Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

I. ÜN İ TE: TAR İ H B İ L İ M İ TARIH BİLİMINE GİRİŞ 1.İnsan ve Tarih 2.Tarihin Konusu 3.Tarihte sebep-Sonuç ve Yer-Zaman İlişkisi 4.Tarih Biliminin.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "I. ÜN İ TE: TAR İ H B İ L İ M İ TARIH BİLİMINE GİRİŞ 1.İnsan ve Tarih 2.Tarihin Konusu 3.Tarihte sebep-Sonuç ve Yer-Zaman İlişkisi 4.Tarih Biliminin."— Sunum transkripti:

1

2 I. ÜN İ TE: TAR İ H B İ L İ M İ

3 TARIH BİLİMINE GİRİŞ 1.İnsan ve Tarih 2.Tarihin Konusu 3.Tarihte sebep-Sonuç ve Yer-Zaman İlişkisi 4.Tarih Biliminin Yöntemi a. Tarama(Kaynak Arama) a. Tarama(Kaynak Arama) b. Tasnif (Sınıflandırma) b. Tasnif (Sınıflandırma) c. Tahlil (Çözümleme) c. Tahlil (Çözümleme) d. Tenkit (Eleştiri) d. Tenkit (Eleştiri) e. Terkip (Sentez) e. Terkip (Sentez) 5.Tarihin Tasnifi (Sınıflandırılması) 5.Tarihin Tasnifi (Sınıflandırılması) a. Zamana Göre Tasnif a. Zamana Göre Tasnif b. Mekana Göre Tasnif b. Mekana Göre Tasnif c. Konuya Göre Tasnif c. Konuya Göre Tasnif 6.Zaman ve Takvim 6.Zaman ve Takvim 7.Türklerin Kullandığı Takvimler 7.Türklerin Kullandığı Takvimler 8.Tarih Öğreniminin Önemi 8.Tarih Öğreniminin Önemi 9.Atatürk’ün Tarih Öğrenimine Verdiği Önem 9.Atatürk’ün Tarih Öğrenimine Verdiği Önem 10.Tarihi Olayların Değerlendirilmesi 10.Tarihi Olayların Değerlendirilmesi 11.Tarihi Bilgilerin Değişebilir Özelliği 11.Tarihi Bilgilerin Değişebilir Özelliği 12.Tarihe Adanmış Bir Ömür, Halil INALCIK 12.Tarihe Adanmış Bir Ömür, Halil INALCIK İÇİNDEKİLER

4 KONU KAZANIMI: Aşağıdaki konuları öğrendiğimizde; o Tarih biliminin konusunu, tarihçinin kullandığı kaynakları ve yöntemleri kavramış olacağız. 1.KONU:TARIH BİLİMINE GİRİŞ 1.İnsan ve Tarih 2.Tarihin Konusu 3.Tarihte sebep-Sonuç ve Yer-Zaman İlişkisi 4.Tarih Biliminin Yöntemi a. Tarama(Kaynak Arama) a. Tarama(Kaynak Arama) b. Tasnif (Sınıflandırma) b. Tasnif (Sınıflandırma) c. Tahlil (Çözümleme) c. Tahlil (Çözümleme) d. Tenkit (Eleştiri) d. Tenkit (Eleştiri) e. Terkip (Sentez) e. Terkip (Sentez)

5 TARİH BİLİMİNE GİRİŞ

6 İnsan ve Tarih Tarih, insanların geçmişteki her türlü faaliyetini, olayların birbirleriyle olan ilişkilerini, sebep-sonuç belirterek, yer ve zaman göstererek belgelere dayalı olarak inceleyen bir bilim dalıdır. Tanımdan da anlaşılacağı üzere tarihi meydana getiren insandır. Tarih, insanların geçmişteki her türlü faaliyetini, olayların birbirleriyle olan ilişkilerini, sebep-sonuç belirterek, yer ve zaman göstererek belgelere dayalı olarak inceleyen bir bilim dalıdır. Tanımdan da anlaşılacağı üzere tarihi meydana getiren insandır. Tarih, insan hafızasında hep geçmişe ait bir kavram olarak yer edinmiştir. Bunun sebebi, tarihin geçmişte yaşanan olayları konu edinmesidir. İngiliz tarihçi Collingwood (Kolinvud)’un dediği gibi “Geçmiş, bir anlamda bugün, hâlâ yaşayan bir zaman dilimidir.” Geçmişte yaşanan olayların etkisi uzun süre devam edebilir. Bu yüzden günümüzdeki olayların açıklanmasında geçmiş, önemli bir yere sahiptir. İngiliz tarihçi Edward Carr; tarihi, bugün ile geçmiş arasında bitmez bir diyalog olarak ifade etmektedir. İnsan, tarih bilimiyle geçmişi sorgulayarak geleceğine yön vermektedir. “Nereden gelip, nereye gidiyoruz?” sorusunun cevabını tarihin ışığında aramaktadır. Böylece insan, geçmişini tarih aracılığıyla anlamaya ve sorgulamaya çalışmaktadır. Tarih, insan hafızasında hep geçmişe ait bir kavram olarak yer edinmiştir. Bunun sebebi, tarihin geçmişte yaşanan olayları konu edinmesidir. İngiliz tarihçi Collingwood (Kolinvud)’un dediği gibi “Geçmiş, bir anlamda bugün, hâlâ yaşayan bir zaman dilimidir.” Geçmişte yaşanan olayların etkisi uzun süre devam edebilir. Bu yüzden günümüzdeki olayların açıklanmasında geçmiş, önemli bir yere sahiptir. İngiliz tarihçi Edward Carr; tarihi, bugün ile geçmiş arasında bitmez bir diyalog olarak ifade etmektedir. İnsan, tarih bilimiyle geçmişi sorgulayarak geleceğine yön vermektedir. “Nereden gelip, nereye gidiyoruz?” sorusunun cevabını tarihin ışığında aramaktadır. Böylece insan, geçmişini tarih aracılığıyla anlamaya ve sorgulamaya çalışmaktadır.

7 TARİH İNSAN FAALİYET SEBEP-SONUÇ GEÇMİŞ YER-ZAMAN BELGE OBJEKTİF SOSYAL BİLİM

8 KÜLTÜREL ASKERİ EKONOMİK SİYASİ EKONOMİK SOSYAL İnsanların her türlü faaliyeti tarihin konusunu oluşturur. Daha geniş anlamda tarih, geçmişte yaşayan insanların askeri, siyasi, sosyal, kültürel, ekonomik vb. faaliyetlerini konu edinir.

9 İnsan unsuru ile birlikte coğrafi olayların ortaya çıkardığı bazı sonuçlar da tarihin ilgi alanına girer. Büyük depremler, tufanlar, kuraklıklar, salgın hastalıklar gibi felaketler tarihin akışını etkilemektedir. Örneğin; deprem, coğrafyanın konusu iken depremin meydana geldiği bölgedeki binlerce insanın hayatını kaybetmesi, iskân yerlerini terk etmesi, tarihin konusunu teşkil eder. İnsan unsuru ile birlikte coğrafi olayların ortaya çıkardığı bazı sonuçlar da tarihin ilgi alanına girer. Büyük depremler, tufanlar, kuraklıklar, salgın hastalıklar gibi felaketler tarihin akışını etkilemektedir. Örneğin; deprem, coğrafyanın konusu iken depremin meydana geldiği bölgedeki binlerce insanın hayatını kaybetmesi, iskân yerlerini terk etmesi, tarihin konusunu teşkil eder. Örnek Olay: Türkler MÖ. 16. yüzyıldan itibaren Orta Asya’nın olumsuz iklimi ve yer şekillerinden dolayı buradan değişik bölgelere göç etmişlerdir. Burada; iklim ve yer şekilleri coğrafyanın konusudur. Ancak bu olumsuz şartlardan dolayı Türkler’in göç etmeleri ise tarihin konusu içerisine girmektedir. Bu yüzden Coğrafya tarihin en önemli yardımcı bilimidir. Olay ve Olgu Kavramları Hayat içerisinde tek tek meydana gelen değişmelere olay denir. Olgu ise aynı türdeki olayları bir bütün olarak anlatmak için kullanılan bir kavramdır. Olgu, olaya göre daha soyut ve geneldir. Belli bir yer ve zaman söz konusu değildir. Olayı olgudan ayıran diğer önemli bir özellik ise olayın başlangıç ve bitiş tarihinin belli olmasıdır. Olaylar belli bir süre içerisinde meydana gelir. Hayat içerisinde tek tek meydana gelen değişmelere olay denir. Olgu ise aynı türdeki olayları bir bütün olarak anlatmak için kullanılan bir kavramdır. Olgu, olaya göre daha soyut ve geneldir. Belli bir yer ve zaman söz konusu değildir. Olayı olgudan ayıran diğer önemli bir özellik ise olayın başlangıç ve bitiş tarihinin belli olmasıdır. Olaylar belli bir süre içerisinde meydana gelir. Olgu genellik ve süreklilik gösterir. O hâlde kısa sürede olup biten işler olay, uzun bir zaman diliminde oluşan durumlar ise olgudur. Olgu Örnekleri: Savaş, Anlaşma, Göç, Fetih. Olay Örnekleri: Kurtuluş Savaşı, Lozan Anlaşması, Kavimler Göçü, İstanbul’un Fethi.

10

11 Tarihte Sebep-Sonuç ve Yer-Zaman İlişkisi Bir olayın tarihî olay kapsamı içerisinde değerlendirilebilmesi için olayın yeri ve zamanı bilinmeli ve olayın üzerinden belli bir zaman geçmiş olmalıdır. Tarihî olaylar belirli bir coğrafyada gerçekleşir ve bu coğrafyanın olayın oluşumu ve gelişiminde etkisi vardır. Bu nedenle olayların sebep ve sonuçlarının bütün yönleriyle anlaşılıp açıklanabilmesi için olayın geçtiği mekânın bilinmesi gerekir. Bir olayın tarihî olay kapsamı içerisinde değerlendirilebilmesi için olayın yeri ve zamanı bilinmeli ve olayın üzerinden belli bir zaman geçmiş olmalıdır. Tarihî olaylar belirli bir coğrafyada gerçekleşir ve bu coğrafyanın olayın oluşumu ve gelişiminde etkisi vardır. Bu nedenle olayların sebep ve sonuçlarının bütün yönleriyle anlaşılıp açıklanabilmesi için olayın geçtiği mekânın bilinmesi gerekir. Tarihî olaylar süreklilik gösterdiği için olaylar arasında neden-sonuç ilişkisi vardır; bir olay kendinden önceki bir olayın sonucu ve kendisinden sonraki bir olayın sebebini oluşturabilir. Bu nedenle tarihte zaman ve kronoloji son derece önemlidir. Olayların üzerinden belli bir zamanın geçmesi ise olayın sonuçlarının ve etkilerinin tüm yönleriyle görülüp analizinin yapılması ve hangi olayın nedeni ya da sonucu olduğunun tespit edilmesi açısından önemlidir. Tarihî olaylar süreklilik gösterdiği için olaylar arasında neden-sonuç ilişkisi vardır; bir olay kendinden önceki bir olayın sonucu ve kendisinden sonraki bir olayın sebebini oluşturabilir. Bu nedenle tarihte zaman ve kronoloji son derece önemlidir. Olayların üzerinden belli bir zamanın geçmesi ise olayın sonuçlarının ve etkilerinin tüm yönleriyle görülüp analizinin yapılması ve hangi olayın nedeni ya da sonucu olduğunun tespit edilmesi açısından önemlidir.

12 Bir toplumun tarihsel gelişimini etkileyen temel etkenlerden biride doğal ortamlarıdır. Buna göre aşağıdakilerden hangisi bu duruma örnek olarak gösterilebilir? A)Mezopotamya’da şehir devletlerinin kurulması B)Fenikelilerin deniz ticareti ile uğraşması C)İyonya’da bilimsel çalışmaların yapılması D)Anadolu’nun Asurlulardan yazıyı öğrenmesi E)Hititlerde merkezî otoritenin güçlü olması TEKRAR TESTLERİ Geçmiş insan topluluklarının her türlü faaliyetlerini yer ve zaman göstererek sebep - sonuç ilişkisi içerisinde belgelere dayalı ve yansız olarak inceleyen sosyal bilime tarih denir. Buna göre aşağıdakilerden hangisi tarihin tanımı içerisinde ele alınan konulardan birisi değildir? A)Toplumların yaşadığı coğrafyanın özelliklerinin bilinmesi B)Olayların evrensel sonuçlar ortaya koyması C)Tarih Öncesi dönemin kalıntılarının incelenmesi D)Antlaşmaları inceleyen insanların davranışlarının araştırılması E)Toplumlararası siyasî ve ekonomik gelişmelerin araştırılması Tarihi olaylar devamlıdır. Zincirin halkaları gibi birbirlerini sebep ve sonuçlarıyla takip ederler. Bu durum aşağıdakilerden hangisi ile açıklanabilir? A)Tarihi olayların üzerinden belli bir zaman geçmiş olmalıdır. B)Olayın geçtiği yerde muhakkak araştırma yapılmalıdır. C)Tarihi olay kendisinden sonraki olayın nedeni, önceki olayın sonucudur. D)İncelenen olayla ilgili birinci el kaynaklara başvurulmalıdır. E)Tarihi olayın gerçekleştiği zaman bilinmelidir. Tanım: Tarih; insan topluluklarının geçmişte yaşadıklarını, kültürlerini, toplumlar arası ilişkileri yer ve zaman göstererek, kaynaklara dayalı olarak inceleyen ve neden- sonuç bağlantısı kurarak anlatan bilim dalıdır. Durum: Talaş Savaşı, Orta Asya'ya egemen olmak isteyen Araplar ile Çinliler arasında yapılmış ve savaşın kazanılması Türklerin İslamiyet’e geçiş sürecini hızlandırmıştır. Yukarıda verilen durumda tarihin tanımında yer alan unsurlardan hangisine değinilmemiştir? A) Yer B) Neden C) Zaman A) Yer B) Neden C) Zaman D) Toplumlararası ilişkiler E) Sonuç D) Toplumlararası ilişkiler E) Sonuç Tarihi olayların incelenmesinde zamanın bildirilmesinin zorunlu olması aşağıdakilerden hangisiyle ilgilidir? A)Tarihi olayların uzun bir süreçte gerçekleşmesi B)Tarihsel olayların neden-sonuç ilişkisi içinde incelenmesi C)Tarihi olayların birbirlerine benzemesi D)İnsan ilişkilerini konu alması E)Tarihi olayların yerlerinin bilinmesinin zorunlu olması Tarihin konusu, insan toplulukları ve insan topluluklarında ortaya çıkan siyasi, dini, ekonomik ve kültürel gelişmelerdir. Bu tanıma göre, aşağıdakilerden hangisi tarih biliminin inceleme konusu olamaz? A)Şehir devletlerinden merkezi devlet yapısına geçilmesi B)Hititler ile Mısırlılar arasında Kadeş Savaşı'nın yapılması C)İyonların kültür ve uygarlıkta ilerleme nedenleri D)Orta Asya'da yaşanan kuraklığın nedenleri E)Paranın kullanılmasının ticaretin gelişmesine olan katkısı

13 TARİH BİLİMİNİN YÖNTEMİ Bir sonuca ulaşmak için bilim ve mantığa uygun biçimde yapılan araştırma şekline yöntem denir. Sosyal bilimler ve fen bilimlerinin yöntemleri birbirinden farklıdır. Fen bilimleri; gözlemlere, deneylere, laboratuvar ölçümlerine, formüllere, kural, yasa ve sonuçlara dayalı bir yöntem kullanır. Sosyal bir bilim olan tarih ise geçmişte yaşanmış ve bitmiş olayları konu edinir. Bu nedenle geçmişte yaşanmış olayları yeniden deneye tabi tutmak ve olayla ilgili genel kanunlara ulaşmak mümkün değildir. Ayrıca geçmişteki bir olayın aynı şartlarda tekrarlanması da imkânsızdır. Bir sonuca ulaşmak için bilim ve mantığa uygun biçimde yapılan araştırma şekline yöntem denir. Sosyal bilimler ve fen bilimlerinin yöntemleri birbirinden farklıdır. Fen bilimleri; gözlemlere, deneylere, laboratuvar ölçümlerine, formüllere, kural, yasa ve sonuçlara dayalı bir yöntem kullanır. Sosyal bir bilim olan tarih ise geçmişte yaşanmış ve bitmiş olayları konu edinir. Bu nedenle geçmişte yaşanmış olayları yeniden deneye tabi tutmak ve olayla ilgili genel kanunlara ulaşmak mümkün değildir. Ayrıca geçmişteki bir olayın aynı şartlarda tekrarlanması da imkânsızdır. Tarihin yöntemi, tarihî olayları inceleyerek anlamak ve açıklamaktır. Tarihî olaylar hakkında doğru bilgi edinmek ancak o dönemden kalan ve olaya tanıklık edebilecek belge ve bulguların değerlendirilmesi ile mümkündür. Bu değerlendirmede sistematik bir yöntem izlenir. Tarihin yöntemi, tarihî olayları inceleyerek anlamak ve açıklamaktır. Tarihî olaylar hakkında doğru bilgi edinmek ancak o dönemden kalan ve olaya tanıklık edebilecek belge ve bulguların değerlendirilmesi ile mümkündür. Bu değerlendirmede sistematik bir yöntem izlenir. Tarih Biliminin; doğru bilgiye ulaşmak için kullandığı 5 tane yöntemi vardır.

14 a. Kaynak Arama (Tarama) Tarihî bilgilerin doğru ve güvenilir olması için tarihî olaylarla ilgili kaynaklara başvurmak gerekir. Tarihî bir olayla ilgili bilgi veren her türlü malzeme kaynak adını alır. Tarihin kaynakları, birbirinden farklı niteliklere ve özelliklere sahiptir. Kaynaklar “oluştuğu döneme göre, kaynağın ve malzemenin türüne göre” ikiye ayrılır.  Oluştuğu döneme göre Kaynaklar: 1. Birinci elden kaynaklar: Tarihî olayın geçtiği döneme ait her türlü bulgudur. 2. İkinci elden kaynaklar: Olayın geçtiği döneme yakın ya da o dönemin kaynaklarından yararlanılarak meydana getirilen eserlerdir. 1. ve 2. el kaynaklara örnekler veriniz.  Kaynağın ve Malzemenin Türüne Göre Kaynaklar: 1. Yazılı kaynaklar: Ferman, mühür, para, gazete, hatıra vb. 2. Sözlü kaynaklar: Destan, efsane, hikâye, şiir vb. 3. Kalıntılar: Arkeolojik buluntular; taş, toprak, kemik, madenden yapılmış eşyalar, mezarlar vb. 4. Çizili, sesli ve görüntülü kaynaklar: CD, film, fotoğraf, resim vb. Kaynakların kullanımı konusunda dikkatli olunmalıdır. Çünkü kaynaklarda verilen bilgiler bütünüyle doğru olmayabilir. Bu nedenle bilgilerin karşılaştırılarak kontrol edilmesi gerekir. “Atatürk’ün Samsun’a Çıkışı” hakkında bir araştırma yapan tarihçi bu dönemle ilgili kaynaklara ulaşmalıdır. Döneme ait resmî belgeler, dönemin gazeteleri, İtilaf Devletlerine ait belgeler, o döneme ait resim, fotoğraf, harita, hatıra vb. kaynaklar taranmalıdır. Kaynakların kullanımı konusunda dikkatli olunmalıdır. Çünkü kaynaklarda verilen bilgiler bütünüyle doğru olmayabilir. Bu nedenle bilgilerin karşılaştırılarak kontrol edilmesi gerekir. “Atatürk’ün Samsun’a Çıkışı” hakkında bir araştırma yapan tarihçi bu dönemle ilgili kaynaklara ulaşmalıdır. Döneme ait resmî belgeler, dönemin gazeteleri, İtilaf Devletlerine ait belgeler, o döneme ait resim, fotoğraf, harita, hatıra vb. kaynaklar taranmalıdır.

15

16 YAZISIZ BELGELER

17 YAZILI BELGELER

18 GÖRSEL–İŞİTSEL BELGELER

19 b. Tasnif (Sınıflandırma) İncelenen konu hakkındaki kaynakların bulunmasından sonra bunlardan elde edilecek bilgiler bir sistem dâhilinde sınıflandırılır. Tarihçi çalışmasının amacına ve konusuna göre bilgi ve verileri istediği şekilde sınıflandırabilir. Çeşitli kaynaklardan elde edilen bilgi ve veriler sınıflandırıldıktan sonra eserin genel olarak yazım planı yapılır. İncelenen konu hakkındaki kaynakların bulunmasından sonra bunlardan elde edilecek bilgiler bir sistem dâhilinde sınıflandırılır. Tarihçi çalışmasının amacına ve konusuna göre bilgi ve verileri istediği şekilde sınıflandırabilir. Çeşitli kaynaklardan elde edilen bilgi ve veriler sınıflandırıldıktan sonra eserin genel olarak yazım planı yapılır. Tasnif aşamasında “Atatürk’ün Samsun’a Çıkışı” hakkında bir araştırma yapan tarihçi gerekli kaynaklara ulaştıktan sonra öncelikle elde ettiği bilgi ve verileri kronolojiyi dikkate alarak konuya göre sınıflandırır. Böylece araştırdığı konunun planını oluşturur. Tasnif aşamasında “Atatürk’ün Samsun’a Çıkışı” hakkında bir araştırma yapan tarihçi gerekli kaynaklara ulaştıktan sonra öncelikle elde ettiği bilgi ve verileri kronolojiyi dikkate alarak konuya göre sınıflandırır. Böylece araştırdığı konunun planını oluşturur. “Mondros Ateşkes Anlaşması’ndan Atatürk’ün Samsun’a Çıkışına Kadar Meydana Gelen Siyasi Gelişmeler” “Atatürk’ün Dokuzuncu Ordu Müfettişliği Görevine Getirilme Süreci” “Atatürk’ün Samsun’a Çıkışı ve Buradaki Çalışmaları” gibi. “Mondros Ateşkes Anlaşması’ndan Atatürk’ün Samsun’a Çıkışına Kadar Meydana Gelen Siyasi Gelişmeler” “Atatürk’ün Dokuzuncu Ordu Müfettişliği Görevine Getirilme Süreci” “Atatürk’ün Samsun’a Çıkışı ve Buradaki Çalışmaları” gibi.

20 c. Tahlil (Çözümleme) Tahlil, elde edilen bilgi ve verilerin kaynak değeri açısından yeterli olup olmadığının araştırılmasıdır. Tahlil, elde edilen bilgi ve verilerin kaynak değeri açısından yeterli olup olmadığının araştırılmasıdır. Bu aşamada sınıflandırılan bilgilerin içeriği değerlendirilmeye alınır. Bilginin nesnelliğine, güvenirliğine ve kanıtlanabilirliğine dikkat edilir. Bilginin tahlil edilmesiyle eldeki malzeme kullanıma hazır ve işe yarar hâle getirilir. Bu aşamada sınıflandırılan bilgilerin içeriği değerlendirilmeye alınır. Bilginin nesnelliğine, güvenirliğine ve kanıtlanabilirliğine dikkat edilir. Bilginin tahlil edilmesiyle eldeki malzeme kullanıma hazır ve işe yarar hâle getirilir. Tahlil aşamasında ise “Atatürk’ün Samsun’a Çıkışı” ile ilgili bilgi ve veriler gözden geçirilerek verilerin, konunun tam anlamıyla açıklanmasında yeterli olup olmadığı belirlenir; verilerin nerede nasıl kullanabileceğine karar verilir. Tahlil aşamasında ise “Atatürk’ün Samsun’a Çıkışı” ile ilgili bilgi ve veriler gözden geçirilerek verilerin, konunun tam anlamıyla açıklanmasında yeterli olup olmadığı belirlenir; verilerin nerede nasıl kullanabileceğine karar verilir.

21 d. Tenkit (Eleştiri) Belge ve eserlerin kullanılmasında bazen problemler çıkabilir. Eldeki belgelerde araştırılan konu hakkında sınırlı veya yanlış bilgi olabilir, belge okunamayabilir. Her bir yazarın olaya farklı bakması, algılaması ve farklı anlatması mümkündür. Bu nedenle yazılı kaynakların doğruluk derecesi, güvenilirliği, yazıldığı tarih, yazarı, aynı olaydan söz eden farklı kaynaklar arasında uyum ve uyumsuzluk tenkit aşamasında araştırılır. Kaynakların tenkidi iç tenkit ve dış tenkit olmak üzere iki şekilde yapılır. Belge ve eserlerin kullanılmasında bazen problemler çıkabilir. Eldeki belgelerde araştırılan konu hakkında sınırlı veya yanlış bilgi olabilir, belge okunamayabilir. Her bir yazarın olaya farklı bakması, algılaması ve farklı anlatması mümkündür. Bu nedenle yazılı kaynakların doğruluk derecesi, güvenilirliği, yazıldığı tarih, yazarı, aynı olaydan söz eden farklı kaynaklar arasında uyum ve uyumsuzluk tenkit aşamasında araştırılır. Kaynakların tenkidi iç tenkit ve dış tenkit olmak üzere iki şekilde yapılır. Tenkit aşamasında “Atatürk’ün Samsun’a Çıkışı” ile ilgili dokümanlar önce dış tenkide göre değerlendirilir. Kullanılacak eserlerin adı, yazım ve basım tarihi, vesikaların cinsi, hangi kuruma ait olduğu, kullanılan kâğıt, yazı karakteri vb. özellikler açısından güvenilir olup olmadığı tespit edilir. Dış tenkitten sonra kullanılabilecek nitelikte olan eser ve belgeler iç tenkide göre değerlendirilir. Bu aşamada eser ya da belgelerdeki bilgilerin doğruluğu o döneme ait diğer bilgilerle karşılaştırılarak ve yazarın bilimsel kişiliği dikkate alınarak incelenir Tenkit aşamasında “Atatürk’ün Samsun’a Çıkışı” ile ilgili dokümanlar önce dış tenkide göre değerlendirilir. Kullanılacak eserlerin adı, yazım ve basım tarihi, vesikaların cinsi, hangi kuruma ait olduğu, kullanılan kâğıt, yazı karakteri vb. özellikler açısından güvenilir olup olmadığı tespit edilir. Dış tenkitten sonra kullanılabilecek nitelikte olan eser ve belgeler iç tenkide göre değerlendirilir. Bu aşamada eser ya da belgelerdeki bilgilerin doğruluğu o döneme ait diğer bilgilerle karşılaştırılarak ve yazarın bilimsel kişiliği dikkate alınarak incelenir

22 e. Terkip (Sentez) Terkip; bilgi ve verilerin sınıflandırılıp tahlil ve tenkitlerinin yapılmasından sonra bir araya getirildiği aşamadır. Bu aşamada bilgi ve veriler esere dönüştürülmek üzere gözden geçirilir. Bilgilerin hangi sıraya göre yapılandırılacağı tespit edilir. Tespitler yapıldıktan sonra eksikliği duyulan bilgiler tamamlanır; fazlalık teşkil eden bilgiler ise çıkarılır. Daha sonra eserin yazımına geçilir. Yazım sırasında anlatıma akıcı, sade ve anlaşılır bir üslup kazandırılır. Terkip; bilgi ve verilerin sınıflandırılıp tahlil ve tenkitlerinin yapılmasından sonra bir araya getirildiği aşamadır. Bu aşamada bilgi ve veriler esere dönüştürülmek üzere gözden geçirilir. Bilgilerin hangi sıraya göre yapılandırılacağı tespit edilir. Tespitler yapıldıktan sonra eksikliği duyulan bilgiler tamamlanır; fazlalık teşkil eden bilgiler ise çıkarılır. Daha sonra eserin yazımına geçilir. Yazım sırasında anlatıma akıcı, sade ve anlaşılır bir üslup kazandırılır. Tarihî bir olay yazılırken olayla ilgili coğrafi, sosyolojik, ekonomik, ticari, kültürel vb. etkenler (iklim, tabiat olayları, yeryüzü şekilleri, ele alınan toplumun yapısı ve kültür seviyesi, üretim şekilleri, yollar, kervan ticareti, denizcilik, bilim, sanat, edebiyat vb.) göz önünde bulundurulmalıdır. Tarihî bir olay yazılırken olayla ilgili coğrafi, sosyolojik, ekonomik, ticari, kültürel vb. etkenler (iklim, tabiat olayları, yeryüzü şekilleri, ele alınan toplumun yapısı ve kültür seviyesi, üretim şekilleri, yollar, kervan ticareti, denizcilik, bilim, sanat, edebiyat vb.) göz önünde bulundurulmalıdır. Tarihî olaylar, meydana geldikleri zamanın şartlarına göre değerlendirmelidir. İyi bilinmeyen bir olay benzer bir olayın neden ve sonuçlarıyla açıklanmamalıdır. Tarihî olaylar, meydana geldikleri zamanın şartlarına göre değerlendirmelidir. İyi bilinmeyen bir olay benzer bir olayın neden ve sonuçlarıyla açıklanmamalıdır. Bilgilerin terkibi yapılırken tarafsız olmaya özen gösterilmelidir. Kanıtlanabilir ve nesnel olan bilgilerin kullanılmasına dikkat edilmelidir. Bilgilerin terkibi yapılırken tarafsız olmaya özen gösterilmelidir. Kanıtlanabilir ve nesnel olan bilgilerin kullanılmasına dikkat edilmelidir. Terkip aşamasında “Atatürk’ün Samsun’a Çıkışı” ile ilgili toplumsal ve siyasal gelişmeleri dikkate almak gerekir. Aynı zamanda Mondros Ateşkes Anlaşması’nın yol açtığı siyasi, askerî ve sosyal sonuçları ve bu sonuçların Osmanlı Devleti’ne etkilerini dikkate alarak objektif bir değerlendirme yapılmalıdır. Terkip aşamasında “Atatürk’ün Samsun’a Çıkışı” ile ilgili toplumsal ve siyasal gelişmeleri dikkate almak gerekir. Aynı zamanda Mondros Ateşkes Anlaşması’nın yol açtığı siyasi, askerî ve sosyal sonuçları ve bu sonuçların Osmanlı Devleti’ne etkilerini dikkate alarak objektif bir değerlendirme yapılmalıdır.

23 Tarih araştırmalarında kullanılan, I. Tasnif II. Terkip III. Tahlil Gibi yöntemlerin kullanış sırası aşağıdakilerden hangisinde sıralanmıştır? A) I, II, III B) I, III, II C) II, I, III D) II, III, I E) III, II, I Yanıt: B

24 5. Tarihin Tasnifi (Sınıflandırılması) Tarih bilimi çok geniş bir çalışma alanına sahiptir. Çalışma alanının geniş olması onun incelenmesini güçleştirmiştir. Bu nedenle tarihî olayları iyi bir şekilde incelemek ve öğrenmek için zamana, mekâna ve konuya göre bir sınıflandırma yapılmıştır. Tarih bilimi çok geniş bir çalışma alanına sahiptir. Çalışma alanının geniş olması onun incelenmesini güçleştirmiştir. Bu nedenle tarihî olayları iyi bir şekilde incelemek ve öğrenmek için zamana, mekâna ve konuya göre bir sınıflandırma yapılmıştır. Mekâna Göre Tasnif: Mekâna göre sınıflandırmada belli bir coğrafi bölge incelenir; kıtaların, ülkelerin, bölgelerin, şehirlerin tarihi söz konusudur: Asya Tarihi, Türkiye Tarihi, Amasya Tarihi, Şarkışla Tarihi gibi. Belli bir coğrafi bölgeyi ele alan eserlerden, o coğrafya ile ilgili siyasi, sosyal, kültürel ve ekonomik bilgiler elde etmek mümkündür. Mekâna göre sınıflandırmada belli bir coğrafi bölge incelenir; kıtaların, ülkelerin, bölgelerin, şehirlerin tarihi söz konusudur: Asya Tarihi, Türkiye Tarihi, Amasya Tarihi, Şarkışla Tarihi gibi. Belli bir coğrafi bölgeyi ele alan eserlerden, o coğrafya ile ilgili siyasi, sosyal, kültürel ve ekonomik bilgiler elde etmek mümkündür.

25 Zamana Göre Tasnif: Bu sınıflandırmaya göre tarih; çağ ve yüzyıl gibi zaman dilimlerine ayrılmıştır. Bu sınıflandırmaya göre tarih; çağ ve yüzyıl gibi zaman dilimlerine ayrılmıştır. Tarihin çağlara ayrılmasında evrensel nitelikteki olaylar göz önünde bulundurulmuştur: yazının bulunması, Kavimler Göçü, İstanbul’un Fethi, Fransız İhtilali gibi. Tarihin çağlara ayrılmasında evrensel nitelikteki olaylar göz önünde bulundurulmuştur: yazının bulunması, Kavimler Göçü, İstanbul’un Fethi, Fransız İhtilali gibi. Çağların başlangıcı olarak seçilen olaylar tarihçilere göre değişiklik göstermektedir. Örneğin; bazı tarihçiler, İlk Çağın sonu olarak Kavimler Göçü’nü, bazı tarihçiler de Roma İmparatorluğu’nun ikiye ayrılmasını ya da Batı Roma İmparatorluğu’nun yıkılışını kabul etmektedirler. Çağların başlangıcı olarak seçilen olaylar tarihçilere göre değişiklik göstermektedir. Örneğin; bazı tarihçiler, İlk Çağın sonu olarak Kavimler Göçü’nü, bazı tarihçiler de Roma İmparatorluğu’nun ikiye ayrılmasını ya da Batı Roma İmparatorluğu’nun yıkılışını kabul etmektedirler. Herhangi bir yüzyılda veya çağda dünyanın her yerinde aynı siyasi, sosyal, kültürel özelliklerin görülmesi beklenemez. Örneğin Anadolu’da Demir Çağının yaşandığı bir dönemde dünyanın başka bir yerinde Tunç Çağı ya da Bakır Çağı yaşanabilmekteydi.

26 ÖrneklerMÖ.2013=MS.2013=MÖ.1453=MS.1453=MÖ.1925=MS.1925=MÖ.999=MS.999= 21.yüzyılın 2. yarısının 4. çeyreği 21.yüzyılın 1. yarısının 1. çeyreği 15. yüzyılın 1. yarısının 2. çeyreği 15. yüzyılın 2. yarısının 3. çeyreği 20. yüzyılın 2. yarısının 3. çeyreği 20. yüzyılın 1. yarısının 2. çeyreği 10. yüzyılın 1. yarısının 1. çeyreği 10. yüzyılın 2. yarısının 4. çeyreği MÖ ve MS olarak verilen bir tarihin yüzyılını bulmak için; verilen tarih tek veya çift rakamlı olursa hiçbir işlem yapılmaz, doğrudan I. yüzyıl olarak ifade edilir. MÖ ve MS olarak verilen bir tarihin yüzyılını bulmak için; verilen tarih tek veya çift rakamlı olursa hiçbir işlem yapılmaz, doğrudan I. yüzyıl olarak ifade edilir. Verilen tarih üç rakamlı olursa yüzler basamağına 1 eklenerek yüzyılı bulunur. Örneğin 622 yılının yüzler basamağının ilk sayısı 6’dır. 6+1=7. yüzyıl olur. Verilen tarih üç rakamlı olursa yüzler basamağına 1 eklenerek yüzyılı bulunur. Örneğin 622 yılının yüzler basamağının ilk sayısı 6’dır. 6+1=7. yüzyıl olur. Verilen tarih dört rakamlı olursa binler ve yüzler basamağına 1 eklenerek yüzyılı bulunur. Örneğin 2013 yılının yüzler ve binler basamağına 20+1=21. yüzyıl olur. Verilen tarih dört rakamlı olursa binler ve yüzler basamağına 1 eklenerek yüzyılı bulunur. Örneğin 2013 yılının yüzler ve binler basamağına 20+1=21. yüzyıl olur.

27 MÖ yılı ile ilgili aşağıdakilerden hangisi en doğru bilgidir? A)13. yüzyılın 1. Yarısı 3. Çeyreğinde yer alır B)14. yüzyılın 1. Yarısı 2. Çeyreğinde yer alır C)13. yüzyılın 2. Yarısında 4. Çeyreğinde yer alır D)14. yüzyılın 2. Yarısında 2. Çeyreğinde yer alır E)14. yüzyılın 1. Yarısında 3. Çeyreğinde yer alır Yanıt: B

28 Konuya Göre Tasnif: Konuya göre sınıflandırmada, toplumların siyasi, sosyal, ekonomik, hukuki, dinî, kültürel yönlerinin ayrı ayrı incelenmesi söz konusudur. Öğrenilmek istenen konu ayrıntılarıyla ele alınır. Araştırılmak istenen konunun sınırları bellidir. Örneğin; dinler tarihi, hukuk tarihi, kültür tarihi, askerî tarih, tıp tarihi, iktisat tarihi gibi. Konuya göre sınıflandırmada, toplumların siyasi, sosyal, ekonomik, hukuki, dinî, kültürel yönlerinin ayrı ayrı incelenmesi söz konusudur. Öğrenilmek istenen konu ayrıntılarıyla ele alınır. Araştırılmak istenen konunun sınırları bellidir. Örneğin; dinler tarihi, hukuk tarihi, kültür tarihi, askerî tarih, tıp tarihi, iktisat tarihi gibi.  Tarihin sınıflandırılmasının amacı; tarihin incelenmesini kolaylaştırmaktır. TARİHİN SINIFLANDIRILMASI Zamana göre Bu sınıflandırmaya göre tarih; çağ ve yüzyıl gibi zaman dilimlerine ayrılmıştır. 20. yüzyıl, Orta Çağ gibi. Zamana göre Bu sınıflandırmaya göre tarih; çağ ve yüzyıl gibi zaman dilimlerine ayrılmıştır. 20. yüzyıl, Orta Çağ gibi. Konuya göre Öğrenilmek istenen konu ayrıntılarıyla ele alınır: dinler tarihi, hukuk tarihi, kültür tarihi, askerî tarih, tıp tarihi, iktisat tarihi. Konuya göre Öğrenilmek istenen konu ayrıntılarıyla ele alınır: dinler tarihi, hukuk tarihi, kültür tarihi, askerî tarih, tıp tarihi, iktisat tarihi. Mekana göre Ülkelerin, bölgelerin, şehirlerin tarihi söz konusudur: Asya Tarihi, Türkiye Tarihi, Amasya Tarihi gibi Mekana göre Ülkelerin, bölgelerin, şehirlerin tarihi söz konusudur: Asya Tarihi, Türkiye Tarihi, Amasya Tarihi gibi

29 Tarihin çağlara ayrılması, I.olayların daha kolay ve pratik incelenmesi, II.yazının kullanım alanının genişletilmesi, III.olayların önem sırasına göre sıralanması amaçlarından hangilerine yöneliktir? A)Yalnız I B)Yalnız II C)Yalnız III D)I ve II E)I ve III Yanıt: A

30

31 Tarih bilimi nasıl çalışır? 1. Belgelere- bulgulara dayalıdır. 2. Neden - sonuç ilişkisi kurar. 3. Tarihi olaylar tekrarlanamaz. 4. Deney-gözlem yöntemi kullanılmaz 4. Deney-gözlem yöntemi kullanılmaz 5. Objektif olmak zorunludur. 6. Olayların oluşunda o günkü çevresel faktörler / şartlar etkilidir.

32 Geçmişteki insan topluluklarını adeta bir dedektif gibi inceler. NELERİ İNCELER NASIL İNCELER  Yaşayışlarını  Kültür ye uygarlık alanındaki ilerlemelerini  Savaş ve barışlarını  Sosyo-kültürel yapılarını  Y aşayışlarını  K ültür ye uygarlık alanındaki ilerlemelerini  S avaş ve barışlarını osyo-kültürel yapılarını  Neden-sonuç ilişkisi içerisinde  Yer ve zaman belirterek  Objektif olarak  Belgelere dayanarak  N eden-sonuç ilişkisi içerisinde  Y Y Y Yer ve zaman belirterek  O bjektif olarak  B elgelere dayanarak

33 KONUYLA İLGİLİ ÇIKMIŞ SINAV SORULARI İnsan topluluklarında ve toplumlar arasında geçmişte meydana gelen olayları yer göstererek inceleyen ve bu olaylar arasındaki neden-sonuç ilişkilerini kaynaklara dayanarak araştıran bilim dalına “Tarih” denir. Bu tanımda tarih biliminin hangi özelliği yoktur? A) Eski devirleri aydınlatması B) Kronolojiye yer vermesi C) Olayların analizini yapması D) Belgelerden yararlanması E) Olayların geçtiği yeri belirtmesi Yanıt: B

34 KONUYLA İLGİLİ ÇIKMIŞ SINAV SORULARI Tanım: Tarih, insan topluluklarının geçmişteki yaşayışlarını, uğraşlarını, birbiriyle olan ilişkilerini, yer ve zaman göstererek neden-sonuç ilişkileri içerisinde inceleyen bir bilimdir. Durum: İslamiyet’in hızlı yayılmasında diğer din ve inançlara karşı gösterilen hoşgörünün payı büyüktür. Avrupa’da ve Asya’da ezilmiş ve horlanmış insanlar Müslümanları kurtarıcı olarak karşıladılar. Yukarıda verilen durumda tarihin tanımında yer alan öğelerden hangisine değinilmemiştir? A) İnsan ilişkileri B) Neden-sonuç ilişkileri C) Yer D) İnsan topluluklarının yaşayışları E) Zaman Yanıt: E

35 KONUYLA İLGİLİ ÇIKMIŞ SINAV SORULARI Alacahöyük’te bulunan ve M.Ö yıllarına ait olan kılıç, dünyanın en eski kılıcı olarak bilinmekteyken, 1996 yılında, Malatya yakınlarındaki Aslantepe kazı bölgesinde bir prens veya yöneticinin mezarında, M.Ö yıllarına ait, üzerleri işlemeli kılıçlar bulunmuştur. Bu bilgiye dayanarak; I. Yeni belgeler ortaya çıktıkça tarih yeniden değerlendirilmiştir. II.Yapılan her yeni kazı, eski bilgilerin yanlış olduğunu ortaya çıkarmıştır. III. Alacahöyük, Aslantepe’den daha eski bir yerleşim bölgesidir. yargılarından hangilerine ulaşılabilir? A) Yalnız I B) Yalnız II C) Yalnız III D) I ve II E) I, II ve III Yanıt: A

36 Tarihi olaylar tekrarlanabilir. Tarihi olayların incelenmesi sırasında deney ve gözlem yapma İmkanı yoktur. Tarihi olaylar maddi ve manevi pek çok nedene bağlı olarak gerçekleşmiştir. Tarihi olaylar belirli bir coğrafyada meydana gelmiştir. Tarihi olayların birbirleriyle sebep sonuç bağlantısı yoktur. Tarihi olaylar meydana geldikleri dönemin değer yargılarını ve kültürel yapısını yansıtır. Birinci el kaynaklar her zaman doğru bilgiler içerir DOĞRU-YANLIŞ ETKİNLİĞİ X X X X X X D Y X

37 KONU KAZANIMI: Aşağıdaki konuları öğrendiğimizde; o Tarihî olayların incelenmesinde yararlanılan “zaman kavramları”nı doğru ve yerinde kullanabileceğiz. 6.Zaman ve Takvim 7.Türklerin Kullandığı Takvimler

38 Zaman ve Takvim Takvim, zamanı yıllara, aylara, haftalara ve günlere ayırma yöntemidir. Zamanı bilme ve verimli kullanma gerekliliği takvim gibi önemli bir buluşun ortaya çıkmasına yol açmıştır. İnsanlar tarihin akışı içinde zaman ölçüsü olarak çeşitli takvimler kullanmışlardır. Yaptıkları astronomik gözlemler sonucunda yıldızların, Ay’ın ve Güneş’in hareketlerine dayanan takvimler meydana getirilmiş ve geliştirilmiştir. Takvim, zamanı yıllara, aylara, haftalara ve günlere ayırma yöntemidir. Zamanı bilme ve verimli kullanma gerekliliği takvim gibi önemli bir buluşun ortaya çıkmasına yol açmıştır. İnsanlar tarihin akışı içinde zaman ölçüsü olarak çeşitli takvimler kullanmışlardır. Yaptıkları astronomik gözlemler sonucunda yıldızların, Ay’ın ve Güneş’in hareketlerine dayanan takvimler meydana getirilmiş ve geliştirilmiştir. Takvimin kullanılmasında Sümerler ve Mısırlılar öncü olmuşlardır. İlk “Güneş takvimi”ni Mısırlılar, ilk “Ay takvimi”ni ise Sümerler oluşturmuştur. Sümerler, 360 günden ibaret olan ay yılını, 30 günlük 12 aya bölmüşlerdir. Ay’ın dünya çevresinde 12 kez dönmesi, bir ay yılını oluşturur. Mısırlılar ise güneş yılını 365 gün olarak kabul ederek 12 aya bölmüşlerdir. Dünyanın Güneş çevresinde bir kez dönmesi güneş yılını oluşturur. Takvimin kullanılmasında Sümerler ve Mısırlılar öncü olmuşlardır. İlk “Güneş takvimi”ni Mısırlılar, ilk “Ay takvimi”ni ise Sümerler oluşturmuştur. Sümerler, 360 günden ibaret olan ay yılını, 30 günlük 12 aya bölmüşlerdir. Ay’ın dünya çevresinde 12 kez dönmesi, bir ay yılını oluşturur. Mısırlılar ise güneş yılını 365 gün olarak kabul ederek 12 aya bölmüşlerdir. Dünyanın Güneş çevresinde bir kez dönmesi güneş yılını oluşturur.

39 GÜNEŞ YILI Dünyanın Güneş çevresinde bir kez dönmesi güneş yılını oluşturur. Bu dönüş 365 gün 6 saatte gerçekleşir. İlk “Güneş takvimi”ni Mısırlılar oluşturmuştur.

40 AY YILI Ay’ın dünya çevresinde 12 kez dönmesi, bir ay yılını (354 gün) oluşturur. Ay takvimi”ni Sümerler oluşturmuştur.

41 Mısırlılar tarafından güneş yılı esasına göre oluşturulan takvim Roma Hükümdarı Julius Caesar (Jül Sezar) zamanında yeniden düzenlenmiş ve “Jülien (Jülyen) takvimi” adıyla kullanılmaya başlanmıştır. Daha sonra Jülien takvimi, Papa XIII. Gregorious tarafından yeniden oluşturularak “Gregoryen takvimi” adını almıştır. Zaman içerisinde kullanımı yaygınlaşarak günümüze kadar ulaşmıştır. Bugün dünya genelinde bu takvim kullanılmaktadır. Mısırlılar tarafından güneş yılı esasına göre oluşturulan takvim Roma Hükümdarı Julius Caesar (Jül Sezar) zamanında yeniden düzenlenmiş ve “Jülien (Jülyen) takvimi” adıyla kullanılmaya başlanmıştır. Daha sonra Jülien takvimi, Papa XIII. Gregorious tarafından yeniden oluşturularak “Gregoryen takvimi” adını almıştır. Zaman içerisinde kullanımı yaygınlaşarak günümüze kadar ulaşmıştır. Bugün dünya genelinde bu takvim kullanılmaktadır. Takvime başlangıç olarak da tarihî olaylar esas alınmıştır. İbraniler, MÖ 3761 yaratılış yılını; Yunanlılar, ilk olimpiyat oyunlarının yapıldığı MÖ 776; Romalılar, Roma şehrinin kuruluşu olan MÖ 753; Müslümanlar da Hz. Muhammed’in Mekke’den Medine’ye hicret ettiği 622 yıllarını başlangıç olarak kabul etmişlerdir. Takvime başlangıç olarak da tarihî olaylar esas alınmıştır. İbraniler, MÖ 3761 yaratılış yılını; Yunanlılar, ilk olimpiyat oyunlarının yapıldığı MÖ 776; Romalılar, Roma şehrinin kuruluşu olan MÖ 753; Müslümanlar da Hz. Muhammed’in Mekke’den Medine’ye hicret ettiği 622 yıllarını başlangıç olarak kabul etmişlerdir.

42 Türklerin Kullandığı Takvimler Türklerin kullanmış oldukları ilk takvim; güneş yılını esas alan ve yılların hayvan isimleriyle belirtildiği on iki hayvanlı Türk takvimidir. Türklerin kullanmış oldukları ilk takvim; güneş yılını esas alan ve yılların hayvan isimleriyle belirtildiği on iki hayvanlı Türk takvimidir. Türkler İslamiyetin kabulünden sonra hicri takvimi kullanmaya başlamışlardır. Büyük Selçuklular döneminde Sultan Melik Şah tarafından hazırlatılan ve güneş yılı esas alınan Celali takvim kullanılmıştır. Türkler İslamiyetin kabulünden sonra hicri takvimi kullanmaya başlamışlardır. Büyük Selçuklular döneminde Sultan Melik Şah tarafından hazırlatılan ve güneş yılı esas alınan Celali takvim kullanılmıştır. Osmanlılar Devleti’nde mali işlerde güneş yılı esasına göre düzenlenen Rumi takvim kullanılmaya başlandı.1917 yılında ise Takvim-i Garbi adıyla Miladi takvime yakın bir takvim kullanılmıştır. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan sonra ise 26 Aralık1925’te Miladi takvim kabul edildi ve 1 Ocak 1926’dan itibaren kullanılmaya başlandı. Osmanlılar Devleti’nde mali işlerde güneş yılı esasına göre düzenlenen Rumi takvim kullanılmaya başlandı.1917 yılında ise Takvim-i Garbi adıyla Miladi takvime yakın bir takvim kullanılmıştır. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan sonra ise 26 Aralık1925’te Miladi takvim kabul edildi ve 1 Ocak 1926’dan itibaren kullanılmaya başlandı.

43 Türkler hangi takvimleri kullanmıştır ? GÜNEŞ YILI AY YILI Dünya'nın Güneş’e göre hareketi 365 gün 6 sa 48 dak 46 sn İlk kez Mısırlılar geliştirdi AY YILI Ay’ın dünya’ya göre hareketi 354 gün İlk kez Sümerler geliştirdi GÜNEŞ YILI 1. Hicrî Takvim: Türk-İslam devletlerinin tümünde 1. Hicrî Takvim: Türk-İslam devletlerinin tümünde 1.Oniki Hayvanlı Türk Takvimi: İlk Türk devletlerinde ve günümüz Orta Asya ve Uzakdoğu ülkelerinde 2.Celali Takvim: Büyük Selçuklu Devleti’nde 3.Rumi Takvim: Osmanlı Devleti’nde 4.Miladi Takvim: Türkiye Cumhuriyeti’nde 1 Ocak 1926’ dan beri kullanılmaktadır 1.Oniki Hayvanlı Türk Takvimi: İlk Türk devletlerinde ve günümüz Orta Asya ve Uzakdoğu ülkelerinde 2.Celali Takvim: Büyük Selçuklu Devleti’nde 3.Rumi Takvim: Osmanlı Devleti’nde 4.Miladi Takvim: Türkiye Cumhuriyeti’nde 1 Ocak 1926’ dan beri kullanılmaktadır TAKVİMTAKVİM TÜRKLERİN KULLANDIĞI TAKVİMLER

44 TÜRKLER’İN KULLANDIĞI TAKVİMLER A. ON İKİ HAYVANLI TÜRK TAKVİMİ Türklerin İslamiyet'i kabulünden önce kullandıkları takvimdir. Güneş yılına göre düzenlenen bu takvim 12 yılda bir devreder. Her yıl tamamlandığında bir asır kabul edilmiştir. Ayrıca her yıl bir hayvan adıyla anılmıştır. Bir yıl 12 aya bölünmüştür. Ayların özel adı yoktur. Aylar üçünç ay, dördünç ay gibi sayılarla belirlenmiştir. Yıllara isimleri verilen hayvanlar şunlardır: A. ON İKİ HAYVANLI TÜRK TAKVİMİ Türklerin İslamiyet'i kabulünden önce kullandıkları takvimdir. Güneş yılına göre düzenlenen bu takvim 12 yılda bir devreder. Her yıl tamamlandığında bir asır kabul edilmiştir. Ayrıca her yıl bir hayvan adıyla anılmıştır. Bir yıl 12 aya bölünmüştür. Ayların özel adı yoktur. Aylar üçünç ay, dördünç ay gibi sayılarla belirlenmiştir. Yıllara isimleri verilen hayvanlar şunlardır:

45 Sıcgan (Fare) Yılı: Bu yılın ilk aylarında ve ortalarında ferahlık, halk arasında hoş hâl ve zenginlik olur Ama yılın sonbaharında halklar ve yöneticiler arasın­da fitne başlar. Kışın salgın hastalıklar olur. Yaz günleri yağmurlu olur. Sıçanlar çok olur ve buğdaylara hücum ederler. Ud (Sığır) Yılı: Bu yılda havalar yıldırımlı olur. Gök gürültülü yağmurlar olur. Kışın kar çok yağar ve tipiler çok olur. Kış uzun sürer. Buğday ve her çeşit meyve çok olur. Bars (Pars) Yılı: Bu yılda halk arasında düşmanlıklar artar. Yöneticiler çok adaletsizlikler yapar. Hükümdarlar arasında geçimsizlikler artar. Sükûnet sağlana­maz. Yazın buğday ve meyvelere afet gelir. Kuvvetli depremler olur. Denizde dalgalı tufanlar olur. Tabışgan (Tavşan) Yılı: Bu yılda her çeşit nimet çok olur. Yaz ve kış sakin geçer. Havalar iyi olur. Bütün halk arasında sükûnet ve rahatlık olur. Lu (Ejder) Yılı:Bu yılda halk arasında düşmanlık, fitne, çatışma ve savaşlar olur. Yaz günleri yıldırım ve gök gürültülü yağmurlar, kışın da tipi ve kar olur. Ağaçları soğuk çarpar. İlan (Yılan) Yılı: Bu yılda yazın yağmur az yağar. Ha­valar kurak olur. Çoğu yerde açlık ve kıtlık olur. Kışın kar az yağar, rutubet olur. Halk arasında kaygı ve hasret olur. Yund (At) Yılı: Yund yılı denilen bu yılda yazın hava ılık olur. Yağmurlar fazla yağar. Buğday ve meyveler boldur. Kışın kar fazla yağmaz. Dört ayaklı hayvanla­ra hastalık bulaşır. Hükümdarlar ve halk arasında sa­vaş ve kavgalar çıkar. Koy (Koyun) Yılı: Bu yılda yaz sıcak olur. Kışlar so­ğuk ve uzun geçer. Halk arasında zenginlik ve rahat­lık olur. Hükümdarlar arasında savaş başladığı halde barış çabuk sağlanır. Ancak deniz ve gemilerde fela­ketler olur. Biçin (Maymun) Yılı: Halk arasında haset ve düş­manlık olur. Yazın yağmur, kışın kar çok olur. Halk arasında hastalıklar yayılır. Hayvanlar arasında deve ve atlar hastalığa yakalanır. Taguk (Tavuk) Yılı: Bu yılda yaz yağmurlu ve sıcak geçer. Buğday ve çeşitli meyveler çok olur. Darı ve kara buğdaylar erken dikilmelidir. Hamile kadınlara ağırlık gelir. İt (Köpek) Yılı: Bu yılda yazın yağmurlar az yağar. Buğ­daylar az olur. Fiyatlar artar. Kış yumuşak geçer. Mey­veler çok ve ucuz olur. Halk arasında Ölümler çok olur. Tunguz (Domuz) Yılı: Bu yılda yaz yağmurlu, kış uzun ve soğuk olur. Buğday çok ve ucuz olur. Hüküm­darlar arasında muhalefet, çatışma ve savaşlar olur. Halk arasında geçimsizlik olur. Çeşitli tâbi afetler meydana gelir.

46 B. HİCRİ TAKVİM Bir yıl 354 gündür. Bu nedenle Miladi Takvimle arasındaki fark 11 gün 6 saattir Yılbaşı her yıl 11 gün önce olmaktadır. Kamerî (ay) takvim olarak da bilinir. Hz. Muhammed Mekke den Medine ye hicretini (622,Temmuz 16) başlangıç yılı olarak esas almıştır. Hz. Ömer Döneminde oluşturulmuş ve kullanılmaya başlanmıştır Ülkemizde 1 Ocak 1926 ya kadar yürürlükte olan bu takvim, günümüzde İslam dünyası dini gün ve törenlerini Hicri Takvime göre yapmaktadır TÜRKLER’İN KULLANDIĞI TAKVİMLER

47 C.CELALİ TAKVİM Bir yıl 365 gün 6 saat olarak kabul edilmiştir. Büyük Selçuklu Sultanı Melikşah’ın emriyle ünlü Türk Bilgini Ömer Hayyam’a yaptırılmıştır Yılbaşı,Miladi 21 Mart’tır. 15 Mart 1079 yılı kabul edilmiştir.Melik Şah’ın ölümünden (1092) sonra terk edilmiştir. Babür Devleti tarafından da kullanılmıştır C.CELALİ TAKVİM Bir yıl 365 gün 6 saat olarak kabul edilmiştir. Büyük Selçuklu Sultanı Melikşah’ın emriyle ünlü Türk Bilgini Ömer Hayyam’a yaptırılmıştır Yılbaşı,Miladi 21 Mart’tır. 15 Mart 1079 yılı kabul edilmiştir.Melik Şah’ın ölümünden (1092) sonra terk edilmiştir. Babür Devleti tarafından da kullanılmıştır TÜRKLER’İN KULLANDIĞI TAKVİMLER

48 D.MİLADİ TAKVİM: Bir yıl 365 gün 6 saat olarak kabul edilmiştir. Başlangıç olarak 1 Ocak tarihidir. Gregoryen takvimi olarak da bilinir. Miladi takvimin ilk şekli Mısırlılara aittir. Romalılar ve Papa XIII.Gregorious tarafından geliştirilmiştir. Hz. İsa nın doğumu (0 Milad) takvim başlangıcı olarak kabul edildiğinden bu takvime miladi takvim adı verilmiştir. Ülkemizde 1 Ocak 1926'dan itibaren kullanılmaya başlanmıştır. D.MİLADİ TAKVİM: Bir yıl 365 gün 6 saat olarak kabul edilmiştir. Başlangıç olarak 1 Ocak tarihidir. Gregoryen takvimi olarak da bilinir. Miladi takvimin ilk şekli Mısırlılara aittir. Romalılar ve Papa XIII.Gregorious tarafından geliştirilmiştir. Hz. İsa nın doğumu (0 Milad) takvim başlangıcı olarak kabul edildiğinden bu takvime miladi takvim adı verilmiştir. Ülkemizde 1 Ocak 1926'dan itibaren kullanılmaya başlanmıştır. TÜRKLER’İN KULLANDIĞI TAKVİMLER

49 RUMİ TAKVİM: Bir yıl 365 gün 6 saat olarak kabul edimiştir. Takvimin başlangıç tarihi olarak hicret’tir (622). Gündelik hayatta hicri takvim kullanılırken 1839 yılından itibaren Osmanlı Devleti’nde mali işlerde (vergi, maaş vb.) aksama olmaması için kullanılmıştır. 1 Mart mali yılbaşı 1982’de kaldırılmış ve 1 Ocak 1983'ten itibaren mali yılbaşı 1 Ocak olarak uygulanmaya başlanmıştır. RUMİ TAKVİM: Bir yıl 365 gün 6 saat olarak kabul edimiştir. Takvimin başlangıç tarihi olarak hicret’tir (622). Gündelik hayatta hicri takvim kullanılırken 1839 yılından itibaren Osmanlı Devleti’nde mali işlerde (vergi, maaş vb.) aksama olmaması için kullanılmıştır. 1 Mart mali yılbaşı 1982’de kaldırılmış ve 1 Ocak 1983'ten itibaren mali yılbaşı 1 Ocak olarak uygulanmaya başlanmıştır. TÜRKLER’İN KULLANDIĞI TAKVİMLER

50 Hicri Takvimden Miladi Takvime Çevirme İşlemi 1. işlem: HY /33=X 2.İşlem: HY – X = Y 3. İşlem: Y= Miladi Yıl Miladi Takvimden Hicri Takvime Çevirme İşlemi 1. işlem: MY- 622=X 2.İşlem: X /33= Y 3. İşlem: X + Y= Hicri Yıl

51 Türklerin tarihte kullandıkları, I. 12 Hayvanlı, II. Hicri III. Miladi Takvimlerinden hangilerini kullanmada değişik kültürlerle etkileşimin olduğu söylenebilir? A)Yalnız I B)Yalnız II C)Yalnız III D)II ve III E)I, II ve III Yanıt: D

52 KONUYLA İLGİLİ ÇIKMIŞ SINAV SORULARI Aşağıdakilerden hangisinin oluş zamanı diğerlerine göre daha belirgindir? A) Türkiye, Şubat ayının 28’inde NATO’ya girmiştir. B) Atatürk, XIX. ve XX. yüzyıllarda yaşamıştır. C) Kars Antlaşması, ekim ayının birinci yarısında imzalanmıştır. D) Yazı, günümüzden yaklaşık beş bin yıl önce bulunmuştur. E) Türkiye, 1932 yılında Milletler Cemiyeti’ne üye olmuştur. Yanıt: E

53 KONUYLA İLGİLİ ÇIKMIŞ SINAV SORULARI M.Ö. tarihleri Milat Takvimi'nin başlangıcından geriye doğru gittikçe, M.S. tarihleri ise Milat Takviminin başlangıcından günümüze doğru geldikçe sayısal değer olarak artar. Bu bilgiye dayanarak aşağıdaki yargılardan hangisine varılabilir? A)M.Ö. iki tarihten sayısal değeri büyük olan küçük olandan daha eski bir tarihi gösterir. B)M.Ö. iki tarihin arasındaki süreyi bulmak için bu iki tarihi toplamak gerekir. C)M.Ö. bir tarih ile M.S. bir tarih arasındaki süre, bunlardan sayısal değeri küçük olanın sayısal değeri büyük olandan çıkarılmasıyla bulunur. D)M.S. iki tarihin arasındaki süreyi bulmak için bu iki tarihi toplamak gerekir. E)M.S. iki tarihten sayısal değeri küçük olan büyük olandan daha yakın bir tarihi gösterir. Yanıt: A

54 KONU KAZANIMI: Aşağıdaki konuları öğrendiğimizde; o Tarih öğrenmenin amaç ve yararlarını kavramış olacağız. 8.Tarih Öğreniminin Önemi 9.Atatürk’ün Tarih Öğrenimine Verdiği Önem 9.Atatürk’ün Tarih Öğrenimine Verdiği Önem

55 Tarih Öğreniminin Önemi Aşağıda verilen özdeyişlerden tarihin yararları ile ilgili hangi yargılara ulaşabiliriz ? Dünü bilmeyen bugünü anlayamaz; bugünü anlamayan yarını göremez, yarını inşa edemez; hatta dünden gelen hamlelerin nedenlerini bile düşünemez. (Abdülbâki Gölpınarlı) Tarih; okuyana, kendi gözünün görme derecesine göre, yol gösteren bir kılavuzdur.(J.J. Rousseau) Tarihini bilmeyen milletler başka milletlerin avı olurlar. ( Mustafa Kemal Atatürk) Tarih kâinatın vicdanıdır. (Ömer Hayyam) Ecdadını unutanlar, kaynaksız ırmağa, köksüz ağaca benzerler. ( Çin Atasözü) Tarih, milletlerin tarlasıdır. Her toplum, ne ekmişse gelecekte onu biçer. (Voltaire) Tarih ile efsanenin amacı birdir: Geçici insanda ebedî insanı anlatmak. (Victor Hugo) Tarih öğrenmenin önemi ve yararları Tarih öğrenimi bireysel toplumsal ve evrensel düzeyde fayda sağlar. Tarih öğrenmek;  Milletlerarası ilişkileri aydınlatır ve bunların düzenlenmesine yardımcı otur. Sorunların barış yolu ile çözümlenmesine katkıda bulunur.  Günümüz yöneticilerine devlet yönetimi konusunda yol gösterir.  Vatan ve millet sevgisini artırır. Milli birlik ve bütünlük duygusunun gelişmesine katkı sağlar.  İnsanların muhakemelerinin ve düşüncelerinin gelişmesine katkıda bulunur.  Milletlerin siyasal, bilimsel, ekonomik ve kültürel alanlarda birbirleriyle yaptıkları yarışları anlatarak dersler verir.  Bir millet, tarihinin dünya tarihindeki yerine bakarak, karşılaştığı sorunların çözümünde yeni yorumlar geliştirebilir. (Tarih felsefesi)  Tarihî incelemeler ve yorumlar, milletlerin kısa ve uzun vadeli hedeflerini belirleyebilir.  Geçmişte yaşanan deneyimlerden ders alarak, günümüzdeki olaylar karşısında nasıl davranmamız gerektiğini öğretir.  Uygarlığın tüm toplumların katkısıyla oluştuğu bilincinin oluşmasına, bireylerin ortak değerlere sahip çıkarak din, dil, ırk gibi ayrımlara gir­meden barış içinde yaşamasına katkı sağlar.  Çeşitli olaylar arasında ilişki kurup, mantık yürüterek sonuca varabilme yeteneği kazanılma­sına katkıda bulunur

56 Atatürk’ün Tarih Öğrenimine Verdiği Önem Tarihe büyük ilgi duyan Atatürk, “Eğer bir millet büyükse kendisini tanımakla daha büyük olur.” diyerek tarih öğrenimine verdiği önemi göstermiştir. O, Türklüğün bütün özelliklerini, niteliklerini dile getirmekle kalmamış, Türk gencine kendi tarihini öğrenmeyi bir hedef olarak göstermiştir. Tarihe büyük ilgi duyan Atatürk, “Eğer bir millet büyükse kendisini tanımakla daha büyük olur.” diyerek tarih öğrenimine verdiği önemi göstermiştir. O, Türklüğün bütün özelliklerini, niteliklerini dile getirmekle kalmamış, Türk gencine kendi tarihini öğrenmeyi bir hedef olarak göstermiştir. Atatürk Türk ve dünya tarihinin araştırılması konusunda büyük gayret göstermiştir. O bu konuda şöyle demektedir: “Türk milletinin tarihi, şimdiye kadar sanıldığı gibi yalnız Osmanlı tarihinden ibaret değildir. Türk’ün tarihi çok daha eskidir. Büyük devletler kuran ecdadımız büyük ve şümullü medeniyetlere de sahip olmuştur. Bunu aramak, tetkik etmek, Türklüğe ve cihana bildirmek bizler için bir borçtur. Türk çocuğu ecdadını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır.” Atatürk Türk ve dünya tarihinin araştırılması konusunda büyük gayret göstermiştir. O bu konuda şöyle demektedir: “Türk milletinin tarihi, şimdiye kadar sanıldığı gibi yalnız Osmanlı tarihinden ibaret değildir. Türk’ün tarihi çok daha eskidir. Büyük devletler kuran ecdadımız büyük ve şümullü medeniyetlere de sahip olmuştur. Bunu aramak, tetkik etmek, Türklüğe ve cihana bildirmek bizler için bir borçtur. Türk çocuğu ecdadını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır.” Atatürk, Türkiye Cumhuriyeti’ni kurduktan sonra Türk tarihinin doğru kaynaklara dayandırılarak araştırılmasına büyük önem vermiştir. Türk tarihi ile ilgili bilimsel çalışmalar yapılabilmesi için 1931 yılında Türk Tarihi Tetkik Cemiyetini kurdurmuştur. Atatürk mirasının bir bölümünü, daha sonra adı Türk Tarih Kurumu olan bu cemiyete bırakmıştır. Atatürk, Türkiye Cumhuriyeti’ni kurduktan sonra Türk tarihinin doğru kaynaklara dayandırılarak araştırılmasına büyük önem vermiştir. Türk tarihi ile ilgili bilimsel çalışmalar yapılabilmesi için 1931 yılında Türk Tarihi Tetkik Cemiyetini kurdurmuştur. Atatürk mirasının bir bölümünü, daha sonra adı Türk Tarih Kurumu olan bu cemiyete bırakmıştır. Atatürk’ün Türk Tarih Tezi 1.Türkler, brakisefal ve beyaz ırktandır. Beyaz ırkın anayurdu Orta Asya'dır. 2.Medeniyetin beşiği Türklerin anayurdu olan Orta Asya'dır. 3.Anayurtları olan Orta Asya'dan değişik sebeplerle göç eden Türkler böylece dünyaya medeniyeti yaymışlardır. 4.Anadolu'nun ilk yerli halkları da Türklerdir, dolayısıyla buranın ilk sahipleri Türklerdir. 5.Türklerin İslam medeniyetine katkıları araştırılmalıdır. 6.Osmanlı Devletinin kuruluşu ile ilgili iddialar araştırılmalı, gerçek ortaya çıkarılmalıdır. Atatürk, I. Türk Tarih Kurultayı’na katılanlarla birlikte

57

58 KONU KAZANIMI: Aşağıdaki konuları öğrendiğimizde; o Tarihî bir olayı değerlendirirken olayın yaşandığı dönemin koşullarını göz önünde bulundurmanın önemini kavramış olacağız. o Tarihî bir olay, olgu veya nesne hakkındaki farklı bakış açılarını, sunulan kanıtlar ve verileri kullanarak sorgulayabileceğiz o Yeni bulgular ve bilimsel gelişmeler ışığında tarihî bilginin ve yorumların değişebilirliğini kavramış olacağız. 10.Tarihi Olayların Değerlendirilmesi 11.Tarihi Bilgilerin Değişebilir Özelliği 12.Tarihe Adanmış Bir Ömür, Halil INALCIK

59 Tarihî Olayların Değerlendirilmesi Geçmişte meydana gelen olaylar, meydana geldiği dönemin siyasi, sosyal, kültürel, ekonomik ve dinî özelliklerini yansıtır. Bu nedenle bir olayı değerlendirirken olayın meydana geldiği dönemin şartları dikkate alınmalıdır. Örneğin, Kurtuluş Savaşı’nı değerlendirirken o dönemin kendine özgü siyasi, sosyal, ekonomik ve psikolojik özelliklerini göz önünde bulundurmak gerekir. Veya İstanbul’u Fatih Sultan Mehmet neden karadan ve denizden kuşattı da uçaklarla bombalamadı diyemeyiz. Geçmişte meydana gelen olaylar, meydana geldiği dönemin siyasi, sosyal, kültürel, ekonomik ve dinî özelliklerini yansıtır. Bu nedenle bir olayı değerlendirirken olayın meydana geldiği dönemin şartları dikkate alınmalıdır. Örneğin, Kurtuluş Savaşı’nı değerlendirirken o dönemin kendine özgü siyasi, sosyal, ekonomik ve psikolojik özelliklerini göz önünde bulundurmak gerekir. Veya İstanbul’u Fatih Sultan Mehmet neden karadan ve denizden kuşattı da uçaklarla bombalamadı diyemeyiz. Tarihî olayları değerlendirirken karşılaşılan sorunlardan biri de olaya tarafsız yaklaşamamaktır. Tarihçinin belirli bir ülkeye ya da millete mensup olması, inançları, siyasi anlayışı, aldığı eğitim vb. nedenlerle tarihî olaylara duygusal yaklaşması mümkündür. Atatürk; “Tarih yazmak, tarih yapmak kadar mühimdir. Yazan, yapana sadık kalmazsa değişmeyen hakikat insanlığı şaşırtacak bir mahiyet alır.” Sözüyle de tarihî olayların değerlendirilmesinde tarafsız olmanın önemini vurgulamıştır. Tarihî olayları değerlendirirken karşılaşılan sorunlardan biri de olaya tarafsız yaklaşamamaktır. Tarihçinin belirli bir ülkeye ya da millete mensup olması, inançları, siyasi anlayışı, aldığı eğitim vb. nedenlerle tarihî olaylara duygusal yaklaşması mümkündür. Atatürk; “Tarih yazmak, tarih yapmak kadar mühimdir. Yazan, yapana sadık kalmazsa değişmeyen hakikat insanlığı şaşırtacak bir mahiyet alır.” Sözüyle de tarihî olayların değerlendirilmesinde tarafsız olmanın önemini vurgulamıştır.

60

61 Tarihi araştırmacılar duygularıyla, ulusal ve dinî kimlikleriyle hareket etmemelidir. Bu durum, I.belgelere dayanma, II.yansız olma, III.kaynak taraması yapma gibi özelliklerden hangilerini sağlamaya yöneliktir? A)Yalnız I B)Yalnız IIC)Yalnız III D)I ve II E)I ve III Yanıt: B

62 Tarihî Bilgilerin Değişebilir Özelliği Osman Gazi, dünyanın sayılı imparatorluklarından biri olacak olan Osmanoğullarının ilk sikkesini kestirerek Anadolu'nun karmaşık ortamında adını duyurdu. Gümüşten kesilen ve akçe adı verilen bu sikke, Osmanlının para birimi olarak kullanıldı. Osman Gazi, dünyanın sayılı imparatorluklarından biri olacak olan Osmanoğullarının ilk sikkesini kestirerek Anadolu'nun karmaşık ortamında adını duyurdu. Gümüşten kesilen ve akçe adı verilen bu sikke, Osmanlının para birimi olarak kullanıldı. 1980'li yıllara kadar, Osmanlı Devleti tarihinde ilk paranın Orhan Bey zamanında bastırıldığı biliniyordu. Ancak bu yıllarda bir nümizmat, Bilecik yakınlarındaki bir kazı alanında bulunan paralarda Osman Bey'İn, babasının ve dedesinin isimlerinin yazılı olduğunu belirledi. Bu yeni bulgu doğrultusunda Osmanlı Devleti'nde İlk paranın Orhan Bey değil Osman Bey zamanında bastırıldığı bilgisi tarih kitaplarına geçti.Zamanla yeni belge ve bulguların elde edilmesiyle yeni bir bilgi elde edilebileceği gibi mevcut bilgiler de değişime uğrayabilir. 1980'li yıllara kadar, Osmanlı Devleti tarihinde ilk paranın Orhan Bey zamanında bastırıldığı biliniyordu. Ancak bu yıllarda bir nümizmat, Bilecik yakınlarındaki bir kazı alanında bulunan paralarda Osman Bey'İn, babasının ve dedesinin isimlerinin yazılı olduğunu belirledi. Bu yeni bulgu doğrultusunda Osmanlı Devleti'nde İlk paranın Orhan Bey değil Osman Bey zamanında bastırıldığı bilgisi tarih kitaplarına geçti. Zamanla yeni belge ve bulguların elde edilmesiyle yeni bir bilgi elde edilebileceği gibi mevcut bilgiler de değişime uğrayabilir.

63 Tarihe Adanmış Bir Ömür: Halil İNALCIK Dünyaca ünlü tarihçimiz Halil İnalcık’ın soyu baba tarafından Kırım Türklerine dayanır. Babası Osman Nuri, 1905 Rus-Japon Savaşı esnasında vatanı Kırım’ı terk edip İstanbul’a göç eder. Burada kolonya imalathanesi işletir. Annesi Bahriye Hanım ise Osmanlı Deniz Subayı Seyit Mehmet Bey’in kızıdır. Dünyaca ünlü tarihçimiz Halil İnalcık’ın soyu baba tarafından Kırım Türklerine dayanır. Babası Osman Nuri, 1905 Rus-Japon Savaşı esnasında vatanı Kırım’ı terk edip İstanbul’a göç eder. Burada kolonya imalathanesi işletir. Annesi Bahriye Hanım ise Osmanlı Deniz Subayı Seyit Mehmet Bey’in kızıdır. Halil İnalcık, 26 Mayıs 1916 yılında İstanbul’da dünyaya gelir. Çocukluk yılları savaş sıkıntılarıyla geçer. Aile, 1924 yılında Ankara’ya yerleşir. Ankara’da Gazi İlkokulu’nu bitirir. Lise öğrenimine yatılı Sivas Öğretmen Okulunda başlayan Inalcık, 1932 yılında Balıkesir Öğretmen Okuluna nakledilerek buradan 1935 yılında mezun olur. Öğretmen olması beklenen Halil Inalcık, tarih tezini bilimsel temellere dayandırmak için Atatürk tarafından kurulan Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi sınavlarına girer. Bu sınavı birincilikle kazanarak bu fakültede eğitim almayı hak eden kırk öğrenci arasında yer alır. Bu fakültede Nazi Almanya’sından kaçan ünlü profesörlerle Fuad Köprülü, Şemseddin Günaltay, Muzaffer Göker ve Yusuf Hikmet Bayur gibi önemli isimlerden ders alma şansına sahip olur. Halil İnalcık, 26 Mayıs 1916 yılında İstanbul’da dünyaya gelir. Çocukluk yılları savaş sıkıntılarıyla geçer. Aile, 1924 yılında Ankara’ya yerleşir. Ankara’da Gazi İlkokulu’nu bitirir. Lise öğrenimine yatılı Sivas Öğretmen Okulunda başlayan Inalcık, 1932 yılında Balıkesir Öğretmen Okuluna nakledilerek buradan 1935 yılında mezun olur. Öğretmen olması beklenen Halil Inalcık, tarih tezini bilimsel temellere dayandırmak için Atatürk tarafından kurulan Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi sınavlarına girer. Bu sınavı birincilikle kazanarak bu fakültede eğitim almayı hak eden kırk öğrenci arasında yer alır. Bu fakültede Nazi Almanya’sından kaçan ünlü profesörlerle Fuad Köprülü, Şemseddin Günaltay, Muzaffer Göker ve Yusuf Hikmet Bayur gibi önemli isimlerden ders alma şansına sahip olur yılında mezun olduktan sonra Yakın Çağ Bölümünde asistan olur. Bu arada Şevkiye Hanımla evlenir ve 1948 yılında Günhan adlı çocukları dünyaya gelir yılında “Tanzimat ve Bulgar Meselesi” adlı doktora tezi belgelere dayandırılarak hazırlandığı için büyük ilgi uyandırır ve Türk Tarih Kurumu tarafında yayımlanır yılına kadar Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesinde Osmanlı ve Avrupa Tarihi dersleri verir. Yine aynı yıl Chicago Üniversitesi Tarih Bölümü’ne “Osmanlı Tarihi Üniversite Profesörü” olarak davet edilir yılında buradan emekli olur yılından itibaren Bilkent Üniversitesinde tarih dersleri vererek geleceğin Türk tarihçilerini yetiştirmektedir. Dört uzmanla birlikte hazırladığı eseri “The Economic and Social History of Ottoman Empire” (Osmanlı Imparatorluğu’nun Sosyal ve Ekonomik Tarihi) bugün dünya üniversitelerinde el kitabı hâline gelmiştir. Inalcık bu eserle Osmanlı Türk tarihinin medeni yüzünü dünyaya tanıtmaktadır. Sadece Türkiye’de değil, dünyada da tarih alanında saygın bir yere sahip olan Inalcık, birçok ödül ve fahri doktora unvanları almıştır yılında “Tanzimat ve Bulgar Meselesi” adlı doktora tezi belgelere dayandırılarak hazırlandığı için büyük ilgi uyandırır ve Türk Tarih Kurumu tarafında yayımlanır yılına kadar Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesinde Osmanlı ve Avrupa Tarihi dersleri verir. Yine aynı yıl Chicago Üniversitesi Tarih Bölümü’ne “Osmanlı Tarihi Üniversite Profesörü” olarak davet edilir yılında buradan emekli olur yılından itibaren Bilkent Üniversitesinde tarih dersleri vererek geleceğin Türk tarihçilerini yetiştirmektedir. Dört uzmanla birlikte hazırladığı eseri “The Economic and Social History of Ottoman Empire” (Osmanlı Imparatorluğu’nun Sosyal ve Ekonomik Tarihi) bugün dünya üniversitelerinde el kitabı hâline gelmiştir. Inalcık bu eserle Osmanlı Türk tarihinin medeni yüzünü dünyaya tanıtmaktadır. Sadece Türkiye’de değil, dünyada da tarih alanında saygın bir yere sahip olan Inalcık, birçok ödül ve fahri doktora unvanları almıştır.

64


"I. ÜN İ TE: TAR İ H B İ L İ M İ TARIH BİLİMINE GİRİŞ 1.İnsan ve Tarih 2.Tarihin Konusu 3.Tarihte sebep-Sonuç ve Yer-Zaman İlişkisi 4.Tarih Biliminin." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları