Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Ders Sorumlusu: Doç. Dr. Hakan KOLAYİŞ 1. Sporcuların yarışma ortamını objektif (nesnel) ve sübjektif (öznel) yarışma ortamını olarak 2’ ye ayrılmaktadır.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "Ders Sorumlusu: Doç. Dr. Hakan KOLAYİŞ 1. Sporcuların yarışma ortamını objektif (nesnel) ve sübjektif (öznel) yarışma ortamını olarak 2’ ye ayrılmaktadır."— Sunum transkripti:

1 Ders Sorumlusu: Doç. Dr. Hakan KOLAYİŞ 1

2 Sporcuların yarışma ortamını objektif (nesnel) ve sübjektif (öznel) yarışma ortamını olarak 2’ ye ayrılmaktadır Objektif yarışma ortamı, saha, seyirci, hakem, hava durumu gibi yarışmayı etkileyen durumlardır. Buna karşın subjektif yarışma ortamı ise sporcunun yarışmaya ilişkin olumsuz düşünceleridir. Bunlar müsabaka kaygısı olarak ortaya çıkmaktadır. 2

3 Kaygı, psikolojik, fizyolojik ve davranışsal tepkilerden veya olaylardan oluşan çok yönlü içsel bir özelliktir. Spielberger kaygıyı; ''gerginlik hissi, korku ve sinirlilik, hoş olmayan düşünceler ve fizyolojik değişkenlerin bir kombinasyonunu içeren heyecansal tepkiler'' olarak tanımlamıştır 3

4 Kaygı, durumluk ve sürekli kaygı olarak ikiye ayrılmıştır; Durumluk kaygı; korku, endişe ve gerginlik ile karakterize edilen o andaki heyecansal durumdur Sürekli kaygı; bir kişilik özelliğidir. Belli çevresel durumları tehdit edici olarak algılamaya ve bu durumlara artan durumluk kaygı ile tepki vermeye eğilimdir 4

5 Kaygının Belirtileri fizyolojik olarak göz bebeklerinde genişleme, kalp atımında hızlanma, kan basıncında yükselme, kaslarda gerilim, tüylerde dikleşme, ağız kuruması, yüzde solukluk, el ayalarında terleme, hafif hafif titreme, iştahsızlık, diyare, sık sık idrara çıkma, uykusuzluk, cinsel isteksizlik, 5

6 psikolojik olarak; tedirginlik, gerginlik, hoş olmayan heyecanlılık, çaresizlik duygusu, kalp ve göğüs bölgesinde sıkışma duygusu, bitkinlik ve bezginlik, endişeli ve sıkıntılı bir görünüm, soluk almada güçlük duyma, korku ve panik şeklinde yaşanır, 6

7 davranışsal olarak da performansın düşmesi ve titreme şeklinde ele alınmaktadır 7

8 Uyarılmışlık, Organizmanın derin uyku halinden yoğun heyecan noktasına kadar olan süreci kapsayan ve bu süreç içinde değişik düzeyler sergileyen genel fizyolojik ve psikolojik etkinliktir. 8

9 Fizyolojik belirtilerin uyarılmışlığı arttırdığını hepimiz biliyoruz. Selye (1956), stresi ve onun etkilerini Genel adaptasyon sendromu (GAS) olarak açıklamıştır. GAS, uyarılmışlığın fizyolojik ve somatik unsuru, stresli durumlardaki deneyimlerde otomatik sinir sisteminin savaş veya kaç olarak tepkisidir. Biz biliyoruz ki; insan endişelendiği zaman, solunumun hızlanır, kalp atımı artar, eller terler, mide ağrısı başlar, dizler tutmaz, insanın ağzında pamuk tadında bir tat oluşur. 9

10 Uyarılmışlığı kontrol eden yapılar beyinde bulunmaktadır ve birincil olarak korteks, retiküler aktivasyon sistemi (RAS), hipatalamus ve limbik sistemi kapsar. Tüm uyarılmışlığı belirlemek için bu merkezler, adrenal medulla, somatik ve otonom sinir sistemiyle etkileşim içindedirler. 10

11 Kaygı ve uyarılmışlık arasındaki farklar; Uyarılmışlık Organizmanın genel heyecanıdır Fizyolojik ve psikolojik aktivitenin karışımıdır. Sürekliliği ile birlikte ölçülmesi güçtür. Kaygı Sinirlilik, endişe ve korku tarafından karakterize edilen negatif duygusal bir durumdur. Vücudun uyarılmışlığı veya aktivasyonu ile ilişkilidir (bilişsel ve bedensel olarak). 11

12 UYARILMIŞLIK KURAMLARI 50 yıl önce çalışmalar dürtü(drive) kuramı üzerine yoğunlaşmıştı ve 60'lara kadar kullanıldı, 70'lerde sosyal kolaylaştırma kuramı açıklandı. Psikologlar son çeyrek asırda daha inandırıcı olan Ters U Kuramını buldular ve daha sonra bazı dönüşümler önerildi ve yeni hipotezler, optimal fonksiyon alanı kuramı (ZOF), katastrof kuramı, zıtlık kuramı 12

13 Dürtü (drive) Kuramı: Dürtü kuramı temel olarak, uyarılmışlık veya dürtüler arttıkça, öğrenilmiş davranışların meydana gelmesini daha olası olduğunu ileri sürmektedir. Bu durum, uyarılmışlıktaki herhangi bir artışın daima performansı geliştirdiğini öne sürebilir. Gerçekte temel uyarılmışlık performans ilişkisi doğrusaldır; uyarılmışlıkla arttıkça, performans artar. 13

14 Sosyal Kolaylaştırma Kuramı Zajonc, rastgele bir yöntemle, insanların bazen seyirci önünde daha iyi bazen de daha kötü performans gösterdiklerini belirlemiştir. Bu çalışmada, insanlar bildikleri ya da basit görevleri yaparken seyircinin orada bulunması pozitif etkiye neden olmaktadır. Oysa daha az aşina oldukları ya da daha karmaşık görevleri yaparken performansları düşmektedir. İnsanlar iyi öğrenilmiş ya da basit becerileri yaparken, başat tepki düzgündür (pozitif performans) ve artan uyarılmışlık performansı kolaylaştırır. Öğrenilmemiş ya da karmaşık becerileri yaparken, başkalarının bulunması uyarılmışlığı artırır ve düzgün olmayan başat tepkiye neden olur (daha zayıf performans). Bu kuram seyircinin ya da ortamda bulunan başkalarının, karmaşık ya da öğrenilmemiş görevlerde performansı engellediği ve basit ya da iyi öğrenilmiş görevlerde performansı arttırdığını yorumlamaktadır 14

15 Ters U Denencesi Ters U denencesi Yerkes ve Dodson tarafından yapılan çalışmadan gelmektedir. Dürtü kuramı yeterli olmadığından çoğu spor psikologları durumluluk uyarılmışlık ve performans arasındaki ilişkiyi açıklamak için ters U hipotezine dönüş yapmışlardır. Düşük uyarılmışlık seviyesinde performans da düşük olacaktır. Sporcu heyecanlandırılmaz. Uyarılmışlık arttığında, performans optimal seviyede en iyi sonucuna ulaşır. Ayrıca, uyarılmışlığın aşırı artması performansın azalmasına neden olur. Bundan dolayı, ters U hipotezinde yüksek performans için uyarılmışlığın optimal düzeyde olması, yüksek uyarılmışlık ve düşük uyarılmışlıkta performansta düşüş olacağı düşünülür 15

16 Optimal Fonksiyon Alanı (ZOF) Kuramı Optimal performans alanı kuramı, rus spor psikoloğu Yuri Hanin tarafından alternatif görüş olarak sunulmuştur. Hanin, zirvedeki sporcuların en iyi performanslarını durumluluk kaygıları optimal bölgede ise gösterdiklerini bulmuştur. Bölge dışında ise zayıf performans gösterirler. Hanin' in görüşü ters U hipotezinden iki noktada ayrılır; ilki, durumluk kaygı optimal seviyesi her zaman uzamın orta noktasında meydana gelmez, ve kişiden kişiye değişiklik gösterir. Yani bazı sporcular çizginin başında, bazıları ortasında, bazılarıda diğer ucunda optimal fonksiyon alanına sahiptirler. İkinci olarak; durumluk optimal seviyesi yalnızca bir nokta değildir, ama bir genişliktir. 16

17 Hardy' nin Katastrof Kuramı Hardy' nin modeline göre, performans uyarılmışlığın tümüyle ilgili ve bilişsel kaygıya bağlıdır. Katastrof modeli, psikolojik uyarılmışlık ters U biçimi içinde performansla bağlantı kurulduğunu tahmin etmektedir, fakat sporcu endişeli olmayacak veya düşük bilişsel durumluk kaygısına sahip olacak. Eğer bilişsel kaygı yüksek olursa (sporcu endişeliyse) uyarılmışlık bir tür eşik düzeyine ulaşır, optimal uyarılmışlık seviyesi yükselir ve hızlı bir şekilde performansa zarar verir. Bunlarında üzerinde, yüksek endişe durumu içinde, yüksek uyarılmışlık ve katastrof olduğunda performans dramatik bir şekilde kötüleşecektir. 17

18 Zıtlık Teorisi Karr' nin zıtlık teorisi (1985) uyarılmışlığın, bireylerin uyarılmışlık seviyelerini bireysel açklamalarına temelde bağlı olarak performansı etkilediğini iddia etmektedir. Ali hoş bir heyecan olarak yüksek uyarılmışlığı açıklamaktadır, aksine Can kaygıyı hoş olmayan bir durum olarak açıklamaktadır. Ali düşük kaygıyı gevşeme olarak görmektedir, aksine Can kaygıyı sıkıcı olarak görmektedir. Bundan dolayı, bir sporcu uyarılmışlığı bir dakika önce olumlu algılayabilir ve bu, bir dakika sonra ki dakika olumsuz yorumlamaya kayabilir. 18

19 Çok Boyutlu Kaygı Kuramı Çok boyutlu kaygı kuramı, kaygı tepkisinde en az iki bileşenin olduğunu tartışmaktadır. Bu iki bileşen, başarısızlık hakkında korkuya ilişkin bir bilişsel bileşen ve fizyolojik tepkilerin algılanmasını yansıtan bir bileşendir Bilişsel kaygı, kaygının bilişsel bileşenidir ve başarıya ilişkin olumsuz beklentiler ya da kendini olumsuz değerlendirme nedeniyle meydana gelir. Sporda bilişsel kaygı olumsuz performans beklentisi ve bu nedenle olumsuz kendini değerlendirme ile ortaya çıkar. Somatik kaygı, doğrudan otonomik uyarılmışlıktan gelişen, kaygının duygusal ve fizyolojik öğeleri anlamına gelir. Somatik kaygı, hızlı kalp atım hızı, solunum artması, ellerin terlemesi, mide ağrısı ve kas gerginliği gibi tepkilerle yansıtılır 19

20 SORULAR 20


"Ders Sorumlusu: Doç. Dr. Hakan KOLAYİŞ 1. Sporcuların yarışma ortamını objektif (nesnel) ve sübjektif (öznel) yarışma ortamını olarak 2’ ye ayrılmaktadır." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları