Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

KİŞİLİK Bireye özgü duygu, düşünce ve davranışların örgütlenip bütünleşmesidir. Kişilik, bireye özgü bir yaşama biçimidir ve bu yaşam biçimi içerisinde.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "KİŞİLİK Bireye özgü duygu, düşünce ve davranışların örgütlenip bütünleşmesidir. Kişilik, bireye özgü bir yaşama biçimidir ve bu yaşam biçimi içerisinde."— Sunum transkripti:

1 KİŞİLİK Bireye özgü duygu, düşünce ve davranışların örgütlenip bütünleşmesidir. Kişilik, bireye özgü bir yaşama biçimidir ve bu yaşam biçimi içerisinde kişinin yetenekleri, bireyler arası ilişkileri kişisel ve zihinsel özellikler bir bütün olarak birlikte sergilenir. Bu faktörler birlikte dikkate alındığında kişilik, fiziksel ve zihinsel özelliklerde görülen farklılıklar ve bu farklılıkların kişinin tutum, davranış ve düşüncelerine yansıyışı olarak tanımlanabilir. ESRA

2 Kişiliği Belirleyen Etkenler Genel olarak ele alırsak dört grupta incelenir:  Dış görünüm  Bireyin rolü veya görevi  Bireyin zeka, enerji, arzu, ahlak ve potansiyel yetenekleri  Kişinin içinde yaşadığı toplumsal özellikler Kişilik bu özellikler açısından incelendiğinde benlik bütünleşmesi olarak ortaya çıkar. ESRA

3 Kişilik-Karakter İlişkileri Karakter çocuğun dünyaya gelmesiyle kendini belli eder. Karakter, doğuştan var olur; değişmez ve süreklidir. Karakter, kişilik teşekkül edene kadar onun dışında, kişilik teşekkül ettikten sonra onun içinde yer alan bir kavramdır. ESRA

4 Kişiliğin Başlıca Özellikleri Doğuştan varolan ve sonradan edinilen eğilimlerin bütünüdür. Kazanılan eğilimlerin düzenlenmesidir. Kişilik bireylerin eğilimini çevreye uydurur. ESRA

5 Kişilik Kuramları Kişilik Kuramları İnsanlığın var oluşundan bu yana kişilik üzerinde çeşitli görüş ve düşünceler ortaya konulmaktadır Sigmund Freud’un Kişilik Kuramı: Freud’a göre kişiliğin güdüsü ve kişinin en büyük yoksunluğu sevgidir. Freud’a göre kişiliğin psikanalitik incelemesi sonucunda üç ayrım yapılır: 1)Üst Benlik(Süper ego) 2)Benlik(Ego) 3)İlkel Benlik(İd) ESRA

6 Süper ego: Kişiliğin ahlaki yönünü temsil eder. Tüm kararlarında ahlak ilkesinden yola çıkarak, katı ahlaki kurallar çerçevesinde özellikle id’ in cinsellik ve saldırganlıkla ilişkili isteklerini ahlaka uygunluğu açısından denetleyerek, kabul edilmesi mümkün olmayan aşırı istek ve taleplerin karşılanmasına karşı çıkar. ESRA

7 Ego: Kişilik yapısının gerçeklik ilkesine göre hareket eden ve kısmen de olsa bilinçli olan bölümüdür. Kişiliğin idare meclisi gibi davranır. Ego, gerçekliğin sınırlarının zorlanmadan bireyin içsel dürtülerinden kaynaklanan ihtiyaçlarının uygun bir şekilde nasıl karşılanacağını tayin etmektedir. Bireyin başını belaya sokmayacak çözüm önerileri arar. ESRA

8 İd: Kişiliğin ilkel yönünü oluşturmaktadır. Daima haz ilkesine göre hareket etmektedir. Gerçek dışı ve mantık dışı istek ve arzularla, bireyin içsel dürtülerinin her ne pahasına olursa olsun derhal doyurulması doğrultusunda bir işlevde bulunmaktadır. Freud’a göre yaşamın ilk günlerinde büsbütün id’den oluşan ilkel yapı ayrımlaşarak ego ve Süper ego’yu oluşturmaktadır. ESRA

9 Eric Berne’nin Kişilik Kuramı Berne, kişiliği üç kısımda incelemektedir  Atalık(öğüt verici kısım)  Olgunluk(yetişkin kısım )  Çocukluk(olgun olmayan kısım) SEDA

10 Düşünür, çocukluk kısmında bireyin bir takım kişisel istek ve arzularının bulundugunu ve bunlara erişmek için kendini tatmin etmek için dilediğince davrandığı kısımdır. **Olgunluk ve yetişkinlik kısmı olarak ifade edilen kişilik kısmı, insanın çocukluk kısmını disipline eden eğilimleri ortama uygun gelecek biçimde düzenleme görevini yerine getirmektir. Böylece insanın doğal olarak yapmak isteyip de yapamadığı şeyler yetişkin kısım sayesinde biliçaltına itilip baskı altında muhafaza edilmektedir. **Üçüncü kişilik kısmı her insanda bulunan atalık yapma, başkalarına yol gösterme ve nasihat etme halidir. SEDA

11 Carl Jung ve Alfred Adler’in Kişilik Kuramları Adler ve arkadaşı Carl Jung aslında Freud’un Viyana’daki öğrencileridir. Ancak Freud’ün görüşlerine ilk tepkiyi gösterenler de bunlardır. Cinsellik ve sevgi güdüsünü hocalarının fazla abarttığını ileri sürerek psikanaliz yerine analitik psikolojinin temellerini atmışlardır. Jung’a göre kişliğin önemli parçaları hocası Freud’ün de değindiği gibi bilinçdışı ve benliktir. Ancak düşünür, ırkların özelliklerini taşıyan ve tüm insanlık tarihini kapsayan kalıtım ve genler yoluyla nesiller boyu devam eden ırk bilinçdışı kavramını geliştirmiştir. Bu kavram bireylerin atalarından gelen kalıtımsal davranış biçimleri ile ilgilidir. Ve ırktan ırka ve soydan soya geçen kalıtımsal davranış özelliğidir. SEDA

12 Jung’un görüşlerini arkadaşı Adler tamamlamaktadır. O da, cinsellik ve sevginin davranışları yönlendiren güdü olduğuna itiraz ederken Jung’un kişinin kendi geleceğini belirlemesi ile ilgili görüşlerine insanın gelecekte amaçladığı şeyin kendini toplumda güçlü hale getirecek davranışlar olduğunu ileri sürmektedir. Örneğin; Matematikte zayıf olan bir öğrencinin, sosyal bilimlerde güçlü olmaya çalışması gibi. Adler, Freud ve Jung’dan biyolojik kişisel özelliklerden çok toplumsal özelliklere ve sosyal ilişkilere önem vermesiyle ayrılmaktadır. SEDA

13 Karen Horney’in Kişilik Kuramı Düşünüre göre, kişiliğin temel elemanı endişe ve korkudur. Her birey endişelerini ve korkularını yenmek amacıyla faaliyette bulunurlar. Kendilerini endişelendiren ve korkuya düşüren şeylerle baş edebilmek için bireyler bazı davranış kalıpları geliştirirler. Genel bir ayrım yapılacak olursa, düşünürün on adet olarak belirlediği taktikler üç ana gruba ayrılabilir. Bunlar aynı zamanda sosyal açıdan toplumda üç tip kişiliği belirleyen ilişki kalıbıdır ve şöyle özetlenebilir: SEDA

14 1- Bir insanlara yaklaşmak onlara sevgi ve yakınlık duymak suretiyle endişe ve korkuları gideren taktikler. 2- İnsanlardan uzak durmak, onlara karışmamak ve bağımsız biçimde hareket ederek endişe ve korkulardan sıyrılma taktikleri. 3- İnsanlara karşı gelmek, onlarla mücadeleye girmek, güçlü olduğunu diğer insanlara kabul ettirmek suretiyle endişe ve korkulardan sıyrılma taktikleri. SEDA

15 Kişilik Sınıfları 1- Heyecanlık durumu 2- Faallik durumu 3- Etkilerin sürekliliği durumu Bu değişkenlerden ilk ikisi oldukça açıktır, fakat üçünçüsünü biraz açıklamak biraz yerinde olacaktır. Etkilerin sürekliliği deyimi nörofizyoloji’den gelmektedir. Buna göre, kişiyi etkileyen durum ve olayların izleminimlerini uzun zaman devam ettirme veya ettirmemesi durumudur. Buna göre, bireyler iki gruba ayrılmıştır: SEDA

16 Birincil Grup: Herhangi bir etkiye maruz kalan birey, tepkisini o anda tamamen göstermez ve geleceğe bırakır. Bu yüzden birey tarafından yaşanan olaylar gelecekte süren izler bırakacaktır. Gerçekte kişiliğin ortaya çıkması bireylerin biyolojik, psikolojik ve sosyal bileşkelerini incelemeyi gerekli kılan karmaşık bir olaydır. Bu yapının iki önemli etkeni vardır. Bunlardan biri, benlik, ötekisi ise dış dünyadır. Kişilik bu iki etkinin karşılıklı etkisi sonucu oluşur. Kişinin arzuları eğilimleri biyolojik ihtiyaçları ve hatta geldikleri ırklar veya coğrafi bölgeler bir taraftan; dış dünyanın alışkanlıkları, aile çevresi, ekonomik düzey, hukuksal ve ahlaksal kural, yasa ve ilkelerde diğer taraftan kişilik üzerinde etkide bulunmaktadır. SEDA

17 Kişisel Farklılıklar A.Genel Düşünceler : Her kişi hayat görüşü bakımından diğerlerinden ayrılabilir. Onları harekete geçiren güdüler çeşitlilik ve şiddet bakımından değişiklik gösterir. Kişileri güdülemek için kullanılan özendirme araçlarına gösterilen tepki ise insandan insana farklılık gösterir. DUYGU

18 B. Toplumsal Gelenekler ve Kişisel Farklılıklar: İnsan sosyal yaşama alışmak zorunda olan bir varlıktır. Kişisel arzular çoğu zaman toplumsal geleneklerle çatışma halinde bulunur. Her birey kişiliğinin yanı sıra bir de sağduyuya sahiptir. Kişilik ile sağduyu devamlı çatışma halindedirler. Sağduyu birçok hırsın, arzunun toplum tarafından olumsuz görülen birçok fiil ve duygunun frenleyicisidir. C. Kişisel Farklılıkları Doğuran Nedenler a)Olayların gerçeğine dayanma (nesnellik/objektivite) b)Girişim ruhu c)Hırslı olma DUYGU

19 a.Olayların Gerçeğine Dayanma: Burada davranışlar kişinin normal davranmasını gerektirecek yerde, içinde bulunduğu durumun gereklerinden doğmaktadır. Nesnel nedenlere dayanmayan davranışlar çoğu hallerde bunalım veya tatminsizlikten ileri gelir. Bu davranışlar kişilerin yararlı birçok yeteneğinin ortadan kalkmasına ve normal kişiliklerinin farklılaşmasına neden olur. b. Girişim ruhu: Girişim ruhu başkalarıyla olan ilişkilerde teşebbüsü ele alma ve duruma hakim olma eğilimi anlamına gelir. Girişimde bulunmak kişisel farklılıkların ortaya koyduğu bir olay olduğu gibi içinde yaşanılan olaylar da bir kimsenin daha aktif ve girişimci olmasına veya olmamasına neden olabilir. DUYGU

20 c. Hırslı olma: Hırslı bir kimse daima kişisel mevkii ve örgüt içinde ilerleyip yükselme tutkuları ile meşguldür. Örgütlerde personel özendirme için kullanılan usül yöntemler hırslı yaradılışlı kimseleri harekete geçirmeye daha elverişlidir. Fazlaca hırslı kimselere hareketli anlamına gelen ‘mobile’ deyimi kullanılmaktadır. d. Toplumculuk (sociabilite): Toplumculuk kişinin ilişkili olduğu kimselerin tutum ve arzularına karşı olan duyarlılığını ifade eder. Toplumculuğu yüksek bir kimse kendisini gruptan ayrı olarak hissedemez. Toplumculuk özelliğine sahip bir kimse disiplinlidir, kişiliğini kolayca grup yasalarına ve düzenine uydurabilir. DUYGU

21 Kişisel Farklılık Alanları  Her insan, öğrenme, unutma, hatırlatma, düşünme, bilgiler, çatışma, heyecan, duygu vb. gibi benzeri faaliyet, duygu ve süreçler bakımından diğer insanlardan farklılıklar göstermektedir. Bütün bu benzerlik ve ayrılıklar kişisel davranış ve güdülerde önemli bir yere sahiptir.  Yönetim psikolojisinde ulaşılacak belirli bir takım amaçlar ve bu amaçlara ulaştıracak bir örgüt söz konusudur. Kişisel farklılıkların yönetim psikolojisindeki önemi, belirli amaçları en etin ve verimli biçimde gerçekleştirmek için bireysel farklılıklardan nasıl yararlanılacağını araştırmaktadır. NAGİHAN

22  Mademki bireyler arasında kapasiteleri açısından bir farklılık mevcuttur. Onları bu özellikleri açısından ele alarak farklılıklarını değerlendirmek yerinde olur. Yönetici en yetenekli kimseleri seçip onların üstünlüklerinden yararlanırsa daha etkili iş gördürmüş olacaktır. İşlenmeyen bilgiler ve kişisel özellikler zamanla kaybolmaya mahkum oldukları gibi bu özelliklere sahip kimseler onları kullanamadıkları için parasal kayıplara da uğrayabilirler. Yöneticiler kişisel farklılıklardan yararlanmak zorundadırlar, fakat bu zorunluluk, onları birlik ve beraberlik halinde çalışma havasına götürmelidir. NAGİHAN

23  Kişisel farklılıkların analiz ve yorumunda istatistik usul ve yöntemlerin büyük önemi olduğuna işaret eder.Zeka, kişilik ve yetenek gibi kişisel farklılıkların örgütlerde personel seçimi ve işe yerleştirilmesinde önemi çok büyüktür. NAGİHAN

24 Kişisel Farklılıkların Uygulamadaki Yeri Sanayide ücretler daha çok işletmede çalışılan saatlere göre hesaplanmaktadır. Bu durum işletmede geçirilen zamanın yapılan iş miktarının daha önemli olduğuna işaret eder. İşe devamlılık faktörü de kişisel bir yetenek olarak ortaya çıkmakta ve ücret hesaplamasının yapılmasında her şeyden önce göz önünde bulundurulmaktadır. Verimlilik faktörü de temel faktör olarak ele alınan devamlılığın yanında ikinci önemli bir kıstas olacaktır. Böyle hallerde işçinin yetenekleri hakkında ve diğer işçilerden ayrılan yönleri hususunda yargıya varılacaktır. NAGİHAN

25 Kişisel Farklılıkların İstatistiksel Analizi a) Frekans Dağılımı Ve Dağılım Grafikleri Bir psikolojik testin 200 kişiden oluşan insan grubunda alınan puanlara göre nasıl dağıldığını öğrenmek istediğimiz zaman frekans dağılımı yaparız.Burada sayısal olarak verilen puanların kendi içinde sınıflamaya tabi tutarak en düşük puandan en yüksek puan alan kişilere kadar çeşitli gruplar yapılır. Test uygulanan insanların sayısı çok fazla olduğundan puanlar normal dağılım biçimi gösterecektir.Normal dağılım eğrisi herhangi bir ölçme ile elde edilen neticelerin normal dağılıma göre nasıl bir eğilim gösterdiklerini mukayese etme aracıdır.Frekans dağılımları aynı grafik üzerinde gösterilirse ve bunların puanlarının dağılımı birbirleriyle hiç uyuşmayacak bir eğilim izlerse buna birbirini kesen dağılım adı verilir. NAGİHAN

26 Tesadüfi olarak seçilmiş bulunan büyük sayıda denekleri içeren gruplar üzerinde yapılan psikolojik araştırmalarda çarpık, bimodal ve mültimodal dağılımlara pek seyrek rastlanmaktadır. NAGİHAN

27  Aritmetik ortalamadan belli bir uzaklıkta bulunan olayların ya da puanların yüzdesinin veya belirli bir puana sahip kimsenin hangi kısma düşeceğine ilişkin olasılığın belirlenmesi gibi hususlara cevap vermek için dağılımın standart sapmasını bulmak gerekir. Bir Değişkenlik Ölçüsü Olarak Dağılımın Standart Sapması ÖZLEM

28  Standart sapma uygulaması normal dağılım eğrisine az çok uygun olarak bulunan olaylarda kullanılabilir.  Diğer bir ifadeyle puanların frekans dağılımı normal dağılıma ne kadar yaklaşırsa o taktirde verilen puanların isabet edeceği muhtemel yerlerden veya uç değerler farkı içindeki yüzdelerden bahsedilebilir.  Standart sapma ise bir dağılımdaki puanların aritmetik ortalamadan farklarının karesinin frekanslara bölümüdür.  Standart sapma ‘σ’(sigma) ile ifade edilir. ÖZLEM

29

30  Normal dağılım eğrisinde aritmetik ortalamanın sağ ve soluna doğru işaretlemiş olduğumuz -2σ +2σ değerleri arasındaki alanda kalan puanlar ise tüm puanların %95i, -3σ ile +3σ sınırları içinde ise tüm puanların yaklaşık %100ü bulunmaktadır.  Standart sapmanın anlamı nedir,eğer σ büyük ise,puanların aritmetik ortalamadan sağa ve sola doğru geniş olarak yayıldığı dağılım eğrisinin de yayvan olduğu anlaşılır.  Eğer standart sapma küçükse bu taktirde puanlar yaygın değil ortalamanın etrafında birikmiş durumdadırlar.  Yani normal dağılım eğrisi yukarıya doğru sivri bir şekil arz edecektir.  Normal dağılım dışındaki dağılımlarda standart sapma ancak değerlerin aritmetik ortalama etrafında toplanıp toplanmadığını göstermekten başka bir işe yaramaz. ÖZLEM

31  Aritmetik ortalamanın güvenilirliğinin hesap edilmesi ancak sondaj olaylarında söz konusu olmaktadır. Eğer ana kütleyi oluşturan tüm birimler araştırmaya alındıysa güvenilirlikten söz edilemez.  Güvenilirlikten kastımız ana kütleden çekilen örnek ortalamasının ana kitleyi temsil etme kabiliyetidir. Aritmetik Ortalamanın Güvenilirliği ÖZLEM

32  Çünkü sosyal ve psikolojik olaylarda ana kütlenin tamamını teste tabi tutmak zor olacağından,ana kütleden belli oranlarda bir örnek seçilmektedir.  Aritmetik ortalamanın güvenilirliği standart hata ile ölçülmektedir.  Standart sapma ile standart hata birbirlerinden tamamen farklı kavramlar olduğundan birbirine karıştırılmamalıdır.  Bunun yanında standart hatanın hesabında standart sapmadan yararlanılmaktadır. ÖZLEM

33  Standart hatayı şu şekilde ifade edebiliriz: ÖZLEM

34  Sosyal ve psikolojik araştırmalarda kişisel farklılıkların analiz ve yorumlanmasında dağılım grafikleri, yığışma ölçüleri ve standart sapma ve standart hatanın hesabı önemli bir istatistik gösterge olmaktadır. ÖZLEM

35  Örgütsel psikolojide en çok kullanılan yöntemlerden birisi de korelasyon katsayısı hesap edilerek kişisel farklılıkların kişinin çalışma ve verim gücüne etkisinin araştırılmasına ilişkindir.  Böylece kişinin veya grubun bu özelliği ile verim gücü arasındaki ilişki ve ilişkinin derecesi kolaylıkla tespit edilmiş olacaktır. Korelasyon Katsayısı ÖZLEM

36  İstatistikte korelasyon katsayısı (+1),(0),(-1) sayıları arasında herhangi bir değer olabilmektedir.  Eğer iki olay arasında ilişki yoksa korelasyon katsayısının değeri sıfır olacaktır.  Eğer iki olay arasındaki ilişki biri artarken diğeri de artacak şekilde ise korelasyon katsayısı +1’e yakın çıkacaktır. ÖZLEM

37  Biri artarken diğeri de bu artmaya uygun olarak azalıyorsa korelasyon katsayısı -1’e yakın olacaktır.  Artma ve azalma oranları her iki olayda da birbirlerine eşit ise korelasyon katsayısı (+1) veya (-1) kıymetleri olacaktır. ÖZLEM

38 G. Yetenek, Verim ve Kişisel Farklılıklar Yetenek, kişinin üstesinden gelebileceği potansiyeli belirler. Verim ise kişinin halihazırda başarabildiği şeyi ifade eder. Bu iki kavram arasında fonksiyonel bir ilişki mevcuttur. Bir kimsenin verimi onun yeteneğine ve iş yapma arzusunu arttıran güdülenmesine bağlıdır. Bu üç kavramın ilişkisi şöyle açıklanır: Verim = Yetenek x Güdülenme ESMA ÇAĞLA

39 Bir kimsenin verimliliğini ölçmek için önce ona yapabileceği bir görev verilmelidir. Aynı grubun çeşitli bireyleri için güdüleme faktörü her bir kişi için uygun ölçüde verebiliyorsa, randımanlardaki değişiklikler yetenek farklılıklarının bir değişmesi olarak ortaya çıkacaktır. Kişisel farklılıkları ortaya koymak için yapılan testler, güdüleme düzenini ortaya koyup kolaylaştıran araçlar olduğu kadar, yeteneklerin ölçümünü de sağlarlar. Fakat güdüleme sisteminde bazı aksaklıkların mevcudiyeti saptandığı zaman, test sonuçları yetenek farklarını belirlemek hususunda pek az değere sahiptir. ESMA ÇAĞLA

40  Bir çalışma alanıyla ilgili olarak verim değişimlerini bir eğride göstermek mümkündür: ESMA ÇAĞLA

41  Varsayımımızı değiştirdiğimizde dağılım eğrisi: ESMA ÇAĞLA

42 H. Kişisel Farklılıkların ortaya çıkmasını engelleyen bir tutum; Sınırlandırılmış Üretim Sorunu Üretimin sınırlandırılması, arz ve talep kanununa göre işleyen piyasanın hakim durumda bulunan teşebbüs tarafından şekillendirilmesi anlamını taşımaktadır. Gerçekten üretimin kısılması halinde pazarda oluşan fiyat normal şartlara göre daha yüksek olacaktır. ESMA ÇAĞLA

43 Eskiden üretimin sınırlandırılması sorununu, işletme yönetimi işçinin tembelliğine atfetmiş insanın doğuştan iş görme ve sorumluluk yüklenme arzusuna sahip olmamasına bağlamıştır. Yapılan araştırmalar ve özellikle yönetim biliminde, psikoloji ve sosyolojiye dayandırılmış gelişmeler, bu düşüncenin tutarsız olduğunu ortaya koymuştur. Aşağıdaki dağılım eğrisinde sınırlandırılmış üretim miktarının etkisi görülmektedir. ESMA ÇAĞLA

44 Eski üyelerin, örgüte yeni giren üyelere grup tarafından sınırlandırılan üretim miktarlarını aşmamalarını tembih ettikleri görülmüştür. İşçi grupları üretim standardına uymayan ve belirlenen sınırı aşan üyelerini yola getirmek için çeşitli baskı güçlerini kullanmışlardır. Örneğin; hakaret etme, alaya alma, yalnız ve mutsuz bırakma vb. baskı yöntemlerine başvurmuşlardır. Amerika’da sınırlandırılmış üretim sorunu hakkında yapılan bazı anketlerden alınan sonuçlar şunlardır:  Bir kimsenin vermesi gereken iş miktarı üzerine işçilerin görüşlerini yansıtan anket sonuçları: GörüşlerKişilerin %’si a)Yapabildiği kadar 49 b)Bir ortalama ölçüsünde40 c)çalıştığı gruba bağlı8 d)hiç görüşü yok3 TOPLAM100

45 Görülüyor ki, sınırlandırılmış üretim sorunu, üstün kişisel verimliliklerin ortaya çıkmasını ve dolayısıyla kişisel farklılıkların işletme yönetimin başarısı lehine kullanılmasını engelleyen sosyal bir hastalıktır. Bu sosyal hastalığın nedenlerini hemen hemen açıklamaya çalıştık. Yüksek üretim olanaklarını ortaya çıkaracak tek çare, yönetimin işçilerin belirsiz ve güvensiz tutumunu ortadan kaldıracak bir politika izlemesidir. ESMA ÇAĞLA

46 HAZIRLAYANLAR: Esra KUYUMCU Seda Nur SAĞLIK Duygu PEKSERT Nagihan ÖZKAN Özlem YERLİKAYA Esma Çağla KAHRAMAN


"KİŞİLİK Bireye özgü duygu, düşünce ve davranışların örgütlenip bütünleşmesidir. Kişilik, bireye özgü bir yaşama biçimidir ve bu yaşam biçimi içerisinde." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları