Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Bireylerinin, koşulları önceden belirtilmiş bir metin çerçevesinde anlaşarak, belli toprak bütünlüğüne, yasalara bağlı olarak siyasal bakımdan örgütlenmiş.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "Bireylerinin, koşulları önceden belirtilmiş bir metin çerçevesinde anlaşarak, belli toprak bütünlüğüne, yasalara bağlı olarak siyasal bakımdan örgütlenmiş."— Sunum transkripti:

1

2 Bireylerinin, koşulları önceden belirtilmiş bir metin çerçevesinde anlaşarak, belli toprak bütünlüğüne, yasalara bağlı olarak siyasal bakımdan örgütlenmiş millet veya milletler topluluğunun oluşturduğu tüzel varlığa “devlet” deniyor.

3 Böyle bir devlette anlaşma metnine, daha yalın bir ifade ile‘’anayasa’’ ve yasalara sadık kalarak yaşayan her bir bireye ‘’yurttaş’’ denir. Peki, belirli bir anlaşma çerçevesinde bir araya gelmiş yurttaşların bağlı olduğu ‘’anayasa’’ ve ‘’yasalar’’ı kim uygular? Yurttaşların bir seçim yolu ile belirlediği bir ‘’kurul’’ uygular. Bu ‘’kurul’’un adına herkesin bildiği gibi ‘’hükümet’’ denir. Sade yurttaşlar gibi ‘’hükümet’’i oluşturan başta başbakan olmak üzere, yönetici kadrosunun üyeleri de‘’anayasa’’ ve ‘’yasalar’’a harfiyen uymak zorundadırlar.

4 Demokratik hukuk devletinin olmazsa olmazlarından biri buysa, diğeri ‘’laiklik’’ ilkesidir. Ama, demokrasi tarihinden şunu gayet iyi biliyoruz ki, başta dünyasal çıkarları olmak üzere, dinsel ve ideolojik inançlarını yönettiği devletin mekanizmasına katmak hatta evrensel kuralları tamamen dışlayarak kendi düşüncelerini hakim kılmak isteyen hükümetler vardır. Seçmenin ve yurttaşların iradeleri dışında anayasa ve yasalara aykırı olarak tasarrufta bulunan bu tür ülke yönetimi organizasyonlarına ‘’mafyalaşan hükümetler’’ denir.

5 Çünkü kendilerini iktidara getiren yurttaşların istençleri ve yasaların zıttı yönde hareket ederler. Bilhassa bilgi seviyesi çok düşük, çağdışı dinsel değerleri ön planda tutan biatçı toplumları yöneten hükümetler çok kısa sürede mafyalaşarak anayasa ve yasaları birer tank gibi çiğneyerek mafyalaşırlar. Böyle ülkelerde dinsel değerlere göre hareket eden halk adeta bir ‘’sürü’’ halindedir. Bu nedenle ‘’mafya hükümet’’in başta başı başbakan olmak üzere, tek tek diğer üyeleri de dinsel değerleri sonuna kadar kullanıp yaptıkları her bir ‘’gayrımeşru’’ işin üstünü örterler.

6 Hele halkı Müslüman olan ülkelerin ‘’mafyalaşan hükümetler’’ konusundaki işi çok daha zordur. Bunun nedeni, ‘’İslam Hukuku’’na Peygamber’in böyle bir vaazı olmamasına rağmen, 1400 yıllık süreç içerisinde fıkıhçılar tarafından yerleştirilmiş olan ‘’dar-ül-harb’’ ve ‘’dar-ül-islam’’ kavramlarıdır ki, Müslümanları çok perişan etmiş aç biilaç ve yoksul bırakmıştır. Bu kavramlar çok detayları ile birlikte ciltlerce kitabın konusu olmakla beraber, kısaca tarif edersek ‘’dar-ül-harb’’ İslam yasalarının uygulanmadığı ülkeye denir ve buranın halkının çoğunluğu Müslüman olsa bile devletin malını talan etmek dahil her türlü yoldan devlet ve milletin malını, parasını, hırsızlık, gasp, rüşvet ve yasal hilelerle yemek, hortumlamak helal olarak kabul edilmekte hatta kafir olarak tanımlanan böyle bir devlet çabuk yıkılsın diye teşvik edilmektedir. İşte bu nedenlerle halkı Müslüman olan ülkelerde iktidar olan dinci hükümetler çıkarları uğruna çok çabuk mafyalaşmakta ve anayasa ile yasaları fütursuzca çiğnemektedirler.

7 ‘’ Mafyalaşan hükümetler’’in organizasyonları ülke çapında çok geniş ama adilikleri ‘’değnekçi otopark mafyası’’ kadar tam bir necasettir. Böyle ‘’mafyalaşmış hükümetler’’ tarafından yönetilen ülkelerde yolsuzluk ve pislik ülkenin her tarafına rezilce bulaşmıştır. Başta başbakan olmak üzere tüm bakanlar ve bürokratlar ile bunların çocukları haram para pisliğinin içinde boğulmuşlardır.

8 Aynı zamanda suça bulaşmış zirvedeki yöneticilerin çocuklarını savcı ifadeye çağırsa bile bunları polis götüremez. Çünkü ‘’Mafyalaşmış hükümet’’in başının çocuğu olduğu için tam mafyavari eylemle silahlı çatışma çıkması kesindir. Mafyanın kuralı budur ve ‘’mafyalaşmış hükümetler’’de aynen bu kuralı uygular. ‘’ Mafyalaşmış hükümetler’’ önce kendilerine destek verecek ‘’güç birliği’’ ortakları bulurlar, sonra da işleri bitip devlet ve milletin malını her türlü hile, yasaların etrafını dolanarak yürüttükten sonra yakalandıkları anda tüm suçu işbirliği yaptıkları ortaklarının üstüne atarak halk gözünde aklanmaya çalışırlar.

9 Bu durum da mafyanın kurallarındandır; aynı yöntemi izleyen ‘’mafyalaşmış hükümetler’’de bu kuralı istisnasız uygularlar. Hatta kendilerine demokratik gösterilerle karşı çıkan yurttaşların da bu ‘’dar-ül-harb’’ kuralına göre canları helal kabul edilerek devletin meşru kuvvetlerine, polisine emir verilerek öldürtülmekte, ağır olarak yaralandırılmaktadır Halkı Müslüman olan ülkelerdeki din tüccarı ‘’mafyalaşan hükümetler’’ tarafından boyutu ölçülemeyen devasa hırsızlıkların, devlet ve milletin malını yerli yabancı demeden taraftarlarına, işbirlikçilerine ölmüş eşek fiyatına peşkeş çekmelerinin nedeni budur.

10 Çünkü İslam ülkelerindeki din tüccarı ‘’mafyalaşmış hükümetler’’ devletin ve milletin ellerindeki tüm servetin kendilerine ait olduklarını sanırlar, hatta yine İslam’a musallat olmuş hilekar Arap zihniyetine göre yurttaşları da kendi kulları olarak görürler. Zaman zaman benim valim, benim müsteşarım, benim genelkurmay başkanım vs, bu zihniyet nedeni ile söylenir. İşte, dogmatik din kurallarının ürettiği bu alçak zihniyete göre hilekar yollarla gasp ettikleri milletin ve devletin malı onlar için helal değil, bilakis analarının ak sütü gibi helaldir.

11 Ve bu ülkelerde ‘’mafyalaşan hükümetler’’ hep halkı aldatarak iktidarda kalırlar. Çünkü, bir Arap atasözünde olduğu gibi ‘’Aldatmaca bir savaşta kahramanlıktan daha iyi sonuç verir’’düşüncesine sıkı sıkıya bağlıdırlar, böylece rakiplerine ve halka karşı her türü madrabazlığı, hileyi yaparak, koca koca yalanlar söyleyerek iktidarda kalırlar. Hatta onlara göre rakipleri kafir oldukları için onları aldatmak sevap bile sayılıyor. Burada hilekar Arap zihniyetinin tarihsel süreç içerisinde sahtekarlar tarafından İslam’a nasıl kalleşçe yapıştırıldığını görüyor musunuz? Tüm bunlara rağmen, dogmatik din kurallarıyla beyinleri uyuşmuş koyun sürüsü halindeki halk ‘’mafyalaşmış hükümet’’ başı ve üyelerinin hırsızlık yaptıklarına bir türlü inanmaz, hatta onlar ne yaparsa her şeyi Allah adına yaptıklarını düşünmektedirler.

12 Kısaca, daha çok olmak üzere ‘’mafyalaşan hükümetler’’in esas tesis edicisi cahil toplumlardır ve bunu en iyi şekilde XIX.yüzyılın en önemli filozofu Alman Nıetzsche sözleri ile açıklamıştır ki, evrensel bir saptamadır.

13 ‘’ Mafyalaşan hükümetler’’, kendi çıkarlarını en üst seviyede korumak için tamamen toplumun egemen sınıflarına hizmet ederler ve bu hususta tüm yasaları, hiç çekinmeden çiğnerler ama her seferinde parlamentolarına yaptıkları baskı ile çıkardıkları yeni, acil yasalarla her gayrımeşru icraatlarına bir yasal kılıf bulurlar. Bunu en iyi şekilde Marksist devlet görüşü ‘’Devletin, devleti kontrol edenlerin, gücü elinde bulunduranların çıkar ve tercihlerinden hareketle politikalar üreten bir tür yönetim makinesi olduğunu, toplumdaki egemen sınıfın çıkarlarına hizmet eden organizasyon. Devlet sınıflara bölünmüş olan topluma sıkı sıkıya bağlıdır. Bu çerçeve içinde devlet, toplumsal mücadeleyi, sınıf savaşını yavaşlatan, ona engel olan, ekonomik bakımdan üstün durumda olan, üretim araçlarına sahip bulunan sınıfın baskı aracıdır’’ sözleri ile açıklar ki, mafyalaşmanın bir nevi hükümetlerin doğasında olduğunu belirtir aslında.

14 Evet, daha bir felsefi kaygı ile söyleyecek olursak, bir kısım hükümetler çıkar gruplarının ortak organizasyonundan başka bir şey değildir. Bunu önlemenin yolu var mıdır, varsa mücadele yöntemi nasıl olmalıdır? Veya ‘’mafyalaşan hükümetler’’ yasaları çiğnediklerine ve ülke nimetlerini kendilerine haksız bir şekilde yönlendirdiklerine göre bunlarla mücadele etmek için halkında mı, zaman zaman yasaları çiğnemesi gerekir? Bu bir demokratik hak mıdır yoksa sözün bittiği yerde gerekenin bu şekilde yapılması mıdır?

15 Mevcut yasalara rağmen kalkışma sonucu dünyada yapılan devrimlere baktığımız zaman başarıya ulaştığını görmemiz, bilmemiz bizi hangi doğal düşünceye ulaştırıyor? Zulme uğrayan halkın isyanı kutsal mıdır? İsyan halkı başarıya ulaştırır mı? Tüm bunlara yanıt aramak zorundayız.

16 ‘’ Devletin amacı insanın doğal ve kaybolmaz haklarının korunmasıdır. Bu haklar, özgürlük, güvenlik ve zulme karşı direnmektir. Yönetim halkın haklarını çiğnediği zaman başkaldırmak ve direnmek hakların en kutsalı ve ödevlerin en gereklisidir’’ kararları ‘’1789 Fransız Devrimi Haklar Bildirgesi’’nin olmazsa olmaz ana maddeleridir. Yine ünlü devlet felsefecisi John Locke ‘’Eğer devlet koruma görevi dışına çıkar ve adaletsiz davranırsa toplumun direnme hakkı doğar’’ der ve ‘’İsyan halkın hakkıdır’’ düşüncesini savunur. Çünkü, John Locke ‘’Hukukun bittiği yerde tiranlık başlar’’ fikrini savunur. İşte tiranlıkla mücadele etmek içinde halkın isyan ederek direnmesini ister.

17 Bu nedenle Brecht ‘’Köklü değişimler çıkmaz sokaklarda gerçekleştirilir’’ diyerek zulme karşı halkı kutsal isyana davet etmiştir ki, işaret ettiği olgu devrimden başka bir şey değildir. Nitekim, bilge siyasetçi ve lider Doğu Perinçek, AYDINLIK’ın tarihli köşesinde ‘’Her devrim ve her karşıdevrim, karşı cephenin bütün direnme noktalarını ezerek ilerleyebilir. Sen devrim yapmazsan, sana karşıdevrim yaparlar’’ gerçeğini açık açık yazarak bir durum saptaması yapmıştır. Yine,“mafyalaşan hükümetler’’in neler yapabileceği konusunda en ciddi uyarıyı “TÜRK ORDUSU KUŞATMAYI NASIL YARACAK” adlı yapıtında Doğu Perinçek analiz eder ve ‘’Psikolojik savaş adı üzerinde savaştır. Psikolojik harekata karşı koymak, savaşın bir cephesidir. Kendisine kurşun veya top mermisi veya füze atılan bir ordu, ne yapmak durumundaysa, psikolojik harekatın hedefi olduğu zaman da aynı durumdadır. Savaşın biricik kuralı, savaşmak ve düşmanı imha etmektir’’ der ve bu durumda neler yapılabileceğini çok açık olarak ifade eder.

18 ‘’ Mafyalaşan hükümetler’’ yasal engellerden, demokratik haklardan, sözel tepkilerden kesinlikle anlamazlar, etkilenmezler. Çünkü, sürekli olarak yasaları ahlaksızca, çirkince çiğnerler. Yasaları sürekli olarak çiğnemek ve yok saymak mafyanın en temel özelliğidir; hele yasaların “yürütme organı” olarak başında bulunan ‘’mafyalaşmış hükümetler’’ için bu çok daha kolay ve onlar için elzemdir. ‘’ Mafyalaşan hükümetler’’ eylemsel tepkilerden çok etkilenirler.

19 Bu nedenle İbsen ‘’Binlerce sözcük, tek hareketin bırakacağı izi bırakmaz’’ der. Bu konuda Friedrich Engels’te ‘’Bir gram eylem, bir tonluk kuramdan daha değerlidir’’ diyerek‘’mafyalaşan hükümetler’’e karşı eylemin kahredici etkisini anlatmaktadır. Eylemler cesaretli toplumlar tarafından yapılmaktadır; bu nedenle Mandela ‘’Cesaret korkunun yokluğu değil, korkuyu yenebilmektir’’ der ve bu nedenle ülkesi Güney Afrika’da insan hakları açısından devrim yapmış, devlet başkanlığına kadar gelmiştir.

20 ‘’ Mafyalaşan hükümetler’’e karşı kitleler cesur olmalıdırlar, etkili olmak bakımından. Bu durumu en iyi ‘’Cesurun bakışı, korkağın kılıcından keskindir’’ atasözümüz açıklar. Bir de ‘’Mafyalaşan hükümetler’’e karşı mücadele veren muhalefet partilerin mensupları hükümet yalakası medyadan kesinlikle etkilenmemelidirler. Çünkü, onlar ‘’mafyalaşmış hükümetler’’ lehinde onların gasp ortakları olarak psikolojik savaş yapmaktadırlar.

21 ‘’ Mafyalaşmış hükümetler’’in ve başbakanının, satılık ‘’yandaş medyası’’nda çalıştırdıkları, bir yığın aşağılık‘’kiralık kalemşörler’’i vardır. Bu nedenle Süleyman Demirel, ‘’Siyasetçi kafayı gazetelere takarsa öğlene kadar kendine gelemez’’ der. Kaşgarlı Mahmud, ‘’Divan-ı Lügatit Türk’’ adlı yapıtında ‘’Dövüş olmayınca düzen düzülmez, tipi olmayınca hava açılmaz’’ diyerek bu konudaki bütün gerçekleri olanca çıplaklığı ile anlatarak yüz yılların ötesinden zulme uğramış veya uğrayacak insanlığa esajını vermiştir.

22 Mafyanın dilinden mafya anlar;bu nedenle ‘’Mafyalaşmış hükümetler’’e karşı en etkili çareyi bir mafya lideri olan Al Capone ‘’Güzel bir sözle alabileceğinizden daha fazlasını, güzel bir söz ve bir silah ile alabilirsiniz’’ diyerek önemli bir durum saptaması yapmıştır. Çünkü bunlar yargı kararına rağmen kendi hırsızlarını ve diğer suçlularını kendilerine bağlı etraflarındaki silahlı çeteyi kullanarak, devletin meşru emniyet güçlerine teslim etmezler; yargıya,emniyet birimlerine sözcüğün tam anlamı ile meydan okurlar.

23 İşte bu hassas nokta sözün bittiği yerdir, bir devlet krizidir. ‘’ Mafyalaşmış hükümetler’’in başbakanı, bakanları ve tüm yöneticileri Fransa kralı XVI. Louis gibi ‘’Devlet benim’’ derler ve milletin malını deveyi hörgücü ile yutar gibi yutarlar. Tüm rezaleti hayasızca kabullenmişlerdir; ahlak kavramı onlar için artık yok hükmündedir. Bu alçak reziller haram pislik paraları için evlerinde bulundurdukları atıyorum, para sayma makineleri, para kasaları, ayakkabı kutuları, rüşvetin her türlü belgelerinin ve kollarındaki milyon değerindeki saatlerin tespitine rağmen hiçbir sıkılma, arlanma ve utanma duygusu hissetmezler.

24 Hırsızlık, yolsuzluk ve rüşvetten savcılıkça sorguya çağrılan ‘’mafyalaşmış hükümetler’’ in reisinin çocukları korkudan hesap vermeye gidemez, babası onları yasalara rağmen teslim etmez; bunlar tutuklanırız diye dışarıda çıkamazlar, dokunulmazlığı olan baba evinde saklanırlar. Ancak dışarı çıkacakları zaman kısrak atın yavrusu(tay) gibi korka korka babasının ardından yürürler ve aynı makam arabasına binerler. Bunları hiçbir yasa ilgilendirmez; çünkü yasalar onlar için delinmek için vardır. Ülkeler çapındaki böyle geniş ‘’mafyalaşmış hükümetler’’e karşı en etkili çarenin toplumsal eylemler olduğunu hep vurguladık. Bir Amerikan atasözünde ‘’Söz ayırır, eylem birleştirir’’ der ki, hakikatin ta kendisidir. Aslında kutsal isyanla ‘’mafyalaşan hükümetler’’e karşı mücadele ederken, Alain’in belirttiği ‘’Sonuçları değil, başlangıçları değiştir’’ bilinçli düşüncesini hiçbir zaman akıldan çıkarmamak gerekir. ‘’ Mafyalaşan hükümetler’’in yasaları hiçe sayarak toplumun aleyhine kendileri lehine olarak elde ettikleri her sonuç giderek katmerleşir ve bir daha geri dönüşü olmayabilir.

25

26 Bu nedenle toplumsal eylemlerle işin başlangıcında müdahale etmek ‘’mafyalaşmış hükümetler’’i önce hizaya getirir sonra iktidardan uzaklaşmasını sağlar. Bunun da yapılabilmesi için ‘’mafyalaşmış hükümetler’’e karşı zulme uğrayan ülke yurttaşlarının korkuyu üzerlerinden atması gerekiyor. 20. yüzyılın en büyük filozoflarından ve felsefe profesörü olan Osho ‘’Yaşam, korkunun bittiği yerde başlar’’demiştir. Bu nedenle bir röportajında Osman Pamukoğlu’nun ‘’Kaçarak özgür olunmaz. Hayat karar ve eylemdir, geri kalanını çöpe atın gitsin’’ sözlerini anlamsal olarak hep göz önünde bulundurmak gerekir. Aksi halde, bilhassa biatçı toplumlarda hükümetler hep mafyalaşır ve yurttaşların enselerinde boza pişirmeye devam ederler.

27

28 Stephan Hessel’in ‘’Kayıtsız kalmayın, mücadeleye katılın’’ sözlerini her ülke yurttaşının rehber edinerek ‘’Mafyalaşan hükümetler’’e karşı mücadele etmesi dünyada adaletin yavaş yavaş yükselmesine neden olacaktır. Sözün burasında şunu çok açık olarak belirtmeliyiz ki, ‘’mafyalaşmış hükümetler’’ sürekli olarak işledikleri‘’gayrımeşru’’ icraatları nedeni ile cürümlerine uygun olarak ‘’yargı’’yı kendilerine bağlamak ve kendi paçalarını yasaların vereceği cezadan korumak için günübirlik olarak, parlamentolarını geceyarıları bile çalıştırarak yeni yasalar çıkarırlar. Herkesin bildiği gibi pislik işlerle uğraşan mafya elemanlarının sonları çok acı olarak bitiyor. Aynı yöntemi izleyen ‘’mafyalaşmış hükümetler’’in vatan haini başbakan ve bakanları ile çocuklarının, bürokratlarının da sonları elem verici bir azap içinde bitmektedir; yargı önünde.

29 Kendi ihanetlerine ortak olmamak için onlardan ayrılan temiz vatan evlatlarına vatan haini diyecek kadar alçalan bu zavallılar, yüzde yüz ‘’katıksız vatan hainleri’’dirler. Ve bilakis,gördükleri ihanete rağmen kendilerinden ayrılmayanlar zavallı hainlerdir. Bir Çin atasözü ‘’Uzun süre bir nehrin başında oturursanız, bütün düşmanlarınızın cesetlerinin önünüzden geçtiğini görürsünüz’’ der.

30

31

32

33

34

35

36

37

38

39

40

41

42

43 Sunum Akdoğan Özgezgin ALINTIDIR:http://www.halkinhabercisi.com/bir -kurum-mafyalasan-hukumetler-ve-bunlarla- mucadele-yontemlerihttp://www.halkinhabercisi.com/bir -kurum-mafyalasan-hukumetler-ve-bunlarla- mucadele-yontemleri


"Bireylerinin, koşulları önceden belirtilmiş bir metin çerçevesinde anlaşarak, belli toprak bütünlüğüne, yasalara bağlı olarak siyasal bakımdan örgütlenmiş." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları