Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

AIDS ÖĞRETİM GÖREVLİSİ Sibel Serap CEYLAN 1. AIDS bağışıklık sisteminin etkisiz hale gelmesi ile fırsatçı enfeksiyonların hastalık tablosuna eklendiği.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "AIDS ÖĞRETİM GÖREVLİSİ Sibel Serap CEYLAN 1. AIDS bağışıklık sisteminin etkisiz hale gelmesi ile fırsatçı enfeksiyonların hastalık tablosuna eklendiği."— Sunum transkripti:

1 AIDS ÖĞRETİM GÖREVLİSİ Sibel Serap CEYLAN 1

2 AIDS bağışıklık sisteminin etkisiz hale gelmesi ile fırsatçı enfeksiyonların hastalık tablosuna eklendiği bir enfeksiyon hastalığıdır. AIDS bağışıklık sisteminin etkisiz hale gelmesi ile fırsatçı enfeksiyonların hastalık tablosuna eklendiği bir enfeksiyon hastalığıdır. 2

3 DÜNYADAKİ DURUM 3

4 Dünyada 2011 yılında milyon arasında HIV pozitif kişi bulunduğu, Dünyada 2011 yılında milyon arasında HIV pozitif kişi bulunduğu, 2.5 milyon kişinin HIV’le yeni enfekte olduğu, 2.5 milyon kişinin HIV’le yeni enfekte olduğu, 1.7 milyon kişinin ise AIDS nedeniyle öldüğü bilinmektedir (UNIADS/WHO, 2012). 1.7 milyon kişinin ise AIDS nedeniyle öldüğü bilinmektedir (UNIADS/WHO, 2012). 4

5 TÜRKİYE’DEKİ DURUM 5

6 Ülkemizde de yeni vaka sayıları yıldan yıla giderek artmakta, Ülkemizde de yeni vaka sayıları yıldan yıla giderek artmakta, Haziran 2012 itibariyle Sağlık Bakanlığı verilerine göre; Haziran 2012 itibariyle Sağlık Bakanlığı verilerine göre; HIV/AIDS’li birey sayısı 5740 ve HIV/AIDS’ın görülme sıklığının % 01 altında olduğu yayınlanmıştır HIV/AIDS’li birey sayısı 5740 ve HIV/AIDS’ın görülme sıklığının % 01 altında olduğu yayınlanmıştır 6

7 7 HIV ENFEKSİYONU BUZDAĞI GÖRÜNÜMÜ TÜM AİDS BULGULARI MEVCUT BİREYLER HIV İLE ENFEKTE OLAN,KENDİNİ HASTA HİSSEDEN ANCAK HASTALIK BELİRTİLERİ TAM OLARAK TANIMLANAMAMIŞ BİREYLER Henüz tanı almamış (HIV POZİTİF ASEMPTOMATİK BİREYLER) 3 YIL İÇİNDE %10’U BUZDAĞININ EN ÜSTÜNE GEÇER %25’İ AIDS RELATED COMPLEKS-ARC (+) HALE GELİR BUZ DAĞININ GÖRÜNEN YÜZÜNÜN HEMEN ALTINDA YER ALIRLAR

8 Tüm dünya ülkelerinde hızla yayılımını sürdüren, kadın, erkek, çocuk ayırımı gözetmeksizin herkese bulaşabilen bu enfeksiyon ölümcül olup, henüz kesin tedavisi yada aşısı bulunmamaktadır. Tüm dünya ülkelerinde hızla yayılımını sürdüren, kadın, erkek, çocuk ayırımı gözetmeksizin herkese bulaşabilen bu enfeksiyon ölümcül olup, henüz kesin tedavisi yada aşısı bulunmamaktadır. 8

9 AIDS(Acquired immune deficiency syndrom) Kazanılmış İmmün Yetmezlik Sendromu sözcüklerinin baş harflerinden türemiş İngilizce bir kısaltmadır. AIDS(Acquired immune deficiency syndrom) Kazanılmış İmmün Yetmezlik Sendromu sözcüklerinin baş harflerinden türemiş İngilizce bir kısaltmadır. 9

10 Etkeni Uluslarası alanda HIV olarak bilinen bir virüstür Etkeni Uluslarası alanda HIV olarak bilinen bir virüstür Virüs bağışıklık Sistemi üzerine etkilidir Virüs bağışıklık Sistemi üzerine etkilidir Etkilenen Bağışıklık Sistemi normalde dirençli olunan birçok enfeksiyona ve kötü huylu tümörlere karşı koruma sağlayamaz Etkilenen Bağışıklık Sistemi normalde dirençli olunan birçok enfeksiyona ve kötü huylu tümörlere karşı koruma sağlayamaz Sonunda bu hastalıklardan birinin ortaya çıkması ile kişide AIDS gelişir. Sonunda bu hastalıklardan birinin ortaya çıkması ile kişide AIDS gelişir. 10

11 11

12 1995:İlk proteaz inhibitörü 1996:Birleşik tedaviler 1998:HIV aşısının klinik çalışmaları Kongo’lu bir kişinin 1959’da alınmış kanından HIV üretilmiş Zhu T et al. Science 1998; 391:594 HIV , HIV yıllarında şempanzelerden insanlara bulaşmış? (Afrika?) 12

13 FİZYOPATOLOJİ HIV de dahil olmak üzere virüsler, kendi kendilerini kopyalayamazlar, çoğalamazlar Varlığını sürdürmek için HIV’in vücuttaki sağlıklı bir hücreyi işgal etmesi gerekmektedir HIV, CD4 hücrelerini işgal etmeye eğilimlidir 13

14 Virüs, bulaş yollarından herhangi biri ile alındıktan ve dolaşıma karıştıktan sonra, CD4 reseptörleri taşıyan T helper hücreleri ile monosit ve makrofajlara bağlanır 14

15 Virüs, bu hücrelerin içine girerek sahip olduğu enzimlerin de yardımıyla (revers transkriptaz vb), kendi RNA'sından yeni DNA'lar üretir 15

16 Bu yeni DNA'lar hücrenin genomuna girer ve bunların okunmasıyla birçok yeni virüs oluşturulur 16

17 Yeni oluşan virüsler hücreyi iyice doldurduktan sonra hücreden tomurcuklanarak veya hücrenin patlamasıyla çevreye yayılır ve yeni hücreleri enfekte eder Viremi dönemi hiç semptomsuz seyredebileceği gibi, birkaç hafta süren grip benzeri bir tablo (akut retroviral sendrom) da gözlenebilir. Bu dönemde hastaların kanında antikor bulunmaz. Antikorların oluşmadığı bu dönem, 6 hafta-1 yıl (ort.3-6 ay) devam eder Hastaların kanında virüslerle kompleks oluşturacak kadar antikor oluştuktan sonra viremi sona erer, antikor testleri pozitifleşir 17

18 Asemptomatik taşıyıcılık dönemi 1,5-10 yıl (ort 5-6 yıl) devam eder. Asemptomatik taşıyıcılık dönemi 1,5-10 yıl (ort 5-6 yıl) devam eder. 18

19 İki veya daha fazla bölgede en az 3 ay devam eden ve başka nedenlerle açıklanamayan lenfadenopati ile karakterize olan bu dönemde pamukçuk ve uçuk gibi bağışıklık sisteminin baskılanmasının göstergeleri sayılabilecek hafif enfeksiyonlar izlenebilir Bu dönemi takip eden 2-4 yıl içinde AIDS tablosu ortaya çıkar 19

20 Zamanla virüsle enfekte hücre sayısı artar ve bağışıklık sistemi bu yükü temizlemekte yetersiz kalır. Virüsle enfekte T hücre sayısı azalır, hastalar immün suprese hale gelir Zamanla virüsle enfekte hücre sayısı artar ve bağışıklık sistemi bu yükü temizlemekte yetersiz kalır. Virüsle enfekte T hücre sayısı azalır, hastalar immün suprese hale gelir 20

21 HIV ENFEKSİYONUNUN DOĞAL SEYRİ Klinik spektrum asemptomatik dönemden AIDS’e kadar değişir Hastaların çoğu başlangıç enfeksiyonundan sonra uzun dönem asemptomatik kalır Enfeksiyondan sonraki 2 yıl içinde AIDS gelişme oranı %5’ten azdır 10 yıl içinde vakaların %48’inde HIV enfeksiyonunun son dönemine ulaşılır 21

22 KLİNİK BİLGİLER HIV Enfeksiyonunun Klinik Evresinde Ortaya Çıkan Belirtiler  Belirli bir nedene bağlı olmaksızın haftalarca süren derin bitkinlik  2 ay içerisinde beklenmedik %10’dan fazla kilo kaybı  Birkaç haftadan uzun süren nedeni açıklanamayan ateş, titreme ve gece terlemesi  İlk bakışta çürüğe benzeyen, ancak kaybolmayan, ağrısız, vücudun her yerinde bulunan, sert ve gittikçe büyüyen pembe-kızıl renkli lekeler 22

23  Belirgin bir sebebi olmayan ve 2 haftadan uzun süren koltuk altı ve boyun lenf bezlerinde şişlik  Solunum güçlüğü ve kuru öksürük  Ağızda devamlı beyaz lekeler olması, uçuklar  Geçmeyen ishal 23

24 Asemptomatik Dönem Kişiler asemptomatiktir Kişiler asemptomatiktir Fizik inceleme normaldir Fizik inceleme normaldir Bazı olgularda; Bazı olgularda; *İnguinal bölge dışında 2 bölgede büyümüş lenf nodları, Cilt bulguları Bu dönemde lenfatik dokularda virus replikasyonu devam eder Bu dönemde lenfatik dokularda virus replikasyonu devam eder 24

25 CD4 sayısı progresif olarak azalır CD4 sayısı progresif olarak azalır Asemptomatik dönem 2-15 yıl (ortalama 7-10 yıl) Asemptomatik dönem 2-15 yıl (ortalama 7-10 yıl) CD4 sayısı genellikle 500/mm³ üzerindedir CD4 sayısı genellikle 500/mm³ üzerindedir Olgular 6 ayda bir kan sayımı, CD4 hücre sayımı, HIV RNA bakılarak değerlendirilmelidir 25

26 Erken semptomatik dönem Klinik olarak; Klinik olarak; Ateş Ateş Açıklanamayan kilo kaybı Açıklanamayan kilo kaybı Tekrarlayan diyare Tekrarlayan diyare Halsizlik Halsizlik Baş ağrısı Baş ağrısı 26

27 Laboratuvar CD4 hücre sayısı /mm³ Anemi Lökopeni Trombositopeni Transaminaz düzeylerinde yükselme Yaklaşım Hastalara antiretroviral tedavi başlanması önerilir 27

28 Geç semptomatik dönem CD4+ lenfosit sayısı 200/mm³ altındadır Fırsatçı enfeksiyonlar ve malignensilerin görülme sıklığı artar AIDS ile ilişkili ‘wasting’ (erime), demans, periferik nöropati bu dönemin özelliğidir Laboratuvar CD4+ lenfosit 200/mm³ altındadır Anemi,lökopeni,trombositopeni LDH, globulin artar Kreatinin artışı+proteinüri, HIV ile ilişkili nefropati 28

29 AİDS VE ENFEKSİYON HASTALIKLARI HSV tip 1 ve 2 enfeksiyonları:   Herpes enfeksiyonları, AIDS’lilerde daha şiddetli ve atipik seyreder.   Anogenital, orofasiyal, perirektal ve periungual kronik ülserlere yol açarlar.   Geniş, ağrılı ülserlere dönüşmeye ve nüks etmeye eğilimli ve skarla iyileşen lezyonlar görülebilir.   Tedaviye dirençlidirler. .  Hepatit, pnömoni ve ensefalite yol açabilir. 29

30 VARİSELLA ZOSTER VİRÜS enfeksiyonu: Zonaya, AIDS’li hastalarda normalden 7-15 kat fazla rastlanır. Lezyonlar büllöz, hemorajik, nekrotik ve hipertrofik olabilir. Pnömoni, hepatit ve ensefalit gelişebilir. Tedaviye direnç uyarıcı olmalıdır. 30

31 CMV enfeksiyonu: Sağlıklı kişilerde asemptomatik seyrederken, AIDS’lilerde en önemli viral patojendir ve retinit, kolit ve proktit oluşturur. Deride spesifik bir lezyonu yoktur, yaygın makülopapüler, büllöz, nodüler, verrüköz veya peteşiyal ekzantem oral mukozada nekrotik ülserler görülebilir. Deri tutulumu kötü prognoz işaretidir. 31

32 EBV enfeksiyonları: HIV’li kişilerde, dil kenarlarına yerleşen beyaz, verrüköz plaklar tarzında oral kıllı lökoplazi’yi yapar. HIV’li kişilerde, dil kenarlarına yerleşen beyaz, verrüköz plaklar tarzında oral kıllı lökoplazi’yi yapar. Papilla hipertrofisinin bir sonucudur. Papilla hipertrofisinin bir sonucudur. Genellikle asemptomatiktir ve ovma ile silinemez, hastalığın ilerlediğini gösterir. Genellikle asemptomatiktir ve ovma ile silinemez, hastalığın ilerlediğini gösterir. 32

33 HPV enfeksiyonları: HIV (+) kişilerde çok sayıda ve tedaviye dirençli verrüler görülür. HIV (+) kişilerde çok sayıda ve tedaviye dirençli verrüler görülür. Yüz ve ağız içi yerleşimi sıktır. Genital bölgede kondiloma akümünata (siğil) gelişebilir, zaman içinde spinoselüler karsinomaya dönüş görülebilir. Yüz ve ağız içi yerleşimi sıktır. Genital bölgede kondiloma akümünata (siğil) gelişebilir, zaman içinde spinoselüler karsinomaya dönüş görülebilir. 33

34 Molloskum kontagiozum AIDS’de göz kapakları, aksilla, kasıklar ve kalçalarda tek veya çok sayıda, büyük lezyonlar şeklinde görülür. Çok bulaşıcıdır. AIDS’de göz kapakları, aksilla, kasıklar ve kalçalarda tek veya çok sayıda, büyük lezyonlar şeklinde görülür. Çok bulaşıcıdır. 34

35 Kandidiyazis: En sık görülen fungal enfeksiyondur. En sık görülen fungal enfeksiyondur. Orofaringeal ve laringeal yayılım gösterir Orofaringeal ve laringeal yayılım gösterir Kadınlarda vulvovajinit ve intertrigo sıktır. Kadınlarda vulvovajinit ve intertrigo sıktır. Oral lezyonlar kazınmakla kolay kalkar ve kanayan bir mukoza görülür. Oral lezyonlar kazınmakla kolay kalkar ve kanayan bir mukoza görülür. Terminal safhada sistemik yayılım olabilir. Terminal safhada sistemik yayılım olabilir. 35

36 Dermatofitozlar: Bu kişilerde, atipik dermatit enfeksiyonları gözlenir. Bu kişilerde, atipik dermatit enfeksiyonları gözlenir. Genellikle yüzde T. fasiale şeklinde yerleşir, tedaviye dirençlidir ve sık nüks eder. Genellikle yüzde T. fasiale şeklinde yerleşir, tedaviye dirençlidir ve sık nüks eder. Onikomikozis de sık gözlenir, özellikle proksimal subungual onikomikoz görülür Onikomikozis de sık gözlenir, özellikle proksimal subungual onikomikoz görülür 36

37 Derin fungal enfeksiyonlar: Dissemine kriptokokkoz, Dissemine kriptokokkoz, koksidioidomikoz, koksidioidomikoz, histoplazmoz ve sporotrikoz en sık rastlanan tablolardır. histoplazmoz ve sporotrikoz en sık rastlanan tablolardır. 37

38 Stafilokoksik enfeksiyonlar: HIV (+) kişilerde; folikülit, impetigo, fronkül, karbonkül, sellülit, toksik şok sendromu ve sekonder enfeksiyon gibi tablolara yol açar, bakteriyemi ve sepsis gelişebilir. HIV (+) kişilerde; folikülit, impetigo, fronkül, karbonkül, sellülit, toksik şok sendromu ve sekonder enfeksiyon gibi tablolara yol açar, bakteriyemi ve sepsis gelişebilir. Özellikle fronküloz, immün yetmezlik açısından uyarıcı olmalıdır. Özellikle fronküloz, immün yetmezlik açısından uyarıcı olmalıdır. 38

39 Basiller anjiomatozis (damar lezyonu) Sıklıkla AIDS ile ilişkili bir hastalıktır, riketsiya grubundan bartonella henselae tarafından oluşturulur. Sıklıkla AIDS ile ilişkili bir hastalıktır, riketsiya grubundan bartonella henselae tarafından oluşturulur. Piyojenik granülom veya Kaposi sarkomuna benzeyen, kolay kanayan sayıda papül, nodül ve ülserlerle karakterizedir. Piyojenik granülom veya Kaposi sarkomuna benzeyen, kolay kanayan sayıda papül, nodül ve ülserlerle karakterizedir. 39

40 Tüberküloz ve atipik mikobakteriyal enfeksiyonlar: Akciğer, deri ve diğer organlarda normalde beklenenden daha sık rastlanır. Akciğer, deri ve diğer organlarda normalde beklenenden daha sık rastlanır. Tbc’li hastaların %10’unda deri tutulur Tbc’li hastaların %10’unda deri tutulur 40

41 Sifiliz: AIDS’lilerde normal popülasyondan daha sık görülür. Sifiliz: AIDS’lilerde normal popülasyondan daha sık görülür. 41

42 Skabies: Farklı klinik tutulumlara (yaygın, şiddetli, atipik yerleşim ve Norveç uyuzu...) yol açabilir. Farklı klinik tutulumlara (yaygın, şiddetli, atipik yerleşim ve Norveç uyuzu...) yol açabilir. Genellikle yüz ve başta da lezyonlar görülür ve tedavilere cevap zayıftır. Genellikle yüz ve başta da lezyonlar görülür ve tedavilere cevap zayıftır. 42

43 HIV İLE İLİŞKİ NEOPLAZİLER: 43

44 Kaposi sarkomu: Endotelyal kaynaklı multifokal tümörlerdir. Endotelyal kaynaklı multifokal tümörlerdir. Epidemik formu AIDS ile ilişkili olarak görülür. Epidemik formu AIDS ile ilişkili olarak görülür. Başlangıçta asemptomatik eritemli mor maküllerle başlar. Daha sonra hafif kabarık viyolese veya kahverengi, renge döner. Başlangıçta asemptomatik eritemli mor maküllerle başlar. Daha sonra hafif kabarık viyolese veya kahverengi, renge döner. Genellikle oval olan lezyonların uzun eksenleri deri çizgilerine paraleldir. Genellikle oval olan lezyonların uzun eksenleri deri çizgilerine paraleldir. Sık görülen yerleşim yerleri; sert damak, burun ucu, gövde, bacaklar, yüz ve oral kavitedir. Sık görülen yerleşim yerleri; sert damak, burun ucu, gövde, bacaklar, yüz ve oral kavitedir. 44

45 Kaposi Sarkomu 45

46 Kaposi Sarkomu 46

47 Diğer malignensiler: Santral sinir sistemi lenfoması, Santral sinir sistemi lenfoması, Non-Hodgkin lenfoma, Non-Hodgkin lenfoma, oral kavitede spinoseLlüler karsinom, oral kavitede spinoseLlüler karsinom, anorektal karsinom ve anorektal karsinom ve melanoma tipi kanserler AIDS’ de daha sık görülür. melanoma tipi kanserler AIDS’ de daha sık görülür. 47

48 Yaklaşım Fırsatçı enfeksiyonların profilaksi, tanı ve tedavisi önem taşır Fırsatçı enfeksiyonların profilaksi, tanı ve tedavisi önem taşır Önceden tedavi almamışsa hemen antiretroviral tedavi başlanmalıdır Önceden tedavi almamışsa hemen antiretroviral tedavi başlanmalıdır Tedavi alıyorsa daha güçlü ajanlardan oluşan tedaviye geçilmelidir Tedavi alıyorsa daha güçlü ajanlardan oluşan tedaviye geçilmelidir 48

49 İleri evre CD4+ lenfosit sayısı 50/mm³ altındadır CD4+ lenfosit sayısı 50/mm³ altındadır Nörolojik tutulum belirgindir Nörolojik tutulum belirgindir Erime sendromu gelişir Erime sendromu gelişir Kalori alımındaki azalma Kalori alımındaki azalma Katabolizmadaki hızlanma Katabolizmadaki hızlanma Malabsorbsiyon nedeniyle Malabsorbsiyon nedeniyle Yaklaşım geç semptomatik dönemdeki gibidir Yaklaşım geç semptomatik dönemdeki gibidir 49

50 BULAŞMA YOLLARI 50

51 AIDS virüsü enfekte kişinin vücut sıvılarında bulunur ve orada yaşar. Bulaşmada rol oynayan vücut sıvıları; kan, meni ve vajina salgısıdır AIDS’in 3 bulaşma yolu belirlenmiştir AIDS’in 3 bulaşma yolu belirlenmiştir  Cinsel İlişki  Kan Yolu  Perinatal bulaşma 51

52 Cinsel yolla bulaş Cinsel yolla bulaş En önemli bulaş yoludur En önemli bulaş yoludur - Bulaş için HIV pozitif kişiyle yapılan tek bir cinsel temas yeterlidir 52

53 HIV ile enfekte kişiyle,vaginal, anal ve oral cinsel ilişkiler sırasında virüs bulaşabilir. HIV ile enfekte kişiyle,vaginal, anal ve oral cinsel ilişkiler sırasında virüs bulaşabilir. Kadın- erkek arasındaki heteroseksüel ilişkilerde ve iki erkek arasındaki homoseksüel ilişkilerde, deri ve mukoza zedelenmeleri virüsün sağlam kişinin vücuduna girmesine yol açar. Kadın- erkek arasındaki heteroseksüel ilişkilerde ve iki erkek arasındaki homoseksüel ilişkilerde, deri ve mukoza zedelenmeleri virüsün sağlam kişinin vücuduna girmesine yol açar. Cinsel ilişki sayısı ile bulaşma riski doğru orantılı olarak artmakla birlikte, tek bir cinsel ilişkiyle de bulaşma olabilmektedir. Cinsel ilişki sayısı ile bulaşma riski doğru orantılı olarak artmakla birlikte, tek bir cinsel ilişkiyle de bulaşma olabilmektedir. 53

54 Biyolojik olarak kadınlar enfeksiyona daha açıktır. Biyolojik olarak kadınlar enfeksiyona daha açıktır. İlişkide alıcı partner olarak kadınların daha geniş mukoza yüzeyine sahip olmaları ve ilaveten meninin daha yüksek konsantrasyonda HIV içermesine bağlı olarak, kadınlar daha fazla risk altındadırlar. İlişkide alıcı partner olarak kadınların daha geniş mukoza yüzeyine sahip olmaları ve ilaveten meninin daha yüksek konsantrasyonda HIV içermesine bağlı olarak, kadınlar daha fazla risk altındadırlar. 54

55 Kan ve kan ürünleri ile bulaş HIV yönünden tarama yapılmaya başlandığından beri bu yolla bulaş azalmıştır HIV yönünden tarama yapılmaya başlandığından beri bu yolla bulaş azalmıştır Kan ve KÜ transfüzyonu Kan ve KÜ transfüzyonu Organ transplantasyonu Organ transplantasyonu Enjektör ve diğer aletlerle bulaş Enjektör ve diğer aletlerle bulaş Damar içi madde kullananlar önemli risk grubudur Damar içi madde kullananlar önemli risk grubudur Sağlık personeline bulaş Sağlık personeline bulaş İğne,enjektör batması ile (risk % ) İğne,enjektör batması ile (risk % ) İnfekte vücut sıvıları ile bulaşmış mukozal temasla (risk %0.1) İnfekte vücut sıvıları ile bulaşmış mukozal temasla (risk %0.1) 55

56 Anneden bebeğe bulaş Anneden bebeğe bulaş Gebelik süresince Gebelik süresince Doğum sırasında (%10-30) Doğum sırasında (%10-30) Postpartum dönemde emzirmekle (%25) Postpartum dönemde emzirmekle (%25) 56

57 Bulaşmada Riskli Gruplar  Homoseksüeller  Biseksüeller  Çok cinsel partnerli heteroseksüeller  Damar içi uyuşturucu kullananlar  Kan ve kan ürünleri kullananlar  HIV-AIDS insidansının yüksek olduğu ülkelerden cinsel partneri olanlar  Hijyen kurallarına uyulmadan yapılan tıbbi ve cerrahi girişimlere maruz kalanlar  Yukarıdaki gruplardan cinsel partneri olanlar 57

58  HIV pozitif annelerin bebekleri  İş yaralanmalarına maruz kalan sağlık çalışanları  Tecavüz veya cinsel istismara maruz kalan kişiler 58

59 VİRÜSÜN BULAŞMADIĞI DURUMLAR  Tokalaşma, öpüşme, dokunma ve kucaklama ile,  Tükürük, gözyaşı, ter, aksırık, idrar ve dışkı ile,  Yiyecek, içecek, çatal, kaşık, bardak, tabak ve telefon ile,  Tuvalet, duş, çeşme musluğu, yüzme havuzu, deniz, sauna ve hamamlardan,  Sivrisinek vb. hayvanların sokması ile bulaşma olmaz 59

60 KORUNMA YOLLARI 60

61 Bugüne kadar yapılan çalışmalarda HIV’e karşı etkili bir aşının geliştirilememesi nedeni ile enfeksiyondan korunma stratejisi, bulaşma yollarına yönelik önlemler alınması şeklindedir. Bugüne kadar yapılan çalışmalarda HIV’e karşı etkili bir aşının geliştirilememesi nedeni ile enfeksiyondan korunma stratejisi, bulaşma yollarına yönelik önlemler alınması şeklindedir. 61

62 Cinsel İlişki İle Bulaşmanın Önlenmesi HIV enfeksiyonunun dünyadaki yayılımında bir numaralı bulaşma yolu cinsel ilişkidir. HIV enfeksiyonunun dünyadaki yayılımında bir numaralı bulaşma yolu cinsel ilişkidir. Enfekte kişiler, duyarlı kişilerle vaginal, anal veya oral ilişkiye girmez yada ilişki sırasında virüs geçişini engelleyecek bariyer teknikler kullanırlarsa, cinsel yolla bulaşma önlenebilir. Enfekte kişiler, duyarlı kişilerle vaginal, anal veya oral ilişkiye girmez yada ilişki sırasında virüs geçişini engelleyecek bariyer teknikler kullanırlarsa, cinsel yolla bulaşma önlenebilir. 62

63 Cinsel yolla bulaşların engellenmesinde tek çözüm: Güvenli Cinsel Davranışlardır Karşılıklı Tek Eşlilik Karşılıklı Tek Eşlilik Korunmalı Cinsel İlişki: Cinsel ilişkide rutin olarak KONDOM kullanılması Korunmalı Cinsel İlişki: Cinsel ilişkide rutin olarak KONDOM kullanılması 63

64 Kan Yolu İle Bulaşmanın Önlenmesi:  Önceden virüs taraması yapılmamış kontrolsüz kan ürünlerinin hiçbir şekilde kullanılmaması,  Kullanılmış ve dezenfekte edilmemiş şırınga, iğne, cerrahi alet, jilet, makas, dövme aletleri, diş tedavisinde kullanılan aletler ve akupunktur iğneleri gibi kesici- delici aletlerin kullanılmaması  Madde kullanımında iğne ve şırınga paylaşımı alışkanlığın tamamen terk edilmesi 64

65 Perinatal Bulaşmanın Önlenmesi:  Gebelik öncesi yapılacak serolojik testler ile kadının sağlık durumunun belirlenmeli  Yüksek riskli kadınlarla görüşmeli ve HIV testi önerilmeli  Enfekte olduğu bilinen kadın için önerilecek tek yol gebelikten kaçınmaktır. 65

66 HIV pozitif kadına doğum kontrol yöntemleri öğretilmelidir HIV pozitif kadına doğum kontrol yöntemleri öğretilmelidir Hamile kalan HIV pozitif kadına erken dönemde kürtaj yapılmalıdır Hamile kalan HIV pozitif kadına erken dönemde kürtaj yapılmalıdır Bebeği doğurmakta ısrarlı ise gebeliğin son trimestırında anneye, doğumdan sonra da bebeğe antiretroviral tedavi başlanmalıdır Bebeği doğurmakta ısrarlı ise gebeliğin son trimestırında anneye, doğumdan sonra da bebeğe antiretroviral tedavi başlanmalıdır Elektif sezaryan uygulanırsa bebeğe HIV geçişi 4-5 kat azalır. Elektif sezaryan uygulanırsa bebeğe HIV geçişi 4-5 kat azalır. Virusun anne sütü ile geçişi gösterildiğinden emzirme önerilmez Virusun anne sütü ile geçişi gösterildiğinden emzirme önerilmez 66

67 TANI 67

68 HIV enfeksiyonu kesin tanısı laboratuvar tetkikleri ile konulur, bunlar için en fazla kullanılan yöntem kanda HIV antikoru tayinidir. HIV vücuda girdikten ortalama 3 ay sonra spesifik antikorlar oluşur ve bu antikorlar kan serumunda yapılacak testlerle saptanabilir. Bugün en yaygın biçimde kullanılan serolojik HIV testi ELISA dır. 68

69 TEDAVİ 69

70 AIDS tedavisinde 2 yaklaşım vardır: 1. Etkenin kendisine yönelik yaklaşımlar 2. HIV enfeksiyonu komplikasyonu olarak ortaya çıkan hastalıkların tedavisi AIDS virüsüne karşı bu güne kadar etkili bir yöntem bulunamamıştır. AIDS virüsüne karşı bu güne kadar etkili bir yöntem bulunamamıştır. Sadece yaşam süresi uzatılabilir. Fakat bu tedavilerin maliyeti çok yüksektir. Sadece yaşam süresi uzatılabilir. Fakat bu tedavilerin maliyeti çok yüksektir. AIDS tedavisinde en sık kullanılan yaklaşım HIV enfeksiyonunun komplikasyonu olarak ortaya çıkan diğer hastalıkları bilinen yollarla tedavi etmektir. AIDS tedavisinde en sık kullanılan yaklaşım HIV enfeksiyonunun komplikasyonu olarak ortaya çıkan diğer hastalıkları bilinen yollarla tedavi etmektir. 70

71 Antiretroviral İlaçlar Nukleozid RT inhibitorleri Zidovudine (ZDV,AZT) * Didanosine (ddT) Zalcitabine (ddC)* Abacavir Stavudine (d4T) Lamivudine (3TC) Non-nukleozid RT inhibitorleri Nevirapine, Efavirenz, Delavirdine Loviride Nukleotid RT inhibitor Adefovir Proteaz inhibitorleri Saquinavir, Ritonavir, İndinavir Nelfinavir Fuzyon inhibitorleri Enfuvirtide İntegraz inhibitörleri Raltegravir Maturasyon inhibitörleri Bevirimat 71

72 AIDS’lileri Dışlamayalım ve Suçlamayalım; Yaşayalım ve Yaşatalım 72

73 KURBAN SENDROMU AIDS hastalarının virüs taşıdıklarını öğrendikleri sırada ve hastalık belirtilerini göstermeye başladıkları zaman yaşadıkları duygu durumudur. AIDS hastalarının virüs taşıdıklarını öğrendikleri sırada ve hastalık belirtilerini göstermeye başladıkları zaman yaşadıkları duygu durumudur. 73

74 AIDS hastalarının ilk hissetikleri suçluluk duygusu ve ‘neden ben’ sorgulamasıdır. Yakın bir tarihte ölüme mahkum olacağı bilgisi, öfke, çaresizlik,toplumun kendisini dışlaması ve her şeyini kaybetme korkusu ile birlikte şiddet ve intihar eğilimi gösterirler. AIDS hastalarının ilk hissetikleri suçluluk duygusu ve ‘neden ben’ sorgulamasıdır. Yakın bir tarihte ölüme mahkum olacağı bilgisi, öfke, çaresizlik,toplumun kendisini dışlaması ve her şeyini kaybetme korkusu ile birlikte şiddet ve intihar eğilimi gösterirler. 74

75 Kurban sendromu yaşayan kişiler toplumdan öç alma düşüncesi ile bilinçli olarak başkalarına virüs bulaştırabilirler. Kurban sendromu yaşayan kişiler toplumdan öç alma düşüncesi ile bilinçli olarak başkalarına virüs bulaştırabilirler. 75

76 Hiçbir bireyin bu süreci, duyguları göz ardı edilerek yaşaması gerektiğini düşünemeyiz. İçinde bulunduğu durumu iyi kavrayabilmesine yardımcı olmak, onları kurban sendromundan uzak tutmaya çalışmak, o birey adına çok önemlidir. Hiçbir bireyin bu süreci, duyguları göz ardı edilerek yaşaması gerektiğini düşünemeyiz. İçinde bulunduğu durumu iyi kavrayabilmesine yardımcı olmak, onları kurban sendromundan uzak tutmaya çalışmak, o birey adına çok önemlidir. Çünkü ‘yaşamak, her şeye rağmen değer’ Çünkü ‘yaşamak, her şeye rağmen değer’ 76

77 HİV VİRÜSÜ; Ahlaklı- ahlaksız, iyi-kötü, zengin-fakir, çocuk, genç ve yaşlı ayırımı yapmadan sinsice risk almamızı bekliyor. Ahlaklı- ahlaksız, iyi-kötü, zengin-fakir, çocuk, genç ve yaşlı ayırımı yapmadan sinsice risk almamızı bekliyor. HIV/AIDS konusunun itici ve korkutucu olduğu doğrudur. Fakat; HIV/AIDS konusunun itici ve korkutucu olduğu doğrudur. Fakat; AİDS BİR GERÇEKTİR!!! AİDS BİR GERÇEKTİR!!! Kendi sağlığımız ve toplum sağlığı için inkar etme kavramını körüklemeden daha bilinçli ve daha dikkatli davranışlar göstermemiz zorunludur. Kendi sağlığımız ve toplum sağlığı için inkar etme kavramını körüklemeden daha bilinçli ve daha dikkatli davranışlar göstermemiz zorunludur. 77

78 Hemşirelik Bakımı DSÖ’ne bildirimi zorunlu bir hastalıktır. DSÖ’ne bildirimi zorunlu bir hastalıktır. Solunum güçlüğüne yönelik girişimler Solunum güçlüğüne yönelik girişimler - Solunum takibi (hız, derinlik, tip) - Gerektiğinde oksijen verilir - 4 saatte bir postural drenaj - Yarı oturur pozisyon saatte bir derin solunum ve ve öksürme egzersizleri - Antibiyotik, mukolitik tedavisi - Günde 3 litre sıvı alımı 78

79 Beslenmeye yönelik girişimler - - Karbonhidrat ve vitaminden zengin gıdalar - - Az miktarda, sık aralarla beslenme - - Kilo takibi - - Ağızda enfeksiyon varsa; Diyet yumuşak kıvamda ve acısız, baharatsız olmalı - - Beslenme öncesi ve sonrası ağız bakımı - - Besin hijyeni - - Oral almayanlarda gavajla ya da parenteral besleme 79

80 Bulantısı olan hastalarda - Beslenmeden 30 dakikadan önce antiemetikler verilir - Soğuk ya da oda ısısında ısıtılmış besinler bulantıyı azaltır - Bulantı oluşturan ilaçlar beslenmeden sonra verilir - Yiyecekler yavaş yenilmeli, iyice çiğnenmelidir - Yataktan kalkmadan önce kuru yiyecekler yenmelidir - Şekerli, kızartma ya da yağlı gıdalardan kaçınılmalı - Yemek sonrası hemen yatmamalı, en az 2 saat oturarak dinlenilmeli 80

81 Diyare nedeniyle Bağırsak boşaltımında değişme - - Temas önlemleri - - AÇT - - Kilo kontrolü - - Dehidratasyon bulgularının takibi - - Diyetisyenle görüşme - - Bağırsak hareketlerini hızlandıran gıdalardan ve alışkanlıklardan kaçınılır - - Az ve sık beslenme - - Sıvı alımı - - Gerekirse gavajla veya IV besleme - - Dışkı renk, sayı, kıvam, görünüm, koku yönünden değerlendirilir - - Perianal bölge kuru ve temiz tutulur 81

82 Hastalarda görülen oral enfeksiyonlar nedeniyle özafagus ve ağızda ağrı - - Sodyum bi karbonat ve nistatin preperatları ile ağız bakımı - - Yumuşak kıvamda tatlı gıdalarla beslenme - - Baharatlı, acı, sıcak ve çiğnenemesi zor gıdalardan sakınılır - - Lokal anestetikler - - Diş ve diş eti temizliği yumuşak gazlı bezle yapılır - - Dudaklar yağlanır - - Herpes, candida enfeksiyonlarına yönelik tedavi sürdürülür. 82

83 İmmün sistem basılanıp, enfeksiyonlara duyarlılık arttığında - - Ziyaretçi kısıtlanır - - Enfekte kişilerle temas önlenir - - Ateş ve kan sayımları takip edilir - - Deri bütünlüğü korunur, sık pozisyon değiştirilir - - Bakımda nötr sabunlar kullanılır - - Kuruma ve kaşıntı için deri yağlanır - - Kaposi sarkom varsa sıkı olmayan yumuşak giysiler giydirilir - - İnvaziv girşim sayısı sınırlandırılır, asepsiye özen gösterilir - - Hasta odalarında canlı çiçek bulundurulmaz 83

84 - - Aktif herpes enfeksiyon lezyonları betadine solüsyonu ile temizlenir, lezyonlar açık bırakılır - - Antibiyotik ve antifugal tedavinin kullanım dozu ve yan etkileri öğretilir - - Hasta ve yakınlarına enfeksiyonlardan korunma eğitimi - - Ağrı için, analjezi ve kullanımı öğretilir. - - Tolere edebileceği aktiviteler planlanır, sakin bir ortam hazırlanır 84

85 Hastalık süreci, enfeksiyonlar ve tedaviler hastada düşünsel süreçte bozukluk oluşturabilir. Bu durumlarda yapılacaklar: - - Oryantasyon ve refleksler kontrol edilir - - Güvenli ortam oluşturulur, travmadan korunur - - Depresyon ve intihara eğilimi olabilir, bu bulguların varlığında hekime haber verilir 85

86 Hastalarda dışlanma/damgalanma, insanların hastalık kapma korkusu, sosyal aktivitelerde sürdürmede eksiklik nedeniyle emosyonel bozukluklar, stres depresyon gelişebilir - - Hastanın duygularını açıklamasına izin verilir - - Hasta özellikle sık sık geceleri kontrol edilerek güven duygusu pekiştirilir - - Çevresine hastalığın tabak, giysilerle geçmediği, bunların ayrılmaması gerektiği açıklanır - - Stresle başa çıkma yöntemleri anlatılır - - Hastada sözel olduğu kadar dokunsal iletişim kurmak, sırtını sıvazlama, elini tutma gibi davranışlarda bulunulur 86

87 Taburculuk eğitimi - - Bakım - - Hangi belirtilerde ne yapacak, nereye başvuracak - - İlaçların kullanımı, yan etkileri - - Sosyal yaşama - - Hastalığı bulaştırma yolları - - Enfeksiyonlardan korunma - - Kişisel hijyen - - Gıda hijyeni 87

88 Sağlık çalışanları için, kan ile kontamine kesici aletlerle yaralanma ya da iğne batması durumunda - - Delinene alan sıkılmaz, kendi halinde kanamaya bırakılır - - Bol su ve sabunla yıkanır, %70’lik alkol veya iyotlu bileşiklerle yara yeri silinir - - Hastanın HBV ve HIV yönünden serolojik testleri değerlendirilir, - - Test sonuçları (-) fakat hasta risk grubunda ise 12 hafta için tekrar personelin HIV antikorlarına bakılır - - Hasta HIV (+) ise personel 6. hafta, 3. ay, 6. ay ve 1. yılda tekrar değerlendirilir - - Koruyucu AZT vb mümkünse 1 saat için başlanmalı - - Profilaksi 28 gün devam edilmeli 88

89 DİNLEDİĞİNİZ İÇİN TEŞEKKÜRLER 89


"AIDS ÖĞRETİM GÖREVLİSİ Sibel Serap CEYLAN 1. AIDS bağışıklık sisteminin etkisiz hale gelmesi ile fırsatçı enfeksiyonların hastalık tablosuna eklendiği." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları