Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Tutumların değişimi-oluşumu. Propaganda? (ikna edici iletişim) Tutumların iletişim yoluyla değiştirilmesi – Engelli bireylere yönelik olumlu tutum gelişmesini.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "Tutumların değişimi-oluşumu. Propaganda? (ikna edici iletişim) Tutumların iletişim yoluyla değiştirilmesi – Engelli bireylere yönelik olumlu tutum gelişmesini."— Sunum transkripti:

1 Tutumların değişimi-oluşumu

2 Propaganda? (ikna edici iletişim) Tutumların iletişim yoluyla değiştirilmesi – Engelli bireylere yönelik olumlu tutum gelişmesini sağlamak – Var olan olumlu tutumları güçlendirmek – Olumsuz tutumları olumlu yönde değiştirmek

3 İLETİŞİM YOLUYLA TUTUMLARIN DEĞİŞTİRİLMESİ İkna edici iletişime direnç İkna edici iletişim – İletişimcinin(kaynağın) özellikleri Kaynağın inanırlığı Hoşa gitme-beğenme – İletişimin (mesajın) özellikleri Görüş farkı Tek yönlü çift yönlü iletişim Duygusal-akılcı iletişim İletişimin sunum sırası – Dinleyicinin(hedefin) özellikleri Özsaygı Bağlanma Zeka ve eğitim düzeyi Yaş Cinsiyet

4 İkna edici iletişime direnç İkna edici iletişim tutum değişimini kolaylaştıran yöntemlerden biridir. Yeni bir tutum oluşturmak ve var olan bir tutumu güçlendirmek daha kolay Olumsuzu olumluya çevirmek zor Birisi direk, alenen tutumlarımızı değiştirmeye çalıştığında genellikle olumsuz tepki veririz Konuşmanın başında tutumlarımızı değiştireceğini söylerse savunmaya geçeriz, direniriz.(okulda öğretmenleri toplayıp toplantı başında bunu kaynaştırmaya ilişkin olumsuz tutumlarınızı değiştirmek için yapıyoruz)

5 İletişimde direnme yolları: İleri sürülen görüşleri karşı bir görüşle çürütmeye çalışmak İleri sürülen görüşü reddetmek, kabul etmemek Kaynağı kötülemek Verilen bilgiyi çarpıtmak Savunma mekanizmalarını kullanmak

6 Ayrıca; İkna girişiminin altında yatan neden,Niyet (Kuşku-tepkisellik) Diğer bir direnme yolu aşılamadır. (karşıt görüşte olanların neler söyleyebileceğini ve bu görüşlerin neden uygun olmadığını nasıl çürütülebileceğini sizinle benzer görüşte olan öğretmenlere anlatıp karşı taraftakilerin görüşlerine aşılamış olursunuz ve direnmesini sağlarsınız)

7 İkna edici iletişim Carl Hovland (kimin, neyi, kime ve nasıl ilettiği) – İletişimci-kaynak(tutumu değiştirmeye çalışan kişi) – İletişim –mesaj (tutum değişimi için söylenenler, yapılanlar- bilgi) – Dinleyici- hedef (tutumu değiştirmek istenen kişi ya da kişiler)

8 – İletişimcinin(kaynağın) özellikleri(Propagandayı kim yapıyor?) Kaynağın inanırlığı (karizması, uzmanlığı, çekiciliği ve güvenirliği) – Tv programına konuk olanlar – Yeterli kanıt olmadığında söyleyen kişi ayrıca önem kazanır Hoşa gitme-beğenme – Sevilen-takdir edilen – Reklamlarda bu kişilere yer verme – “Uyku etkisi” kişiler bazı durumlarda kaynağı hatırlamasalar da mesajı hatırlamaktadırlar. (…bir yerde duymuştum….”) İkna edici iletişim

9 – İletişimin (mesajın) özellikleri nasıl kurgulandı?, hangi duygu durumları yaratılmaya çalışıldı? Söylenme sırası? Etkilidir.  Görüş farkı (her şey yanlış, orta derecede görüş ayrılığı)+güvenilir kaynak  Tek yönlü çift yönlü iletişim (sadece kendi fikirlerimizi mi söyleyelim yoksa karşıt görüşten de bahsedelim mi?)  Dinleyici kitlesi (üst eğitim ise ???) ve (karşıt görüşten haberdarsa??)  konunun özellikleri (İyi bilinmeyen karmaşık bir konu ise sadece konu anlatılmalı/ iyi bilinen basit bir konu ise iki görüş de aktarılmalı) önemlidir.  Duygusal-akılcı iletişim  Konu  Aktaran kişi (anne-mimar)/olur olmaz yerde duygu?(ters etki)  Dinleyici kitlesi (korkutarak tutum değiştirebilir miyiz? Aşırı korku-kapama)  İletişimin sunum sırası  İlk mi son mu? (ardı ardına ise ilk/ aralı-molalı ise son)

10 – Dinleyicinin(hedefin) özellikleri Özsaygı – Düşük ise yüksek olanlara göre daha kolay ikna olunur – Özsaygı çok düşük (Dikkat dağınık,tedirginlik) ve çok yüksek (etkiye daha kapalı) bireyler daha zor ikna olur. Orta ise daha kolay Bağlanma – Güçlü ise zor – Diğer insanların önünde kaynaştırmaya yönelik olumsuz tutumu olduğunuz söylediğinizde zor olur. Çünkü diğerleri ama sen böyle söylemiyordun” demelerinden çekinir. Zeka ve eğitim düzeyi – Yüksek zeka ve eğitim  tutarlı, mantıklı ve karmaşık iletişim (iletişimin niteliği) – Düşük zeka ve eğitim  basit ve anlaşılır Cinsiyet (konu ve toplumsal role göre değişmektedir) Yaş (18-25 ve yaşlılık daha açık/ orta yaş daha dirençli) – 4-5 yaş engellilere yönelik olumsuz tutum başlangıç – 9 en iyi yaş ikna için İkna edici iletişim

11 Tutum Değişim Kuramları Tutum değişikliğine ilişkin çalışmalar 1930‘lu yıllara kadar belirli bir kurama dayanmaksızın, daha çok belli tutum konularına karşı bireylerin geliştirdikleri tepkileri ölçmeye yönelik olarak sürdürüldü. Tutum araştırmaları başlangıçta psikolog ve sosyologlar tarafından kuşku ile karşılanmış, bir tutum çizgisi üzerinde belli bir yerde bulunduğu saptanan bireyin, bu duruma uygun davranış içinde bulunması gerektiği, tersi durumda tutum ölçümlerinin geçersiz olacağı ileri sürülmüştür. 11 Bireysel Farklılıklar ve Engellilere Yönelik Tutumlar

12 Tutum Değişim Kuramları Günümüzde geliştirilen yeni kuramların ışığında, tutum olgusunun bu kadar basit olarak düşünülemeyeceği ve tutumun zihinsel, duygusal ve davranışsal öğelerinin hangi koşullar altında ve ne şekilde birbirleri ile uyumlu olacağına ilişkin kuram ve modeller geliştirilmiştir. 12 Bireysel Farklılıklar ve Engellilere Yönelik Tutumlar

13 a) Öğrenme Kuramları Howland yaptığı araştırmalarda, tutum değişimini, toplumsal iletişimin etkilerini ve motivasyonel iletişimin özellikleri bakımından öğrenme kuramını temel almıştır. Howland’ın yanısıra araştırmalarını kişinin karşı karşıya kaldığı ya da kuşatıldığı sosyo-psikolojik etkiler üzerine yoğunlaştıran diğer bir çok araştırmacı da özellikle uyarıcı-tepki (stimulation-responce) ilişkisinden hareketle uyarıcı değişkenlerine ağırlık vermişlerdir. 13 Bireysel Farklılıklar ve Engellilere Yönelik Tutumlar

14 a) Öğrenme Kuramları Öğrenme kuramlarının temel konusu olan klasik koşullandırma ve edimsel koşullandırma ilkelerinin, tutum değişimi alanına uygulanmasını bazı araştırma bulguları ile de açıklamak olanaklıdır. Buna göre, birey belli bir tutum konusu ile ilişkili olarak ödüllendirici bir deneyim geçirirse, o konuya karşı tutumu genellikle olumludur, deneyim cezalandırıcı ise tutum olumsuz yönde gelişecektir. Burada olumluluk ile ödüllendirme, olumsuzluk ile cezalandırma arasında bir ilişkilendirme söz konusudur. 14 Bireysel Farklılıklar ve Engellilere Yönelik Tutumlar

15 a) Öğrenme Kuramları Araştırmalardan elde edilen bulgulara göre bir ikramda bulunmak, bir hediye vermek, reklam kampanyaları sırasında bir pazarlama tekniği olarak müşteriye yapılan promosyon çalışmaları, marka tercihi bakımından tutum değişikliğine yönelik bir çalışmadır. Bir övgü ya da yergi de tutum değişikliğine neden olan deneyimler olarak kabul edilebilir. Ayrıca istenen ya da olumlu karşılanması olası bilginin önce, istenmeyen veya olumsuz karşılanması beklenen bilginin ise sonra sunulmasının daha ikna edici olduğu savı geçerlidir.Bunun tam tersi durumlar da söz konusu olabilmektedir. 15 Bireysel Farklılıklar ve Engellilere Yönelik Tutumlar

16 b) İşlevsel (Functionalist) Kuramlar Toplumsal etki sonucu oluşan tutum değişikliği farklı süreçler içerir. Bu süreçler: – uyma (kabullenme), – özdeşleşme ve – benimsemedir. Bu süreçlerden ilk ikisi, tutum değiştiren kişi ile tutumu değiştirten kişi arasındaki ilişkidir. Üçüncüsü ise bireyin sahip olduğu tutum ile hedeflenen değişim arasındaki ilişkiye aittir. 16 Bireysel Farklılıklar ve Engellilere Yönelik Tutumlar

17 b) İşlevsel (Functionalist) Kuramlar Uyma sürecinde birey, motivasyon kaynağının beğenisini kazanmak ya da olumsuz tepkisine neden olmamak için tutumunu değiştirir. Ancak bu uyma/uymama davranışında çoğu zaman birey, çevresine karşı tutumunu yapay olarak değiştirir, gerçek tutum bunun tam tersidir. Bu durumda yapay değişimin etkin unsuru (kişi ya da grup) bireyin yaşamında var oldukça devam eder. Bu unsurun etkisi önemini yitirince tutum aslına döner. Hatta buna tutum değişimi değil, belirli bir duruma uyma davranışı ya da geçici tutum değişikliği de diyebiliriz. 17 Bireysel Farklılıklar ve Engellilere Yönelik Tutumlar

18 b) İşlevsel (Functionalist) Kuramlar İkinci tutum değişimi süreci olan özdeşleşmede, birey egosunu tatmin eden, olumlu ilişkiler içinde bulunduğu kişilerin tutumlarını benimser. Birey, çoğu zaman, ilgi duyduğu, benzemek istediği kişi ya da grupların tutumlarını benimsemeye eğilimlidir. Bu tür değişimler çoğu zaman kalıcı olma eğilimi de gösterebilirler. Çünkü uyma davranışında olduğu gibi değişim unsurunun varlığına bağlı bir zorlama yoktur. 18 Bireysel Farklılıklar ve Engellilere Yönelik Tutumlar

19 b) İşlevsel (Functionalist) Kuramlar Üçüncü süreç benimseme dir. Bu durumda değişim, bireyin var olan tutum ya da değerleri ile aynı yönde olduğu zaman etkinin kabulü söz konusudur. Benimseme daha çok, değer ifade edici işlev görmektedir. 19 Bireysel Farklılıklar ve Engellilere Yönelik Tutumlar

20 c) Zihinsel (Bilişsel) Tutarlılık Kuramları Tutum değişimi kuramları arasında araştırmalara en çok konu olan, zihinsel tutarlılık kuramları olmuştur. Bu konunun ilginçliğinin nedeni, insanların zihinsel sistemlerinde, değişik nedenlerle bazı tutarsızlıklar olması ve bunların yaşamlarının bir parçasını oluşturmasıdır. Tutarlılık kavramı, değerlendirme biçimine göre üç gruba ayrılabilir: – Kişilerarası tutumlarda tutarlılık. – Kişinin kendi tutumları arasında tutarlılık. – Kişilerarası tutumlarda ve kişinin kendi tutumları arasında tutarlılık. 20 Bireysel Farklılıklar ve Engellilere Yönelik Tutumlar

21 c) Zihinsel (Bilişsel) Tutarlılık Kuramları Bu tutarsızlık/çelişki nedenlerinden bazılarını şöyle sıralayabiliriz: a.İçinde yaşadığımız toplumda, farklı gerçekleri olan çelişkili roller söz konusudur. Aynı anda birçok farklı ve çoğu zaman da birbiriyle çelişen roller üstlenmek zorunda kalan kişi, zaman zaman üstlendiği rollerin yapısal ve işlevsel özelliklerinin çelişmesi sonucu çelişkili zihinsel durumlar içerisine girebilir. b.Sosyal yaşam sürekli bir devinim ve gelişme içindedir. Bu durum, bireyin değişimi izleme ve katılma konusunda, zihinsel yapılanmalarını yeniden örgütlemesini zorunlu kılmaktadır. Aksi halde bireyin toplumun gerisinde kalması ya da toplumdan soyutlanması durumu ortaya çıkar. 21 Bireysel Farklılıklar ve Engellilere Yönelik Tutumlar

22 c) Zihinsel (Bilişsel) Tutarlılık Kuramları c.Birey ideallerine ters düşen dış baskılar altında olabilir. İşini halledebilmek için hiç istemediği halde yalan söylemesi ya da bir emre uyması gibi davranışlar. d. Kişilerarası etkileşim ya da tutum konusu ile doğrudan ilişki sonucu birey, daha önce edindiği bilgilere ve yaşam denemelerine ters düşen önerileri onaylamak zorunda kalabilir. Bireysel Farklılıklar ve Engellilere Yönelik Tutumlar 22

23 d) Zorunlu Tutum Değişikliği Bireyler zaman zaman sahip oldukları ve sürdürmekte de kararlı oldukları tutumlarını istenmeyen birtakım dış etkiler ve zorlamalar sonucunda değiştirmek zorunda kalabilirler. İki tip zorla tutum değişikliği etkisi söz konusudur. – Yasa veya koşulları değiştirmek yoluyla, – Bireyden kendi tutumlarına zıt tutumlara sahip bir insan rolünü açıkça oynamasını istemek yoluyla. Bireysel Farklılıklar ve Engellilere Yönelik Tutumlar 23

24 d) Zorunlu Tutum Değişikliği Hakkında olumsuz tutumlara sahip olunan kişilerle ve grup üyeleri ile girişilen zorunlu ilişki, insanları, yanlı ve önyargılı düşüncelerini düzeltmek yoluna götürebilir. Farklı etnik grupların aynı semtlerde yaşamaları, aynı iş ortamları paylaşmaları sonucunda iletişim kurmaları ve kurulan iletişim süreciyle de zaman içerisinde birbirlerini tanıdıkça, öncesinde birbirlerine ilişkin sahip oldukları, çoğunun temelinde de kalıpyargıların bulunduğu olumsuz tutumlardan uzaklaşmaları mümkün olabilmektedir. Bireysel Farklılıklar ve Engellilere Yönelik Tutumlar 24

25 d) Zorunlu Tutum Değişikliği Kişinin kendisinden istenen rolü oynamasına gelince, insanlar bu koşulda genellikle kendilerini, tutum konularına karşı, mevcut tutumlarına zıt şekilde hareket etmek durumunda bulurlar. Bireyin özel tutumlarına zıt tutumları açık olarak ifade etmesi, bu tutumların kabulünü kolaylaştırabilir. Rol oynama ile tutumların değişmesini son zamanlarda gittikçe gelişen psiko-drama ve sosyo-drama deney ve uygulamalarında görebiliriz. 25 Bireysel Farklılıklar ve Engellilere Yönelik Tutumlar

26 e) Zihinsel Uyuşum Kuramı Belki de en basit tutum değiştirme durumu olan, bireyin bir başka birey ya da nesne hakkında söylediği sözlerin (olumlu/olumsuz), diğer bir birey üzerindeki etkisini ele alır. Bireyin; – iki ayrı tutum konusuna ilişkin farklı tutumları olduğunda, – bu iki tutum konusunun, birbiri ile ilişkili duruma gelmesi sonucu, – tutumlarında zihinsel uyuşum sağlamak üzere bir değişme olacaktır. 26 Bireysel Farklılıklar ve Engellilere Yönelik Tutumlar

27 f) Zihinsel Çelişki Kuramı Zihinsel tutarlılık kuramları arasında en çok ilgi çekeni ve tutum değişimi konusunda en çok üzerinde araştırma yapılmış olanı, Festinger’in “zihinsel çelişki” kuramıdır. Bu kuram, bireyin kendi iç dünyasında tutarsızlıklardan arınmak için bilgileri, duyguları ve davranışları arasında tutarlılık sağlamaya çalıştığı varsayımına dayanır. Şayet birey, belli bir şeye inanıyorsa ve inandığına ters düşen davranış içinde ise, bu uyumsuzluğu azaltmak isteyecek ya da artmasını önlemeye çalışacaktır. Bu uyuşumsuzluk ya da tutarsızlık, “çelişki” olarak nitelendirilir. 27

28 f) Zihinsel Çelişki Kuramı Zihinsel ve duygusal öğeler arasındaki – uyumsuzluklar, – davranışlarla tutumlar arasındaki çelişkiler, – bireyin bilinç düzeyi ile davranışları arasındaki çelişkiler – bazen çevresel koşullardan kaynaklanan, bazen bireyin kişilik yapısıyla ilişkili olarak ortaya çıkan çeşitli düzeylerdeki ve çeşitli değişkenler arasındaki çelişki ve uyumsuzluklar zihinsel çelişki kuramı kapsamında ele alınmaktadırlar. 28 Bireysel Farklılıklar ve Engellilere Yönelik Tutumlar

29 f) Zihinsel Çelişki Kuramı Zihinsel unsur, bireyin çevresi, kendisi ya da davranışı hakkındaki bilgi, inanç ve kanılardır. Bu zihinsel unsurlar arasında üç türlü ilişki olabilir: – çelişki, – uyuşum ya da – ilgisizlik. 29 Bireysel Farklılıklar ve Engellilere Yönelik Tutumlar

30 g) Atıf Kuramları Atıf kuramları, – özellikle insanların düzenli eğilimleri, dostlukları, hoşlandıkları, hoşlanmadıkları gibi konularda atıfların (eğilimleri ya da davranışları belli bir nedene bağlama), nasıl yapıldığı konusu üzerinde durur. Duruma bağlı olarak, atıf süreçleri, tutum oluşması, tutum değişimi ya da bireyin mevcut tutumlarının pekiştirilmesini sağlayabilir. 30 Bireysel Farklılıklar ve Engellilere Yönelik Tutumlar

31 g) Atıf Kuramları Atıf konusunu içsel atıf ve dışsal atıf olmak üzere ikiye ayırmak gerekir. İçsel atıf, bireyin eylem (davranış) nedenlerinin kişisel bir eğilime bağlı olmasıdır – -”TV sunucusu genç hanım hep gülümseyerek konuşuyor, ne kadar candan biri” gibi-. Dışsal atıf ise, bireyin davranış nedeninin birey dışında bir etkene bağlı olması durumudur – -örneğin, «TV sunucusu genç hanım hep gülümseyerek konuşuyor, çünkü candan görünmek zorunda» gibi-. Bu şekilde bireyin davranış nedenini, karşıt tutumlarına, kişisel özelliklerine, çevresel etkenlere ya da hepsine birden bağlayabiliriz. 31 Bireysel Farklılıklar ve Engellilere Yönelik Tutumlar

32 g) Atıf Kuramları Bu sonuca varmak için, üç etkeni göz önünde bulundurmak gerekir: Bireyin yeteneği, niyeti ve gösterdiği çaba. Bireyin yeteneğini, başardığı işin güçlüğü; çabayı ise bireyin gözlemlenebilir davranışı ile değerlendirmek olasıdır. Değerlendirmesi en zor olan niyettir, çünkü davranışların amaçlanmış ve amaçlanmamış sonuçları olabilir. Dolayısıyla bireyin davranış sonuçlarını gözlemleme ile niyetini anlamak zordur. Ancak bireyin davranış amaçlarının sonuçlarını algılayabildiğimiz zaman kişiye atıf yapabiliriz. 32 Bireysel Farklılıklar ve Engellilere Yönelik Tutumlar

33 h) Toplumsal Yargı Kuramı Algılama çalışmaları, bireylerin çevrelerindeki insan ve konuları, nesneleri nasıl algıladıkları ve yorumladıklarını inceler. Genel olarak, algısal yaklaşımlar, tutum değişimi sürecini, inanç ya da kanılarda bir değişim değil, tutum konusunun algılanmasında bir değişim olarak ele almaktadır. 33 Bireysel Farklılıklar ve Engellilere Yönelik Tutumlar

34 h) Toplumsal Yargı Kuramı Algısal yaklaşımlardan ikisi oldukça ilgi çekmiştir: Bunlar, Sherif ve Hovland’ın toplumsal yargı kuramı ve daha yakın zamanlarda geliştirilen atıf kuramlarıdır. 34 Bireysel Farklılıklar ve Engellilere Yönelik Tutumlar


"Tutumların değişimi-oluşumu. Propaganda? (ikna edici iletişim) Tutumların iletişim yoluyla değiştirilmesi – Engelli bireylere yönelik olumlu tutum gelişmesini." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları