Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sakarya Sakarya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü 12 Ekim 2015 İletişim Kavramı İLETİŞİMİN TEMEL KAVRAMLARI Yrd. Doç. Dr. Bilgen Aydın Sevim.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "Sakarya Sakarya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü 12 Ekim 2015 İletişim Kavramı İLETİŞİMİN TEMEL KAVRAMLARI Yrd. Doç. Dr. Bilgen Aydın Sevim."— Sunum transkripti:

1 Sakarya Sakarya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü 12 Ekim 2015 İletişim Kavramı İLETİŞİMİN TEMEL KAVRAMLARI Yrd. Doç. Dr. Bilgen Aydın Sevim

2 İletişim Sürecinin Öğeleri Kaynak –İletişim sürecini başlatan, iletiyi gönderen öğedir. –Kaynak, iletiyi hedefe gönderen kişi, grup, kurum ya da toplum olabilir. –İletiler, bir kez kodlanıp hedefe gönderildiğinde kaynağın elinden kurtulmakta ve iletinin yapacağı şeyleri önleyip değiştirmek kaynağın gücü dışında kalmaktadır. –İletilerin etkili tüm değişkenler hesaba katılarak kodlanması gerekir. –Kaynağı etkileyen etmenler dikkate alınmalıdır.

3 Kaynağı etkileyen etmenler: İletişim becerileri: –Kaynak, iletiyi hedefe gönderdiğinde ve örneğin bunu sözlü olarak gerçekleştirdiğinde, İyi söyleyiş Sözcük zenginliği, İyi tümce kuruluşu Uyumlu söz dizimi, Gerekli ve uygun sözcüklerin seçilişi, –İletiler herhangi bir iletişim aracı aracılığıyla verildiğinde, Uygun aracın seçimi, Seçilen araca uygun şekilde iletinin kodlanması, İletilerin yapısına dikkat edilmesi önemli noktalardır.

4 Beş adet sözel iletişim becerisi vardır: –Kodlama becerisi Konuşma Yazma –Kod açma becerisi Okuma Dinleme –Hem kodlama hem kod açma becerisi Düşünme ve nedensellik

5 Tutumlar: –Kaynağın iletişim kurmasında en önemli etkileyici aslında kaynağın kendi kişiliğidir. –Kaynağın kendisine ilişkin düşünceleri, iletişimi kendine özgü biçimde yapılandırmasına yol açar. –Kaynağın kişiliği onun iletişim biçimine etki eder. –Örneğin, kişilik olarak çekingen bir yapı taşıyan kişi, daha çok çekingen birtakım önerilerde bulunur. –İletişimde bulunan kişilerin toplumsal norm ve değerleri ile çok farklı konulara ilişkin değişik tutumları da bulunabilir. –Tutumlar: Kaynağın kendisine ilişkin tutumları Kaynağın iletişimin konusuna ilişkin tutumları, Kaynağın alıcıya karşı tutumları

6 Deneyim ve bilgi: Kaynağın bilgi ve birikiminin yoğun olduğu alanlarda iletişim kurması süreci daha sağlıklı kılacaktır. Çevresel, toplumsal ve kültürel öğeler: – Kişilerin iletişimleri ve iletişimi nasıl gerçekleştirdikleri bir anlamda kendi çevresel, toplumsal ve kültürel koşullarını yansıtır. –Toplumsal yapı içinde bulunan kişilerin üyesi oldukları toplum içinde belirli birtakım rolleri, konumları, saygınlıkları ve belirli işlevleri söz konusudur.

7 İleti: –İleti, kaynaktan alıcıya gönderilen bir uyarı, bir düşünce, duygu, kanı ya da bilginin kaynak tarafından kodlanmış hâlidir. –İleti, işaretlerden kuruludur. –Bir işaret ise kazanılmış denenmiş bilgilerden herhangi biri yerine konulmuş bir belirticidir.

8 İleti kodu: –Kod, insanlara anlamlı gelebilen bir biçimde yapılanabilen herhangi semboller grubu olarak tanımlanabilir. –Diller koddur. –Örneğin Türk dili bir koddur. –Anlamlı olarak düzenlenebilen öğeleri vardır. (Sesler, harfler, kelimeler) –Bir ileti kodladığımızda, kodlayacağımız kodla ilgili belli kararlar vermek gerekir.

9 İleti içeriği: –Seçilen iletinin malzemesi olarak tanımlanabilir. –İçerik, koda benzer bir şekilde öğelere ve yapıya sahiptir. –Eğer üç bilgi parçası sunacaksanız, mutlaka onları belli bir düzen ve sıralamaya kavuşturmak gerekir. İleti geliştirimi: –Kaynağın kodları ve içeriği seçip düzenleme aşamasında verdiği kararlardır. –Kaynağın iletilerini nasıl göndereceği, kod ve içerik konusundaki seçimleri ile kod ve içeriğin gönderilmesi metodları ile ilgili bir olgudur. –Alıcının anlayabileceği kodların seçilmesi her zaman daha uygundur. –Alıcının ilgi ve ihtiyaçlarını karşılayacak içerik seçimi önemlidir.

10 Kodlama (Encoding): –Kodlama, bir bilginin, düşüncenin, duygunun veya kanının iletime uygun ve hazır bir ileti biçimine dönüştürülmesidir. –Kaynağın kafasında kalan ve diğer kişilere aktarılmayan düşünceler doğal olarak iletişimin bir parçası olamazlar. –Dil, kodlama için en önemli basamaktır. –Her tür kavram dil ile ifade edilir. –Bir kaynağın bir iletiyi kodlaması, aynı zamanda onun toplumsal birikimlerini de kapsayan deneyimleri ve yaşantılarının bir yansımasıdır. –Kodlama, aynı zamanda iletinin gönderileceği ortamın seçimiyle de ilgilidir.

11 Kod açma (Decoding): –Alıcıya ulaşan ve alınan bir uyaranın, başka deyişle iletinin yorumlanarak anlamlı bir biçime sokulmasıdır. –İletişim süreci içinde iletiler ancak kod açma yoluyla kâğıt üzerindeki “anlamsız” işaretler ya da birtakım ses ve görüntü sinyalleri olmaktan çıkıp anlam kazanır. –Kodlama, alıcı tarafından gerçekleşir. –İletişimin başarısını ölçen en önemli sorun iletinin alıcı tarafından kod açımının yapılmasıdır. –Bu durumun en önemli ölçütü ise alıcı ile kaynağın deneyim ve yaşantılarının çakışması, en azından kesişmesidir.

12 –Bağıntı çerçevesi, insanların belli bir an ve durumda sahip oldukları tüm bilgi yüküdür. –İletişim, bu alanda gerçekleşir. –Eğer kaynak, alıcıya iletişimin gerçekleştiği alan olan bağıntı çerçeveleri kesişim alanı dışında bulunan öğeleri içeren iletiler gönderirse iletiler anlamlandırılamaz. –İletilerin kod açımı ya tamamen mümkün olmayacak ya da bu çok güç gerçekleşebilecektir. –İletişim sürecini başlatacak olan kaynak, uyarılarını hedef alıcıya göndermeden önce onun bağıntı çerçevesinde yer alan öğeleri iyi saptamalıdır.

13 İletişimin Gerçekleştiği Alan İspanyolca Denizcilik İtalyanca Bahçecilik Türkçe Din Gelenekler Bilgisayar

14 Oluk (Kanal): –Kaynağın kodladığı iletinin fiziksel iletimi ile ilgilidir. –İletiyi kaynaktan alıcıya götüren araçtır. –Kaynağın iletisinin alıcıya ulaşması için iletiyi kaynaktan alıp paylaşması istenene ya da ilişkileşmek istenene iletebilmek için mutlaka bir oluğa gerek vardır. –Aslında, iletinin kaynaktan alıcıya ulaşmasını sağlayan bu oluklara “iletişim araçları” denir. –İletişim olukları, kitle iletişimi ya da kişiler arası iletişim aracı olarak görülebilir. –İletişim oluklarını beş duyu olarak düşünmek de bir başka sınıflandırmadır. –Alıcı, kod açmayı beş duyusunu kullanarak gerçekleştirir. –İletişim sürecinde ne kadar çok duyu organı kullanılırsa iletişim süreci o denli etkili olur. –Oluk açısından başka önemli özellik de oluğun sahip olduğu kapasitedir. –Bilgi aktarım kapasitesinin yüksekliği bir oranda oluğun kapasitesine bağlıdır.

15 –Örneğin, kaynağın konuşma hızı, oluğun kapasitesi olarak ele alınabilir. –Eğer kodlama iyi gerçekleşiyorsa, konuşmada gereksiz sözcüklere yer verilmiyorsa oluğun kapasitesi de artacaktır. –Özellikle kitle iletişiminde oluk seçimi, en az maliyetle, en çok sayıda kişiye hangi olukların en çok etkiye sahip olduğu, hangi olukların kaynağın amaçlarına daha çok uygunluk taşıdığı ve hangi olukların ileti içeriğine daha uygun olduğu gibi birtakım ölçüler belirler.

16 Alıcı (Hedef): –İletişim sürecinde alıcı kaynağın gönderdiği iletiye hedef olan kesimdir. –Alıcı, bir kişi, örgütlenmiş ya da örgütlenmemiş bir grup ya da toplum olabilir. –Alıcı, aktif ya da pasif olabilir. –Kaynak, bir iletiyi gönderirken alıcının yetenek, özellik ve deneyimlerini göz ardı ederek yalnızca konu hakkında kendi bilgi ve yeteneklerini ön plana çıkarırsa “iletiye yönelik iletişim”den söz edilir. –Alıcının iletişim becerileri de kaynağın iletişim becerileri gibi iletişim sürecinin işlemesi, özellikle sağlıklı işlemesi açısından önemlidir. –Eğer alıcının dinleme, okuma, düşünme yeteneği yoksa ya da kısıtlıysa kaynağın gönderdiği iletilerin kod açımını ya eksik yapacaktır ya da hiç kod açımı gerçekleşmeyecektir. –Alıcının gönderilen iletinin kod açımını gerçekleştirmesi, büyük ölçüde kendisine, kaynağa ve iletinin içeriğine olan birtakım tutumları tarafından belirlenir. –Alıcının bilgi düzeyi, kültürel yapılanması, toplumsal yapı içindeki yeri de etkin iletişim açısından önemlidir.

17 Yansıma (Besleyici yankı/Geri besleme/Feed-Back): –Kaynağın alıcıdan aldığı tepkilerdir. –Alıcı kesimin kaynağın iletisine verdiği yanıttır. –Kaynak, iletişimde bulunduğu konuda ne denli bilgili olursa olsun, alıcıların ona bir yanıt vermek isteyeceği bir an gelir. –Tek yönlü iletişim bir noktada alıcı için sıkıcı ya da anlamsız hâle gelebilir. –Kaynak ile alıcı süreç içinde yer değiştirirler. –Bu yer değiştirme, aslında alıcının kaynağa verdiği cevapla gerçekleşebilir. –Kaynak, kullanılan oluklarla kendisine ulaşan bu cevabı, iletiyi algılar ve daha sonra ise tekrar alıcıya göndereceği yeni iletilerini bu yansımadan aldığı uyarıları ölçüt olarak yeniden düzenleyip iletişimin etkinliğini artırma yoluna gider. –Kaynak için yansıma, gerçekleştirdiği iletişimin etkisi hakkındaki bilgi olarak düşünülebilir.

18 –Tek yönlü iletişimde alıcı, kaynağın gönderdiği iletiyi yalnızca edilgen biçimde alır. –Alıcıdan gönderilen iletiye gelen yanıtları sürekli olarak göz önünde bulundurmak gerekir. –Alıcı da kaynağın iletisini yanıtlarken kaynaktan değişik yüz anlatımı, olumlu ya da olumsuz hareketler biçiminde bir tepki görür. –Bu karşılıklı tepki ve yanıtlar alıcı ile kaynağı birbirine bağlayıp süreç olarak bir iletişimin doğuşunu sağlarlar. –Bu çok önemli karşılıklı bağ yansıma olarak adlandırılır. –Yansıma, kaynağın kendisini kontrol etmesi imkânını verir. –Bu imkânı verebilen yansıma, iletinin ve alıcının durum ve niteliklerine göre olumlu yansıma ve olumsuz yansıma biçimlerinde ortaya çıkıp kaynağa geri döner. –Olumlu yansıma, kaynağın amaçladığı etkiye ulaşıldığını kaynağa bildirici bir nitelik taşır. –Olumsuz yansıma ise, kaynağa alıcı üzerinde amaçlanan etkinin elde edilemediği bilgisini ulaştırır.

19 Olumsuz yansıma alınması durumunda kaynak, amaçladığı etkiyi elde edebilmek için davranışını ve yeni iletilerini aldığı bu olumsuz tepkiyi ölçüt alarak yeniden düzenlemelidir. Sonuç olarak, iletişim sürecinde yansımaya verilen önem ve yansımaya göre yeni iletileri düzenlemek ölçüsünde iletişimin etkinliği ve etkililiği artacaktır. Başka deyişle, yansıma iletişimde bulunan kaynağın iletisini alıcının ihtiyaç ve tepkilerine göre ayarlamasına, hatta yapılandırmasına yardım eder. Yansımanın yan işlevlerinden biri de yansıma öğesi yoluyla alıcının iletişim sürecine tam olarak katıldığı hissini duymasını sağlamak olarak ele alınabilir. Kaynağın alıcının tepkilerini de dikkate aldığının fark edilmesi ile birlikte alıcı, iletileri daha kolay kabul edilebilir hâle gelir.

20 Tepkilerin açıklanamaması, alıcıda bir hayal kırıklığına yol açabileceği gibi, giderek gönderilen iletilerin “gürültü”ye dönüşmesi ve hatta tamamen kaybedilmesini de beraberinde getirebilir. Yansıma, iletinin gönderildiği yer ile kaynak arasında belli bir görüş halkasını oluşturmasına rağmen iletişim sürecinin doğal yapısını bozmaz. Hatta iletilerin daha etken bir şekilde yerine ulaştırılması sürecine katkıda bulunur. Eğer iletişim, bir süreç olarak ele alınıyorsa yansıma bir iletişim öğesi olarak daha fazla önem kazanmaktadır. Yansımanın varlığı ile alıcının birtakım iletilere yanıt vermesi söz konusu olacaktır.

21 Yansıma, kaynağa ulaşma süresi açısından ele alınırsa gecikmesiz ve gecikmeli olarak da sınıflandırılabilir. Gecikmesiz yansıma, ancak yüz yüze gerçekleşen iletişim sürecinde söz konusu olabilir. Başka deyişle, kaynak amaçladığı etkiyi iletiyi gönderdikten hemen sonra anlayabiliyorsa yansıma gecikmesizdir. Bu tür yansıma, kişiler arası iletişimin bir özelliğidir. Kişiler arası iletişimde kaynak çoğu kez alıcı ile fiziksel bir yakınlık içinde olmasına karşın kitle iletişiminde yansıma gecikmelidir. Bu nedenle kitle iletişimini de tek yönlü bir iletişim olarak değerlendirmek yanlıştır. Örneğin, bazı durumlarda bir gazetedeki yazı için tepkileri içeren mektupların yazılması ya da televizyonda yayımlanan bir program için telefon edilmesi gecikmeli yansıma için verilebilecek örneklerdir. Gecikmeli yansıma, kullanılan oluğun yapısından kaynaklanmaktadır.

22 Yansımanın gönderilmesi anından başlayarak alıcının artık kaynak durumuna dönüşüp dönüşmeyeceği önemlidir. Alıcı, resmi kaynaktan ilk iletiyi aldığı andan itibaren belli bir değişime uğrar ve buna bağlı olarak da yeni bir öğe durumuna gelir. Alıcı, ilk iletiye yansıma verdiği andan itibaren kaynak; kaynak da alıcı durumuna gelir. İlk alıcı-yeni kaynağın iletileri de artık eski kaynak-yeni alıcıda birtakım etkiler ve bağlı olarak değişmeler yaratmak amacıyla gönderilmektedir. Bu süreç, bu şekilde dönüşümlü olarak iletişim sürdüğü sürece devam eder. İletişimi, kaynaktan alıcıya olan karşılıklı ileti akışı biçiminde tanımlarsak her kesim aynı zamanda kaynak ve alıcı olarak rol değiştirir. Buna bağlı olarak da tüm kesimler birbirini sürekli olarak etkiler. Bu süreç, çift yönlü iletişim olarak da tanımlanabilir.

23

24 İletişim sürecini başlatan kaynak, alıcıda bazı amaçları gerçekleştirmek için ileti gönderir. Bu amaçları alıcıda yeni bir tutum geliştirmek, alıcıda var olan herhangi bir tutumu geliştirmek ya da şiddetini artırmak, hedef alıcının var olan tutumunu değiştirmektir. Kaynak, anılan amaçlar doğrultusunda alıcı ile ortak semboller kullanarak kodladığı iletiyi seçeceği uygun bir olukla gönderir. Alıcının kod açımı sonucunda iletiye göstereceği tepki üç yolda gelişebilir. Alıcı ya iletiyi benimser, ya iletiye karşı tepki gösterir ya da eski konumunu korur. Bu durumların her üçünde de alıcı mutlak bir değişime uğrayarak yeni bir yapı kazanır. Çünkü kendisini iletişimin yapısı gereği eski alıcının gönderdiği ileti sonucunu yeniden değerlendirir ve bu doğrultuda iletileri düzenler.

25 Toplayıcı yankı (Feed-forward): –Kaynağın iletişim sürecini başlatmadan ve alıcıya göndereceği iletileri yollamadan önce alıcı hakkındaki gerekli bilgileri toplaması olarak ele alınabilir. –Bu durum, iletişim sürecinin sağlığı için önemlidir. –Alıcının nitelikleri, durumu ve bağıntı çerçevesi eğer kaynak tarafından bilinmezse gerekli iletiler gerektiği gibi kodlanmayabilir. –Kaynak tarafından alıcı hakkında hiçbir bilgi sahibi olmadan bir bakıma yanlış kodlanan iletilerin kod açımının alıcı tarafından yapılması ya mümkün olmayacak ya da kod açımı yapılabilse bile yorumlama istendik yapıda olmayabilecektir. Bu durum iletişimi engelleyecektir.

26 Gürültü: –İletişim sürecini engelleyen unsurlardan biri de gürültüdür. –Gürültü, bir bakıma iletişime yapılan müdahalelerdir. –İletişim sürecinde var olan asıl ileti dışında var olan, asıl iletiye yapılan bilinçli ya da bilinçsiz müdahale biçiminde olan ve kod açımı da yapılamayan tali iletilerdir. –Gürültü, her iletişim sürecinde bulunabilir. –Asıl olan gürültü boyutlarının iletişimi engelleyecek ölçüde olmamasıdır. –İki kişinin konuşması sırasında radyodan duyulan müzik gürültü olarak ele alınabilir. –Çünkü o ortamda asıl iletişim konuşma düzeyinde gerçekleşmektedir. –Her tür elektronik sinyal, yazılan sözcükler ve konuşulan sözlerin hepsi içlerinde bazı engelleyici unsurlar taşır. –Örneğin, öksürme, okunması güç bir yazı ya da mekanik sinyallerde oluşan parazitler bir tür engeldir, amaçlanan bilgi miktarını sınırlar. –Bu anlamda gürültü, gönderilen ileti ile algılanan ileti arasında bir farka neden olan iletişim sembollerine olan eklenti veya bu sembollerin kodlanma hatasıdır.

27 Seçici Algı: –Belli bir uyarının duyu organlarını etkilemesi durumunda yüzeysel bir parça-bütünlük hâli gösterdiği bilinen bir gerçektir. –Her algılanan uyarıda diğerlerinden daha ötede ve farklı olarak algıyı belli yönde yönlendiren birtakım etkenler söz konusudur. –Bu etkenler, şekil-zemin olayı düzleminde uyarılar arasından çıkarılarak algılanır. –Bu noktada etkili olan unsurlar, zaman ve mekândaki yakınlık, benzerlik dereceleri gibi olgulardır. –Dolayısıyla algılama, dünyanın anlamlı bir görüntüsünü yakalayabilmeyi sağlayan uyaran ve duyusal uyaranın seçilmesi, organize edilmesi ve yorumlanmasını da içeren karmaşık bir süreçtir. –Algı ve buna bağlı olarak tanıma alanı doğal hâlde anlamlı ve örgütlenmiş durumdadır. –Herhangi bir bireyin tanıma alanı ve çevreden gelen iletileri algılaması düzenli ve anlamlıdır. –Ancak algılama seçici bir olgudur.

28 Bütün algılar bir etkileşim sonucu oluşur. Hiç kimse algılayabileceği her şeyi birden algılayamaz. Algının oluşmasında ilk etken olan algısal seçim, çevre uyaranlarından bazılarının ihmal edilmesi ve seçilen bazılarının üzerine odaklanılması anlamını taşır. Seçilenlerin organize edilmesinde Gestalt ilkeleri önemlidir. Şu temel görüşlere dayanır:

29 İnsanlar gördüklerini bir bütün olarak algılarlar. Bir nesnenin algılanışı onu diğer parçalarla olan ilişkisine bağlıdır. İnsanlar nesneleri bazı örgütleyici eğilimlere göre algılar. İnsanlar çevrelerini bir düzen içinde görürler. Davranış, kişinin karşılaştığı durumu algılamasına ve durumu kendi amaçları arasında yorumlamasına bağlıdır. Öğrenme bu belirtilen algı ve yorumdaki değişmedir. Öğrenme, kişinin karşılaştığı bir durumu algılaması ve yorumundaki bir değişmedir.

30 Şekil-Zemin İlişkisi Çevrede (ya da algısal alanda ) dikkatimizi çeken obje şekil olarak bilinirken, onu çevreleyen ortam zemin olarak adlandırılır.Belli bir çevresel düzenleme veya belli bir ortamda belli bazı öğeler üzerinde odaklanıp diğer öğeler ikinci, hatta üçüncü plana atılıyorsa şekil öne çıkıyor demektir.

31 Yakınlık Bu yasaya göre birbirine yakın olan uyarıcılar algısal alanımızda birlikte gruplandırılmaktadır. İşitsel uyarıcıların gruplanarak algılanması zaman içinde birbirine olan yakınlıklarına göre gerçekleşir. Bellekle ilgili çalışmalarda gruplama yapılırken yer veya zamanda yakınlık kullanılmaktadır.

32

33 Süreklilik Bu yasaya göre, bir alandaki öğeler ya da elementler aynı yönde giden bir örüntü veya akış, bir şekil olarak algılanır. Süreklilik yasası ani birden bire olan değişkenlerden çok düz giden sürekliliği algılamaya yöneldiğimizi ifade eder.

34

35 Tamamlama Gestalt kuramına göre, tamamlanmamış maddeler tamammış gibi algılanmakta ve anımsanmaktadır. Bu motivasyonumuzu da etkiler. Bu yasa ile tamamlanmamış yaşantıları tamamlama eğiliminde olduğumuzu ifade eder.

36

37 Benzerlik Benzer biçimde ve renkte olan nesneler birlikte gruplandırılarak algılanmaktadır.

38

39 Basitlik Bu yasaya göre, diğer öğeler eşit olduğu taktirde birey basit, düzenli bir şekilde organize edilmiş figürleri algılama eğilimindedir.

40 Pragnaz Yasası Gestalt psikologların algı yasalarıyla ilgili öne sürdükleri en kapsamlı yasa Pragnaz yasasıdır. Bu yasaya göre,“her psikolojik olayda anlamlı, tam ve basit olma eğilimi vardır.” Pragnaz yasası, Gestalt psikolojisinin temel bir ilkesi olup aslında diğer tüm yasaları içine alan bir yapı sergilemektedir.

41 İletişimin Etkileri Alıcı kesimin bilgi düzeyindeki değişme Alıcının tutumunda görülen değişme Alıcının açık davranışında görülen değişme

42 İletişimin Özellikleri İletişim, statik değil; devingen, dinamik bir yapıdadır. İletişim, olup biten bir olgu değildir; süreklidir. İletişim daireseldir; çünkü süreç içinde gerçekleşir. İletişim tekrarlanamaz. İletişim tersine çevrilemez. İletişim karmaşık bir yapıya sahiptir.

43


"Sakarya Sakarya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü 12 Ekim 2015 İletişim Kavramı İLETİŞİMİN TEMEL KAVRAMLARI Yrd. Doç. Dr. Bilgen Aydın Sevim." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları