Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

ÇEVRE, EKOLOJİ VE İLGİLİ KAVRAMLAR Doç.Dr. Ahmet MUTLU.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "ÇEVRE, EKOLOJİ VE İLGİLİ KAVRAMLAR Doç.Dr. Ahmet MUTLU."— Sunum transkripti:

1 ÇEVRE, EKOLOJİ VE İLGİLİ KAVRAMLAR Doç.Dr. Ahmet MUTLU

2 Çevre ile İlgili Kavramlar Çevrebilim literatüründeki kavramların kullanılmasında yoğun bir karmaşa söz konusudur.Bu çerçevede bazı kavramlara kendi içeriğini aşan anlamlar yüklenebilmekte ya da yerine başka bir kavram ikame edilebilmektedir. Aralarındaki anlam farklılıkları gözetilmeyen başlıca kavramlara, doğa, ekoloji, çevre, ekosistem, ekolojik çevre, çevrebilim, ekolojik sorunlar, çevre sorunları, çevre kirliliği, ekolojik düşünce, çevre korumacılık/çevrecilik, yeşil(ler) örnek verilebilir. Burada bu kavramlardan bazıları ele alınacaktır.

3 Çevre, Ekoloji, Ekosistem ve Doğa Aralarında herhangi bir fark olmadığı düşüncesiyle, birbiri yerine sıklıkla kullanılan kavramlar çevre, ekoloji ve doğa üçlüsüdür. Çevre, “canlı ve cansız varlıklar ve bunların karşılıklı etkileşimlerinin bir bütünü”dür. Çevre kavramı toplumbilimsel bir içeriği de sahiptir:“bir bireyin, bir toplumsal kümenin ya da bir toplumun biyolojik, toplumsal, kültürel yaşamını etkileyecek dış şartların tamamı” biçiminde bir tanım yapılabilir. Yukarıdaki tanımlar çerçevesinde çevre, “doğal çevre” ve “yapay çevre” olarak ikiye ayrılabilir. – Doğal çevre, doğal faktörlerin etkisiyle oluşan; insan müdahalesine maruz kalmamış tüm doğal varlıkları; – yapay çevre ise insanlığın başlangıcından bugüne, toplumsal ve ekonomik evrim sürecinde büyük ölçüde doğal çevreden yararlanılarak oluşturulmuş tüm değer ve varlıkları ifade eder

4 Çevre, Ekoloji, Ekosistem ve Doğa Ekoloji kavramı ilk kez 1866 yılında Alman biyolog E.HAECKEL tarafından, canlı varlıkların yaşam ortamlarıyla olan ilişkilerini inceleyen bir disiplini tanımlamak için kullanılmıştır. Ekoloji, Yunanca “yaşanılan yer, yurt, ev” anlamına gelen “oikos” ile “bilim, söz, söylem” anlamına gelen “logia/logos” sözcüklerinden türemiştir. Etimolojik olarak “yerleşme bilimi” ya da “yurt söylemi” anlamına gelen ekoloji, geçmişten bugüne “canlı organizmalar ile çevreleri arasındaki karmaşık ilişkileri araştıran bilim dalı” olarak gelişmiştir. Ekoloji kavramını içiren yukarıdaki yaygın olgular dışında, farklı bağlamlara sahip olan “kentsel ekoloji”, “kültürel ekoloji”, “psikolojik ekoloji” gibi kullanımlar da söz konusudur. Ekolojinin çevre kavramına göre doğa ve insanların doğal çevre ile ilişkisi hakkında daha geniş bir kavrayışı içerdiği söylenebilir.

5 Çevre, Ekoloji, Ekosistem ve Doğa Ekolojik sistem ya da ekosistem kavramı ise insan ve diğer canlı toplulukların (populasyonların) bir arada, uyum ve denge içinde yaşamlarını sürdürebilmeleri için var olan koşulların bütününü ifade eder. Ekosistem, büyüklüğü ne olursa olsun, topoğrafik bir birimdir. – Bir göl ekosistemi, orman ekosistemi gibi. Ekosistem, tüm canlıların çevreleriyle dengeli bir biçimde yaşaması anlamına gelir. Bu dengenin bozulması, ekolojik dengeye dışarıdan müdahaleler ile olur. Bu ise geniş anlamda çevre sorunlarının ortaya çıkması anlamına gelir.

6 Çevre, Ekoloji, Ekosistem ve Doğa Çevre, ekoloji ve ekosistem ile karıştırılan bir başka kavram olan doğa, bir yaklaşıma göre “insan dışında oluşan, her hangi bir insan müdahalesi olmaksızın ortaya çıkan, gelişen her şey” olarak tanımlanmaktadır. Bu tanım çerçevesinde toprak, toprak altı zenginlikler, su, hava, bitkiler ve hayvanlar,doğaya birer örnek olabilir. Doğa kavramının içeriği, genel olarak “insanın yapıp- ettikleri”ne göre de tanımlanır. Buna göre doğal olan, insan elinden çıkmamış, insan tarafından yaratılmamış/yapılandırılmamış anlamına gelir. Dolayısıyla, diğer kavramlardan farklı olarak doğa, içeriğinden insanın soyutlanmasını gerektirir.

7 Çevre Korumacılık-Ekolojik Yaklaşım Karmaşanın yaşandığı bir diğer kavram çifti de yukarıda ayrıntılı olarak tartışılan “ekolojik düşünce” ve “çevre korumacılık”tır. 19. yüzyıl sonlarından itibaren ortaya çıkan çevre/doğa korumacılık ile 1960’lı yılların sonlarına doğru ortaya çıkan ekolojik düşüncenin ilişkisi konusunda farklı yaklaşımlar mevcuttur. 1980’li yılların sonlarına doğru çevre korumacılıkla ekoloji arasında net bir ayrım yapma yönündeki eğilimler artmıştır.

8 Çevre Korumacılık-Ekolojik Yaklaşım Çevre korumacılığın nüvesinde iktisadi gelişme ve çevre değerleri arasında yakın ilişkiye dayalı bir yaklaşım vardır. Söz konusu yaklaşım, sorunların tespitinde ve çözüm arayışlarında “pragmatik” yönelimlidir ve merkezinde doğrusal nitelikli “insan ile doğa arası ilişkiler” yer alır. Çevre korumacılığa göre geçmişten bugüne ekolojik sorunların ortaya çıkmasında temel etken olan endüstri uygarlığı, bizzat bu sorunu yine kendisi çözecektir. Sorun, bilim ve teknolojinin sorumluluğuna bırakılmalı, “doğayı koruma önlemleri” dışında bilimsel ve endüstriyel gelişmeyi sınırlandırıcı “akıl dışı” eğilimlerden uzak durulmalıdır. Yani çevre korumacılık, endüstriyalizmle ve onun araçsal akla dayalı yapısıyla koşutluk içinde olan ve modernitenin sınırları içinde hareket eden bir yaklaşımdır.

9 Çevre Korumacılık-Ekolojik Yaklaşım Çevre korumacılığın üzerinde yoğunlaştığı temel konular, insanlığı doğrudan etkileyen somut nitelikli çevre sorunlarıdır. Çevre korumacılığın yönelimini belirleyen temel dayanaklar şunlardır: – Doğal kaynakların hızla tüketilmesi, – Hızlı bir nüfus artışı olması ve bunun yiyecek kıtlığı sorununu doğurması, – Türlerin neslinin tükenmesi, ormanların ve orman halklarının yok edilişi, – Havanın ve suyun sürekli daha fazla kirletilmesi.

10 Çevre Korumacılık-Ekolojik Yaklaşım Yukarıdaki sorunlara yönelik çözümler, insan sağlığında ve refahında meydana gelen zararların asgariye indirilmesini amaçlayan reformlar üzerinde yoğunlaşmaktadır. – Çevre bilinci kazandırıcı eğitim politikaları, – teknik bilginin ve teknolojinin geliştirilmesi ile mühendislik yaklaşımlarına önem verilmesi (çevreci endüstriler), – çevre korumaya yönelik yönetim politikalarının benimsenmesi (çevre yönetimi, çevre standartları, nüfus planlaması, ÇED), – çevreye ve doğal kaynaklara verilen zararları ekonomik karşılıklara bağlama (kirleten öder ilkesi, çevre vergisi), – bu tür reformların önemli politikalarından bazılarıdır.

11 Çevre Korumacılık-Ekolojik Yaklaşım Ekolojik düşüncede savunulan ortak görüş ise üretim ve tüketim ilişkilerinin ekolojik sorunlara sebep olduğudur. Mevcut üretim ve tüketim ilişkileri devam ettiği sürece, sorunlar çözülemeyecek, ekolojik bir toplum kurulamayacaktır. – Bu noktada ekolojik düşünce, kitle üretiminin durdurulmasını öngörür. – Mevcut teknolojinin hantal, gayri insani ve kirletici olmasından hareketle, “insan yüzlü” teknoloji savunulur. – Endüstri uygarlığının hiyerarşi ve tahakkümü doğurduğu, hiyerarşi ve tahakkümün ise ekolojik sorunlara yol açtığı ileri sürülerek, hayatın bütün alanlarını kapsayan topyekûn bir paradigma değişimi hedeflenir. Ekolojik düşünceye göre egemen sistem var olduğu sürece, çevreyle ilgili sorunlar çözümlenemeyecektir.

12 Çevre Korumacılık-Ekolojik Yaklaşım Günümüzdeki tartışmalarda çevreyle ilgili sorunlar, genellikle egemen ve somut politikalar, ideolojiler ya da bilimsel yöntemlere (çevre korumacılığa) göre ele alınmaktadır. Öte yandan mevcut sorunlar, dikkat çekici biçimde herhangi bir ekolojik düşünce çerçevesinde değerlendirilmemektedir. Ülkemizde de ekolojik sorunlara yaklaşım yöntemlerinin genellikle reformist yaklaşımlarla sınırlı olduğu, bu konuda radikal yaklaşımların yok denecek kadar az olduğu söylenebilir.

13 Çevre Korumacılık-Ekolojik Yaklaşım Her ne kadar mevcut oluşumlar konusunda sınırları kesin olarak çizilemezse de çevre korumacılık ile ekolojik düşünce arasındaki radikal farklılıklar genel olarak şöyle sıralanabilir: – Çevre korumacılık, yaşam çevresinin, ulusal kültür ve doğal çevrenin korunması gibi sorunlarla ilgilenirken, ekolojik düşünce temel bir toplumsal değişme ihtiyacını vurgular. – Çevre korumacı yaklaşım, mevcut toplumsal ve siyasal düzeni ve onun kurallarını benimser, toplumdaki egemen değerlerini sorgulamaz. Ekolojik düşünce ise alternatif bir ekolojik toplumsal paradigmaya, bireysel değerlere ve insani toplumsal düzene vurgu yapar. – Ekolojik düşünce, doğrudan eylemi savunarak, daha açık ve katılımcı bir siyasal sistemi pratiğe geçirmeyi amaçlar. Toplumun bireyi değil, bireyin toplumu kontrol etmesinin gerekliliğine inanır. – Çevre korumacılık kaynak seferberliği kuramı içinde, ekolojik düşünce de yeni toplumsal hareketler içinde yer alır.

14 Çevre Sorunları ve Ekolojik Sorunlar Çevre sorunları kavramı, doğadaki bozulma ve tahribatlara düşünsel değil, tersine maddi/somut anlam yükler Yani yüzeysel, gözle görünen ve “kirlilik” olarak nitelenen ekolojik bozulmalar, çevre sorunları olarak tanımlanabilir. Bu bağlamda, nüfus artışı, endüstrileşme, kentleşme gibi faktörlerin etkisiyle ortaya çıkan ve “klasik kirlilikler” olarak adlandırılan hava, su, toprak kirliliği gibi olumsuzluklar, çevre sorunları olarak adlandırılmaktadır. Ayrıca, bazı canlı türlerinin ve tabii kaynakların yok olması, buzulların erimesi ya da radyoaktif maddelerin yol açtığı sorunlar da çevre sorunudur

15 Çevre Sorunları ve Ekolojik Sorunlar Oysa doğadaki bozulma ve tahribatlar, ne kadar insandan ve insanın düşünce yapısından bağımsız değildir. Örneğin; ormanların hızla yok edilmesinin, insanların daha çok kâr elde etme isteğiyle ilgisi vardır. Gerek doğrudan sonuçları, gerekse arka planında yatan düşünce nedeniyle ekolojiyi/doğayı etkileyen ve sadece çevre sorunları kavramıyla ifade edilemeyecek durumlar, başka bir kavramla ifade edilmek durumundadır. Keza, kirliliğin çağa özgü değişen boyutlarının -bilgi kirliliği, sanatsal kirlilik, siyasal kirlilik vb.-, çevre sorunları ile ifadesi oldukça zordur. Dolayısıyla, içinde insanın da olduğu ve yaşamın her alanı ile ilgili olan sorunların genel ifadesi “ekolojik sorunlar” kavramıyla ifade edilebilir

16 Çevre Sorunları ve Ekolojik Sorunlar Ekolojik sorunlar, çevre sorunlarını kapsadığı gibi insanlar arası ilişkileri, yani sosyal konuları da içerir. Ekolojik sorunlardaki bu boyut, diğer canlılar arasında ve insan-doğa ilişkisinde bütüncül bakış açıları gerektirir. Bu bağlamda, doğayla ilgili sorunlar tartışılırken, aslında insanlaşma süreciyle; insan emeğiyle, bilimle ve teknolojiyle doğrudan ilgili bir tarih üzerinde tartışılır. Ekolojik sorunlar kavramıyla, sorunlara daha sorgulayıcı, dinamik ve kökten yaklaşılır.

17 Çevre Sorunları ve Ekolojik Sorunlar Doğanın ve doğadaki bozulmaların, çevre sorunlarında olduğu gibi yalın ve somut haliyle ele alınması, sorunların tespitinde ve çözüm önerilerinde kısıtlayıcı olabilmektedir. Bu bağlamda, doğadaki her hangi bir “kirlilik” olgusu tarihsel bir çerçeveye oturtulduğunda, sadece doğadaki bağımsız süreçlerle açıklanamayacak, belli bir üretim tarzı, toplum yapısı ve tarihsel dönemle ilişkilendirilmesi gerekecektir. Örneğin; hızlı nüfus artışının bir istikrara kavuşturulması, yoksulluğun dünyanın her tarafında azaltılmasıyla mümkündür. Biyoçeşitlilik, güney ülkeleri ağır dış borç yükünden kurtulmadıkları sürece devam edecektir. Anlaşılacağı üzere her bir ekolojik sorunun arka planında, birbiriyle eklemli biçimde pek çok sosyal ve ekonomik sorun yatmaktadır. Kısaca çevre sorunları, doğa üzerindeki görünen ya da ölçülebilen bozulmaları ifade ederken; ekolojik sorunlar bunları daha derin bir kavrayışla ele alarak, tarihsel bir düşünce süreci, üretim tarzı, bilim ve felsefe ile toplumsal yapılara dayanarak açıklayan bir kavramdır. Dolayısıyla ekolojik sorunlar, çevre sorunlarıyla eş anlamlı olmayıp, ondan daha kapsayıcıdır

18 Çevre Sorunlarının Genel Özellikler Çevre sorunları, çevre kavramının kompleks içeriğinden dolayı çok boyutlu bir niteliğe sahiptir. Birbirine bağlılık özelliği: Çevre sorunlarının her bir çeşidi, diğer çeşitlerle ilişkilidir. – Örneğin; hava kirliliği, ormansızlaşmanın bir nedeni olduğu gibi bir sonucu olarak da görülebilir. – Biyoçeşitliliğin azalması, aynı zamanda ormansızlaşmanın da sonucu olabilir. Karmaşıklığı ve çok yönlülük: Bu birbirine bağlılık özelliği, çevre sorunlarının karmaşıklığı ve çok yönlülüğünü ortaya koyar. – Çok yönlülük, bu sorunlardan toplumsal yaşamdaki bütün alanların doğrudan ya da dolaylı biçimde etkilenmesini ve dolayısıyla çevre sorunlarının diğer toplumsal sorunlardan soyutlanmaması gerektiğini işaret eder.

19 Çevre Sorunlarının Genel Özellikler Küresellik: Çevre sorunlarının bir diğer özelliği de küreselliğidir. Her ne kadar bu tür sorunlar yerel düzeyde ortaya çıksalar da uzun vadeli etkileri nedeniyle önce bölgesel, sonra da küresel boyutta etkiler yaratabilmektedirler. – Küresel ısınma, ormansızlaşma, asit yağmurları ya da ozon tabakasının delinmesi, yerel düzeyde ortaya çıkan kirlilik ve bozulmaların birikmesi sonucu ortaya çıkmıştır. – Bu sorunların uzun vadeli oluşu, bunların sadece belli bir dönemi değil, gelecek kuşakları; sadece bir ulusu değil, bütün ulusları; sadece insanları değil, canlı-cansız bütün varlıkları etkileyecek biçimde sürmesine yol açabilir Olumsuzlukların uzun süreli ya da kalıcı olabilmesi: Çevre sorunlarının en önemli özelliklerinden birisi de bu tür sorunların yaratacağı olumsuzlukların uzun süreli ya da kalıcı olabilmesidir. Bu nedenle çevre sorunlarının yol açtığı kirlilik, bozulma ya da yok olma durumlarında, eski koşulları yeniden sağlamak uzun yıllar ve yüksek maliyetler gerektirebilmektedir.


"ÇEVRE, EKOLOJİ VE İLGİLİ KAVRAMLAR Doç.Dr. Ahmet MUTLU." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları