Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

YRD. DOÇ. DR. İHSAN SARI 1. ÖĞRENME NEDİR? Organizmalar nasıl öğrenir? En temel öğrenme çeşidi iki olay arasında bağ kurmaktır. Arkonaç (1998)’ a göre.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "YRD. DOÇ. DR. İHSAN SARI 1. ÖĞRENME NEDİR? Organizmalar nasıl öğrenir? En temel öğrenme çeşidi iki olay arasında bağ kurmaktır. Arkonaç (1998)’ a göre."— Sunum transkripti:

1 YRD. DOÇ. DR. İHSAN SARI 1

2 ÖĞRENME NEDİR? Organizmalar nasıl öğrenir? En temel öğrenme çeşidi iki olay arasında bağ kurmaktır. Arkonaç (1998)’ a göre öğrenme, belirli durumlarda, tekrarlara ve takviyeye bağlı olarak davranışta meydana gelen kalıcılık süresinin şartlara göre farklılaştığı değişikliklerdir. 2

3 DEVAM Öğrenme, tekrar ya da yaşantı sonucu davranışta meydana gelen oldukça devamlı bir değişiklik olarak tanımlanabilir. Bu tanımda 3 önemli öğe vardır. Öğrenme davranışta bir değişikliktir; bu değişiklik iyiye doğru olabileceği gibi kötüye doğru da olabilir. Tekrar ya da yaşantı sonucu meydana gelen bir değişikliktir. Büyüme olgunlaşma ya da sakatlanma sonucu meydana gelen değişiklikler öğrenme değildir. Öğrenme adını alabilmesi için değişikliğin oldukça devamlı olması gereklidir; hayli uzun süre devam etmelidir 3

4 Öğrenmenin 6 özelliği Davranış değişikliği ölçülebilir olmalıdır. Davranış değişikliği süreklilik göstermelidir. Öğrenme ile öğrenilenin uygulanması birbirinden farklıdır. Her öğrendiğimizi uygulayamayız. Sigara sağlığa zararlıdır. Ama içeriz. Davranış değişikliği her zaman istendik olmaya bilir. Davranış değişikliği insanın kendi yaşantısı yoluyla olur. Her davranış değişikliği öğrenme değildir. Tikler, refleksler 4

5 Öğrenme belli yaş döneminde yapılan ve bitirilen; belirli bir sürede sonuçlanan bir olay değildir. Öğrenme süreklidir. Çevremizde etkileşimde bulunduğumuz sürece yaşamımızın her anında yer alabilir 5

6 Öğrenme her zaman doğru olanı öğrenmek değildir. 6

7 Öğrenme her zaman bilinçli olmayabilir. 7

8 İnsanın içinde bulunduğu dünya ile etkileşiminden en az üç tür değişme meydana gelir. Bunlar hareketlerimizde, bilgilerimizde ve duyularda oluşan değişmelerdir. Hareket düşünce ve duyuşlarımız birbirinden ayrı süreçler değildir. Birisindeki değişmeyi diğerindeki değişme izler ve birçok durumlarda bu değişmeler birbirine bağlıdır. Bazı durumlarda değişmelerin biri baskın olabilir. Örneğin, bir müzik aleti çalmada motor koordinasyonu daha ağırlık taşır. Bu tür değişmelerin öğrenme olarak nitelendirilebilmesi için, kişinin çevresiyle aktif bir şekilde etkileşimde bulunması gerekir. 8

9 Bu açıklamalara göre aşağıda belirtilen durum ve değişmeler birer öğrenme değildir; Doğuştan getirdiğimiz tepkiler ya da tepki yönelimleri. Bunlara içgüdüsel yönelimler denildiği gibi kısaca refleks de denilebilir. Biz bu davranış biçimiyle doğarız. Bunlar gelişim boyunca değişime uğramaz. İnsanlar dıştan gelen bir etki karşısında göz kırpmayı, diz kapağımızın altına vurulunca hızla yukarı kaldırmayı, nefes alıp vermeyi öğrenmezler. Bu tür davranışlar refleks hareketlerdir, 9

10 Değişmelerin öğrenme ile ilgili olmadığı ikinci olan büyüme ve gelişmedir. İnsan ve hayvanların boy ve ağırlıklarının değişmesi öğrenme değildir. Biyolojik olgunlaşmanın sonucu olan değişmelerdir. Kuşların uçmaları anatomik olgunluklarına bağlı olarak meydana gelir. İnsanlar yürümesini öğrenir mi? Çocuklar ayakları ve vücutlarını taşıyacak derecede güçlenmeden ve yürüme için gerekli sinir yapıları geliştirmedikçe yürüyemezler. Bu gün doğuştan gelen tepki yönelimleri hakkında olgunlaşma ve öğrenmenin rollerini tam olarak çıkaracak kesin bilgilere henüz sahip değiliz, 10

11 Öğrenme ile ilgili olmayan diğer bir değişme alanı organizmanın yorgunluk, alışkanlık ve ilaç alma durumlarındaki değişmelerdir. Bir hareketin durmaksızın yapılması bir zaman sonra onun yavaşlamasına neden olur. Bu yorgunluğa bağlı bir değişmedir. İlaç ve alkol alma insan davranışlarında geçici değişmeler meydana getirirler. Bunlarda öğrenme sayılmaz 11

12 Öğrenme Kuramları; Uyaran-tepki kuramı Bilişsel öğrenme kuramı Model alarak öğrenme 12

13 Davranışçılar, öğrenmeyi uyarıcı ile davranış arasında bağ kurma işi olarak görmektedirler. Bu yüzden davranışçıların genel adlı U- T (uyaran-tepki) kuramcılarıdır. Davranışçılar, insan zihnini doğuştan boş olarak kabul ederler. Her şey sonradan öğrenilir. 13

14 ÖĞRENME TÜRLERİ 1. Klasik koşullanma Klasik koşullanma öğrenme kuramlarında çok önemli bir aşama olarak kabul edilir. Doğal tepkiye neden olan doğal uyaranın yanına bir de koşul eklediğimizde koşullu tepkiyi elde ederiz. Bu da bir u-t kuramıdır. Klasik koşullanma refleks mekanizmasıyla ve duyusal reaksiyonlarla sınırlıdır. Klasik koşullanmada yanıt uyarıcıyı veren tarafından kontrol edilir. Çünkü o uyarıcının ne olduğu ve ne zaman verilmesi gerektiğini bilir. Pavlov köpeklerin salgı bezlerini incelemiştir 14

15 15

16 2. Sınama Yanılma Bu öğrenme biçiminde kişi bir sorunla karşılaşınca sorunu çözmek için beyin bilgi süzgecinden geçen bütün yolları dener ve çözümü sağlayan yolu bulur. Bulduğu bu yol artık kalıcı bir duruma gelir. Yani öğrenme gerçekleşir. Örneğin; elektrik ampulünü bulan Edison birçok maddeyi denemiş nihayetinde istediği sonuca karbon kullanarak ulaşmıştır. Bu öğrenme türü bir problemin birden fazla çözümü olduğu zaman etkilidir. Ancak bu yolla öğrenme hızlı değildir ve fazla emek ve zaman gerektirir. 16

17 3. Gözlem Yoluyla Öğrenme Doğrudan bir deneyim yaşamadan, başkalarının davranış-sonuç ilişkilerini izleyerek elde edilen öğrenme türüdür. Örneğin; televizyon seyrederken, gazete okurken, çevremizdekilerin söyledikleri ve yaptıklarından bilgiler öğrenebiliriz. Gözlem yoluyla öğrenmeye aynı zamanda taklit yoluyla öğrenme de denilmektedir. Ancak basit bir taklit etme işleminden çok, modelin davranışlarının zihinde canlandırılması ve değerlendirilmesinden oluşmaktadır.

18 Gözlem yoluyla öğrenme üç grup altında özetlenmiştir. Gözlemcinin Özellikleri: Gözleyen kişinin modelin davranışlarını zihninde canlandırabilecek bir bilişsel gelişim düzeyine ulaşmış olması ve modelin davranışlarına dikkat edebilmesi gerekir. Modelin Özellikleri: Bir modelin durumu gözlemcinin durumuna ne kadar çok benziyorsa, gözleyen kişinin bu modelin davranışlarını taklit etmesi o denli kolaylaşır. Örneğin çocuklar belirli becerileri, yetişkinlerin davranışlarını değil de kendi yaşıtlarının davranışlarını model alarak daha kolay öğrenebilirler. Modellenen Davranışların Pekiştirilmesi: Model olarak seçilen davranışlar olumlu pekiştirme ile sonuçlanırsa, gözlemcinin bu davranışları taklit etme olasılığı artar.

19 4. Edimsel Koşullanma Bu konuda temel denebilecek çalışmaları başlatan, E.L. Thorndike' tır. Thorndike öğrenmeyi bir problem çözme olarak görmüş ve problem durumunda yapılan çeşitli deneme yanılma davranışlarından birinin çözüm olduğunu saptamıştır. 19

20 Edimsel koşullanmanın en meşhur temsilcisi "Skinner" dir. Skinner' e göre organizmanın davranışları uyarıcılara otomatik bir cevap olmaktan öte kasıtlı yapılan hareketlerdir. İnsanlar, çevrelerinde karmaşık uyarıcı durumlarıyla karşılaşırlar. Bu durumda organizmanın kendisi tarafından yapılan davranış önemlidir. 20

21 Edimsel davranış Organizmanın hiçbir dış uyarana bağlı olmadan ortaya koyduğu davranışlardır. Operant davranışlar kendiliğinden ortaya çıkar ve sonuçları birey tarafından kontrol edilir. Örneğin çocuğun koşması, ayağa kalkması, ıslık çalması gibi insan davranışları. Ayrıca edimsel davranışta, davranışın eylemlerden önceki olaylardan çok, eylemlerin sonuçları tarafından kontrol edildiğini öne sürmektedir. örneğin, Doğru cevap veren öğrenciye aferin denmesi bir sonuçtur. 21

22 Edimsel koşullanma Skinner’ e göre; bir davranışın sonucu olumlu bir durum yaratıyorsa davranışın yapılma sıklığı artarken, davranışın arkasından olumlu uyarıcı verilerek yapılan koşullanmaya edimsel koşullanma denir. 22

23 Skinner deneyinde Skinner Kutusu adı verilen bir araç kullanmıştır. Operant şartlanma deneyi, farenin kutu içindeki manivelaya basarak yiyecek elde etmeyi öğrenmesi esasına dayanmaktadır. Fare kutu içerisindeki birkaç bilinçsiz davranışından sonra manivelaya basarak yiyecek elde etmiştir. Bu yiyeceği yiyen fare büyük bir çaba ile etrafı araştırmaya başlamıştır. Sonuç olarak, hayvan manivelayla yiyecek arasındaki bağlantıyı kurmuş ve her acıktığında manivelaya basarak yiyecek elde etmiştir. 23

24 Klasik koşullanmada önce uyaran vardır ve organizma ona tepki gösterir. (U-T) Edimsel davranışta önce tepki yapılır sonra tepkinin doğurduğu uyarıcı gelir. (T-U) 24

25 Klasik koşullanma ve edimsel koşullanma arasındaki fark Uyaranın türü farklıdır. Klasik koşullanmada uyarı uzun süre verilir. Bunun sonucu öğrenme oluşur. Edimsel koşullanmada uyaranın türü önemlidir. Davranışın türü önemlidir. Edimsel koşullanmada ya ödüle götürüyor ya da cezadan kaçıyordur. Klasik koşullanmada doğal davranış söz konusudur. Davranışın pekiştirme ile olan ilişkisi, edimsel koşullanmada davranıştan sonra verilir. 25

26 2. bölüm haftaya 26

27 Pekiştireç Edimsel koşullanmada davranışı izleyen ve organizma üzerinde olumlu etki yaratarak davranışın ortaya çıkma olasılığını arttıran uyarıcılara pekiştireç denir. Bir davranışın arkasından gelen ve organizma için hoşa gitmeyen bir durum yaratan uyarıcılara ceza denir. Ceza davranışı zayıflatır veya belli bir süre için durdurur. 27

28 Pekiştirme ve Pekiştirme Şekilleri Pozitif (Olumlu) Pekiştirme: bir davranışın sonucunda ortamda bulunmayan bir uyarıcının ortama katılması ve bu uyarıcının o davranışı tekrarlama ihtimalini arttırması olayına olumlu pekiştirme denilir. Bu davranışın yapıldıktan sonra sonuç alınması, onu bir ödül veya hoşa giden bir durum izlemesidir. Okulda; iyi not alma, evde anne babanın, memnunluğunu veya teşekkürünü, kazanma pozitif pekiştirmeye örnektir. 28

29 Negatif (Olumsuz) Pekiştirme: bir davranış ortamdaki hoş olmayan bir uyarıcıyı ortadan kaldırıyor ve bu istenen davranışın tekrarlanma ihtimalini yükseltiyorsa buna olumsuz pekiştirme denilir. Bu tür pekiştirmede rahatsızlık veren bir uyarıcının, hoşa gitmeyen bir durumun sona erdirilmesi ya da ondan uzaklaştırılması esastır. Bu durumda kişinin yaptığı bir hareket kendisini nahoş bir durumdan kurtarıyorsa veya kişiye nahoş bir durumdan kaçınmayı sağlıyorsa buna negatif (olumsuz) pekiştirme denir. Örneğin öğrencinin sınıfta sorulan sorulara cevap verebilmek ve sınıfta nahoş duruma düşmemek için derse çalışarak gelmesi 29

30 Hem olumlu hem de olumsuz pekiştireç organizmanın hoşuna giden bir etki yaratır ve davranışın yapılma sıklığını arttırır 30

31 Yapılan bir davranışın sonucunda organizma için olumsuz bir durum yaratan uyarıcılara ceza diyoruz. Bunlar olumsuz pekiştireç değildirler. Ödül kelimesi olumlu pekiştireçle eş anlamlı olarak kullanılabilir ancak ceza ile olumsuz pekiştireç birbirinden ayrı kavramlardır. Ceza istenmeyen davranışa verilirken, olumsuz pekiştireç istenen davranış ortaya çıktığında ortamdan kaldırılır. 31

32 Pekiştireç davranışı güçlendirirken, ceza zayıflatır ya da belli bir süre için durdurur. Ceza davranışı kısa zamanda durdurduğu ve uygulaması kolay olduğu için öğretmenler ve aileler vs. tarafından sıkça kullanılır. 32

33 2 tür ceza vardır 1. tür; bir davranışın sonucunda ortama hoş olmayan bir uyarıcı katılıyor ve bu davranışın yapılma sıklığı azalıyorsa, bu işleme 1. tür ceza denir. Örneğin, fiziksel darbeler, para cezası, kızma, düşük not 2. tür; bunda ise ortamda bulunan olumlu bir uyarıcıyı ortamdan çekerek organizma için olumsuz bir durum yaratılır. Örneğin, teneffüse çıkarmama, harçlığını kesme, sevdiği oyunu oynatmama, vs. 33

34 Skinner cezaya alternatif olarak şunları önermektedir. 1) İstenmeyen davranışa neden olan ortamı değiştiriniz,böylece davranış değişecektir. 2) İstenmeyen davranışı bıkıncaya kadar yaptırınız. 3) Eğer istenmeyen davranış,çocuğun gelişim döneminin bir özelliği ise çocuğun bu dönemi atlatmasını sabırla bekleyiniz. 4) İstenmeyen davranışı görmezden gelip,istenen davranışı gördüğünüzde hemen pekiştiriniz. 5) Cezalandırmaya alternatif en etkili süreç SÖNMEdir. Eğer istenmeyen davranış pekiştirilmezse zamanla sönme meydana gelir. 34

35 Olumlu, Olumsuz Pekiştirme ve Ceza Kavramları SÜREÇ DAVRANIŞTAN SONRA DAVRANIŞIN DURUMU Olumlu pekiştirme Olumlu uyarıcı ortama eklenir. Davranışın yapılma sıklığı artar. Olumsuz pekiştir. Olumsuz uyarıcı ortamdan çıkarılır. Davranışın yapılma sıklığı artar. Ceza 1 Olumsuz uyarıcı ortama eklenir. Davranışın yapılma sıklığı azalır. Ceza 2 Olumlu uyarıcı ortamdan çıkarılır Davranışın yapılma sıklığı azalır. 35

36 PREMACK İLKESİ (BÜYÜKANNENİN KURALLARI) Premack’a göre organizma birçok etkinlik yapmaktadır. Bunlardan bir kısmını çok sık, severek yapmakta, bir kısmını ise daha az yapmaktadır. Bu durumda organizmanın çok sık yaptığı etkinlikler daha az yapılan etkinlikleri pekiştirmek için kullanılabilir. Bu ilkeye “Premack ilkesi” denilmektedir. Premack ilkesini uygulamak için öncelikle davranışını biçimlendirmek istediğimiz organizmayı gözleyerek hangi etkinlikleri sık, hangi etkinlikleri az gösteriyor bunu belirlemek gerekiyor. 36

37 PEKİŞTİRME ÇEŞİTLERİ SÜREKLİ PEKİŞTİRME: En basit pekiştirmedir. Bu, deneğe bir şey öğretilirken kullanılmaktadır.Tepki öğrenildikten sonra sürekli pekiştirme bırakılıp diğer pekiştirme tarifelerine geçilmelidir. Aksi takdirde bir süre sonra pekiştirmenin etkisi kalmayacaktır. 37

38 SABİT ORANLI PEKİŞTİRME: Kaç davranıştan sonra pekiştirecin geleceği bellidir. SABİT ARALIKLI PEKİŞTİRME: Organizmanın belli bir zaman dilimindeki davranışları pekiştirilir. Burada doğru davranış sayısı önemli değil, zaman önemlidir. DEĞİŞKEN ORANLI PEKİŞTİRME: Kaç doğru davranıştan sonra pekiştireç verileceği belli değildir. 38

39 DEĞİŞKEN ARALIKLI PEKİŞTİRME: Bu pekiştireç tarifesinde zaman belli değildir. Değişken oranlı pekiştirme tarifesinde olduğu gibi bunda da zaman önemlidir. SİMGESEL ÖDÜLLÜ PEKİŞTİREÇ: Belirli sayıdaki davranış yapıldıktan sonra ödül verilir. KOŞULLU ANLAŞMA: Koşula bağlı anlaşma bir şeyi elde etmesi için, belli etkinlikleri yapmasını, belli bir şekilde davranmasını gerektirir. 39

40 Sonuç olarak; edimsel davranış bilinen bir uyarıcı tarafından oluşturulmaz. Organizma tarafından ortaya konur. Edim, herhangi bir ihtiyaç durumunda organizmanın kendiliğinden ortaya koyduğu davranıştır. Edimsel davranış kendiliğinden ortaya çıkar ve sonuçları kişi tarafından kontrol edilir. Edimsel koşullanma özellikle çocuk eğitiminde sınıfta disiplinin sağlanmasında psikomotor ve duyuşsal davranışların kazanılmasında önemli rol oynar. 40

41 41

42 Bilişsel Kuram Her öğrencinin bireysel özellikleri ve geçmiş deneyimleri çerçevesinde gösterebileceği farklı zihinsel işleme çabalarının engellendiği düşünüldüğünden bilişsel öğrenme kuramının savunucuları ortaya çıkmıştır. Öğrenme, dışsal uyarıcıların içsel ya da zihinsel süreçlerle işlenmesi yoluyla oluşmaktadır. Bu kurama göre, dış çevreden duyu organları aracılığıyla algılanan bilgiler, zihinde tıpkı bir bilgisayarın verileri işlemesi gibi işlenmekledir. 42

43 Bilişsel Kuram Öğrenciler, etkin araçlarla sunulan bilgilere dikkatini verme, yeni bilgilerle ilgili olarak önceden edinilmiş bilgileri bellekten çağırma, yeni ve eski bilgileri ilişkilendirerek yapısal açıdan yeniden düzenleme ve daha sonraki öğrenmelerde tekrar kullanmak üzere bu yeni yapıyı kendilerine özgü yöntemlerle belleğe kodlayarak öğrenmektedirler. Bu kuramda öğrenmenin nasıl gerçekleştiğinin açıklanışında insan belleği duyusal bellek, kısa-dönemli bellek (çalışan bellek), uzun- dönemli bellek gibi bazı bölümlere ayrılarak kavramsallaştırılmaktadır. 43

44 Davranışçı psikologlar, davranışa neden olan ve davranışı takip eden uyarıcıları gözleyerek öğrenmeyi açıklamaya çalışmışlardır. Davranışçılar için uyaran ve bu uyarana organizmanın verdiği tepki önemlidir. Uyaranla tepki arasında zihinde olup biten süreçler gözlenebilir olmadığı için davranışçılar bunlar ile ilgilenmezler. Bilişsel yaklaşımcılar ise, uyarıcının birey tarafından algılanmasından itibaren bireyde meydana gelen içsel süreçler ve öğrenmeye etki eden bireysel özellikler ile ilgilenir. Davranışçılar, öğrenmeyi davranış değişmesi olarak tanımlarken, Bilişsel Kuramcılar; öğrenmeyi bireyin içsel kapasitesindeki değişme olarak görür. Davranışçı kuramlar; davranışın öğrenildiğini belirtirler. Bilişsel Yaklaşımcılar ise, bilginin öğrenildiğini ve bilgide meydana gelen değişmenin davranışa yansıdığını savunurlar. DAVRANIŞÇI VE BİLİŞSEL YAKLAŞIMI ARASINDAKİ FARKLILIKLAR 44

45 Davranışçı yaklaşıma göre; dıştan verilen pekiştireçler öğrenmede önemlidir.Bilişsel yaklaşıma göre, dıştan verilen pekiştireç organizmanın yaptığı davranışla ilgili geri bildirim sağlar. Ayrıca, öğrenmede dışsal pekiştireçlerin yanı sıra başarılı olma gibi içsel pekiştireçler de önem taşır. Davranışçılar, genelde hayvanlar ve basit davranışlar üzerinde deneyler yaparak öğrenmenin kurallarını bulmaya çalışırken; Bilişselciler, problem çözme, kavram öğretimi gibi karmaşık davranışlar ile ilgilenmişlerdir. Davranışçılar,öğrenmeyi açıklayan tüm değişkenlerin çevrede olduğunu belirtir. Bu nedenle, öğrenmeyi anlayabilmek için çevrenin organizma üzerindeki etkisinin incelenmesi gerekir. Bilişsel yaklaşımcılar ise, öğrenmenin zihinsel bir süreç olduğunu belirtir. Öğrenmenin oluşabilmesi için, anlama, anlam verme, problem çözme gibi organizmanın içinde yer alan süreçlerin incelenmesi gerekir. 45

46 sorular 46


"YRD. DOÇ. DR. İHSAN SARI 1. ÖĞRENME NEDİR? Organizmalar nasıl öğrenir? En temel öğrenme çeşidi iki olay arasında bağ kurmaktır. Arkonaç (1998)’ a göre." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları