Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

1 وَلاَ تَقُولُواْ لِمَنْ يُقْتَلُ فِي سَبيلِ اللّهِ أَمْوَات.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "1 وَلاَ تَقُولُواْ لِمَنْ يُقْتَلُ فِي سَبيلِ اللّهِ أَمْوَات."— Sunum transkripti:

1 1 وَلاَ تَقُولُواْ لِمَنْ يُقْتَلُ فِي سَبيلِ اللّهِ أَمْوَات

2 HAZIRLAYAN İ dris Y AVUZYİĞİT Dada ş kent Merkez Camii Imam Hatibi

3 Çanakkale Savaşları'nda Teğmen olarak görev yapan, daha sonra, Avustralya Genel Valisi olan Lord Casey'den dinleyelim: Arıburnu Cephesi'ndeydik, kuvvetler arasındaki mesafe metre kadardı. Korkunç siper savaşları yapılıyordu. -Yine cehennemi bir çatışmadan sonra, silâh sesleri kesilmişti. Taraflar yavaş yavaş siperlerine çekildiler. Yaralılar, savaş meydanındaydı... T.C. KURUCAŞİLE MÜFTÜLÜĞÜ

4 Bizim tarafta feryatlar, inlemeler vardı. İki siper arasında kalmış, yaralı bir İngiliz Yüzbaşısı açıkta; "İmdat! Kurtarın beni, yardım edin!" diye bağırıyordu. İngiliz siperlerinden: "İçinizden birisi, Yüzbaşıyı getirsin." diye sesler işitildi. Nerede o cesaret, yürek!.. T.C. KURUCAŞİLE MÜFTÜLÜĞÜ

5 Askerler: -"Git sen getir... -Hayır, sen getir... -Ölmek istemiyorum... -Zaten Yüzbaşı biraz sonra ölecek... Cesareti varsa komutan kendisi getirsin!..“ Sonra yine, yüzlerce silah sesleri patladı... İngiliz komutan : "Yüreksiz herifler, o sizin komutanınız!.. Çabuk getirin onu.” T.C. KURUCAŞİLE MÜFTÜLÜĞÜ

6 Fakat bu sırada: Karşımızdaki bir Türk siperinde silâhın ucuna takılmış beyaz bir iç çamaşırı yukarı kaldırılarak sallandı. Her taraf sessizliğe gömülmüştü. Her iki tarafın siperdekileri silahları üzerine doğrulmuş, dikkatle onu takip ediyordu. T.C. KURUCAŞİLE MÜFTÜLÜĞÜ

7 Siper ardından iri yapılı bir er yükseldi; yavaş yavaş yaralıya doğru ilerliyordu. herkes donup kalmış Türk askerini seyrediyordu. T.C. KURUCAŞİLE MÜFTÜLÜĞÜ

8 Şaşkınlıktan kurtulabilen askerler Mehmetçiğe nişan almaya çalışıyorlardı. Türk askeri, hiçbir şeye aldırmadan yaralının yanına geldi. Nazik yumuşak hareketlerle yaralının kıyafetini düzeltti. Yaralıyı yerden kaldırdı. Yaralının kolunu omzuna koydu. Yavaş ve emin adımlarla yaralıyı bizim tarafa getirdi. Siperimizin üzerine yavaşça bıraktı, geldiği gibi kendi siperine döndü.

9 İngiliz siperlerinde şaşkınlık devam ediyordu! İngiliz komutanı: "Korkak sıçanlar... cesaret örneği görün... Hele bunlarla birlikte aynı cephede savaşmanın tadına doyulmaz... Bu yiğit Türk çocukları keşke dostumuz olsalardı. Bu kahramanlarla savaş değil, dostluk yapmalı... Dostluk." Bu Türk askerine teşekkür bile edemedik. Savaş alanlarında günlerce bu kahraman Türk askerinin cesareti, güzelliği ve insan sevgisi konuşuldu. İngiliz siperlerinde şaşkınlık devam ediyordu! İngiliz komutanı: "Korkak sıçanlar... cesaret örneği görün... Hele bunlarla birlikte aynı cephede savaşmanın tadına doyulmaz... Bu yiğit Türk çocukları keşke dostumuz olsalardı. Bu kahramanlarla savaş değil, dostluk yapmalı... Dostluk." Bu Türk askerine teşekkür bile edemedik. Savaş alanlarında günlerce bu kahraman Türk askerinin cesareti, güzelliği ve insan sevgisi konuşuldu. T.C. KURUCAŞİLE MÜFTÜLÜĞÜ

10 HAZIRLAYAN İ dris Y AVUZYİĞİT Dada ş kent Merkez Camii Imam Hatibi 57.Alayın Tamamı Şehid Oldu

11 Yarbay Mustafa Kemal’in komutanı olduğu 19.Tümenin 57.Alayı, savaşta erinden subayına dek tamamı şehit olan alayımızdır. (Bir alay :810 kişi, 3 tabur).. T.C. KURUCAŞİLE MÜFTÜLÜĞÜ

12 57. Alayın komutanı Yarbay Hüseyin Avni şehit olunca komutayı Kurmay Binbaşı Yusuf Ziya aldı. O da şehit olunca alay müftüsü Hasan Fehmi kumandan oldu. Bu böyle son askere kadar devâm etti. T.C. KURUCAŞİLE MÜFTÜLÜĞÜ

13 57. Alayın bütün neferleri bir bir, takım takım, bölük bölük şehit oldu.. T.C. KURUCAŞİLE MÜFTÜLÜĞÜ

14 Ama alay sancağını yere düşürmedi. Karaya ancak bütün alayın mahvından sonra çıkabilen düşman güçleri bir ağacın altında şehit bir Türk askeri ve o ağacın dalında asılı bir alay sancağı buldular. 57. Alayın son askeri de şehit düşmüştü, ama sancağı yere düşürmemişti.

15 Bu alayımızın sancağını düşman alamadı.Söz konusu sancak Avustralya Savaş Müzesi’nde sergilenmekte olup, altında şunlar yazılıdır: T.C. KURUCAŞİLE MÜFTÜLÜĞÜ

16 “Bu alay sancağı Gelibolu savaş alanından getirilmiş ama esir edilememiştir.Çünkü Türk ordusunun milli geleneklerine göre sancak, alayın son eri ölmeden teslim edilemez. Bu sancak, sonuncu muhafızın da altında şehit olarak yattığı bir ağacın dalına asılı olarak bulunmuştur.Kahramanlık timsali olarak karşımızda duran bu Türk alay sancağını selamlamadan geçmeyiniz”

17 HAZIRLAYAN İ dris Y AVUZYİĞİT Dada ş kent Merkez Camii Imam Hatibi Kendi Yarasına Ot Tıkayan Türk Aske ri

18 General Guro.. Fransız kuvvetleri komutanı… Guro, bir savaş hatırasında şöyle diyor: Yerde bir Fransız askeri yatıyor, bir Türk Askeri kendi gömleğini yırtmış, onun yaralarını sarıyor, kanlarını temizliyordu. T.C. KURUCAŞİLE MÜFTÜLÜĞÜ

19 Tercüman vasıtasıyla bir konuşma yaptık: Niçin, öldürmek istediğin askere şimdi yardım ediyorsun? Mecalsiz haldeki Türk askeri şu karşılığı verdi: T.C. KURUCAŞİLE MÜFTÜLÜĞÜ

20 “Bu Fransız yaralanınca yanıma düştü. Cebinden yaşlı bir kadın resmi çıkardı. Bir şeyler söyledi! Anlamadım!.. Ama herhalde annesi olacaktı. Benim ise kimsem yok! İstedim ki, o kurtulsun, anasının yanına dönsün!.. T.C. KURUCAŞİLE MÜFTÜLÜĞÜ

21 Bu asil ve alicenap duygu karşısında hüngür hüngür ağlamaya başladım. Bu sırada, emir subayım Türk askerinin yakasını açtı!.. O anda gördüğüm manzaradan yanaklarımdan sızan yaşların donduğunu hissettim! Çünkü, Türk askerinin göğsünde, bizim askerinkinden çok daha ağır bir süngü yarası vardı ve bu yaraya bir tutam ot tıkamıştı!.. Az sonra ikisi de öldüler!!! T.C. KURUCAŞİLE MÜFTÜLÜĞÜ

22 Kilitbahir’in 28 lik Rumeli bataryasında topçu eriydi.18 Mart Günü bulunduğu bataryaya İngiliz gemisinden atılan büyük bir bombayla bu birliğimiz toptan imha oldu. İçlerinden yalnızca Seyit Onbaşı, Niğde’li Ali ve Yüzbaşı Hilmi kurtulmuştu. Bataryada tek top ayakta kalabilmiş, fakat onun da vinci kırılmış olduğundan mermileri namluya sürülemiyordu. T.C. KURUCAŞİLE MÜFTÜLÜĞÜ

23 Yüzbaşı Hilmi Bey, etrafından birilerinden yardım alabilmek düşüncesiyle bataryadan uzaklaştığı sırada Niğdeli Ali ile Koca Seyit ümitsiz ve perişan ne yapacaklarını düşünüyorlardı. " Ulu ve yüce Allah' tan başka hiçbir güç ve kuvvet yoktur. " duası Seyit' in ağzından nûr tanesi gibi dökülmeye başladı. T.C. KURUCAŞİLE MÜFTÜLÜĞÜ

24 Seyit Ali, bu duayı defalarca okudu. Bu yakarış şüphesiz hiç kimseninkine benzemiyordu. Aşk ile kendinden geçmesi ve 257 okkalık top mermisini kucaklayıp omzuna alması bir oldu. T.C. KURUCAŞİLE MÜFTÜLÜĞÜ

25 Demir basamakları tam üç kez inip çıktı. Yanında bulunan Niğdeli Ali, Seyit ' in göğüs ve omuz kemiklerinin çatırtısını duyuyor, hayret ve dehşet içinde kalıyordu. Topun namlusuna sürülen üçüncü mermi savaşın kaderini böylece değiştiren olayı yaratmış ve ingilizler' e ait "Ocean" isimli zırhlı, bu merminin isabetiyle korkunç yara almıştır.

26 Yahya Çavuş ve takımı, 3. taburla birlikte düşmanın çıkarma yapma olasılığına karşı Ertuğrul Koyu’na mevzilenirler. 2 gün boyunca düşmanı bekleyen tabura ittifak güçlerinin donanması bombardımana başlar. Bu sırada Tabur komutanı Binbaşı Mahmut Bey şehit olur. Komutayı 21 yaşındaki asteğmen Hüseyin Bey alır. T.C. KURUCAŞİLE MÜFTÜLÜĞÜ

27 Sağ kalanlar bombardıman sonucu bitkin ve çaresiz durumdadır. Hepsi öleceğini anlamıştır. En büyük endişe ve üzüntüleri, büyük bir güçle saldıracak düşmanı durduramayacak olmalarıdır. T.C. KURUCAŞİLE MÜFTÜLÜĞÜ

28 Yahya Çavuş ise kurnazca taktikleriyle takımının hayatta kalarak savaşmasını sağlamaya çalışır kişilik çıkarma kuvvetini durdurmayı başarır. Yahya Çavuş ve arkadaşları daha şiddetli bir ateşle karşılık verirler İngilizler önlerinde 2000 kişilik bir düşman olduğunu düşünüp daha fazla takviye alırlar. T.C. KURUCAŞİLE MÜFTÜLÜĞÜ

29 Yavaş yavaş eriyen Türk tarafında, bacağından yaralı Yahya Çavuş ve 5 kişi kalır. İngilizler çemberi daralttığında arkadan gelen Türk kuvvetlerine 2 gün kazandırılmıştır. Yahya Çavuş ise son kalan arkadaşlarıyla şehit olur. İngilizler karşılarında sadece 67 kişi olduğunu öğrenince bu cesaret karşısında çok şaşırırlar. T.C. KURUCAŞİLE MÜFTÜLÜĞÜ

30 Ağır adımlarla sınıfın merdivenlerini çıkmaktaydı. Her gün seslerini sınıfın kapısına yaklaştığında duymaya alışık olan Ahmet Fevzi Bey sınıftan hiçbir sesin gelmediğini fark etti. İçeriye girdiğinde sınıfın boş olduğunu gördü; masasına doğru ilerlediğinde tahtadaki yazıyı fark etti. Tahtada: 'Hocam biz hep beraber karar verdik ve Çanakkale'ye gidiyoruz sizi de orada bekliyoruz. Hakkınızı helâl edin! Allahaısmarladık!' yazıyordu. T.C. KURUCAŞİLE MÜFTÜLÜĞÜ

31 Ahmet Fevzi Bey'in kanı donmuş, son bir solukla kendisini dışarı atmıştı. Gözlerinden sicim gibi yaşlar akmaktaydı. Artık onun da İstanbul'da durmasının bir mânâsı kalmamıştı. İstikamet belliydi Çanakkale. * 1915'te birçok okulumuzda buna benzer durumlar yaşanmıştı ve o sene bu okullarımız mezun verememişti. Öğretmenlerin talebeleriyle kavuşup gülle yağmurlarının altında onları mezun ettikleri yerdir Çanakkale. T.C. KURUCAŞİLE MÜFTÜLÜĞÜ

32 ….Az sonra yemek dağıtılmaya başlanıyor… Yemek dediysek de bu kupkuru bir parça ekmekten başka bir şey değil. Çevredeki tüm yaralılara verdikleri gibi Hüseyin’in yanına da geliyor ve bir parça ekmek uzatıyorlar. Önce alıyor ekmeği. Kim bilir kaç gündür aç. Kaç gündür bu ekmeği hayal etmekte. Hırsla değil, Allah’a büyük bir şükranlık içinde ekmeği ağzına götürüyor. Tam o sırada duruyor. Ekmeği geri çekiyor ağzından ve yanında duran Mehmetçiğe geri veriyor.

33 T.C. KURUCAŞİLE MÜFTÜLÜĞÜ Asker arkadaşları kendisine ekmeği yeme konusunda ısrar ediyorlar. Bunun üzerine onlara, duyulduğunda insanın tüylerini diken diken eden şu ibretli sözleri söylüyor: “Kardeşlerim! Bu ekmeği benim yemem doğru değildir. Ben nasıl olsa birazdan öleceğim. Alın bunu, düşmana karşı çarpışacak yiğitlere yedirin de ekmek boşa gitmesin!..” Anadolu’nun yağız delikanlılarından olan Hüseyin, bunları söyledikten sonra ruhunu teslim ediyor. İşte Çanakkale Destanı bu ahlâkla yazıldı…

34 T.C. KURUCAŞİLE MÜFTÜLÜĞÜ Ben Çocuğumla Dışarıda yatarım Yeterki Siz Mermileri İçeri Alın! Bıyığı terlememiş delikanlılardan al yazmalı gelinlere, ak alınlı ak yaşmaklı ninelerden, ak sakallı polat sineli dedelere kadar milletin herbir ferdi vatanı uğruna canını fedaya ant içmiş, "Hakk'ın va'dedeceği günlerin"doğmasını beklemektedirler. İşte böyle günlerin birinde kulağımıza, uzaktan bir kağnı gıcırtısı duyulur. Sanki tekerlekler "mabedinin göğsüne namahrem eli değmesin" diye inim inim inlemektedirler. İnebolu yakınlarında çocuğunu yorganına sarmış bir ana, nasırdan katmanlaşmış çıplak ayaklarıyla toprağa mukaddes izler bıraka bıraka, üzeri mermi yüklü kağnısını çekerek ağır aksak ilerlemektedir.

35 … Hiçbir ressamın tablolaştıramayacağı bu eşsiz manzara saatlerce böyle akadursun, rahmet damlaları, istikbalin bahar tomurcuklarını müjdelercesine sağanak halini almıştır. Bu defa tablo daha da eşsizleşir; anamız, kucağındaki mini mini yavrusunu sarıp sarmaladığı yorganı çekip almış, ıslanmasın diye mermilerin üzerine binbir itina ile örtüvermiştir. Bu ne şuurdur, bu ne imandır Allahım? Islanıp perişan olmasınlar diye, melekler kanatlarını germek için birbirleriyle yarıştılar mı bilemiyorum ama, bu destan kahramanı, saatler sonra gecenin zifiri karanlığında köhne bir hana ulaşır. Neden sonra bir zaif el, hanın kapısını yumruklar ve yorgun bir ses titreşir: "Açın kapıyı!." Han sahibi içeriden ses verir: "Yer yoook!" Ardından tarihe sığmayacak bir mana ifade eden titrek ses tekrar yalvarır: "Ben çocuğumla dışarıda da yatarım... Tek siz mermileri içeri alın!" İşte Milli Mücadele'de tarih yapan Mehmetçiği doğuran bu analardır.

36 Çanakkale cephesine dair anlatılacak daha çook şeyler var. Biz cepheden kısa kesitler aktarmakla yetindik. Bize düşen daha üzerinden henüz 1 asır geçmiş, destansı kahramanlıklarla dolu Çanakkale cephemizde yaşananları kitaplardan okumalıyız. Neslimizi de Çanakkale ruhu ile yetiştirmeliyiz..

37 37 وَلاَ تَقُولُواْ لِمَنْ يُقْتَلُ فِي سَبيلِ اللّهِ أَمْوَات

38 HAZIRLAYAN İ dris Y AVUZYİĞİT Dada ş kent Merkez Camii Imam Hatibi


"1 وَلاَ تَقُولُواْ لِمَنْ يُقْتَلُ فِي سَبيلِ اللّهِ أَمْوَات." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları