Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Www.teknoalem.org ANI ( HATIRA ) * AN I ( HATIRA ) T Ü R Ü Genel Özellikleri *Anı Türünün Gelişimi *Konuları Bakımından Anılar *Anıların Yazılma Sebepleri.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "Www.teknoalem.org ANI ( HATIRA ) * AN I ( HATIRA ) T Ü R Ü Genel Özellikleri *Anı Türünün Gelişimi *Konuları Bakımından Anılar *Anıların Yazılma Sebepleri."— Sunum transkripti:

1 ANI ( HATIRA ) * AN I ( HATIRA ) T Ü R Ü Genel Özellikleri *Anı Türünün Gelişimi *Konuları Bakımından Anılar *Anıların Yazılma Sebepleri *Anı İle Günlüğün Benzer Ve Farklı Yanları *Anı ile Otobiyografi Arasındaki Fark *Anı ile Gezi Yazısı Arasındaki Fark

2 Bir kimsenin, özellikle tanınmış kişilerin yaşadıkları dönemde gördükleri ya da yaşadıkları ilginç olayları gözlemlerine ve bilgilerine dayanarak anlattıkları yazı türüdür. Tanınmış sanatçı, siyasetçi, ve bilim adamlarının yazdığı anılar onların yaşayışlarını, yaşadıkları dönemdeki önemli olayları anlatması bakımından önemlidir.

3 Özellikleri : 1 – Yaşanmakta olanı değil, yaşanmış bir konuyu anlatır. 2 – İnsan belleğinde iz bırakan olay ve olguları anlatır 3 - Tarihsel gerçeklerin öğrenilmesine katkı yaptığı için tarihçilere ışık tutar. 4 – Tanınmış, bilim, sanat ve politika adamlarının yaşamlarını çalışma ve araştırmalarını anlatır. 5 – Yazarın unutulmasını istemediği gerçekleri kalıcı kılar. 6 – Geçmiş birinci kişinin ağzından kişisel yargılar ve yorumlarla verilir.

4 Anı Türünün Gelişimi Eski Yunan edebiyatında Ksenophon’un ( ) Anabasis adlı eseri anı türünün ilk örneği sayılır. Anı türünün Avrupa’da gelişip yaygınlaşması 17. yüzyılda gerçekleşir. Siyasetçi, sanatçı ve iş adamları anılarını yazmaya başlarlar.

5 Türk Edebiyatında Anı Orhun Yazıtları’nı (8. yüzyıl) anı türünün ilk örneği olarak kabul edebiliriz. Moğol İmparatorluğu’nun kurucusu Babur Şah’ın ( ) Baburname adlı eseri anı türünde yazılan ilk önemli eserlerdendir. Tanzimat döneminden itibaren anı yazma geleneği devlet yönetiminde bulunmuş önemli kişiler arasında yaygınlaşmıştır. Siyasî ve askerî olayların ağırlıklı olarak işlendiği bu tür anılarda daha çok siyasî çekişmeler, tarafların birbirilerini suçlamaları, görevden alınan veya sürgüne gönderilenlerin kırgınlıkları, sızlanmaları, suçlanan kişilerin kendilerini savunmaları, devlet yönetiminin nasıl işlediği ya da işlemediği; devlete, millete yapılan ihanetler gibi konulara yer verilmiştir. Tanzimat döneminden itibaren edebiyat alanında varlık gösteren pek çok sanatçı ve yazar, özellikle olgunluk yaşlarında yazdıkları anılarında edebiyata nasıl başladıklarını, içinde yer aldıkları edebî topluluk ya da çevreleriyle olan ilişkilerini, dönemlerinin siyasî, sosyal, edebî, kültürel görünümüne ilişkin düşünce, gözlem ve izlenimlerini, eserleriyle ilgili açıklamalarını dile getirmişlerdir. Bu anılar edebiyatçılara yönelik zengin birer kaynak niteliğindedir. Ziya Paşa, Defter-i Amal adlı eserinde ağırlıklı olarak çocukluk anılarını anlatır. Ziya Paşa bu eserini Jean Jacques Rousseau!nun İtiraflar adlı eserinden çok etkilendiği için yazmıştır. Muallim Naci, Ömer’in Çocukluğu adlı eserinde sekiz yaşına kadar olan anılarını anlatır.

6 Halit Ziya Uşaklıgil, Kırk Yıl adlı eserinde çocukluk döneminden 1909 yılına kadar olan yaşamını anlatır. Bu eser Abdülhamit devri sanat ve edebiyat anlayışını, yazarın İstanbul ve İzmir’deki sanat ve edebiyat çevrelerini yakından tanıtır. Halit Ziya, Servet-i Fünun nesline yapılan eleştirilere yanıtlar verir. Saray ve Ötesi adlı eserinde yılları arasını anlatır. Halit Ziya, çok yakından tanıdığı Sultan Mehmet Reşat’ı, dönemin önemli siyasetçilerini tanıtır. Osmanlı’nın saray yaşamından, devrin siyasî ve sosyal olaylarından canlı kesitler sunar. Bir Acı Hikâye adlı eseri, Halit Ziya Uşaklıgil’in genç yaşta intihar eden oğlu Halit Vedat’ın anısını yaşatmak amacıyla yazılmış acıklı bir öyküdür. Eserde, özenle yetiştirilen bir oğlun yaşamı ve onun ölümüyle derinden sarsılan bir babanın acılarını buluruz. Halide Edip Adıvar, Mor Salkımlı Ev adlı eserinde çocukluk ve gençlik dönemine ait anılarını anlatır. Türk’ün Ateşle İmtihanı adlı serinde ise Millî Mücadele yıllarına ait anılarını anlatır. Anı yazma geleneği, Tanzimat döneminde, kimi devlet adamlarında batıdaki meslektaşlarına olan özentiden başlamış ve giderek günümüze kadar gelmiştir. Tanzimat öncesindeki şuara tezkireleri, menakıpname, siyer, vekayi'name, gazavatname, fetihname, sefaretname gibi eserler bilinen anlamıyla birer anı eseri olmasalar da bu türe özgü özellikleri taşırlar.

7 Anılar konuları itibariyle genellikle siyasî ve edebî olmak üzere iki kategoride değerlendirilmektedir. Bunlar kesin sınırlandırmalar değildir. Bir siyasî anı kitabında edebî anılar da olabilmektedir. Kimi anı kitapları da toplum içinde belli özellikleriyle seçilmiş kişilerin portrelerinden oluşmaktadır. Halit Fahri Ozansoy Edebiyatçılarımız Geçiyor (1939), Yahya Kemal Beyatlı Siyasî ve Edebî Portreler (1968); Yusuf Ziya Ortaç Portreler (1960); Hakkı Süha Sezgin Edebî Portreler'i (İstanbul 1997); Beşir Ayvazoğlu Defterimde 40 Suret (İstanbul 1996)... gibi.

8 Siyasî ve Askerî Konulu Anılar Tanzimat'tan sonra anı yazma geleneği devlet yönetiminde bulunmuş önemli kişiler arasında da yaygınlaştı. Askerî Konulu Anılar Afet İnan Atatürk'ten Hatıralar (1950), Atatürk Hakkında Hatıralar ve Belgeler (1959); Falih Rıfkı Atay Atatürk'ün Bana Anlattıkları (1955), Atatürk'ün Hatıraları (1965), Çankaya (1969); Celal Bayar, Şevket Süreyya Aydemir Suyu Arayan Adam (1959); İsmet Kür Anılarıyla Atatürk (1965); Ali Fuat Cebesoy Sınıf Arkadaşım Atatürk (1997); Hilmi Yücebaş Atatürk'ün Nükteleri Fıkraları Hatıraları (1963); Ahmet Cevat Emre İki Neslin Tarihi (1960); Nadir Nadi Perde Aralığında (1965); Erdal Öz Deniş Gezmiş Anlatıyor (1976); Safa Güner Köy Enstitüleri Hatıraları (1963); Yakup Kadri Karaosmanoğlu Zoraki Diplomat (1955). Politika'da 45 Yıl (1968); Samet Ağaoğlu Strazburg Hatıraları (1933), Babamdan Hatıralar (1939), Aşina Yüzler (1965)... Ahmet Ağaoğlu Serbest Fırka Hatıraları (2. baskı, 1969); Erdal İnönü Anılar ve Düşünceler; Rauf Denktaş Rauf Denktaş'ın Hatıraları (4 cilt, 1996); Emre Kongar Ben Müsteşarken (1996); Gülsün Bilgehan Mevhibe İnönü'nün Anıları, Milliyet, Hariciye ve Elçilik Anıları Ülkemizi yurt dışında temsil eden, yurt dışı görevlerinde bulunan bazı kişiler oradaki kimi ilginç gözlem ve izlenimlerini yazıya dökmüşlerdir. Ali Fuat Cebesoy Moskova Hatıraları (1955); Feridun Cemal Erkin Dışişlerinde 34 Yıl (1980); Zeki Kuneralp Sadece Diplomat (1982)...

9 Cezaevi ve Avukat Anıları Ülkemizde belli dönemlerde özellikle aydınlar, sanatçılar, edebiyatçılar ve politikacılar zaman zaman tutuklanmışlardır. Onlar hapishanede yaşadıklarını, yargılanmaları s ırasında başlarından geçenleri, çektikleri sıkıntıları ve bu tür kişilerin davalarını üstlenen avukatlar gözlem ve izlenimlerini anı biçiminde yazmışlardır: Necip Fazıl Kısakürek Cinnet Mustatili (1955), Yılanlı Kuyudan (1970); Bediî Faik Hapishane Notları (1958); Halikarnas Balıkçısı Mavi Sürgün (1971); Aziz Nesin Bir Sürgünün Anıları (1971); Nazlı Ilıcak Allah Kurtarsın (1987); Zeynep Oral Bir Ses (1987); Sevgi Soysal Yıldırım Bölge Kadınlar Koğuşu (1976)... Edebiyat ve Sanat Konulu Anılar Tanzimat döneminden sonra pek çok sanatçı ve yazar, özellikle olgunluk yaşlarında siyasî, sosyal, edebî, kültürel alanlardaki düşünce, gözlem ve izlenimlerini, eserleriyle ilgili açıklamaları yazmışlardır Edebiyat Konulu Anılar Refik Halit Karay İstanbul'un İç Yüzü (1920), Üç Nesil Üç Hayat (1943); Ercüment Ekrem Talu Dünden Hatıralar (1945); Nihat Sami Banarlı Yahya Kemal Yaşarken (1959), Hilmi Yücebaş Yedi Şairden Hatıralar (1960); Yusuf Ziya Ortaç Portreler (1960); Oktay Akbal Şair Dostlarım (1964); Zekeriya Sertel Mavi Gözlü Dev (1968), Nazım Hikmet'in Son Yılları (1979); Orhan Kemal Nazım Hikmet'le Üç buçuk Yıl (1965); Mehmet Seyda Edebiyat Dostları (1970), Çocukluk Yılları (1980); Mehmet Başaran Yasaklı (1987); Mehmet Kemal Acılı Kuşak (1968); Demir Özlü Sürgünde 10 Yıl; Ömer Faruk Toprak Duman ve Alev (1969); Sabiha Sertel Roman Gibi (1969); Aziz Nesin Bir Sürgünün Anıları (1971), Poliste (1967)... Halide Nusret Zorlutuna Bir Devrin Romanı (1978); Meral Tolluoğlu Babam Nurullah Ataç (1980); Talip Apaydın Bozkırda Günler (1952), Karanlığın Kuvveti (1967), Akan Sulara Karşı (1985); Hikmet Erhan Bener Bürokratlar (197879); Muzaffer Buyrukçu Arkadaş Anılarında Orhan Kemal (1984); R ıfat Ilgaz Yokuş Yukarı (1982), Kırk Yıl Önce Kırk Yıl Sonra (1986); Hasan İzzettin Dinamo 67 Eylül Kasırgası (1971), 2. Dünya Savaşında Edebiyat Anıları (1984); Baki Süha Ediboğlu Bizim Kuşak ve Ötekiler (1968); Samim Kocagöz Bu Da Geçti Ya Hu (1992); Melih Cevdet Anday Akan Zaman Duran Zaman (1984); Ahmet Hamdi Tanpınar "Cahit Sıtkı'ya Dair Hatıralar", Edebiyat Üzerine Makaleler (1969)...

10 Basın Anıları Basın çalışanlarının, yazar ve muhabirlerinin anıları vardır: Ahmet Rasim Muharrir, Şair, Edip (1926, 1980); Ahmet İhsan (Tokgöz) Matbuat Hatıralarım ( ); Yusuf Ziya Ortaç Bizim Yokuş (1966); Necip Fazıl Kısakürek Babıali (1975); Vedat Nedim Tör Yıllar Böyle Geçti (1976)... Eğitim ve Öğretmenlik Anıları Eğitimciler ve öğretmenler, meslekleri gereği yurdun pek çok yerinde bulunarak ülke çocuklarını ve toplumu eğitme sorumluluğunu üstlenmiş kişilerdir. Dolayısıyla eğitimciler birçok sorun, kişi ve gruplarla gerektiğinde mücadele eden kişilerdir. Kimi eğitimciler önemli olaylara tanıklık etmiş olan hayatlarını kaleme almışlardır: Hıfzırrahman Raşit Öymen Mektepçiliğin Kâbesinde İntibaât ve Tahassüsat (1926); Şevket Süreyya Aydemir Toprak Uyanırsa (1963); Fikret Madaralı Ekmekli Dönemeç (1965); Enver Demir Bir Öğretmenin Defterinden 41 Yılın Hikâyesi (1968); M. Rauf İnan Bir Ömrün Öyküsü (1986); Kemal Kurdaş ODTÜ Yıllarım (1998)... Bu sınıflamanın dışında birkaç örnek: Abdülhak Şinasi Hisar Geçmiş Zaman Köşkleri (1956), Geçmiş zaman Fıkraları (1958)... Nahit Sırrı Örik Eski Zaman Kadınları Arasında (1958); Halit Fahri Ozansoy Eski İstanbul Ramazanları (1968); Malik Aksel Resim Sergisinde Otuz Gün (1943); Samiha Ayverdi Bir Dünyadan Bir Dünyaya (1974), Hatıralarla Başbaşa (1977), Hey Gidi Günler Hey (1989); Esin Afşar Anılar Yanıltır mı? (1995); Halit Kıvanç Hadi Anlat Bakalım Anılar 1 (1998)...

11 Anı Türünde Yazılan Eserler Babur Şah, Baburname (16, yy.) Ebulgazi Bahadır Han, Şecere-i Türk (17. yy.) Ziya Paşa, Defter-i Amal Muallim Naci, Ömer’in Çocukluğu Halit Ziya Uşaklıgil, Kırk Yıl, Saray ve Ötesi, Bir Acı Hikâye Yahya Kemal Beyatlı, Çocukluğum, Gençliğim, Siyasî ve Edebî Hatıralarım Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Anamın Kitabı, Zoraki Diplomat, Gençlik ve Edebiyat Hatıraları Halide Edip Adıvar, Türk’ün Ateşle İmtihanı, Mor Salkımlı Ev Falih Rıfkı Atay, Çankaya, Zeytindağı Yusuf Ziya Ortaç, Portreler Abdülhak Şinasi Hisar, Boğaziçi Yalıları Ahmet Rasim, Eşkal-i Zaman, Falaka Salah Birsel, Ah Beyoğlu Vah Beyoğlu

12 Anılar, genellikle aşağıdaki nedenlerden dolayı yazılır: (1) Geçmişi bir kez daha yaşamak ve yazma alışkanlığı kazanmak. (2) Anıları unutulmaktan kurtarmak. (3) Yok olup gitmesini göze alamadığımız bir gerçeğe kalıcılık kazandırmak. (4) Anıyı oluşturan olayı, durumu, yerleri, kişileri söz konusu edip, başkalarının bilgisine, yararına sunmak. (5) Kamuoyu önünde aklanmaya çalışmak, pişmanlığı dile getirip içini boşaltmak, günah çıkarmak. (6) Gelecek kuşaklara geçmişten sonuçlar çıkarıp sunmak. (7) Gerektiği zaman bir eleştiride bulunmak. (8) İnsanoğlunun; yaşantılarını, deneyimlerini başkalarıyla paylaşmak gereğini duymak

13 ANI İLE GÜNLÜĞÜN BENZER VE FARKLI YANLARI 1 – Anı da günlük gibi bir kişinin başından geçen gerçek yaşantılardan kaynaklanan yazı türüdür 2- Günlük yaşanırken anı ise yaşandıktan sonra yazılır 3 - Anılar, yazarların yaşlılık çağlarında yazdıkları ve yaşamları boyunca karşılaştıkları olayları nesnel bir şekilde ortaya koyan yazılardır Günlükler ise daha öznel, derin, içten ve ruhun derinliklerinden kopup gelen Anlık duygu ve düşünceler hakimdir. 4 - anı yazılarının anlatım açısından kurgusal niteliklere sahip olduğunu da söyleyebiliriz Günlükler ise kurgudan uzak yoğun düşüncelerin toplamıdır

14 Anı ile Otobiyografi Arasındaki Fark Hem anıda hem de otobiyografide anlatım birinci kişi ağzıyla yapılır. Otobiyografide kişinin kendisi ön plandadır, anıda ise kişinin yanı sıra, kişinin çevresindeki kişiler, yaşadığı dönem, tanık olduğu toplumsal olaylar da anlatılır. Anıda kişinin yaşamından belirli kesitler sunulur, otobiyografide ise kişinin yaşamı başından sonuna kronolojik bir şekilde anlatılır. Yani otobiyografiye kişinin bütün yaşamı dersek, anıya bu bütünden birkaç küçük parça diyebiliriz. Otobiyografiler, anıya göre daha geniş, daha uzun bir süreyi kapsar.

15 Anı ile Gezi Yazısı Arasındaki Fark Gezi yazılarında önemli olan, gezip görülen yerlerin anlatılmasıdır. Gezi yazılarının merkezinde dış dünya vardır. Dış dünyaya ait gözlemler ön plandadır. Anılarda ise ön planda olan kişinin kendisidir. Kişi başından geçen olayları, yaşadığı dönemde tanık olduğu olayları anlatır. Anılarda çevreye, dış dünyaya ait tasvirler gezi yazılarındaki kadar ayrıntılı ve güçlü değildir.

16 OMUZ ÇIKTI AMA, MAÇA DEVAM... Galatasaray'ın ve Türk futbolunun tarih yazdığı UEFA Kupası finali.... Ve Büyük Zafer.. Ve duaların gözyaşları ile karıştığı muhteşem son....İşte Arsenal maçı ve kolu çıkmasına rağmen kolu çıkık bir şekilde karşılaşmayı tamamlayan Cengaver'in yaşadığı unutulmaz dakikalar.. Arsenal ile oynadığımız UEFA Final maçı futbol hayatımın en önemli maçıydı.. Ülke olarak, takım olarak, motivasyon olarak inanılmaz bir heyecan, inanılmaz bir coşku yaşıyorduk.. "Avrupa'nın en büyüğü biziz" diyorduk. İnanıyorduk ve bu inançla finale kadar geldik.. Büyük heyecan ve coşku tribünlere de yansımıştı muhteşem bir atmosfer vardı.. Hagi'nin kırmızı kartla oyun dışı kalması hem oyun gücümüzü, hem de moral motivasyonumuzu olumsuz yönde etkilemişti.. Doğruyu söylemek gerekirse endişelenmeye başlamıştık.. Arsenal bir ara yüzde yüz bir gol pozisyonu yakaladı.. "Tamam golü yedik" derken Taffarel fizik kurallarına aykırı bir şekilde inanılmaz bir refleksle topu kaleye girmekten kurtardı.. Işte o an "Bu maç artık bizim" dedim. Taffarel'in kurtarışı ile biranda maç sonundaki sevinç tablomuzu yaşadım gözlerimin önünde.. Arkadaşlarıma teker teker "Bu iş bitti kupa bizim bu maç bizim" diyerek içindeki inancı onlara aktarmaya çalıştım.. Zaten bu kurtarıştan sonra onlarında aynı hırs ve sonu gördüm.. Maç uzatmalara kalmıştı.. Çok iyi savaşıyorduk.. Bir pozisyon sonrası omzumda dayanılmaz bir acı hissettim.. Omzum çıkmıştı.. Değiştirelim mi diye sordular "Hayır devam edeceğim" dedim.. Ölsem bile hiç umurumda değildi.. Futbol hayatımın "Rüya maçında" bu rüyadan kimse beni uyandıramazdı.. Maç penaltılara kaldı.. Taffarel faktörü ile "Bu iş bitti kupa bizim" dedim.. Artık bir an önce büyük sevinci yaşamak ve kupaya sarılmak istiyordum.. Takım arkadaşlarımızla birbirimize sarıldık.. Kalp atışlarımız sanki tribünlerden duyulacak gibiydi.. Arsenal iki penaltı kaçırdı.. Dördüncü penaltı için Pope gitti topun başına.. Vurdu veee topu ağlarda gördük... Taffarel'in hayati kurtarışında gözümün önüne gelen muhteşem sevinç tablosunun gerçeğini yaşıyordum.. Ellerimi açarak "Allah'ım sana şükürler olsun" derken hüngür hüngür ağlıyordum.. Baktım ki Fatih Hoca da ellerini havaya açmış ağlıyor.. Tüm arkadaşlarım gözyaşları içinde sarmaş dolaş.. TV başındaki milyonların aynı duyguları yaşadığını düşündüm o an.. Onların duaları duyar gibiydim.. Futbol hayatımdaki en büyük butluğu yaşıyordum.. Şükürler olsun.. Şükürler olsun..

17 Teşekkürler Dinlediğiniz İçin Teşekkürler


"Www.teknoalem.org ANI ( HATIRA ) * AN I ( HATIRA ) T Ü R Ü Genel Özellikleri *Anı Türünün Gelişimi *Konuları Bakımından Anılar *Anıların Yazılma Sebepleri." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları