Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

CVM 407 KATI ATIKLAR VE KONTROLÜ Çevre Mühendisliği Bölümü – IV. Sınıf Katı Atıkların Düzenli Depolama ile Kontrolü.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "CVM 407 KATI ATIKLAR VE KONTROLÜ Çevre Mühendisliği Bölümü – IV. Sınıf Katı Atıkların Düzenli Depolama ile Kontrolü."— Sunum transkripti:

1 CVM 407 KATI ATIKLAR VE KONTROLÜ Çevre Mühendisliği Bölümü – IV. Sınıf Katı Atıkların Düzenli Depolama ile Kontrolü

2 Sızıntı Suyu Oluşumuna Etki Eden Faktörler LR : drenaj ile toplanan sızıntı suyu L: toplan sızıntı suyu oluşumu L1: akifer tabakasına infiltre olan su b: organik maddelerin biyolojik parçalanması sonucunda oluşan veya tüketilen P1: toprak örtüden katı atık içerisine geçen su J: geri devredilen sızıntı suyu Is, IG: doğal akiferlerden gelen su ET: buharlaşma R: yüzey akışı Uw: Atığın su içerisindeki değişimi R*: saha dışından gelen yüzeysel akış Us: toprağın su içeriği S: Atık çamurla birlikte gelen su

3 Genel olarak düzenli katı atık depolama sahasından kaynaklanan su kütle dengesini aşağıdaki şekilde yazmak mümkündür.

4 Bağıntıda verilen parametrelerin tek tek değerlerini belirlemek oldukça zordur. Su kütlesi dengesine göre beklenen sızıntı suyu miktarı gerçekleşen miktardan farklı olabilmektedir. Depolama sahalarından oluşan sızıntı suyu miktarı ancak gerçek ölçüm ve gözlemlere dayanarak belirlenebilir. Bu yüzden sahanın projelendirilmesi aşamasında oluşacak sızıntı suyu miktarının belirlenebilmesi, yağış miktarına ve işletme sırasında sahada uygulanacak sıkıştırma miktarına bağlı olarak tahmin edilmektedir. Katı atık depolama sahalarının işletimi süresince,yağmur suyunun infiltrasyonundan kaynaklanan sızıntı suyu miktarının, kullanılan alana düşen toplam yağışın %15’i ile %40’ı arasında değiştiği görülmektedir. Sahaların kapatılmasından sonra ise bu değer kullanılan örtü malzemesine bağlı olarak %4-%30 arasındadır. Bu kabulden yola çıkarak sızıntı suyu miktarı, açık alanlar için yağış miktarının %30’u, kapalı alanlar için %10’u olarak kabul edilebilir.

5 Sızıntı Suyu Toplama Sistemleri Katı atık depolama alanlarında oluşan sızıntı sularının toplanabilmesi için öncelikle depo tabanının geçirimsiz olarak teşkil edilmesi gerekmektedir. Daha sonra, depo sahası tabanında teşkil edilen, geçirimsiz tabaka üzerine döşenen bir dren sistemi ile toplanmakta ve depo tabanından uzaklaştırılmaktadır. Kullanılan dren borularının minimum çapı 100mm ve minimum eğimi %1 olmalıdır. Dren boruları münferit borular şeklinde ve mümkün mertebe yatayda ve dikeyde kıvrım yapmadan depo gövdesine çıkarılarak sızıntı suları bir noktada toplanır. Depo tabanına döşenen dren borularının üst kısmı delikli, taban kısmı ise deliksiz olmalıdır. Delik alanının boru yüzey alanının %30’u mertebesinde olması tavsiye edilmektedir. Uygulama açısından basınca dayanıklı yüksek yoğunluklu polietilen (HDPE) borular tercih edilmelidir..

6 Depoya dolgu yapılması sırasında ilk katı atık tabaka yüksekliği 2 m olmadan sıkıştırma araçları sahaya girmemelidir. Böylece depo tabanı ve dren borularının zarar görmesi önlenmiş olur. Dren boruları çevresine kum-çakıl filtre yerleştirilmelidir. Bu filtrenin yüksekliği boru sırtından itibaren minimum 30cm olmalıdır. Drenaj sisteminde kullanılan çakıl veya mıcırın çapı 16/32 veya 8/16 ve kireç oranı da % 30’ dan az olmamalıdır Kontrol ve toplama bacaları rahatlıkla girilip çıkılabilecek boyutlarda olmalı, ölçüm yapılabilmeli ve numune alınabilmelidir. yağışın, sızıntı suyu miktarında önemli bir faktör olması nedeniyle çeşitli önlemler alınarak sızıntı suyu oluşumunun asgari düzeye indirilmesi tavsiye edilmektedir.

7 Sızıntı suyu toplama sistemi enkesiti

8 a) Çift borulu tipik bir sızıntı suyu toplama sistemi b) Eğimli teras yöntemiyle sızıntı suyu toplama sistemi

9 Sızıntı Suyu Miktarının Azaltılması Sızıntı suyunun kaynağı öncelikle depolamanın üzerine yağan yağmurdur. Yağmurun kısa sürede depo gövdesini terk etmesi için dolgu üstüne eğim vermek gerekmektedir. Bu eğim %3'ten küçük olmalıdır. - Sahanın etrafındaki yüzey sularının katı atık deposuna girmesi önlenmelidir. Bunun için saha kenarlarına drenaj hendekleri açılır. Buradaki sular depolama esnasında oluşan sızıntı sularına karıştırılmadan ayrıca drene edilirler. Bu kanallar, yüzey sularının tamamını taşıyabilecek kapasiteye sahip olmalıdır. - Ayrıca sahanın yakınındaki arazide yüzey sularının akış yönü değiştirilerek depo sahasına girmesi önlenir. - Depo sahası önceden belirlenmiş etaplar halinde işletilmeli, her bir etap tamamen doldurulmadan bir sonraki etap başlatılmamalıdır. - Etaplar atık boşaltma sahasının en yüksek kısmından başlayarak sıra ile birbirini izlemelidir. Böylece dolum yapılan bölgeden kaynaklanan sızıntı sularının, sahanın diğer bölgelerine düşen yağmur sularına karışması önlenir. - Bütün atıklar tabakalar halinde sıkıştırılmalıdır

10 Sızıntı Suyu Arıtma Yöntemleri Toplanan sızıntı sularının arıtılmasında başlıca üç ana yöntem mevcuttur. ' a)Sızıntı Sularının Şehir Kanalizasyonuna Deşarjı ve Şehir Arıtma Tesisinde Arıtma Bu yolla sızıntı sularının biyolojik arıtımı daha kolay ve verimli olmaktadır. Ortak arıtma yapıldığı için arıtma daha ucuza gerçekleşecektir. Yapılan araştırmalar sonucu sızıntı sularının en fazla %5 oranında şehir kanalizasyon sularına katılabileceğini göstermiştir. Depo yeri yaşlandıkça sızıntı suyu miktarı kademeli olarak azalacak ve bir kısım arıtma zamanla gereksiz olabilecektir. Sızıntı sularının şehir tesisinde arıtılması halinde taşınmaları gerekecektir.

11 b)Sızıntı Sularının Depo Sahasına Geri Devrettirilmesi Bu yöntemde biriktirme havuzundan alınan sızıntı suları depo yüzeyine püskürtülmektedir. Böylece, depo sahasının kontrolsüz de olsa sabit yataklı anaerobik bir filtre gibi çalışması ve sızıntı suyunun'kirlilik yükünün bir miktar azalmasını sağlanmaktadır. Ayrıca, püskürtme esnasında evaporasyonun artmasıyla sızıntı suyu miktarının azaltılması mümkün olacaktır. Sızıntı sularının deponiye resirkülaysonu depolanmış atığın stabilizasyonunu hızlandıracaktır. Çünkü bu çevrim deponi içindeki anaerobik bakteri popülasyonunu arttıracaktır. Depolanmış atık kontrolsüz bir anaerobik filtre görevi görecektir. Eğer metanojenik bakteri popülasyonunda sağlıklı bir büyüme olursa sızıntı suyunun organik asit içeriği stabil kalır ya da azalır.

12 Sızıntı suyunun resirkülasyonu deponi içinde aşırı miktarda asit fermantasyonuna sebep olursa, pH‘ın önemli miktarda düşüşü metanojenik bakterileri inhibe olur. Bu, sızıntı suyunda yüksek miktarda organik asit bulunmasına ve düşük deponi gazı üretimine neden olur.Eğer metan oluşumu inhibe olursa sızıntı suyunun BOI değeri artar. Bu yöntemle organik madde gideriminin yüksek olmasına rağmen amonyak, klorür ve ağır metal gibi bileşenlerinin arıtılamaması, geri devrettirilecek sızıntı suyunun zamanla artması ve deşarj ihtiyacının doğması yöntemin dezavantajlarıdır. Nihai çıkış suyunun yüzeysel suya verilmesi uygun görülmez. Bu nedenle geri devir yöntemi tek başına bir arıtma yöntemi olmamakta, sadece daha kapsamlı bir sürecin ilk adımı olarak görülmektedir.

13 c)Depo Yerinde Arıtarak Uzaklaştırma Sızıntı suları, günümüzde arıtılması en zor ve pahalı atık sulardandır. Özellikle katı atıkların herhangi bir ön ayırma ve etkili bir geri kazanma işlemine tabi tutulmaksızın karışık olarak toplandığı durumlarda sızıntı suyunun organik ve inorganik yükleri son derece yüksektir. Deponun ilk yıllarında, genç depo sızıntı sularında organik kirleticiler çok yüksektir. İleriki yıllarda ise, depo. yaşlandıkça organik madde miktarında hızlı bir azalma, inorganik maddelerde ve zor ayrışan organiklerde artma gözlenir. Sızıntı suyu özelliklerindeki bu değişim arıtma yöntemlerini de etkiler.

14 Genç depo sızıntı sularında biyolojik arıtmanın ağırlıkta olmasına karşılık, Yaşlı depo sızıntı sularında fıziko-kimyasal arıtma daha belirleyici olur. Depo sahalarına gelen katı atıkların bileşenlerinin farklı yapıda olması ve mevsimsel değişimler de arıtma yönteminin seçimini etkiler. Sızıntı sularının arıtılması için, endüstriyel atık suların arıtımında kullanılan biyolojik, fıziksel- kimyasal arıtma yöntemleri kullanılmaktadır.

15 Düzenli Depolama Alanlarında Gaz Oluşumu, Toplama Sistemleri ve Bertarafı Katı atıkların depolandığı alanlarda CO2, CH4, H2, N2 ve H2S gibi gazlar çıkmaktadır. Bu gazlar hem patlama ve zehirlenmeye hem de depolama alanı üzerinde ve çevresindeki bitki örtüsünün kurumasına yol açmaktadır. Düzenli depolama alanlarından kaynaklanan gazların konsantrasyon değerleri C02 % 0-80, CH4 % 0-60, H2 % 0-20, N2 % 0-79 ve 02 % 0-21 arasında değişmektedir. Bu konsantrasyon değerleri düzenli depolama alanı yaşı ile değişmektedir..

16 Bu gazlardan tehlikeli olanı metan (CH4) gazıdır. Bu gaz havada % 5 civarına ulaştığında yanıcı olup % 15 değerinde patlayıcıdır. Diğer bir değişle havadaki metan iki kat oksijen veya 10 kat hava ile karıştığında en ufak bir kıvılcımla patlamaktadır (Grizu patlaması gibi). Depolamadan çıkan gazların içinde eser halde aseton, benzen, diklorometan, toluen ve vinil klorür gibi tehlikeli kimyasal maddeler de bulunmaktadır

17 Düzenli Depolama Alanında Gaz Oluşumu Depo gazı, depo gövdesi içerisinde mikrobiyolojik ayrışma sonunda ortaya çıkan veya depolanan atığın gaz fazına geçen kısmı olarak isimlendirilir. Depo dolgusunun teşkil edilmesinden sonra gövde içine hava girişi olmadığından, ortamda daha önceden mevcut bulunan oksijenin bitmesinden sonra gövde içinde anaerobik reaksiyon başlar. Bu anaerobik ortamda organik maddelerin bozunması ile de metan ağırlıklı bozunma gazları oluşmaktadır. Katı atık depolama sahalarında organik maddelerin parçalanması sırasında gerekleşen işlemler aşağıda verilmiştir

18 Organik madde + H20 + Nutrientler---  Dirençli Org.madde+ CH4+ C02 + NH3 +H2S Deponi alanında parçalanma, atık cinsine, sıkıştırma oranına, atığın nem içeriğine ve sıcaklığına bağlıdır. Anaerobik parçalanma hızı, gaz üretimi ile doğru orantılıdır. Böylece, oluşan gaz miktarı, parçalanma hızı hakkında bilgi vermektedir. Parçalanma 5 fazda gerçekleşir.

19 1. Faz (Başlangıç Fazı): Ayarlama fazı olarak da bilinen bu fazda, katı atıkların içerisinde bulunan biyolojik olarak parçalanabilen organik bileşikler, katı atıkların deponi sahasına depolandıkları anda ve geçen kısa süre içerisinde mikroorganizmalar tarafından parçalanır. Başlangıç fazında biyolojik parçalanma aerobik koşullar altında gerçekleşir. Çünkü depolama sırasında bir miktar hava saha içerisinde hapsolmuştur. Ortamda bulunan oksijen limitli olduğundan birkaç gün içinde hızlı parçalanabilen organik maddeler aerobik mikroorganizmalar tarafından ortamdaki serbest oksijeni kullanarak parçalanırlar ve bu sırada SO4=, NO3 molekülleri ve C02 gazı açığa çıkar. 2. Faz (Geçiş Fazı): Geçiş fazında ortamda serbest halde bulunan oksijen tükendiğinden anaerobik koşulların oluşumu başlamaktadır. Dolayısı ile mikroorganizmalar faaliyetleri sırasında elektron alıcı olarak S04=, ve N03- iyonlarını kullanmaktadır. Bu işlem sonucunda başlangıç fazında oluşan S04 ve NO3 molekülleri, N ve H2S'e kadar indirgenmiş olmaktadır.

20 3. Faz (Asit Fazı): Bu fazda, ikinci fazda başlayan mikrobiyal aktivite önemli miktarda organik asit, ana gaz olarak C02 ve az miktarda hidrojen gazı oluşumu ile artmaktadır. Başlangıçta kompleks yapıda olan organik madde daha küçük organik maddelere parçalanmaktadır. Sızıntı suyunun da pH'sı 5'ten küçüktür. Sızıntı suyunda organik asitlerin' çözünmesi sebebiyle BOİ5 ve KOI artmakta, düşük pH sebebi ile de ağır metaller gibi bazı inorganik içerikler çözünmektedir. Elektriksel İletkenlik (EÎ) gibi parametrelerin değerleri de çok büyük olmaktadır. 4.Faz (Metan Fazı): Bu fazda metan oluşturan mikroorganizmalar baskın olmaktadır. Bunlar asit fazında oluşan asetik asit ve hidrojen gazını, CH4 ve C02'ye çeviren mikroorganizmalar olup kesinlikle anaerobik ortamda yaşamaktadır. Burada en önemli olan gaz metandır. Bu aşamada pH nötre yakın bir seviyeye (pH=6,8-8) yükselmektedir. Sızıntı suyunda BOİ5,KOI, Eİ ve ağır metal değerleri düşük olmaktadır.

21 5.Faz (Olgunluk Fazı): Bu fazda, önceki fazda CH4 ve C02'ye dönüşemeyen organik maddelerin dönüşümü devam etmekte, ancak organik maddelerin çoğu diğer fazlarda uzaklaştığından gaz oluşum oranı düşmektedir. Oluşan ana gazlar CH4 ve C02'dir. Ayrıca deponi özelliklerine bağlı olmakla beraber az miktarda azot ve oksijende bu fazda oluşabilmektedir. Bu safhada sızıntı suyu, fulvik ve humik asitler içermekte olup bunların biyolojik olarak daha fazla parçalanması zor olmaktadır. Genelde bu fazlar esnasında oluşan reaksiyonlar, iç içe geçmiş reaksiyonlardır. Bu reaksiyonların ürünlerinin sızıntı suyuna karışması ancak ve 5. fazlarda gerçekleşmektedir.

22 Depo gazı oluşum fazları

23 Gaz çıkışı, atık stabilize oluncaya kadar devam eder. Metan çıkışı, depo yapılmasından itibaren birkaç aydan iki yıla kadar artarak çıkmaya başlar. Yaklaşık 20 yıl sonra stabil hale gelebilir. Bu sürede gazın %75 i çıkar. Mutlak anaerobik şartlarda çöp deposunda % 54 metan, % 45 C0 2 ve az miktarda diğer gazlar bulunur. Ortalama 1m 3 çöpten m 3 gaz çıkmaktadır. Depo gazları yeraltında 200 m mesafelere kadar ulaşabilmektedir

24 Depo gazının yol açtığı problemler şunlardır a) Çöp döküm bölgesinde veya bu bölgenin yakınlarında binalar, menfezler, menholler, kanallar gibi kapalı yerlerde birikmesinden kaynaklanan patlamalar veya yangınlar b) Çöp döküm bölgesindeki menfezlere, hendeklere veya menhollere giren kişilerin oksijen yetersizliğinden boğulması c) Depo gazı yüzey çatlaklarından sızıp alev alarak atığın yanmasına neden olabilir

25 d) Çöp depolama alanlarındaki veya yakınlarındaki ürünler ve bitkiler üzerindeki zararlı etkileri e) Dışarı yayılan gazın insan sağlığı için oluşturduğu tehlikeler f) Rahatsız edici etkiler özellikle koku Atıktaki ayrışma proseslerinin başlangıcı belirli bir çöp döküm bölgesi içinde ve bölgeden bölgeye değişebilir. Depo gazının, sızarak veya tehlikeli konsantrasyonlar oluşturacak şekilde birikerek çöp döküm bölgesinde veya etrafında tehlike yaratmaması için izlenmesi gereklidir. Bu çalışma atıkların boşaltılması ve biyolojik ayrışma işlemi sona erene kadar devam ettirilmelidir.

26 Depo bacaları, depo sahasında dolgu yapılmadan önce depo tabanı ve drenaj sistemi tesis edildikten sonra inşa edilir veya dolgu işlemi tamamlandıktan sonra sondajla açılır. Gaz toplama sistemi düşey drenler vasıtasıyla, düşey drenler arası mesafe etkili yarıçap m olacak şekilde seçilebilir. Gazın toplanması için mm çapında perfore plastik borular kullanılarak etrafına çakıl drenaj tabakası yerleştirilir ve koruyucu olarak beton halkalar veya tel kafes içine alınır. Katı atık depo sahasında depolama yüksekliği arttıkça dren ve koruyucu önlemlerde yükseltilir.

27 Depo sahasında oluşan gazlar, elektrik, ısınma vs. için kullanılacaksa bacanın ortasına HDPE den imal edilmiş delikli veya yarıklı dren borusu yerleştirilir. Bu borunun etrafı çakıl veya mıcırla doldurulur. Gaz bacalarında kullanılan boruların yüzey alanını %15 i delik veya yarıkla kaplanmalıdır. Depo gazlarından faydalanılmayacak ise kuyunun içi sadece kalkersiz mıcır ve çakılla doldurularak gazlar doğrudan atmosfere verilir.

28 a-Bitki Örtüsü b-Tarım toprağı 100 cm c-Drenaj tabakası 30 cm d-Mineral sızdırmazlık (kil tabakası) 60cm e- Dengeleme tabakası 50 cm f- HDPE malzemeden mamül g- Katı atık ( çöp) h- Drenaj tabakası 30cm

29 Depolama Alanının Tamamlanması Atıkları depolamak üzere ayrılmış hücreler dolduktan sonra yönetmeliklerde belirtilen şartlara uygun olarak kapatılması gerekmektedir

30 Depolama alanının kapatılması Kapatılma işlemi gerçekleştikten sonra bu alanların ortalama 30 yıl süre ile izlemesi gerekmektedir. Çünkü depolama alanlarında meydana gelen işlemler (gaz oluşumu, süzüntü suyu oluşumu, atık ayrışması vs) depolanan atık cinsine, ortam sıcaklığına, işletim yöntemlerine bağlı olarak ortalama yıl süre ile devam etmektedir. Bu süre içerisinde şu bileşenlerin düzenli olarak kontrol edilmesi ve gözlenmesi gerekmektedir: Son örtü tabakasının bütünlüğünün kontrolü Süzüntü suyu hidrolik yükünün ve toplama kanallarının kontrolü Süzüntü suyunun karakterizasyonu Yeraltı suyu niteliğinin kontrolü Gaz toplama sistemlerinin kontrolü Ortam havası kontrolü Peyzaj dizaynı

31 Atık içerisinde meydana gelen ayrışmalar sonucu zaman içerisinde homojen olmayan oturmalar meydana gelebilir. Bu işlem homojen bir şekilde olmadığından dolayı bazı bölgelerde %20 lere varan oturmalar olurken bazı bölgelerde %5 gibi düşük oturmalara gözlenebilir. Bu işlemler sonucunda üst tabakada değişik boyutlarda çatlaklar oluşabilir. Bu çatlaklar zaman ile büyüyerek ortamdaki yağış miktarının da etkisi ile toprak kaymalarına ve hatta deponi alanının tamamen bozulmasına yol açabilir.

32 Bunlara ilave olarak düzensiz oturmalar deponi içerisinde süzüntü suyu ve gaz toplama tesisatlarının da kırılmalarına veya fonksiyonlarının azalmasına sebep olabilirler. Dolayısı ile deponi alanlarının son örtü tabakaları düzenli olarak kontrol edilmeli ve oturma miktarları devamlı olarak ölçülmelidir. Bu şekilde düzensiz oturmaların önlenmesinin birinci şartı atıkları olabildiğince homojen olarak depolamaktır. Organik atıklar ile inorganik atıklar ayrı hücrelerde depolanırsa her iki hücrenin kontrolü de ayrı ayrı yapılabilir. Toprak kaymalarının önüne geçilebilmesi için günümüzde modern depolama alanları kapatıldıktan sonra özel olarak çimlendirilmekte veya özel bitki türleri ile erozyonun önüne geçilebilmektedir

33 Yer altı suyunun kontrolü Deponi alanlarından kaynaklanan yer altı suyu kirlenmesi çok sıkça karşılaşılan bir problemdir. Dolayısı ile ortamdaki yer altı suyu düzenli olarak gözetleme kuyuları ile kontrol edilmelidir. Bu işlem için yer altı suyu akış yönünde hem deponi alanının üst bölgesinde hem de alt bölgesinde gözetleme kuyuları açılarak suyun karakterizasyonu analiz edilmelidir. Eğer su deponi öncesi ve sonrasında açılan kuyuların su kalitesinde bir farklılık var ise bu deponi alanının sızdırdığının bir kanıtıdır.

34 Kapalı depolama alanları Ziraat: Çimlendirildikten sonra mera olarak kullanılabilir. Ağaçlandırma: Kısa köklü ağaçlar ile yapılmış bir ağaçlandırma hem görüntü açısından hem de toprak kayması vs. `nin önüne geçebilir. Park: Gerekli tedbirler alındıktan sonra depolama bölgeleri park, spor alanları (golf, çim kayağı vs) olarak kullanılabilir. Endüstri: Açık depolama alanları, endüstriyel alanlar vs. olarak kullanılabilir. Diğer: Açık alanlar, hafif uçaklar için pist vs. olarak kullanılabilir.

35

36 Düzenli depolama alan hesabı V – gerekli düzenli depolama hacmi (m3) n – alanın kullanım ömrü (yıl) N – nüfus (kişi) V ’ – senede kişi başına düşen gerekli depolama hacmi (m3/kişi.yıl) c – katı atık birim üretimi (kg/kişi.gün)  - katı atığın birim hacim ağırlığı (kg/m3) p – katı atığın hacmindeki azalma (%10- 80) t – bir yıldaki çöp üretilen gün sayısı (gün/yıl) k – örtü toprağı ihtiyacı (m3/kişi.gün)

37 Örnek 20 yıl süresince ortalama nüfusu olan bir kentin katı atıkları depolanacaktır. Özgül çöp miktarı 0.65 kg/nüfus.gün ve deponideki çöp boşaltma yoğunluğu 0.9 ton/m3 olarak belirlenmiştir. Buna göre; A). 20 yıl sonunda oluşacak çöp miktarını ve hacmini bulunuz? B). Ayrışmalar ve sızıntılar sonucunda çöp hacminde ortalama %20`lik bir azalma olacağı kabul edilerek gerekli deponi hacmini bulunuz? C). Deponi şekli kesik bir koni olarak düşünülürse gerekli alanı hesaplayınız? (Maksimum deponi yüksekliğini 40 m ve şev eğimini ½ olarak kabul ediniz?

38 A). 20 yıl sonunda oluşacak atık miktarı: ( kişi) X (0.65 kg/kişi.gün) X (1 ton/1000 kg) X (20 yıl ) X (365 gün/yıl) = ton 20 yıl sonucunda oluşacak atık hacmi: ( ton) / (0.9 ton/m3) = m3 B). Atığın %20`si kayıp olduğuna göre gerekli deponi hacmi: V = X (1-0.2) = m3 Aynı işlem formül ile de bulunabilir:

39

40 Bu ikinci dereceden bir bilinmeyenli bir denklemdir: Denklemin çözümü sonucunda r1=31.53 m olur. Dolayısı ile: r2=r1+80 = 31, = m Gerekli taban alanı ise dairenin alanı formülü kullanılarak bulunabilir:

41 Süzüntü miktarının hesaplanması C = Depolama alanına süzülen toplam su miktarı (mm/yıl) Pr = Yağmur suyu miktarı (mm/yıl) R = Yuzey akış katsayısı  S = Atık içerisinde biriken su miktarı (mm/yıl) Ev = Deponi yüzeyinden buharlaşma miktarı (mm/yıl)

42 örnek Yıllık yağış miktarı 1025 mm/yıl olan bir bölgede 10 m derinliğinde bir deponiden yıllık buharlaşma miktarı 660 mm olarak ölçülmüştür. Yağış miktarının %15`i yüzey akış olarak uzaklaştırılıyor. Atık içerisinde su tutulmadığı ve tüm diğer etkenler göz ardı edildiğine göre yıllık süzüntü suyu miktarını bulunuz? Eğer deponinin taban alanı m2 ise yıllık oluşan süzüntü suyu hacmini bulunuz? Yıllık süzüntü suyu hacmi: (211 mm/yıl) x (1m/1000 mm) x (50000 m2) = m3/yıl


"CVM 407 KATI ATIKLAR VE KONTROLÜ Çevre Mühendisliği Bölümü – IV. Sınıf Katı Atıkların Düzenli Depolama ile Kontrolü." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları