Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Virusların Genel Özellikleri. Viruslar - Giriş “Virüs” terimi, latince “zehir” anlamına gelir. İlk kez kuduz etkenini tanımlamak üzere Pasteur tarafından.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "Virusların Genel Özellikleri. Viruslar - Giriş “Virüs” terimi, latince “zehir” anlamına gelir. İlk kez kuduz etkenini tanımlamak üzere Pasteur tarafından."— Sunum transkripti:

1 Virusların Genel Özellikleri

2 Viruslar - Giriş “Virüs” terimi, latince “zehir” anlamına gelir. İlk kez kuduz etkenini tanımlamak üzere Pasteur tarafından kullanılmıştır. 1890’da, ilk kez keşfedilen virüs tütün mozaik virüsü (TMV) idi. 1900’lü yılların başında “filtre edilebilmeleri” ile bakterilerden ayırd edildi. 1930’da: TMV, izole ve purifiye edildi. Virüsleri gözlemek amacıyla elektron mikroskopu kullanıldı. 1950’li yıllardan sonra(E.M ve H.K) viroloji bilimi gelişmeye devam etti.

3 Virusların özellikleri Asellüler infeksiyöz ajanlardır Zorunlu intrasellüler parazitlerdir.Hücre dışında inert’dirler. DNA veya RNA’dan birine sahiptir, ikisini birden kapsamaz Replikasyon, hücre içinde viral nükleik asid tarafından yönlendirilir

4 İkiye bölünmez veya mitoza uğramaz Enerji üretebilmesi için gerekli enzim ve genleri yoktur Protein üretimi; konak hücresindeki ribozomlara, enzimlere ve besinlere bağımlıdır

5 Virusların özellikleri Birçok hücreden daha küçüktür(20-300nm) E.M. ile negatif boyama yöntemi (sodyum fosfotungstat, uranil asetat )

6 AYIRAN VİRÜSLERİ BAKTERİLERDEN VE DİĞER MİKROORGANİZMALARDAN ÖZELLİKLER Büyüklük Genomik yapı Metabolik aktivite Çoğalma Üreme ortamı Filtrelerden geçme Hücre organelleri Antibiyotiklere duyarlılık İnterferona duyarlılık Antijenik özellik Mikroskobik özellik

7 Büyüklük Virüsler bakterilerden ve diğer mikroorganizmalardan daha küçüktürler. Bakteriler ve diğer mikroorganimalar mikrometre (um) ile ölçülürken, virüsler nanometre (nm) ile ölçülürler. Virüslerin büyüklüğü yaklaşık nm arasında değişirken, bakteriler ortalama 1000 nm, yani 1 mikron büyüklüğündedir.

8 Genomik Yapı Virüslerde tek bir nükleik asit bulunmak-ta olup, ya DNA ya da RNA'dan oluşur. Bakterilerde ve diğer mikroorganizma- larda ise hem DNA, hem de RNA birlikte bulunmaktadır.

9 Metabolik Aktivite Virüsler metabolik aktivite bakımından inert partiküllerdir. Yani tek başlarına metabolik aktivitelerini sürdürecek enzimleri bulunmamaktadır. Bu yüzden yaşamlarını sürdürebilmeleri için mutlaka canlı bir hücreye ihtiyaçları bulunur. Hayatlarını devam ettirebilmeleri için canlı hücrelerin metabolik sistemlerinden faydalanırlar.

10 Çoğalma Virüsler yalnızca canlı hücreler içerisin-de replikasyon denilen, nükleik asidin kopyasının çıkarılması şeklinde, yani eşleşme yoluyla çoğalırlar. Diğer mikroorganizmalar ise ikiye bölü- nerek, ya da mitoz ve mayoz yoluyla çoğalırlar.

11 Üreme Ortamı Virüsler yalnızca canlı hücrelerin bulunduğu hücre kültürlerinde ya da embriyonlu yumurtada üreyebilirler. Buna karşılık bakteri ve diğer mikroorganizmaların büyük çoğunluğu cansız besleyici maddelerden hazırlanan yapay besiyerlerinde kolaylıkla üreye- bilirler.

12 Filtrelerden Geçme Virüsler bakteriyolojide kullanılan filtrelerden küçük olmaları nedeniyle geçebilirler. Bakteriler ve diğer mikroorganizmalar ise, büyük olmaları nedeniyle bu filtrelerden geçemezler.

13 Hücre Organelleri Bakterilerde ve diğer mikroorganizma- larda ribozom, endoplazmik retikulum, mitokondri, golgi aygıtı gibi hücre organelleri bulunmasına karşılık, virüslerde bu organellerden hiçbirisi bulunmaz.

14 Antibiyotiklere Duyarlılık Antibiyotikler bakteriler üzerine etkili olup, üremelerini durdurmakta ya da ölümüne yolaçmaktadır. Virüsler ise antibiyotiklerin varlığından hiç etkilenmezler. Yani antibiyotik varlığında yaşamlarını sürdürürler.

15 İnterferona Duyarlılık Bakteriler genellikle interferonun olum-suz etkisinden etkilenmemesine rağmen, virüsler interferon varlığında üremele-rini sürdüremezler.

16 Antijenik Özellik Virüsler daha iyi antijenik özellik göstermekte olup, organizmada daha kuvvetli ve daha kalıcı bir antikor yanıtı oluştururlar. Bakteriler ise daha zayıf antijenik özellik göstermekte olup, daha kısa süreli antikor yanıtı meydana getirirler.

17 Mikroskobik Özellik Virüsler çok küçük olmaları nedeniyle ışık mikroskobunda görülmeleri mümkün değildir. Ancak en büyük virüsler hücreler içerisinde noktacıklar şeklinde farkedilebilirler. Bu yüzden virüslerin incelenmesinde büyütme gücü daha fazla olan elektron mikroskobu kullanılır. Bakteriler ve diğer mikroorganizmalar ise ışık mikroskobu ile görülebilirler.

18 VİRAL YAPILAR–TERMİNOLOJİ Virion: tüm virus partikülü Kapsid: genomu çevreleyen kapsomerlerden oluşan protein kılıf, kapsid genellikle simetriktir –Kapsid + genom = nükleokapsid Peplomer: Zarfda bulunan özgül glikoproteinler Tegument :Zarflı viruslarda zarf ile kapsid arasında kalan mesafe Core : kapsid içinde N.A’lerin proteinlerle ya da replikasyon enzimleri ile oluşturduğu yapı

19 Virüs Yapısı Kapsid: Birçok protein alt biriminden (kapsomerler) yapılan protein kılıf. Kapsomer proteinleri benzer veya farklı olabilir. Genetik Materyal: Ya RNA ya da DNA, ikisi birlikte bulunmaz( küçük viruslarda 2-3 gen, büyük viruslarda gen taşıyabilir) Ayrıca, bazı virüslerde: Zarf (envelope): Protein, glikoprotein ve konak lipidlerinden yapılıdır. Konak hücre zarından türemiştir.Çıplak (Naked) virüslerin zarfı yoktur.

20 Kapsid Viral genomu çevreleyen, protein yapısında kılıfa kapsid adı verilir. Kapsidi oluşturan her bir yapısal üniteye, yani yapıtaşlarına kapsomer adı verilir. Bu kapsomerler farklı virüslerde farklı şekilde dizilmiş olup, bu dizilimler virüslerin simetrik yapılarını oluştururlar. Bu simetrik yapı ise virüslere şeklini vermektedir.

21 Virüsler kapsitlerinin oluşturduğu simetrik yapıya göre 3 önemli gruba ayrılırlar 1 – İkozahedral Simetrili Virüsler 1 – İkozahedral Simetrili Virüsler 2 – Helikal Simetrili Virüsler 2 – Helikal Simetrili Virüsler 3 – Kompleks Simetrili Virüsler 3 – Kompleks Simetrili Virüsler

22 Kapsid Morfolojisi Helikal: Tirbüşon benzeri proteinler, nükleik asid çevresinde bir spiral oluşturur. Rijid veya fleksibl olabilir. –Tütün mozaik virüsü Kübik(Polihedral): Çok yanlı. En sık rastlanan şekil, 20 üçgen yüz ve 12 köşeden oluşan ikozahedrondur. –Poliovirus –Herpesvirus Kompleks viruslar: Sık rastlanmayan şekiller Bakteriyofajların kuyruk fiberleri, kılıfı ve kapside bağlı bir plağı vardır. Poxvirus’ların nükleik asidinin etrafında birkaç kılıf bulunur. Ebola virus

23 İkozahedral Simetrili Virüsler Kübik simetrili virüsler olarak da adlandırılırlar. Bu tür simetri yapısı 20 eşkenar üçgen şeklinde dizilen kapsomerlerin birleşmesiyle oluşan, 12 köşesi bulunan bir simetri yapısıdır.

24 Helikal Simetrili Virüsler Helezon yapılı virüsler olarak da adlandırılırlar. Bu tür simetride kapsomerler nukleusun etrafında bir eksen boyunca üst üste kıvrılarak boru şeklinde dizilmişlerdir. Yani bir nevi yay ya da helezon oluşturmuşlardır. Helikal simetri içeren virüslerin kapsomerleri tek bir polipeptidden oluşmuştur. !!!! Helikal simetrili kapsidler yalnızca RNA virüslerinde bulunmaktadır. İnsanda hastalık oluşturan bütün helikal simetrili virüsler zarflıdır.

25 Şematik GörünümMikroskobik Görünüm

26 Kompleks (karmaşık) Yapılı Virüsler Bazı virüsler belirgin bir simetri yapısı göstermezler. Bunların daha karmaşık ve daha farklı bir kapsid yapıları vardır. En büyük virüs olan Poxvirüsler ve Filoviruslar bu gruptadır. Poksvirusların dış kılıfı lipid ve proteinden yapılmış ünitelerden oluşmuştur. Bu yüzden diğer viral zarflardan farklı görülürler. İç kısımlarında ise çok iyi yapılanmış bir genom ile birlikte kompleks proteinler ve enzimler yer alır. Filoviruslar ise helikal yapı benzeri bir nükleokapsid içeren çok uzun, kıvrık ve ipliksi formda, zarflı partiküller şeklinde görülürler.

27 Şematik GörünümMikroskobik Görünüm

28 VİRAL KAPSİDİN GÖREVLERİ Virüs partikülüne morfolojik karakterini verir. Viral nükleik asidi çepeçevre sararak dış etkilerden ve nükleazlardan korur. Viral nükleik asidin paketlenmesi için uygun bir klıf oluşturur. Virüse antijenik özelliğini verir. Virüsün konak hücreye olan özgüllüğünü verir

29 Nükleokapsid Viral nükleik asit ve kapsidten oluşan viral yapıya nukleokapsid adı verilir. Basit bir virüs yalnızca nukleokapsid şeklindedir. Bu tür virüslere aynı zamanda çıplak virüsler adı da verilmektedir. Çıplak virüslerde zarf bulunmaz. Bu virüsler içinde bulundukları hücrenin parçalanarak otoliz olması sonucu hücreden ayrılırlar.

30 Viral nükleik asit tipi: Genetik materyal tek veya çift iplikli olabilir: –Tek iplikli (single stranded) DNA (ssDNA): Parvovirus’lar –Çift iplikli (double stranded) DNA (dsDNA): –Herpesvirus’lar –Adenovirus’lar –Poxvirus’lar

31 Hepadnavirus’lar (kısmen çift ipçiklidir) –Pozitif polariteli, tek iplikli RNA (ssRNA): –Picornavirus’lar (+) Retrovirus’lar (+) –Negatif polariteli, tek iplikli RNA (ssRNA): Rhabdovirus’lar (-) –Çift iplikli RNA (dsRNA): –Reovirus’lar

32 Zarf Zarf Bazı virüslerde nukleokapsidin çevresini lipit yapısında bir zarf çevreler. Bu tür virüslere zarflı virüsler adı verilir. Bu virüsler içinde üredikleri hücreden tomurcuklanma ile ayrılırlar. Zarflarını tomurcuklanma sırasında hücre membranından ya da nukleus membranından alırlar.

33 Zarflı virüsler lipit içermeleri nedeniyle eter ve kloroform gibi lipit eriticilere duyarlıdırlar. Viral zarf konak hücre membranından köken aldığı için, viral zarfta da hücre membranında olduğu gibi bir lipit tabaka ve virüse özgül fonksiyonları olan proteinler bulunur.

34 Viral zarf üzerinde bulunan proteinler başlıca iki grup altında incelenirler. A – Glikoproteinler B – Matriks proteinleri

35 Glikoproteinler Zarf üzerinde bulunan dikensi çıkıntılar olup, peplomer olarak da adlandırılırlar. Transmembran proteinleridir. Bunların çok çeşitli görevleri vardır. Virüsün konak hücreye adsorbsiyonunu ve penetrasyonunu sağlar. Yani virüsün konak hücreye tutunmasında ve hücreyi delerek içeri girmesinde önemli rol oynarlar. Kuduz virüsünde beyin hücrelerinde asetil kolin reseptörlerine bağlanarak nörotoksik etki gösterir.

36 Bazı virüslerde eritrositlere bağlanarak virüse hemaglutinasyon yapma yeteneğini kazandırır. Bu tür glikoproteinler hemaglutinin olarak adlandırılır. Bazı virüslere füzyon yapma ve hemoliz yapma yeteneği kazandırır. Influenza virüsünde ise nöroaminidaz etkisi gösteren glikoproeinler mevcuttur. Virüs bu sayede üst solunum yolunda bulunan musin tabakasını eriterek hücrelerin yüzeyini açığa çıkarır. Böylece yüzeyi açığa çıkmış hücrelere virüs daha kolay adsorbe olur.

37 Matriks Proteinleri M proteinleri olarak da adlandırılan matriks proteinleri, glikoprotein çıkıntı-ların taban kısmında, virüsü çevreleyen proteinlerdir. Bu proteinler bir çok hidrofobik bağlarla zarfın lipit tabakasına bağlanırlar. Matriks proteinleri virüslerin hücre membranından tomurcuklanmasında önemli rol oynarlar.

38

39 Virion İçi Enzimler Virüsler viral replikasyonda rol oynayan bazı enzimler içerirler. Bunlar viral genler tarafından kodlanırlar. Bu enzimler şunlardır : RNA polimeraz enzimi DNA polimeraz enzimi Revers transkriptaz enzimi

40 RNA Polimeraz Enzimi : –Viral RNA'yı mRNA şekline transkribe ederler. –Bu enzim yalnızca negatif polariteli virüslerde bulunur. –Bu enzim insan ya da hayvan hücresinde bulunmaz. DNA Polimeraz Enzimi : –DNA'dan DNA sentez eden bir enzimdir. –DNA virüslerinde bulunur. Revers Transkriptaz Enzimi : –RNA'dan DNA sentezini yöneten bir enzimdir. –Bu enzim sayesinde hücre içerisne giren virüs RNA'dan çift iplikçikli DNA oluşturarak, yeni oluşan bu DNA'nın hücre kromozomu ile entegre hale gelmesini sağlar. –Retrovirüslerde bulunan bir enzimdir.

41 Virüs-Konak Hücre İlişkileri Virüs-konak hücre ilişkileri başlıca Virüs-konak hücre ilişkileri başlıca 2 grupta incelenir. 2 grupta incelenir. 1 - Üretken İlişki (Produktif İlişki) 1 - Üretken İlişki (Produktif İlişki) 2 - Üretken Olmayan İlişki (Non produktif İlişki) 2 - Üretken Olmayan İlişki (Non produktif İlişki)

42 Üretken İlişki Üretken İlişki Üretken ilişkide virüs konak hücreye girerek kendine benzer yeni virüsler (progeni) sentez eder ve hücrede bazı patolojik değişikliklere (sitopatik etki) neden olurlar. Bu ilişkiye permissive ilişki adı da verilir. Konak hücreye ise permissive hücre adı verilir.

43 Üretken Olmayan İlişki Üretken olmayan ilişkide progeni yapımı gerçek- leşmez. Bazı hücrelerde virüsün hücreye tutunması ve adsorbsiyonu için gerekli reseptörler yoksa virüs için o hücre üretken değildir. Bu özelliğe non permissive özellik adı da verilir. Bu tür hücreye ise non permissive hücre denir

44 Abortif İlişki Abortif İlişki Bazı virüsler hücre içine girmelerine, hatta viral nükleik asit ve protein sentezlemesine rağmen tüm virüs partikülü (progeni) oluşamaz. Sentez edilen mRNA'lar sitoplazmaya taşınarak viral protein sentezini gerçekleştirir. Ancak viral proteinler tekrar çekirdeğe taşınıp tüm virüs partikülü oluşmadığı için replikasyon tamamlanamaz. Bu yüzden infeksiyoz progeni yapımı gerçekleşemez. Bu tür üretken olmayan ilişkiye ise abortif enfeksiyon adı verilir.

45 VİRAL REPLİKASYON Virüslerin hücre içinde oluşturduğu çoğalma mekanizmasına replikasyon adı verilir. Replikasyon mekanizması DNA ve RNA virüslerinde farklıdır. Aynı gruptaki değişik virüs cinsleri ve türleri arasında da önemli farklılıklar bulunmaktadır. Burada ayrıntıya girilmeksizin DNA ve RNA virüslerindeki replikasyon olayı genel olarak verilmektedir.

46 Viral Replikasyon Aşamaları 1 – Adsorbsiyon 1 – Adsorbsiyon 2 – Penetrasyon 2 – Penetrasyon 3 – Kapsidin soyulması 3 – Kapsidin soyulması 4 – Biyosentez 4 – Biyosentez 5 – Olgun virüs partiküllerinin oluşumu 5 – Olgun virüs partiküllerinin oluşumu 6 – Viral partiküllerin hücreden çıkışı 6 – Viral partiküllerin hücreden çıkışı

47 Adsorbsiyon Adsorbsiyon Viral enfeksiyonlarda ilk basamak, virüsün hücre yüzeyindeki virüse uygun reseptörlerle etkileşime girmesidir. Yani hücre yüzeyine tutunması ya da yapışması olayıdır. Hücre yüzeyindeki reseptör molekülleri farklı özelliktedirler. Bu yüzden her virüsün ilişkiye gireceği reseptörler farklı moleküllerden oluşmaktadır. ol

48 Hücre yüzeyinde virüse özgül reseptörlerin varlığı ya da yokluğu, virüsün hücre tropizmini, yani hücrelere olan ilgisini etkilemektedir. Bir hücre yüzeyinde o virüse uygun reseptör bulunmazsa, virüs bu hücreyi enfekte edemez. Bu yüzden her virüs, her hücrede enfeksiyon yapamamaktadır. Örnek : Poliovirus'lar merkezi sinir sistemine yerleşerek çocuk felci olarak adlandırılan hastalığı oluştururken, Rotavirus'lar sindirim sistemine yerleşerek gastrointestinal hastalıklar

49 Adsorbsiyon Mekanizmasının Şematik Görünümü

50 Penetrasyon Hücre yüzeyine tutunan virüs partiküllerinin hücreyi delerek, hücre içine girdiği dönemdir. Penetrasyon aşaması farklı virüslerde farklı şekillerde oluşmaktadır.

51 Zarfsız Virüslerde Penetrasyon Zarfsız virüsler hücre içerisine viropeksis adı verilen fagositoza benzer bir mekanizmayla girerler. Hücre yüzeyine tutunan virüs, hücre membranının vakuol oluşturmasıyla hücre içerisine doğru yutulurlar.

52

53 Zarflı Virüslerde Penetrasyon Zarflı virüsler hücre içerisine füzyon adı verilen mekanizma ile girerler. Zarflı virüsler hücre içerisine füzyon adı verilen mekanizma ile girerler. Hücre yüzeyine adsorbe olan virüsün zarfı ile hücre membranı arasında bir kaynaşma oluşur. Bu kaynaşma yerinde meydana gelen açıklıktan, virüsün nukleokapsit kısmı zarf dışarıda kalacak şekilde direkt olarak sitoplazmaya girer.

54

55 Bazı Virüslerde Penetrasyon Bazı virüsler hücre duvarına adsorbe olduktan sonra, konak hücre enzimleri tarafından kapsitleri yüzeyde parçalanır. Bu durumda serbest hale geçen viral nukleik asit, direkt olarak sitoplazmaya geçer. Bazı virüsler ise doğrudan penetrasyon adı verilen bir mekanizmayla, direkt olarak hücre membranını delerek hücre içerisine girerler.

56 Kapsidin Soyulması Viral nükleik asit biyosentez yerine taşınmadan önce viral genomun kapsid proteinlerinden arınması gerekir. Hücre içerisine giren virüsün kapsid kısmı hücre sitoplazması içindeki proteolitik enzimler tarafından parçalanır. Virüs nukleik asidi sitoplazmada tamamen serbest hale geçer. Bu döneme eklips dönemi adı da verilir. Bu dönemde virüsün enfeksiyon yapma özelliği ortadan kalkar.

57

58 Biyosentez Viral nukleik asit kapsit kısmından ayrılıp serbest hale geçtikten sonra biyosentez dönemi başlar. Viral nukleik asit kapsit kısmından ayrılıp serbest hale geçtikten sonra biyosentez dönemi başlar. Bu dönem virüs gruplarına, cinslerine ve türlerine göre önemli ayrılıklar gösterir. Viral ürünlerin sentezi ve viral nükleik asit replikasyonunun stratejisi, virüsün nükleik asit cinsine, nükleik asit yapısına ve virion içi enzim içeriğine bağlıdır.

59

60 Biyosentez Genellikle RNA virüsleri hücre sitoplazmasında, DNA virüsleri ise hücre çekirdeğinde replike olmak üzere organize olmuştur. Ancak RNA virüslerinden Orthomyxovirüsler, bazı Paramyxoviruslar ve Retrovirusların replikasyonlarının bir bölümü hücre çekirdeğinde gerçekleşir.

61 DNA virüslerinde poxvirus grubu dışındaki bütün virüsler hücre çekirdeğinde replike olurlar. Poxviruslar ise virion içi enzim içermeleri ve sentez ettikleri replikatif enzimler nedeniyle sitoplazmada replike olurlar. DNA virüslerinin hücre çekirdeğinde replike olmalarının nedeni viral DNA'nın kalıp olarak kullanılıp, erken mRNA sentezi için hücresel DNA'ya bağımlı RNA polimerazı kullanmalarıdır.

62 Biyosentez Aşamaları Biyosentez aşamasında değişik yapıtaşları sentezlenmektedir. Bu yapıtaşları şunlardır Erken mRNA sentezi Erken protein sentezi Geç mRNA sentezi Geç protein sentezi Viral nükleik asit sentezi

63 Erken mRNA Sentezi Viral replikasyon sırasında nükleik asit sentezi başlamadan önce sentez edilen bütün mRNA'lar erken mRNA olarak adlandırılırlar. Viral replikasyon sırasında nükleik asit sentezi başlamadan önce sentez edilen bütün mRNA'lar erken mRNA olarak adlandırılırlar. –Erken Protein Sentezi Viral replikasyon sırasında nükleik asit sentezi başlamadan önce sentez edilen proteinler erken protein olarak adlandırılır. Erken proteinler genellikle virüsün yapısına girmeyen, viral nükleik asit sentezinde rol oynayan proteinlerdir.

64 Geç mRNA Sentezi Viral nükleik asit sentezi başladıktan sonra sentez edilen bütün mRNA 'lar geç mRNA olarak adlandırılır. Geç Protein Sentezi Geç Protein Sentezi Viral nükleik asit sentezi başladıktan sonra sentez edilen bütün proteinler geç protein olarak adlandırılır. Geç proteinler virionun yapısına giren proteinlerdir.

65 Viral Nükleik Asit Sentezi DNA ve RNA virüslerinin nükleik asit transkripsiyonu ve replikasyonu, virüslerin genom yapısı, gen transkripsiyon şekli ve virion enzimi içeriğine göre farklılıklar gösterir. Viral nükleik asit sentezi iki grup altında incelenir. 1 – DNA virüslerinde biyosentez 2 – RNA virüslerinde biyosentez

66 DNA Virüslerinde Biyosentez DNA virüslerinde biyosentez iki grup altında incelenir 1 – Hücre nukleusunda çoğalma 1 – Hücre nukleusunda çoğalma 2 – Sitoplazmada çoğalma 2 – Sitoplazmada çoğalma

67 Hücre Nukleusunda Çoğalma Sitoplazmada serbest hale geçen viral nukleik asit çekirdek içerisine yerleşir. Nukleusa yerleşen virüs konak hücrenin RNA polimeraz enzimini kullanarak viral DNA kalıbının mRNA kopyalarını oluşturur. Oluşan bu mRNA'lar sitoplazmaya geçerek viral proteinlerin yapımını başlatır.

68 Bu proteinler tekrar nukleusa girerek yeni mRNA'ların yapımını uyarırlar. Bunu takiben viral DNA polimeraz enzimleri nukleusa girerek viral DNA replikasyonunu başlatırlar. Oluşan bu yeni DNA'lar nükleotidler halinde paketlenerek oluşan boş kapsidlerin içerisine yerleşirler. Bu sayede viral partiküller meydana gelmiş olur.

69 Hücre Sitoplazmasında Çoğalma Poxviruslar hücreye girdikten sonra önce vakuol içerisine alınırlar. Bu vakuol içerisinde zarfları erir. Poxviruslar hücreye girdikten sonra önce vakuol içerisine alınırlar. Bu vakuol içerisinde zarfları erir. Kapsidlerinden de ayrılan virüsler sitoplazmada serbest hale geçerler. Bu virüsler diğer DNA virüslerinin aksine RNA polimeraz enzimleri vardır.

70 Bu enzim aracılığı ile çoğalmanın erken döneminde viral DNA'lar kopyalanır. Ayrıca oluşan mRNA aracılığı ile DNA kopyalanmasında rol oynayan enzimler ve viral proteinlerin sentezi gerçekleşir. Geç dönemde oluşan yeni genomlar viral proteinlerle birleşerek yeni viryonları oluşturur.

71 RNA Virüslerinde Biyosentez RNA virüslerinde ise nukleik asit replikasyonu tamamen sitoplazma içinde meydana gelir. RNA virüslerinde ise nukleik asit replikasyonu tamamen sitoplazma içinde meydana gelir. Virüs nukleik asidi sitoplazma içinde bir taraftan kendi kopyasını çıkarırken, diğer taraftan virüsün yapı taşlarını oluşturmak üzere hücrenin tüm faaliyetlerini durdurup, nukleik asit ve virüs komponentleri sentezini başlatır.

72 RNA virüslerinde biyosentez aşaması 3 grup altında incelenir Pozitif polariteli virüslerde biyosentez Negatif polariteli virüslerde biyosentez Retrovirüslerde biyosentez

73 Pozitif Polariteli RNA Virüslerinde Biyosentez Sitoplazmada serbest hale gelen viral RNA ilk basamakta mRNA görevi yaparak sitoplazmadaki ribozomlara bağlanır. Ribozomlar tarafından okunan bu RNA büyük bir polipeptid haline dönüşür. Bunun ardından daha küçük protein parçacıklarına ayrışır. Bu proteinlerden birisi RNA'ya bağımlı RNA polimeraz olup viral RNA'nın replikasyonunda rol oynar. Oluşan bu viral RNA'lar yeterli düzeye ulaşınca boş kapsidlerin içerisine girerek tam viriyonları oluştururlar.

74 Negatif Polariteli RNA Virüslerinde Biyosentez Negatif polariteli virüslerin RNA'ları tek başlarına enfektif değildirler. Bunlar konak hücre içinde mRNA görevini yapamazlar. Taşıdıkları RNA polimeraz enzimleri aracılığı ile negatif polariteli RNA'nın pozitif kopyasını oluşturur. Oluşan bu pozitif RNA'lar mRNA görevi yaparak viral replikasyonu başlatır.

75 Retrovirüslerde Biyosentez Bu virüslerde diğer RNA virüslerinde bulunmayan RNA'ya bağımlı DNA polimeraz enzimi içerirler. Bu enzime aynı zamanda revers transkriptaz enzimi adı verilir. Bu enzim sayesinde hücre içerisinde serbest hale geçen virüsün RNA'sının DNA kopyası çıkarılır. Oluşan bu DNA konak hücre nükleusuna taşınarak konağın DNA'sı içerisine entegre olur. Daha sonra bu DNA'nın transkripsiyonu ile hem viral proteinleri kodlayacak olan mRNA'lar, hem de yeni viryonları oluşturacak olan genomik RNA'lar sentezlenir.

76 Olgun Virüs Partiküllerinin Oluşması Hücre içerisinde ayrı ayrı oluşan viral yapıların birleşerek, tam virüs partiküllerinin meydana geldiği dönemdir. DNA virüslerinde sitoplazmada sentez edilen viral kapsomerler nukleus içerisine taşınarak, çekirdek içerisinde nukleokapsitler oluşur.

77

78 RNA virüslerinde ise viral nukleokapsitlerin oluşumu tamamen sitoplazma içerisinde gerçekleşir. Olgunlaşma sırasında önce kapsomerler birleşerek içi boş kapsitler meydana gelir. Daha sonra replike olan viral nukleik asitler bu boş kapsitler içerisine girerek tam bir nukleokapsit oluşumunu sağlarlar.

79 Olgunlaşan Viral Partiküllerin Hücreden Çıkışı Hücre içerisinde olgunlaşan, yani nukleokapsit haline gelen virüs partikülleri, hücre içerisinde belirli bir sayıya ulaştığında hücreden çıkmaya başlarlar. Virüslerin içinde bulundukları hücreden dışarıya çıkmaları iki grup alytında incelenir. Zarflı virüslerin hücreden çıkışı Zarfsız virüslerin hücreden çıkışı

80 Zarfsız Virüslerin Hücreden Çıkışı Hücre içerisinde bol miktarda üremeye bağlı olarak, virüsler hücre çeperine baskı yapıp çeperi eriterek veya parçalayarak hücre dışına çıkarlar.

81 Zarflı Virüslerin Hücreden Çıkışı Zarflı virüsler ise tomurcuklanma ile, içinde bulundukları hücreden ayrılırlar. Sitoplazmada olgunlaşan virüs partikülleri hücre membranından zarflanıp dışarıya doğru tomurcuklanarak hücre dışına atılırlar. Hücre membranı virüsün dışarı çıkacağı bölgede yapısal değişikliğe uğrarlar. Bu bölgede viral nukleokapsit membran yüzeyini gittikçe artan bir şekilde kabarıklaştırır.

82 Daha sonra stoplazmik membran virüs yüzeyine adeta sarılır. Bu şekilde virüs zarflı hale geldikten sonra tomurcuklanan kısım hücreden koparak ayrılır. Nukleusta olgunlaşan zarflı virüs partikülleri ise nukleus membranından tomurcuklanmak suretiyle zarflı virüs haline dönüşürler. Zarflı hale gelen virüsler sitoplazmada birikmeye başlarlar. Sitoplazmada biriken zarflı virüsler ise enfekte hücre membranına baskı yaparak, membranın parçalanması ve hücrenin otoliz olması ile hücreden atılırlar.

83 Zarflı Virüslerin Hücreden Çıkışı

84 Viral Replikasyonun Genel Şeması

85 Viral Üreme Aşamaları Viral üreme aşamalarının saptanmasında hücre kültürlerinden yararlanılır. Hücre kültürlerine sayılı miktarda virüs ekimi yapılarak virüs üremesinin durumu aşama aşama gözlenebilir. Hücre sayısı bilinen hücre kültürü üzerine, yine sayısı bilinen virüs ekilir.

86 Genellikle hücre sayısının 10 katı kadar virüs ekilir. Enfeksiyonun belirli dönemlerinde hem hücre içi, hem de hücre dışı enfeksiyoz virüs ölçümü yapılır. Virüs ekiminden bir süre sonra adsorbe olmayan virüsler, hücrelerin yıkanması suretiyle ortamdan uzaklaştırılır.

87 Viral Üreme Aşamaları İnfeksiyondan kısa süre sonra hücreleri infekte eden virüs adedinden daha az virüs saptanır. Çünkü adsorbe ve penetre olan virüsün kapsidi ve zarfı soyularak enfeksiyoz olmayan bir nitelik kazanmıştır. Bu yüzden başlangıçta bir süre hücre kültüründe sabit miktarda çok az virüs saptanır. Bu suskun döneme eklips dönemi adı verilir.

88 Eklips dönemi hücre içinde ilk virüs saptanması ile son bulur. Enfeksiyonun başlangıcından, ilk hücre dışı virüsün saptanmasına kadar geçen döneme latent dönem adı verilir. Latent dönem sonunda viral sentez tamamlanmış ve ortama virüs salınımı başlamış olur.

89 Viral Üreme Aşamaları Eklips ve latent dönemleri her virüs için farklıdır. Genellikle küçük RNA virüsleri için bu dönemler 3-5 saat gibi kısa sürelidir. DNA virüslerinin replikasyonunun daha karmaşık olması nedeniyle eklips ve latent dönemi daha uzun olup yaklaşık 7-12 saattir. Bazı onkojenik virüsler ise üredikkleri hücrelerde daha uzun eklips ve latent dönem gösterirler.

90 Virüslerin Hücre Kültürlerinde Oluşturduğu Patolojik Değişiklikler 1 – Sitopatik etki oluşumu 1 – Sitopatik etki oluşumu 2 – İnklüzyon cisimciği oluşumu 2 – İnklüzyon cisimciği oluşumu

91 Sitopatik Etki Oluşumu Virüslerin hücre kültürlerinde üremeleri sonucunda hücrelerde oluşturdukları patolojik değişikliklere sitopatik etki adı verilir. Kısaca CPE olarak gösterilir. Hücrelerde meydana gelen CPE çeşitli faktörlere bağlı olarak gelişir. –Bunlar hücre metabolizmasının yavaşlaması, virüsün hücrede çoğalması veya – viral ürünlerin toksik etkilerine bağlı olarak gelişir.

92 Virüslerin hücre kültürlerinde oluşturdukları sitopatik etkileri 4 ana grupta toplamak mümkündür. Virüslerin hücre kültürlerinde oluşturdukları sitopatik etkileri 4 ana grupta toplamak mümkündür. 1 – Piknozis 1 – Piknozis 2 - Agregasyon 2 - Agregasyon 3 – Sinsitya 3 – Sinsitya 4 – Minimal etki 4 – Minimal etki

93 Piknozis Piknotik hücre oluşumu anlamına gelir. Bu tür sitopatik etki virüs üretmesine ve viral ürünlerin hücrede birikerek toksik etki yapmasına bağlı olarak gelişir. Hücrelerin yuvarlaklaşması, sitoplazmanın daralması, çekirdeğin dens bir hal alarak ışık geçirgenliğinin azalması, katı yüzeye tutunma özelliklerinin kaybolması ile karakterizedir.

94 Agregasyon Virüs çoğalması ve özellikle bazı viral ürünlerin sitoplazmik membran üzerindeki toksik etkileri nedeniyle oluşur. Hücrelerin yuvarlaşması ve salkımlar oluşturacak şekilde bir araya toplanmasıyla karakterizedir.

95 Sinsitya Bazı virüslerde özellikle zarflı virüslerde yüzey peplomerleri füzyon (iki yüzeyi kaynaştırma) özelliği taşır. Bu glikoprotein yardımı ile virüsler hücreler arasında sitoplazmik köprülerin oluşumunu sağlarlar. Bu sitoplazmik köprülere sinsitya adı verilir. Solunum sinsityal virüs enfeksiyonunda birbirine sitoplazmik köprü ile bağlanan hücreler arasında bir süre sonra kaynaşma yani füzyon oluşur. Bir çok hücrenin aynı şekilde sinsitya oluşturması ve kaynaşması sonucunda çok çekirdekli dev hücreler (polikaryosit) oluşur.

96 Minimal Etki Bazı virüsler bazı hücre tiplerinde çoğalmalarına rağmen hücrede herhangi bir toksik etki meydana gelmez. Bunlar genellikle zarflı virüslerdir ve hücre membranından tomurcuklanma ile olgunlaşırlar. Böylece belirgin bir sitopatik etkinin saptanamadığı duruma minimal etki adı verilir. Minimal etki yapan virüslerin hücre kültürlerinde üreyip üremediğini anlamak için hemadsorbsiyon veya viral interferens deneyleri yapılır.

97 İnklüzyon Cisimciği Oluşumu Bazı virüslerin hücrelerde üremesi sırasında, hücre içerisinde inklüzyon cisimciği adı verilen yapılar oluşur. Oluşan inklüzyon cisimciklerini direkt olarak hücre kültüründe görmek mümkün değildir. Bu yüzden hücrelerin sitolojik yöntemlerle boyanmaları gerekir. Bu sayede inklüzyon cisimcikleri ışık mikroskobunda görülürler.

98 İnklüzyon Cisimcikleri İnklüzyon cisimcikleri nükleusta, sitoplazmada ya da her ikisinde birden oluşabilir. Asidofilik ya da bazofilik yapıda boyanabilir. İnklüzyon cisimcikleri viral ürünlerin sentezlendiği ve biriktiği bölgelerdir.

99 Virüsün Konak Hücrede Oluşturduğu Hasarın Mekanizması Virüslerin konak hücrede oluşturduğu hasar mekanizması 2 grup altında incelenir. 1 – Litik virüslerin oluşturduğu hasar 1 – Litik virüslerin oluşturduğu hasar 2 – Litik olmayan virüslerin oluşturduğu hasar 2 – Litik olmayan virüslerin oluşturduğu hasar

100 Litik Virüslerin Oluşturduğu Hasar Mekanizması Litik virüsler hücre içerisinde üredikle-rinde konak hücreler üzerine öldürücü etki yaparlar. Bu etki mekanizması şu şekilde ortaya çıkmaktadır. Hücresel nükleik asit sentezinin durdurulması Hücresel protein sentezinin durdurulması Viral proteinlerin sitopatik etkileri

101 Hücresel Protein Sentezinin Durdurulması Bir çok litik virüs hücresel protein sentezini durduran yapıları şifrelerler. Hücresel protein sentezinin durdurulmasında kullanılan mekanizmalar değişkenlik göster- mekte olup tam olarak aydınlatılamamıştır. Bu etkinin viral mRNA moleküllerinin hücreye ait ribozomal alt ünitelere bağlanması ve ribo- zomların yapısını bozmasından kaynaklandığı düşünülmektedir.

102 Hücresel Nükleik Asit Sentezinin Durdurulması Bazı virüsler hücresel mRNA transkrip- siyonunu azaltır. Buna bağlı olarak hücresel DNA sentezi engellenir. DNA sentezinin engellenmesi protein sentezi inhibisyonunun doğal bir sonucudur.

103 Viral Proteinlerin Sitopatik Etkileri Replikasyon siklusunun geç fazında infekte hücrelerde çok fazla miktarda değişik viral elementler birikir. Bunlardan bazıları, özellikle de bazı kapsid proteinleri hücreler üzerine toksiktir. Viral proteinlerin plazma membranına sokulması, –membran geçirgenliğinde değişikliklere sebep olmakta – ozmatik bütünlüğün yitirilmesi, – hücrenin şişmesi ve – ölümle sonuçlanan bir süreci başlatır.

104 Litik Olmayan Virüslerin Oluşturduğu Hasar Mekanizması Litik olmayan virüsler içinde üredikleri konak hücreleri öldürmezler. Bu virüsler litik virüslerin tam tersine, enfekte hücrenin viriyonları ürettiği ve saldığı, ancak genel hücresel mekanizmanın çok az etkilendiği persistan bir enfeksiyon oluşturur. Persistan enfeksiyonlarda enfekte hücreler üremeye ve bölünmeye devam ederler. Viriyonları bu şekilde üreten ve salan hücreler, kültür ortamında uzun süre üremeye ve bölünmeye devam etmesine rağmen, en sonunda hücrenin ölümüne neden olan ilerleyici değişiklikleri de gösterirler.

105 Hücresel Düzeyde Virüsler 3 Tip Yayılım Gösterirler 1 - Hücre Dışı Yayılım (tip 1) : Hücrede replike olan virüsler hücre dışına çıkarak yeni duyarlı hücreleri enfekte ederler. Influenza ve Adenovirüs’ler bu tür yayılıma örnektir. 1 - Hücre Dışı Yayılım (tip 1) : Hücrede replike olan virüsler hücre dışına çıkarak yeni duyarlı hücreleri enfekte ederler. Influenza ve Adenovirüs’ler bu tür yayılıma örnektir. 2 - Hücre İçi Yayılım (tip 2) : Virüs hücreler arasında sitoplazmik köprüler oluşturarak desmozomlar aracılığı ile hücreden hücreye geçerler. Bu nedenle hücreden dışarı çıkıp hücre dışı yayılım göstermezler. Herpes simplex virüs bu tip yayılıma örnektir. 2 - Hücre İçi Yayılım (tip 2) : Virüs hücreler arasında sitoplazmik köprüler oluşturarak desmozomlar aracılığı ile hücreden hücreye geçerler. Bu nedenle hücreden dışarı çıkıp hücre dışı yayılım göstermezler. Herpes simplex virüs bu tip yayılıma örnektir.

106 3 - Nüklear Yayılım : Bu tür yayılım yapan virüslerin genomları ya hücre içinde latent kalır veya hücre kromozomuna integre olur. Mayoz bölünme ile viral genom parental hücreden progeny hücreye taşınır. Bu tür ilişkide virüsün hücre içindeki varlığı, hücre yüzeyindeki bazı viral antijenlerin belirmesiyle tanımlanır. Retrovirüs’ler bu tür yayılıma örnektir.

107 İnterferens Bir virüsün bir hücreyi enfekte ettikten sonra, ikinci bir virüsün bu hücreyi enfekte etmesini engellemesi olayına interferens adı verilir.

108 İnterferens iki farklı mekanizmayla oluşabilmektedir 1 - Hücre içine giren virüs, içinde bulunduğu hücrenin yüzeyini değiştirerek, virüsün hücreye tutunmasını sağlayan virüse özgül reseptörleri bloke eder. 2 - Hücre içerisine giren ilk virüs, içinde bulunduğu hücreden interferon salgılanmasını sağlar. Bu da virüslerin hücre içerisine girmesine engel olur.

109 Otointerferens İnterferens olayı aynı tür virüsler arasında olabildiği gibi, farklı virüsler arasında da olabilmektedir. Bazı durumlarda virüsler kendisinden replike olarak oluşan virüsleri de interfere edebilmektedirler. Bu olaya otointerferens adı verilmektedir.

110 İnterferon İnterferon başta viral enfeksiyonlara olmak üzere, diğer bazı etkenlere karşı hücrenin yanıtı olarak sentezlenen düşük molekül ağırlıklı antiviral proteinlerdir. Genellikle virüs ile enfekte hücreler tarafından sentezlenerek hücre dışına salınırlar. Bu sayede hücreler arası sıvıya ulaşan interferon enfekte olmamış sağlam hücrelere ulaşarak, hücrenin virüse özgül reseptörlerine bağlanmakta, bu sayede virüsün hücre yüzeyine tutunarak hücre içine girmesini engellemektedir.

111 İnterferon Oluşturan Diğer Etkenler 1 - Hücre içi enfeksiyon yapan bazı mikroorganizmalar Örnek: Mikobakteriler, protozoonlar. Örnek: Mikobakteriler, protozoonlar. 2 - İmmun sistemi uyaran maddeler. Örnek: Mitojenler, endotoksinler, Örnek: Mitojenler, endotoksinler, phytohemaglütininler. phytohemaglütininler. 3 - Bazı antibiyotikler. Örnek : Kanamycin, Siklohekzimid. Örnek : Kanamycin, Siklohekzimid. 4 - Düşük molekül ağırlıklı sentetik maddeler. Örnek : Filoronlar ve akridin boyaları. Örnek : Filoronlar ve akridin boyaları.

112 İnterferon Tipleri 1 - Alfa İnterferon : Virüslerin etkisiyle lökositler tarafından salgılanan lökositler tarafından salgılanan interferonlardır. interferonlardır. 2 - Beta İnterferon : Virüslerin etkisiyle fibroblastik hücreler tarafından fibroblastik hücreler tarafından salgılanırlar. salgılanırlar. 3 - Gama İnterferon : Mitojen ve antijenlerin etkisiyle T lenfositleri tarafından etkisiyle T lenfositleri tarafından salgılanırlar. salgılanırlar.

113 İnterferonların Fonksiyonları İnterferonların organizma üzerine İnterferonların organizma üzerine etkileri 3 grup altında incelenir. etkileri 3 grup altında incelenir. 1 - Antiviral etki 1 - Antiviral etki 2 - Hücre proliferasyonu üzerine etki 2 - Hücre proliferasyonu üzerine etki 3 - İmmün yanıtın düzenlenmesi üzerine etki 3 - İmmün yanıtın düzenlenmesi üzerine etki

114 Antiviral Etki Virüs ile enfekte hücreden salınan interferon, enfekte olmamış hücrelerin yüzeyinde bulunan interferon reseptörlerine bağlanırlar. Bağlandıkları hücrelerde yeni bir antiviral protein sentezine yol açarlar. Oluşan bu antiviral proteinler ya viral mRNA'ların parçalanmasına veya viral proteinlerin oluşumunun inhibisyonuna yol açarlar. Buna bağlı olarak da virüsler yeni hücreleri enfekte edemedikleri için, viral replikasyon gittikçe azalarak bir süre sonra tamamen sonlanır.

115 Hücre Proliferasyonu Üzerine Etkisi İnterferonların hücre proliferasyonu üzerine bloke edici etkileri bulunmaktadır. Kanser oluşumunda sınırsız ve kontrolsüz bir hücre çoğalması söz konusu olduğu için, bu özellikleri nedeniyle anti tümöral etkileri bulunmaktadır. Yani bir dereceye kadar tümörlerin gelişimine engel olabilmektedirler.

116 İmmün Yanıtın Düzenlenmesi Üzerine Etkisi İnterferonun immun sistem üzerinde düzenleyici fonksiyonları da bulunmaktadır. İmmun sistemin oluşumunda rol alan hücreler hem interferon yapma, hem de interferondan etkilenme yeteneğine sahiptirler. İnterferonlar hücresel immüniteyi aktive ve stimüle ederek hedef hücrenin tanınmasını sağlarlar. Bu sayede viral enfeksiyonların sonlandırılma- sına yardım ederler. Hücresel immün yanıt güçlenerek, hedefi tanıyarak yok eder.

117 Viral Hastalıklardan Korunmada Doğal Bariyerler Epitelyum bir çok viral enfeksiyona karşı en iyi korunma sistemidir. Epitelyal enfeksiyonların oluşması, epitelde meydana gelen hasar veya yara sonucunda virüsün organizmaya yayılmasıyla olur. Virüslerin organizmaya girmesi göz, burun, ağız, ürogenital yol, gastrointestinal yol iledir. Bu giriş yolları virüslere karşı göz yaşı, mukus, silier epitelyum, mide asidi ve safra tuzları ile korunur.

118 Bir çok virüs gözyaşı asiditesine dayanamaz. Mukus salgıda bulunan ve özgül olmayan mekanizma ile virüsün hücreye yapışmasına mani olan inhibitörler mevcuttur. Silier epitelyum ise küçük partiküllerin alt solunum yoluna inmesi için tek yönlü hareketlerine devam eder. Mide asiditesi ve safra tuzları bir çok zarflı virüsün mide bariyerini aşarak epitele erişmesini engeller. Organizmanın ısısı ve ateş yüselmesi virüs replikasyonunu sınırlayan diğer bir faktördür.

119 Viral enfeksiyonlarda konakta oluşan bağışıklık mekanizmaları 2 grupta toplanır. 1 – Humoral bağışıklık mekanizmaları 2 – Hücresel bağışıklık mekanizmaları

120 Humoral Bağışıklık Mekanizmaları Humoral bağışıklık mekanizmaları Humoral bağışıklık mekanizmaları 3 grup altında toplanır. 3 grup altında toplanır. 1 – Antikorlar aracılığı ile nötralizasyon 2 – Kompleman aracılığı ile nötralizasyon 3 - Opsonizasyon

121 Antikorlar Aracılığı İle Nötralizasyon Organizmada viral enfeksiyonlara karşı oluşan IgG, IgM ve IgA antikorları virüslerin enfeksiyon yapma yetenek-lerini nötralize ederler. Organizmada viral enfeksiyonlara karşı oluşan IgG, IgM ve IgA antikorları virüslerin enfeksiyon yapma yetenek-lerini nötralize ederler.

122 Kompleman Aracılığı ile Nötralizasyon Kompleman antijen antikor kompleksine bağlanarak bu kompleksin erimesine yol açan bir sistemdir. Komplemanla birleşmiş olan virüsler fagosit hücreler tarafından daha kolay fagosite edilirler. Ayrıca virüsleri eritici etki gösterirler. Kompleman aracılığı ile oluşan nötralizasyonda komplemanı bağlayan IgG antikorları rol oynar.

123 Opsonizasyon Hücre dışı virüslerin IgG ile, kompleman ile veya her ikisi ile birleşmeleri durumunda makrofajlar ve polimorfonükleer lökositler tarafından daha kolay fagosite edilmeleri durumuna opsonizasyon denir. Hücre dışı virüslerin IgG ile, kompleman ile veya her ikisi ile birleşmeleri durumunda makrofajlar ve polimorfonükleer lökositler tarafından daha kolay fagosite edilmeleri durumuna opsonizasyon denir.

124 VİRÜSLERİN SINIFLANDIRILMALARI NÜKLEİK ASİD TİPİ KAPSİD ZARF VARLIĞI REPLİKASYON STRATEJİSİ

125 SINIFLANDIRMA RNA veya DNA Segmentli veya segmentsiz Segmentli veya segmentsiz doğrusal veya halkasal doğrusal veya halkasal Tek iplikli veya çift iplikli Tek iplikli veya çift iplikli – Tek iplikli ise; –(+) polariteli mRNA’lı veya –(-) polariteli mRNA’lı (mRNA komplementeri)

126 Konak Tercihi: Virüsün infekte edebildiği konak spektrumu. –Bakteriler (Bakteriyofaj) –Hayvanlar –Bitkiler –Funguslar Protistler Viral özgüllük: Virüsün infekte edebildiği hücre tipleri. –Dermotropik –Nörotropik –Pnömotropik –Lenfotropik Visserotropik: Karaciğer, kalp, dalak

127 Konak Tercihini Etkileyen Faktörler Hücre yüzey reseptörleri Viral replikasyonu desteklemesi Hücreden çıkabilme ve yayılabilmesi Konakta anti-viral cevap

128 Başlıca Virüs Grupları ve Aileleri Virüsler nukleik asitlerine bakılarak ilk önce iki ana gruba ayrılırlar. Bunlar DNA ve RNA virüsleridir.

129 DNA virüsleri sınıflandırmadaki temel kriterler göz önüne alınarak 6 virüs familyasına ayrılmakta olup Parvovirus,Papovavirus, Adenovirus, Herpesvirus, Poxvirus üHepadnavirus aileleridir. üHepadnavirus aileleridir.

130 RNA virüsleri de temel kriterlere bakılarak 13 virüs ailesinde toplanmış olup bunlar Picornavirus, Calicivirus, Calicivirus, Reovirus, Reovirus, Togavirus, Togavirus, Orthomyxovirus OrthomyxovirusCoronavirus, Flavivirus Flavivirus Paramyxovirus,Rhabdovirus, Retrovirus, Retrovirus,Arenavirus, Bunyavirus, Bunyavirus, Filovirus aileleridir

131 Ayrıca bazı virüs grupları değişik familyalardaki virüsleri bünyelerinde bulundurarak karışık bir virüs grubu oluştururlar. Bu tür virüsler benzer nitelikte taşındıkları için, ya da benzer görünümde hastalık oluşturdukları için bu şekilde gruplandırılırlar. Bu virüs grupları Hepatit Virüsleri, Gastroenterit Yapan Virüsler, Arbovirus'lar, Tümör Virüsleri gibi virüs gruplarıdır.

132 DNA Virüs Aileleri Herpesviridae Ailesi Bu ailede yer alan virüsler ikozahedral simetrili, nm büyüklüğünde, çift iplikçikli DNA içeren, zarflı virüslerdir. Deri, mukoza, salgı bezleri ve lenfoid dokularda enfeksiyon oluştururlar. Primer enfeksiyonu takiben organizmadan atılamayan bu virüsler salgı bezleri, sinir gangliyonları ve lenfoid dokuda latent hale gelerek ömür boyu vücutta kalırlar.

133 Bu ailede 3 alt aile bulunmakta olup, bunlar Alphaherpesvirus, Betaherpesvirus ve Gamaherpesvirus alt aileleridir. Alphaherpesvirus alt ailesinde H.simplex tip 1 ve 2, Betaherpesvirinae alt ailesinde Cytomegalovirus, Gama Herpesvirinae alt ailesinde ise Epstein - Barr virüsü bulunmaktadır

134 Poxviridae Ailesi Bu familyada bulunan virüsler oldukça büyük virüsler olup, nm büyüklüğündedirler. Kompleks yapıya sahip, tuğla görünümünnde, çift iplikçikli DNA taşıyan zarflı virüslerdir. Bu familyada 7 cins bulunmakta olup bunlar Orthopoxvirus, Leporipoxvirus, Avipoxvirus, Capripoxvirus, Suipoxvirus, Parapoxvirus ve Gruplandırılamayan Poxvirus'lardır.

135 İnsanlarda hastalık oluşturan Poxvirus'lar Orthopoxvirus ve gruplandırılamayan virüs cinsleri içinde yer almaktadırlar. İnsan için patojen olan Poxvirus'lar Smallpox, Vaccinia ve Molloscum contagiosum virüsleridir. Bunun yanında inek çiçeği ve maymun çiçeği virüsleri genellikle hayvanların hastalık etkeni olup, hayvanlarla ilişkisi olan kişilerde hafif seyirli enfeksiyonlar yapmaktadır.

136 Adenoviridae Ailesi Adenoviridae ailesindeki virüsler orta büyüklükte olup, nm çapındadırlar. İkozahedral simetrili, çift iplikçikli DNA' ya sahip zarfsız virüslerdir. Özellikle mukoz membranlara tutunarak hastalık yaparlar. İnsanlarda akut solunum yolu hastalıkları, ateşli hastalıklar, farenjit ve konjuktivit oluştururlar.

137 Bu familyada 3 Adenovirus cinsi bulunmakta olup, bunlar Mastadenovirus'lar, Aviadenovirus'lar ve kültürü yapılamayan virüslerdir. Bu cinsler içinde çok sayıda Adenovirus tipi bulunmakta olup, bunların yalnızca 40 tanesi insanı enfekte edebilmektedir.

138 Parvoviridae Ailesi Bu familyadaki virüsler oldukça küçük olup, ortalama 20 nm çapındadırlar. İkozahedral simetrili, tek iplikçikli DNA' lı, zarfsız virüslerdir. Çeşitli hayvan türlerinde hastalık oluşturmakta olup, bazı durumlarda insanlarda da hastalık yaparlar. Bu familyada 3 cins bulunmakta olup bunlar Parvovirus, Densovirus ve Adenoassociated virüsleridir.

139 Papovaviridae Ailesi Bu ailedeki virüsler nm büyüklüğünde, çift iplikcikli DNA içeren, ikozahedral simetrili, zarfsız virüslerdir. Bu ailedeki virüsler doğal konaklarında latent ve kronik enfeksiyonlar oluştururlar. Bazı hayvan türlerinde ise tümör oluşumuna yol açarlar. İnsanlarda genellikle siğil oluştururlar. Papovaviridae ailesinde iki cins bulunmakta olup, bunlar Papilloma ve Polyomavirus cinsleridir.

140 Hepadnaviridae Ailesi Hepadnavirus'lar 42 nm büyüklüğünde, çift iplikçikli DNA'ları bulunan, kompleks yapıya sahip virüslerdir. Bu familyada insan için patojen olan hepatit B virüsü yer alır. Hepatit B virüsü insanlarda akut ve kronik hepatit tablolarına yol açarlar. Ayrıca kronikleşerek zaman içinde siroz ve karaciğer kanseri oluşumuna katkıda bulunurlar.

141 DNA Virüs Ailelerinin Genel Özellikleri Virüs Ailesi Büyüklük Nükleik Asit Tipi Kapsid Simetrisi Zarf Özelliği Herpesviridae nm Çift İplikcik İkozahedral Zarflı Poxviridae nm Çift İplikcik Kompleks Zarflı Adenoviridae nm Çift İplikcikli İkozahedral Zarfsız Parvoviridae nm Tek İplikcikli İkozahedral Zarfsız Papovaviridae nm Çift İplikcik İkozahedral Zarfsız Hepadnaviridae 42 nm Çift İplikcikli Kompleks Zarflı

142 RNA Virüs Aileleri En küçük RNA virüsleridir. Tek iplikçikli RNA' ya sahip olup, nm büyüklüğünde, ikozahedral simetrili, zarfsız virüslerdir. İnsanlarda ağır paralizi, aseptik menenjit, döküntülü enfeksiyonlar ve soğuk algınlığı tarzında hastalık yaparlar

143 Bu familyada 4 cins bulunmakta olup, bunlar Enterovirus, Rhinovirus, Cardiovirus ve Aphtovirus'lardır. İnsan için önemli virüsler Enterovirus ve Rhinovirus cinsleri içinde yer alırlar. Enterovirus cinsi içerisinde Poliovirus, Echovirus ve Coxsackievirus'lar bulunur.

144 Orthomyxoviridae Ailesi Orthomyxovirus'lar nm çapında, tek iplikçikli RNA içeren, helikal simetrili, zarflı virüslerdir. Bu familyada tek bir virüs cinsi bulunmakta olup, bu da grip etkeni olan İnfluenza virüsüdür. İnfluenza virüslerinin A, B ve C olmak üzere 3 tipi bulunur.

145 Paramyxoviridae Ailesi Bu familyadaki virüsler nm büyüklüğünde, tek iplikçikli RNA taşıyan, helikal simetrili, zarflı virüslerdir. Bu familyada 3 cins bulunmakta olup bunlar Paramyxovirus, Morbilivirus ve Pneumovirus cinsleridir. İnsan için patojen olan virüsler Kabakulak, Kızamık, Parainfluenza ve Respiratuvar sinsityal virüsleridir.

146 Rhabdoviridae Ailesi Rhabdovirus'lar 75x180 nm boyutlarında, helikal simetrili, tek iplikçikli RNA taşıyan zarflı virüslerdir. Bir uçları yuvarlak, diğer uçları düz olduğu için görünüm olarak mermiye benzetilirler. Bu familyada iki virüs cinsi bulunmakta olup, bunlar Lyssavirus ve Vesicülovirus cinsleridir. Lyssavirus cinsi içinde insan ve hayvanları enfekte eden kuduz virüsü yer alır.

147 Togaviridae Ailesi Togavirus'lar nm büyüklüğünde, tek iplikçikli, RNA ihtiva eden, ikozahedral simetrili, zarflı virüslerdir. Bu familyada Alfavirus, Rubivirus ve Pestivirus cinsleri bulunur. İnsan için en önemli olan virüs, kızamıkçık etkeni olan Rubella virüsüdür.

148 Retroviridae Ailesi Retrovirus'lar nm çapında, tek iplikçikli RNA' ya sahip, kompleks yapılı, zarflı virüslerdir. Bu ailede Oncovirinae, Lentivirinae ve Spumavirinae alt aileleri bulunur. Bu ailenin insan için en önemli virüsleri Human T Lenfotropik Virüs ( HTLV ) ve AIDS etkeni olan Human Immunodeficiency Virüs ( HIV ) bulunur. Bu virüslerin en önemli özelliği RNA'ya bağımlı DNA polimeraz, yani Revers Transkriptaz enzimlerinin bulunmasıdır.

149 Flaviviridae Ailesi Flavivirus'lar nm çapında, tek iplikçikli RNA' ları bulunan, kompleks yapılı, zarflı virüslerdir. Bu familyanın en önemli virüsü, insanda hepatit oluşturan hepatit C virüsüdür.

150 Bunyaviridae Ailesi Coronavirüsler nm çapında, tek iplikçikli RNA' ları bulunan helikal simetrili, zarflı virüslerdir. Bu familyada Bunyavirus, Phlebovirus ve Nairovirus cinsleri yer alır. Genellikle arthropodlar tarafından vertebralılara taşınırlar. İnsan için önemli virüsler, Kalifornia Encephaliti, Tatarcık Humması ve Rift Vadisi Humması virüsleri olup, genellikle ensefalit ve humma ile karakterize hastalık yaparlar.

151 Caliciviridae Ailesi Calicivirus'lar nm büyüklüğünde, ikozahedral simetrili, tek iplikcikli RNA içeren, zarfsız virüslerdir. Tek bir cinsleri bulunur. İnsanlarda gastro enterit ile karakterize hastalık oluştururlar.

152 Arenaviridae Ailesi Arenavirus'lar nm büyüklüğünde, tek iplikçikli RNA içeren, küresel ya da pleomorfik görünümde, kompleks yapılı virüslerdir. Virüs içerisinde granüller bulunmakta olup, elektron mikroskopisi ile yapılan incelemede kumlu görünüm arzederler. Bu ailedeki virüsler genellikle hayvanları enfekte etmekte olup, hayvanlardan da insanlara bulaşırlar. Bu familyada Lympocytic coriomeningitis ve Lassavirus türleri bulunur.

153 Coronaviridae Ailesi Coronavirus'lar nm büyüklüğünde, tek iplikçikli RNA'ları bulunan, kompleks simetrili, zarflı virüslerdir. İnsanlarda akut üst solunum yolu enfeksiyonlarından izole edilmişlerdir. Bu ailede İnfeksiyoz Bronchiolitis ve Fare Hepatit Virüsleri bulunur.

154 Reoviridae Ailesi Reovirus'lar nm çapında,çift sarmallı RNA içeren, zarfsız virüslerdir. Bu familyada 9 cins bulunmakta olup, bu virüslerden dördü insan için önemlidir. Bu familyada insanlarda gastroenterit etkeni olan Rotavirus'lar yer alır.

155 Filoviridae Ailesi Filovirus'lar nm çapında, nm uzunluğunda olabilen, silindirik görünümlü virüslerdir. Bu ailede iki önemli virüs bulunmakta olup, bunlar Ebola ve Marburg virüsleridir. İnsanlarda akut, hemorajik karakterde öldürücü hastalıklar oluştururlar.

156 RNA Virüs Ailelerinin Genel Özellikleri Virüs Ailesi Büyüklük Nükleik Asit Tipi Kapsid Simetrisi Zarf Özelliği Picornaviridae nm Tek İplikcik İkozahedral Zarfsız Orthomyxoviridae nm Tek İplikcik Helikal Zarflı Paramyxoviridae nm Tek İplikcik Helikal Zarflı Togaviridae nm Tek İplikcikli İkozahedral Zarflı Rhabdoviridae nm Tek İplikcik Helikal Zarflı Retroviridae nm Tek İplikcik Kompleks Zarflı Filoviridae nm Tek İplikcik Helikal Zarflı Reoviridae nm Çift İplikcik İkozahedral Zarfsız Arenaviridae nm Tek İplikcikli Kompleks Zarflı Bunyaviridae nm Tek İplikcik Helikal Zarflı Coronaviridae nm Tek İplikcik Kompleks Zarflı Flaviviridae nm Tek İplikcik Kompleks Zarflı Caliciviridae nm Tek İplikcik İkozahedral Zarflı

157 Karışık Virüs Grupları –Hepatit Virüsleri Hepatit oluşturan virüsler olup, farklı familyalardaki çeşitli virüs türlerini içine alırlar. Bu virüsler Hepatit A, B, C, D, E ve G virüsleri olup, bunların hepsinin de hedef organları karaciğerdir.

158 Gastroenterit Yapan Virüsler İnsanlara genellikle fekal-oral yol ile bulaşan virüsler olup, sindirim sisteminde enfeksiyon oluştururlar. Sindirim sisteminde oluşturduğu enfeksiyon sonucu bulantı, kusma, ishal ile karakterize gastroenterit tablosu oluştururlar. Farklı virüs familyalarındaki virüs türlerini içermekte olup, bu virüsler Reovirus'lar, Rotavirus'lar, Adenovirus'lar, Calicivirus'lar, Astrovirus'lar ve Norwalk virüsleridir.

159 Arbovirus'lar Arthropodlarla taşınarak çeşitli hayvanlarda ve insanda, değişik klinik tablolarda enfeksiyon oluşturan virüslerdir. Değişik virüs ailelerindeki bazı virüsleri içine almakta olup, Arbovirus taşıyan familyalar şunlardır : Togaviridae, Bunyaviridae, Arenaviridae, Reoviridae, Caliciviridae aileleridir.

160 Virüsler ve Kanser Onkojen virüsler: Tüm kanserlerin yaklaşık %10’u virüsler tarafından indüklenir. Onkojenler: İnfekte hücrelerde kansere neden olan genler. Provirus: Konak hücresine integre olan ve hücre kromozomu ile birlikte replike olan viral genetik materyal. Bazı virüsler konak genlerine integre olarak özel şartlarda kansere neden olabilir. Örn: Retrovirus’lar

161 Virüslerin Tespiti Elektron mikroskopisi –İmmün Deneyler: Spesifik viral protein veya antikorların tespit edilmesi. –Western Blotting ELISA –Biyolojik Deneyler: Virüsle infekte hücrelerde oluşan sitopatik etkinin (CPE) tespit edilmesi. –Litik virüsler için plak oluşumu

162 Transformasyon yapan onkojenik virüsler için odak oluşumu Hemaglutinasyon Deneyi: Birçok virüs, eritrositlerin kümelenmesine neden olur. –Moleküler Deneyler: Viral nükleik asit deneyleri. –PCR (Polymerase chain reaction) –Southern (DNA) veya Northern (RNA) blotting


"Virusların Genel Özellikleri. Viruslar - Giriş “Virüs” terimi, latince “zehir” anlamına gelir. İlk kez kuduz etkenini tanımlamak üzere Pasteur tarafından." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları