Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Medya ve Öğrenme Kuramları 9. Sunum. Kuramlar Hipodermik İğne Pekiştirme Teorisi Kanaat Önderliği Eşik Bekçiliği Kullanımlar ve Doyumlar Yetiştirme Teorisi.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "Medya ve Öğrenme Kuramları 9. Sunum. Kuramlar Hipodermik İğne Pekiştirme Teorisi Kanaat Önderliği Eşik Bekçiliği Kullanımlar ve Doyumlar Yetiştirme Teorisi."— Sunum transkripti:

1 Medya ve Öğrenme Kuramları 9. Sunum

2 Kuramlar Hipodermik İğne Pekiştirme Teorisi Kanaat Önderliği Eşik Bekçiliği Kullanımlar ve Doyumlar Yetiştirme Teorisi (Ekme) Bilişsel Öğrenme Kuramı Sosyal Bilişsel Öğrenme Kuramı Davranışsal Öğrenme Kuramı

3 Kuramlar Katarsis Kuramı Uyarma Kuramı Duyarsızlaştırma Kuramı Kullanıma Hazırlama Kuramı Kısıtsızlaştırma Kuramı

4 Hipodermik İğne Gönderici ileti ve alıcı basit nedensellik anlayışına bağlıdır. Kitle iletişim araçlarıyla kitlelere gönderilen mesajlar deri altına enjeksiyon yapan bir iğne gibi direk etki eder. Bu kurama göre mesajlar uyarıcı bir etken gibi doğrudan etki eder ve kitleler pasif alıcılardır. Bir başka ifadeyle; burada verilmek istenen mesajlar aynı hastalık anında kişiye damardan verilip etki etmesi beklenilen ilaç gibi direkt olarak hedeflerin zihninde etki etmek için verilir ve bu doğrultuda verilen mesajlarla hedef kitleler etki altına alınıp, medyaları yöneten güçler gibi düşünüp, bu düşünceyle amel etmesi beklenir.

5 Hipodermik İğne Kuramı Hipodermik Şırınga iğnesi, medya ve diğer kitle iletişim araçları vasıtasıyla, verilen bilgilerin dinleyici ve izleyiciler tarafından sorgusuz sualsiz kabul edilmesi esasına dayanır. Bilhassa, belli bir ihtiyaç içerisinde olan insanların hedef alındığını söyleyen bu model anlayışında, bir arayış içerisindeki kişi verilen bilgileri sorgusuz olarak kabul eder, medya tarafından tam da ihtiyaçlar odak alınarak hazırlanan dahiyane reklam paketleri ve görselleriyle, alıcısını can evinden vurarak, gerekli tüm şartlar sağlanmış olunur.

6 Hipodermik İğne Kuramı Pasif beyinler, bu bilgilerin anlamlarını kolaylıkla beyinlerine kazırlar. Bazı metotlar kullanarak bizim algılarımızı yönetmek isteyen medya, pasif düşürdüğü kitleleri birey olmaktan çıkarır, sürü psikolojisine dâhil eder.

7 Pekiştirme Teorileri Pekiştirme teorileri, temel olarak öğrenme konusunu (tepkilerin kazanılması, öğrenilmesi) ele alan, kısacası öğrenme teorisi kavramlarını, kişiler arası ilişkiler bağlamına aktaran ve bunları uyaran- tepki paradigmasına göre açıklayan görüşlerdir. İnsanın sosyal davranışlarının derhal hiçbirinin, organizmanın genetik bagajı tarafından belirlenmemiş olması, öğrenme olgularının son derece geniş bir yelpazeye yayıldığının açık bir göstergesidir. Bu teoriler uyaran-tepki zincirinin oluşmasında 'ödül' veya muadillerinin (gerilimin azaltılması, zevk, doyum etkenleri, vb.) rolünü vurgulamaktadır. Pekiştirme, bir tepkiyi izleyen ve tepkinin tekrarını daha mümkün hale getiren her tür olayı ifade etmektedir. pratikte pekiştirmenin sağlanma tarzına göre, literatürde 'ikincil pekiştirme', 'sürekli pekiştirme', 'aralıklı veya programlı pekiştirme', 'negatif veya olumlu pekiştirme' gibi değişik pekiştirmelerden söz edilmektedir(...)

8 Kanaat Önderliği Kuramı Kanaat Lideri kavramı, psikolojik bir kavram olup, fertlerin ve toplumların anlama ve kavrama farklılıklarından ötürü, bir gruba veya topluluğa sosyal mesajları veya sosyal olayları, onların anlayacağı ve kavrayacağı dilde anlatan liderdir. Kanaat lideri, kendi grubu gibi yaşar. Dolayısıyla grup üzerinde hayli etkindir. Onun yaptıkları grup tarafından çok çabuk benimsenir. Çünkü ötekiler tarafından fikir ve söylemlerine itibar edilir. Birisinin, insanları etkileme becerisinin yüksek olması, onun kanaat lideri olması için yeterli değildir. Kişilerin kanaat lideri olmaları için her seviyeye inebilmesi, hatipliğinin olması, her türlü olgudan sonuç çıkarabilmesi şarttır. Çocukların anne babalarıyla birlikte tv izlemesi veya medyadan aldığı bir mesajı onlara danışması kanaat önderliği teorisi açısından önemlidir.

9 Eşik Bekçiliği Kuramı Bu kurama göre insanlar mesajları medya kuruluşları dolayımlamasıyla aldıklarında medya kuruluşunun düşüncesi doğrultusunda alımlarlar. Mesajların içeriği ve kapsamı yayın yönetmenleri ve editörler tarafından seçilir veya değiştirilir. Öğrenilmesi istenen bilgiler medya metinleri içine gizli veya açıktan giydirilir. Çocuk programları veya medya yayınları popüler kültüre, bir ideolojiye, bir dine, bir ülküye göre şekilendirilebilir.

10 Kullanımlar ve Doyumlar Bu yaklaşımda İzleyicinin Aktifliği Tezinden yola çıkılmıştır. Teze göre izleyiciler medyayı değerlendirir ve içeriğinin belirlenmesi veya yayından kaldırılmasına kadar etkiye sahiptir. Kullanım ve doyumlar yaklaşımına göre insanlar medyayı takip etme motivasyonuna sahiptir. Belirli beklentiler içinde medyayı seçer ve izlerler. Bekledikleri doyumu değerlendiriler.

11 ÖRNEK

12 Yetiştirme Teorisi (Ekme Kuramı) George Gerbner tarafından Kültürel Göstergeler yaklaşımı çalışmalarıyla geliştirilmiş bir teoridir. Bu teoriye göre medya – özellikle televizyon- sembolik bir çevre sunmaktadır. Bu sembolik çevrede bilinçlere zamanla yerleşen göstergeler ve kültürel değerler mevcuttur. Ağır izleyici olarak tanımlanan izleyiciler bu sembolik çevreden oldukça etkilenirler. Yaşadıkları dünyayla medyadan alımladıkları dünya arasında etkileşim gerçekleşir. Etkileşimin en önemli 3 çıktısı (Rezonans, Vasat Dünya Sendromu ve Acımasız Dünya Sendromu)

13 Bu kurama dair araştırmalar 3 bileşenden oluşmaktadır: 1) Kurumsal Süreç Analizi:Yayın kuruluşunun kim olduğu, hangi kurumlarla ve nasıl ilişkili olduğu nasıl karar aldığı, mesaj sistemlerini nasıl oluşturduğu ve topluma yönelik işlevlerini yerine nasıl getirdiği 2)Mesaj Sistem Analizi: Mesajları olutuşturan göstergeler, söylemler ve karakterler çözümlenir. 3)Yetiştirme Analizi: “ağır izleyicilerin” tespit edilerek, bu kişilerin sosyal gerçeklik algısıyla, bilinçlere mesaj sistemi tarafından ekilmek istenen algının ne kadar örtüştüğü anketlerle algılanmaya çalışılır. Yetiştirme Teorisi (Ekme Kuramı)

14 Bilişsel Öğrenme Kuramı Biliş kavramı; duyular, algılama, semboller, hatırlama, düşünme, problem çözme gibi süreçlerin olduğu zihinsel tüm etkinlikleri içermektedir. Bilişsel gelişim ise, bütün bu süreçleri içine alan bir gelişim alanıdır. Yani çevreyle etkileşimi sağlayan, bilginin elde edilip kullanılmasına yardım ederek dış dünyayı algılamaya yarayan, bilginin saklanması, yorumlanması, yeniden düzenlenmesi, değerlendirilmesi ve kullanılmasını sağlayan gelişim alanını bilişsel gelişim olarak tanımlanmaktadır. Bilişsel öğrenme kuramlarına göre, öğrenmeyi uyarıcı tepki ve şartlanma ile açıklamak yeterli değildir. Bu görüşte olan psikologlar, öğrenmede, bilme, anlama, kavrama, sezme gibi zihinsel etkenlerin daha egemen olduğu görüşündedirler. Bilişsel gelişim Piaget’e göre 4 dönemde gerçekleşir. (Duyu-Anlama- Problem Çözme- Yaratıcılık) Medya kuramcıları bu evrelerde medyanın bilişsel tüm yeteneklere etkisini ele almaktadır.. Duyuların ve algının güçlendirilmesi, bilişsel yeteneklerin geliştirilmesi... Sosyal Bilişsel Öğrenme..

15 Sosyal Bilişsel Kuram Sosyal bilişsel (sosyal öğrenme) kuramının kökeni davranışçılığa dayansa bile, davranışların kazanılmasını da bilişsel süreçlerle açıklayarak davranışçı kuramlardan ayrılır. Bandura’ya göre, davranışçılık karmaşık davranışları ve ilk kez gözlenen davranışların nasıl kazanıldığını açıklamaz. Ayrıca organizma sadece kendi başına gelenlerden öğrenmez, başkalarının yaşantılarından da öğrenir

16 Davranışsal Öğrenme Davranışsal öğrenme anlayışına göre öğrenme; bireyle bilginin arasındaki etkileşimin sonucu olarak kişinin davranışlarındaki değişikliklerdir. Davranışçı yaklaşıma göre öğrenme uyarıcıya karşı tepki gösterme sürecidir. Gözlenebilir ve ölçülebilir olanı esas alan davranışçı yaklaşımda üç temel öğrenme süreci tanımlanır. Bunlar; klasik koşullanma, edimsel koşullanma ve gözlem yoluyla öğrenmedir. Davranışçı kuramın kurucusu Watsondur. Davranışçı kuramlar, öğrenmenin uyarıcı ile davranış arasında bir bağ kurularak geliştiğini ve pekiştirme yoluyla davranış değiştirmenin gerçekleştiğini kabul eder. IVAN PAVLOV’un, Klasik Koşullanma’sı Davranışçı akımın en çok bilinen öğrenme kuramıdır.

17 Davranışsal Öğrenme Öğrenmeyi, Pavlov gibi koşulanmış tepki olarak açıklayan GUTHRIE, öğrenmedeki tüm zihinsel öğrenmeleri reddetmektedir. Ona göre öğrenme, uyaran ve tepki arasındaki ilişkiden ibarettir. Belli bir durumda bir davranışta bulunan birey, benzer durumla karşılaştığında hep aynı davranışı gösterir. Guthrie göre öğrenme tepkinin uyarana karşı ilk gösterilişinde gerçekleşir. Davranışçı akımın diğer ünlü çalışması THORNDIKE tarafından yapılmıştır. Thorndike, öğrenmeyi bir problem çözme olarak görmüş ve problemle karşılaşıldığında yapılan deneme- yanılma davranışlarıyla çözüm üretildiğini savunmuştur. Thorndike’nin çalışmalarından hareket eden SKINNER, organizmanın davranışlarını uyarıcılara karşı gösterilen otomatik bir tepki olmaktan çok, kasıtlı olarak yapılan hareketler olarak tanımlamaktadır. İnsanların karmaşık uyarıcılara karşı gösterdiği davranışa (operant) edim adı veren Skinner’in çalışması Operant Koşullanma olarak bilinmektedir. Skinner, davranışların, eylemlerden önceki olaylardan çok, eylemlerin sonuçları tarafından kontrol edildiğini öne sürmektedir.

18 Davranışsal Öğrenme Davranışçı yaklaşımın okul öğretiminde Davranışçı yaklaşımın okul öğretiminde uygulanabilir ilkeleri aşağıdaki gibi özetlenebilir: 1. Öğrenci öğrenme sürecinde aktif olmalıdır. Öğrenci öğrenme sürecinde ancak yaparak öğrenebilir. 2. Öğrenmede pekiştirme önemli bir yer tutar. Öğrencilerin olumlu davranışları öğretmen tarafından pekiştirilmelidir. 3. Öğrenmede tekrar, özellikle becerilerin kazanılmasında ve öğrenilenlerin kalıcılığının sağlanmasında önemli rol oynar. 4. Öğrenmede güdülenmenin çok önemli bir yeri vardır. Öğrencinin bir davranışı yapabilmesi için o davranışı yapmaya istekli olması gerekir. Öğrenme ve Öğretme Yöntemleri Davranışçı öğrenme kuramları, çevrede değişiklik yaparak gözlenebilir bir davranışın nasıl değiştirileceğini inceler. Bu çerçevede; programlı öğretim, medya destekli öğretim, tam öğrenme, şartlanma yoluyla öğrenme, deneme-yanılma yoluyla öğrenme ve sistematik duyarsızlaştırma gibi yaklaşımlar davranışçı kuramlar esas alınarak geliştirilmiştir.

19 Davranışsal Öğrenme Kuramcılara göre; televizyonun çocuğun öğrenme sürecine etkisi genel olarak üç aşamada gerçekleşmektedir(Çilenti, 1980:21): İlk aşamada çocuk televizyon programlarını ve mesajları gözlemlemekte ve almaktadır. İkinci aşamada çocuğun gözlemlediği davranışın ana çizgilerini istediği zaman tekrar edebilecek şekilde kazanması söz konusudur. Üçüncü ve son aşamada ise, çocuğun kendisine kazandırılmak istenen davranışı kabul ederek benimsemesi söz konusudur. Bu üç aşamadan sonra çocuk, gözlediği davranışı benimseyerek taklit etme, gözlediği davranışla aynı gruptan olan diğer davranışları benimseyip yapma yeteneği kazanma, iyi sonuçlanmayan bir davranışı gözleyip aynı guruptan benzer davranışları yapmamayı öğrenme, gözlediği davranışla ilgili bir davranış değişikliği göstermeyip, o davranışı benimsememe gibi sonuçlardan birine varacaktır(Hyperlink, 2007:107).

20 Diğer Kuramlar Televizyondaki şiddet içeriğinin çocuklardaki saldırganlığı etkileme sürecini açıklamak için geliştirilmiş birtakım kuramlar bu lunmaktadır. Bunlar arasında “Uyarma Kuramı”, “Duyarsızlaşma Etkisi”, “Toplumsal Öğrenme Kuramı”, “Katarsis Hipotezi” ve“Kullanıma Hazırlama Teorisi” gelmektedir.

21 Diğer Kuramlar Katarsis Hipotezi -> Arınma, temizlenme Uyarma Kuramı –> Uyarılma, ortaya çıkarma Duyarsızlaştırma -> Alıştırma, normalleştirme,kişi pasif Kısıtsızlaştırma -> Meşrulaştırma, sınırları yok etme, kişi aktif Kullanıma hazırlama -> var olan zihindeki düşünceleri

22 Sorular …


"Medya ve Öğrenme Kuramları 9. Sunum. Kuramlar Hipodermik İğne Pekiştirme Teorisi Kanaat Önderliği Eşik Bekçiliği Kullanımlar ve Doyumlar Yetiştirme Teorisi." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları