Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

ERGENLİĞİN TANIMI VE ERGENLİK DÖNEMİNİN ÖZELLİKLERİ.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "ERGENLİĞİN TANIMI VE ERGENLİK DÖNEMİNİN ÖZELLİKLERİ."— Sunum transkripti:

1 ERGENLİĞİN TANIMI VE ERGENLİK DÖNEMİNİN ÖZELLİKLERİ

2 ❖ “adolescere” Latince ❖ “olgunluğa doğru büyüyen” anlamına gelmektedir ❖ “Çocukluktan erişkinliğe uzanan bir köprü” olarak nitelendirilen dönemdir.

3  Sosyal bilimciler genellikle ergenlik dönemini  -Erken ergenlik (12-14 yaş)  -Orta ergenlik (15-17 yaş)  -Geç ergenlik (18 yaş ve sonrası) olarak sınıflandırmışlardır.

4  ERGENLİK BAŞLANGIÇ YAŞI ❖ Cinsiyet ❖ Irk ❖ Yaşam koşulları ❖ Yüzyılın eğilimleri gibi nedenlerle değişebilmektedir

5 ERKEN ERGENLİK Erken ergenlik döneminde bedensel gelişimin yaşandığı evre olup:  Boy uzaması,  Kilo artışı,  iç organlarda gelişme  Fiziksel kapasite artışı,  Bilişsel gelişme ve buna bağlı olarak somut düşüncenin yerini soyut düşüncenin alması ve yetişkinlikteki cinsiyet özelliklerinin kazanılması vardır

6 ORTA ERGENLİK Orta ergenlik de bedensel gelişimin büyük ölçüde tamamlanmış olduğu bu evrede ergen daha çok ruhsal alandaki gelişimsel sorunları çözümlemek durumundadır:  Değer yargılarının belirginleştiği,  Ebeveyne itaatin azaldığı,  Davranışlarının şekillenmesinde arkadaş ilişkilerinin önem kazandığı  Cinsel kimlik gelişiminin belirgin olduğu dönemdir

7 SON ERGENLİK Son ergenlik evresinde ise kimlik gelişiminin tamamlandığı ve kimlik duygusunda bir bütünlüğe erişildiği aşamadır:  Akademik başarı kazanma,  akranlarıyla rekabete girme ve itibar kazanma  Karmaşık yaşam problemlerinin çözümlendiği,  Hayat boyu sürecek olan kariyer seçiminin yapıldığı, akranların etkisinin azaldığı, uzun soluklu duygusal ilişkilerin yaşandığı ve yetişkin otoritesine daha az başkaldırma bu dönemde yaşanmaktadır.  Bu dönemde yine ergen kendi ilgi ve yeteneklerini daha iyi tanır ve kendi yolunu daha gerçekçi bir şekilde sağlamaktadır.

8 ERGENLİKTEKİ BEDENSEL DEĞİŞİKLİKLER  Birincil cinsel özelliklerin olgunlaşması (gonadlar ve genital organlar)  İkincil cinsel özelliklerin ortaya çıkması (seksüel kıllanma, kızlarda meme gelişmesi, erkeklerde ses kalınlaşması)  Beden yağ dağılımının değişmesi  İskelet gelişimi ve boy uzaması

9  Ergenlik döneminde zihinsel ve duygusal gelişme de hızlanır. Bu dönemde çocukluk çağına has düşünce biçimi, yetişkinlik dönemindeki düşünce biçimine dönüşmekle birlikte, bu dönüşüm birden bire olmaz.  Ergenlik dönemi içinde, yetişkin düşüncesinin özelliklerini tümüyle içermeyen, ergenlik dönemine has olarak kabul edilecek bir düşünce biçimi kendini gösterir.

10  Ortaöğretim yıllarına denk gelen ergenlik çağı içindeki ergen ben-merkezciliği diye adlandırılan bir düşünce biçimi ortaya çıkar.  Ergenlerin sık sık kullandıkları iki cümle, ben merkezci düşünce biçiminin tipik ifadesidir:  “ Ben her şeyle başa çıkabilirim, bana bir şey olmaz “,  “ Yetişkinler beni anlamıyor “ ifadeleridir. Ergenlerdeki bu düşünce biçimi dönemin sonlarına kaybolmaktadır.

11  Ergen bir yandan büyümek için sabırsızlanmakta, ancak çocuksu davranışlarından da birden sıyrılamamaktadır. Yetişkin boyutlarına ulaşmış bir gövde de çocuk kişiliği vardır. İlgileri artmış ve gel geç hevesleri çoğalmıştır. Süse ve giyime düşkünlük kendisini göstermektedir. Zayıflık, şişmanlık, uzun boy, kısa boy yüz çizgilerinin düzgün olmayışı sorun olarak algılanmaktadır. Odalarını kapatıp kendi başlarına kalmak istemektedirler. Kardeşlerini yanlarına sokmaz, tersleyip uzaklaştırırlar. Bu çağ diğer taraftan bağımsızlık çağıdır. Genç evden kopar, çevreye yönelir.

12  Gençler bir taraftan anne- babalarının etkisinden sıyrılırken, öte yandan kendilerine yeni örnekler seçer. Hayranı olduğu kişilere her yönden benzemek istemektedir. Yeni bir kişilik geliştirirken yoluna çıkan örnek insanlardan kendi benliğine bir şeyler katar.

13  Kısacası gençlik çağı oldukça fırtınalı bir dönemdir. Bu yüzden ailelerin çocuklarından en fazla yakındıkları dönemdir, ergenlik dönemi. Yörükoğlu (2000) ailelerden, çocuklarıyla ilgili en çok yakındıkları durumları yazmalarını istediği bir çalışmasında, ailelerin yakınmaları şu maddelerde yoğunlaştığını tespit etmiştir:  Hırçınlaştı. Ders çalışmıyor. Sorumluluk duygusu yok. Canım sıkılıyor diyor. En küçük istekleri sert bir dille bildiriyor  Okuduğunu anlamıyor gibi. Durgunlaştı, dalgınlaştı. Çabuk karamsarlığa düşüyor. Hiç yoktan hırçınlaşıyor.  İleri derecede alıngan.Derslerinde başarılı ama,oyuna çok düşkünleşti. Söz söylenmesini istemiyor. Olur olmaz şeylere ağlıyor. Evde huysuz dışarıda sıkılgan.  Her istediğini yaptırmak istiyor. Aşırı süsleniyor. Siz bana karışamazsınız diyor. Babasından çekindiği için dolambaçlı yollara sapıyor.  Derslerinde başarılı, hiç sorun çıkarmayan bir çocuktu. İki kez okula gitmemiş, arkadaşlarıyla gezmiş. Sorunca yalan söyledi. Bu davranışı bizi çok şaşırttı.  Çok harçlık istiyor, çok geziyor, eve girmek istemiyor. Spora çok düştü. Derslerini boş veriyor. Banyoya sokamıyoruz, ellerini bile yıkatamıyoruz, saçını kestiremiyoruz  Son derece asi ve hırçın olmaya başladı. Başına buyruk olmak istiyor. Bir ruh hekimine göstereyim mi? Şeklindedir.

14 ERGENLİK DÖNEMİNDE ORTAYA ÇIKAN SORUNLAR   Psikolojik içerikli sorunlarda ergenlerin daha çok kendi iç dünyalarıyla ilgi olarak yaşamış oldukları bilişsel ve duyuşsal sıkıntılar ön plana çıkmaktadır. Özellikle bu dönemde meydana gelen ani gelişme ve değişmenin ergenin ruhsal dünyasında bazı çatışmalar getirdiği görülmektedir. Ergenlerle ilgili psikolojik sıkıntılara bakıldığında; çoğunlukla kimlik kargaşası, kaygı, madde kullanımı, yeme bozukluları, depresyon, öfke ve saldırganlık ve obsesif kompalsif belirtilerin olduğu görülmektedir.

15 Kimlik Kargaşası  Ergenlikteki en önemli değişim kimlik bulma çabasıdır.  Kimlik bunalımı her ergenin kendi kimlik duygusunu kazanabilmesi için bilinçli ya da bilinçdışı olarak verdiği bir savaşımdır.  Kimlik bunalımı her gencin değişik yoğunlukta yaşadığı doğal bir süreçtir.  Kimlik kargaşası ise geçici de olsa uyumun ağır biçimde bozulmasıdır. Böyle bir dorumda ergen; aşırı uçlara sapabilir; ağır cinsel kuşkulara, yetersizlik duygularına kapılabilir; bunaltıya (kaygı), panik durumlarıma girebilir.

16 Depresyon  Depresyon ergenlik döneminin en önemli ruh sağlığı sorunudur. Bu dönemde depresyonun görülme sıklığının %5 ile %20 arasında değiştiği bildirilmektedir.  Depresyonun görülme sıklığı çocukluk döneminde %3’ten az olduğu halde ergenlik döneminde bu oran %14’e ulaşmaktadır. Bu dönemde görülen depresyonun yetişkinliktekine benzer sonuçları olmaktadır. Depresyon, ergen için hem yeteneklerinin kaybolmasına sebep olmakta hem de intihar davranışı için bir risk etmeni oluşturmaktadır.

17  Cinsiyet açısından oranlara bakıldığında kızlarda erkeklere oranla iki kat daha fazladır. Risk oluşturan faktörlere bakıldığında ailede depresyon öyküsünün olması, aile içi çatışmalar, akademik başarının düşük olması, cinsel kimliğin belirsizliği, anksiyete bozukluğu gibi olaylar ergenlerde depresyonun oluşmasında etkilidir.

18  Ergenlerdeki depresyon semptomlarının bazıları şunlardır; 1- Fiziksel bir hastalığa bağlı olmayan vücut ağrıları, kas gerilmeleri, sindirim bozuklukları. 2- Mutsuzluk, tedirginlik ve endişe hali. 3- Kontrol edilemeyen öfke durumu. 4-Kendine güvenmeme, eleştirel yaklaşım ve suçluluk duyguları hakimdir.

19  Yapılan araştırmalara göre son 20 yılda ergenlerde ve çocuklarda intihar olayları artmıştır. İntihar 10 ile 15 yaşındaki çocuklar arasında dördüncü sırada yer alırken, 15 ile 25 yaş arasındaki genç yetişkinlerde üçüncü sırada yer almaktadır.

20 Obsesif Kompulsif Bozukluk  Kimi zaman istenmeden gelen ve uygunsuz olarak yaşanan ve belirgin sıkıntıya neden olan ve başka bir düşünce ya da eylemle etkisizleştirmeye çalışılan yineleyici ve ısrarlı her türlü düşünce, dürtü ve imgelem obsesyon olarak tanımlanmaktadır. Kompulsiyonlar ise kişinin obsesyona bir tepki olarak ya da katı bir biçimde uygulanması gereken kurallarına göre yapmaktan kendini alıkoyamadığı yineleyici davranışlar ya da zihinsel eylemlerdir.  Bu rahatsızlığın en önemli özelliği düşünce ya da eylemde denetimin kaybedilmesidir. Hastalar üzüntü veren düşüncelerden kurtulmak ya da eylemin tekrarlanmasına direnmek için var güçleriyle savaşırlar fakat başarılı olamazlar. Bu olumsuz durum bireyin yaşamını ciddi bir biçimde etkiler.

21 Öfke ve Saldırganlık  Öfke engellenme, saldırıya uğrama, tehdit edilme, yoksun bırakma, kısıtlama vb. gibi durumlarda hissedilen ve genellikle neden olan şeye ya da kişiye yönelik su ya da bu biçimde saldırgan davranışlarla sonuçlanabilen oldukça yoğun olumsuz bir duygu” olarak tanımlamaktadır. Öfke ve saldırganlık çoğu zaman ise birbirleriyle ilişkilendirilmesine rağmen öfke ve saldırganlık birbirinden farklıdır. Saldırganlık bir davranış iken öfke ise bir duygu durumudur. Öfke bazen, saldırganlığa yol açsa da her zaman saldırganlığın başlatıcısı olarak düşünülmemelidir.

22  Ergen aslında öfkelenerek karşısındaki insanı davranışlarından dolayı uyarmak ister ve kendini bu şekilde ifade etmeye çalıştır. Ergen çevresindeki her şeye öfke duyabilir. Ailesine, arkadaşına, öğretmenine ve çevrede olup biten her şeye öfkelenebilmektedir. Bu öfkenin altında ise ergenin yaşadığı kişisel problemler yer almaktadır. Ayrıca ergenlik döneminde öfkeye neden olan uyaranlar genelde sosyal kaynaklıdır. Ergenle alay edilmesi, ergene yalan söylenmesi öfkeyi oluşturan başlıca etkenlerdir

23  Öfke ve saldırganlığın belirtilerini şunlardır;  Arkadaşları ile sık sık tartışıyorsa ve kavga ediyorsa,  Her şeye öfkeleniyor ve genel olarak kendini öfkeli hissediyorsa,  Bir iletişim aracı olarak ya da problemlerini çözmek için kullanıyorsa  Olayları olduğu gibi kabul edemiyorsa  Yaşanan basit bir olayı abartarak, kendine yapılmış haksızlık olarak görüyorsa  Daha önce severek yaptığı faaliyetlere öfkelenmeye başladıysa ergenin yardıma ihtiyacı vardır

24 Yeme Bozuklukları  Ergenlerde anoraksiye (anoreksia) nevrozu ve bulimiya (bulimia) nevrozu olmak üzere iki önemli yeme bozukluğu durumu gözlenmektedir.  Anoraksiye nevrozu genel olarak yaşları arasında başlayan ve şişmanlamaya karşı ağır korku yüzünden bilinçli olarak aşırı zayıf kalma çabasıdır. Sıklığı bilinmemekle birlikte eskiden sanıldığı gibi çok nadir bir hastalık değildir. Bu rahatsızlığa yakalanan ergen zayıflamak için, kendini kusturma, aşırı spor yapma, idrar söktürücü ve müshil hapları içme gibi yöntemler kullanmaktadır.

25  Bulimiya nevrozu dönem dönem hissedilen aşırı yemek yeme, kilo alma ve biryandan da kilo almayı durdurma çabasıdır. Bu bireyler aşırı yeme nöbeti başlayınca bütün çabalarına, kokularına, üzüntüsüne karşın yeme tutkusunu durduramaz. Kilo almayı önlemek içinde kusar, iştah kesici, idrar söktürücü ilaçlar kullanırlar. Bu durumda olan ergenler sürekli yemek yerler ve kendilerini kontrol edemezler. Normalden çok hızlı yerler ve mideyi rahatsızlık verecek şekilde doldururlar.

26  Ergenler bu duruma gelmeden önce bazı belirtiler ortaya koyarlar. Bunlar;  Sürekli kendi bedeni ile uğraşması ve kilo almadığı halde kendisini kilo almış gibi ifade etmesi  Yemek öğünlerinde azalma olması  Yemek sonrası kendini kusturması ya da yediklerini çabuk boşaltmak için ilaçlar kullanması  Egzersizleri ve spor faaliyetlerini aşırı yapması  Yemek öğünlerinin dışında aşırı yemek yemesi  Kaygı ve sinirlilik gibi davranış problemlerinin gözlenmeye başlanması şeklindedir.


"ERGENLİĞİN TANIMI VE ERGENLİK DÖNEMİNİN ÖZELLİKLERİ." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları