Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

1950’li yıllarda Türkiye Dünyaya açılma devri, ABD hegemonyasının etkisine girilen yıllar,… Tek parti sultasının ardından Demokrat Parti devri... Adnan.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "1950’li yıllarda Türkiye Dünyaya açılma devri, ABD hegemonyasının etkisine girilen yıllar,… Tek parti sultasının ardından Demokrat Parti devri... Adnan."— Sunum transkripti:

1

2 1950’li yıllarda Türkiye Dünyaya açılma devri, ABD hegemonyasının etkisine girilen yıllar,… Tek parti sultasının ardından Demokrat Parti devri... Adnan Menderes, Celal Bayar, İ smet İ nönü, Osman Bölükbaşı, Fevzi Lütfü Karaosmano ğ lu, Hikmet Kıvılcımlı ve di ğ erleri... So ğ uk Savaş, anti-komünizm, DP’yle birlikte bir yeni otoriterlik tecrübesi, özgürleşme arayışları... Siyasal mücadeleler, dış politika, Kore Savaşı, 6/7 Eylül olayları, vatan cephesi, tahkikat komisyonu, dokuz subay olayı, Do ğ u Sorunu… Günlük hayat, popüler kültür, magazin, sinema, edebiyat…

3 Bakanlar Kurulu’nun kararı, Türkiye ile Batı Blo ğ u arasındaki yakınlaştırmayı hızlandırmış ve Türkiye 18 Şubat 1952’de NATO üyesi olmuştur.

4 Dulles’e cevaben Kuzey Atlantik Paktı’na (NATO) «en ucuz askeri Türkiye'den temin ediyoruz" diye beyanat veren Amerikan Dışişleri Bakanı John Fuster Dulles’e cevaben, Nazım Hikmet şu şiiri kaleme almış: 23 sentlik askere dair:

5 23 sentlik askere dair mister dallas, sizden saklamak olmaz, hayat pahalı biraz bizim memlekette. mesela iki yüz gram et alabilirsiniz, koyun eti, ankara'da 23 sente, yahut bir kilodan biraz fazla mercimek, elli santim kefen bezi yahut, yahut da bir aylı ğ ına yirmi yaşlarında bir tane insan erkek, a ğ zı burnu, eli aya ğ ı yerinde, üniforması, otomati ğ i üzerinde, yani öldürmeye, öldürülmeye hazır; belki tavşan gibi korkak, belki toprak gibi akıllı, belki gençlik gibi cesur, belki su gibi kurnaz, (her kaba uymak meselesi)

6 belki ömründe ilk defa denizi görecek, belki ava meraklı, belki sevdalıdır. yahut da aynı hesapla mister dallas, (tanesi 23 sentten yani) satarlar size bu askerlerin otuzbeşini birden istanbul'da bir tek odanın aylık kirasına, seksen beş onda altısını yahut, bir çift ıskarpin parasına. yalnız bir mesele var mister dallas, herhalde bunu sizden gizlediler. size yirmi üç sente sattıkları asker, mevcuttu üniformanızı giymeden önce de, mevcuttu otomatiksiz filan, mevcuttu sadece insan olarak, mevcuttu, tuhafınıza gidicek, mevcuttu hem de çoktan mı çoktan daha sizin devletin adı bile konmadan.

7 mevcuttu, işiyle gücüyle u ğ raşıyordu, mesela mister dallas, yeller eserken yerinde sizin new york'un, kurşun kubbeler kurdu o, gökkubbe gibi yüksek, haşmetli, derin. elinde bursa bahçeleri gibi nakışlandı ipek. halı dokur gibi yonttu mermeri ve nehirlerin bir kıyısından öbür kıyısına ebem kuşa ğ ı gibi attı kırk gözlü köprüleri. dahası var dallas, sizin dilde anlamı pek de belli de ğ ilken henüz zulüm gibi, hürriyet gibi, kardeşlik gibi sözlerin, dövüştü zulme karşı o, ve istiklal ve hürriyet u ğ runa ve milletleri kardeş sofrasına davet ederek ve yarin yana ğ ından gayri her yerde, her şeyde, hep beraber diyebilmek için, yürüdü peşince bedrettin'in…

8 o, tornacı hasan, köylü memet, ö ğ retmen ali'dir, kaya gibi yumru ğ unun son ustalı ğ ı, 922 yılı 9 eylülü'dür. dedim ya, mister dallas, herhalde bütün bunları sizden gizlediler. ucuzdur vardır illeti. hani şaşmayın, yarın çok pahalıya mal olursa size bu 23 sentlik asker, yani benim fakir, cesur, çalışkan milletim, her millet gibi büyük türk milleti. nazım hikmet ran

9 Genelkurmay Başkanlı ğ ı Bilgilendirme Notu, 23 Kasım «Savaşın başından itibaren stratejik noktalarda görev alan Türk tugaylarının kendisine verilen görevleri en iyi şekilde yerine getirdi ğ i ve katıldı ğ ı muharebelerde; 37 subay, 26 astsubay, 658 er olmak üzere toplam 721 şehit, 2147 yaralı, 346 hasta, 234 esir ve 175 kayıp verdi ğ inin hatırlatıldı ğ ı bilgilendirme notunda, 462 Türk şehidinin Güney Kore'de Seul-Pusan Kasabası yakınlarındaki Tanggok mezarlı ğ ı içerisinde bulunan Pusan Şehitli ğ i'nde bulundu ğ u bildirildi.»

10 So ğ uk savaş.. « yılları arasında yapılan, Kuzey Kore ile Güney Kore arasındaki savaştır. Kuzey KoreGüney Kore So ğ uk Savaş'ın ilk sıcak çatışması olmuştur. So ğ uk Savaş Savaş, ABD ve Müttefiklerinin, daha sonra da Çin Halk Cumhuriyeti'nin müdahalesiyle uluslararası bir boyut kazanmıştır.ABDÇin Halk Cumhuriyeti Kore Savaşı artık Kuzey-Güney Kore Savaşı de ğ il Çin- ABD Savaşı olmuştu. Kore Savaşı sonunda Kore'nin bölünmüşlü ğ ü korunmuş ve bugüne kadar gelen birçok sorun miras kalmıştır. Savaş 1953 yılında fiilen bitmesine ra ğ men, 2007'de Güney Kore ve Kuzey Kore arasında imzalanan ateşkes antlaşmasına kadar resmen devam etmiştir.Güney KoreKuzey Kore

11 Amerikan " İ yi Niyet Kervanı" Dolmabahçe'de...

12 Celal Bayar Amerikan Kongresi'ndeki konuşmasından sonra ayakta alkışlanıyor (1954)

13 Ellili yıllar Cumhuriyet yönetiminin ellili yılları, ba ğ ımsızlık idealine do ğ ru hareket eden bir azgelişmiş ülkenin bu idealden uzaklaşma mekanizmalarıyla dinamiklerini inceleme olana ğ ı sunmaktadır. Kırklı yıllarla başlayan Türkiye’nin iktisadi, siyasi ve yönetsel ba ğ ımlılı ğ ı süreci, 50’li yıllarda dış yardım ve yabancı uzman deste ğ iyle devam etmiştir.

14 ABD etkisi Türkiye üzerinde ABD etkisi, 1939’dan itibaren savaş ortamının derinli ğ inde kurularak ilerlemiş, 1945’ten itibaren de ülke yönetimini baştan aya ğ a kaplamıştır. Kamunun yönetimi için 1950 yılı, bir dönüm noktası de ğ il, savaş sonunda başlamış olan bu sürecin icra ve yönetiminin farklı bir siyasi kadronun sorumlulu ğ una geçmesini ifade eden bir de ğ işme yılından ibarettir.

15 «teknik yardım-idari reform» Türkiye’de 1950’li yıllar yabancı heyet ya da uzmanlarca hazırlanan raporlar ile açılır.  1949 yılında “Türkiye: Ekonomik Bir De ğ erlendirme” başlı ğ ı ile Thornburg raporu  “Devlet Daire ve Müesseselerinde Rasyonel Çalışma Hakkında Rapor” başlı ğ ı ile Neumark raporu  Dünya Bankası heyetinin 1951’de tamamladı ğ ı “Kalkınma Planı İ çin Tahlil ve Tavsiyeler” başlıklı Barker Misyonu Raporu,

16 «Yabancı uzman raporları»  1951 yılında Türkiye devletinin mali yönetim yapısını inceleyen Martin-Cush raporu,  1952 tarihli Leimgruber raporu,  1959 yılında “Türkiye’de Devlet Personeli Hakkında Bir Araştırma” başlı ğ ıyla yürütülen Maurice Chailloux-Dantel raporu

17 Yabancı uzmanlar Neumark dışında, bu raporları hazırlayanlar “ba ğ ımsız ya da gönüllü” yabancı uzmanlar de ğ il, uluslararası mali merkezler tarafından görevlendirilmiş heyet ya da uzmanlardır. Ço ğ u Amerikalı olan yabancı danışmanlar, sistemli bir biçimde devletçi-korumacı politikalara son verilmesini, Türkiye üzerindeki inceleme, öneri ve raporları ile telkin etmişlerdir.

18 Yabancı uzmanlar Yirminci Asır Vakfı tarafından hazırlanan “Turkey: An Economic Appraisal” başlıklı rapor (1949): ABD Dışişleri Bakanlı ğ ı Petrol Danışmanı Max Weston Thornburg’un (Thornburg, aynı zamanda Standart Petrol Şirketi Mühendisler Meclisi Başkanı ve aynı şirketin Orta ve Uzakdo ğ u şubelerinin başkan yardımcısıdır) başında bulundu ğ u bir ekip tarafından hazırlanmıştır.

19 Thornburg Raporu Amaç: “Türkiye’ye yapılması imkan dahilinde olan her türlü Amerikan yardımı için düşünsel zemin sa ğ lamak” Türkiye’nin devletçilik politikasını eleştiren ve sanayileşme hareketinin baştan sona yanlışlarla dolu oldu ğ unu bildiren rapor, şu önerileri getirmektedir:

20 Thornburg Raporu:  plan arayışlarından vazgeçilmesini,  sanayileşme hamlesinden vazgeçilmesini,  devlet müdahalesinin sınırlandırılmasını,  K İ T’lerin özelleştirilmesini,  karayollarına öncelik verilmesini,  ekonominin serbestleştirilmesini ve özel sektörün geliştirilmesini,  Türk kamu yönetimi üzerinde Alman ve Sovyet etkilerinin azaltılarak ABD etkisinin artırılmasını,  Türkiye’nin kalkınma arayışlarında ABD’li uzmanlardan ve işadamlarından yararlanmasını…

21 Barker Raporu “Kalkınma Planı İ çin Tahlil ve Tavsiyeler” başlıklı Barker Misyonu Raporu, ondört ABD’li uzmandan oluşan bir heyet tarafından hazırlanmıştır. Heyet, yaklaşık bir buçuk ay Türkiye’de kalmıştır. Süreç, 1949 yılı Temmuz ayında CHP iktidarınca başlatılmış, 1950’de işbaşına gelen DP hükümetiyle sürdürülmüş, sonunda ortaya kapsamlı bir rapor çıkmıştır.

22 Barker Raporu  Türkiye’ye önerilen sanayileşme de ğ il, tarım ve hammadde üretimi,  demiryolu yapımının yavaşlatılması,  devletçili ğ e son verilmesi,  her alanın özel teşebbüse açılması,  devlet yatırımlarının altyapıyla sınırlandırılması,  yabancı sermayenin önündeki engellerin kaldırılması,  bunun için merkeziyetçi devlet yapısının terki,  bu yönelimi yönetecek bir “kamu yönetimi” kurulması,  yönetim ve personel yapısına ilişkin kapsamlı incelemeler yaptırılması,  yeni kamu yönetimi için uygun eleman yetiştirilmesi…

23 Martin-Cush Raporu Aynı yıl, 1951’de ABD’li maliye uzmanları James W. Martin ile Frank Cush tarafından Maliye Bakanlı ğ ı üzerinde yapılan inceleme, Marshall Planı yardımından faydalanmanın koşullarından biri olarak gerçekleştirilmiştir. “Maliye Bakanlı ğ ı Kuruluş ve Çalışmaları Hakkında Rapor” başlı ğ ıyla sunulan çalışma, kısaca Martin-Cush raporu olarak bilinmektedir.

24 Martin-Cush Raporu Raporda, Maliye Bakanlı ğ ı’nın bütün birimleri tek-tek ele alınarak mevcut durum analiz edilmiş; sorunlar saptanmış ve çözüm önerileri sıralanmıştır. Raporda dile getirilen öneriler, Maliye Bakanlı ğ ı ile sınırlı de ğ ildir. Türkiye’de bürokratik yapı ve işleyiş, merkez- yerel ilişkileri, kamu personel sistemi, vb. konularda reform önerileri içeren Martin- Cush Raporu, Barker Raporu’na benzer bir yaklaşım ve içeri ğ e sahiptir.

25 Hilts Raporu Karayolları yapımı için kullanılmaya başlanan Amerikan yardımları, 1948 yılında Amerikan karayolu kurumu yöneticilerinden Hilts adlı müdürün hazırlayaca ğ ı rapor do ğ rultusunda genişlemiş ve 1951 yılında Karayolları Genel Müdürlü ğ ü kurularak demiryolu politikası terk edilmiştir. 1940’lı yıllarda başlatılan su işleri de benzer hazırlıklardan geçerek, yine Amerikan yardımıyla 1954 yılında Devlet Su İ şleri kurumlaşması yaratılmıştır.

26 Yönetim e ğ itimi Barker Raporu’nun üniversitelerde kamu yönetimi ve işletme kürsülerinin kurulması teklifi do ğ rultusunda 1953 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde amme idaresi (kamu yönetimi) kürsüsü kurulmasına karar verilmiştir. Yine bu do ğ rultuda İ stanbul Üniversitesi bünyesinde İ şletme İ ktisadı Enstitüsü kurularak e ğ itim faaliyetlerine başlamıştır.

27 Yönetim e ğ itimi Bu arada Birleşmiş Milletler Örgütü ile Türk Hükümeti arasında imzalanan 5 Eylül 1951 tarihli Teknik Yardım Anlaşması’nın uygulanmasına ilişkin 8 Mayıs 1952 günlü anlaşma, Türkiye ile Orta Do ğ u ülkelerindeki kamu görevlilerinin e ğ itim gereksinimlerini karşılamak üzere bir enstitü kurulmasını öngörmüştür: TODA İ E

28 Yönetim e ğ itimi Gerek SBF kamu yönetimi kürsüsünün gerek TODA İ E’nin kuruluşunu 1952 yılında SBF’de ders vermekte olan yabancı ö ğ reticiler gerçekleştirmiştir. Yabancı ö ğ reticiler yalnızca yönetici de ğ il, asıl olarak derslerin yürütücüsü, ders programlarının geliştiricisi ve araştırmacı konumundadır. Türk kamu kuruluşlarından ABD’ye gönderilen ö ğ rencilere de yeni yönetim kavramlarıyla yöntemleri tanıtılmaya çalışılmıştır.

29 Yönetim e ğ itimi Yabancı uzmanların ders verme etkinli ğ i, SBF’de döneminde başlamış, yabancı ö ğ retici uygulaması yılında sona erdirilmiştir.

30 Hukuk e ğ itimi Eylül 1954’te Amerikan Dışişleri Yönetimi, New York Üniversitesi Kamu Yönetimi ve Sosyal Hizmetler Yüksek Okulu ile Ankara Üniversitesi ve Türkiye Cumhuriyeti E ğ itim Bakanlı ğ ı arasında imzalanan teknik yardım anlaşması ile Hukuki Araştırmalar Enstitüsü kurulmuştur. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi bünyesinde faaliyette bulunan Enstitü, araştırma ve yayın yaparak Türkiye’de hukukun ve hukukla ilgili mesleklerin gelişmesine yardım etmeyi amaçlamıştır.

31 ABD hukuku Nisan 1957’de düzenlenen bir Kongre’de Hukuki Araştırmalar Enstitüsü Ko- direktörü Delmar Karlen: «Amerikan hukukunun o güne kadar Türkiye’ye çok az yardım sa ğ ladı ğ ını, Amerikan markasını taşıyan tek Türk yasasının Washington’da bir hukukçunun hazırlamış oldu ğ u Petrol Yasası oldu ğ unu» söylemekteydi.

32 «ABD hukukunu yerleştirmek» Karlen’e göre, çok daha önemli yasaları Türkiye Avrupa modellerine uygun olarak üretmekteydi. Gerçekte sadece yasa alımında de ğ il, enstitünün görev alanında sayılan tüm konularda ABD etkisi beklenmekteydi.

33 ODTÜ 1950 sonrasında Türkiye’de kentleşme ve konutla ilgili konularda politika saptayıcı düzeyde araştırmalar yapmak üzere birçok yabancı uzman ya da grup ça ğ rılmıştır. Bu uzmanlardan ABD’li Charles Abrams, 1954 yılında Bayındırlık Bakanlı ğ ı bünyesinde çalışmalarına başlamıştır. Abrams, ülkenin uygun şekilde kalkınmasına yardım edecek nitelikli mimar ve plancıları yetiştirecek bir üniversite kurulmasını önermiştir. Bu öneri, 1956 yılında ODTÜ’nün kurulmasıyla uygulamaya geçmiştir.

34 Abrams: “Türkiye’de beş haftadır bana açık gelen şudur ki, benim yapaca ğ ım herhangi bir teknik tavsiye savaş gemisinin teknesinde, sivrisinek ısırı ğ ından daha fazla etki yapmayacaktır. Türkler istekli olsalar bile, idari ve teknik teçhizatları yapılan teknik tavsiyeyi uygulamak için yeterli de ğ ildir. Hazırlayabilece ğ im kanunlar uygulanmayacak, detaylı raporlar tozlu depolara devredilecektir.”

35 üniversite 1940’lı yılların sonunda Türkiye’de üç üniversite bulunuyordu: İ stanbul Üniversitesi, Ankara Üniversitesi, İ stanbul Teknik Üniversitesi. 1950’li yıllarda dört yeni üniversite daha kuruldu: Ege Üniversitesi (1955), Karadeniz Teknik Üniversitesi (1955), Orta Do ğ u Teknik Üniversitesi (1956), Atatürk Üniversitesi (1957).

36 Meslek odaları Bu dönem içinde örgütsüz bulunan teknik elemanlar, 27 Ocak 1954 tarihli yasayla Türk Mühendis ve Mimarlar Odaları Birli ğ i içinde, odalar halinde örgütlenmişlerdir. Prof. Dr. İ lhan Tekeli, odaların bu dönemdeki temel çabalarından birinin, «yabancı uzmanlara karşı Türk uzmanların haklarını savunmak» oldu ğ unu belirtir.

37 Kamu personeli 1950’li yıllarda kamu personeliyle ilgili çalışmalara ve alınan kararlara yabancı raporlar kaynaklık etmiştir. Bu raporların ilk sonucu, tüm personel sistemini de ğ iştirmeyi amaçlayan bir yasanın hazırlanması olmuştur yılında hazırlanan Türkiye Cumhuriyeti Devlet Personel Kanunu Tasla ğ ı, 1956 yılında TBMM’ye gönderilmiştir.

38 Kamu personeli 1956 tasarısı, kamu personel sistemini Amerikan iş sınıflaması ilkesine göre düzenlemeyi amaçlayan bir hazırlık olmuştur. Prof. Dr. Sıddık Sami Onar’a göre tasarı “ABD memurluk sistemine ve oradaki personel idaresine büyük bir e ğ ilim gösteriyor, memurluk sisteminin yasaya dayandırılması ilkesi yerine tüzükle düzenlemeyi getiriyor, kendi realite ve ihtiyaçlarımızdan ziyade modern telakkilere ve modern usullere atıf eyliyor”du.

39 Kamu personeli Demokrat Parti zamanında yasalaşma şansı bulamayan bu metin, Türkiye için yeni bir anayasal dönemin açılışını simgeleyen 1960’lı yılların çalışmalarını do ğ rudan etkileyip yönlendirmiştir. Tasarı, 1965 yılında çıkarılan 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun zemini olmuştur.

40 Teknik yardım-idari reform Çalışmaların tarihsel sonucunda, teknik yardım ve idari reform, azgelişmişli ğ i kalkınmaya çevirme aracı olamamıştır.

41 Sonuç: «işlevsel bürokrasi» idari reform seferberliklerinin bir amacı “dış yardım”, “do ğ rudan yabancı yatırım”, “kredi ve istikraz” akışının aksamasız yürütülmesidir; bunu gerçekleştirecek bürokratik aygıt yaratılmıştır. Aynı seferberliklerin ikinci amacı, kapitalist gelişmenin gereklerine yerine getirmeyi ve ilgili politikalarda devamlılı ğ ı sa ğ layacak Batı tipi bir bürokratik aygıt yaratılmasıdır; böyle bir aygıt yaratılmıştır.

42 DP Hükümetleri Demokrat Parti’nin iktidara geldi ğ i 22 Mayıs 1950’den askerlerin yönetime el koydu ğ u 27 Mayıs 1960 tarihine kadar Adnan Menderes’in başbakanlı ğ ında beş hükümet görev yapmıştır Anayasası, cumhurbaşkanlarının görevini meclisle aynı süreye ba ğ lı tutmuş ve dört yıllık görev süresi dolan kişinin yeniden seçilmesini mümkün saymıştır. Bu hüküm sayesinde Celal Bayar üç kez üst üste seçilerek 22 Mayıs 1950’den 27 Mayıs 1960’a uzanan on yıl boyunca cumhurbaşkanlı ğ ı makamında kalmıştır.

43 Hükümet Programı  Hayatın ucuzlatılması,  üretim hacminin ve istihdamın artırılması,  maliyetlerin düşürülmesi,  vergi adaletinin sa ğ lanması,  gümrük tarifelerinin toptan gözden geçirilmesi,  özel girişim alanının mümkün oldu ğ u kadar genişletilmesi ve bu çerçevede kamu hizmeti gören ve ana sanayiye ilişkin olanlar hariç olmak üzere devlet işletmelerinin elverişli şartlarla özel girişime devredilmesi,  yabancı sermayenin teşvik edilmesi,  grev hakkının toplum düzenini ve iktisadi ahengi bozmayacak surette kanunlaştırılması,  antidemokratik kanun hükümlerinin kaldırılması  ve “aşırı solcu hareketler”e karşı gereken tedbirlerin alınması.

44 Demokrat Parti Demokrat Parti, iktidara gelirken şu vaatlerde bulunmuştu: «Anayasa teminatı, adalet teminatı, basın hürriyeti, dini siyasete alet etmemek, anti demokratik kanunları kaldırmak, iktidarla muhalefet arasında normal parlamento münasebetlerinin kurulması…» Ne var ki iktidara geldikten sonra bunlar ihmal edilmiştir. Öte yandan “diledi ğ ine ihale, gizli ihale, de ğ işebilir bedellerle ihale” şeklinde işletilen sistem, iş, inşa ve yatırım çevrelerinde güveni sarsmıştır.

45 Şevket Süreyya Aydemir’in sözleriyle: “kredi ve döviz tahsislerinde, ithalat ve ihracat işlerinde, kamu yatırımlarında iktidarın diledi ğ ince yürütülen bir uygulamayla partizanlı ğ ın, denebilir ki ilk defa Türkiye ekonomisine girişi, iktisadi tahsis ve yatırım işlerinde özel girişimcilerden parti adına ba ğ ış usulünün yerleşmesi ve yüksek kademe etrafında birtakım şüphelerin do ğ uşu, yeni devrin dinamizmini gölgelemiştir.”

46 1955 –hükümet içinden eleştiriler DP milletvekili Emrullah Nutku: “Bu memlekette herkes aynı fedakârlı ğ ı yaparsa bir kalkınma olabilir. Fakat bir tarafta halktan fedakârlık istenirken, di ğ er taraftan her gün 5-10 milyonerin do ğ uşu halka ıstırap vermektedir.» Demokrat Parti Neden Çöktü ve Politikada Yitirdi ğ im Yıllar , Fakülteler Matbaası, 1979.

47 Do ğ an Avcıo ğ lu «Çok partili hayat, büyük toprak ve ticaret çıkarlarının, siyasi iktidar üzerindeki nüfuzunu büyük ölçüde artıran bir hareket olmuştur.»

48 Genel oy ve parti rekabeti Öte yandan genel oy ve parti rekabeti işçi ve köylü kitlesine karşı iktidarların tutumunu de ğ iştirmiştir. Jandarma baskısı azalmış, idare adamları ve fabrika müdürleri, işçi ve köylüye daha yumuşak davranmak zorunda kalmıştır. Politikacılar, köyleri ziyaret eder olmuşlardır. Kitleler bu sayede “vatandaş olma” duygusunu az çok duyabilmişlerdir.

49 altyapı Karayolları, makine parkları, yol işçili ğ ini ortadan silen dev makineler, iskeleler, köprüler, limanlar ve benzeri alanlarda getirilen hizmetler, altyapıda hızlı de ğ işmelere yol açmıştır. Bunların tümü halkın hem günlük hem süreli hayatında do ğ rudan do ğ ruya etkisi olan, elle tutulur, dikkat çekici işlerdi.

50 Seyhan Barajı 50 bin traktör devreye girmiş, bilhassa Çukurova topra ğ ı hallaç pamu ğ u gibi atılmıştır. Seyhan Barajı'nın etkisiyle de...

51 Barajın açılışını genç Demirel yapmıştır, 32 yaşındadır, Bayar ve Menderes o konuşurken arkasındadır, daha sonra "Sen konuşacaksın dediklerinde, konuşmaya başladı ğ ımda sallandım" demiştir. Demirel belki de siyasal hayatının açılışını da o gün yapmıştır. (1956)

52 Yeni dünya düzeni: «kalkınmanın itici gücü devlettir..» “Devlet işletmelerinin özel sektöre devri” sloganıyla iktidara gelmiş olan Demokrat Parti, bu dönemde kamu yatırımlarını genişletmek zorunda kalmıştır. Enerji, kömür, çimento, şeker gibi üretim kollarında, kamu kesiminin sürükledi ğ i önemli genişlemeler olmuştur. Kamu yatırımlarının milli hasıla içindeki payı da belirgin biçimde artmıştır.

53 Sermaye birikimi Demokrat Parti de bu dönemde kamu yatırımlarının ve devlet işletmecili ğ inin özel sermaye birikimi lehine ne kadar hayati bir rol oynayabilece ğ ini keşfetmiştir. Geniş kamu kesiminin özel sermaye birikimiyle işlevsel bir bütünlük içinde eklemlendi ğ i bir ekonomik yapı yerleşmiştir.

54 Şevket Süreyya Aydemir “… artık anlaşılmıştır ki; ülke birli ğ ini kuran, iktisaden kapalı bölgeleri de ğ işim ekonomisine açan, ulusal pazara vücut veren ve dünya pazarına ulaştıran faktör, en başta yoldur…. Akdeniz’in evvelce yakın ilçelerle bile ba ğ lantısı olmayan Finike kıyısında bir portakal bahçesi sahibinin, şimdi portakallarını istedi ğ i kadar bekletebilmesi, çünkü mevsiminde her istedi ğ i sabah kapısına yanaştıraca ğ ı bir kamyona doldurup, ertesi gece Erzurum pazarlarına dökebilece ğ ine olan ruh emniyeti, halkta bir istikrar duygusu ve üretimi geliştirme zevki yaratıyordu. Aynı hali, Karadeniz, Akdeniz kıyıları, Ege bölgesi, Orta Anadolu, Do ğ u Anadolu için de ve kendi iş sahaları üzerinde düşününce, halk ruhiyatında memleket ölçüsünde meydana gelen de ğ işikli ğ in temel faktörlerinden bazılarını anlamak kolaylaşır.”

55 İ lhan Tekeli: «DP iktidarı 1957 yılından itibaren, önemli dış ticaret dar bo ğ azları ve enflasyonist bir mali politikanın sonucu olan fiyat artışları ile karşılaşmıştır. Ülkenin içine düştü ğ ü bu ekonomik bunalımdan dikkatleri başka noktaya çekmek üzere, ‘büyük kentlerin imarı’ konusu Başbakan Adnan Menderes tarafından politik gündemde ön plana çıkarılmıştır. ‘ İ marcı Başbakan’ büyük kentlerin, özellikle İ stanbul’un imarı ile çok yakından ilgileniyor, adeta çok yetkili bir belediye başkanı gibi davranıyordu. Büyük kentlerdeki imar uygulamaları hükümetin başarısı ile özdeşleşmişti.”

56 Geriye dönüş… DP iktidarı döneminde Türkçeyi sadeleştirme akımı bırakılmış; 1924 Anayasası’nın 1945 yılında Türkçeleştirilen şekli yürürlükten kaldırılmış ve eskisine dönülmüştür. DP’nin ilk iktidar yılında Milli E ğ itim Bakanı olan Tevfik İ leri’nin sürekli çabaları sonucunda 1952 yılında köy enstitüleri tarihe karışmış ve enstitülerin adı de ğ iştirilerek köy ö ğ retmen okulları haline getirilmiştir

57 «Muhafazakar iktidar» ikilemi İ ktidar muhafazakardır, örne ğ in ezanı yeniden Arapça okutmuştur. Ama aynı muhafazakar iktidar İ stanbul'un altını üstüne getirmiş, Osmanlı mimarisini yerle bir etmiştir.

58 1950 yılında henüz üniversite ö ğ rencisiyken TRT İ stanbul Radyosunun açtı ğ ı ve 186 adayın katıldı ğ ı solist sınavını birincilikle kazandı. 1 Ocak 1951'de, İ stanbul Radyosunda canlı olarak yayımlanan bir programda ilk radyo konserini verdi ve bu konseri çok be ğ enildi. Aynı yıllarda "Muhabbet Kuşu" şarkısını pla ğ a doldurttu. Bu plak sayesinde tüm Anadolu'da tanındı.

59 Adıyaman il oluyor.. Adıyaman ilçesinde bir il kurulması, dönemin gazetelerinde Malatya’nın 1950’den beri seçimlerde Halk Partisi’ne e ğ ilim göstermesi nedeniyle bu ilin cezalandırılması olarak yorumlanmıştır. Buna göre, 1954 seçimlerinde DP’ye oy veren Adıyaman ilçesi ödüllendirilmiştir.

60 Kırşehir hikayesi 1954 yılında Kırşehir ili kaldırılarak ilçe haline getirilmiş ve aynı düzenleme ile kurulan Nevşehir iline ba ğ lanmıştır. İ mparatorluk döneminde sancak merkezi, Cumhuriyet’ten itibaren de il merkezi olan Kırşehir’in, 1954 yılında ilçe haline getirilmesi, 2 Mayıs seçimlerinde oyların % 80’inin Cumhuriyetçi Millet Partisi’ne verilmiş olması nedeniyle, hükümetin Kırşehir’i cezalandırmasına ba ğ lanmıştır.

61 Osman Bölükbaşı «Vatandaşların siyasi kanaatlerinden dolayı ancak ilkel devirlerde ve totaliter idarelerde benzerine rastlanabilecek şekilde toptan cezalandırılması, aynı zamanda demokratik rejimi ret ve inkâr manasına gelen çok vahim bir hadise olarak siyasi huzur ve emniyeti kökünden sarsmış ve vicdanlarda kapanmaz bir yara açmıştır. Bu suretle sizler ve iktidarınız tarih ve millet huzurunda büyük bir vebal altına girmiş bulunuyorsunuz.”

62 1957

63 Kurmay Albay Alpaslan Türkeş, Bayrak Radyodan darbe bildirisini okurken (27 Mayıs 1960 Cuma sabah saat 5.25)

64

65 5 Temmuz 1960

66 Tarihten bugüne dış yardım: RG: 22 Aralık 2015 M İ LLETLERARASI ANDLAŞMA Hazine Müsteşarlı ğ ı ile Dünya Bankası Tarafından İ mzalanan Kamu Mali Yönetimi Reformu Uygulamalarının Desteklenmesi Projesi ile İ lgili Hibe Anlaşması ( ABD Doları)

67 Kaynak Nuray E. Keskin, “Ellili Yıllarda Kamu Yönetimi”, Türkiye'nin 1950'li Yılları (Hazırlayan: Mete Kaan Kaynar), İ letişim Yayınları, Eylül 2015.


"1950’li yıllarda Türkiye Dünyaya açılma devri, ABD hegemonyasının etkisine girilen yıllar,… Tek parti sultasının ardından Demokrat Parti devri... Adnan." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları