Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Küreselleşme, dünyanın küçülmesi ve tek bir yer olarak algılanma anlayışının yaygınlaşması olarak tanımlanmaktadır. Burada ki anlamıyla küreselleşme,

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "Küreselleşme, dünyanın küçülmesi ve tek bir yer olarak algılanma anlayışının yaygınlaşması olarak tanımlanmaktadır. Burada ki anlamıyla küreselleşme,"— Sunum transkripti:

1

2 Küreselleşme, dünyanın küçülmesi ve tek bir yer olarak algılanma anlayışının yaygınlaşması olarak tanımlanmaktadır. Burada ki anlamıyla küreselleşme, dünyanın küresel bir köy haline gelmesidir. Geniş manasıyla, küreselleşme, bugün daha çok Kuzey –Batılı zengin ülkelerin siyasal, toplumsal ve kültürel olarak yoksul ülkeler karşısındaki hegemonyacı üstünlükleri şeklinde kullanılmaktadır. Söz konusu ülkelerin koydukları kurallara uyanların küreselleşme çerçevesi içinde değerlendirileceği, uymayanların ise dışlanıp yok sayılacağı mantığı ağırlık kazanmaktadır. Küreselleşme sürecini hazırlayan yeni üretim teknikleri ulaşım ve iletişim teknolojilerindeki devasa gelişmeler gibi etkenler, uzak mesafelere kolaylıkla ve ucuz fiyata ulaşma, yine uluslararası ölçekte ortaya çıkan rekabetle ucuz fiyata mal satın alma, dünyada olup bitenlerden anında haberdar olma gibi kolaylıklar sağlamasına karşılık, sosyal korumadan yoksun ülkelerde emeğin yeniden sömürülmesi, sosyal devlet ilkesinin göz ardı edilmesi, ulusal kültürlerin giderek çözülmesi gibi olumsuzlukları da beraberinde getirmiştir Sonuç olarak küreselleşme mutlak egemenliği, devletin küçülmesi ve özelleştirmenin tamamlanması,uluslararasılaşmış sermayenin sınırsız hareketi şeklinde tanımlanabilir

3  Ekonomik Küreselleşme  Siyasi Küreselleşme  Sosyo-Kültürel Küreselleşme  Coğrafi ve Ekolojik Küreselleşme  Teknolojik Küreselleşme

4 Küreselleşmenin getirdiği sosyal etkileri ekonomik etkilerden ayırmak çok kolay değildir. Sosyal sorunlarla ekonomik sorunları en fazla yaklaştıran alan gelir dağılımıdır. Özellikle küreselleşmenin yeni bir dalga olarak ortaya çıktığı 1980’lerin başından itibaren hem ülkeler arasında hem de ülkelerin kendi içinde gelir dağılımı oranları giderek kötüleşmektedir. Küreselleşme, gelir dağılımı bozukluğunun paralel olarak sosyal refah devleti anlayışının yıkılmasıyla birlikte işsizlik oranları artmıştır. Özellikle küresel rekabete vurgu yapan hükümetler, işgücü üzerindeki sosyal amaçlı koruma mekanizmalarını kaldırma eğilimindedirler. Özellikle Avrupa ülkelerinde bu yapı daha etkin bir şekilde görülmektedir.

5 ‘’Avrupalı işçilerin durgunluk dönemindeki işsizlikten korunmak için çaba sarf etmeleri sonucu, işçi çıkarmak uzun ve zor bir süreç haline geldi. İşten çıkarmanın yüksek maliyetini az sayıda firma karşılayabilir oldu. Avrupa ekonomisinde kimsenin yeni işçi almayı ve işçilerini işten çıkarmayı göze alamadığı bir döngü oluştu. Bu yeni koşullar altında Avrupalı firmalar genişlemek için işe almanın ve işten çıkartmanın maliyetinin o kadar yüksek olmadığı yerlere taşındılar. ‘’ Küreselleşmenin tanımı gereği mobilitesi yüksek olan sermayenin hareketliliğini daha da arttırmasına karşılık, mobilitesi düşük emek faktörünü aynı ölçüde rahatlatamamakta ve üzerindeki korumaları kaldırarak emek ve sermaye arasındaki farklılaşmayı arttırmaktadır.

6 Ayrıca emek üzerindeki korumalar kaldırılırken sınai iş gücünün yoğun olduğu endüstri toplumlarında yarı vasıflı- vasıfsız ile vasıflı iş gücü ayrımına neden olmaktadır. Bu durum sanayi toplumunun ana aktörlerinden Sendikaların gücünü törpülemektedir. Sendikalar küreselleşme sürecinde ‘’ son 20 yılda OECD ülkelerinde üye sayılarını %36 ‘dan % 27 ‘e düşürmüştür. ‘’ Böylesine bir ortamda vasıfsız işçiler toplu pazarlık dolayısıyla yüksek ücret şansını hatta istihdam olanaklarını kaybederlerken, vasıflı işgücü bireysel pazarlık esnekliğinde iş gücü piyasalarını esnekleştirmektedir. Özellikle hizmetler sektöründe istihdam edilen vasıflı iş gücüne yapılacak dönüşüm için gerekli eğitsel faaliyetlerin ve bunların maliyetlerinin nasıl karşılanacağı önemli bir problem olarak durmaktadır. Öyle ki, bu ortamda sadece vasıfsız işçiler değil teknolojik yeniliklerin çok kısa sürede neredeyse demode olacak şekilde hızlı bir gelişme sürecinde oluşu yüksek vasıflı elemanların sürekli kendilerini yenilemelerini de gerekli kılmaktadır.

7 Bu gelişmeler küreselleşmeye duyulan tepkiyi artırmaktadır. Tüm toplumsal değişimlerde olduğu gibi küreselleşmeye de en şiddetli tepkiler ‘’ Kaybedenlerden’’ gelmektedir. İlk tepki gösterenler zengin sanayileşmiş ülkelerdeki işçiler ve kimi işverenler olmuştur. Bu gruplar, işsizliğin tırmanışını, bazı sektörlerin ve firmaların rekabet gücünü kaybetmesine bağlamakta ve özellikle Asya ülkelerinin yükselen rekabet gücüne diş bilemektedirler. Özellikle son birkaç yıldır bu tepkiler daha organize bir biçimde dile getirilmeye başlanmıştır ‘ da Seattle ‘da 2000’de Melbourne ‘da ve Prag ‘da meydana gelen, zaman zaman şiddet yüklü bu gösteriler buna en iyi örnektir. Bu gruplar kendilerine ‘’ İşçi Kitle Protestosu ‘’ adını verseler bile işçi örgütlenmeleriyle birlikte radikal sol ve gruplar bu oluşuma destek vermektedirler. Eğer küreselleşmenin arkasındaki kamuoyu desteği sağlanamazsa getirdiği ağır sosyal problemlerin çözülmesi çok mümkün görülmemektedir. Bu anlamda problemlerin çözülmesi için sivil inisiyatiflere yol verilmesi gerekmektedir.

8 Küreselleşme olgusunun sosyal değerler üzerinde olumsuz etkisi ; küreselleşen dünyada güçlü devletlerle bütünleşmek zorunda kalan gecikmiş ulusal devletler ekonomik, siyasal ve kültürel açıdan büyük devletlerin etkisine maruz kalmıştır. Bunun sonucunda bir tür bağlılık ve bağımlılık durumu oluşmuş, ulusal sınırlar yok sayılmış milli egemenlik ve bağımsızlık gibi kavramların içi boşaltılarak, dünyanın küresel bir köy haline dönüştürülme süreci başlatılmış denilebilir. Olumlu etkisi ise ; küreselleşme olgusu ile zaman ve mekan sınırları ortadan kalkarak günümüze kadar gelmiş, dünyada olup biten tüm faaliyetlerin bütün insanlığa mal edinmeye başlaması görülmektedir.

9 Gelişmiş toplumlar için ön görülen toplum modelleri ile az gelişmiş toplumlar için uygun görülen toplum modelleri irdelendiğinde, varılmak istenen küreselleşmenin her toplum için ayrı bir anlamı olduğu anlaşılmaktadır. Bu anlamı küreselleşmenin kültürel açıdan yarattığı sorunlara bakınca daha iyi anlayabilmek mümkün olabilir. Küreselleşmenin kültürel açıdan ortaya çıkardığı sorunlar; milli kimlik krizine yol açması, toplumda yabancılaşan ve yalnızlaşan bireyleri arttırması, tüketim odaklı bir toplum modeli sunması, medya ve kültür emperyalizmine katkıda bulunması şeklinde özetlenebilir. Bahsedilen bu tür sorunların toplumda nasıl bir yapının oluşmasına sebep olacağı çalışmamızın bir boyutunu temsil ederken, küreselleşmenin sadece sorun yaratan bir olgu olup olmaması ise öteki boyutunu oluşturmaktadır.

10  Kültür bir toplumu ayakta tutan en büyük değerlerden biridir ve kültürel kürselleşme modernleşme adı altında toplumlara bu değerlerini yitirmelerini vaat etmektedir. Kültürel küreselleşme ise, ekonomik anlamdaki küreselleşmeden sonra en etkili küreselleşme konularından birini temsil etmektedir. Bir taraftan küreselleşmenin kendisinin bir kültür ürünü olması, bir başka açıdan da kültürün küreselleşmeden etkilenerek değişime uğraması, kültür ile küreselleşme arasında karşılıklı bir ilişkinin var olduğunu ortaya koymaktadır.  Bir olma, tek bir sisteme geçme söz konusu olduğunda elbette burada baskın kültür devreye girecektir.  Kültürün büyük olasılıkla en önemli öğesi konumundaki dil yeni dünya düzeninde silahların da ötesinde bir fetih aracıdır.

11  İletişim teknolojisinde yaşanan hızlı gelişmeler, kültürel alanda ‘saf’lıktan söz etmeyi imkansız hale getirmekte, kültürler iç içe geçmekte, baskın kültürler hakim renkleri oluşturmaktadır. Giderek artan tüketim kültürü anlayışı, yemekten giyinmeye kadar benzeşmeyi, tektipleşmeyi doğurmakta ve yerel kültürleri tehdit etmektedir.  Küresel kültürün oluşum sürecinde olması bir birinden çok farklı görüşlerin ve öngörülerin bir arada bulunması sonucunu doğurur. Fakat buna rağmen küresel kültür üzerinde ortak noktalardan hareketle global kültür, bolluk yaratan ürün yelpazesi, etnik yapılı yerel motifler ve bunların oluşturduğu genel insani değer ve ilgilerin bir arada bulunduğu, bütün bunların gelişen iletişim sistemleri ile bağlantılı olduğu yeni bir düzeni anlatmaktadır.

12  Küresel ekonomik yapılara ve evrensel değerlere uyum sağlayamayan toplumlar küreselleşme süreci tarafından kültürel değerlerini kısmen de olsa değiştirmeye zorlanmaktadır.  Küresel kültür, kitle iletişim araçları vasıtasıyla dünyamızı “tek bir kültüre” mahkum etmekle suçlanmaktadır.  Bununla beraber, dünyada reklamcılık, tüketim kalıpları, yayın içerikleri ve bilgi standartlarının giderek birbirine yakınlaştığının altı çizilmekte; ekonomik, politik ve teknolojik gelişmelerin küresel kitle iletişimi yoluyla bölgesel ve yerel kültürleri evrensel “tek bir kültüre” doğru hızla yönlendirdiği belirtilmektedir.  Son yıllarda tüm dünyada bir kültürel entegrasyon yaşanmasına rağmen, çoğulculuk günümüz dünyasının en önemli özelliklerinden biri haline gelmiştir. Şimdiye kadar seslerini duyuramamış ve temsil edilmemiş olan yeni özneler, ilk defa seslerini duyurma olanağı bulmaktadırlar. Böylece farklılığın ve kültürün çok boyutlu yapısı ortaya çıkmaktadır. Küreselleşme süreci, küresellik ile yerellik gibi zıt kutupları bir araya getirmektedir.

13  Küreselleşme sürecinin kendi içinde iki tür kültür barındırdığı ifade edilmektedir:  Birincisi, belli bir kültür tüm dünya üzerinde yayılmakta ve diğer farklı kültürler bu baskın kültüre entegre olmaktadırlar. “Küresel kitle kültürü” olarak da adlandırılan bu kültürün en önemli özelliği homojenleştirici olmasıdır.  İkinci tür kültür ise, o ana kadar birbirinden ayrı olan kültürlerin, birbiriyle karşılıklı olarak etkileşime geçmesi ile oluşan kültürdür.  Kültürel küreselleşmenin etki ve sonuçları bu sürece tabi kılınan yerel kültürün güncel küresel değerlere yakınlığına, esnekliğine ve direnç gücüne göre değişmektedir.  Kendi kültürünü reddedip tamamen küresel kültüre bağlanmak ya da kendi kültürü içine hapsolup dünyaya sırt dönmek aşırı tepkiler olarak görülürken, uluslar kendi kültürel değerlerini kaybetmeden dünya değerleriyle bütünleşmelerini sağlayacak sentezlere ihtiyaç duymaktadırlar.

14 Kültürel küreselleşme karşında dünyadaki değişimlere karşı toplumların kendi iç dinamikleriyle hareket etmesi,öz değerlerini muhafaza ederek yeniliklere cevap vermesi,bireysel özgürlükleri güvence altına alıp yayarak,toplumun etkileşimini güçlendirerek siyasal bütünlüğü ve kültürel farklılıkları korumak gerekmektedir. Kültürel alanda dünya kültürünün oluşturulmaya çalışılması ülkelerin kendi kültürlerine yabancılaşmasına neden olmuştur.Kültürel alanda yapılan baskı aşırı milliyetçi ideolojiklerin oluşması gibi sonuçlar da doğurmuştur.Küreselleşme geliştikçe ulusal kültürleri aşan ulusal,etnik ve dinsel kültürleri aşan kendine has bir kültür yaratmaktadır.Devam etmekte olan bu oluşum değişik sosyologlar ve siyaset bilimciler tarafından birtakım kavramlar ile adlandırılmaktadır.Bu oluşan ulusal,etnik,dinsel kültürler üstü “yeni küresel kültür” hangi kavramla adlandırılırsa adlandırılsın fark etmez yerel kültürleri zayıflatmaktadır.

15 Bütün bu gerçeklerden yola çıkarak, küreselleşmenin kültürel sonuçları ile ilgili olarak şunlar söylenebilir: Küreselleşmenin kültürel sonuçları ile ilgili olarak en fazla öne çıkan husus dünyada Amerikan kültürünün küresel kültür olarak yaygınlık kazanması meselesidir. “Amerikanlaşma”, “Mcdonaldslaşma” gibi özgün ifadelerle de izah edilen bu konu, hayat tarzı açısından dünyada numune bir kültür olma yolunda çok önemli mesafeler kat eden Amerikan yaşam biçiminin, anti demokratik toplumlar da dâhil olmak üzere, yaygınlaşmasından kaynaklanan bir husustur. Amerikan kolası, hamburgeri, eğlence biçimi, dans şekilleri, film, plak, CD ve VCD gibi somut kültür unsurlarının yoğun bir şekilde küresel ölçekli olarak kabulü böyle bir realitenin varlığını kabul etmenin zorunlu olduğunu ortaya koymaktadır. Küreselleşmenin kültürel sonuçlarının olumsuz olarak nitelendirilebilecek başka bir yönü yeni emperyalizm, kültürel kolonicilik ve yeni kapitalizmin en önemli araç olarak küreselleşmeyi kullanıyor olmasıdır. Söz konusu iddia sahiplerine haklılık kazandıran pek çok işaret olduğu bir realitedir. Sonuçta küreselleşmenin temelinde iktisaden ve dolayısıyla siyaseten ve hukuken üstün olan küresel güçler ile bu güçler karşısında tutunmaya çalışan güçlerin sahip olduğu kaynakların paylaşım mücadelesi vardır. Bu mücadele de, adı ne olursa olsun, her dönemde var olagelmiş ve dünya döndükçe de var olması muhtemeldir.

16 GAMZE KAYA B ESRA KOCACIK B


"Küreselleşme, dünyanın küçülmesi ve tek bir yer olarak algılanma anlayışının yaygınlaşması olarak tanımlanmaktadır. Burada ki anlamıyla küreselleşme," indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları