Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Mustafa Süreyya Sezgin Mustafa Süreyya Sezgin SEKİZİNCİ BÖLÜM SEKİZİNCİ BÖLÜM.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "Mustafa Süreyya Sezgin Mustafa Süreyya Sezgin SEKİZİNCİ BÖLÜM SEKİZİNCİ BÖLÜM."— Sunum transkripti:

1

2 Mustafa Süreyya Sezgin Mustafa Süreyya Sezgin

3 SEKİZİNCİ BÖLÜM SEKİZİNCİ BÖLÜM

4 BEBEKLERİN ULUSU YOK İlk kez yurdumdan uzakta Yaşadım bu duyguyu Bebeklerin ulusu yok Başlarını tutuşları aynı Bakarken gözlerinde aynı merak Ağlarken aynı seslerinin tonu. Bebekler çiçeği insanlığımızın Güllerin en hası, en goncası Sarışın bir ışık parçası kimi Kimi kapkara üzüm tanesi Babalar, çıkarmayın onları akıldan Analar koruyun bebeklerinizi Susturun, susturun söyletmeyin Savaştan, yıkımdan söz ederse biri

5 Bırakalım sevdayla büyüsünler Serpilip gelişsinler fidan gibi Senin, benim hiç kimsenin değil Bütün bir yeryüzünündür onlar Bütün insanlığın göz bebeği İlk kez yurdumdan uzakta Yaşadım bu duyguyu Bebeklerin ulusu yok Bebekler çiçeği insanlığımızın Ve geleceğimizin biricik umudu. Ataol BEHRAMOĞLU

6 SEVDAN BENİ Terk etmedi sevdan beni, Aç kaldım, susuz kaldım, Hayın, karanlıktı gece, Can garip, can suskun, Can paramparça... Ve ellerim, kelepçede, Tütünsüz, uykusuz kaldım, Terk etmedi sevdan beni... Ahmed ARİF

7 ADİLOŞ BEBE’nin NİNNİSİ Doğdun Üç gün aç tuttuk Üç gün meme vermedik sana Adiloş bebem Hasta düşmeyesin diye Saldır şimdi memeye Saldır da büyü.. Bunlar, Engerekler ve çıyanlardır Bunlar, Aşımıza ekmeğimize Göz koyanlardır Tanı bunları Tanı da büyü Bu namustur Künyemize kazınmış Bu da sabır Ağulardan süzülmüş Sarıl bunlara Sarıl da büyü... Ahmed ARİF >

8 İÇERDE Haberin var mı taş duvar ? Demir kapı, kör pencere, Yastığım, ranzam, zincirim, Uğruna ölümlere gidip geldiğim Zulamdaki mahzun resim, Haberin var mı ? Görüşmecim, yeşil soğan göndermiş, Karanfil kokuyor cigaram Dağlarına bahar gelmiş memleketimin.... Ahmed ARİF

9 HİKAYE Senin dudakların pembe Ellerin Beyaz, Al tut ellerimi bebek Tut biraz ! Benim doğduğum köylerde Ceviz ağaçları yoktu, Ben bu yüzden serinliğe hasretim Okşa biraz ! Benim doğduğum köylerde Buğday tarlaları yoktu, Dağıt saçlarını bebek Savur biraz !

10 Benim doğduğum köyleri Akşamları eşkıyalar basardı. Ben bu yüzden yalnızlığı hiç sevmem Konuş biraz ! Benim doğduğum köylerde Şimal rüzgarları eserdi, Hep bu yüzden dudaklarım çatlaktır Öp biraz ! Sen Türkiye gibi aydınlık ve güzelsin ! Benim doğduğum köyler de güzeldi Sen de anlat doğduğun yerleri, Anlat biraz ! Cahit KÜLEBİ

11 ELLİKİ YIL Hala yaşım genç amma, vücudum ölgün gibi Bütün acı günlerim, aklımda bugün gibi İçim hayata küskün, dış yüzüm düğün gibi Elli iki yıl geçti, elli iki gün gibi. Doğmayan hülyaların saçlarını taradım Ezop gibi fenerle, gündüz insan aradım Ne kendime yar oldum, ne başkasına yaradım Elli iki yıl geçti, elli iki gün gibi. Başımla gönlümü edemedim eş, Biri yüz yaşında, biri yirmi beş Sarınca tamamen saçağı güneş Arada varlığım oynadı geçti. Başım diyor dinlen, gönlüm diyor coş Başım diyor durul, gönlüm diyor koş Başım kimsesizdir, gönlüm başı boş Elli iki yıl geçti, elli iki gün gibi. Celal Sahir EROZAN

12 Hani o bırakıp giderken seni Bu öksüz tavrını takmayacaktın Alnına koyarken veda busemi Yüzüme bu türlü bakmayacaktın. Hani ey gözlerim, bu son veda da, Yolunu kaybeden yolcunun dağda, Birini çağırmak için imdada Yaktığı ateşi yakmayacaktın. Gelse de en acı sözler dilime Uçacak sanırdım birkaç kelime... Bir alev halinde düştün elime, Hani ey gözyaşım, akmayacaktın.. Orhan Seyfi ORHON VEDA

13 DUYARLI Bir üçgenin ortasında ağlayabilsem. Bütün Öklit’lere ve Tales’lere inat İki doğru çizsem birbirine dik Kesişmeseler. Bir elmayı koparıp atsam dalından Düşmese. Bir beyazın ortasında ağlayabilsem Bütün yeşillere ve mavilere inat. Bir çizgiden ağaç yapsam Kırmızı. Bir noktadan deniz yaratsam Siyah. Bir buğday tanesine aldansam gene Kovulmasam.... Bir toplumun ortasında sevişsek Bütün insanlara ve kurallara inat... Jülide Gülizar ERGÜVEN

14 UMUT ÇIKMAZI Ellerim bomboş Yüreğim buruk “Umut Sokağı” na girdim bu gece Diz boyu çamur ! Balçık balçık !.. Çılgın kahkahalar duydum uzaktan Ve hoyrat bir ses haykırıyordu; - Umutları sebil yaptım Attım ayak altına; Yok mu alan ? Ürperdim, Ne korkunç sokaktı... Fenerler devrilmiş, Işıklar sönük; Simsiyah... Hayret ! Oysa tabelasında yazıyordu “Umut” Gözlerimde bulut Geçtim bu sokaktan: Koşarak... Kaçarak... Ellerim bomboş, Yüreğim buruk. Sevgi BALIN “Ve Kırılır Gölgeler “ adlı şiir kitabından”

15 SEVGİ ve NEFRET Meyhanelerin Havası öldürecek beni; Seni aramak yok mu Duman – duman sigaralarda.. Ve sen her içişimde, Hançer gibi bağrıma saplanan, Git, gidebildiğin kadar Benden uzaklara... Buğulanır Kadehimdeki son yudum içki; Bir tuzlu meze Göz yaşım dudaklarımda... Sevgi BALIN “Ve Kırılır Gölgeler “ adlı şiir kitabından”

16 BUZDAN KALIP Gözlerin miydi Göremediğim, Dudakların mıydı Değemediğim, Ellerin miydi tutamadığım ? Bir şey vardı aramızda, Bir şeyler vardı aramızda Çözemediğim... Buzdan kalıptı sanki Yüreğin Bir türlü eritemediğim... Sevgi BALIN “Ve Kırılır Gölgeler “ adlı şiir kitabından”

17 Yaşam çok uğraştı Dağıtamadı beni Sen dağıt Kağıtları hile yap Beni ağlat Kaderime. Mehmet ÖMÜR “ oyuncAŞKçı” adlı kitabından

18 U M U T Ç İ Ç E K L E R İ Çevremde sevdiğim insanlar... İçimde yalnızlık var !.. Avutmuyor beni artık iyilik yüklü sözcükler, Acımakla karışık zoraki gülücükler. Çünkü ben çıkmaza saptığımı biliyorum. Sadece hatırı için sevenlerimin yaşamla kavgamı sürdürüyorum. Geceler dönüyor beni kandıran geceler... Kaybolan bacaklarımı ararken düşlerde dağ bayır yürüyorum !... Ve yeni bir gün başlıyor penceremde Umut çiçeklerimle göz göze geliyorum... Can ARPAÇ

19 YAŞAMAK VARKEN İnsanım insansın insanız insan Adem ve Havva'dan düştük bu yola Doğuştan kardeştik, kandırdı şeytan Çıkarlar uğruna girdik kavgaya. Irk dedik, dil dedik, din dedik böldük Bir türlü sığamadık koca Dünya‘ya Sevişmek yerine öldürdük öldük Yer yüzü yetmedi el attık Ay'a. Ne olur dostlarım bir lahza için Durdurun şu sonsuz çekişmenizi Işığa göz açın, gerçeği seçin Kardeşiz, tek tanrı yarattı bizi. El ele verirsek sevgi bağıyla Herkese yetecek bir Dünyamız var Kısacık bir ömrü ağız tadıyla Yaşamak dururken cenk neye yarar? Can ARPAÇ

20 Yaratırken Ulu Mimar Ademi Dünyadaki sınırları çizmedi Renk verdi, Dil verdi, İnanç verdi Taraf tutup ezmedi. Yaratırken Ulu Mimar Ademi Tespih gibi bir kalıba dizmedi Akıl verdi, His verdi, Güç verdi, “ Hepiniz insansınız Kardeşçe yaşarsınız, Tüm Dünya sizin “ dedi.

21 Boş buldu meydanı Adem “Para” dedi, “Koltuk” dedi, “Mal” dedi. Yetmedi... “Fesat” dedi, “Haset” dedi, “Hırs” dedi, Bitmedi... “Sağ” dedi, “sol” dedi, “Öldür” dedi, “öl” dedi. Cehenneme çevirip DÜNYA denen cenneti, İnsanca yaşamanın güzelliğini sezmedi.. Can ARPAÇ

22 SENİNLE YAŞLANMAK İSTİYORUM Seneler geçsin, sen beni bil, ben seni bileyim istiyorum. Benim olduğu kadar dostlarının, Dostlarının olduğu kadar benim ol istiyorum. Nice sıkıntı ve zorluk yaşayıp anlatalım. Yaşayalım ki, öğrenelim hayatı ve destek çıkmayı Birbirimizin omuzlarında ağlamalıyız. Sen çok dertlenip, içip, arkadaşlarınla eve gelmelisin. Paylaşmalı ve beraber sıkılmalıyız. Öyle ki, yalnız sıkılmak sıkmalı bizi. Yaşayalım ki, paramız olunca sevinelim. Güzel günlerimizi, evimizde, bir şişe şarap Ve pijamalarımızla kutlamalıyız. Ya da bazen dostlarla ucuz biralar içerek... Böylece yaşamalıyız işte Sonra çocuğumuz olmalı Düşünsene senin ve benim olan bir canlı Geceleri ağladıkça sırayla susturmalıyız.

23 Sen arada mızıkçılık yapmalısın Ve ben söylenerek sıranı almalıyım Yorgun olduğum için yemek yapmamalıyım, Söylenerek yumurta kırmalısın. Hava soğukken birbirimize sıkıca sarılıp yatmalıyız. Zaman su gibi akıp giderken, Her şey yaşanmış bir hayatımız olmalı Her şeye rağmen hiç bıkmamalıyız birbirimizden Mutlu da olsa, kötü de olsa yaşadığımız günler Bizim günlerimiz olmalı. Saçlara düşünce aklar, ya da gidince aklar, Çocukları güvence altına alıp, gitmeli bu şehirden. Kavgasız, her sabah cinayetle uyanılmayan, Sessiz bir yere gitmeliyiz. Geceleri balkonda denizi seyredip, Sandalyelerimizde sallanmalıyız. Eve gelip, benden kahve istemelisin. Çocuklar gelmeli ziyaretimize, Geçmişteki hareketli günlerimizi anımsamalıyız. Ben “ Bey” demeliyim sana, sen de “Hanım”. Öyle sevmelisin ki beni Bu yazdıklarım korkutmamalı seni. Tebessümler açtırmalı yüzünde. Bir gün bu hayatı bırakıp giderken, Sadece mutluluk olmalı yüzümüzde Birbirimizi sevmenin gururu olmalı “ Her şey de” Can YÜCEL

24 KARADUT Kara dutum, çatal karam, çingenem Nar tanem, nur tanem, bir tanem Ağaç isem dalımsın salkım saçak Petek isem balımsın oğulum Günahımsın, vebalimsin Dili mercan, dizi mercan, dişi mercan Yoluna bin can koyduğum Gökte ararken yerde bulduğum Kara dutum, Çatal karam çingenem Daha nem olacaksın bir tanem Gülen ayvam ağlayan narımsın Kadınım, kısrağım, karımsın !... Bedri Rahmi EYÜBOĞLU

25 KARADUT KARADUT II II Sigara paketlerine resmini çizdiğim Körpe fidanlara adını yazdığım Karam, karam Kaşı karam, gözü karam, bahtı karam Sıla kokar, arzu tüter Ilgıt ılgıt buram buram Ben beyzade, kişizade, Her türlü dertten top yekun azade Hani şu ekmeği elden suyu gölden Durup dururken yorulan Kibrit çöpü gibi kırılan Yalnız sanat çıkmazlarında başını kaşıyan Artık otlar göstermelik atlar gibi bedava yaşayan Sen benim mihnet içinde yanmış kavrulmuşum Netmiş, neylemiş, nolmuşum ? Cömert ırmaklar gibi gürül gürül Bahtın karışmış bahtıma çok şükür. Yunmuş, yıkanmış adam olmuşum Karam, karam Kaşı karam, gözü karam, bahtı karam Sensiz bana canım dünya haram olsun. Bedri Rahmi EYÜBOĞLU

26 İçimde çalkalanan bir deniz Ya da kuşlar uçan bir orman Çoktan geçip gitmiş gençliğimiz Anladım ona vurulduğum an. Arıyorum bir şey yitirmiş gibi, Şairler gençken ölse daha iyi. Kömür çağında yaşadığımızdan Acı, her yerde bir keskin bıçak. Ne kaldı geçmiş yaşantımızdan ? Onca genç ya çürüdü, ya asılacak Ortaçağ Avrupa’sında gibi. Şairler gençken ölse daha iyi. Koparmağa kıyamadığım kır çiçeği Ayaklar altında çiğnenmeye hazır. Hani bu dünyada en güzel, en iyi ? Aklığı zambağın gittikçe kararmaktadır, Belki koynuna da alıyordur o hergeleyi. Şairler gençken ölse daha iyi. Cahit KÜLEBİ

27 SABBAS Haydi Abbas, vakit tamam; Akşam diyordun işte oldu akşam. Kur bakalım çilingir soframızı; Dinsin artık bu kalp ağrısı. Şu ağacın gölgesinde olsun; Tam kenarında havuzun. Aya haber sal çıksın bu gece; Görünsün şöyle gönlümce. Bas kırbacı sihirli seccadeye, Göster hükmettiğini mesafeye Ve zamana. Katıp tozu dumana, Var git, Böyle ferman etti Cahit, Al getir ilk sevgiliyi Beşiktaş'tan; Yaşamak istiyorum gençliğimi baştan. Cahit Sıtkı TARANCI (1942)

28 Sekizinci Bölümün Sonu Sekizinci Bölümün Sonu


"Mustafa Süreyya Sezgin Mustafa Süreyya Sezgin SEKİZİNCİ BÖLÜM SEKİZİNCİ BÖLÜM." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları