve bilgi depolamaya yönelik bir eğitimin verilmesi düşünmenin ve yaratıcılığın önündeki en önemli engellerden biridir.

180  En genel anlamıyla yaratıcılık, ‘’olmayan bir şeyi hayal edebilme, bir şeyi herkesten farklı yollarla yapabilme ve yeni fikirler geliştirebilme yeteneği’’ dir.  Başka bir deyişle, herkesin gördüğü şeyi aynı görüp, onunla ilgili farklı şeyler düşünebilmektir.  Çoğu kez çocuğun kendisinin bile farkında olmadığı yaratıcılık potansiyelini ortaya çıkarmak ise eğitimin görevlerinden biridir.  Çocukların yaratmaları için ilk koşul onların serbest olmaları ve ellerindeki araçları çekinmeden, korkmadan kullanabilmeleridir.  Yaratıcı bir okul ortamı kısıtlayıcı, otoriter ve aşırı derece de yapılandırılmış olmamalıdır.

181  Yaratıcı düşünme becerilerini geliştirmek için uygun sorular seçmek ve sormak önemlidir.  Her soru, yaratıcılığı harekete geçirmez. Hatta bazı sorular yaratıcılığı engelleyebilir. Açık uçlu sorular yaratıcılığın gelişimini destekler.  ‘’Bu kalem ne renk’’  Kalem ile yazı mı yazılır ? Gibi yanıtı belli olan sorular yerine  Bu kalemle ilgili neler söyleyebilirsiniz?  Bu kalemle neler yapılabilir?? Gibi sorular yaratıcılığı destekleyen sorulardır.  Anne- babalar ve öğretmenler sorunların çözümünde, çocuklarına ‘’öyle olmaz, böyle olur’’ gibi emirler vermek yerine, ‘’ başka türlü yapabilirdin ‘’ gibi yönlendirici öneriler getirmelidirler.

182  Anne- babalara ve öğretmenlere çocukların yaratıcılığını geliştirmeleri için şunlar önerilir: Çocuğa baskı uygulanmamalı, çocuktan modeli taklit etmesi istenmemelidir. Çocuk çok fazla eleştirilmemeli ve başka çocuklarla kıyaslanmamalıdır. Çocuğa çok fazla müdahale ederek aşırı koruyucu bir tutum sergilenmemelidir. Çocuk güvenli bir ortamda daha yaratıcı olabileceği için ona sevgi, güven dolu ve destekleyici ortamlar yaratılmalıdır. Çocuğun ilgi ve beceri düzeyi belirlenerek, ona bu düzeye uygun malzemeler sağlanmalıdır. Çocuğun kendi başarısını fark etmesine olanak sağlanmalıdır.

183  Yeni insanlar yaratmak( hayal dünyasında mesela uçabilen)  Çizgi deyimler ( deyimlerin resimlerini çizmek)  Yaratılan yeni şarkılar ( iki şarkıdan bir şarkı elde etmek)  Birbirine karışan hayvanlar (kedi, yılan, köpek, timsahın karışımdan bir hayvan elde etmek gibi ve onlara ikisinin isminin karışımı bir isim vermek)  Sözcükler nereden geliyor ( yarasa sözcüğü işe yaramamaktan gelmiştir gibi)  Gelecekten mektup var (gelecekten birer mektup yazmaları isteniyor)  Düğün davetiyeleri ( kendi düğün davetiyesini tasarlamak)  Yeni nesne tasarımları (gül şeklinde şapka, zıplayarak ilerleyen bisiklet, devrilince düşmeyen hacıyatmaz bir mum)

184  Çocukluk döneminin temel aracı olan oyun, öğrenme, yaratma, deneyim kazanma, iletişim kurma ve yetişkinliğe hazırlanma aracıdır. Oyun, özgürce ve kendiliğinden yapılan haz ve mutluluk kaynağı olan, çocuğun tüm gelişim alanlarını uyaran, yetenekleri kadar duyguları ve duyuları geliştiren etkinliklerin tümüdür.  Çocukların dikkat aralıkları kısıtlıdır. Görev kendileri için ilginç değilse, dikkatlerini devam ettirme de zorlanırlar. Çocuklar, yetişkinlerin oyun diye adlandırdığı işlerde çok iyi çalışırlar. Onlar için oyun olan, eğlencelidir; iş sevimsizdir.

185  Oyun bir ilişki biçimi olarak kullanılabilir. Kaygılı direnci olan, yetişkinden kuşku duyan bir çocuk, rehber öğretmen ile oyun yoluyla daha zengin bir iletişim kurabilir.  Çocuk daha gevşemiş ve daha özgürce konuşuyor olacaktır.  Oyun rehber öğretmenin çocuğun başkalarıyla ilişkilerini ve etkileşimini anlaması için en önemli araçtır.  Oyun, çocuğun sözleştirmekte güçlük çektiği konuları ifade etmekte yardımcı olur.  Oyun, toplumsallaşma becerilerinin en önemlisidir.

186  İnsanlar hayalleri kadar özgürdür. Toplumda hayal kurmanın çok da iyi bir şey olmadığına ilişkin bir kanı vardır. ‘’hayalperest’’ ‘’ hayalci’’ hayal dünyasında yaşıyorsun gibi sözcük ve tümcelerin olumlu bir anlama sahip olduğu söylenemez.  Halbuki hayal gücüyle beyni çalışmaya sevk edebiliriz.  Bir amaç ve hedef varsa beynimizde bu amaç ve hedefe adım adım ulaşma yollarını hayal ederek ve daima olumlu düşünerek oraya ulaşabiliriz.  Hayal kurmak beynin çalışmasına katkı sağlar. ‘’ en büyük mucitler, en çok hayal kuranlardır’’.  Bilgi ve belleğin oluşumu, gelişmesi ve olgunlaşması için hayal kurulmalıdır.

187  Beyinler paraşüt gibidir, açılmadıkça çalışmaz. Beyin işlevleri yaşlarında artar, 40 yaşından sonrayla hızla azalır. Günde 10bin hücre ölür, ama yaşına kadar ölen hücrelerin sayısı toplam hücrelerin ancak % 5’i ulaşır.  Her beyin hücresi öldüğünde, bellekte depolama, yeni bilgileri alma ve öğrenme de zayıflama oluşur. Eğer beyin hücrelerimizi çalıştırırsak, 60 yaşında, bir gencin beyni kadar aktiviteye sahip olabiliriz.  Yetişkinler, çocukları hayal kurmayı bırakmaya ve gerçekçi olmaya zorlayarak, onların yaratıcılıklarını öldürürler. Bir çocuğun hayal dünyasına dalmasını ‘’aptalca’’ olarak nitelemek, çocuğun keşfetme arzusunun kırılmasına ve zamanla yok olmasına sebep olur.  Bir öğretmen etkinlikleri kullanırken, çocuğun bilgileri olduğu gibi uygulamasını değil, yaratabilmesini, düşünebilmesini ve hayal kurabilmesini amaçlamalıdır.

188  Çocuk eğitiminde en önemli kavramlardan biri olan disiplin kavramı Latincede ‘’rehberlik ve yardım etme’’ anlamına gelmektedir. Özünde otorite ve özgürlük birlikte yer alır. Öğretmen bir diktatör değildir. Gerçek disiplin sahibi bir öğretmen öğrencilerine korku değil, güven verebilendir.  Çünkü, öğretmenler genelde disiplini öğrenciyi cezalandırmak, sözlü ya da utandırmalarla ve suçlamalarla sağlamayı öğrenmişlerdir.  Ne yazık ki bu yöntemler iyi sonuç vermezler.  Genelde bastırıcı yöntemler direnci, baş kaldırmayı ve karşılık vermeyi kışkırtır.  Öğretmen saygı istememeli, öğrenci kendiliğinden saygı göstermelidir.  Zorlayıcı, baskıcı öğretmenler eğitim sistemimizin istisnası değil, klasiğidir.

189  Disiplin bazen karşımıza dayak olarak da çıkmaktadır. Dayak atan anne- babalar ve öğretmenler aynı zamanda çocuklarını deli gibi severler de.  Sorun bir sevgisizlik sorunu değil, bilgisizlik sorunudur.  Eğitim, bireyin anlam anlayışı yolunda beyninin, yüreğinin ve elinin özgürleştirilmesidir.  Çünkü eğitim bir sınır koyma uğraşı değil, ufukları genişletme çalışması olmalıdır.  İnsanoğluna yakışır bir eğitim korkudan bağımsız bir eğitimdir.  Korku dolu birey, özgür düşünme gücünü yitirir. Birey özgürlüğünü yitirince de yeteneklerini yitirir.

190  Ciddi bir eğitimin sevgiye dayalı bir güler yüzlü eğitim olduğunu, buna karşılık ciddiyet dışı, çağ dışı eğitimin çeşitli korkulara dayalı olduğunu görüyoruz. Öğretmenin ‘’uzun sopasıyla’’ sınıfın en ucuna yetiştiği, velilerin öğretmene ‘’ eti senin kemiği benim’’ diye emanet edildiği laubali bir eğitimdir. Eğitimin en ciddi uygulayıcıları ise en güler yüzlü öğreticileri olmuştur.  Öğretmenin kendine güveni, öğrencilere güven ortamı sağlar ve disiplin sorunlarını azaltır.  Disiplin sağlamada en önemli öğelerden biri de karşılıklı iletişim kurabilmektir. Sınıf ortamı yalnızca öğretmenin söylediği, öğrencinin dinlediği, edilgen kaldığı bir ortam olmamalıdır.

191  İletişim, iki birim arasında ileti alış verişi olarak tanımlanabilir. Birimler arasında yalnızca ‘alış’ ya da yalnızca ‘veriş’ söz konusuysa, buna iletişim değil, ileti(m) diyebiliriz.  Eğitim bir iletişim işidir denebilir. Bir eğitim ortamında ne kadar çok iletişim varsa, orada o kadar çok öğrenme gerçekleşir.

192 1. Emir vermek, yönlendirmek 2. Uyarmak, gözdağı vermek 3. Ahlak dersi vermek 4. Öğüt vermek, çözüm ve öneri getirmek 5. Nutuk çekmek, mantıklı düşünceler önermek 6. Yargılamak, eleştirmek, suçlamak, aynı düşüncede olmamak 7. Övmek, aynı düşüncede olmak, olumlu bir değerlendirme yapmak 8. Ad takmak, alay etmek 9. Yorumlamak, analiz etmek, tanı koymak 10. Soru sormak, sınamak 11. Sözünden dönmek, oyalamak, şakacı davranmak, konuyu saptırmak

193 1. Edilgen dinleme (sessizlik) 2. Kabul tepkileri 3. Kapı aralayıcılar ve konuşmaya çağrı 4. Etkin dinleme ( geri ileti)  Çocuklar, öğretmeniyle olan iletişimlerine göre davranış geliştirirler. Öğretmenleriyle iletişimi eksik olan, çocuklarda kendine güvensizlik, görev alma korkusu, etkinliklerden kaçınma, başarının düşük olması gibi etkiler görülebilir.  Öğretmenleriyle iletişim sorunu olmayan çocuklar da bu özelliklerin tam tersini görmemiz olasıdır.

194 1. Konusuna hakim 2. Dersi öğrencinin anlayacağı şekilde anlatan 3. Araştırmacı 4. Derste esprili 5. Güdüleyen 6. Kendisiyle barışık 7. Yapılan şakaları kaldıran 8. Haksız olduğu zaman, öğrenciden özür dileyen 9. Otoriteyi tatlı- sert tutumuyla sağlayan 10. Bilgisayar kullanan 11. Konuşması samimi, Türkçesi düzgün

195 12. Derse ya da sınıfa girmeyen öğrenciyi cezalandırmak yerine nedenini araştıran 13. Teneffüs zili çaldığında dersi bitiren 14. Uyumsuz kıyafetiyle dikkati dağıtmayan 15. Ağız ve diş sağlığına dikkat eden, el ve tırnakları bakımlı 16. Ter ve sigara kokmayan 17. Sportmen, enerjik, bakımlı, doğal ve şık 18. Sabırlı 19. Öğrencilerin sorunlarına ilgi duyan 20. Sınıfta her öğrenciye eşit davranan 21. Kendi sorunları ve sıkıntıları olduğu zaman, sınıfa karşı haşin davranmayan

196 22. Normal hareket ve konuşma serbestliği tanıyan 23. dersleri soyut olmaktan çıkarıp güncel örnekler veren 24. Konu alanını çok iyi bilen ve bildiklerini öğrenciye etkili bir biçimde aktaran 25. Genel kültür seviyesi yüksek olan 26. Alçakgönüllü olan 27. Öğrencilere soru sorma olanağı tanıyan 28. Kendinden emin ve medeni cesareti olan 29. Eleştirilere her zaman açık olan 30. Affedici olan 31. Öğrencilerini eleştirecekse,özel olarak ve sakin bir halde gerçekleştiren

197 32. Öğrencilerin kendilerini özgürce ifade edebilmeleri için onları teşvik eden ve onlarla demokratik ilişki içinde olan 33. Kendi siyasi fikirlerini empoze etmeyen, tarafsız ve her düşünceye saygılı olan 34. Öğrencilerin sorunlarını dinleyen ve çözüm üreten, onların sosyal faaliyetlerine katılan, ders dışında da onlarla ilgilenen, onlara anne- baba, kardeş, dost gibi yaklaşan, onların isimlerini bilen 35. Değerlendirmede objektif, öğrenciye hak ettiği notu veren, öğrencileri not ile tehdit etmeyen 36. Öğrenciyi sıkmadan dersi anlatan.

198 1. Komik olacağım diye argo sözcükler kullanan 2. Ter ve sigara kokan 3. Ders anlatırken dışarı bakan 4. Suç ve ceza kavramını uygulayarak otorite kurmaya, saygınlık kazanmaya çalışan 5. Ödev veren 6. Başarılı öğrenciyi sınıfa örnek göstermekle yetineceği halde sınıf temsilcisi seçen 7. Sakız çiğneyen 8. Bıyıklarıyla oynayan 9. Eşiyle ilgili sorunlardan söz eden 10. Arka sırada oturanlara tembel muamelesi yapan 11. Antipatik, giysileri kırışık ve kirli, ödülden çok cezaya önem veren 12. Gülmeyen ya da çok az gülen

199 Okulun ilk gününde yapacağınız şeyler, sizin gelecekte başarılı mı, başarısız mı olacağınızı belirleyecektir. Okulun ilk gününde ya sınıfı kazanacaksınız ya da kaybedeceksiniz. Bir insanın eğitim hayatındaki en önemli gün ‘mezuniyet günü’ değil, okulun ‘ilk günü’dür. ‘’ilk izlenim’’ için ikinci bir şansınız olmayacaktır. Pek çok çalışma, öğrenci başarısındaki en önemli nedenin, öğretmenin ustalığı olduğunu ortaya koymuştur. Etkili öğretmen kapıyı nasıl açacağını ve öğrencileri öğrenmeye nasıl davet edeceğini bilen kişidir. Eğitim, insanlara bilmedikleri bir şeyi öğretmek değil, yapamadıkları davranışları yapabilir hale gelmelerini sağlamaktır.

200 Eğer insanları yargılarsanız, onları sevmeye zamanınız olmaz Herkesi sevmeyebilirsiniz fakat onlara sınırsız saygı gösterebilirsiniz. Öğrencilere ne kadar çok sorumluluk verilirse ve ne kadar çok süre diğer öğrencilerle birlikte çalışmalarına olanak tanınırsa, o kadar çok öğrenme ortaya çıkar. Gerçek öğretmen, öğrenmeyi öğretmekten başka bir şey öğretemez. Araştırmaya, incelemeye düşkün, ak saçlı bir öğretmen devamlı genç ve dinçtir.. İnsan, öğrenmeyi bıraktığı gün yaşlanır.

201 1. Dünyanın her yerinde öğretmenler insan topluluğunun en özverili ve saygıdeğer üyeleridir. 2. Ulusumuzu yetiştirmek gibi kutsal bir görevi üstlenen yüce Türk öğretmen topluluğudur. 3. Gelecekteki kuruluşumuzun saygıdeğer öncüleri olan Türkiye öğretmenleridir. 4. Hükümetin en verimli ve en önemli görevi milli eğitim işleridir. 5. Cumhurbaşkanı olmasaydım, Milli Eğitim Bakanı olmak isterdim. 6. Benim asıl kişiliğim öğretmenliğimdir. Ben milletimin öğretmeniyim. 7. Eğitimdir ki bir ulusu özgür, şanlı ve yüksek bir toplum olarak yaşatır.

202 8. Eğitim okul demektir. Okul adını hep birlikte büyük bir saygı ile analım. 9. Gerçek zaferi siz (öğretmenler) kazanıp sürdüreceksiniz. 10. Bilim ordusunun değeri, siz öğretmenlerin değeriyle ölçülecektir. 11. Öğretmenler! Sizin başarınız Cumhuriyet’in başarısı olacaktır. 12. Öğretmenler! Yeni nesil sizin eseriniz olacaktır. 13. Öğretmenler! Cumhuriyet sizden fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller ister. 14. Milletleri kurtaranlar, yalnız ve ancak öğretmenlerdir.

203

204

205

206


" Toplumu insanlar oluşturur. Toplumsal yaşantıdan uzak bir insan düşünülemez. Toplumsallık insanın bir kalıtsal özelliğidir.  İnsan doğar doğmaz başka." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları