Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

OYUN STRATEJİLERİ 30.09.20091Y.Arslan/Oyun Stratejileri.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "OYUN STRATEJİLERİ 30.09.20091Y.Arslan/Oyun Stratejileri."— Sunum transkripti:

1 OYUN STRATEJİLERİ Y.Arslan/Oyun Stratejileri

2 Oyunun tanımı, tarihçesi ve önemi “Dünya Çocuk Yılı” nedeniyle 1977 yılında açıklanan “Çocuk Oyun Hakları Malta Deklerasyonu”nda oyunun, beslenme, sağlık, barınma ve eğitimin yanı sıra, her çocuğun gelişim potansiyeli için yaşamsal önemi bulunduğu vurgulanmıştır (Yılmaz ve Bulut, 2003). Knox (1974), oyunun aldatıcı bir şekilde basit görünmesine rağmen, karmaşık bir davranışlar bütünü olduğunu belirtmiştir Y.Arslan/Oyun Stratejileri

3 Çocuklar niçin oyun oynar? Y.Arslan/Oyun Stratejileri

4 Oldukça basitmiş gibi görünen oyunun tüm yönlerine, özellikle de tanımı ve işlevine yönelik literatürde net açıklamalar yoktur. Smith ve Cowie (1989), oyunla ilgili kuramların on dokuzuncu yüzyılın sonu ile yirminci yüzyılın başında geliştiğini belirtmiştir. Önce felsefe, pedagoji, antropolojide başlayan oyun araştırmaları ve kuramları daha sonra psikoloji ve sosyolojide artarak sürmüştür. Oyun kuramları şu şekilde özetlenebilir: Y.Arslan/Oyun Stratejileri

5 Friedrich Froebel, oyunun eğitsel değerine ilişkin görüşler öne sürmüştür. Herbert Spencer, oyunda “fazla enerji” kuramını ortaya atmış; Karl Groos, Spencer’i eleştirerek “egzersiz” ya da “uygulama” kuramını geliştirmiştir. Jean Piaget, bilişsel gelişim kuramında, Groos’un oyunun bir ön egzersiz olduğu görüşünü ve oyunun öğrenmede önemli olduğu yaklaşımını eleştirmiştir. “Piaget’ye göre oyunun temel işlevleri, tekrarlama yoluyla mevcut becerileri geliştirmek ve çocuğa bir egemenlik duygusu kazandırmaktır. “ Y.Arslan/Oyun Stratejileri

6 Lev Vygotsky, oyun kuramında gelişimin duygusal ve bilişsel yönlerini birleştirmiştir. Ona göre, “mış” gibi oyun düşsel bir durumdaki etkinlik aracılığıyla çocuğu hali hazır durumun baskılarından kurtarmaktadır. Jerome Bruner, Sara Smilansky ve Jerome Singer gibi daha yeni yazarlar oyunla yaratıcılık arasındaki ilişkileri, “fantezi” ve “sosyo-dramatik” oyunun değerini vurgulamışlardır. Brian Sutton-Smith “oyunun idealleştirilmesi” eğiliminden söz etmiş ve oyun kuramlarının çocukların gerçek davranışlarını değil yetişkinlerin çocukları denetim altında tutma gereksinimlerini yansıttığını belirtmiştir Y.Arslan/Oyun Stratejileri

7 Oyunu tanımlamaya çalışırken ya da oyunla ilgili bir yazı okurken, "Huizinga" ile karşılaşmamak mümkün değildir. “Huizinga", oyunun insan için önemini ve insanın, kültürü oluştururken kullandığı oyunu, belgelere dayandırarak “Home Ludens” isimli kitabında ortaya koymuştur. Huizinga (1995: 16)’ya göre, "Oyun; özgürce razı olunan, ama tamamen emredici kurallara uygun olarak belirli zaman ve mekân sınırları içinde gerçekleştirilen, bizatihi bir amaca sahip olan, bir gerilim ve sevinç duygusu ile 'alışılmış hayattan başka türlü olmak' bilincinin eşlik ettiği, iradi bir eylem veya faaliyettir." Y.Arslan/Oyun Stratejileri

8 Huizinga “Homo Ludens’te, oyunun kültürden daha eski olduğunu vurgularken, insan uygarlığının genel oyun kavramına hiçbir temel özellik katmadığını belirtmiştir. Ona göre hayvanlar tamamen insanlar gibi oyun oynamakta ve oyunun bütün temel çizgileri hayvan oyunlarında çoktan gerçekleştirilmiş durumdadır. Oyun Huizinga’da “kendisinden başka bir şeye indirgenemeyen bir olgudur”. Oyun, sadece biyolojik bir olgu da değildir. Aynı anda fazla enerjinin boşaltılması; dinlenme ve rahatlama gereksiniminin karşılanması; hayata hazırlanmak; toplumun dolaysız doyumlarını yasakladığı içgüdülerin doyumlandırılması; kişinin kendi üstünlüğünü sınamak ve göstermek için toplumun diğer üyeleri ile yarışmaya girmesi vb.’dir (Oskay, 2000: 146) Y.Arslan/Oyun Stratejileri

9 Oyun kendisine katılanları gönüllü ve kendiliğindenlikli bir yaşam alanına kavuşturmakta; onları toplumun diğer üyelerinden (alanlarından) ayırmakta; onlara, toplumdan geçici olarak tecritlenmiş bir mekan ve olağan zamandan farklılaştırılmış ayrı bir zaman sağlamaktadır. Oyun için konulmuş olan ve uyulduğu için geçerli sayılan kurallar, belirli bir süre ile sınırlanmışlık ve oyundan başka hiçbir dış gerçeklikle temasta bulunmama olanağı, oyunda, olağan hayattan daha büyük zevkler bulabilmeyi, oyunla dinlendirici bir zaman geçirmeyi sağlamaktadır. Bu durum oyuna katılan topluluk üyeleri arasında dayanışma sağlamakta; onlara maddi çıkar endişelerinden uzak bir yaşam biçimi sunmaktadır (Oskay, 2000: ) Y.Arslan/Oyun Stratejileri

10 Huzinga’ya göre oyun kendisine zıt olan şeylerle, yani ciddi olan şeylerle, olağan olanlarla, gündelik yaşamda yaşananlarla açıklanabilir. Bu, oyunun gönüllü bir katılım olduğunu göstermektedir. Ona göre, her oyun gönüllü bir eylemdir. Emirlere bağlı oyun, oyun değildir. Huizinga, oyunun, insan ve sorumlu yetişkin insan için, isterse oyunu ihmal edebileceği bir işlev olduğunu söylemektedir. Oyun her an ertelenebilir veya iptal edilebilir. Oyun bir görev değildir. “Serbest zaman” içerisinde gerçekleştirilir Y.Arslan/Oyun Stratejileri

11 Oyunun iki temel çizgisi, oyunun “serbest olması” ve “özgür” olmasıdır. Oyun “gündelik” ya da “gerçek” hayat değildir. Oyun “yalıtılmış” ve “sınırlı” olma özelliklerine sahiptir. Oyun zaman ve mekan olarak bazı sınırların içerisinde oynanmaktadır. Oyun alanının sınırları içerisinde kendine özgü ve mutlak bir düzen hüküm sürmektedir. Huizinga buradan hareketle oyunun düzen yarattığını hatta oyunun düzenin ta kendisi olduğunu söylemektedir Y.Arslan/Oyun Stratejileri

12 Dünyanın mükemmel olmaması ve hayatın karmaşıklığı içinde; geçici ve sınırlı bir mükemmellik yaratan oyun, mutlak bir düzen gerektirmekte, bu düzenin en küçük ihlali oyunu bozmakta, oyunun niteliğini ve değerini yok etmektedir. Oyuna uygulanabilen nitelemeler arasında “gerilim” de sayılmaktadır. Gerilim belirsizliğe ve şansa işaret etmekte, gevşemeye yönelik bir eğilim de göstermektedir. Gerilim unsuru beceri oyunlarına ya da yapboz, fal, hedefe atış gibi bireysel problem oyunlarına hükmetmekte ve oyun az veya çok bir yarışma niteliği kazandıkça daha da önem kazanmaktadır. Bu gerilim zar oyunlarında ve sportif yarışmalarda doruk noktasına çıkmaktadır Y.Arslan/Oyun Stratejileri

13 Huizinga, oyuna ilişkin açıklamaları ışığında özetle; “oyunun biçim açısından özgür, kurmaca ve olağan hayatın dışında yer aldığı hissedilen, ama yine de oyuncuyu tamamen özümleme yeteneğine sahip bir eylem” olduğunu söylemektedir Y.Arslan/Oyun Stratejileri

14 “ Oyun her türlü maddi çıkar ve yarardan arınmış bir eylemdir ve bu eylem bilhassa sınırlandırılmış bir zaman ve mekanda tamamlanmaktadır.” Y.Arslan/Oyun Stratejileri

15 “Oyun belirli kurallara uygun olarak düzen içinde cereyan etmekte ve kendilerini gönüllü olarak bir esrar havasıyla çevreleyen ya da alışılmış dünyaya yabancı olduklarını kılık değiştirerek vurgulayan grup ilişkileri doğurmaktadır.” Y.Arslan/Oyun Stratejileri

16 Oyun kültüre bir geçiş, çocuk oyunları da çocukların yetişkinler dünyasına katılmalarını sağlayan bir yoldur (And, 1979: 43). Bazı çocuk oyunlarının eski ritüel, inanç ve büyü kalıntılarını günümüz toplumlarında halen yaşatmaları sebebiyle kültür aktarımına en iyi kaynağı teşkil etmeleri de önemli saptamalardan biridir (Boratav, 1994: ). Çocuk oyunlarının çoğunun eski ritüellerin devamı olmasına örnek olarak uçurtma, kamçı (topaç), kukla, körebe ve salıncak oyunları örnek gösterilebilir Y.Arslan/Oyun Stratejileri

17 Konya’da çocukların uçurtma uçurmasının hem günah olduğu hem de uçurtma uçurulduğu zaman yağmur yağmayacağı, ekinlerin kuruyacağı inancı vardı. Japonya ve Kore de ise uçurtmanın -Hindistan’daki salıncak gibi- gök ile yeryüzü arasındaki ilişkiyi kurmak için oynandığı tespit edilmiş. Konya’da çocukların kamçı ile döndürdükleri topaç (fırça ya da kozak oyunu da denir) oyununa iyi gözle bakılmazdı; çünkü fırçayı bulan Yezit’in, İmam Hüseyin’i öldürttükten sonra kellesini ayağıyla vura vura döndürdüğü inancı vardır. Sol, Y.Arslan/Oyun Stratejileri

18 Anadolu’da çok yaygın olan kukla oyunu da Şamanizm kalıntısı olarak yağmur yağdırmak için kuklanın kullanılmasıyla bağlantılıdır. Anadolu’da çok bilinen körebe oyununun çok eskilerde başrahip olan kişinin keçi kılığına girmesi ve bir günah keçisi araması, birine dokununca da “yandın” diye bağırması, o kişinin gerçekten kurban olarak yakılması ritüelinin kalıntısı olabileceği söylenmektedir. Sol, Y.Arslan/Oyun Stratejileri

19 İnsanın ilerdeki yaşamında yararlı olacak bilgi, beceri, alışkanlık ve yaşantıları oyun etkinlikleriyle elde edip, geliştirdiği görüşü araştırmacıların hemen hemen hepsi tarafından kabul görmüştür. Bu açıdan bakıldığında; oyunlar çocuklar için toplumsal davranış kalıplarının pratik olarak denendiği en uygun ortamı sağlamaktadır. Bourdieu’nun (2006), toplumun devamlılığı için kritik bir önemi bulunduğunu söylediği “edinilmiş yatkınlıkların” birçoğu çocuk oyunlarında kazanılmaktadır Y.Arslan/Oyun Stratejileri

20 Günümüzde oyun daha önemli Çağımız, insanları hareketsizliğe sevk eden bir yaşam ortamı sunmaktadır. Yaratıcılığa imkân vermeyen teknolojik donanımlar, betonlaşmış çevre, her yere araçla gitme alışkanlığı, yürüyen merdivenler, uzaktan kumandalı ev araçları insanları her geçen gün hareketsizliğe sevk etmektedir Y.Arslan/Oyun Stratejileri

21 Bugün apartman dairelerinde, kalabalık okul ve kreşlerde yaşayan, sınırlı olarak hareket imkânı bulan, zamanının büyük bir kısmını kapalı alanlarda geçiren çocuklar; yeterli oyun alanı bulamamaktadırlar. “Oyunla hemen hemen herşeyi öğretmek mümkündür.” Çocuk, oyun içerisinde deneyim kazanmakta, taktikler geliştirmekte, düşünüp çözüm yolları üretmekte ve çeşitli kararlar almaktadır. Böylece, kazandırılmak istenen beceriler, değerler ve kazanımlar oyun içerisinde kolaylıkla kazandırılabilmektedir Y.Arslan/Oyun Stratejileri

22 Oyun içerisinde daha rahat davranan çocuk, zayıf yönlerini kavrayarak; yeteneklerini, gerçek kişiliğini, bilgi düzeyini daha yalın ve gerçekçi bir şekilde ortaya çıkarır. Oyun, çocuğun psikomotor (devinişsel), zihinsel (bilişsel) ve duyuşsal gelişiminde hayati bir öneme sahiptir. Oyun, aynı zamanda bireyin ahlaki (moral) gelişimini sağlayan önemli bir olgudur (Çamlıyer, 2001) Y.Arslan/Oyun Stratejileri

23 OYUN SINIFLAMALARI Oyun farklı yaş dönemlerine göre değişiklik gösterir. 2 yaşından sonra çocuklar yaşantılarının farklı yönlerini yansıtan dramatik oyunlara yönelirler. Çocukların oyun dönemlerini şöyle sıralayabiliriz: 1.Tek başına oyun: Başlangıçta çocuklar için mümkün olan tek oyundur. Bu oyun biçiminde çocuklar arkadaşları ile birlikte oynama girişiminde bulunmazlar. 2.Başka bir oyunu izleme: Tek başına oyun evresinden sonra gelir. Bu evrede çocuklar diğer çocuklarla ilişki kurmadan sadece onların oyun oynamasını izler Y.Arslan/Oyun Stratejileri

24 3. Paralel oyun: Aynı oyun malzemesini kullanan çocukların yan yana oynamalarına karşın faaliyetlerini bağımsız sürdürmeleridir. 4. İşbirliğine dayalı kurallı oyun: İşbirliğine dayalı kurallı oyunda amaç; topluca organize olmak belirli bir sonuca ulaşmaktır. Yavuzer, Y.Arslan/Oyun Stratejileri

25 Gelişim kuramcılarından Piaget oyunları şu üç başlık altında ele almıştır: 1)Alıştırma oyunları: Bu oyunlar çocukların gelişiminde duyusal motor dönem olarak isimlendirilen doğumdan yaklaşık iki yaşına kadar olan bölüme uyar. Bu dönemde bebekler yavaş yavaş hareket etmeye başlamıştır ve zihinsel gelişimde ise çevreden beş duyusu ile aldığı uyaranları birleştirip, sınıflandırmaya çalışmaktadır. Bebek çıngırağının rengini ve sesini alır ve sınıflandırır Y.Arslan/Oyun Stratejileri

26 2) Simgesel oyunlar: Bu gelişim döneminde 2 yaş ile 7 ve 8 yaşları arasındaki dönemi içerir. Bu oyunların içeriği alıştırmalardan, simgeler ve varsayım boyutuna kadar değişmektedir. Çocuk kendi gerçeklerini hareketlerle yaşatmaktadır. Bunun en belirgin örneği sanki varmış gibi oyunlardır Y.Arslan/Oyun Stratejileri

27 Çocuğun bir köşede yarattığı evcilik oyunu, bir odun ya da plastik çubuk ile oluşturulan atı sürmesi gibi örnekler bu gruptandır. Burada çocuk düşüncelerini yeterince gelişmemiş dili ile anlatamadığından bunları simgesel oyunla anlatmaktadır. Ayrıca bu anlatım yoluyla zihinsel simge ve uygulamalar yinelenerek özümsenmektedir. Evcilik oyunu ile hem duygu ve düşünceler aktarılmakta, hem de annelik özdeşimi sindirilmektedir Y.Arslan/Oyun Stratejileri

28 3) Kurallı oyunlar: Bu dönemde çocuk ilk olarak kendinden büyüklerin oyunlarını taklit etmeye başlar. Bu oyunlar 7-8 yaşlarından sonra kurulmaya başlar ve çocuğu sosyalleşmeye yönlendirir. İlk iki oyun yaş ilerledikçe azalmakta ve yerini kurallı oyunlara bırakmaktadır. Bu değişme çocuğun ilişkilerini ve sosyalleşmesini yansıtmaktadır Y.Arslan/Oyun Stratejileri

29 Oyunla kazanılan beceriler Eleştirel düşünme becerisi Yaratıcı düşünme becerisi İletişim becerisi Araştırma becerisi Problem çözme becerisi Bilgi teknolojilerini kullanma becerisi Girişimcilik becerisi Türkçeyi doğru, güzel ve etkili kullanma becerisi Sınıflandırma becerisi Planlama becerisi Kendini kontrol etme Çabuk karar verme Uyarlama becerisi Y.Arslan/Oyun Stratejileri

30 Risk alma becerisi Hakkını koruma becerisi Görev paylaşımı yapma Özeleştiri yapma Sunu Yapma İlişkilendirme Becerisi Çok Yönlü Düşünme Y.Arslan/Oyun Stratejileri

31 Oyunla kazanılan değerler Dayanışma Estetik Sorumluluk Yardımseverlik Duyarlılık Bilimsellik Hoşgörü Farklılıklara saygı duyma Temizlik alışkanlığı Yenilgiyi kabullenme Kazananı tebrik etme Eleştiriye açık olma Sağlığa önem verme Y.Arslan/Oyun Stratejileri

32 Kötü tezahürata karşı olma Kendini başkasının yerine koyma Fedakârlıkta bulunma Sahadaki mücadeleyi dışarı yansıtmama Dostça mücadele etme Bencil olmama Adil Olma Sabırlı Olma Haksızlığa karşı olma Hakkına razı olma Spor ahlakını kazanma Geleneksel ve milli değerlerine sahip çıkma Kurallara uyma Y.Arslan/Oyun Stratejileri

33 Oyunun çocuğun sosyal gelişimindeki etkileri şu şekilde sıralanabilir: Çocuk, oyunda aile içindeki rolleri üstlenerek, aile bireylerinin görevlerini, sorumluluklarını, davranış biçimlerini öğrenebilir ve kendine uygun gördüklerini tekrarlayarak, pekiştirebilir. Oyun, çocuğun kişisel ve toplumsal alışkanlıkları kazanmasında çok etkili bir yöntemdir Y.Arslan/Oyun Stratejileri

34 Oyunda, çeşitli meslek gruplarını taklit ederek, o rolün kurallarını öğrenebilir. Diğer insanlarla iletişim kurmayı, gözlem ve işbirliği yapmayı ve yardımlaşma duygularını geliştirebilir. Oyun yoluyla teşekkür etme, günaydın, iyi geceler deme gibi sözel kuralları ve sıra bekleme, konuşan birini dinleme, trafik kurallarına uyma, telefonla konuşma gibi sözel olmayan kuralları öğrenebilir Y.Arslan/Oyun Stratejileri

35 Doğru-yanlış, iyi-kötü, güzel-çirkin, haklı-haksız gibi ahlaki kavramları pekiştirebilir. Başkalarına saygı gösterme, başkalarının ve kendi haklarını koruma, verilen görevleri üstlenme, karar verip uygulayabilme, işbirliği yapabilme gibi toplumsal kuralları da öğrenebilir. Tüm gelişim alanlarında olduğu gibi toplumsallaşmada çok önemli bir yere sahip olan dilin gelişimini de destekleyicidir Y.Arslan/Oyun Stratejileri

36 Fiziksel Gelişime Olan Etkileri Hareketli oyunlar sırasında çocuğun çeşitli kasları (büyük- küçük) kasılma ve uzamalarla çalışma halindedir. Kalp atışı, kan dolaşım hızı ve solunum normalin üstünde çıkar. Bunun sonucu olarak sıklaşan ve derinleşen solunum sayesinde kana havadan bol oksijen gider. Ayrıca kan dolaşımının normalden hızlı olması, dokulara daha çok besin taşınmasına yardımcı olur Y.Arslan/Oyun Stratejileri

37 Oyun sırasında, bazı tekrarlamalarla kaslar o hareketi ezberlemiş olur. Örnek olarak çocuğun bir eliyle topu duvara atıp tutmasını ele alalım. Çocuk, birçok egzersiz sonucu bunun en iyisini yapacaktır. Denge oyunları, toplarla çalışmalar ve buna benzer oyunlar çocuğu dış çevreye karşı acemi olmaktan kurtarır. Karşısına çıkacak bir engeli kolayca aşabilme yeteneğini kazandırır. Aynı zamanda gücünü yerinde ve zamanında kullanma yeteneğini de kazandırır Y.Arslan/Oyun Stratejileri

38 Sonuç Çocukların kendi dünyalarında belki de “ciddi”ye aldıkları eylemlerin en başında, oyun yer almaktadır. Oyun, her ne kadar çok basit kuralları olan bir eylemmiş gibi görünse de, çocukların dünyasından bakıldığında karmakarışık kuralları olan, kendi içinde hiyerarşisi ve sistematiği olan, ciddiye alınması gereken bir eylemdir. Çocuğun bütüncül gelişimi ve yaşamsal mutluluğu için oyun oynamaya ihtiyacı vardır. Özbakır, Y.Arslan/Oyun Stratejileri

39 Başta aileler olmak üzere toplumun tüm kurumları çocuklar için uygun oyun ortamları oluşturmalı ve rengi, dili, ırkı ve sosyo-ekonomik sınıfı ne olursa olsun her çocuğun özgürce oyun oynaması sağlanmalıdır. Sonuç olarak; oyunla toplumsallaşan ve devinişsel, bilişsel ve duyuşsal gelişimini tamamlamış mutlu çocuklar yetiştiren ülkelerin geleceklerinin olumlu yönde şekilleneceği söylenebilir Y.Arslan/Oyun Stratejileri


"OYUN STRATEJİLERİ 30.09.20091Y.Arslan/Oyun Stratejileri." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları