Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

● ● Günlük hayatın telaşı içinde “nerede yaşıyoruz?” sorusu akla gelmez. Bir şekilde bu soruya muhatap olduğumuzda, aklımıza hemen yakın çevre gelir.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "● ● Günlük hayatın telaşı içinde “nerede yaşıyoruz?” sorusu akla gelmez. Bir şekilde bu soruya muhatap olduğumuzda, aklımıza hemen yakın çevre gelir."— Sunum transkripti:

1

2 ● ● Günlük hayatın telaşı içinde “nerede yaşıyoruz?” sorusu akla gelmez. Bir şekilde bu soruya muhatap olduğumuzda, aklımıza hemen yakın çevre gelir. Yani; ev, sokak, içinde yaşanılan şehir. Daha geniş düşünürsek; Türkiye Coğrafyası… ● ● Her insan, mekanın çevresiyle sınırlı olmadığını, kâinat denilen büyük bir mekanın, dünya denilen küçük bir parçasında “niçin ve nasıl yaşadığını” öğrenmek zorundadır. ● ● Kâinat, (insan için) yaratılmıştır. Yani, “başlangıcı vardır”; (görevini tamamladığında) kıyametle birlikte yok olacağından; “sonu vardır”. İnsan da yaratılmıştır. Yani, “başlangıcı vardır”; (beden ölmesine rağmen) ruh ölmeyeceği için, “sonu yoktur”. ● ● İnsanın kâinattaki (dünyadaki) bu hayatı geçicidir ve (ebedi ahiret hayatına kıyasla) çok çok çok… kısadır. İnsan, dünya hayatında tercihlerini yaparken bu gerçeği unutmamalıdır. NOT: Kâinatı ve insanı tanıyabilmek için elimizde iki kaynak vardır. Bunlar; Kur’an ve insan aklının ulaştığı maddeye ait bilgiler. Biz bu konuyu hazırlarken ikisine de başvurduk.

3 ● ● Kendini ve kâinatı tanımaya çalışan insan, canlı - cansız tüm varlıkların yapısını ve birbirleriyle ilişkilerini sürekli araştırmaktadır. Bunun için de aklını ve vücudunun üstün özelliklerini kullanarak alet yapmakta ve onları kullanarak bilgisini daha da artırmaktadır. ● ● İnsan, bugün ulaştığı teknolojiyle; bir yandan teleskoplar, uydular yaparak “makro sistemleri” araştırırken; diğer yandan mikroskopları yaparak gözle görülmeyen “mikro sistemleri” araştırmaktadır.

4 KÂİNAT

5 Allah’ın yarattığı ve yaratmakta olduğu; ● Şimdiye kadar var olmuş ● Şimdiye kadar var olmuş ● Halen var olmakta olan ● Halen var olmakta olan ● Gelecekte var olacak olan ● Gelecekte var olacak olan Canlı - cansız, görülen - görülemeyen her şey… KÂİNAT Çeşidi, özellikleri, sayısı ve görevi tam bilinmeyen tüm canlı ve cansızların toplamı… KÂİNAT Makro ve mikro sistemleri içinde toplayan yapı. KÂİNAT TANIM TANIM TANIM

6

7 Uzay: İçinde galaksiler, nebulalar (bulutsu yapılar), kara delikler, yıldızlar, kuyruklu yıldızlar, gezegenler, uydular, astroidler, meteorlar ve bilmediğimiz nice gök cisimlerinin yer aldığı; boyutları sonsuz kabul edilen yapı…

8 ● ● Uzayda; milyarlarca yıldızın kümelendiği sistemler vardır. Bunlara “Galaksi” (Gök Kümeleri) denir. ● ● Bizim güneşimizin içinde bulunduğu galaksinin adı “Samanyolu”dur. Bu galaksi, spiral kolları olan disk biçimindedir ve içinde yaklaşık (değişik yaşlarda) 200 milyar yıldız vardır. ● ● Her galaksi kendi merkezi etrafında döner. (Örnek: Samanyolu kendi turunu 250 milyon yılda tamamlar.) ● ● Galaksiler büyüklüklerine göre “dev galaksi” veya “cüce galaksi” ismini alır. ● ● Uzayda, her birinin içinde milyarlarca yıldız bulunan on milyardan fazla galaksi olduğu tahmin edilmektedir. GALAKSİLER

9

10 (Galaksiler uzayda gruplar halinde bulunurlar) Her galaksi grubu ( ve içindekiler ) çizgisel hareket halindedir. Örnek: Samanyolu 600 km/s hızla sürüklenmektedir. Herkül Grubu: En büyük galaksi grubu olup, içinde ’den fazla galaksi olduğu tahmin ediliyor. Samanyolu’nun da içinde bulunduğu 17 kadar galaksinin oluşturduğu grup. Her grubun içindeki galaksiler birbirinden ve her galaksinin içindeki yıldızlar da birbirinden uzaklaşıyor. Yani; uzay açılıyor (üç boyutta büyüyor). BüyükPatlama

11 Samanyolu Galaksisi’nin bütününün fotoğrafı, galaksi dışına çıkılamadığından çekilememektedir. Bu resim bizim galaksimize benzediği için kullanılmıştır. ● ● Samanyolu Galaksisi içindeki 200 milyar yıldızdan biri olan bizim yıldızımız (Güneş) ile onun etrafında dönen gezegenler ve Güneş odaklı kuyruklu yıldızların tümüne “Güneş Sistemi” denir. GÜNEŞ SİSTEMİ ● ● Güneşin kendisi nükleer bir enerji kaynağı olup, yüzey sıcaklığı C’dir. Güneş, bizim ısı ve ışık kaynağımızdır. ● ● Gezegenlerin, Güneşe olan uzaklıkları farklı olduğundan her gezegenin, Güneş etrafında dolanma süresi (kendi yılları) başka başkadır. Örnek olarak; Jüpiter’in Güneş etrafında bir dolanım süresi (Jüpiter yılı) dünya zamanıyla 12 yıl’dır. Bugünkü teknoloji (teleskop, uydu) ile Güneşin üzerindeki patlamaları görüyor ve onun alev alev yanışını gözlemleyebiliyoruz. “Alev alev yanan aydınlatıcı ve ısıtıcı bir kandil yarattık.” ( Kur’an 78/13 )

12 ● ● ● Dünya, kendi ekseni etrafında dönerken, aynı anda, odağında Güneş bulunan bir elips yörünge üzerinde, km/saat (ortalama) hızla hareket ederek, 365 günde “bir tur” tamamlar. ● Buna “dünya yılı” denir. Güneş, demiri bile kaynatıp gaz haline dönüştürecek kadar sıcak enerji kaynağıdır... Ona az yakın olsak yanarız, az uzak olsak donarız… “O, geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı yaratandır. Her biri bir yörüngede yüzmektedirler. ” ( Kur’an 21/33 ) ● ● Üzerinde yaşadığımız Dünya, Güneş Sistemi’nin bir parçası olup, üçüncü gezegendir. DÜNYA Dünya bizi taşıyan bir uzay gemisidir. ● ● Dünya, insanın yaşamasına uygun olarak yaratılmıştır… Dünya atmosferi (diğer işlevleri yanında) uzaydan gelen gök taşlarına, Güneşten gelen zararlı radyasyon ve fazla ışına karşı, canlıları koruyan bir kalkandır. “Gökyüzünü de korunmuş bir tavan yaptık …” ( Kur’an 21/32 )

13 Kâinat sadece taş - toprak ateş ve radyasyon değildir…

14 İnsan gözünün görme kapasitesi sınırlıdır. Bu sebeple; çıplak gözle gökyüzüne baktığınızda az sayıda yıldız görürsünüz. Gökyüzüne küçük bir teleskop ile baktığınızda; net görebildiğiniz yıldız sayısı o kadar artacak ki şaşırırsınız. Birde rasathanelerdeki teleskopları deneyin. Çıplak gözle nokta olarak bile görülmeyen Galaksileri net bir şekilde görürsünüz. Atmosferin net görmeyi engelleyen etkisinden kurtulup (uzaya çıkıp) baksanız… Veya; Hubble Uydu Teleskopu ile çekilmiş uzay resimlerini inceleseniz, nefesiniz kesilir.

15 ● ● Gökyüzünde gördüğümüz yıldızlardan bazıları gerçekte yerlerinde yok, çok önce öldüler. Onlar, milyonlarca yıl önce ölürken gönderdikleri son ışıkları, bize bugün ulaştığı için onları var görüyoruz. ● ● Bugün oluşan yıldızları ise; milyonlarca yıl sonra dünyaya ilk ışıkları ulaştığında, o günün insanları görecek. Şayet, kıyamet kopmamışsa. KÂİNATI TANIMADAN KENDİMİZİ TANIMLAYAMAYIZ… ÖTE YANDAN

16

17

18 ● ● Işık, saniyede km yol alır. (Yer küresinin çevresi km olup, ışık bir saniyede dünya çevresini 8 kere dolaşır.) Işık Yılı: Işık Yılı: Işığın, dünya zamanı ile bir yılda aldığı yoldur. (365 x 24 x 60 x 60 x km = km) ● ● Bize güneşten sonraki en yakın yıldız (Samanyolu içindeki) “Alfa Centauri” olup, bize 40 trilyon km (4 Işık Yılı) uzaklıktadır. Not: Bir insan hiç durmadan saniyede 1 km. uzunluğunda adım atabilse, bu insanın en yakın yıldıza varabilmesi için yıl yaşaması gerekir. ● ● Samanyolu’nun çapı Işık Yılı (bir milyon trilyon km)… ● ● Güneş, Samanyolu merkezli yörüngesinde 250 km/s hızla hareket eder ve bir turunu 200 milyon yılda tamamlar. (En dışta olan yıldızlar turlarını 250 milyon yılda tamamlar). Bu da galaksimizin ne kadar büyük olduğunu gösterir. ● ● Bize yakın olan Andromeda Galaksisi, bizden 2.9 milyon ışık yılı uzaklıktadır. (Yer - Güneş arasının 180 milyar misli)

19 AY GÜNEŞ Bizim galaksimize en yakın galaksi ANDROMEDA DÜNYA Ankara- İstanbul 450 km km ( kere Ankara - İstanbul arası ) km 8 dakika 2.9 milyon ışık yılı ( 860 kere Ankara - İstanbul arası ) 1 saniye km

20 ● ● Bir insan doğar doğmaz ve hiç durmaksızın sayı saymaya başlasa; 80 yıllık bir ömür sonunda, sadece 2,5 milyar sayısına gelir. Not: 2,5 milyar sayısı teorik bir hesaplamadır. Büyük sayılar bir saniye içinde söylenemediğinden, insan 80 yılda daha az sayıya ulaşır. ● ● Halbuki sadece bizim galaksimiz Samanyolu içinde (biliminin ifadesiyle) 200 milyar yıldız vardır. Yaratılmışlardan sadece biri olan yıldızları bile saymaya ömrü yetmeyen insan, Allah’ın yarattığı nimetlerin tümünü nasıl sayabilir ki? “O, İstediğiniz şeylerin hepsinden size verdi. Eğer Allah’ın nimetlerini saymaya kalkışsanız sayamazsınız...” ( Kur’an 14/34 )

21 “Allah, yedi göğü ve yerden bir o kadarını yaratandır. Allah’ın emri bunlar arasından inip durmaktadır ki, Allah’ın her şeye kadir olduğunu ve Allah’ın her şeyi ilmiyle kuşattığını bilesiniz.” ( Kur’an 65/12 ) Uzaydaki maddi yapıların büyüklükleri, mesafeleri ve hareketlerindeki düzen; Yüce Allah’ın sonsuz gücünün eseri olup, insanın aczini göstermesi açısından da önemlidir…

22

23 Dünyadaki her tür canlı (insan, hayvan, bitki,…) ve her çeşit cansız madde (katı, sıvı, gaz,…) ile uzaydaki tüm gök cisimleri; ATOM dediğimiz cansız “mikro sistemler” den meydana gelmiştir.

24 ● BİLEŞİKLER ● İki veya daha fazla elementin kimyasal bağlar ile oluşturdukları saf yeni maddelere “ BİLEŞİKLER ” denir. Bugüne kadar, yaklaşık 17 milyon bileşik madde bilinmektedir. (Örnek: Hidrojen ve oksijen atomları 2’ye 1 oranında birleşerek H 2 O (su) veya 2’ye 2 oranında birleşerek H 2 O 2 (hidrojen peroksit) meydana getirirler gibi…) ● ● Element veya bileşikler kendilerine ait özelliklere sahip maddelerdir. Örnek: Su bir bileşiktir. Su saf yapıda her zaman 1/9 hidrojen ve 8/9 oksijendir. Bunun dışında bir yapıda bulunamaz. ● ● Bileşikler kendilerini oluşturan elementlerden tamamen farklı özellikler gösterirler. Örnek: H 2 O (su) molekülleri, kendini oluşturan hidrojen ve oksijen elementlerinin özelliklerinden tamamen farklıdır. (Hidrojen yanıcı gaz, oksijen yakıcı gaz, su ise söndürücü bir sıvıdır.) ● ELEMENT ● Kimyasal işlemler ile kendinden farklı iki veya daha fazla sayıda maddeye ayrılamayan saf maddelere “ ELEMENT ” denir. Örnek: Bakır, altın ve oksijen birer elementtir. ● ● Bilinen element sayısı 109’dur ve bunların 89 adedi doğada vardır. Diğerleri, mevcutlardan faydalanarak laboratuarda elde edilmiştir. Element sayısına yenileri eklenmektedir. ● ATOM ● Elementlerin özelliklerini taşıyan en küçük birimlere “ ATOM ” denir. ● MOLEKÜL ● Özdeş veya farklı atomların, iki veya daha fazlasının kimyasal yollar ile bir araya gelip yeni oluşturduğu birime “ MOLEKÜL ” denir. Örnek: O 2 (oksijen molekülü), O 3 (ozon molekülü), H 2 O (su molekülü) gibi.

25 Atom, bir çekirdek ve bu çekirdeğin uzağındaki yörüngelerde dönen elektronlardan meydana gelir. Çekirdek, atomun merkezinde bulunur ve belirli sayılarda proton ve nötrondan oluşur (onlarda ‘daha alt’ parçacıklardan meydana gelir). Farklı atomların proton sayıları da farklıdır. Elementleri birbirlerinden farklı kılan şey de budur. Her elementin atomunun çekirdeğindeki proton sayısı sabittir; değiştirilebilse, yeni bir element meydana gelir. Atomu oluşturan çekirdeğin hacmi, atomun hacminin 10 milyarda biridir, buna rağmen, atomun bütün kütlesi atomun çekirdeğinde birikmiştir (Çekirdek nükleer bir güçtür) … Elektron, çekirdeğin çevresinde saniyede km hızla durmadan ve hiç çarpışmadan dönen parçacıklardır. Bir atomda, protonlarla eşit sayıda elektron bulunur ve kütlesi protonun kütlesi yanında yok sayılabilir. (Bir atomu dünya kadar büyütebilsek, elektron sadece elma büyüklüğünde kalır.)

26 ● ● Moleküller, maddenin kimyasal özelliklerini belirten en küçük birimlerdir. Bu küçük yapılar iki veya daha çok atomdan, bazıları da binlerce atom grubundan oluşur. ● ● Birçok madde aynı atomları içermesine rağmen farklı görünür ve farklı özellikler taşır. Bunun da nedeni, atomların molekülleri oluşturmak için aralarında kurdukları farklı kimyasal bağlardır. ● ● Çevremizde gördüğümüz madde çeşitliliği, moleküllerin çeşitli biçimlerde bir araya gelmeleriyle oluşmuştur.

27 ÖRNEK 1 M o l e k ü l l e r Dişilik Hormonu C 18 H 24 O 2 Erkeklik Hormonu C 19 H 28 O 2 “ “Erkeklik Hormonu” veya “Dişilik Hormonu” dediğimiz moleküllerin her ikisi de aynı elementlerden; C (Karbon), H (Hidrojen), O (Oksijen) ’den oluşur. Elementler aynı olmasına rağmen, moleküllerin özelliklerinin farklı olması (birinin erkeklik, diğerinin dişilik özelliği taşıması), atom sayılarının farklı olmasındandır. ÖRNEK 2 çamaşır sodası Yukarıdaki üçlü de hidrojeni alıp yerine sodyum (Na) elementini koyalım. (C, Na, O) elementleri için bir örnek: NaCO 3 (Sodyum Karbonat) … Al sana “çamaşır sodası”.

28 İnsanı parçalarsak bir alt grup sistemlere (örnek olarak; iskelet sistemine) ulaşırız. İskelet sistemini parçalarsak; organlara ve oradan da dokularına ulaşırız. Dokuları parçalarsak hücrelere, onu da parçalarsak moleküllere ulaşırız. Molekülleri parçalarsak elementlere (atomlara) ulaşırız. Kemik; atom dediğimiz “miniklerin” bir araya gelmesiyle oluşmuş bir yapıdır…

29 Bir atomda, çekirdekle elektronlar arası boştur. Bir başka ifade ile; bir atomun çok büyük bölümü boşluktur. Bu boşluğu daha iyi anlatabilmek için bir örnekleme yapalım: Bir atomu büyük bir “futbol sahası” kadar büyütebilsek; çekirdek “fındık”, elektronlar ise “toz tanesi” kadar olurdu. Bir gökdeleni oluşturan atomların her birinin içindeki boşluğu gidermek mümkün olsaydı, geriye bir avuç dolusu atom çekirdeği kalırdı.. Bir insanı oluşturan tüm atomların boşlukları giderilebilseydi; insan boyu milimetrenin birkaç binde biri (bakteri boyu) kadar olurdu. Yani; o insanı göre- mezdik

30 İnsan; mikroskop’un icadı ile yeryüzünde gözle görülmeyen canlıların da var olduğunu öğrendi. Bugün adına mantar, bakteri, virüs,… dediğimiz bu canlıların genel adı “mikroorganizma”dır. Bunlar yeni bir şekil alabilir, bölünerek çoğalabilir ve dakikalar içinde milyarlara ulaşabilir. Bir kısmı hayvansal, diğer bir kısmı da bitkisel karakter gösteren bu canlıların karada, suda, havada veya başka bir canlı hücresi içinde yaşayan türleri vardır. Bazıları hastalık yapar, bazıları da biyolojik süreçlerde fayda sağlar. Hükümranlık elinde olan Allah, yücedir. O, her şeye hakkıyla gücü yetendir. ( Kur’an 67/1 )

31

32 ● ● Bir milimetreyi (mm) hepimiz biliriz; yani, santimetrenin onda biri uzunluk. Bu uzunluğu eşit parçaya böldüğümüzü düşünelim, elde ettiğimiz uzunluğun adı bir “mikron”dur. Bir mikronu çıplak gözle göremeyiz. ● ● Mikroorganizmaların boyutlarına örnek vermeye devam edelim: 1 gram toprakta milyar arasında bakteri bulunur. ● ● İnsan vücudunun kendi hücresi yaklaşık 10 katrilyon iken, vücutta bulanan bakteri sayısı yaklaşık 100 katrilyon’dur. ●Bakteriler ● Bakteriler son derece küçük canlılar olup boyları genellikle 2-10 mikron’dur. Bunların tanesi yan yana dizilse yaklaşık 2 cm uzunluk eder. ●Virüsler ● Virüsler, bakterilerden de küçük canlılardır. Boyları milimikron (milimetrenin milyonda biri) ile ölçülür.

33 ● ● Yarım milyon atom yan yana dizilse bir kıl kalınlığı etmez. ● ● Atomun küçüklüğünden bahsettik; ya, çekirdeğinin küçüklüğü? Örnekleyelim: Atomu bir küre şeklinde kabul edelim ve bu kürenin içindeki boşluğu atom çekirdekleri ile doldurmaya çalışalım. Bize adet çekirdek gerekecektir. ● ● Atom çekirdeğinde bulunan protonlardan sadece birinin kütlesi yaklaşık 1, gramdır. Yani; bir protonun kabaca ağırlığı: Bir gramı, bir milyar kere katrilyona bölerek bulacağız… AMAN ALLAH’IM BU NASIL BİR KÜÇÜKLÜK? Yukarda bahsettiğimiz mikroorganizmalar gerçekten çok küçük varlıklardır. Atomlar ise; onlara göre inanılmaz oranda daha küçüktür.

34 İTİRAF EDELİM

35 makro yapı mikro yapı İnsan atoma göre bir “makro yapı” iken dünyaya göre bir “mikro yapı”dır. mikro yapı Atom insana göre “mikro yapı”dır. mikro yapı Galaksi hayal dahi edilemeyecek büyüklüğüne rağmen, kâinata göre bir “mikro yapı”dır. makro yapı mikro yapı Dünya kendisini oluşturan atoma göre “makro yapı” iken, içinde bulunduğu galaksiye göre “mikro yapı”dır.

36

37 “Haydi birleşerek atomu oluşturalım, oradan molekülü ve maddeyi, oradan gök cisimleri oluşturalım. Birbirimize çarpmamak için de hesapladığımız yörüngelerimizde belli bir hızla hareket edelim. Çeşit olsun diye de bazılarımız insan, bazılarımız hayvan, bazılarımız bitki şeklini alsın…” ● ● Kâinattaki her şeyin “yapı taşının” elementler olduğunu söylemiştik. Bir diğer ifade ile; atom ve onu oluşturan protonlar, nötronlar, elektronlar,… ● ● Bunlar (proton, nötron, elektron) kâinatın ilkleri ise; kendileri nasıl meydana geldiler? Bir yaratıcısı yok mu? CAN SIKINTILARINI GİDERMEK İÇİN DE AŞAĞIDAKİ KARARLARI ALDILAR Var sayalım ki bunlar tesadüfen oluştular, tesadüfen bir araya geldiler ve… HAYIR

38 İnsan doğada bulunan ağaç gövdesini işleyerek kereste haline getirir ve uygun boyutlarda keser; mevcut demiri işleyerek çivi haline getirir; daha sonra çivilerle ahşap parçaları birleştirip masanın tablasını, çekmecelerini ve bacaklarını oluşturur… Üretici olarak masanın sahibi odur. Onu kullanır veya bir bedel karşılığı başkasına verebilir. İnsan haddini bilmeli ve açık- gizli ilahlık taslamamalıdır. Ölümlü olan insan (vücudu dahil) hiçbir şeyin gerçek sahibi değildir. O, sadece takdir edilen bir zaman aralığında kâinatın kullanıcısıdır… İNSAN, ÖNCEDEN YARATILMIŞ MADDELERİ ŞEKİLLENDİREREK EŞYA YAPABİLİR; ZAHİREN SAHİBİ DE OLUR.

39 ● ● Yıldızların birbirlerine çok uzak olduklarını, gruplar (Galaksiler) oluşturduklarını ve her gök cisminin dışının boşluk olduğunu biliyoruz. Makro sistemdeki bu yapılanma, mikro sistemdeki atomlara ve moleküllere ne kadar da benziyor. ● ● Gezegenlerin güneş etrafındaki hareketleri, atomlardaki elektronlarının çekirdek etrafındaki hareketine benzemiyor mu? Tek elden çıktıkları ne kadar da belli… ● İnsanın tek bir DNA molekülünde, tam bir milyon ansiklopedi sayfasını dolduracak miktarda bilgi bulunur. Bunu hangi tesadüfler sağlayabilir?) ● Kâinatın sırları çözüldükçe, insanın hayranlığı daha da artmaktadır. Edinilen her yeni bilgi, kâinatta tesadüflere yer olmadığını ispatlıyor. (Bir örnek: İnsanın tek bir DNA molekülünde, tam bir milyon ansiklopedi sayfasını dolduracak miktarda bilgi bulunur. Bunu hangi tesadüfler sağlayabilir?) ● ● Özetle; kâinat (makro ve mikro sistemleriyle) bir plan dahilinde oluşturulmuş ve plana uygun işletilmektedir.

40 ● ● Bir atomun içindeki elektronlar saniyede km hızla hareket etmelerine rağmen birbirleriyle çarpışmıyorlar. ● ● Aynı galaksi içinde hareket halinde olan milyarlarca yıldız birbirleriyle çarpışmıyorlar. ● ● Kâinatta milyar kere milyar kere milyar adedince yıldız olmasına ve hareket halinde olmalarına rağmen, çarpışmıyorlar. ● ● Güneş, dünya ile arasındaki mesafeyi biraz değiştirse; insanlar ya pişecek; ya da donacak. Ama güneş mesafeyi koruyor. ● ● Atmosferi oluşturan gaz molekülleri hareket halinde olmalarına rağmen, yerin çekim kuvveti sebebiyle dünyayı terk edemezler. Yer çekim kuvveti “biraz mola verse”; gaz molekülleri dünyayı terk ederek uzaya kaçacağından yer atmosfersiz kalır. Bu durum; tüm insanların 3 dakika içinde havasızlıktan ölmesi demektir.

41

42

43

44

45 Dünyanın bilinen en büyük cüsseli yaratığı Dinozor şeklinde yaratılsaydık halimiz ne olurdu? En basitinden ayağımıza batan dikeni çıkaracak “cımbızı” üretecek ve kullanacak el yapısı yoksa; koca cüsse ne işe yarar ki? İnsanı bitki ve hayvandan farklı kılan elementler değil, Yüce Allah’ın iradesidir. Kuş şeklinde yaratılsaydık halimiz ne olurdu? Göklerde uçmak hoşumuza gidebilirdi. Ancak yerde ne yapacaktık? Kuş vücudu üretim yapmaya değil, avlanmaya uygundur. Ve leş yemeye devam edecek olduktan sonra akıl ne işe yarar ki?

46 İNSAN ● ● İNSAN, makro yapı uzaydan, mikro yapı atoma kadar ne varsa hepsini tanıyabilecek, bunları kullanabilecek kapasitede YARATILMIŞTIR. İnsanın yapısı (bedeni) diğer canlılardan daha üstündür. ● iman eder ibadet eder doğayı doğru kullanırsa eşrefi mahluk ● İnsan üstünlüğünü esas ruh yapısı ile kazanır. İnsan, Yaradan'ını (Allah’ı) tanır (iman eder), O’nun istediklerini yerine getirir (ibadet eder) ve O’nun kurallarına uyarsa (doğayı doğru kullanırsa) “eşrefi mahluk” (yaratılmışların en şereflisi) olur. ● ● İnsanın maddi boyutunun kâinat içindeki yeri “toz zerresi” kadar bile değilken; bu şerefin insana verilmesi Yüce Allah’ın bir takdiridir.

47 İnsana verilen özelliklerden biri olan akıl; insana, “düşünebilme” ve “seçebilme” kabiliyeti kazandırır. Yani insan; iyi - kötü, doğru - yanlış, faydalı - zararlı olanı ayırt edebilir ve istediğini seçebilir. ● ● İnsan “doğanın kendine lazım olacak kısmının sırrını çözerek” ve “doğayı doğru kullanarak” hayatını sürdürmekle yükümlüdür. ● ● İnsan çözebildiği her sırrı, vücudunu kullanarak faydalı - zararlı eyleme dönüştürebilir.

48 Radyasyonun bazı hastalıkların tedavisinde kullanılabileceğini keşfeden insan; onu tıpta kullanarak, insana faydalı olur. Radyasyonun bomba yapımında kullanılabileceğini keşfeden insan; onu silah olarak kullanarak, aynı anda binlerce insanı öldürebilir. ÖRNEK

49

50 ● Bir hayvan genetik yapısının ve içgüdüsünün gereğini yerine getirir. Genelde bir diğer canlının besin kaynağıdır. Onlar, ekolojik dengeyi sağlar, mikroorganizmayı besler. ● Bir arı niçin bal yaptığını bilmez; GÖREVİ budur. Bir inek irade koyarak süt yapmam diyemez; YETKİSİ yoktur. Yılan ısırırsa; SORUMLULUĞU yoktur. ● Bir hayvan genetik yapısının ve içgüdüsünün gereğini yerine getirir. Genelde bir diğer canlının besin kaynağıdır. Onlar, ekolojik dengeyi sağlar, mikroorganizmayı besler. ● Bir arı niçin bal yaptığını bilmez; GÖREVİ budur. Bir inek irade koyarak süt yapmam diyemez; YETKİSİ yoktur. Yılan ısırırsa; SORUMLULUĞU yoktur. ● Bir bitki genetik yapısının gereğini yerine getirir. O, meyve verir, havayı temizler, yağmuru dengeler, kereste olur, yakacak olur, mikroorganizmayı besler, vs… ● Bir bitki tüm bunları niçin yaptığını bilmez; GÖREVİ budur. Yapmam diyemez; YETKİSİ yoktur. İnsanın kirlettiği doğada ürün veremezse; SORUMLULUĞU yoktur. ● Bir bitki genetik yapısının gereğini yerine getirir. O, meyve verir, havayı temizler, yağmuru dengeler, kereste olur, yakacak olur, mikroorganizmayı besler, vs… ● Bir bitki tüm bunları niçin yaptığını bilmez; GÖREVİ budur. Yapmam diyemez; YETKİSİ yoktur. İnsanın kirlettiği doğada ürün veremezse; SORUMLULUĞU yoktur. BESLENME ZİNCİRİ ● ● Bitkiler, hayvanlara ve insanlara gıda temin ederken, hayvanlar da diğer hayvanlara ve insanlara gıda olur. Sonuçta, ölen canlılar mikroorganizmaların gıdasıdır. ● ● Mikroskobik canlılar, çürütme özellikleri ile ölmüş hücreleri parçalayarak bitki köklerinin alabileceği hale getirir. Bu dönüşüm bitkiler için bir gıda temini olması yanında, doğanın “kendi çöpünü” temizlemesidir. ● ● Bu döngü, “sünnetullah”tır (*) ve kıyamete kadar devam edecektir (*) “KÜRESEL ISINMA” konusu içinde daha geniş bilgi verilmiştir..

51 Canlıları Tasniflersek Aşağıdaki Tablo Ortaya Çıkar ● ● İnsan, niçin var olduğunu sorgulayabilecek; kâinatın bir sahibinin olduğunu (Allah’ın varlığını) “hür iradesiyle” kabullenebilecek kapasitede bir canlıdır. ● ● İnsan, yetki kullanabilecek kapasitede bir canlıdır. ● ● İnsan, sorumluluğun ne olduğunu bilebilecek (mükafat ve cezayı idrak edebilecek) kapasitede bir canlıdır. CANLILAR tercih edebilme veya bir işi yapma niyetini ortaya koyabilme özelliğinin olması” anlamında kullanılmıştır. Not: “Yetki, tercih edebilme veya bir işi yapma niyetini ortaya koyabilme özelliğinin olması” anlamında kullanılmıştır.

52 ● Allah, akıl ve iradeyi yalnızca insana vermiştir. İnsan, bu özelliğiyle iyi olanı da seçebilir, kötü olanı da… İnsanın bu seçme özgürlüğüne “cüz’î irade” (kişinin bireysel isteği veya bir işi yapma niyeti) denir. ● Bazı insanlar, hiçbir kural tanımadan (sorumluluk taşımadan) yaşamak isteyebilir. Bu istekleri onları “sorumluluktan” kurtarmaz. ● Her yaratılan bir kurala göre hareket eder. İnsan için de kurallar vardır. O, sınırları belirlenmiş bir hayatı “imtihan için” yaşayacaktır (*). (*) Daha geniş bilgi için “İNSAN ÖLÜR MÜ?” konusuna bakılabilir.

53 İNSANIN GÖREVİ İnsan MÜMİN olmalıdır. Yani; Allah’a, Peygamber’ine ve O’nun haber verdiği şeylere gönülden inanıp, kabul ve tasdîk etmelidir. İNSANIN YETKİSİ İnsan-Yaratıcı, İnsan-İnsan, İnsan-Doğa, ilişkilerinde kendisine verilen “seçme hakkını” doğru kullanmalıdır. İNSANIN SORUMLULUĞU İnsan, tercihlerinin bu dünyada ve ahirette karşılığını (mükafat veya ceza olarak) alacağını bilmelidir.

54 ● Kâinatı ve içindeki sayısız varlıkları yaratan Yüce Allah’ın, insanı da “özel bir canlı” olarak yarattığını söylemiştik. ● Yüce Allah, insana muhteşem özellikleri olan beyin ve beden vermenin yanında, mikro’dan makro’ya kadar tüm yarattıklarını da onun hizmetine sunmuştur. Karşılığında tek bir isteği vardır; “kendisine gönüllü kulluk yapılması”. ● Yaratıcı olarak insanı insandan daha iyi bilen Yüce Allah, insan için neyin doğru ve neyin yanlış olduğunu en iyi bilendir. Yüce Allah, vahiy yoluyla Kur’an’ı göndererek insanlara “yol haritası” çizmiş ve Peygamberini de rehber yapmıştır… İnsan, bu yolda kalarak “kulluk yapmalıdır”.

55 Sana irade verilmedi; sen bir kölesin… İstesen de istemesen de iman edeceksin Bize; “Sana irade verilmedi; sen bir kölesin… İstesen de istemesen de iman edeceksin” denilmiyor. Sana akıl, idrak, seçme hürriyeti,.. verildi; doğru yol gösterildi; iman et, kul ol, her iki hayatını da kurtar Aksine; “Sana akıl, idrak, seçme hürriyeti,.. verildi; doğru yol gösterildi; iman et, kul ol, her iki hayatını da kurtar” deniliyor. İman etmen istendi, etmedin. Bu tercihinin sonuçlarının neler olacağı sana bildirilmişken sen yine de bu yolu seçtin. Rızkın iptal edilmeden, ömrünü istediğin gibi yaşamana izin verilecek. Ama, ahirette bunun hesabını vereceksin İman etmemiş olanlara da; “İman etmen istendi, etmedin. Bu tercihinin sonuçlarının neler olacağı sana bildirilmişken sen yine de bu yolu seçtin. Rızkın iptal edilmeden, ömrünü istediğin gibi yaşamana izin verilecek. Ama, ahirette bunun hesabını vereceksin ” deniliyor. Vahyin bize verdiği mesajı yorumlarsak Kölelik, “iradesiz itaat” Kulluk, “gönüllü bağlılık” olarak tanımlanırsa

56 Yüce Allah, seni dev bir cam fanus içine koyup; “Havayı sen yaratmadığına göre fanusun havasını boşaltıyorum. Yaşamak istiyorsan kendi havanı kendin yap” dese. Havasız ortamdaki halin ne olurdu?.. Sadece 3 dakika daha yaşardın… ● Ateist (Allah’ın varlığını kabul etmeyen) insan; bu tercihi ile “Allah’a kul olmamayı” seçmiştir. Yani, isyandadır. ● Hem Allah’ın nimetlerinden faydalanacaksın, hem de isyanda olacaksın. Bu “iki yüzlülük” değil mi? “YARATICIYI KABUL ETMEDİĞİNE GÖRE, O’NUN NİMETLERİNİ DE KABUL ETMİYORUM” DİYEBİLİR MUSUN? Siz cansız (henüz yok) iken sizi dirilten (dünyaya getiren) Allah’ı nasıl inkar ediyorsunuz? Sonra sizleri öldürecek, sonra yine diriltecektir. En sonunda ona döndürüleceksiniz. ( Kur’an 2/28 )

57 Mümin, Yüce Allah’ın yap dediklerini yapar, yapma dediklerini yapmaz. Bu davranış biçimi aynı zamanda bir ibadettir. Mümin, diğer insanlarla Yüce Allah’ın çizdiği sınırlar içinde doğru ilişkiler kurar. Bu tutum; “kul hakkına saygı” olup, aynı zamanda bir ibadettir. Mümin, doğanın sahibi değil; geçici kullanıcısıdır. Onu israf edemez, kirletemez. Doğayı doğru kullanmak, aynı zamanda bir ibadettir.

58

59

60

61 Kazanabileceğimiz cennet hayatının “ebedi nimetleri” yanında, bu dünyada yapacağımız ibadetlerin nefsimize vereceği “geçici sıkıntıların” hesabı mı olur? Bizi “cehennem azabına” götürecek davranışlarımızın bu dünyada bize vereceği mutluluk nedir ki? Nefsin istediği “dünya zevkleri” için “ebedi azabı” talep etmeye değer mi? Hepimizi yaratan Yüce Allah, imtihan edildiğimiz bu dünya hayatından (sıramız gelince) bizi çekip alacaktır. Yani, hepimiz öleceğiz. Bunun aksini savunan olabilir mi?

62 Kâinatta Her Şey Allah’ı zikreder. ●Müslüman, dünyada başıboş bırakılmadığını, her saniyesinin gözlendiğini ve kayıt altına alındığını ve hızlı bir şekilde ölüme yaklaştığını bilen insandır. ● Müslüman, dünyada başıboş bırakılmadığını, her saniyesinin gözlendiğini ve kayıt altına alındığını ve hızlı bir şekilde ölüme yaklaştığını bilen insandır. ● Müslüman, imtihan dünyasındaki hayatının (ortalama 70 yıllık ömrünün), ahiretteki ebedi hayatın yanında “salise” bile olmadığını bilen insandır.

63 “BOĞAZIMA KADAR BATTIM BENDEN ADAM OLMAZ” DEMEYELİM. “ZARARIN NERESİNDEN DÖNÜLÜRSE KÂRDIR” DİYEREK TÖVBE EDELİM VE HAYATIMIZIN KALAN KISMI İÇİN YENİ BİR BEYAZ SAYFA AÇALIM.

64 Faydalandıklarıma teşekkürlerimle...


"● ● Günlük hayatın telaşı içinde “nerede yaşıyoruz?” sorusu akla gelmez. Bir şekilde bu soruya muhatap olduğumuzda, aklımıza hemen yakın çevre gelir." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları