Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

ÜNİTE:2 YERYÜZÜNDE YAŞAM

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "ÜNİTE:2 YERYÜZÜNDE YAŞAM"— Sunum transkripti:

1 ÜNİTE:2 YERYÜZÜNDE YAŞAM
İLKÇAĞ ANADOLU UYGARLIKLARI

2 Neden Anadolu Anadolu; a. İkliminin insanların yaşayışına uygun olması
b.        Jeopolitik konumu, c.        Tarım, hayvancılık ve ticarete uygunluğu, d.        Zengin madenlere sahip olması, e.        Ticaret ve göç yolları üzerinde bulunması, f.         Akarsu ve denizlerin çokluğu g.        Asya ile Avrupa’yı birbirine bağlaması, nedenlerine bağlı olarak, eski devirlerden bu yana toplumların ilgisini çekmiş ve yerleşim alanı olmuştur

3 İLK UYGARLIKLAR BÖLÜM 1:Genel Özellikler

4 Hititler 3 grupta incelenir
1-Eski Devlet (MÖ ) 2-Yeni Devlet (MÖ 1400–1200) 3-Geç Hitit Şehir Devletleri (MÖ 1200– 700)

5 1-Eski Devlet (MÖ ) Eski Devlet döneminde Önceleri küçük krallıklar şeklinde yaşayan Hititler, Türkiye'de ilk merkezî devleti kurmuşlardır. (M.Ö. 1800). Merkezleri bugünkü Çorum yakınlarındaki Hattuşaş (Boğazköy) olmuştur. Hititlerin, ilk büyük kralları Labarna (M.Ö )'dır. Kral Labarna'dan sonra, M.Ö. 1650'lerde Hititlerin başına l. Hattuşili geçmiştir. Hitit Devleti bu dönemde gelişerek bir imparatorluk hâline geldi. Batı Anadolu'nun büyük bir kısmından Fırat ırmağına, Karadeniz'den Filistin'e kadar olan topraklara egemen oldular. I.  Hattuşili'nin ölümünden sonra yerine oğlu l. Murşil geçmiştir,          Bu kral zamanında Hitit Devleti en parlak dönemini yaşamıştır. .Bu dönemde Kargamış ve Urfa Hitit topraklarına katıldı. MÖ 1531’de Babil ele geçirilerek Mezopotamya Uygarlığı ile doğrudan temasa geçmişler ve etkilenmişlerdir.

6 2-Yeni Devlet (MÖ 1400–1200) Bu dönemde genişlemelerine devam etmişler ve Anadolu'daki çeşitli krallıkları egemenlikleri altına almışlardır. Yeni Devlet döneminin en önemli olayı, Yakın Doğu'nun iki büyük devleti Hititler ile Mısırlıların Kadeş'te karşı karşıya gelmeleridir. İlk Çağda Suriye askerî ve ticarî bakımdan çok önemli bir ülke idi. Bu nedenle Anadolu'da, Mezopotamya ve Mısır'da kurulan devletler Suriye'yi ele geçirmek için aralarında birçok savaş yapmışlardır. Bu savaşların en önemlisi Kadeş Savaşı'dır (MÖ 1296–1280).      Hititlerin başında bulunan Muvattaliş, Mısır Firavunu II. Ramses'in Suriye'yi ele geçirmek istemesi üzerine bu devlete savaş açtı. İki ordu Kadeş önünde karşılaştılar. Burada İlk Çağ tarihinin en büyük savaşlarından birisi oldu ve M.Ö 1296'da başlayan savaş karşılıklı akınlarla 16 yıl sürdü. Ancak iki taraf da kesin bir sonuç alamadılar. Çünkü Asurluların güçlenmesinden tedirgin olan bu iki devlet anlaşmak zorunda kaldılar. Hitit Kralı III. Hattuşili ile Mısır Firavunu II. Ramses Kadeş'te tarihin ilk yazılı antlaşmasını yaptılar (M.Ö. 1278–1280). Bu antlaşmayla Mısırlılar, Kuzey Suriye'yi Hititlere bıraktılar ve iki devlet birbirlerine yardım edecekti. Hititler M. Ö yıllarında batıdan gelen Ege göçleri sonunda yıkılmıştır

7 3-Geç Hitit Şehir Devletleri (MÖ 1200–700)
Ege göçleri sonucunda Hitit Devleti'nin yıkılması üzerine Hititlilerin bir kısmı Güneydoğu Anadolu'ya çekilerek şehir devletleri kurdular. Siyasi hayatta etkili olamayan Malatya, Kargamış, Zincirli, Karatepe gibi Geç Hitit Şehir Devletleri. Asurluların egemenliğine girdiler (MÖ 700). Daha sonra Pers istilası başlamış ve bu devletler tamamen yok olmuşlardır

8  FRİGYALILAR (MÖ )‏ MÖ XII. Yüzyılda Hititlerin yıkılmasına yol açan göçler sırasında boğazlar yolu ile batıdan Anadolu’ya gelmişlerdir. Önceleri Sakarya ırmağıyla, Büyük Menderes ırmağının yukarı bölgelerine (Eskişehir, Afyonkarahisar ve Ankara) yerleşen Frigler (Bu bölge M.Ö yıllarından itibaren Frigya olarak anılmıştır ). M.Ö. 750'den sonra güçlü bir devlet kurdular. Devletin kurucusu Gordios, başşehri Polatlı yakınlarındaki Gordion'dur. Hititlere saldırıp onları ortadan kaldırdıktan sonra sınırlarını doğuda Kapadokya, güneyde Çukurova'ya kadar genişlettiler. En yoğun bulundukları bölgelerin de Sakarya ırmağı vadisiyle Ankara arasındaki topraklar olduğu anlaşılmıştır. Kral Midas döneminde Orta ve Güney Doğu Anadolu’ya egemen oldular. Başkentleri Gordion olan Frig Devleti M.Ö. 8. yüzyılda en güçlü dönemini yaşadı. Friglerle ilgili tarihî bilgiler çok azdır. M.Ö. 700'lerde Hint-Avrupa asıllı Karadeniz’in kuzeyinden gelen Kimmerler, Friglere saldırarak onları büyük bir yenilgiye uğratmışlardır. Kimmerlerin saldırısıyla çok zayıf düşen Frigler, zamanla Batı Anadolu'da güçlü bir devlet kurmuş olan Lidyalıların egemenlikleri altına girmişlerdir (M.Ö. 676).

9 İYONYALILAR (MÖ. XII. yy- VII. yy)‏
İyonya, İzmir ile Büyük Menderes ırmağı arasında kalan kıyı bölgesinin adıdır. Burada oturanlara da İyonyalılar denirdi. M.Ö. 12. yüzyıldan önce, Yunanistan'daki Akalar, koloniler kurmak ve Dorların yıkıcı etkilerinden kaçmak amacıyla, Anadolu'nun Ege denizi kıyılarına gelip yerleşmişlerdir. İzmir kenti ve Büyük Menderes ırmağı arasındaki topraklarda birçok kent devleti kurmuşlardır. Bu kent devletleri, M.Ö. 7. yüzyıldan sonra Lidyalıların, Perslerin ve İskender İmparatorluğunun egemenliği altında kalmışlardır (M.Ö 334). İyon kentleri verimli topraklar üzerinde bulunmalarının yanı sıra, önemli bir kültür, sanat ve ticaret merkezleriydi. Özellikle Miletos (Milet), Ephesos (Efes), Smyrna (İzmir) gibi kentler bunların başında geliyordu. Anadolu kültürü ve Aka medeniyetinin etkisinde kalan İyonyalılar, ayrı kent devletleri hâlinde yaşadılar. Lidyalılar, İyonyalıların Anadolu ve Ön Asya ile ticaret yapmalarını engellemişlerdir. Bunun üzerine İyonyalılar donanmalarıyla Akdeniz ve Karadeniz'e açılmışlar, koloniler kurarak bugünkü birçok yerleşim yerinin temelini atmışlardır. İyonya kent devletleri M.Ö. 7. yüzyıldan itibaren Lidya egemenliğine girmiştir. Efes, Foça, Milet kentleri Lidyalılardan sonra Pers, Makedon ve Roma ordularının saldırısına uğramıştır.

10 LİDYALILAR (MÖ.1200–546)‏ Anadolu'nun batısında Gediz ve Menderes ırmakları arasında kalan bölgeye İlkçağda Lidya, bu topraklarda oturanlara Lidyalılar denilmiştir. Hint - Avrupalı bir kavim olan ve doğudan Anadolu'ya gelen Lidyalılar önce Hititlerin daha sonra da Frigyalıların egemenliği altında yaşadılar. Dilleri, Hitit dili ile benzerlik göstermektedir. Lidyalılar, Frigyalıların yıkılmasından sonra Kral Giges zamanında bağımsız bir devlet kurdular (M.Ö. 687). Lidyalıların başkenti, dönemin en büyük ve zengin kentlerinden olan Salihli yakınlarındaki Sardes (Sard)’dır. Giges, devletin sınırlarını genişletti. Doğu sınırları Kızılırmak ırmağına kadar uzandı. Kimmerlere karşı Asurlularla işbirliği yapmışlar ve bunun sonucunda Kral Yolu Asur'a kadar uzanmıştır. Kral Alyattes zamanında Medlerle savaş yapıldı. MÖ 585 yılında barış yapılarak, Kızılırmak iki devlet arasında sınır oldu. Son kralları Krezus dönemi Lidya'nın en parlak zamanı oldu. B aşkentleri Sard aynı zamanda dönemin kültür ve sanat merkeziydi. Ancak bu durum uzun sürmedi. Adalar (Ege) Denizi’ne çıkmak istemeyen Pers Kralı Kyros (Kirus), Mısır'la ittifak yapan Lidya Kralı Krezus'u yenerek Lidya Krallığına son verdi (M.Ö. 546).

11 URARTULAR (MÖ. IX. yy- VI. yy
Urartu Devleti önceleri beylikler halinde yaşayan Asya kökenli Hurri kabileleri tarafından M.Ö. XI. yüzyılda Van gölü ve çevresinde kurulmuştur. Devletin kurucusu l. Sav (r)dur, başkenti Tuşpa (Van)’dır. M.Ö. 900 yılı sonlarına doğru Urartu Devleti'nin sınırları doğuda Hazar denizinden, batıda Malatya'ya; kuzeyde Erzurum ve Erzincan'dan, güneyde Musul ve Halep'e kadar uzanmıştır. Urartulular üç yüz yıl kadar bu bölgenin en büyük devletlerinden biri olmuşlardır. Urartular yaklaşık 200 yıl boyunca Doğu Anadolu'ya hâkim oldular. Bu bölgenin egemenliği için Asurlular ile devamlı savaşlar yaptılar. Urartu Devleti Kafkaslardan gelen Kimmer ve Saka (İskit) akınlarıyla sarsıldı. Urartular M.Ö. 600'lerde Medlerin Anadolu'yu istilası sırasında yıkılmışlardır

12 ESKİ UYGARLIKLAR BÖLÜM 2:DEVLET YÖNETİMİ

13 HİTİTLER - Devlet Yönetimi
Hitit devleti, birçok feodal beyliğin merkezi otorite etrafında birleştirilmesiyle meydana getirilmiştir. 2.    Anadolu'da bilinen ilk siyasal birliği kurdular. 3.    Başlangıçta Hitit devlet yönetiminin temelini feodal tımar sistemi oluşturmaktaydı. İlk zamanlarda fethedilen toprakların yönetimi prenslere verilmiş, böylece küçük krallıklar ortaya çıkmıştır. Yeni krallık zamanında feodal beylikler kaldırılmış, yerine valiler gönderilmiştir. Eyaletlerin merkezden gönderilen valiler tarafından yönetilmesi, feodalleşmeye izin verilmediğinin ve merkezi otoritenin korunmak istendiğinin belirtisidir. Bunun yanında, alınan toprakların önceleri prenslere, sonra da valilere verilmesi tımar sistemine benzemektedir. 4.   Hititlerin başında büyük kral, evrenin kralı, tabarna unvanını taşıyan bir hükümdar bulunuyordu. 5.   Krallık babadan oğula geçmekteydi. 6.   Hititler'de krallar, ilk zamanlarda ülkenin ileri gelenleri tarafından, hanedandan olanlar arasından seçilirdi. Bu usul hanedan prensleri arasında anlaşmazlıklara ve kanlı çarpışmalara neden olurdu. Bu durumu önlemek amacıyla bir anayasa hazırlanarak kral kendisinden sonra başa geçecek prensi seçmek hakkına sahip oldu. 7.   Kral aynı zamanda devlet başkanı, başkomutan, baş yargıç ve başrahipti. 8.   Kral devlet yönetme yetkisini Pankuş ve Tavananna (Kraliçe) ile paylaşmıştır. Kralın yanında Pankuş denilen bir tür asiller meclisi de yönetimde söz sahibiydi. İlk zamanlarda kralın yetkileri meclis tarafından sınırlandırılmıştı (Kralın yetkilerini sınırlayan Pankuş meclisinin varlığı meşruti bir yönetimin olduğunu gösterir. Meşrutiyet reminin ilk örneği.). Ancak imparatorluk döneminde meclisin yetkileri azalırken (danışma meclisi)kralın yetkileri artmıştır. Dolayısıyla soylular yönetimden uzaklaştırılmıştır. Kraldan sonra devlet yönetiminde en yetkili kişi tavananna denilen kraliçeydi. Tavananna, dini törenlere ve bayramlara başkanlık yapar, kral savaşa gittiğinde ülkeyi yönetirdi. Hatta Kadeş Antlaşması’nda Hitit kralının yanında kraliçenin de imzası yer almıştır. Bu durum Hititlerde kadınların devlet idaresinde etkili olduğunu göstermektedir. 9.  Hititler Kızılırmak’ın kuzeyindeki topraklara Yukarı Memleket, güneyindeki topraklara ise Aşağı Memleket diyorlardı. Hititlerde kral öldüğü zaman “tanrı” olmaktadır

14 FRİGYALILAR Devlet Yönetimi
1.       Frigyalılar önceleri beylikler halinde yaşarlarken daha sonra krallıkla yönetilmişlerdir. Asiller de söz sahibi idiler. 2.       Frig kralları genellikle Gordios veya Midas adlarıyla anılırdı

15 LİDYALILAR Devlet Yönetimi
1.  Lidya krallıkla yönetiliyordu. 2.  Lidya devlet yönetiminde İyonyalıların etkisi görülmekteydi. 3. Yönetimde kralın yanında büyük tüccarların ve arazi sahibi asilzadelerin de önemli bir rolü vardı.

16 İYONYALILAR Devlet Yönetimi
1.        Her biri bağımsız bir devlet olan İyon şehirleri önceleri krallar, 2.        M.Ö. 500 yıllarından itibaren asillerin kurduğu oligarşik hükümetler 3.        Ve en son olarak da demokratik hükümetler tarafından yönetilmiştir. 4.        M.Ö. VIII. yüzyıldan itibaren Lidya tehlikesi baş gösterince, devletin başına tiran adı verilen güçlü liderler geçmiştir. 5.        Yönetimde şehir meclisleri çok etkiliydi. Tüm kararlar orada alınırdı

17 URARTULAR Devlet Yönetimi
1. Urartuların ilk zamanlarında devlet kralların zayıflamasından dolayı feodal bir yapıya sahipti. 2. Krallıkla yönetilen Urartu Devleti eyaletlere ayrılmıştı. 3. Her eyalette başkentten atanan (Ennam) valiler görev yapıyorlardı

18 ESKİ UYGARLIKLAR BÖLÜM 3:DİN VE İNANIŞ

19 HİTİTLER -Din Ve İnanış
1.    Hititlerin dini çok tanrılı idi. 2.    Kendi tanrılarından başka bütün Anadolu ve Ön Asya tanrılarını kutsal kabul etmişlerdi. Bu yüzden Hititler zamanında Anadolu bin tanrı ili olarak tanımlanmıştır. Bu dönemde Anadolu'ya "Bin tanrı ili" denir.Bu durum, Hititlerin kendilerine özgü bir dinlerinin olmadığı ve inançlarda diğer toplumların etkisinde kaldığını göstermektedir. 3.    Hititlerde temizlik tapınmanın ilk şartıydı. 4.    Hititlerde ahiret inançları zayıftı. 5.    Dini törenler başrahip olarak kral tarafından yönetilirdi. 6.    Önemli tanrıları güneş tanrıçası HEPAT (kralları atayan, koruyan ve savaşları yöneten, kral bu tanrıçanın başrahibidir.),kocası fırtına tanrıçası TEŞUP, gök tanrısı DATTAŞA 7.   Özellikle krallar tarafından, tanrılarına hesap vermek amacıyla yıllıklar (Anallar)'ın hazırlanması, tarafsız tarih yazıcılığının da başlangıcı olarak kabul edilir. Çünkü yıllıklarda kralların başarıları kadar yenilgilerine, zaferleri kadar hatalarına da yer verilmiştir. Hititlerin yıllıkları kronik tarih yazıcılığına da güzel bir örnektir

20 FRİGYALILAR-Din ve İnanış
1. Frigyalılar ziraatçı bir kavim olduklarından dini inanışlarında bunun etkisi görülür. 2. En büyük tanrıları toprak ve bereket tanrıçası Kibele'dir. 3. Frigyalılar dini inançlarında Hititlerin etkisinde kalmışlardır. 4. İlkbahar ve son baharda tabiatın dirilişini ve ölümünü sembolize eden tanrıçalara inanırlar ve yılın belirli zamanlarında törenler düzenlenirdi. 5. Doğa tanrıçası KYBELE ve onun sevgilisi ATTİS’e büyük saygı gösterirlerdi. 6. En büyük tapınma yeri PESSİNUS (Balahisar)’dadsır. 7. Ölülerini tümülüs altına yaptıkları mezar odalarına gömerlerdi

21 LİDYALILAR-Din ve İnanış
1. Lidyalılar din konusunda daha çok komşuları İyonların etkisi altında kalmışlardı. 2. Lidya'da tanrıça Kibele büyük saygı görmekteydi. 3. Artemis, Zeus ve Apollo gibi Yunan tanrılarına tapıyorlardı. 4. Lidyalılar Frigyalılarda olduğu gibi kral ve asillerin ölülerini yığma toprak tepeler (tümülüs) altında gizlenen odalara gömerlerdi. 5. Lidya kral mezarları başkentleri Sardes'in yakınındaki Bintepeler yöresindedir.

22 İYONYALILAR-Din ve İnanış
1. İyonlarda da din çok tanrılıydı. 2. İyonlar tanrılarını insan şeklinde düşünmüşlerdir. 3. Hem Yunan hem Anadolu tanrılarına tapan İyonlarda önemli tanrılar Zeus, Athena ve Artemis'ti. 4. Ölümden sonraki yaşam inancı zayıftı

23 URARTULAR-Din ve İnanış
1. Urartuların dinleri çok tanrılıydı. 2.  Yerli tanrıların yanında Mezopotamya, Hitit ve İran tanrılarına da tapıyorlardı. 3. En başta gelen tanrıları savaş tanrısı Haldi idi. 4.  Tanrıları için tapınaklar inşa etmişlerdir. 5. Urartular krallarını sert kayalara oydukları mezarlara gömmüşlerdir. 6. Ölümden sonraki hayata inanan Urartular bu inançlarının etkisiyle mezarlarını oda ve ev biçiminde yapmışlar, mezarlara ölüyle beraber değerli eşyalarını da koymuşlardır

24 ESKİ UYGARLIKLAR BÖLÜM 4: SOSYAL VE EKONOMİK YAŞAM

25 HİTİTLER -Sosyal ve Ekonomik Hayat
1. Toplum; Hürler (soylular, rahipler, askerler, memurlar, tüccarlar ve köylüler) ile köleler olarak iki gruptan oluşurdu. Anadolu'da bu sınıfların bulunması Türkiye'de yaşayan insan topluluklarının arasında eşitsizliğin olduğunu göstermektedir. Hititlerde toplum bazı sosyal sınıflara ayrılır. Bunlar yöneticiler (soylular), rahipler, namralar (hürlerle köleler arasındaki sınıf) ve kölelerden oluşuyordu. Soylular; Kral ailesinden oluşan, geniş haklara sahip olan, yüksek memurlukları yürüten ve geniş toprakları olanlardı. Rahiplik; onurlu bir meslek sayılmış, çoğu kez prenslerden seçilmiş, ancak halk fazla dindar olmadığı için etkinlik kazanamamıştı Sosyal bakanın en altında yer alan kölelerin mülkiyet hakları vardı. Hatta başlık parasını ödeyerek soylu kadınla evlenebiliyorlardı. Bedel ödeyerek hür sınıfına geçebiliyorlardı. Bu sınıfların sahip oldukları haklar yazılı kanunlarla korunmuştur. İlk çağ toplumunda kölelere mülkiyet hakkı tanıyan tek toplum Hititlerdir. 2.  Hititlerde vatandaşın devlete karşı üç temel sorumluluğu vardı: Askerlik yapmak, üretimde bulunmak ve angarya hizmetlerinde çalışmaktı. 3. Hititlerde aile yapısı pederşahi olmasına ve başlık parası alınmasına rağmen evlenme işleminin sözleşmeyle yapılması, aile hukukunun önemli olduğunun belirtisidir. 4. Ana kraliçe (Tavananna)'nın önemli yetkilerinin olması, aile hukuku düzenlemeleri Hitit toplumunda kadınların önemli bir yerinin olduğunu gösterir.  Bu medeni hukukun temelini oluşturmalarıyla doğrudan ilgilidir. 5. Hitit ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayanmaktaydı. 6. Topraklar tanrıların ve kralların malı kabul edilirdi. 7. Hititler tarım ve hayvancılığı koruyan kanunlar yaptılar. 8. Anadolu'da tımar sistemini ilk defa Hititler uyguladılar. 9. Hititlerde maden işlemeciliği ile kumaş dokumacılığı da gelişmiştir.Anadolu'da demir çağını başlatmışlardır. 10.    Suriye ve Mezopotamya (özellikle Asurlular) ile ticaret yapmışlar, ticaret yollarının korunmasına önem vermişlerdir. Asur kolonileri döneminde kullanılan ticaret yol Hititler zamanında daha işlek duruma gelmiştir, yollar Anadolu'yu Kuzey Suriye, Mezopotamya İran'a bağlamaktaydı

26 FRİGYALILAR Sosyal ve Ekonomik Hayat
1.      Frigya'da halk, Hititlerde olduğu gibi sınıflara ayrılmıştı. 2.      Tüccar ve zanaatkârların oluşturduğu bir sınıf da bulunmaktaydı. 3.      Büyük topraklar rahiplerin malı idi. 4.      Bir köylü-çiftçi toplumudur. Frigya’da ekonominin temeli tarım ve hayvancılığa dayanıyordu.Bu yüzden Frig kralları tarımı korumak için ağır kanunlar koymuşlardır. Bu kanunlara göre bir öküz kesmenin veya bir saban kırmanın cezası ölümdü. 5.      Frigyalılarda dokumacılık gelişmişti. Tiftik keçisinin kılından üretilen dokumalar ile tapetes adını taşıyan halı ve kilim üretimi yaygındı.   6.       Frigya en eski yol kavşaklarının üzerinde bulunduğu için özel bir önem kazanmıştır. Gordion gibi büyük şehirlerde gelişmiş bir aydın tabakası, tüccar ve esnaf sınıfları vardı. 7.      Maden işçiliğinde ilerleyen Frigyalılar ürettikleri eşyaları başka ülkelere satıyorlardı

27 LİDYALILAR Sosyal ve Ekonomik Hayat
1. Lidyalılar tüccar bir toplumdu. Sosyal tabakalar içinde tüccarlar, asiller ve büyük zenginler üst sıralarda yer alıyorlardı. 2. Krallar ticaretin düzen içinde sürmesine özen gösterirlerdi. 3. Lidyalılar ticareti geliştirmek amacıyla Efes'ten başlayarak Mezopotamya'ya kadar uzanan ünlü Kral Yolu'nu yaptılar. Bu yolun yapılması sonucunda; a)       Lidyalılar zenginleşmiştir. b)       Doğu - Batı kültürleri arasında etkileşim artmıştır. c)       Takas usulünün gelişen ticareti karşılayamaması üzerine M.Ö. 700 yıllarında Lidyalılar ilk parayı kullanmışlardır. 4.Lidyalıların insanlık tarihi ve kültürüne yaptıkları en büyük katkı parayı icat etmiş olmalarıdır. Paranın icadı; a)       Alışverişi kolaylaştırmış, ticaret geliştirmiş, b)       Ekonomik hayatı canlandırmış c)        Sermaye birikimine ve finans sektörünün oluşmasına ortam hazırlamıştır. d)       Paranın kullanılmasına  başlanmasından sonra değiş- tokuş (takas) uygulaması ortadan kalkmıştır. 5. Dünya’nın en eski serbest pazarını Sardes'te Lidyalılar kurdular. 6. Lidya'nın en önemli doğal zenginliği altın madenleriydi. 7. Lidyalılar denizlerde Fenikeliler ve Yunanlılarla başa çıkamayacaklarını bildiklerinden daha çok kara ticaretine ağırlık verdiler. Lidyalı tüccarlar Ege'deki koloniler, Mısır, Mezopotamya ve Fenike ile ticari ilişkilerde bulunmuşlardır. 6. Dönemin en zengin ülkesidir. Nedenleri ise: a)              Arazinin verimliliği b)              Akarsu yataklarındaki altın bolluğu c)              Sardes’in Kral Yolu üzerinde bulunması

28 İYONYALILAR Sosyal ve Ekonomik Hayat
1. İyonya'da halk daha çok ticaretle uğraşmaktaydı. Bu yüzden halk oldukça zengindi. 2. Efes ve Milet en önemli ticaret merkezleri haline gelmiştir. 3. Denizcilikte ileri gitmiş olan İyonyalılar Kral Yolu'nda egemenliğin Lidyalılarda olması üzerine Akdeniz, Marmara ve Karadeniz kıyılarında ticaret amacıyla koloniler kurdular. Sinop, Samsun, Trabzon bunların en tanınmışlarıdır. Bir devletin ekonomik, siyasal ve sosyal nedenlerden dolayı, kendi sınırları dışında ele geçirip yönettiği ülkeye veya topraklara koloni denir.

29 URARTULAR Sosyal ve Ekonomik Hayat
1.    Krallıkla yönetilen ülkede asiller, tüccarlar ve büyük zenginler söz sahibi idiler. Soylu olmayan insanlar tarım ve inşaat işlerinde zorunlu olarak çalıştırılırlardı(yarı özgür. Köleler en alt tabakayı oluştururdu. 2.    Urartu halkının büyük kısmı hayvancılık, bir kısmı da ziraat, bağ ve bahçecilik, maden işletmeciliği ve taş oymacılığı ile uğraşmıştır. 3.    Sulama kanalları ile tarımı geliştirmeye çalıştılar. 4.    Dışarıdan zanaatkârlar, taş ustaları ve maden ustaları getirilerek yeni kurulan şehirler imar edilmiştir. 5.    Maden işlemeciliğinde oldukça ilerleyen Urartular Ön Asya'nın gerçek maden ustaları olmuşlardır.

30 ESKİ UYGARLIKLAR BÖLÜM 5:YAZI, DİL VE EDEBİYAT

31 HİTİTLER -Yazı, Dil ve Edebiyat
1.Hititler kilden yapılmış tabletler üzerinde Mezopotamya'dan (Asur) aldıkları çivi yazısını, taş anıtlar üzerinde ise genellikle kendilerinin buldukları hiyeroglif (resimli yazı) yazısını kullanmışlardır. 2.Hititler, Mezopotamya edebiyat eserlerinin etkisi altında kalmışlar, bu eserleri kendi dillerine çevirmişlerdir. Gılgamış ve Kumarbi destanları bunlar arasındadır. Mezopotamya efsanelerinin Yunanlılara aktarılmasında Hitit edebiyatı aracılık rolü görmüştür. 3. Dilleri Hint-Avrupa dil grubundandır. Yazı ve Tarih Yazıcılığı: Hititler, Asurlulardan öğrendikleri çivi yazısını kullandılar. Hitit Devleti'nin yıkılmasına doğru kendi yazılarını buldular. Hitit Hiyeroglif Yazısı adı verilen bu yazı, daha çok taş abideler üzerinde ve mühürlerde kullanılmıştır. Hitit kralları, yaptıkları işleri tanrılarına hesap vermek amacıyla anal adı verilen tabletlere yazdırırlardı. Tarihi önemli olaylar her yıl kaydedilerek Anallar (yıllıklar) meydana getirilmiştir.  Anallar, Hitit tarih yazıcılığının en güzel örnekleridir. Anallarda başarılar kadar yenilgilerin de yazılmasından çekinilmemiştir. Olaylar tanrılarına hesap verme düşüncesiyle yazıldığı için doğru olarak kaleme alınmıştır.  Hititler ilk tarafsız tarihçiliği Anallar (yıllıklar) düzenleyerek geliştirmişlerdir.

32 FRİGYALILAR Yazı, Dil ve Edebiyat
1. Dilleri Hint - Avrupa grubundan olan Frigyalılar, 2. Fenike alfabesini kullanmışlardır. 3. Hayvan hikâyeleri anlatım geleneği (fabl) ilk kez Frigyalılarda görülmüştür

33 LİDYALILAR Yazı, Dil ve Edebiyat
1.Lidyalıların dili Hint - Avrupa karakterindedir. 2. Fenike alfabesinden alınmış 26 harfli bir alfabe kullanmışlardır. 3. Krezüs zamanında Yunanlı filozoflar Sardes Sarayı'nda görevlendirilmişti. 4. Masalcılığın babası olarak bilinen Ezop Lidya kralından maaş alıyordu.

34 İYONYALILAR Yazı, Dil ve Edebiyat
1. İyonyalılar Frigyalılar vasıtasıyla öğrendikleri Fenike alfabesini kullandılar. 2. İyonyalılar alfabenin batıya aktarılmasını da sağlamışlardır. 3. Yunanlılar Fenike alfabesinden alınan çeşitli Yunan alfabeleri içinde en çok İyon alfabesini kullanmışlardır.

35 URARTULAR Yazı, Dil ve Edebiyat
1. Urartuların dili Ural-Altay dillerine benzemektedir. 2. Türkçeye benzeyen Urartu dili sabit köklere takılar eklenerek kullanılmıştır. 3. Urartular Asurlulardan aldıkları çivi yazısını kullanmışlardır. Çivi yazısının yanında hiyeroglif yazısını da kullanmışlardır.


"ÜNİTE:2 YERYÜZÜNDE YAŞAM" indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları