Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

KRİMİNOLOJİ (II) İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ HUKUK FAKULTESİ SUÇ TEORİLERİ Prof. Dr. Adem Sözüer Dr. Tuba Topçuoğlu.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "KRİMİNOLOJİ (II) İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ HUKUK FAKULTESİ SUÇ TEORİLERİ Prof. Dr. Adem Sözüer Dr. Tuba Topçuoğlu."— Sunum transkripti:

1 KRİMİNOLOJİ (II) İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ HUKUK FAKULTESİ SUÇ TEORİLERİ Prof. Dr. Adem Sözüer Dr. Tuba Topçuoğlu

2 DAMGALAMA TEORİSİ  Bu teoride toplum tarafından bazı üyeleri üzerinde formel ya da enformel olarak onları damgalayan etiketlerin kullanılması üzerinde odaklanılmıştır.  Damgalama teorisi hem kişileri damgalayan etiketleme sürecini hem de bu etiketleme sürecinin suç davranışına etkisini açıklamaya çalışmıştır.

3 DAMGALAMA TEORİSİ -Damgalama süreci-  Neden bazı davranışların toplumsal olarak "yanlış" olarak tanımlandığını ve neden belli insanların da damgalama için seçildiğini açıklamaya çalışmaktadır.  Bu etiketleri kim, kime karşı ve neye göre uyguluyor ?  İnsanı damgalayan bu etiketleri ne meydana getiriyor? Ve bu etiketlerin bazı insanlara şu an uygulandığı şekliyle uygulanmasını ne belirliyor?

4 DAMGALAMA TEORİSİ  Yasalar ve ceza adalet sistemi, orta ve üst sınıf insanlar ile toplumda baskın olan grupların çıkarlarını temsil etmektedir.  Toplumda gücü elinde tutanlar hangi davranışın sapma teşkil edeceğine ve meşru olmayıp yasaklanacağına karar verirler.  Toplumda gücü elinde tutanlar adına faaliyet gösteren kontrol mercileri bu etiketleri daha az gücü olanlara dayatmaktadırlar.  Dahası, bir insanın "suçlu" olarak belirlenmesi gerçekte o insanın yasayı ihlal edip etmediği ve her hangi bir sapma davranışında bulunup bulunmadığı tarafından belirlenmez.

5 DAMGALAMA TEORİSİ  Çünkü yasayı ihlal eden aynı davranıştan dolayı daha güçsüz olan grupların resmi olarak etiketlenme ve cezalandırılma ihtimalleri güçlü olan gruplardan daha fazladır.  Dolayısıyla da insanların etkiletlenmelerine neden olan şey aslında ne yaptıkları değil, kim oldukları ile ilgilidir.  Bu teori insanı damgalayan resmi etiketlerin ayırıcı olarak belli insanlar üzerinde uygulanmasını bu insanların göreceli olarak güç sahibi olmamalarının bir sonucu olarak görmektedir.

6 DAMGALAMA TEORİSİ  Dolayısıyla bir insanın tutuklanıp, hüküm giyme ve hapis yatma ihtimalleri o kişinin cinsiyeti, yaşı, sosyal sınıfı, etnisitesi ve kişinin toplumdaki statüsünü tanımlayan diğer sosyal özellikleri ve de kişinin toplumda hakim olan grupların bir üyesi olup olmadığı tarafından belirlenmektedir.

7 DAMGALAMA TEORİSİ Damgalama süreci ve sonraki suç davranışı  Damgalama teorisi—insanların neden en başta suç işlediği ile değil—işledikleri suç karşısında toplum tarafından kendilerine gösterilen tepki ile ilgilenir.  İnsanları damgalayan etiketlerin kullanılması suç davranışının devamlılığına ve şiddetinin artmasına neden olmaktadır.

8 Sembolik Sosyal Etkileşim Süreci Olarak “Damgalama”  Damgalama teorisinin suç davranışına ilişkin görüşleri sembolik etkileşimcilik teorisinden türetilmiştir.  Sembolik etkileşimcilik: Bir kişinin kimliği, kendini nasıl algıladığı, bilişsel süreçleri, değerleri, tutumları kişinin diğer insanlarla olan sosyal etkileşimi sırasında oluşur.  Sosyal etkileşim sırasında insanlar bizim hakkımızda ne düşündüklerini bize bir takım etiketler uygulayarak iletir.

9 Sembolik Sosyal Etkileşim Süreci Olarak “Damgalama”  Bunun akabinde bizim kendilik algımız ve davranışlarımız da bu toplumsal etiketlenme tarafından şekillendirilir.  Ayna benlik kavramı: : Çevre ile olan etkileşimimiz sırasında insanların bizimle ilgili olan mesajlarının, algıların benliğimize yansımasını ifade eder. Yani, insanların bizi nasıl algıladıkları, bizim kendimizi nasıl algıladığımızı etkilemektedir (kendi kendini gerçekleştiren kehanet gibi).

10 Sembolik Sosyal Etkileşim Süreci Olarak “Damgalama”  Damgalama teorisi, insanın sapma ve suçlu davranışını da aynı sembolik etkileşim süreci içerisinde açıklamaktadır:  “Sapkın” ya da “suçlu” etiketleri ile damgalanan kişilerin kendileri ile ilgili algıları da bu yönde gelişmekte ve ileride sapma davranışı gösterme ihtimalleri artmaktadır.

11 DAMGALAMA TEORİSİ  Bu teoriye göre, kişi kamuya açık bir şekilde etiketlenmeden önce kişinin gerçekleştirdiği yasa ihlalleri çok sık gerçekleşen ve istikrar gösteren düzenli bir davranış değil.  Oysa bu kişilerin daha istikrarlı ve sık sık suç işleyip tam bir suç kariyeri geliştirmelerine neden olan etken resmi (ve enformel) kontrol mekanizmaları aracılığıyla toplumun bu kişilere verdiği tepki. Bu tepki olmasa kişi suç işlemeye istikrarlı bir şekilde devam etmeyecek.  Bu teoriye göre, her ne kadar enformel etkileşim süreci esnasında meydana gelen damgalama süreci önemli ise de kişinin sapma ve suç davranışı üzerinde asıl belirleyici olacak olan resmi mercilerin yaptığı damgalamadır.

12 DAMGALAMA TEORİSİNİN AMPİRİK GEÇERLİLİĞİ  Ampirik olarak bu teorinin çok az geçerliliği bulunmaktadır.  Eleştirilen noktalar:  Sapma davranışında bulunan kişinin asıl sapma davranışı göz ardı edilmektedir: etiketleme süreci, kişinin birincil sapma davranışını açıklamamaktadır.  Kişinin birincil sapma davranışında bulunmasına neden olan ve aynı zamanda sapma davranışının devamlılık göstermesine, kişinin sapkın bir kendilik algısı geliştirmesine ve düzenli bir suç kariyeri geliştirmesine de neden olabilecek etkenler göz ardı edilmektedir.

13 DAMGALAMA TEORİSİNİN AMPİRİK GEÇERLİLİĞİ  Ayrıca bu teori, gerek ceza adalet sistemi gerekse toplum tarafından her hangi bir tepkiyle karşılaşmamasına rağmen pek çok insanın neden devamlı suç işlediğini açıklayamamaktadır.  Sonuç olarak yapılan araştırmalara göre hukuki yaptırımların suç davranışları üzerinde ne güçlü bir caydırıcı etkisi ne de güçlü bir damgalama etkisi vardır.

14 DAMGALAMA TEORİSİ VE SUÇ ÖNLEME  Damgalama teorisinin varsayımlarına dayanarak öne sürülen en temel suç önleme politikası kişileri mümkün olduğunca ceza adalet sisteminden uzaklaştırmak ve bu süreç içerisinde daha da ilerlemesine engel olmaktır.

15 DAMGALAMA TEORİSİ

16 BİRLEŞTİRİCİ UTANDIRMA TEORİSİ (John Braithwaite, 1989)  Damgalama teorisine getirilen eleştiriler sonucunda bu teoride bazı değişiklikler yapılması gerektiği yönünde görüşler ortaya atıldı.  Bunlardan en önemlilerinden biri J. Braithwaite (1989) tarafından geliştirilen «Birleştirici Utandırma Teorisi».  Kişiye yapıştırılan «suçlu» etiketinin hangi durumlarda suç davranışının devamlılığını sağladığını, hangi durumlarda ise suç davranışını önlediğini açıklamıştır.

17 BİRLEŞTİRİCİ UTANDIRMA TEORİSİ  Utandırma: Toplumun bir davranışı onaylamadığını gösteren ve kişinin pişmanlık duymasını amaçlayan sosyal tepki.  Utandırma, ayrıştırıcı (dışlayıcı) da olabilir, birleştirici de.  Braithwaite’e göre önceki damgalama teorisinde kişinin suç davranışının devamlılığını sağlayan damgalama, ayrıştırıcı utandırmadır.

18 BİRLEŞTİRİCİ UTANDIRMA TEORİSİ  Ayrıştırıcı utandırma: Braithwaite’e göre önceki damgalama teorisinde kişinin suç davranışının devamlılığını sağlayan ‘damgalama’, ayrıştırıcı utandırmadır.  Ayrıştırıcı utandırmada yanlış davranış onaylanmadığı gibi yanlış davranışta bulunan birey de onaylanmaz.  Ayrıştırıcı utandırmada suçlu damgası vurulan kişinin toplumla tekrar bütünleştirilmesi amacı güdülmez.  Ayıplanan kişi ve yanlış davranışı bir bütün olarak ele alındığı için kişi hatasını düzeltse dahi kendisine vurulan damgadan kurulamaz.

19 BİRLEŞTİRİCİ UTANDIRMA TEORİSİ  Birleştirici utandırmada suçlunun kendisi üzerine değil, hatalı davranışı üzerine odaklanılır. Ayıplanan da kişi değil, hatalı davranıştır.  Birleştirici utandırmada yanlış davranış onaylanmaz; fakat yanlış davranışta bulunan kişinin kimliği, bütünlüğü ve saygınlığı korunur.  Birleştirici utandırmada suçlu damgası vurulan kişinin toplumla tekrar bütünleştirilmesine gayret gösterilir.  Ayıplanan kişiye hatasını düzelttiği an toplum tarafından yeniden kabul edileceği gösterilir.

20 BİRLEŞTİRİCİ UTANDIRMA TEORİSİ  Temel önerme: Ayrıştırıcı utandırma (damgalama) sonraki suç davranışını arttırırken, birleştirici utandırma suç davranışını azaltır.  Ayrıştırıcı utandırmanın sonraki suç davranışı üzerindeki etkisi doğrudan değil, dolaylıdır. Bu bağlantı—sosyal öğrenme, sosyal bağ teorisi, anomi/gerilim teorisi gibi—diğer teorik modellere vurgu yapılarak izah edilmektedir (örn: Damgalanan kişinin suçlu gruplara katılımı).

21 BİRLEŞTİRİCİ UTANDIRMA TEORİSİ  İki utandırma türü her kültürde var olan bir sosyal kontrol mekanizmasıdır.  Bu iki utandırma mekanizmasının hangisinin daha yaygın olduğu, o toplumdaki suç miktarını belirleyecektir.  Bir toplumda ayrıştırıcı ve birleştirici utandırma şekillerinden hangisinin daha yaygın olacağını da belirleyen iki unsur bulunmaktadır: «karşılıklı bağımlılık» ve «toplumculuk».

22 BİRLEŞTİRİCİ UTANDIRMA TEORİSİNİN AMPİRİK GEÇERLİLİĞİ  Braithwaite’in geliştirdiği teorik modeli doğrudan test eden çalışma çok sınırlıdır.  Dolayısıyla; bu teorinin ampirik geçerliliği tam olarak bilinmemektedir.

23 BİRLEŞTİRİCİ UTANDIRMA TEORİSİ ve SUÇ ÖNLEME  Birleştirici utandırma teorisinin öne sürdüğü en temel suç önleme politikası onarıcı adalet uygulamalarıdır.  Onarıcı adalette temel düşünce suçlunun aşağılanmadan suç davranışının sonuçları ile yüzleşmesini sağlamak, hatasını telafi edebilmesi için kendisine fırsat vermek ve toplumla bütünleşmesi için çaba göstermek.  Ülkemizde ceza adalet sistemimize yeni TCK ve CMK ile giren «uzlaşma» kurumunun arkasında onarıcı adalet fikri yer almaktadır.

24 BİRLEŞTİRİCİ UTANDIRMA TEORİSİ


"KRİMİNOLOJİ (II) İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ HUKUK FAKULTESİ SUÇ TEORİLERİ Prof. Dr. Adem Sözüer Dr. Tuba Topçuoğlu." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları