Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Ç OCUKLARDA UYUM VE DAVRANıŞ BOZUKLUKLARı Muharrem EROĞLU Psikolojik Danışman.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "Ç OCUKLARDA UYUM VE DAVRANıŞ BOZUKLUKLARı Muharrem EROĞLU Psikolojik Danışman."— Sunum transkripti:

1 Ç OCUKLARDA UYUM VE DAVRANıŞ BOZUKLUKLARı Muharrem EROĞLU Psikolojik Danışman

2 Uyum ve Davranış Bozuklukları - Psikolojik k ö kenli kekemelik - Parmak emme - Tırnak yeme - Fobiler (Korkular) - Kaygı - Yeme bozuklukları ve iştahsızlık - Uyku bozuklukları - Mast ü rbasyon (kendi kendini tatmin etme) - İ ç e kapanıklık - Ç alma - Yalan s ö yleme - Aşırı hareketlilik - Saldırganlık - Sa ç yolma - Alt Islatma - Tikler - Dışkı Kaçırma

3 Normal Davranış Gelişimi Yaşa Uygun Davranışlar: Ç ocukların yaşı ve gelişim d ü zeyi davranışın niteliğini belirlemede en etkili fakt ö rd ü r.Bazı davranışlar kendi doğal s ü reci i ç inde normaldirler. Ö rneğin 3 yaşında bir ç ocuğun tuvalet eğitimiyle ilgili sıkıntılar yaşaması normalken,aynı durum 10 yaş ç ocuğu i ç in anormal karşılanmaktadır. S ü rekli Davranışlar: Bu, belli bir davranışın ç ocuk tarafından ısrarla yapılması ve uzun s ü re devam etmesi anlamına gelir. K ü lt ü rel Fakt ö rler: Normal dışı davranışların oluşmasında etkili olan durumlardan biri de k ü lt ü rler etkenlerdir. Davranışın Yoğunluğu: Yine yaşla yakından ilgilidir ve ö rnek olarak 4-5 yaş ç ocuklarında g ö r ü len ö fke ve hır ç ınlık davranışları verilebilir.Bu yaş ç ocukları i ç in son derece normal olan bu davranış eğer kendine zarar verme veya saldırganlaşma haline d ö n ü ş ü rse bu anormal bir davranış olarak değerlendirilir. Cinsel Rol ü n Etkisi: Genel olarak erkeklere uygun olarak g ö r ü len bazı davranışların kızlarda g ö r ü lmesi ya da kız ç ocuklarına ö zg ü tavırların erkek ç ocuklarda g ö r ü lmesi de anormal davranış tipi olarak g ö r ü lebilir.

4 Psikolojik K ö kenli kekemelik: Kekemelik,sözlü anlatım sırasında konuşmadaki akıcılığın fark edilebilir biçimde aksamasıdır. Organik bir rahatsızlığın olmaması halinde bu tarz bir bozukluk psikolojik kökenli olarak değerlendirilir. Genellikle heyecan,korku,utanma ve gerginlik durumlarında ortaya çıkan bir sorundur.Konuşmada bozukluk,tekrarlamalar ve bocalamalarla kendini gösterir ve yaklaşık olarak 3-4 yaş civarında başlar. Ancak net olarak kekemelik tablosu 5-6 yaşlarda kesinlik kazanır.Küçük yaşlardaki kekemeliğin nedeni çocuklardaki düşünme ve konuşma hızını ayarlayamamalarından kaynaklanır. Ancak kekemeliğin bir sorun olarak ortaya çıkmasındaki en önemli etken yetersiz sevgi,ilgi ve ayrımcılıktır. Bununla beraber bazı travmatik durumlar,kazalar,aşırı korkular da kekemeliğe yol açabilmektedir.Bazen çocuk kekeme olan bir bireyi taklit edebilir

5 Parmak Emme: Genellikle b ü t ü n ç ocuklarda yaklaşık olarak 3-4 yaşına kadar devam eden bir davranıştır ve normal olarak g ö r ü l ü r. Parmak emme alışkanlığı geliştiren ç ocuklarda bu davranışın sonucu olarak bazı organ bozukluklarına da rastlanabilmektedir. Ç ocuğun emdiği parmağında doku bozuklukları g ö r ü lebilir. Çocuklar 1,5 yaş civarı bu davranışı yoğun olarak yapmalarına karşı 3- 4 yaş sonlarına doğru bu alışkanlığı bırakmaları beklenir.. Parmak emmek çocuk açısından gelişimsel bir gerilemeye işaret eder ve buna neden olan etkenin kaynağını doğru saptamak gerekir. Aileye katılan bir kardeş, anne baba ayrılığı ya da kaybı, çevre değişiklikleri, korku ve güvensizlik duyguları çocukta böyle bir bozukluğu ortaya çıkarabilir. Çocuk bebek gibi davranarak kaybettiğini düşündüğü ilgiyi tekrar üzerine çekmek ister. Okul öncesi veya okul çağında olsun, parmağını emen çocuğa yapılan uyarılar hiçbir fayda göstermez ve çocuk ısrarla parmağını emmeye devam edebilir

6 Tırnak Yeme: Bu tip bir bozukluk genellikle 3 ya da 4 yaş civarı g ö r ü l ü r.Daha k üçü k ç ocuklarda sık rastlanan bir durum değildir.G ü vensizlik duygusunun bir yansıması olarak d ü ş ü n ü lmelidir. Aşırı baskı g ö rerek b ü y ü yen ç ocuklarda sıklıkla g ö r ü l ü r.Aynı şekilde s ü rekli azarlanan,yetersiz ilgi ve sevgi ortamında eleştirilen ç ocuk yaşadığı gerginliği tırnak yiyerek ortaya koyar. Genellikle ç ocukların yarısında g ö r ü len bir bozukluktur ve bazı durumlarda ortada hi ç bir neden yokken sadece modelleme yoluyla da ç ocuk tırnak yemeye başlayabilir. Ailede ya da yakın ç evresinde tırnak yiyen birini g ö ren ç ocuk bu davranışı taklit yoluna gidebilir.Tırnak yeme konusunda yapılabilecek en doğru şey ö zellikle k üçü k yaşlarda bu davranışı g ö rmezden gelmektir. Diğer b ü t ü n sorunlarda olduğu gibi davranışa yol a ç an nedenler saptanmalı ve çö z ü m buna g ö re oluşturulmalıdır. Eksikliğin ne olduğu bilinip, ç ocuğun hissettiği duygu boşluğu doldurulursa sorun ç ok b ü y ü meden çö z ü mlenebilir.

7 Korkular: Çocuklarda çok sık rastlanan duygu bozukluklarıdır.Özellikle korku çocuk büyüdükçe artar.Aslında duygu olarak normaldir ve her yaşta bilinmeyene ve tehlike ya da tehdit oluşturan her şeye karşı gösterilen bir tepkidir. Bebeklikte ve küçük yaş gruplarında yüksek sese,yabancılara ve ani gürültülere karşı gösterilen bir tepkisel davranışken,çocuk büyüdükçe daha belirgin ve somut kavramlara yönelik bir tepki olarak gelişir. Kazalar,yangın,deprem,hastalıklar,izlediği bir film,okul sorunları,anne ya da baba ayrılığı,yalnız kalma,terk edilme,kaybolma,cezalandırılma gibi durumlar korkuya yol açabilir. Daha önce herhangi bir olumsuzluk yaşamış çocuklarda korku daha kolay gelişebilmektedir.Korkunun oluşmasında en temel faktör ise ebeveynlerin yanlış tutumları ve çocuk eğitiminde korkuyu kullanarak disiplin uygulamaya çalışmalarıdır ’Eğer beni üzersen,başkasının annesi olurum’,’yanımdan ayrılırsan seni başkaları kaçırır’,’dediğimi yapmazsan seni sevmem’ gibi sözler çok sık rastladığımız türde konuşmalardır

8 Kaygı: Kaygı tam anlamıyla gerginlik ve endişe halidir. Ç ocuk, pek ç ok yeni duruma karşı kaygı duygularıyla yaklaşır ve ç ocuğun yaşadığı kaygıya başka bozukluklar da eşlik edebilir. Ö rneğin yoğun kaygı durumu yaşayan bir ç ocuk,aynı zamanda tırnağını yiyebilir,saldırganlaşabilir ya da i ç ine kapanabilir. Organik sebeplerden kaynaklanmayan kaygı bozuklukları da psikolojik k ö kenlidir ve g ü ven eksikliğine bağlı olarak ortaya ç ıkabilir. Ebeveynlerin yanlış tutumları çocuktaki kaygıyı oluşturan en önemli etken olarak göze çarpar.Okul çağı çocuklarında görülen kaygı, çocuğun okul başarısını etkileyen bir öneme sahiptir. Aileler de genellikle çocuktaki kaygı bozukluğunu okul hayatının başlamasından sonra ortaya çıkan başarı düşüklüğü ile fark ederler. Özellikle okula yeni başlayan çocuklarda görülen okul sendromu da bu tip bir kaygı bozukluğu olarak düşünülmelidir. Yoğun kaygı duyguları yaşayan çocuğun, ilgi ve yeteneğinin olduğu konularda desteklenmesi kendisine olan güvenini artırarak bu olumsuz duygu durumuyla başa çıkma becerisini geliştirmesine de katkıda bulunur

9 Yeme Bozuklukları ve İştahsızlık Ailelerin en ç ok yakındıkları konu ç ocuklarında g ö zlemledikleri yeme bozuklukları ve ağırlıklı olarak iştahsızlıktır. Şikayetlere bakıldığında ç ocuğun yemek se ç tiği, yemek yemek istemediği ya da tatlı, şekerleme, ç ikolata gibi abur cubur olarak nitelendirilen yiyeceklere y ö neldiği g ö r ü l ü r. Aslında bu tip şikayetlerin bir ç oğu ailelerin ç ocuğun yeterli miktarda yemek yemediği şeklindeki yanlış inan ç larından kaynaklanmakla birlikte bazen ger ç ek anlamda sorun yaşanmaktadır. Bu bir t ü r kısır d ö ng ü d ü r.Aileler ç ocuğa zorla yemek yedirmek istemekte,buna karşın ç ocuk bu zorlamayı reddederek, yemek yememektedir.Durum yine ebeveynlerin yanlış tutumlarından kaynaklanan bir probleme d ö n ü ş ü r. Ç ocuğunun peşinde kaşıkla koşuşturan,zorla ve tabak tabak yemek yedirmeye ç alışan bir anne bu tip bir bozukluğa zemin hazırladığını da bilmelidir. Sağlıklı ve doğru davranışlar belirlemiş bir ailede bazı ö ğ ü nler az yemek yedi diye hi ç bir ç ocuk beslenme sorunu yaşamaz. Ö nemli olan çocuğun ne kadar yediği değil,ne tür gıdalarla beslendiğidir

10 Uyku Bozuklukları: Genellikle ebeveynlerin sıklıkla yakındıkları konulardan biri de budur. Ç ocuğun d ü zensiz uykuları ya da uykuya ge ç ememe. Uyku bozukluklarında da temel etken ç ocuğun g ü ven ihtiyacıdır.Kendini g ü vensiz hisseden ç ocuk d ü zenli uykuya ge ç emez.Anne babayla beraber uyumak ister.K üçü k yaş gruplarında ç ok sık olarak g ö r ü l ü r ve bir ö l çü de normal karşılanmalıdır Ö zellikle annenin de ç alıştığı durumda ç ocuk bırakılacağı,terk edileceği duygusuna kapılır.Anne babasının yanında uyumaya alışan ç ocuk bunu alışkanlık haline getirmişse bu alışkanlığı kırmak bazen ç ok zor olabilir. Anne babasının yanında uyuyan ç ocuk uyuduktan sonra her seferinde kendi yatağına g ö t ü r ü lmelidir.Yorucu olsa da kararlı olduğunuzu g ö stermenin başka bir yolu yoktur. Ancak ç ocuğun sevgi ve g ü ven ihtiyacı karşılanmadan çö z ü me ulaşmak imkansızdır. M ü mk ü nse uykuya ge ç meden ö nce ç ocukla vakit ge ç irmek,masal okumak,oyun oynamak etkili y ö ntemlerdir.Sevildiğini ve yalnız kalmayacağını bilmek ç ocuk i ç in en ö nemli şeydir.

11 Mast ü rbasyon: Kendi cinselliğini keşfetmeye başlayan çocuk kendi kendini tatmin etme yoluna başvurur.Yaklaşık olarak en sık görüldüğü dönem 3-6 yaşlardır. Genellikle çocuğun kendi vücudunu incelemeye başladığı bir dönemdir ve zevk aldığını fark etmesiyle bu davranışı sık sık yapmaya başlar.Bir yere sürtünerek,ya da oyuncaklarını kendi bedenine sürterek rahatlamaya çalışır. Bu davranışı yalnız kaldığı zamanlarda yapmakla birlikte bazen toplum içinde de yapabilir.Davranışın sıklığı arttıkça çocuğun cinsel bölgesinde tahrişe yol açabilir. Çocuk kendini kontrol etmekte zorlanıyorsa ve davranışı çok sık yapmaya başlamışsa bir sorun var demektir. Çocuğun kendi bedeniyle ilgilenmesi,kendini keşfetmeye çalışması anormal bir durum değildir.Ancak davranışın sıklığı ve yapıldığı ortam önemlidir. Böyle bir olaya tanık olan ebeveynler,kızmak ve bağırmak yerine önce görmezden gelmeye çalışmalılar

12 İ ç e Kapanıklık: Aşırı kontrolc ü,otoriter ailelerin ç ocuklarında ç ok sık rastlanan bir davranış bozukluğudur. Ç ocuğun baskı altında olduğu, aşırı ilgi g ö sterildiği ya da eleştirildiği ortamlarda ç ocuk kendine olan g ü venini kaybeder. Hatta hi ç kazanamaz bile.S ü rekli kontrol edildiğinden ve her hareketinde bir yanlış bulunacağından korkan ç ocuk ç evresiyle olan ilişkilerini olabilecek en az d ü zeye indirger.Yanlış yapmamak i ç in sessiz kalmayı tercih eder. Demokratik, ç ocuğa s ö z hakkı tanıyan ailelerde yetişen ç ocukların son derece g ü venli,hakkını arayabilen,saygı g ö ren ve başkalarına da saygı g ö steren ç ocuklar olduğu bilinmelidir. O nedenle yaşı ka ç olursa olsun ç ocuğun duygularını ve d ü ş ü nd ü klerini ifade etmesine fırsat verilmeli, ç ocuk ciddiye alınmalıdır. Onun ebeveynlerinden bağımsız bir kişilik geliştirdiği ve farklı bir birey olduğu g ö z ardı edilmemelidir.

13 Ç alma: Çocuklar hayata dair öğrendikleri pek çok şeyi önce ailelerinden öğrenirler. Mülkiyet hakkı ve başkalarına saygı da ailelerin kazandırdığı değerlerdendir. Çalma bozukluğu gösteren çocukların pek çoğunda ebeveynlerin çocuklarına bu değerleri vermedeki yetersizlikleri dikkat çekmektedir. Ailede saygı görmeyen,kendi özel alanına müdahale edilen çocuklar başkalarına karşı da böyle davranırlar. Mülkiyet yani sahiplik duygusu çocuğun doğuştan getirdiği bir nitelik olmadığından zamanla kazanılan bir davranış kalıbıdır.5-6 yaşlara kadar bu soyut kavramları bilmeyen çocuklarda çalma olayını bildiğimiz çalma eylemi olarak değerlendiremeyiz. Çocuk başkasının ve kendisinin olanı net olarak ayırt edemeyebilir.Kendi odası,eşyaları,kendine ait bir dolabı olması çocukta kendisinin ve başkasının kavramlarını öğrenmesinde çok etkilidir. Ayrıca, bir başkasını eşyasını sormadan ya da izin almadan kullanmaya kalkan çocuğa bu eşyaları niçin kullanmaması gerektiği bunların kime ait oldukları net olarak açıklanmalıdır

14 Yalan S ö yleme Sosyal bir davranış bozukluğu olan yalanın amacı, bir olayı ya da durumu olduğundan farklı g ö stermek ya da gizlemektir. Daha a ç ık ifadesiyle, başkalarını yanıltmaktır. Ebeveynler, yalan konusunda olduk ç a hassastırlar.K üçü k yaşlardan itibaren ç ocuklarının yalan s ö ylememesini isterler. Oysa, yaşı k üçü k ç ocuklarda ç alma eylemi gibi yalan kavramı da yerleşmemiştir.Yine 5 – 6 yaşlara kadar ç ocukların bilin ç li yalanlarından s ö z edilemez. Ger ç eklik olgusu b ü y ü d ü k ç e kazanılan bir farkındalıktır.Bu kadar k üçü k yaş gruplarında ç ocuklar hayalciliklerinin verdiği bir yapıyla bir takım şeyler uydurabilirler. Bunlar, doğaldır ve engellenmemelidir.Bir ç ok uzmana g ö re ç ocuk, 6 – 7 yaştan sonra yalan s ö ylemeye başlar.Aslında hemen hemen b ü t ü n ç ocuklarda ç ocuk ç a yalanlar g ö r ü lebilir. Eğer alışkanlık haline gelmiş bir yalan s ö yleme davranışı varsa bir davranış bozukluğundan s ö z edilebilir. Ç evresinde yalan s ö yleyen ve bu yolla bazı avantajlar elde eden insanları gören çocuk taklit yoluyla yalan söylemeyi öğrenir

15 Aşırı Hareketlilik G ü n ü m ü zde hiperaktivite olarak da bilinen aşırı hareketlilik ç ocuklarda farklı nedenlerden ortaya ç ıkabilir. Ya organik yani bedensel bir sorun sonucu ya da ç evresel ve yanlış ebeveyn tutumlarından kaynaklanan bir davranış bozukluğu olarak g ö r ü l ü r. Aşırı hareketlilik ö zellikle aile bireyleri ve yakın ç evresi i ç in ç ok sıkıntılıdır.Okul ö ncesi d ö nemden daha ç ok, okul hayatı başladığında g ö ze ç arpar. Ç ocuk, ç ok hareketlidir, yerinde duramaz Bazen bu hareketliliğinden kaynaklanan dikkat eksikliği de bu davranış bozukluğuna eşlik eder. Hiperaktivite, ciddiye alınması gereken bir durumdur. Erken fark edilerek gerekli ö nlemler alınmalıdır. Ç evre ve aile etkisiyle ortaya ç ıkan aşırı hareketlilikteki temel sebep, baskıcı, aşırı kontrolc ü, m ü kemmeliyet ç i ebeveyn tutumlarıdır. Ç ocuk, aile ortamında kendini ifade etme imkanı bulamadığında ve her şeyi ç ok planlı, programlı olarak yapması beklendiğinde bu şekilde tepki gösterir.

16 Saldırganlık: Saldırganlık olarak da adlandırılan başkalarına zarar verme davranışı da çocuklarda sık karşılaşılan bir davranış bozukluğudur. Aslında insanın yapısında bir güdü olarak vardır ve hayatın devamını sağlamak amacıyla programlanmıştır. Bir tür savunma mekanizmasıdır. Tehlikelere karşı korunmak ve soyun devamını sürdürmek de ancak bu yolla mümkün olur. Bu güdünün uyum ve davranış bozukluğu olarak karşımıza çıktığı durum ortada hayatın devamını tehdit eden bir tehlike yokken toplumsal ya da kişisel uyumu bozacak şekilde dışa vurulması şeklindedir. Önemli olan bu duygunun var olduğunun bilinmesi ancak kontrol altında tutulabilmesidir. Çocuklarda da doğuştan itibaren görülür. Bebeklerde bile öfke nöbetleri olarak fark edilebilir. Yabancılara karşı çocukların sergilediği vurma davranışı da buradan kaynaklanmaktadır. Küçük çocuklarda genellikle fiziksel saldırganlık görülürken yaş büyüdükçe sözel saldırganlık daha fazla öne çıkar.

17 Sa ç Yolma, Sa ç Yeme: Genellikle kız ç ocuklarında ve k üçü k yaşlarda g ö r ü l ü r.Gerginlik hisseden,baskı altındaki ç ocuklar olumsuz duygu durumundan kurtulmak amacıyla sıklıkla bu tip davranışlar sergilerler. Bir t ü r ka ç ınma davranışıdır diyebiliriz.Temel nedeninin anne ve ç ocuk arasında duygusal bağın eksikliği olduğu d ü ş ü n ü lmektedir. Kendini ifade konusunda yetersiz kalan ç ocuklar bu yolla yaşadıkları gerginliği bastırmak isterler. Davranışın ardındaki etken doğru belirlenmeli ve ihtiyaca g ö re tavır alınmalıdır. Ö zellikle anneyle kurulamayan sağlıklı iletişim eksikliği giderildiğinde davranış bozukluğu da bir s ü re sonra ortadan kalkacaktır.

18 Alt Islatma: Ç ocuklarda g ö r ü len en yaygın sorun olarak alt ıslatma g ö sterilebilir. Ö zellikle mesane kontrol ü n ü n hen ü z oluşmadığı d ö nemlerde yaklaşık olarak 3 yaşına kadar ç ocuklar altlarını ıslatırlar. Doğru ve tutarlı bir tuvalet eğitiminin ardından ç ocuğun kendini kontrol becerisini kazanması 4 yaşa kadar s ü rebilir. Ancak 4 yaş ve sonrasında alt ıslatmanın s ü rmesi davranış bozukluğu olarak değerlendirilir.Nedenleri arasında pek ç ok etken sayılabilir. Organik sebeplere dayanan alt ıslatmalar olduğu gibi,yanlış başlanmış tuvalet eğitimi,ebeveynlerin yanlış tutumları, ç evresel fakt ö rler,kıskan ç lık ya da farklı psikolojik sorunlar sonucu oluşabilen alt ıslatmalar da g ö r ü l ü r. K üçü k yaşlarda g ö r ü len alt ıslatmalarda genellikle tedavi uygulanmaz.Ancak okul ç ağındaki ç ocukta b ö yle bir sorun varsa ö nce fiziksel bir sorun olup olmadığı araştırılmalıdır. Bu y ö nde ortaya ç ıkabilecek sorunlar ortadan kaldırıldıktan sonra işin psikolojik kısmıyla ilgilenilebilir.Genellikle fizyolojik sorun yok edilince alt ıslatma da kendiliğinden biter.Bazı durumlarda sadece alışkanlıklardan dolayı alt ıslatma bir s ü re daha devam edebilir.

19 Tikler: V ü cudun bazı organlarında istem dışı olarak meydana gelen kasılmalar tik olarak adlandırılırlar.Genel olarak y ü z ve boyun kaslarında g ö r ü l ü rler. G ö z kırpma,başın sallanması,dudak kenarlarında ç ekilme,omuzların ya da başın oynaması,kaş kaldırma t ü r ü hareketlerle tipik olarak kendini g ö sterir. Tiksel i ç sel baskılar,gerilimler ve ç atışmalar sonucu oluşabilir ya da bu tarz duygusal sorunların belirtisi olarak ortaya ç ıkabilir. Erkek ç ocuklarda daha sık olarak g ö r ü lmektedir.Psikolojik fakt ö rlerin dışında ger ç ekten o organa ö zg ü bir rahatsızlık sonucu da oluşabilir. G ö rme bozuklukları sonucu gelişen g ö z kırpma gibi tikler olabilir.Ya da boyun ağrısı benzer şekilde boyun ve omuz oynatma davranışının yerleşmesine yol a ç abilir. Ayrıca tiklerin oluşmasındaki bir diğer etken taklittir. Çocuklar pek çok şeyi model alma ve taklit yoluyla öğrendiklerinden yakın çevrelerindeki insanların,özellikle aile bireylerinin ve öğretmenlerinin davranışlarını,konuşmalarını taklit ederler. Aynı şey kekemelik için de geçerlidir.Bu taklit sırasında doğru davranışlarla beraber kişilere ait yanlış davranışları da bire bir kopyalarlar

20 Dışkı Ka ç ırma: Alt ıslatmaya g ö re daha az rastlanmakla birlikte ciddi bir davranış bozukluğudur. Annenin aşırı baskısı ve titizliği,yanlış tuvalet eğitimi ve ç atışmalı bir aile ortamı bozukluğu ortaya ç ıkaran etkenler arasında yer alır. İlgi eksikliği ve gerginlikler de tetikleyen nedenler olarak g ö sterilebilir.Bu bozukluk genellikle aileleri de en zorlayan davranış bozukluklarından biri olarak değerlendirilmektedir. Ç ocuk iki t ü r dışkı problemi yaşayabilir.Uzunca bir s ü re dışkısını tutup sonra birdenbire boşaltır,ya da dışkısını hi ç tutamayıp kontrol dışı olarak altına ka ç ırır. Her iki halde de ö ncelikle ç ocuğun yaşadığı i ç ç atışmaların ortadan kaldırılması y ö n ü nde bazı tedavi yolları benimsenir. Tedavi y ö ntemleri ise doğrudan ya da dolaylı olarak uygulanır.Oyun terapisi,ya da grup terapisi olarak doğrudan uygulanabildiği gibi, ç ocuğun ç evresindeki aile bireyleri ve ö ğretmenleriyle g ö r ü şme gibi dolaylı yoldan çö z ü me ulaşılmaya ç alışılır.


"Ç OCUKLARDA UYUM VE DAVRANıŞ BOZUKLUKLARı Muharrem EROĞLU Psikolojik Danışman." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları