Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

DEPREM BİLİMİNE GİRİŞ Yrd. Doç. Dr. Berna TUNÇ.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "DEPREM BİLİMİNE GİRİŞ Yrd. Doç. Dr. Berna TUNÇ."— Sunum transkripti:

1 DEPREM BİLİMİNE GİRİŞ Yrd. Doç. Dr. Berna TUNÇ

2 Başlangıçta tüm kıtaların Pangea adında tek bir kıta olduğu, sonradan parçalanıp dağılarak zamanla günümüzdeki yerlerine ulaştığı görüşüne dayanan kıtaların kayması kuramını 1912'de aslında bir meteorolog olan Alman bilim adamı Alfred Wegener ortaya attı.

3 Kıtaların kayması teoremi ile ilgili ilk kapsamlı sunum «WEGENER» tarafından “The Origin of the Continents and Oceans” adlı eserinde 1915 yılında açıklanmıştır.

4 Wegener bu kitabında (Kıtaların ve Okyanusların Kökeni); Kıyı şekillerinin benzerliği, İklim şekillerinin benzerliği, Bitki örtüsü benzerliği, Fosil benzerliği, Jeolojik oluşumların benzerliğini kullanarak kıtaların kayması teorisini ortaya koydu.

5 Wegener kıtaların bir arada bulunduğu ilk hale Pangea (tüm karalar) adını vererek kayma sürecini ilk halden başlayarak 3 aşama halinde haritalamıştır.

6 Pangaea’nın önce iki ana karaya ayrıldığını öne sürerek
Kuzey Yarıküredeki parçayı Lavrasya (Laurasia) Güney Yarıküredeki parçayı da Gondwana (Gondwanaland ) olarak adlandırdı. Laurasia ve Gondwanaland, daha sonra parçalanıp ayrılmaya devam ederek günümüzde var olan kıtalar haline dönüştü.

7

8 Her ne kadar birçok bilimsel gözlem bu düşünceyi destekler olarak bilinse de birçok yer bilimci Wegener’in kuramını kabul etmedi. Sadece birkaç bilim insanı bu kuramı inanarak destekledi.

9 Wegener’in teorisindeki en zayıf nokta;
Bu kadar büyük kara parçalarını böylesine uzak mesafelere hareket ettiren “kuvvet” nedir? sorusuna tatmin edici cevabın verilememesidir.

10 Wegener; kıtaların hafif granitik kayalardan oluştuğunu, dünyanın dönmesi ile oluşan kuvvetlerin etkisiyle bir şekilde daha yoğun kayalardan oluşan okyanus tabanından ayrılarak yukarı doğru çıktığını öne sürmüştü.

11 Harrold Jeffreys; Bu kadar büyük bir kütlenin okyanus tabanından yukarıya, kırılmadan çıkmasının, fiziksel olarak mümkün olamayacağını savunarak bu fikre karşı çıktı.

12 “Our Wandering Continents” adlı eserinde 1937 yılında yayınladı.
Güney Afrika’dan “Alexander L. da TOID” kara parçalarını ve Afrika ile Güney Amerika’da bulunan fosilleri karşılaştırarak bu kuramı geliştirdi ve bulduğu sonuçları “Our Wandering Continents” adlı eserinde 1937 yılında yayınladı.

13 “Principals of Physical Geology”
Ingiliz Arthur HOLMES bu kuramı daha da geliştirerek elde ettiği sonuçları “Principals of Physical Geology” adlı ders notlarında (1944) yayınladı.

14 «SÜPER KITA» olarak da adlandırılan Pangea’nın parçalanarak kıtaların kayması kuramının gelişmesini destekleyen bazı önemli kanıtlar ve bulgular genel olarak bölgesel jeolojik çalışmalardan elde edilmiştir.

15 Temel Bulgular 1- Paleontolojik Bulgular
2-Yapısal ve Kaya Tiplerinden Elde Edilen Bulgular 3- Buzullardan Elde Edilen Bulgular 4- Volkanizma İle Elde Edilen Bulgular 5- Sıra Dağların Benzerliği İle Elde Edilen Bulgular olarak sınıflandırılır…

16 1) Paleontolojik Bulgular

17 2) Yapısal ve Kaya Tiplerinden Elde Edilen Bulgular

18 3) Buzullardan Elde Edilen Bulgular

19 4) Volkanizma İle Elde Edilen Bulgular
Plato bazaltlarına, kıtasal kaymanın ilk aşamalarını destekleyen kanıtlar olarak inanılır. Bu bazaltlar ayrıca birbirinden uzaklasan levhalardaki volkanik aktivitenin doğasını gösteren en önemli kanıtlardır.

20 5) Sıra Dağların Benzerliği İle Elde Edilen Bulgular
Kıtalar yan yana getirildiğinde dağ sıraları tümüyle aynı yaş ve deformasyon tarzında kesintisiz tek bir dağ sırası oluşturur. Bu tür kanıtlar, kıtaların bir zamanlar birbirine bitişik olduklarını ve daha sonra ayrıldıklarını gösterir.

21 Wegener, kıtaların kaymasını açıklayan geçerli bir teori ortaya koyamadığı düşüncesiyle
«levha tektoniği» olarak adlandırılan yeni bir teori ortaya konuldu.

22 LEVHA TEKTONİĞİ Dünya'nın yüzeyi kesintisiz gibi görünüyorsa da, gerçekte dev boyuttaki bir yap - boz gibi birbirine geçen parçalardan oluşmaktadır. Levha adı verilen bu parçalar, çok yavaş olarak sürekli biçimde birbirlerine göre hareket ederler. Jeolojinin levhaların hareketlerini inceleyen dalına «Levha Tektoniği» adı verilmektedir.

23 Litosfer birbirinden farklı yönlere hareket eden birtakım parçalardan oluşmaktadır. Levha (Plate) adı verilen bu Litosfer parçalarının milyonlarca yıldır süregelen hareketleri kıtaların ve okyanusların oluşmasına ve bu uzun süreçte dünyamızın şeklinin sürekli olarak değişmesine neden olmuştur.

24 Genellikle senede birkaç santimetre mertebesinde olan levha hareketleri özellikle levha sınırları boyunca kayaların sıkışmasına, gerilmesine, kaymasına ve şiddetle deforme olmasına yol açmaktadır. Bu hareketler sonucunda kayaların belli düzlemler boyunca kırılmasına «Faylanma», faylar boyunca biriken enerjinin boşalmasına da «Deprem» adı verilmektedir

25

26 Peki bu levhalar nasıl oluşmaktadır ve nasıl hareket etmektedir?  Bu sorunun cevabını da "Levha Tektoniği (Plaka Tektoniği)" vermektedir. Levha tektoniği kuramını belgeleyen kanıtlar artık inandırıcı bir düzeye ulaştığından levhaların hareketi kavramı bugün benimsenmiştir.

27 Levha Tektoniği Kuramı;
Yer’in dış katmanı olan Litosfer’in, birbirine göre hareket halinde olan, onlarca adet büyük ve küçük levhalara ayrıldığı ve bu levhaların daha sıcak ve hareketli bir malzeme üzerinde yer aldığını ortaya koymaktadır.

28 Levha tektoniği kuramına göre;
Litosfer olarak adlandırılan yerin üst kısmı (kabuk+üst manto) parçalara (levhalara) bölünmüştür. Yer içindeki ısı kaynağı nedeniyle manto içinde oluşan termal konveksiyon hareketleri, yüzeyde bulunan levhaların hareketinin temel nedenidir. Isınarak yükselen manto malzemesi yükseldikçe soğur ve doğal olarak yerin içlerine doğru tekrar batar. Bu konveksiyon hareketi bir çok konveksiyon hücresi içinde gelişir. Ancak, levhaların hareketini sağlayan bu olay daha karmaşıktır ve litosfere etkiyen çeşitli kuvvetlerin kontrolünde meydana gelir. Deprem ve Volkanik hareketin temel nedeni budur.

29 Levhalar arasındaki hareketler depremler sayesinde sürekli hissedilir.
Bu nedenle, deprem dağılım (sismik etkinlik) haritaları, levha sınırlarının nerelerde olduğunu gösterir.

30 yılları arasında kaydedilmiş, M>5 ve D<70km olan depremlerin gösterildiği basitleştirilmiş harita (Bolt, 1999’dan sonra)

31 2. Deprem haritası üzerine yerleştirilmiş levha sınırlarını gösteren basitleştirilmiş harita.

32 3. Yapıcı levha sınırları boyunca (uzun dönemde) yayılma oranları.

33 4. Yıkıcı levha sınırlarındaki yaklaşma oranları (uzun dönem).

34 LEVHA TEKTONİĞİ KURAMI
NELERİ AÇIKLAR?

35 1) Kıta kenarlarının uyumu
2) Farklı kıtalardaki benzer fosiller 3) Okyanusun karşılıklı kenarlarında benzer tip ve yaştaki kayaçlar 4) Okyanus-ortası sırtlar 5) Kıtaların açılması (rifting of continents)

36 6) Görünür kutup gezinmesi eğrileri
7) Lineer manyetik anomaliler 8) Genç (<200 million years) okyanus basenleri 9) Derin okyanus çukurları 10) Ada yayları

37 11) Doğrusal sıradağların lokasyonu
12) Deprem zonlarının lokasyonu 13) Volkanik zonların lokasyonu 14) Kıtaların yaşlı kayaçlardan oluşması 15) Okyanus tabanlarının oluşumu ve evrimi konularını açıklayan kapsamlı bir teoridir.

38 Okyanus ortası sırtlar, kıta içi rift zonları
Levhaların birbirleriyle etkileşimleri bakımından levha hareketlerini 3 ana başlıkta toplayabiliriz. Uzaklaşan - Ayrılan Levhalar (Uzaklaşan) (Divergent Plates) Okyanus ortası sırtlar, kıta içi rift zonları 2) Yakınlaşan-çarpışan Levhalar (Yıkıcı) (Convergent Plates) Okyanus çukurları, Dalma-batma zonları 3) Yanal Yer Değiştirme (Tutucu) (Transform Fay Sınırları)  Transform faylar

39

40 1) Uzaklaşan - Ayrılan Levhalar (Divergent Plates)
Uzaklaşan levha sınırları, okyanus-tabanı yayılması ile yeni litosferin oluştuğu yerlerdir. Birbirinden uzaklaşan levhalar, aralarına astenosferden gelen eriyik kayaçların sızdığı yarıklar oluşturur. Bu eriyik yüzeye çıktıkça katılaşır ve yerkabuğuna eklenir. Astenosfer'den gelen eriyik kuvvet uygulamaya ve böylece levhalar birbirinden ayrılmaya devam eder.

41 Atlas Okyanusu ortasındaki sırt buna çok iyi bir örnektir
Atlas Okyanusu ortasındaki sırt buna çok iyi bir örnektir. Bu ayrılma kıtada meydana gelirse yeni bir okyanus tabanı oluşuyor demektir. Bu tür ayrılmalar, Astenosfer'den gelen eriyiğin katılaşarak Litosfer'e dönüşmesine ve levhaların büyümesine neden olur.

42 Uzaklaşan levhalar arasında Litosfer çok ince olduğu için, buralarda büyük depremlere yol açacak enerji birikimleri olmaz. Buradaki depremlerin odakları çoğu zaman yüzeye yakındır.

43 Buralarda Astenosferden yükselen magma araladıkları sınırları yeni malzeme ile doldurarak yeni litosfer üretmiş olurlar. Okyanus ortası sırtları boyunca arz yüzeyine çıkan erimiş manto malzemeleri soğuyarak katılaştıkları jeolojik zamanın arz manyetik alanının yön ve doğrultusunu saklarlar.

44

45 Atlantik-Ortası Sırtı
En iyi örneklerinden biri Atlantik-ortası Sırt’dır. Atlantik Okyanusunu kuzeyden güneye boylu boyunca ikiye ayıran bu bölge, en iyi bilinen ve üzerinde en çok araştırma yapılan “Uzaklaşan Levha Sınırı” dır. Yayılma hızı ortalama 2.5 cm/yıl dır. Milyonlarca yıl süren bu hareket, iki kıtanın binlerce km uzaklaşmasına neden olmuştur.

46 Kuzey Amerika ve Avrasya Levhalarını ikiye ayıran Atlantik-ortası Sırt, İzlanda’yı da bölerek, yerbilimcilere, bu bölgede karada da araştırma yapma olanağı sağlamaktadır. Başkent Reykjavik'in anlamı ‘Tüten Körfez'dir Haritada Reykjavik (the Thingvellir area) ve İzlanda’nın aktif volkanlarının lokasyonları gösterilmiştir (Krafla).

47 İzlanda, Thingvellir bölgesinin havadan çekilmiş fotoğrafı, gölgeli kısımlar Atlantik-ortası Sırt’ın karadaki görünümü olan fissure zonudur. Solunda Kuzey Amerika Levhası, sağında Avrasya Levhası yer almaktadır.

48 Doğu Afrika Rift Zonu Doğu Afrika’daki açılma süreci Suudi Arabistan’ı Afrika kıtasından ayırarak Kızıl Deniz’i oluşturmuştur. Birbirinden ayrılmakta olan Afrika ve Arabistan Levhalarının kesişme noktası, Kızıl Deniz’in Aden Körfezi ile buluştuğu yerde “triple junction” olarak adlandırılır. Yeni açılma merkezi, Doğu Afrika Rift Zonunda gelişmektedir. Kıtasal kabuktaki gerilme sınırları aşılınca, yüzeyde tansiyon çatlakları görülmeye başlar. Magma yükselerek genişleyen çatlakların içine sızar ve zaman zaman volkanların oluşmasına ve patlamasına neden olur. Yükselen magma, kabuktaki basıncı artırarak yeni kırıkların, sonuç olarak da yeni rift zonunun oluşmasına neden olur.

49

50 2) Yakınlaşan-çarpışan Levhalar (Convergent Plates)
Bunlar birbirine yaklaşma, sıkışma gösteren levha sınırlarıdır. Levhaların birbirine yaklaşması ve çarpışması ise üç değişik şekilde olabilir:

51 Yerküre’nin boyutlarının son 600 milyon yıldır (muhtemelen 4,5 milyar yıl önceki oluşumundan beri) değişmemiş olması, ancak kabuğun yeniden oluşumuna yakın hızda bir yok olma sürecinin de yaşanmış olmasını gerekli kılar. Bu yok olma süreci de levhaların birbirine yaklaştığı, bazen birinin diğerinin altına battığı (Dalma-batma Zonları) yerlerde görülür.

52 Çarpışan levha hareketleri 3 tiptedir:
1. Okyanusal ve daha geniş kıtasal levha arasında (okyanus-kıta çarpışması) 2. İki geniş okyanusal levha arasında (okyanus- okyanus çarpışması) 3. İki geniş kıtasal levha arasında (kıta-kıta çarpışması)

53 1) Okyanus - Kıta Çarpışması
Pasifik Okyanusunun sularını çekme olanağımız olsa, binlerce km uzunlukta ve 8-10 km derinlikte, uzun, dar ve kıvrımlı çukurların (trench) okyanus tabanını kestiği bir manzarayla karşılaşırız. Trench’ler okyanus tabanının en derin kısımlarıdır ve dalma-batma sonucunda oluşurlar.

54

55 And Dağları

56 Güney Amerika kıyıları açıklarında Peru-Şili Trench’i boyunca, okyanusal Nazca Levhası Güney Amerika Levhasının kıtasal kesimini iterek, altına batmaktadır. Bunun sonucunda Güney Amerika Levhası yükselerek kıtanın belkemiği olan And Dağlarını oluşturmaktadır. Kabuktaki hızlı yükselme sonucunda meydana gelen güçlü ve yıkıcı depremler bu bölgenin karakteristik özellikleridir.

57 Pasifik Ateş Çemberi - Ring of the Fire -

58 Volkanik ada yayları ve okyanus hendekleri tarafından çevrelenmiş olan “Ateş Çemberi “ olarak adlandırılan bölge, depremler ve volkanik patlamaların en sık yaşandığı yerlerdendir.

59

60 Earthquakes Associated with Divergent and Transform Margins

61 Earthquakes Associated with Convergent
Plate Margins

62 2) Okyanus-Okyanus Çarpışması
İki okyanusal kabuk çarpıştığında da okyanus-kıta çarpışmasında olduğu gibi dalma-batma zonu meydana gelir ve bu süreç sonunda okyanus çukurları (trench) oluşur.

63

64 Mariana Çukuru Mariana Adalarına paralel olan Mariana Çukuru, hızlı bir şekilde hareket eden Pasifik Levhasının daha yavaş hareket eden Filipinler Levhasına yaklaşıp çarpışmasının sonucunda oluşmuştur. Bu bölgede yer alan, Dünya’nın en derin noktasıdır ( m derinliğinde 69km genişliğinde ve 2.5km uzunluğunda) ve “The Challenger Deep” olarak da bilinir.

65

66 Ada Yayları-Island Arcs
Okyanus-okyanus çarpışmasındaki dalma-batma süreci, volkanların oluşmasıyla sonuçlanan bir süreçtir. Bir denizaltı volkanı deniz yüzeyini geçerek bir ada oluşturacak kadar yükselene kadar, okyanus tabanında lav ve volkanik kökenli molozlar birikir ve bu süreç milyonlarca yıl sürer. Bu tip volkanlar “Ada Yayları” denen adalar zinciri şeklinde sıralanırlar. Adından da anlaşılacağı gibi “volkanik ada yayları” paralel olarak sıralandığı trenchler gibi kıvrılırlar. Trenchler, ada yaylarının nasıl oluştuğunu ve neden buralarda çok güçlü depremler meydana geldiğini açıklayan anahtar oluşumlardır.

67 Ada yaylarını oluşturan magma, dalma-batma zonunda yok olan levhanın erimesi sonucunda üretilir. Bu yok olan levha aynı zamanda iki levhanın çarpışma bölgesinde yer aldığı için depremlerin oluşmasına neden olan gerilimin de kaynağıdır.

68 3) Kıta-Kıta Çarpışması
İki kıta birbirine doğru hareket ederek çarpıştığında, kıtasal kayaçlar göreceli olarak daha hafif olduğundan, dalma-batma hareketini geliştiren aşağı doğru harekete direnç gösterirler. Bunun yerine, kıvrımlanarak yukarı yükselirler.

69 Himalayalar Hint ve Asya (Avrasya) Levhalarının çarpışması sonucunda, bu sınırda, Himalayalar ve Tibet Platosu yükselmiştir. Dünya’nın en yüksek noktası olan “Everest Dağı” deniz seviyesinden m yüksekliktedir.

70 Himalayalar kıta-kıta çarpışması sonucundaki dağ oluşumunun en çarpıcı örneğidir.
50 milyon yıl öncesinde başlayan çarpışma ve iki levhanın birbirine sürekli yaklaşması süreci Himalayalar ve Tibet Platosu’nun bugünkü yüksekliğine ulaşmasına neden olmuştur. Bu yükselişin en büyük kısmı son 10 milyon yılda gerçekleşmiştir. Everest Dağı, m yükseklikle dünyanın en yüksek noktasıdır. Ancak, Tibet Platosu da m lik ortalama yükseklikle Alp’lerin Mont Blanc ve Monte Rosa dışındaki tüm tepelerinden daha yüksektir.

71 Cartoon cross sections showing the meeting of these two plates before and after their collision. The reference points (small squares) show the amount of uplift of an imaginary point in the Earth's crust during this mountain-building process.

72 Yrd. Doç. Dr. Berna TUNÇ - 2012-2013 GÜZ

73 40-50 milyon yıl öncesinde Asya (Avrasya Levhası) ile çarpışmasından önce, Hindistan kıtasının km den daha uzun süren yolculuğu. Hindistan, bir zamanlar Ekvator’un güneyinde, Avustralya yakınlarında yer almaktadır.

74 The initiation of continent-continent collision caused the folding and thrusting of the Greater Caucasus upwards and they are now the highest mountains in the western segment of the Alpine-Himalayan belt.

75 3) Yanal Yer Değiştirme (Tutucu) (Transform Fay Sınırları)
İki levhanın birbirine göre yatay doğrultuda hareket etmesi sonucunda oluşan bölge(zon) “Transform Fay Sınırı” veya kısaca “Transform Fay” olarak adlandırılır. Bu kavram, J. Tuzo Wilson tarafından, “Uzaklaşan Levha Sınırları” ve “Çarpışan Levha Sınırları” nın hareketlerini tamamlayan geniş fay zonları olarak öngörülmüştür. Transform fayların çoğu okyanus tabanında görülmektedir. Aktif okyanus-tabanı yayılma sırtlarında, zig-zag şeklinde levha sınırları çizerek atım gösterirler ve bu bölgelerde sığ depremler oluşur. Ancak, bazen, Kuzey Anadolu ve San Andreas Fay Zonu örneklerinde olduğu gibi karada da görülür.

76

77 San Andreas Fay Zonu San Andreas Fayı, güneyindeki açılma sınırı olan Doğu Pasifik Yükselimi (East Pacific Rise) ile kuzeyindeki, başka bir açılma sınırı olan South Gorda - Juan de Fuca - Explorer Ridge’i birleştirir. The Blanco, Mendocino, Murray ve Molokai kırık zonları okyanus-tabanı sırtları üzerinde atım gösteren transform fayların örneklerindendir.

78 TÜRKİYE’DEKİ AKTİF TEKTONİK YAPILAR

79 Tektonik Yerkabuğunun deformasyonu ile ilgili her türlü süreç, yapı ve yüzey şekilleri ile ilgilenir. Geniş anlamda bu yapıların ve yüzey şekillerinin zaman içindeki evrimi ile ilgilenirken, global ölçekte kıtaların ve okyanus basenlerinin orijini ile, bölgesel ölçekte dağ zincirlerini oluşturan yapılarla, yerel ölçekte ise küçük kıvrımlar, fay diklikleri, fay yarıkları ile ilgilenir

80 Kıtaların oluşması birkaç milyar yıl, geniş okyanus basenlerinin oluşumu bir kaç yüz milyon, dağların oluşması ise bir kaç milyon yıl sürerken tepe oluşturan kıvrımlar birkaç yüz bin yılda oluşabilir. Birkaç metre yükseklikteki fay diklikleri ise deprem sırasında oluşabilir. Süreçlerin hızı da çok farklıdır. Örneğin fay yarığının ilerlemesi saniyede birkaç kilometreye ulaşabilirken, kıtaların hareketi yılda birkaç on santimetre ile sınırlıdır.

81 Aktif tektonik, insanlık tarihini de içine alacak bir zaman dilimi içinde dünya kabuğu üzerinde deformasyona neden olan tektonik süreçleri inceler. Aktif tektoniğin en önemli elemanlarından olan tektonik jeomorfoloji; aktif fayların tanınması, jeolojik yapıların oluşumu, sismik tehlike değerlendirmesi, ve dünya yüzeyinin oluşumu gibi konuları içeren uygulamaların önemli bir parçasıdır.

82 Neotektonik, herhangi bir bölgede, son tektonik rejim değişikliğini izleyen ve günümüzde de süren döneme Neotektonik Dönem denir. Tektonik rejim, belli bir bölgeyi denetleyen gerilme sistemidir.

83 TEKTONİK REJİMLER Bir bölgedeki tektonik rejim; Sıkışma Çekme
Doğrultu Atım (Makaslama) sistemlerinden birisi tarafından denetlenir.

84

85 Anadolu, Alp-Himalaya dağ oluşum kuşağı içinde yeralmaktadır.
Alp-Himalaya dağ oluşum kuşağı, Afrika/Arabistan ve Hindistan Levhalarının kuzeye doğru hareket etmeleri ve Avrasya Levhası ile çarpışmaları sonucunda meydana gelmiştir.

86

87

88 Sıkışma Tektonik Rejimi
Başlıca levhaların göreceli sıkışmaları, sıkışmalı rejimi doğurur. Ör. Doğu Anadolu Bölgesi

89 Çekme Tektonik Rejimi Genellikle kıta içi alanlarda ya doğrudan lokal ısınmaya veya bir yay gerisi yayılma şeklinde dalma batmaya bağlı olarak gelişirler. Ör. Batı Anadolu Bölgesi

90 Ege Bölgesi

91 Doğrultu Atım Tektonik Rejimi
Levha hareketlerinin verev yaklaşmalı durumlarında özgün doğrultu atımlı rejimler görülebilir. Ör. Kuzey Anadolu Fay Zonu, Doğu Anadolu Fay Zonu

92

93 TÜRKİYE’NİN BAZI TEKTONİK UNSURLARI
1- Kuzey Anadolu Fayı 2- Doğu Anadolu Fayı 3- Ege (Helen) - Kıbrıs Yayı

94 Kuzey Anadolu Fayı (KAF)
Kuzey Anadolu Fayı, dünyanın en önemli doğrultu atımlı sağ yanal faylarından biri olduğu gibi, aynı zamanda ülkemizin en aktif tektonik yapısıdır. Fayın uzunluğu yaklaşık 1500 km'dir ve Bingöl'ün Karlıova kasabasından bütün kuzey Anadolu'yu, Marmara Denizi ve Kuzey Ege'yi geçerek Yunanistan'a kadar uzanmaktadır. Bu fay batıya doğru hareket eden Anadolu bloğunun kuzey sınırını oluşturmaktadır. 

95 Kuzey Anadolu fayı Karlıova ile Sapanca arasında tek bir çizgiden oluşurken Marmara Denizi ve çevresinde üç kola ayrılmaktadır. Bunların en önemlisi ve kuzeyde olanı Marmara Denizi içindeki çukurları oluşturmaktadır. 

96

97 Doğu Anadolu Fayı (DAF)
Türkiye’nin önemli neotektonik yapılarından biri olan Doğu Anadolu Fay Zonu, Türkiye'nin doğusunda Güneydoğu Torosları ve bu dağlar arasındaki çöküntü ovalarını yaklaşık KD-GB doğrultusunda kesen, sol yanal, doğrultu atımlı, aktif bir fay zonudur. Karlıova ile İskenderun Körfezi arasında uzanır.

98

99 Ege (Helen) - Kıbrıs Yayı
Kıbrıs Yayı, Doğu Akdeniz’de güneyde Afrika levhası ile kuzeydeki Anadolu levhası arasındaki yakınsamayı temsil eden bir sınırdır. Helen (Ege) yayı, Afrika ve Anadolu levhaları arasındaki yakınsama, Kıbrıs yayının batısındaki Ege yayıtarafından temsil edilir 

100


"DEPREM BİLİMİNE GİRİŞ Yrd. Doç. Dr. Berna TUNÇ." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları