Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

PSİKOLOJİK DANIŞMA KURAMLARI Dr. AYHAN ÇAKICI. HÜMANİSTİK PSİKOLOJİK DANIŞMA KURAMLARI CARL ROGERS VE DANIŞANDAN HIZ ALAN YAKLAŞIM.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "PSİKOLOJİK DANIŞMA KURAMLARI Dr. AYHAN ÇAKICI. HÜMANİSTİK PSİKOLOJİK DANIŞMA KURAMLARI CARL ROGERS VE DANIŞANDAN HIZ ALAN YAKLAŞIM."— Sunum transkripti:

1 PSİKOLOJİK DANIŞMA KURAMLARI Dr. AYHAN ÇAKICI

2 HÜMANİSTİK PSİKOLOJİK DANIŞMA KURAMLARI CARL ROGERS VE DANIŞANDAN HIZ ALAN YAKLAŞIM

3 Rogers psikoterapi konusundaki görüşlerine açıklık getirme gereğini duydu ve 1942 yılında “Danışmanlık ve Psikoterapi” adlı yapıtını yayınladı. Bu kitapta psikolojik danışma ilkesinde danışmanın, danışanın duygularına karşılık veren, sıcak bir tutum benimsemesi, danışanın duygularını özgürce yaşayabileceği hoşgörülü ve baskıdan uzak bir ortam sağlaması gereğini vurgulamıştır.

4 “Psikolojik Danışma” kelimesinin seçilme sebebi, bu sözcüklerin iddialı olmaması ve terapi sözcüğü ne zaman kullanılsa bunun derhal bir çekişmeye yol açması olmuştur. Çünkü o günlerde psikiyatristler, psikoterapinin yalnızca kendileri tarafından uygulanabileceğini savunuyorladı. Yine de “Danışmanlık ve Psikoterapi” daha çok tedavi teknikleri içeren bir kitaptı. Her ne kadar terapist, sıcak, höşgörülü ve paylaşmaya hazır bir insan olarak tanımlanıyorsa da, henüz kendisini olduğu gibi yaşayabilen bir insan değildi.

5 1951 de “Danışandan Hız Alan Terapi” adlı yapıtını yayımladı. Böylece Rogers “yönlendirmeyen psikolojik danışma” terimi yerine “danışandan hız alan” ya da “danışanı merkez alan” sözcüklerini kullanmış oluyordu. Danışandan hız alan terapi, bir “yardımcı”nın bir “diğer” kişide olumlu değişimlerin oluşmasına katkıda bulunması temelinden kaynaklanıyor.

6 İNSAN GÖRÜŞÜ Hümanistik psikoloji, 1950 ve 1960 ‘lı yıllarda A.B.D. ‘de özellikle orta sınıftan insanların, maddesel bolluğa karşılık içinde bulunduğu ruhsal boşluğu ve anlamsızlığı görmeye başlaması sonucu güçlü bir akım olarak belirmiştir.

7 Hümanistik psikolojiye göre, insanın doğumla başlayan ve ömür boyu süren temel ihtiyacı vardır. Bunlar doğal olanların yanında güven, sevgi, saygı ve kendini gerçekleştirme ihtiyaçlarından oluşmaktadır. Bu ihtiyaçlar bir bütün oluşturmakta ve ayrı ayrı doyum aramaktadırlar. İhtiyaçların karşılanmaması yani doyumsuzluk durumu, bütünleşmeyi olumsuz olarak etkilemektedir.

8 Hümanistik psikolojik akımı, psikanalist ve davranışcı yaklaşımlara bir tepki olarak ortaya çıkmıştır. Maslow ile başlayan bu akım, hümanistik psikolojiyi doğurmuştur. Bu akıma göre insan gelişme gücünü kendinden alan ve oluşum halinde olan bir varlıktır. Bu akıma göre insan yaşanılan an içinde ele alınmalıdır.

9 Hümanistik psikologlara göre bütün insanlığın tek bir motivasyonel gücü vardır. O da kendini gerçekleştirme yeteneğidir. Rogers, kendini gerçekleştirme yeteneğini “organizmanın kendi varlığını sürdürmesi ya da geliştirmesi için doğuştan gelen yeteneği” şeklinde açıklanmaktadır. Rogers kuramın özünde, insanın bazı ihtiyaçlarını gidermek için başkalarını incitme isteğinde olmadığı düşüncesi yatmaktadır. İnsan değerlidir ve nasıl etiketlendirildiği önemli değildir.

10 Bu kurama göre, sağlıklı birey, başkalarının istek ve eğilimlerine göre değil, kendi duygu ve ihtiyaçları doğrultusunda davranış gösteren bireydir. Nevrotik birey ise korunma, sevilme, ait olma gibi ihtiyaçlarını zamanında ve yeterince doyuramamış olan bireydir. Sürekli olarak bu yoksunlukları gidermek için uğraşan nevrotik birey, çevresindeki kişi ve nesneleri, ihtiyaçlarını giderme aracı olarak algılamaktadır.

11 Rogers’a göre insan, kendini yönetme, yön verme, denetleme gücü ve kapasitesine sahiptir. Psikolojik danışma sadece bireyde doğuştan var olan iyileşme ve gelişme gücünü harekete geçirir. Nevrotik kişi olumlu istekleri, arzu ettiği şeyin sonucundaki korkuyla çatışan kişidir. Sağlıklı kişi ise korku olmaksızın yine kendi olan kişidir.

12 Rogers’a göre insan, Freud’un “mantıksız ve toplumsallaşmamış görüşüne karşıt olarak” aslında toplumsallaşmış ve ileriye doğru hareket eden mantıklı ve realist bir varlıktır. İnsanın özünde geçmişteki hataları düzeltme ya da yaraları sarma isteği değil, bu tür duygulardan kendini sıyırma isteği yatar.

13 Eski çağlardan günümüze kadar yaşanmış olan şiddet savaş ve yıkıcılıklara rağmen, uygun şartlarda insanın genel eğilimi, dost, yardımsever ve yapıcı niteliktedir. Saldırganlık ve yıkıcılık insanın temel doğal özelliklerinin engellenmesi ve saptırılması sonucu ortaya çıkar. Bilgi yetersizliği, ekonomik ve toplumsal yoksunluklar ve başetmek zorunda kaldığı türlü karmaşık durumlara rağmen, insanın genellikle mantıklı davranma eğilimi gösterdiği gözlenmiştir.

14 İnsan çevreyi olduğu gibi değil algıladığı şekil ile tepkide bulunmaktadır. Algı alanı, bireyin farkında olduğu, bireye özgü bir çevredir. Algı alanı, davranışları belirlemekte ve şekillendirmektedir. Algı alanı akışkandır ve sürekli olarak değişir. İnsanlar, hoşnutsuzluk verici gerilimi düşürmenin yollarını ararken ayni zamanda hoşnut edici gerilimlerede ihtiyaç duymaktadır.

15 Hümanistik psikolojik akıma göre birey, yaşamını sürdürmek ve iyileştirme şeklinde algılanan olayları pozitif olarak gelişmeyi engelleyen durumları ise negatif olarak değerlendirmesini sağlayan, doğuştan gelen bir değerlendirme mekanizmasına sahiptir. Rogers en etkili öğrenmenin kişinin, çabalamak ve başkalarından onay beklemek zorunda hissetmediği şartlarda oluşabileceğinin ileri sürmektedir.

16 İNSANIN ÖZELLİKLERİ ---İnsan Bir bütündür. Davranışları Bir Bütün Olarak İncelenir. Maslowa göre karmaşık bir bütün parçalardan oluşmaktadır. Bütünü anlamak için parçalarını ayrı ayrı bütünden yalıtarak incelemek araştmacılara kolay gelmektedir. ---İnsanın Doğası İyidir. İnsancıl psikologlar ise insanı temelde iyi, akılcı, sosyal ve ileri doğru gelişmeye istekli varlık olarak görürler.

17 Düşmanlık, kıskançlık gibi eğilimlerin mutlaka kontrol altına alınması gereken, insan cinsine özgü asli, spontan tepkiler olmayıp, sevgi ve güvenlik gibi daha temel isteklerin engellenmesi sonucunda ortaya çıkan tepkiler olduğunu ileri sürmektedir. ---Davranış İç ve Dış Çevredeki Uyarıcılara Değil, Uyarıcıların Şekline Tepkidir. İnsan çevreyi olduğu gibi değil, algıladığı şekilde tepki bulunmaktadır. İnsan gerçek dünyayı değil algıladığı dünyayı bilir. Etrafındaki uyarıcıları, nesneleri nasıl görürüse onlara öyle tepkide bulunur.

18 Yani yaşantıları onun gerçeğini oluşturur. Bu tepki gerçeğe değil, gerçeğin algısına yapılır. Geçmiş yaşantılar şimdiki durumda neyin algılanacağını belirlemede bir dereceye kadar etkilidir. ---Davranışı Anlamanın En İyi Yolu Kişinin Referans Çerçevesini Anlamaktır. Rogers’a göre davranış algılanan gerçeğe bir tepki ise, bir davranışın nedenini anlamak için bireyin algı alanının yapısını anlamak gerekir. Algı alanını en iyi bilen kimse kişinin kendisidir.

19 ---İnsanda Yaşantıları Düzenleyen, Bütünleştiren ve Tepkilerini Belirleyen Bir “Benlik Kavramı” Vardır. Egodan farklı olarak “benlik” ve “benlik kavramından” sözetmektedirler. Rogers’a göre benlik algı alanında “Bana Ait” diyebileceğimiz yaşantılar bütünüdür. Combs ve Snygg’e göre benlik bir kimsenin kendini nasıl gördüğüdür. İnsan birçok eylemde bulunur, koşar, atlar, konuşur, uyur, mutluluk, acı gibi duygular yaşar; kendini çeşitli durumlarda sınar, bazı işleri çok iyi, bazılarını beceriksizce yaptığını görür.

20 Böylece duyulan, yaşanan, hissedilen şeyler benliği oluşturur. Benlik bireyin öznel yanıdır. Benlik kavramı, benlikten farklıdır. Benlik kavramı, bireyin bazı özellikleri kendine atfetmesidir. Daha doğrusu benlik kavramı kendine atfettiği özellikleri ve bunlara bağlanan değerleri içerir. Bir kimse kendini güzel veya çirkin, zayıf veya şişman, uzun veya kısa boylu gibi binlerce sıfatla betimleyebilir. Bir kişinin benlik kavramı, daha çok başkalarının onun hakkındaki görüşlerini yansıtır.

21 ---Gelişme Organizmanın Temel Güdüsüdür. Canlı organizmada gizli güçleri kullanma, organizmayı büyüme, geliştirme ve varlığını sürdürme eğilimi vardır. Gelişme organların büyümesi, işlevlerin farklılaşması ve etkinlik alanlarının yaygınlaşmasıdır. Gelişme, organizmanın giderek kendini daha çok yöneten özerk bir varlık haline gelme çabasıdır. Rogers’a göre organizmada çok çeşitli ihtiyaçlar ve güdüler yerine, bütün organik ve psikolojik süreçlere egemen tek bir güdü vardır. Yeme, yürüme, tehlike karşısında savunmaya geçme, yeni bir şey yaratma gibi çok çeşitli güdüler bu temel güdünün değişik görünümleridir.

22 ---Özü Gerçekleştirme, Genel Gelişme Eğiliminin En Üst Düzeydeki Görünümüdür. Özü gerçekleştirme kavramını Goldstein ve Maslow insanın gizli gücünü kullanması ve geliştirmesi olarak ifade etmektedir. İnsanlar sadece fiziksel bakımdan yeterli olmaya ve gelişmeye çalışmazlar, daha önemli olarak kişisel doyum için de uğraşırlar.

23 ---Psikolojik Sağlık Bir Durum Değil, Bir Süreçtir. Psikanalizler ve davranış terapileri kuramına göre bir kimsenin hasta olmaması sağlıklı sayılması için yeterlidir. Ruh sağlığını tanımlamada istatiksel yaklaşım ise, bir toplumda en yaygın görülen davranışlar normal, normalden sapmaları ise anormal saymaktadır. Rogers’ın yaklaşımında ise psikolojik sağlık bir durum değil bir süreçtir.

24 KİŞİLiK KURAMI Birey kişiliğinin farkına vardıkça, önemsenme ihtiyacı duymaktadır. Bu ihtiyaç bireylerin tümünde görülen bir durumdur. Olumsu saygı, takdir edilme ve sevilme gibi ihtiyaçların karşılanması, kişilik gelişmesi açısından önemlidir. Bireyler kendilerine diğer insanlardan gördükleri ilgiye göre önemsenmeyi öğrenirler, daha sonra yaşantılar ve deneyimler sonucunda kendilerini sever ya da nefret ederler.

25 Rogers iki ihtiyaca önem vermektedir. Olumlu saygı ve olumlu benlik saygısı. Olumlu saygı, bireyin başkaları tarafından kabul ve saygı görmesi, sevilmesi, hoşlanılması gibi yaşantıları yansıtır. Bu tür yaşantıları olan birey, kendisine saygı duyacaktır. Olumlu benlik saygısı ise başkalarının tutumuna bağlı olmaksızın kendi benliğine karşı olumlu tutumudur.

26 Yaşamın ilk günlerinde çocuğun dünyası onun kendi yaşantılarından oluşur. Çocuğun küçük dünyasında tek bir güdüleyici güç egemendir. Bu da kendini gerçekleştirme eğilimidir. Rogers’ın kişilik kavramı bazı özgül terimler içerir. Bu terimlerin başlıcaları Rogers’ın Maslow ‘la birlikte yazdığı makaleden aşağıdaki biçimde derlenmiştir.

27 Gerçekleştirme Eğilimi, Kendini Gerçekleştirme Eğilimi, Yaşantı (İsim), Yaşantı (fiil), Bir Duygunun Yaşanması, Farkında Olma, Simgeleştirme, Bilinçcilik, Bilince Açık Olma Durumu, Gerçeğe Uygun Simgeleştirme, Algılama, Benlik, Benlik Kavramı, Benlik Yapısı, Motivasyon

28 Ülküleştirilmiş Benlik( Benlik Ülküsü), Benlik ve Yaşantı Arasında Uyuşmazlık, Savunmasızlık, Aksiyete, Tehdit, Psikolojik Uyumsuzluk, Savunma, Amaçlılık, Benlik ve Yaşantının Uyuşmazlığı, Yaşantıya Açık Olmak

29 Danışandan Hız Alan Yaklaşımda Psikolojik Danışma Süreci Bu görüş kendini gerçekleştirmeyi, psikolojik gelişmenin temeli olarak görülür. Psikolojik sağlığın temeli, bireyin benlik algısı ile yaşantılar arasındaki bağdaşımdır. Benlik ile yaşantılar arasında uyuşmazlık doğması, bireyin uyumunu, psikolojik sağlığını bozmaktadır. Danışma sürecinin amacı, danışanın o zamana kadar geliştiği ve uyumunu engelleyen tutumları, değerleri, davranışları değiştirmektir.

30 Bireyin kendini gerçekleştirme çabalarına yeniden nasıl işlerlik kazandırılacağıdır. Danışma süreci ile birey, kendini gerçekleştirme kapasitesine kullanmaya başlamaktadır. Kişi en başta kendisinin sorumlusu ve yardımcısı olacaktır. Terapistin rolü burada daha geride kalıp bu amaca ulaşmada ona yardımcı olmaktır.

31 Terapinin Temel Amaçları 1-Danışanın bağımsız olabilmesi en önemli aşamadır. 2-Terapi süreci içinde danışana konuşma fırsatı verilecektir. 3-İlk dönemlerde terapistin görevi danışanın dile getirdiği duyguları açıklamak ve ona yorumlamaktır. Danışanın söyledikleri değil duyguları önemlidir.

32 4-Terapist gözlenen davranış ve duygulardan öteye yorum ve soyutlamaya gitmeyecektir. 5-Danışmada oluşan olumlu değişmeler onun gözlenen davranışlarında belli olacaktır.

33 Terapi Koşulları Nelerdir 1-İki kişi iletişim içinde olması gerekir. 2-Birinci kişi sorunu olan, kaygı içinde bulunan danışandır. 3-İkinci kişi terapist olup, bu ilişkinin amaçlarıyla kendini bütünleştirmiş, yardım amacı güden kişidir. 4-Terapist danışana karşı kayıtsız ve şartsız olumlu tutum ve kabul içindedir. 5-Terapist danışanın iç dünyası ve ruhsal yaşantısına duyarlılık içindedir.

34 Terapi Sürecinde Çok Önemli Bazı Konular 1-Danışan kendini tehdit altında hissetmemelidir.ben ve benim kavramlarının 2-Danışanın kendinden ve yaşantıdan ne anladığı, bunların ne derece bilincine vardığına bağlıdır. 3-Danışanın yaşamında başarısı, ben ve benim kavramlarının diğeriyle ve yaşam koşullarıyla olan olumlu dengesine ve algılamasına bağlıdır.

35 Psikolojiki Danışma Teknikleri Danışma ilişkisinin etkinliğinde danışmanın kullandığı tekniklerden çok davranış ve tutumlar önemlidir. Danışma ilişkisinde duyguların yaşanması önemli görülmektedir. Teknikler, felsefe ve tutumları temsil eden araçlardan başka bir şey değildir. Asıl önemli olan danışma ilişkisidir. Soru sorma, tavsiyede bulunma, cesaret verme, yorumlama gibi eskiden sık kullanılan teknikler artık daha az kullanılmaya başlanmıştır.

36 Hatta bazıları kullanılmamaya bile başlanmıştır. Bu tekniklerin yerine daha çok saygı, anlayış ve kabulü ileten yollar geliştirilmiştir. Danışan danışmanla birlikte düşünme ve aynı duyguları hissetme yollarını geliştirmeye çalışmaktadır. Bunların tümü, iyi bir terapötik ilişki kurma ve sürdürme yollarıdır.

37 Danışmanın Özellikleri 1-Kabul Etme Danışmanın danışanı olumlu-olumsuz,iyi-kötü, yanlarıyla olduğu gibi kabul etme özelliğidir. 2-Dikkatle Dinleme Danışanı anlamak için danışman danışanın sözlerini dikkatle ve ilgiyle dinlemeli ve bütün davranışlarını gözlemlemelidir. 3-Empatik Anlayış

38 Danışanın Özellikleri Bu kuramda danışan, psikolojik danışma sürecinin odağıdır. Tüm ilgi danışan üzerinde toplanmıştır. Dışarıdan verilecek bilgi veya aklın danışan üzerinde hiçbir etkisi olmamaktadır. Danışan problemlidir, ancak güçlü bir insandır. Kendine yardım edildiği takdirde problemlerine çözüm yolu bulabilir ve böylece zamanla problemlerini çözmede kendi kendine yeter duruma gelebilir.

39 Kaynak -Psikolojik Danışma, Psikoterapi Kuram ve Uygulamaları / Dr. Gerald Corey / Editör:Ayhan Sağlam. Mentis Yayınları.


"PSİKOLOJİK DANIŞMA KURAMLARI Dr. AYHAN ÇAKICI. HÜMANİSTİK PSİKOLOJİK DANIŞMA KURAMLARI CARL ROGERS VE DANIŞANDAN HIZ ALAN YAKLAŞIM." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları