Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Küreselleşme tartışmaları

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "Küreselleşme tartışmaları"— Sunum transkripti:

1 Küreselleşme tartışmaları
5.ders

2 Roland Robertson ve Küreselleşmenin Tarihsel Aşamaları Roland Robertson küreselleşme üzerine olan tartışmalarda belkide adı en çok söz edilen sosyal bilimcilerden birisidir. Robertson’a göre küreselleşme, devletlerarası etkileşim süreçlerinin bir sonucundan çok, toplumsal ve kültürel süreçlerin işleyişine bağlıdır. Küreselleşme, dünyanın bir bütün olarak yapılanmasıyla ilgili olan somut gelişmelerin kavramsallaştırılmasıdır. Yani, küresel ve yerel düzeyde, toplumsal, kültürel olgu ve olayların, karşılıklı etkileşimi ve bu etkileşim sonucu yerel, küresel olgu ve olayların sürekli olarak yeniden biçimlenmesi, küreselleşme kavramının özünü oluşturmaktadır.

3 Robertson’a göre küresel olan yerel olandan, yerel olan da küresel olandan sürekli etkilenmektedir.
Bu etkilenme sürecini Robertson evrensel küresel olanın tikelleşmesi yerelleşmesi, tikel-yerel olanınsa evrenselleşmesi küreselleşmesi olarak açıklamaktadır.

4 Şöyle ki, belli bir kültüre ve yöreye ait olan bir yeme içme kültürünün, bir özgün yemek türünün (örneğin pizza, döner vb.) dünya ölçeğinde yaygınlaştığını sıklıkla görebilmekteyiz. Diğer taraftan küresel süreçte yaratılan ya da oluşturulan bir tüketim tarzı (örneğin moda), başta kitle iletişim araçları olmak üzere reklamcılık, pazarlama gibi çeşitli yol ve yöntemlerle yerel düzeyde, bireylerin tüketim davranışlarını etkileyebilmektedir.).

5 Robertson’a göre bu karşılıklı etkileşim sürecinde evrensel olan küresel olanı, tikel olan yerel olanı temsil etmektedir. Ancak bu etkileşimin sonucunda ortaya çıkan toplumsal yapılar artık ne yerel ne de küreseldir. Robertson’a göre artık melez bir yapıyla karşı karşıyayız. Bu melez yapı yerel ve küresel süreçler tarafından oluşturulmuş yeni bir sosyo kültürel oluşumun ta kendisidir. Bu oluşuma Robertson küyerelleşme (glocalisation) demektedir (Robertson 1992:

6 Bu nedenle Robertson’a göre içinde yaşadığımız süreç ne yerel ne de küreseldir. Gerçek anlamıyla bu süreç melez yapıların oluşturduğu küyerelleşmeden başka bir şey değildir. Roberson’a göre küyerelleşme sayesinde küresel olanın yerel olanla ve yerel olanında küresel olanla bir bütünleşmesi söz konusudur.

7 Robertson’a göre beli bir zaman ve mekânda ortaya çıkan bir toplumsal olgunun kendi yerel ve bölgesel sınırlarının ötesine geçmesi daha çok geleneksel toplum yapısından modern toplum yapısına geçişle başlamıştır. Bu yönüyle küreselleşme tarihsel bir olaydır. Buradan yola çıkarak Robertson, küreselleşme kavramını, insan toplumlarının tarihsel gelişiminin belli aşamalarına bağlı olarak açıklar.

8 Robertson Küreselleşmeyi Hangi Tarihsel Aşamalar Çerçevesinde Açıklamaya Çalışmaktadır?
Robertson küreselleşmeyi 15. yüzyıldan başlamak üzere tarihsel süreçte beş aşamalı bir model çerçevesinde incelemektedir (1992:58-60). Her evrede küreselleşmenin yoğunluğu, hızı ve karmaşıklığı bir önceki döneme göre daha da artmaktadır.

9 Bu beş aşamalı süreç sırasıyla;
• Oluşum aşaması, • Başlangıç aşaması, • Kalkış aşaması, • Hâkimiyet için mücadele aşaması, • Belirsizlik aşamasıdır.

10 Oluşum aşaması ( ): Robertson’a göre küreselleşme süreci ilk önce 1400’lü yıllarda Batı Avrupa’da ortaya çıkmıştır. Bu tarihsel dönemde bireycilik ve hümanizm önem kazanmaya başlamıştır. Siyasal alandaysa ulusalcılık (milliyetçilik) ortaçağ toplum anlayışına karşı alternatif bir ideoloji olarak ortaya çıkmıştır.

11 Bu dönemde Rönesans ve reform hareketleriyle birlikte, Batı’da oluşan yeni fikir ve bakış açıları yerel, bölgesel ve kıta sınırlarının ötesine geçmiş, tarihte ilk kez küreselleşme süreci oluşmaya başlamıştır.

12 2. Başlangıç aşaması ( ): Robertson’a göre küreselleşmenin ikinci evresi başlangıç aşamasıdır. Bu aşamada üniter devlet kavramı (ulus-devlet), bütünleşme, uluslararası ilişkilerin formelleşmesi, bireylerin birer yurttaş olarak ön plana çıkması ve insanlık kavramı daha da belirginleşmiştir. Bu dönem ayrıca Avrupa dışındaki toplumların uluslararası toplumun birer parçası olmaya başladıkları, ulusalcılık ve uluslararasıcılık gibi kavramların tartışılmaya başladığı bir dönemin başlangıcı olmuştur.

13 3. Kalkış aşaması: Robertson’a göre küreselleşmedeki üçüncü aşama olan “kalkış aşaması” 1875’lerden 1925’lere kadar olan dönemi kapsamaktadır. Bu dönem, ulusal toplum kavramının kabul gördüğü, ulusal ve bireysel kimlik kavramlarının tartışıldığı, Avrupa kıtası dışındaki bazı toplumların da uluslararası topluma katıldığı, hümanizmin uluslararası düzeyde iyice yerleştiği, küresel iletişimin hızlandığı (posta, telefon, telgraf, vb.) bir dönemdir. Ayrıca bu dönemde uluslararası küresel yarışmalar (Olimpiyat Oyunları, Nobel ödülleri, vb.) ortaya çıkmaya başlamıştır.

14 4. Hakimiyet için mücadele aşaması: Küreselleşmedeki dördüncü aşama olan “hâkimiyet için mücadele aşaması” ise 1925’lerden 1960’lı yılların sonuna kadar olan dönemi kapsamaktadır. Bu dönem küresel boyutta çok büyük savaşlara ve çatışmalara sahne olmuş, atom bombasının kullanılmasının, savaşlarda insanların kitlesel olarak katledilmesinin bir sonucu olarak, insanın doğasına ve geleceğine yönelik olan kaygılar artmıştır

15 5. Belirsizlik aşaması: Robertson’a göre, 1960’lar sonrasını içine alan ve Üçüncü Dünya’yı da kapsayan dönem küreselleşmenin en uç noktaya ulaştığı “belirsizlik aşamasıdır”. Robertson bu aşamanın en belirgin özelliğinin belirsizlik olduğunu öne sürmektedir. Çünkü; bireyler son derece karmaşık olan küresel oluşumlardan (ulusal, etnik, ırksal, cinsel, vs.) etkilenmektedirler. Bu aşamada küresel kuruluşların sayısı ve hareketliliği artmakta, buna karşın insan topluluğu, farklı türden kültürel ve etnik sorunlarla daha çok yüzleşmektedir. Ayrıca bu dönem, küresel kitle iletişim sisteminin güçlendiği, bireylerin sivil toplum, dünya vatandaşlığı, savaş karşıtlığı, insan hakları, çevrecilik, vb. türden kavramlara olan ilgilerinin arttığı bir dönemdir.

16 Robertson’un Yaklaşımının Değerlendirilmesi Robertson’un beş aşamalı modeli, Giddens’in yaklaşımından farklı olarak, küreselleşmede tarihsel sürecin oynadığı rolü ortaya koyması açısından önemli bir eksikliği kapatmıştır denilebilir. Yine Robertson’un yaklaşımının bir diğer katkısı da küresel ve yerel olguların karşılıklı etkileşimi sonucu ortaya çıkan melez yapıların önemini vurgulamış olmasıdır.

17 Bu melez yapıları küyerelleşme olarak tanımlayan Robertson’un küreselleşme tartışmalarına önemli bir kavramsal katkısı olduğu da ifade edilebilir. Ancak, Robertson’un yaklaşımı tamamıyla Avrupa merkezcidir. Ekonomik, siyasal ve kültürel boyutta Avrupa’nın, dünya toplumlarının küreselleşme sürecine çok önemli etkilerde bulunduğu su götürmez bir gerçektir.

18 Ancak küreselleşme sürecine Avrupa kıtası dışındaki ülkelerin de önemli bir etkisinin olduğu bir gerçektir. Ayrıca Robertson küreselleşme sürecini tarihsel olarak açıklarken bir aşamadan başka bir aşamaya geçişte hangi faktörlerin etkin rol oynadığını ve bu aşamaların birbirlerini hangi dinamikler sonucu takip ettiğini yeterince ortaya koyamamıştır (Suğur 1994).

19 Robertson’un yaklaşımında diğer bir eksik yönse bireylerin, küreselleşme içerisinde oynadığı role yeterince yer verememesidir. Gerçekten de bireyler, içinde bulundukları toplumlarda var olan değişim dinamiklerinden etkilendikleri gibi, bu süreci belirli bir dereceye kadar etkileyebilen birer aktif üyedirler.


"Küreselleşme tartışmaları" indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları