Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

 Sultânü'I-Ulemâ Bahaeddin Veled, bazı siyasi olaylar ve yakla ş makta olan Mo ğ ol istilası nedeniyle Belh'den ayrılmak zorunda kalmı ş tır. Sultânü'I-Ulemâ.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: " Sultânü'I-Ulemâ Bahaeddin Veled, bazı siyasi olaylar ve yakla ş makta olan Mo ğ ol istilası nedeniyle Belh'den ayrılmak zorunda kalmı ş tır. Sultânü'I-Ulemâ."— Sunum transkripti:

1

2

3  Sultânü'I-Ulemâ Bahaeddin Veled, bazı siyasi olaylar ve yakla ş makta olan Mo ğ ol istilası nedeniyle Belh'den ayrılmak zorunda kalmı ş tır. Sultânü'I-Ulemâ 1212 veya 1213 yılllarında aile fertleri ve yakın dostları ile birlikte Belh'den ayrıldı. Sultânü'I-Ulemâ'nın ilk dura ğ ı Ni ş âbur olmu ş tur. Ni ş âbur ş ehrinde tanınmı ş mutasavvıf Ferîdüddin Attar ile de kar ş ıla ş tılar. Mevlâna burada küçük ya ş ına ra ğ men Ferîdüddin Attar'ın ilgisini çekmi ş ve takdirlerini kazanmı ş tır. Sultânü'I Ulemâ Ni ş abur'dan Ba ğ dat'a ve daha sonra Kûfe yolu ile Kâ'be'ye hareket etti. Hac farîzasını yerine getirdikten sonra, dönü ş te Ş am'a u ğ radı. Ş am'dan sonra Malatya, Erzincan, Sivas, Kayseri, Ni ğ de yolu ile Lârende'ye (Karaman) geldiler. Karaman'da Suba ş ı Emir Mûsâ'nın yaptırdıkları medreseye yerle ş tiler yılında Karaman'a gelen Sultânü'/-Ulemâ ve ailesi burada 7 yıl kaldılar. Mevlâna 1225 yılında Ş erefeddin Lala'nın kızı Gevher Hatun ile Karaman'da evlendi. Bu evlilikten Mevlâna'nın Sultan Veled ve Alâeddin Çelebi adlı iki o ğ lu oldu. Yıllar sonra Gevher Hatun'u kaybeden Mevlâna bir çocuklu dul olan Kerrâ Hatun ile ikinci evlili ğ ini yaptı. Mevlâna'nın bu evlilikten de Muzaffereddin ve Emir Âlim Çelebi adlı iki o ğ lu ile Melike Hatun adlı bir kızı dünyaya geldi

4 Ümit, güvenlik yolunun başıdır. Yolda yürümesen de daima yolun başını gözet. “Doğru olmayan şeyler yaptım.” deme, doğruluğu tut. O zaman hiçbir eğrilik kalmaz. Doğruluk Musa’nın asası gibidir. Eğrilik ise sihirbazın sihrine benzer. Doğruluk ortaya çıkınca onların hepsini yutar.

5  BİLGİN İLE KAYIKÇI  Kendini beğenmiş bir gramer (nahiv) bilgini, boğazdan karşıya geçmek için bir kayık kiraladı ve kurumla oturdu yerine. Kayıkçı, olgun ve alçak gönüllü bir insandı. Hiç ses çıkarmadan küreklere asılıyor, yolcusunu sağ salim karşıya geçirmek ve üç beş kuruş kazanmak istiyordu. Denizin orta yerine geldikleri sırada Bilgin küçümser bir eda içinde sordu: -Sen hiç gramer okudun mu?.. dil biliminden anlar mısın? Kayıkçı: -Hayır efendim dedi, ben cahil bir kayıkçıyım, dediğiniz şeylerden hiç anlamam. -Vah vah dedi Bilgin, ömrünün yarısı boşa geçmiş!.. Böyle bir süre ilerledikten sonra rüzgar şiddetini artırmaya, dalgalar büyümeye başladı. Denizde fırtına çıkmış, Bilgin korkmaya başlamıştı. Kayıkçı olağanüstü bir güçle kurtulmaya, sağ salim karşı kıyıya geçmeye çalışıyordu. Gördü ki artık kurtuluş ümidi yok, Bilgine dönüp sordu: -Efendim, yüzme bilir misiniz? Bilgin: -Ne yazık ki bilmiyorum diye inledi. O zaman kayıkçı: -Vah vah dedi, şimdi ömrünün hepsi boşa gidecek! Keşke gramer bileceğinize benim gibi yüzme bilseydiniz de canınızı kurtarsaydınız.

6 GÜZEL SÖZLER

7

8

9  TİLKİNİN TAKSİMİ  Arslan, kurt ve tilki arkadaş olmuş, avlanmaya çıkmışlardı. Akşama doğru bir yaban öküzü, bir dağ keçisi, bir de semiz tavşan yakaladılar. Avlarını sürükleyerek ormana getirince kral arslan kurda dönüp: -Bunları, aramızda adaletle taksim et bakalım! diye emir verdi. Kurt: -Padişahım,dedi,yaban öküzü en büyük av olduğu için size layıktır. Keçi orta boyda, orta irilikte, o da benim olsun. Tilki de tavşanı alsın. Arslan, kurdun taksimine şiddetle karşı çıkıp: -Sen kim oluyorsun da ben varken pay istiyorsun? diye kükredi. Bir pençe ile kurdu yere yıkıp parçaladıktan sonra tilkiye döndü: -Haydi, dedi, avlarımızı bir de sen taksim et! Tilki yüreğini dolduran korkuyu gizlemeye çalışarak: -Aman efendimiz dedi, pay etmekte neymiş? Bu semiz öküz sizin kuşluk yemeğinizdir, keçiyi gün ortasında yer, akşama doğru da tavşanla kendinize ziyafet çekersiniz! Arslan, tilkinin taksimini pek beğenmiş, yüzü gülmeye başlamıştı. -İşte adaletli bir taksim böyle olur diye mırıldandı. Bu çeşit pay etmeyi kimden öğrendin sen? Tilki başını çevirip yerde yatan kurdu gösterdi: -Padişahım, dedi, tabi kurdun halinden... Arslan bu cevaba daha çok memnun oldu. -Aferin dedi, alçak kurttan ibret aldığın için avların üçü de senin olsun! Evet, akıllı kişi odur ki çekinilen belada dostlarının ölümünden ibret alır ve nerede, nasıl davranması gerektiğini bilir. Sen aklın ve kurnazlığınla hem canını kurtardın, hem de avların tümüne sahip oldun. Haydi afiyetle ye. 

10  VERDİM CANIMI GİTTİ Nerde bir topluluk görürsen, tellal, hiç durma, bağır: Kaçan bir kul gördünüz mü ey insanlar, de, tertemiz kokan bir kul gördünüz mü, ay parçası bir yüzü var, baştanbaşa fitne. Savaş vakti tez gider, de, tellal, barış vakti uysal olur, de. Nerde bir topluluk görürsen, tellal, hiç durma, bağır: İnce boylu, güler yüzlü, tatlı sözlü, tez canlı, çevik bir kul gördünüz mü? Sırtında bir al kaftan taşıyor. Kucağında bir rebap, elinde bir yay var, de, tellal, Çaldığı hep güzel, hep sıcak havalar, de. Nerede bir topluluk görürsen, tellal, hiç durma, bağır: Onun bağından bir meyve devşiren var mı ey insanlar, de, onun gül bahçesinden bir demet gül deren var mı? İş ki çıksın bir habercik getirsin biri ondan bana, tellal çıksın biri ondan bana bir şeyler desin iş ki, söyle, verdim canımı ona gitti, telal, verdim ona gitti.

11

12

13 RUHU Ş AD OLSUN

14

15

16

17

18 MEVLANA CELALEDDİN RUMİ

19 MEVLANA

20


" Sultânü'I-Ulemâ Bahaeddin Veled, bazı siyasi olaylar ve yakla ş makta olan Mo ğ ol istilası nedeniyle Belh'den ayrılmak zorunda kalmı ş tır. Sultânü'I-Ulemâ." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları