Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

HÜSEYİN SEYMEN SORGUNAİHL. 12. SINIF ÖĞRENME ALANLARI İNANÇ 1 DİN VE LAİKLİK DİN, KÜLTÜR VE MEDENİYET AHLAK VE DEĞERLER VAHİY VE AKIL İBADET HZ. MUHAMMET.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "HÜSEYİN SEYMEN SORGUNAİHL. 12. SINIF ÖĞRENME ALANLARI İNANÇ 1 DİN VE LAİKLİK DİN, KÜLTÜR VE MEDENİYET AHLAK VE DEĞERLER VAHİY VE AKIL İBADET HZ. MUHAMMET."— Sunum transkripti:

1 HÜSEYİN SEYMEN SORGUNAİHL

2

3 12. SINIF ÖĞRENME ALANLARI İNANÇ 1 DİN VE LAİKLİK DİN, KÜLTÜR VE MEDENİYET AHLAK VE DEĞERLER VAHİY VE AKIL İBADET HZ. MUHAMMET HÜSEYİN SEYMEN SORGUNAİHL

4 3. ATATÜRK’ÜN DİN BİLGİNLERİNE VERDİĞİ DEĞER 2. ATATÜRK’ÜN OKULDA DİN ÖĞRETİMİNE VERDİĞİ ÖNEM 1. ATATÜRK’ÜN DİNİN ANLAŞILMASINA VERDİĞİ ÖNEM HÜSEYİN SEYMEN SORGUNAİHL

5 1.ATATÜRK’ÜN DİNİN ANLAŞILMASINA VERDİĞİ ÖNEM Din, tarihsel süreç içersinde insanoğlunun ilk dönemlerinden itibaren var olan ve kıyamete kadar da varlığını devam ettirecek evrensel bir olgudur. Dinler tarihi araştırmacıları, tarihin hiçbir döneminde inanmayan bir topluluğun olmadığını, her toplumun ilahi veya ilkel bir şekilde dine ve tanrı inancına sahip olduklarını belirtmektedirler. HÜSEYİN SEYMEN SORGUNAİHL

6 1.ATATÜRK’ÜN DİNİN ANLAŞILMASINA VERDİĞİ ÖNEM İnsan, yeme içme, barınma gibi maddi ihtiyaçlarının yanında, manevi ihtiyaçları da vardır. Bireylerin, manevi gereksinimlerini karşılayan olguların başında hiç şüphesiz din gelmektedir. Atatürk, dinin gerçek manada anlaşılmasını istiyordu. O, dini, toplum hayatında gerekli bir durum olarak görmüştür. HÜSEYİN SEYMEN SORGUNAİHL

7 “Din lüzumlu bir müessesedir. Dinsiz milletlerin devamına imkân yoktur. Yalnız şurası vardır ki, din, Allah ile kul arasında bir bağlılıktır.” ATATÜRK DİYOR Kİ HÜSEYİN SEYMEN SORGUNAİHL

8 1.ATATÜRK’ÜN DİNİN ANLAŞILMASINA VERDİĞİ ÖNEM Atatürk, laiklik anlayışı ile din ve devlet işlerini hem birbirinden ayırmış, hem de laikliğin gereği olarak din ve vicdan hürriyetini korumuştur. Bu yüzden din işlerinin daha sağlıklı ve ehil kimseler tarafından yürütülmesi için Diyanet İşleri Başkanlığı’nı kurdurmuştur. HÜSEYİN SEYMEN SORGUNAİHL

9 1.ATATÜRK’ÜN DİNİN ANLAŞILMASINA VERDİĞİ ÖNEM Atatürk, Kuran’a olan bağlılığını onu ‘Kitab-ı Ekmel’ yani (En Mükemmel Kitap) diye tanımlayarak dile getirmiştir. HÜSEYİN SEYMEN SORGUNAİHL

10 1.ATATÜRK’ÜN DİNİN ANLAŞILMASINA VERDİĞİ ÖNEM Dolmabahçe Sarayı ve Çankaya Köşkü’ne hafızları çağırtarak sık sık Kuran okutmuş, ayetler üzerinde sohbetler etmiş, hafızlarla meal ve tefsir konularında fikir alış verişinde bulunmuştu. Atatürk özel sohbetlerinde pek çok kez dindar olmanın gerekliliğinden, Peygamber Efendimizin hayatından, Allah’ın kudretinden söz etmiştir.. HÜSEYİN SEYMEN SORGUNAİHL

11 1.ATATÜRK’ÜN DİNİN ANLAŞILMASINA VERDİĞİ ÖNEM İslam’ın son ve mükemmel din, Peygamberimiz (sav)’in de son peygamber olduğunu her fırsatta vurgulayan Atatürk, Türk milletine de dindar olmayı, dinini öğrenmeyi öğütlemiştir. Dinimizin akıl ve mantığa uygun olduğunu da şöyle belirtmiştir; HÜSEYİN SEYMEN SORGUNAİHL

12 “Bilhassa bizim dinimiz için herkesin elinde bir ölçü vardır. Bu ölçü ile hangi şeyin bu dine uygun olup olmadığını kolayca takdir edebilirsiniz. Hangi şey ki akla, mantığa halkın menfaatine uygundur; biliniz ki o bizim dinimize de uygundur. Bir şey akıl ve mantığa, milletin menfaatine, İslam’ın menfaatine uygunsa kimseye sormayın. O şey dinidir. Eğer bizim dinimiz aklın mantığın uyduğu bir din olmasaydı mükemmel olmazdı, son din olmazdı.” ATATÜRK DİYOR Kİ HÜSEYİN SEYMEN SORGUNAİHL

13 “Din vardır ve gereklidir. Temeli çok sağlam bir dinimiz var. Malzemesi iyi, fakat bina, uzun asırlardır ihmale uğramış. Harçlar döküldükçe yeni harç yapıp binayı takviye etmek gereği duyulmamış. Aksine olarak, birçok yabancı unsur, binayı daha fazla hırpalamış...” ATATÜRK DİYOR Kİ HÜSEYİN SEYMEN SORGUNAİHL

14 1.ATATÜRK’ÜN DİNİN ANLAŞILMASINA VERDİĞİ ÖNEM Atatürk, dinin özü ile tarih boyunca dinin içine girmiş ve gelenekselleşmiş olan yanlış uygulamaları, eklemeleri ve hurafeleri, birbirinden ayırmaktadır. Ona göre dinin temelinde var olan canlı, yaratıcı ve dinamik karakter, zaman içersinde oluşan din dışı uygulamalarla karışmış, hangisinin din, hangisinin ise din dışı olduğu belirsiz bir hale gelmiştir. HÜSEYİN SEYMEN SORGUNAİHL

15 1.ATATÜRK’ÜN DİNİN ANLAŞILMASINA VERDİĞİ ÖNEM Atatürk, dinin özü ile tarih boyunca oluşan bu geleneksel yorumların birbirinden ayrılmasını, dinin gerçek yönünün ortaya çıkarılmasını istemektedir. Çünkü kullanılan bir bina nasıl eskir ve yıpranırsa; yaşanılan din de içine hurafelerin karışmasıyla bozulur. İşte Atatürk ileri görüşlülüğü sayesinde bunu görmüştür. Atatürk; Peygamber Efendimizi çok iyi tanımış, onun üstün özelliklerini çeşitli vesilelerle anlatmıştır; HÜSEYİN SEYMEN SORGUNAİHL

16 “O, Allah’ın birinci ve en büyük kuludur. O’nun izinde bugün milyonlarca insan yürüyor. Benim, senin adın silinir; fakat sonsuza kadar o, ölümsüzdür.” ATATÜRK DİYOR Kİ HÜSEYİN SEYMEN SORGUNAİHL

17 “Tarih, hakikatleri tahrif eden bir sanat değil, belirten bir ilim olmalıdır. Bu küçük harpte bile askerî dehâsı kadar siyasî görüşüyle de yükselen bir insanı, cezbeli bir derviş gibi tasvire yeltenen cahiller, bizim tarih çalışmamıza katılamazlar. Hz. Muhammed (sav) bu harp sonunda çevresindekilerin direnmelerini yenerek ve kendisinin yaralı olmasına bakmayarak, galip düşmanı takibe kalkışmamış olsaydı, bugün yeryüzünde Müslümanlık diye bir varlık görülemezdi.” ATATÜRK DİYOR Kİ HÜSEYİN SEYMEN SORGUNAİHL

18 1.ATATÜRK’ÜN DİNİN ANLAŞILMASINA VERDİĞİ ÖNEM Atatürk dine önem vermiş, milletin manevi değerlerine saygılı olmuştur. 7 Şubat 1923’te Balıkesir Zağanos Paşa Camii’nde Türkçe olarak bir hutbe okumuştur. Hutbenin başlangıç kısmı şöyledir; HÜSEYİN SEYMEN SORGUNAİHL

19 ATATÜRK’ÜN BALIKESİR HUTBESİNDEN “Ey millet Allah birdir, ş anı büyüktür. Allah’ın selameti, sevgisi üzerine olsun. Peygamber Efendimiz Hazretleri, Allah tarafından insanlara dini gerçekleri duyurmaya memur ve elçi olarak seçilmi ş tir. Koydu ğ u esas kanunlar, hepimizce bilinmektedir ki, Yüce Kuran’daki ayetlerdir. Çünkü, hakikate uymamı ş olsaydı, bununla di ğ er ilahi ve tabii kanunlar arasında çeli ş ki olması gerekirdi. Çünkü bütün yaratılı ş kanunlarını yapan Cenabı Hakk’tır.” HÜSEYİN SEYMEN SORGUNAİHL

20 1.ATATÜRK’ÜN DİNİN ANLAŞILMASINA VERDİĞİ ÖNEM Atatürk’ün hayatı incelendiğinde, dindar bir ana-babadan dünyaya gelmiş olduğunu görebiliriz. İlk dini bilgilerini de bilhassa annesinden almış ve onun tarafından yetiştirilmiştir. İlköğrenimini gördüğü Şemsi Efendi Mektebi ve daha sonra devam ettiği Selanik Mülkiye İdadisi, devrinin şartları içinde ciddi dini bilgiler veren öğretim kuruluşlarıydı. Hatta daha sonra girdiği Selanik Askeri Rüştiyesi de, Manastır Askeri İdadisi de, programlarında aynı ciddiyet ve seviyede din kültürü veren müesseselerdi. HÜSEYİN SEYMEN SORGUNAİHL

21 1.ATATÜRK’ÜN DİNİN ANLAŞILMASINA VERDİĞİ ÖNEM Onun Kuran-ı Kerimi anlayacak kadar Arapça bildiği de göz önünde bulundurulursa dinî konulardaki uzmanlığı daha da iyi anlaşılmış olur. HÜSEYİN SEYMEN SORGUNAİHL

22 1.ATATÜRK’ÜN DİNİN ANLAŞILMASINA VERDİĞİ ÖNEM Atatürk, İslam’a içtenlikle bağlıdır ve dinin özgün haliyle korunup yaşanılmasını istemektedir. İslam’ın akıl, ilim, fen ve mantık dini olduğunu, insanlara ve milletlere kimlik ve kişilikleriyle yaşama anlayışı telkin ettiğini belirtmektedir. Bu sebeple, Türk Milleti’nin dinini öğrenmesi ve daha dindar olması gerektiğini söylemektedir. HÜSEYİN SEYMEN SORGUNAİHL

23 1.ATATÜRK’ÜN DİNİN ANLAŞILMASINA VERDİĞİ ÖNEM Cumhuriyetin ilanından hemen sonraları Kuran-ı Kerim’in Türkçe tercümesi ve tefsiri üzerinde büyük bir yarış ve faaliyet görülmektedir. Atatürk, 1930 yılında, Müslümanlar dinlerini doğru öğrensinler diye, Kuran’ı Türkçeye, yeni harflerle tercüme ettirmiş ve ayrıca, Hz. Peygamber’in hayatıyla ilgili bir kitabı çevirtmiştir. HÜSEYİN SEYMEN SORGUNAİHL

24 1.ATATÜRK’ÜN DİNİN ANLAŞILMASINA VERDİĞİ ÖNEM Mehmet Vehbi Efendi’nin “Hülasat’ül-Beyan fi Tefsiri’l-Kuran” isimli eseri ile Muhammed Hamdi Yazır’ın “Hak Dini Kuran Dili: Yeni Mealli Türkçe Tefsir” isimli eseri de dahil olmak üzere, Cumhuriyetin ilk on beş yılında, Kuran-ı Kerim’in tercüme ve tefsirine dair yazılıp neşredilen eser sayısı dokuza varmaktadır. HÜSEYİN SEYMEN SORGUNAİHL

25 1.ATATÜRK’ÜN DİNİN ANLAŞILMASINA VERDİĞİ ÖNEM Bunlardan Elmalılı Hoca’nın tefsirini, Büyük Millet Meclisi’nin kararı ile ve Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bütçesine konulan tahsisatla yazdırıldığını, başlangıçta mealin Mehmet Akif Bey merhum tarafından yapılmasının kararlaştırıldığını, fakat Mehmet Akif Bey’in bilahare bu görevi bırakıp, aldığı avansı da iade etmesi üzerine, hem mealin, hem de tefsirin Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır Hoca tarafından yapıldığı bilinmektedir. HÜSEYİN SEYMEN SORGUNAİHL

26 Atatürk, Kuran-ı Kerim’in Türkçeye çevrilmesinin gerekçesi konusunda şöyle demiştir; “Türkler dinlerinin ne olduğunu bilmiyorlar, bunun için Kuran Türkçe olmalıdır.” ATATÜRK DİYOR Kİ HÜSEYİN SEYMEN SORGUNAİHL

27 1.ATATÜRK’ÜN DİNİN ANLAŞILMASINA VERDİĞİ ÖNEM Atatürk’ün Kuran-ı Kerim’e karşı ilgisi, sadece onun Türkçeye çevrilmesi ve camilerde Türkçesinin de açıklanması konularına münhasır değildir. O, Kuran-ı Kerim’i de daima zevkle ve huşu ile dinlemiştir. Bilhassa Ramazan aylarında buna özen gösterirdi. HÜSEYİN SEYMEN SORGUNAİHL

28 1.ATATÜRK’ÜN DİNİN ANLAŞILMASINA VERDİĞİ ÖNEM Bu konuda Hafız Yaşar Okur şöyle diyor: “Ramazanların Atam için çok büyük bir önemi vardı. Ramazan gelir gelmez incesaz heyeti Çankaya Köşkü’ne giremezdi. Kandil geceleri de saz çaldırmazlardı. Sadece beni huzurlarına çağırır, Kuran-ı Kerim’den bazı sureler okuturlardı. Ben okurken gözleri bir noktaya takılır, derin bir huşu ile dinlerlerdi. Ruhen çok mütelezziz olduğu her halinden anlaşılırdı. HÜSEYİN SEYMEN SORGUNAİHL

29 Büyük Atatürk birçok vesilelerle şöyle demiştir: “Mukaddes mihrabı, cehlin elinden alıp ehlinin eline vermek zamanı gelmiştir.” ATATÜRK DİYOR Kİ HÜSEYİN SEYMEN SORGUNAİHL

30 1.ATATÜRK’ÜN DİNİN ANLAŞILMASINA VERDİĞİ ÖNEM Bunu, dini davranışlarına daima düstur yapmışlardır. Peygamber Efendimizden de büyük takdirle bahsederlerdi. O devirler için hep “Hz. Peygamber’in zaman-ı saadetlerinde...” diye saygı kelimeleri kullanırlardı. Ayrıca Peygamber Efendimizin dirayetli bir devlet adamı, iyi bir başkumandan olduğunu da sık sık tekrarlardı. HÜSEYİN SEYMEN SORGUNAİHL

31 3. ATATÜRK’ÜN DİN BİLGİNLERİNE VERDİĞİ DEĞER 2. ATATÜRK’ÜN OKULDA DİN ÖĞRETİMİNE VERDİĞİ ÖNEM 1. ATATÜRK’ÜN DİNİN ANLAŞILMASINA VERDİĞİ ÖNEM HÜSEYİN SEYMEN SORGUNAİHL

32 2. ATATÜRK’ÜN OKULDA DİN ÖĞRETİMİNE VERDİĞİ ÖNEM Mustafa Kemal Atatürk, insanların din konusunda doğru ve gerçek bilgilere ulaşıp aydınlanmasını istiyordu. Atatürk, dinin istismar edilmesine karşıydı. Dini, çıkarlarına alet etmek isteyenlerin her zaman bulunabileceğini ifade eden Atatürk, bunu önlemenin ise doğru dini bilgi ve din eğitimi olduğunu belirtmektedir. Dinin, çağa ters düşen yorumlar ve hurafelerden kurtarılarak gerçek şekliyle ortaya konulması ve öğrenilmesinin gerekli olduğunu gören Atatürk şöyle demiştir; HÜSEYİN SEYMEN SORGUNAİHL

33 “Nasıl ki, her hususta yüksek meslek ve ihtisas sahipleri yetiştirmek gerekli ise dinimizin gerçek felsefesini inceleyecek, araştıracak, bilimsel ve teknik olarak telkin kudretine sahip olacak seçkin ve gerçek din ilim adamlarını yetiştirecek, yüksek öğrenim kurumlarına sahip olmayız.” ATATÜRK DİYOR Kİ HÜSEYİN SEYMEN SORGUNAİHL

34 2. ATATÜRK’ÜN OKULDA DİN ÖĞRETİMİNE VERDİĞİ ÖNEM Atatürk, genel eğitime önem vermesinin paralelinde din eğitimine de önem vermiştir. Din eğitimini, milli eğitimin ilk hedefleri arasına almakla kişilerin dinini, diyanetini öğrenmek mecburiyetinde olduğunu belirtmiş ve okulları bu eğitimin tek yeri olarak göstermiştir. Din eğitiminin öneminin de farkında olan Atatürk, bu eğitimin okullarda verilmesi gerektiğini şu sözleriyle ifade etmiştir; HÜSEYİN SEYMEN SORGUNAİHL

35 “Her fert din ve diyanetini, imanını öğrenmek için bir yere muhtaçtır. Orası mekteptir. Fakat nasıl ki her hususta yüksek mektep ve ihtisas sahipleri yetiştirmek lazımsa, dinimizin hakikatini tetkik, tetebbu ilmi ve fenni kudretine sahip olacak güzide ve hakiki ulema yetiştirecek yüksek müesseselere sahip olmalıyız.” ATATÜRK DİYOR Kİ HÜSEYİN SEYMEN SORGUNAİHL

36 2. ATATÜRK’ÜN OKULDA DİN ÖĞRETİMİNE VERDİĞİ ÖNEM 3 Mart 1924 tarihinde, Tevhit-i Tedrisat Kanununun kabulü ile, medreselerin varlığına son verilmiş ve bütün okullar Milli Eğitim Bakanlığına bağlanmış; ayrıca aynı kanunun gereğince de yüksek din bilginleri yetiştirmek üzere üniversitede bir ilahiyat fakültesi kurulması, ayrıca dini görevlerin yerine getirilmesi ile yükümlü memurların yetişmesi için de ayrı okullar açılması, kabul edilmiştir. HÜSEYİN SEYMEN SORGUNAİHL

37 2. ATATÜRK’ÜN OKULDA DİN ÖĞRETİMİNE VERDİĞİ ÖNEM Atatürk’ün din eğitimi konusundaki görüşü, görüldüğü gibi, dini gerçekleri ilmi çalışmalarla ele alıp araştıracak bilginleri yetiştirmekten geçmektedir. Bunun içinde, kurulacak yüksek eğitim öğretim kurumlarına sahip olmanın yanında, her ferde dininin, diyanetinin, imanının mutlaka mekteplerde öğretilmesi lüzumludur. HÜSEYİN SEYMEN SORGUNAİHL

38 3. ATATÜRK’ÜN DİN BİLGİNLERİNE VERDİĞİ DEĞER 2. ATATÜRK’ÜN OKULDA DİN ÖĞRETİMİNE VERDİĞİ ÖNEM 1. ATATÜRK’ÜN DİNİN ANLAŞILMASINA VERDİĞİ ÖNEM HÜSEYİN SEYMEN SORGUNAİHL

39 3. ATATÜRK’ÜN DİN BİLGİNLERİNE VERDİĞİ DEĞER Atatürk, din hakkında gerekli bilgilere sahip olmayan kimselerin dini konularda yorumlarda bulunmalarına karşı çıkardı. Ehil kimselere ve gerçek din adamlarına büyük görev düştüğünü belirten Atatürk, döneminde medrese eğitimi almış, ancak din konusunda görüş beyan edenlerle ilgili olarak bir toplantıda şu görüşleri dile getirmiştir: HÜSEYİN SEYMEN SORGUNAİHL

40 “Cumhuriyet hükümetimizin bir Diyanet İşleri makamı vardır. Bu makama bağlı müftü, hatip, imam gibi görevli birçok memurları bulunmaktadır. Bu vazifeli kişilerin ilim ve faziletlerinin derecesi bilinmektedir... Vazifeli olmayan birçok insanlar da görüyorum ki, aynı kıyafeti giymekte devam etmektedirler. Bu gibiler içinde çok cahil, hatta okuması yazması olmayanlara rastladım. ATATÜRK DİYOR Kİ HÜSEYİN SEYMEN SORGUNAİHL

41 Özellikle bu gibi bilgisizler, bazı yerlerde halkın temsilcileri imiş gibi onların önüne düşüyorlar. Halkla doğrudan doğruya ilişki kurmaya adeta engel olma sevdasında bulunuyorlar. Bu gibilere sormak istiyorum. Bu tutum ve yetkiyi kimden almışlardır? Millete hatırlatmak isterim ki, bu kayıtsızlığa müsaade etmek asla doğru değildir. Herhalde yetki sahibi olmayan bu gibi kişilerin, görevli olan kimselerle aynı elbiseyi taşımalarındaki sakınca bakımından hükümetin dikkatini çekeceğim” ATATÜRK DİYOR Kİ HÜSEYİN SEYMEN SORGUNAİHL

42 3. ATATÜRK’ÜN DİN BİLGİNLERİNE VERDİĞİ DEĞER Atatürk, İslam dininin emir ve yasaklarının sadece din bilginlerinden değil, herkesin kendi imkân ve gayretleriyle olması gerektiğini, anlaşılmayan meselelerin ise din bilginlerine sorulmasını istemiştir. Din bilginlerinin halkı dini bakımdan aydınlatma görevini üstlendiğine dikkat çeken Atatürk, bu konuda şu görüşleri savunmuştur: HÜSEYİN SEYMEN SORGUNAİHL

43 “Her şeyden önce şunu en basit bir dini gerçek olarak bilelim ki, bizim dinimizde özel bir sınıf yoktur. Ruhbanlığı reddeden bu din, dinde tekelciliği kabul etmez. Mesela din bilginleri, mutlaka aydınlatma vazifesi din bilginlerine ait olmadıktan başka, dinimiz de bunu kesinlikle yasaklar. O halde biz diyemeyiz ki bizde özel bir sınıf vardır. Diğerleri dinî yönden aydınlatma hakkından yoksundur. ATATÜRK DİYOR Kİ HÜSEYİN SEYMEN SORGUNAİHL

44 Böyle düşünecek olursak kabahat bizde, bizim cahilliğimizdedir. Hoca olmak için yani dinî gerçekleri halka telkin etmek için, mutlaka hoca elbisesi şart değildir. Bizim yüce dinimiz her erkek ve kadın Müslüman genel olarak araştırmayı farz kılar ve her erkek ve kadın Müslüman, toplumu aydınlatmakla yükümlüdür.” ATATÜRK DİYOR Kİ HÜSEYİN SEYMEN SORGUNAİHL

45 3. ATATÜRK’ÜN DİN BİLGİNLERİNE VERDİĞİ DEĞER Atatürk, gerçek din bilginleri ile cahil din adamlarının karıştırılmaması gerektiğine işaret etmiştir: HÜSEYİN SEYMEN SORGUNAİHL

46 “Efendiler, bir fikri daha düzeltmek isterim. Milletimizin içinde gerçek din adamları, din adamlarımız içinde de milletimizin hakkıyla iftihar edebileceği bilginlerimiz vardır. Fakat bunlara karşı hoca elbisesi altında gerçek ilimden uzak, gereği kadar öğrenmemiş, ilim yolunda gereği kadar ilerleyememiş hoca görünüşlü cahiller de vardır. Bunların ikisini birbirine karıştırmamalıyız. ATATÜRK DİYOR Kİ HÜSEYİN SEYMEN SORGUNAİHL

47 Seyahatlerimde birçok gerçek aydın din bilginlerimizle temas ettim. Onları en yeni ilmi terbiyeyi almış, sanki Avrupa’da tahsil etmiş seviyede gördüm. İslamiyet ruhu ve hakikatlerini çok iyi bilen din adamlarımızın karşısında imansız ve hain din adamları da vardır, fakat bunları onlara karıştırmak doğru olmaz.” ATATÜRK DİYOR Kİ HÜSEYİN SEYMEN SORGUNAİHL

48 3. ATATÜRK’ÜN DİN BİLGİNLERİNE VERDİĞİ DEĞER Atatürk’ün “bizim dinimiz” diye sahiplendiği, yüce dinimizin zaman zaman cahil ve ehliyetsiz kişilerin elinde kaldığını üzülerek belirtir, dinimizin böyle kimselerin elinden kurtarılması gerektiğine işaret ederdi. O, her fırsatta cehalete, bağnazlığa, hurafelere, din istismarcılarına karşı olduğunu bildirir, İslam’da bu gibi durumların yerinin olmadığını söylerdi. HÜSEYİN SEYMEN SORGUNAİHL


"HÜSEYİN SEYMEN SORGUNAİHL. 12. SINIF ÖĞRENME ALANLARI İNANÇ 1 DİN VE LAİKLİK DİN, KÜLTÜR VE MEDENİYET AHLAK VE DEĞERLER VAHİY VE AKIL İBADET HZ. MUHAMMET." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları