Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

TÜRKİYE’NİN ÇEVRE SORUNLARI 2009’da Dokuz Eylül Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü’nde Çevre Eğitimi Yüksek Lisans programı açılmıştır. 1996’da İstanbul’da.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "TÜRKİYE’NİN ÇEVRE SORUNLARI 2009’da Dokuz Eylül Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü’nde Çevre Eğitimi Yüksek Lisans programı açılmıştır. 1996’da İstanbul’da."— Sunum transkripti:

1 TÜRKİYE’NİN ÇEVRE SORUNLARI 2009’da Dokuz Eylül Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü’nde Çevre Eğitimi Yüksek Lisans programı açılmıştır. 1996’da İstanbul’da çevre konusunu kapsayan Habitat 2 adlı uluslararası alanda çok önemli olan bir toplantı düzenlenmiştir. 1996’da Çukurova Üniversitesi’nin önderliğinde Adana’da «Land Degradation» adlı uluslararası bir sempozyum yapılmıştır. Uluslararası Coğrafya Birliği Akdeniz ülkelerini kapsayan «Akdeniz Erozyonu ve Çölleşme (Mediterranean Erosion and Desertification)» adlı bir çalışma grubu oluşturmuştur. Çevre korunması ile ilgili Johannesburg (2002) ve Kyoto protokolleri imzalanmıştır.

2 Türkiye Tabiatını Koruma Derneği Türkiye Çevre Sorunları Vakfı Doğal Hayatı Koruma Derneği Türkiye Çevre Koruma ve Yeşillendirme Derneği TEMA (Türkiye Erozyonla Mücadele Vakfı)

3 TÜRKİYE’NİN BAŞLICA ÇEVRE SORUNLARI Çevre sorunları ile uğraşan ilk resmi kuruluş; 1978’de «Çevre Genel Müdürlüğü» daha sonra «Çevre Müsteşarlığı» olmuştur. TBMM’de 1988’de «TBMM Çevre Araştırma Komisyonu» kurulmuştur. 1991’de «Çevre Bakanlığı» kurulmuştur. Bu bakanlık, 2003’te «Orman Bakanlığı» ile birleştirilerek «Çevre ve Orman Bakanlığı»’na dönüştürülmüştür.

4 Doğal ortamı bozan, doğal dengenin alt üst olmasını oluşturan belli başlı çevre sorunları şunlardır: 1.Yanlış arazi kullanma ve doğal bitki örtüsünün tahribi: Doğal ortam dengesinin bozulması ve erozyon, 2.Hava kirliliği, 3.Su kirliliği (akarsu, göl ve deniz), 4.Toprak kirliliği, 5.Şehirlerdeki katı atık, çöp sorunu, gürültü kirliliği vs.

5 1. YANLIŞ ARAZİ KULLANIMININ SONUÇLARI: DOĞAL ORTAM DENGESİNİN BOZULMASI, ARAZİ DEGRADASYONU VE EROZYON

6 2. HAVA KİRLİLİĞİ Asit yağmuru: Asit yağmuru: Kükürtlü gazların yağış esnasında su ile birleşerek sülfirik aside dönüşmeleri şeklinde oluşan yağışlara denir. Hava kirliliğine neden olan gazlar: – Karbondioksit, hidrojen, sülfür, amonyak, florürlü gazlar, azot dioksit, etilen, perosisasetilnitrat (PAN), aldehitler, karbon partikülleri, doymamış hidrokarbonlar… Hava kirliliğini artıran en önemli etkenler; Sanayi tesisleri, yerleşme sahasının yüzey şekli, iklim özellikleri Sıcaklık terselmesi Sıcaklık terselmesi Erzurum, Sivas, Kütahya, Niğde, Eskişehir, İnegöl, Bursa…

7 Baca gazlarından çıkan kükürtdioksit miktarının normal standartların üzerinde olduğu kentlerimiz; – Hakkari, Tekirdağ, Şırnak, Bitlis, Aksaray, Isparta, Siirt, Bolu, Edirne, Kars… Sanayi tesisleri, kömür yakılması, çimento fabrikası, termik santrallerden çıkan partiküllerin en fazla olduğu kentler; Hakkari, Van, Batman, Karabük, Mardin, Siirt, Denizli, Çorum, Kahramanmaraş, Elbistan… Ülkemizde CO 2 emisyonu en fazla; termik santraller ve sanayi tesislerinden olmaktadır.

8 Hava kirliliği ortaya çıkaran sanayi tesisleri: Gübre sanayii; – Bandırma, İskenderun, Mersin, Tekirdağ… Demir-Çelik sanayii; – Karabük, Ereğli, İskenderun… İzmir – Çimentaş ve Batı çimento fabrikaları Elazığ çimento fabrikası Yarımca ve Aliağa – petrokimyasal tesisler Zonguldak – Çatalağzı Termik Santrali İstanbul İzmir Eskişehir…

9 3. SU KİRLİLİĞİ Suların kullanılmasını önleyecek veya canlılar için zararlı olacak derecede suya organik, inorganik, radyoaktif veya biyojenik yabancı maddelerin girmesi «su kirliliği» olarak tanımlanmaktadır. Ülkemizde ev atık suları, sanayi tesislerinden hasıl olan sular; şehir kanalizasyonuna, akarsu, göl ve en fazla denizlere verilmektedir.

10 KİRLİ AKARSULAR VE AKARSU HAVZALARI Ergene Havzası: Trakya havzasının sularını drene eden Ergene çayı, ev ve sanayi tesislerinin atık suları ile kirletilmektedir. Gıda ve tekstil sanayinin atıkları çayı kirleten ana tesisler arasına girmektedir. Sanayi tesislerinin atık sularının yeteri kadar arıtmadan Ergene çayının kollarından olan Çorlu çayına boşaltıldığı belirtilmiştir. Meriç’in, Edirne ve Lalapaşa’dan gelen ev atıkları ve bu sahadaki çeşitli dokuma fabrikalarının atıkları ile kirlendiği belirtilmektedir.

11 Bursa Yöresi ve Nilüfer Çayı: Bursa’daki çeşitli sanayi tesislerinin atık suları, Bursa’nın evsel atık suları Nilüfer çayını kirletmektedir. Bursa Organize Sanayi Bölge’sinin suları, Nilüfer’in kollarından olan Ayvalı çayına boşalmaktadır. Su kirliliği kontrol düzenlemesine göre Ayvalı çayı, çok kirli su kategorisine girmektedir. Susurluk çayının ana kirlilik kaynağı, Bigadiç Boraks Metal tesisleridir (0.3 mg/lt seviyesinde boraks). Balıkesir civarında maden, kimya, tekstil, metal, gıda maddeleri, makine ve seramik ile ev, meyve suyu gibi tesislerden gelen çeşitli atıklar, suların kirlenmesinde önemli rol oynamaktadır. Buradaki sularda büyük miktarda organik madde, suda yavaş ayrışan toksit bileşikler, Simav çayına boşalarak buradaki suyun kirlenmesine neden olmaktadır.

12 Gediz Nehri: Bu havzaya, son yıllarda aşırı olarak nüfuslanmış kasabalardan gelen kanalizasyon ve Manisa Organize Sanayi Bölgesi’nin suları boşalmaktadır. Bu nehrimizde, kirlenme 1980’li yılların başında itibaren gözle görülür derecede artmış; 1989’da trajik kirlenmenin sonucu olarak nehirde yaklaşık 1 ton balık ölmüştür. Gediz nehrinin fenol, syanid, yağ ve gres, organik ve toksik maddeler açısından aşırı derecede kirlenmiş olduğu belirlenmiştir.

13 Büyük Menderes Nehri: Bu nehir havzasında suyu kirleten en önemli etken, Ömerbeyli’deki 4, Kızıldere’deki 13 kuyudan sağlanan jeotermal enerji ve sıcak sudur. Bu sular, mg/lt boraks ihtiva etmektedir. Menderes’ten alınan su örneklerindeki boraks konsantrasyonunun mg/lt arasında değiştiği tespit edilmiştir. Jeotermal kaynaklardan çıkan sudaki tuz konsantrasyonu çok yüksektir. Jeotermal enerji üretiminin başlaması ile topraktaki boraks miktarının , tuz miktarının ise 9-10 misli arttığı belirlenmiştir.

14 Porsuk Çayı: Porsuk çayının kirliliği, Kütahya’daki kanalizasyon sularının boşalması ile başlamaktadır. Kütahya Magnezit Fabrikası’ndan hasıl olan 4 mm’den küçük katı magnezit ve serpantin parçaları, Porsuk çayına boşaltılmıştır. Seyitömer Termik Santrali’nden saniyede 226 litre olarak çıkan suyun bünyesinde 285 mg/lt katı parçacık bulunmuştur. Santral atıklarından hasıl olan günlük 6.5 ton katı parçacık Porsuk çayına dahil olmaktadır.

15 Ayrıca; Ankara çayı, Sapanca gölüne boşalan Çark çayı, çeşitli ev ve sanayi atıklarını bünyesine aldığı için suları kirlenmiş durumdadır. Konya ovasının bir bölümünü sulayan Çarşamba çayı sulama kanallarına organik kirleticiler; sanayi ve ev atık sularından hasıl olan ağır metaller karışmaktadır; ayrıca tarım alanlarından pestisitler suya karışmakta ve bu kirli sular Tuz gölüne boşalmaktadır.

16 GÖL KİRLİLİĞİ Sapanca Gölü: Göl çevresindeki çeşitli sanayi tesislerinin atık sularını Sapanca gölüne verdiği belirtilmektedir. Çevredeki çok sayıda yerleşme merkezinin de atık suları Sapanca’ya boşalmaktadır.

17 Kuş (Manyas) Gölü: Avrupa Konseyi tarafından Birinci sınıf milli park sahası olarak değerlendirilen Kuş gölünü 230 kuş türü ziyaret etmekte ve bunların 44’ü gölden beslenmektedir. Göle doğrudan ve dolaylı olarak boşalan sanayi ve ev atıkları göl suyunun kirlenmesine neden olmaktadır. Kuş gölü çevresinde yoğun olarak sürdürülen tarımsal faaliyetlerden dolayı klor, fosfor ve karbonat taşıyan pestisidler ve gübrelerden kaynaklanan kirleticiler, sular aracılığı ile göle karışmaktadır. Ayrıca, erozyondan dolayı göle bol miktarda katı parçacıklar da taşınmaktadır.

18 Uluabat Gölü: Göl, azotlardan ziyade fosforlu maddelerce kirletilmektedir. Civardaki tarımsal sahalardan gübrelerin kullanılması ile fosfor kaynaklanmakta ve ev atık sularında bulunan deterjanlı kirleticilerle göl suyu kirletilmektedir.

19 DENİZ KİRLİLİĞİ Karadeniz: Karadeniz’in kirlenmesine neden olan faktörler; Almanya’dan başlayarak Romanya’ya kadar olan saha dahilinde birçok ülkeden karışan kanalizasyon, tarım sahalarından gelen organik madde, yapay gübre suları ve sanayi tesislerinden kaynaklanan ağır metallerdir. Son yıllarda yapılan ölçmelerde; önemli seviyelerde bakır ( mg/lt), kurşun (0.65 mg/lt), çinko ( mg/lt) ve kadminyum (0.65 mg/lt) tespit edilmiştir. Karadeniz’in suları gerek ülkemizden dökülen Kızılırmak, Yeşilırmak, Sakarya ile Balkan ülkelerinden bilhassa Tuna aracılığı ile gelen çeşitli kirleticiler, deniz suyunun kirlenmesine neden olmaktadır.

20 Marmara Denizi: Marmara Denizi’nin hidrodinamik özellikleri ile canlı yaşamını, boğazlar vasıtasıyla meydana gelen su dolaşımı önemli ölçüde etkilemektedir. Marmara Denizi’nde kirlilik seviyesinin diğer denizlerimize göre oldukça yüksek olması, denizin çevresindeki sanayi tesisleri ile denize boşaltılan aşırı miktardaki şehirsel atıklardan ileri gelmektedir. Bandırma Limanı’ndan boşalan atık sular, boraks-sülfürik asit tesislerinin suları, Erdek-Ayşa arasındaki turistik tesislerden denize boşaltılan çeşitli atıklar, Gemlik Körfezi’ndeki zeytinyağı ve meyve suyu tesislerinin atıkları ile İzmit Körfezi çevresindeki çeşitli sanayi kuruluşlarının atıkları ve İstanbul’dan kaynaklanan çeşitli atıklar Marmara’yı kirletmektedir. Suda oksijen yetersizliği bulunmaktadır.

21 Ege Denizi: Ege, yaklaşık olarak 30 milyondan fazla nüfusun atıklarını kapsayan bir kirlenme ile karşı karşıyadır. Ege Denizi’nde çözünmüş petrol hidrakarbonlarına ait kirleticiler bulunmaktadır. Yüksek miktarda yağ kirliliği, yoğun deniz trafiğinden dolayı Çanakkale Boğazı çevresinde de tespit edilmiştir. Denizde yüzer haldeki katı atık miktarları, İzmir Körfezi ile nehirlerin ağızlarında Akdeniz ve Karadeniz’de tespit edilenlerin üzerindedir.

22 Akdeniz: Akdeniz’deki kirliliğin ana kaynağını; tankerlerden kaçak olarak boşalan yağlı sular, tarım alanlarından gelen sular, Mersin-Taşucu arasındaki tekstil, gıda, boya, soda, kağıt, ferrokrom, plastik, gübre tesislerinden kaynaklanan atık sular ile turistik alanlardan denize boşalan çeşitli atıklar oluşturur. Akdeniz kıyı kesimindeki tarımsal alanlarda kullanılan gübrelerden kaynaklanan pestisidler, denizi kirleticiler arasındadır. Arazi, tanker ve rafinerilerden hasıl olan yağlar, deniz kirliliğine neden olmaktadır.

23 KÖRFEZ KİRLİLİĞİ İzmit Körfezi: İzmit şehrinin atık suları çeşitli noktalardan körfeze verilmekte ve yaz aylarında pis kokular çıkmaktadır. Buna çöplerden ve mezbahanelerden, fosseptik çukurlardan gelen kokular da ilave edildiğinde şehrin havası bir hayli bozulmaktadır. Körfez çevresinde ve özellikle körfezin kuzey kıyısına yerleşmiş bulunan 100’ün üzerindeki sanayi tesislerinin atık suları, İzmit Körfezi’ne boşalmaktadır.

24 Gemlik Körfezi: Doğudaki İznik Gölü’nden kaynaklanan Gölayağı çayı, çevredeki sahaların özellikle Orhangazi kasabasının sanayi ve ev atık sularını Gemlik Körfezi’ne boşaltmakta ve dolayısıyla da körfezin sularının kirlenmesine neden olmaktadır. Diğer körfezlerle mukayese edildiğinde, en fazla azot bileşiklerine Gemlik Körfezi’nde rastlanmıştır.

25 4. KATI ATIKLAR Evlerden çıkan çöpler, çeşitli sanayi tesislerinden hasıl olan çeşitli atıklar, katı atık maddeleri oluşturmaktadır.

26 İstanbul: 1953 yılına kadar denize dökülen katı atıklar; Beşiktaş, Haliç ve sonra da deniz gerisindeki Yeşilköy-Fenerbahçe arasındaki sahaya kaydırılmıştır. Kemerburgaz, Hatipler (Rumeli yakası) ve Merdivenköy (Anadolu yakası) önemli katı atık depolanma sahalarıdır. Şahıs basına günlük çöp üretimi 1 kg’ı aşmıştır. Son yıllarda İstanbul’daki çöplerden çıkan biyogazla elektrik enerjisi üretilerek metroların elektrik enerjisi karşılanmaktadır.

27 İzmir: İzmir’de bir günde çıkan çöp miktarı yazın 3400, kışın 3500 tonun üzerindedir. Şehirdeki katı atıkların bir bölümü, Halkapınar ve Şemikler’de 1969’dan beri çalışan organik gübre üreten fabrikalara verilmektedir. İzmir’de daha önce körfeze verilen sıvı atıklar, Büyük Kanal Projesi ile Çiğli’de kurulan arıtma tesislerinde temizlenmekte, temizlenen sularla da Menemen ovasının bir bölümü sulanmaktadır.

28 5. PESTİSİD Pestisid; geniş anlamda hastalık veya böceklere karşı kullanılan kimyasal madde veya maddeler karışımıdır. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Teşkilatı (FAO) ve Dünya Sağlık Örgütü (WHO)’ne göre, «bitki koruma ilaçları»; İstenilmeyen bitki ve canlıları kontrol altında tutmak veya önlemek için kullanılan maddelerle bitki büyümesini ayarlamak, yaprak dökülmesini sağlayıcı ve nemi alıcı olarak kullanılan madde veya maddeler karışımıdır. Tarımsal alanlarda kullanılan ilaçlar pestisidleri oluştururlar.

29 PESTİSİDLERİN İNSAN VE ÇEVRE ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ 1- Pestisidlerin Genel Etkileri: – Doğrudan zehirleyici etkiler – Sekonder toksik etkiler – Verim düşüklüğü – Ortamın bozulması – Rekabet eden türlerin sayısında azalmalar – Pestisidlere karşı direnç gösterenlerin gelişmesi 2- Pestisidlerin insan sağlığı üzerindeki etkileri 3- Pestisidlerin su üzerindeki etkileri 4- Pestisidlerin toprak üzerindeki etkileri 5- Pestisidlerin faydalı böcek, tarımsal gıda maddeleri ve hayvanlar üzerindeki etkileri


"TÜRKİYE’NİN ÇEVRE SORUNLARI 2009’da Dokuz Eylül Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü’nde Çevre Eğitimi Yüksek Lisans programı açılmıştır. 1996’da İstanbul’da." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları