Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

F İ SSÜR ÖRTÜCÜLER Prof.Dr.Serap ÇET İ NER.  Günümüz sağlık anlayışında bireyin hastalıktan uzak bir yaşam sürdürmesi ilk hedeftir. Bu da ancak koruyucu.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "F İ SSÜR ÖRTÜCÜLER Prof.Dr.Serap ÇET İ NER.  Günümüz sağlık anlayışında bireyin hastalıktan uzak bir yaşam sürdürmesi ilk hedeftir. Bu da ancak koruyucu."— Sunum transkripti:

1 F İ SSÜR ÖRTÜCÜLER Prof.Dr.Serap ÇET İ NER

2  Günümüz sağlık anlayışında bireyin hastalıktan uzak bir yaşam sürdürmesi ilk hedeftir. Bu da ancak koruyucu yöntemlerin toplumda yaygın bir şekilde kullanılması ile mümkün olabilir.

3  Gelişmiş ülkelerde fluorid uygulamaları ile çürük insidansının büyük ölçüde azalmasına karşın, fluorid uygulamalarının dişlerin düz yüzeylerinde daha etkili olduğu, pit ve fissür çürüklerinin önlenmesinde yeterli etkiyi sağlayamadığı epidemiyolojik araştırmalarla gösterilmiştir.

4  Bu nedenle pit ve fissürler için geliştirilen fissür örtücüler çürük kontrol programlarına alınmıştır.

5 Pit ve fissür örtücü... Dişlerin pit ve fissürlerine mikromekanik olarak tutunarak, karyojenik bakterileri ve bunların zararlı ürünü olan asidi elimine edip, minenin demineralizasyonunu engelleyerek, fiziksel koruyucu bir tabaka oluşturan rezin materyaldir.

6 İyi Bir Fissür Örtücüde Bulunması Gereken Özellikler:  Organizma ve diş dokuları için toksik olmamalı.  Fissürlere iyi yerleşecek şekilde viskozitesi az, akışkanlığı fazla olmalıdır.  Uygulanması kolay olmalı.  Sertleşmesi sırasında boyutsal değişim göstermemeli.  Çeşitli sıvı ve iyonların geçişine izin vermemeli.  Termal ve mekanik özellikleri diş dokularına benzemeli.  Dişe tutunması güçlü ve uzun süreli olmalı.  Ağızdaki tüm fonksiyonel kuvvetlere dirençli olmalı.

7  Pit ve fissürlerin çürüğe karşı korunmasına yönelik girişimler çok eskilere dayanmaktadır.  İlk kez 1923’te Hyatt, pit ve fissürleri çürümeden önce mekanik olarak prepare ederek amalgamla doldurmayı önermiştir(proflaktik odontomi).

8  1929’da ise Bodecker fissürlerin mekanik olarak genişletilmesini böylece yiyecekler ve bakteriler için retansiyon yeri oluşturacak olan derin girintilerin ortadan kaldırılmasını savunmuştur.  Ancak bu girişimler dişte lüzumsuz madde kaybına yol açması nedeniyle rağbet görmemiştir.

9  Dişte madde kaybına neden olmamak için fissürlerin doğrudan koruyucu bir madde ile örtülmesine ilişkin ilk klinik çalışma 1967’de Cueto ve Buonocore tarafından yapılmıştır.

10 Tarihsel gelişim boyunca siyanoakrilatlar, poliüretanlar, polikarboksilat simanlar, üretan dimetakrilatlar, bis-GMA (bisphenol A-glycidyl methacrylate) esaslı rezinler, cam iyonomer simanlar fissür örtücü olarak kullanılmışlardır. Bugün en geliştirilmiş ve en yaygın kullanılan fissür örtücü materyalleri bis-GMA polimerleridir.

11 Sealant Tiplerinin Sınıflandırması: Rezin Bazlı Sealantlar Cam İ yonomer Simanlar Rezin Modifiye Cam İ yonomer Simanlar Kompomerler

12 1-Rezin Bazlı Simanlar Sealant olarak kullanılan rezinler Bowen tarafından geliştirilen ‘’bis-GMA’’ dan köken almaktadır. Bisfenol A-glisidil metakrilat (bis GMA),bis (4- hidroksifenil) dimetilmetan ve glisidil metakrilatın reaksiyon ürünüdür.

13 İ ki tipi bulunmaktadır: 1-Katalizör ve üniversal bileşenlerin karıştırılmasından sonra polimerize olan tip (otopolimerize tip) 2-Uygun ışık kayna ğ ıyla polimerize olan tip

14  Başlangıçta ultraviyole ışık (dalga boyu 365 nm) kullanılmış, ancak daha sonra bunun yerini görünür (mavi) ışık (dalga boyu nm) almıştır.  Bu materyal düşük vizikositesine ba ğ lı olarak makul bir akışkanlık, iyi ıslatabilirlik ve geliştirilmiş fiziksel özellikler sergilemektedir.

15 ► Kompozit rezin bazlı sealant materyalinin en büyük dezavantajı bakteriyel penetrasyona izin veren ve restorasyonun başarısızlı ğ ına yol açan boşlukların oluşmasına neden olan polimerizasyon büzülmesidir.

16  Kimyasal olarak polimerize olan rezin sealantlar iki likit bileşenden oluşmaktadır. Bu bileşenlerin her biri dimetakrilat monomerini ya da monomer ile trietilen glikol dimetakrilat gibi seyreltici bir monomerin karışımını içermektedir.  Ayrıca bileşenlerden biri peroksit başlatıcı, di ğ eri amin aktivatör içermektedir.

17  Normal prosedür metakrilat gruplarının polimerizasyonunu aktive etmek için likit bileşenlerin her birinden birer damlanın karıştırılmasıdır.  Kimyasal olarak bu ürünler rezin bonding ajanlarla neredeyse aynı özelliklere sahiptir.  Karıştırılan materyal oklüzal yüzeydeki pürüzlendirilmiş mineye uygulanmakta, sertleşmesi birkaç dakika sürmektedir.

18  Yüzey tabakası polimerizasyonun hava ile inibisyonuna ba ğ lı olarak yapışkandır ve genellikle sertleşmiş materyali açı ğ a çıkartmak için uzaklaştırılır.

19  Bazı ürünler in situ şartlarda sealantın daha iyi görünebilmesi için titanyum dioksit gibi ilave maddeler içermektedir.

20  Dayanıklılı ğ ı geliştirmek için cam doldurucu ilave edilmiştir. Doldurucu içeren bu ürünler hafif dolduruculu kompozitler olarak kabul edilmektedir.  Doldurucu içeri ğ i kompozit dolgu materyallerinde bulunandan daha az oldu ğ undan viskozitesi materyalin fissürlere kolayca akmasına izin verecek ölçüde düşüktür.

21  Işıkla sertleşen kompozitlerin geliştirilmesini takiben ışıkla sertleşen fissür sealant materyalleri geliştirilmiştir.  Geçmiş yıllarda kullanımda olan en popüler materyaller ultraviyole ışıkla sertleşmekteydi.

22  Bu materyaller artık kullanımdan kalkmış ve yerlerini görünür ışıkla sertleşen ürünler almıştır.  Polimerizasyon derinli ğ inin sınırlı olması problemi, bu materyallerin çok ince tabaka halinde kullanımları nedeniyle geçerli de ğ ildir.

23  Fissür sealant olarak kullanılan rezinlerin ço ğ u doldurucusuzdur; yani dolduru partikülleri içermemektedir.  Dental materyallerde kaydedilen gelişmeler sealantların başarısına da yansımıştır. Buna örnek olarak fluorid içeren sealantlar verilebilir. Sealantların fluorid içermesi bir avantaj olarak görülse de bu fluorid içeri ğ inin faydalarına işaret eden klinik çalışma bulunmamaktadır.

24 2- Cam İ yonomer Simanlar  1980’li yılların sonlarında kimyasal olarak aktive olan geleneksel cam iyonomer simanların mine ve dentine adezyon özellikleri ve fluorid salınımlarından dolayı fissür sealant olarak kullanımları gündeme gelmiştir.  Cam iyonomer simanların en büyük klinik avantajı mine ve dentine asitle asitle pürüzlendirme gerektirmeksizin kimyasal olarak ba ğ lanabilmesidir. Bu da tekni ğ in neme hassasiyetini azaltmaktadır.

25  Bu avantaja ilave olarak fluorid salınım özelli ğ i, cam iyonomer simanların özellikle nem kontrolünün zor oldu ğ u durumlarda alternatif bir fissür sealant materyali olarak de ğ erlendirmesine yol açmıştır.

26  C İ S‘ların çi ğ neme sırasında oluşan oklüzal kuvvetler altında kırılmaya e ğ ilimli olmasına ba ğ lı olarak sealant olarak kullanılması önerilmemektedir.  Bununla beraber C İ S sealantların özellikle yüksek çürük riski taşıyan bireylerde sürmesi tamamlanmamış molar dişlerin oklüzal yüzeylerinde geçici koruyucu materyal olarak dişler tamamen sürene dek kullanılması önerilmektedir.

27 3- Rezin Modifiye Cam İ yonomer Simanlar Rezin modifiye cam iyonomer siman ve poliasitle modifiye kompozit rezin olarak bilinen hibrit materyalleri cam iyonomerler ve rezin kompozitlerin birçok özelli ğ ini taşımaktadır.

28 Pit ve fissür sealantlar üzerinde gerçekleştirilen klinik çalışmalara ait derlemelerden elde edilen sonuçlar, sealantların do ğ ru uygulandı ğ ı takdirde kalıcı oldu ğ u ve diş çürü ğ ünü önlemede son derece etkili oldu ğ u tespit edilmiştir.

29 4- Kompomerler  Kompomerlerin fissür sealant materyali olarak kullanımlarının uygunlu ğ u araştırılmaktadır.  Distile suda saldı ğ ı fluorid miktarının cam iyonomer simanlardan daha düşük olması ve rezin esaslı fissür sealantlarla benzerlik göstermesinden yola çıkılarak özelliklerinin rezinlere yakın oldu ğ u tahmin edilmektedir.


"F İ SSÜR ÖRTÜCÜLER Prof.Dr.Serap ÇET İ NER.  Günümüz sağlık anlayışında bireyin hastalıktan uzak bir yaşam sürdürmesi ilk hedeftir. Bu da ancak koruyucu." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları