Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

EĞİTİM PSİKOLOJİ PSİKOLOJİNİN TANIMI Kelime anlamı, Latince ruh (psyche) ve bilim anlamına gelen logos kelimelerinin birleşmesinden oluşur. Psikoloji.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "EĞİTİM PSİKOLOJİ PSİKOLOJİNİN TANIMI Kelime anlamı, Latince ruh (psyche) ve bilim anlamına gelen logos kelimelerinin birleşmesinden oluşur. Psikoloji."— Sunum transkripti:

1

2 EĞİTİM PSİKOLOJİ

3 PSİKOLOJİNİN TANIMI Kelime anlamı, Latince ruh (psyche) ve bilim anlamına gelen logos kelimelerinin birleşmesinden oluşur. Psikoloji ruh anlamına gelmez. PSİKOLOJİ: Organizmanın davranışlarını inceleyen pozitif bir bilimdir.

4 PSİKOLOJİNİN TANIMI PSİKOLOJİ: Organizmanın davranışlarını inceleyen pozitif bir bilimdir. Sinir Sistemi Olan Canlılardır Merkezi Sinir sistemi olan canlılardır. HAYVANLAR İNSANLAR Tek hücreliler hariç (Tek hücrelilerde merkezi sinir sistemi yoktur -Merkezi sinir sistemi olan bir canlı dışarıdan gelen bir uyarana karşı tepki gösterir. -Etkiye karşı tepki gösteren canlılar MSS gelişmiş canlılardır. -Tek hücreli canlılar her durumda aynı tepkiyi gösterirler (Kasılma-Salınma)

5 PSİKOLOJİNİN TANIMI PSİKOLOJİ: Organizmanın davranışlarını inceleyen pozitif bir bilimdir. Organizmanın herhangi bir etkiye göstermiş olduğu tepkidir. UyarıcıOrganizma Dıştan gelen Fiziksel uyarıcılar (ses-koku,ışık) İçten gelen Fizyolojik uyarıcılar (açlık-susuzluk-acı Davranış Dışsal-Gözlenen İçsel-Gözlenen veya Gözlenemeyen

6 PSİKOLOJİNİN TANIMI PSİKOLOJİ: Organizmanın davranışlarını inceleyen pozitif bir bilimdir. Bir bilimin pozitif bir bilim olabilmesi için ele aldığı konuları gözlemleyebilmesi, ölçebilmesi ve deney yapabilmesi gerekir.

7 Psikoloji Felsefenin kapsamı içerisinde yer almıştır İlk Bilimsel çalışmaları Başlatan Wilhelm WUNDT Psikolojinin insan davranışlarına yönelik çalışmaları 20 yy. da hız kazanmıştır. -Psikolojinin bilimsel yöntemi şu özellikleri taşır: -Olgusaldır (kişisel sezgilerden bağımsızdır) -Tekil olaylarla değil genellemelere ulaşmakla uğraşır -Bilgileri görelidir (Mutlak doğru yoktur) -Sistemlidir (Konuları belirli bir düzen içerisinde inceler) -Kayıtlı ve birikimlidir (Eski bilgiler temel oluşturur)

8 EĞİTİM PSİKOLOJİSİ Psikoloji Neden Hayvanları İnceler: -İnsan hayatı hayvan hayatından daha önemlidir. -Hayvanların bazılarının ömrünün ortalama insan ömründen kısa olması. -Hayvan ve insan davranışları birbirine benzer. Buradan yola çıkarak insanlar için genelleme yapılır. -Hayvan araştırmacıdan, araştırmacı da incelediği hayvandan az etkilenir.

9 DAVRANIŞ Organizmanın, iç ve dış uyarıcılar karşısında göstermiş olduğu gözlenebilen ve gözlenemeyen tepkilerdir. Uyarıcılar iki çeşittir: EĞİTİM PSİKOLOJİSİ İç Uyarıcılar: Organizmaya içten gelen uyarıcılardır. Örneğin: Acıkmak, susamak, hissetmek vb. Dış Uyarıcılar: Organizmanın dışından gelen uyarıcılardır. Örneğin: Ses, ışık, koku vb.

10 Davranışlarda iki çeşittir: Fiziki (Gözlenebilen, dışsal) Davranışlar: Dışarıdan gözlenebilen bedensel davranışlardır. Örnek: Yemek yeme, spor yapma, esneme, yazı yazma vb. Fizyolojik (Zihinsel, içsel) Davranışlar: Dışarıdan gözlenemeyen sadece zihinsel etkinlikleri ifade eden davranışlardır. Örnek: Algılama, düşünme, rüya görme, hayal kurma vb. - EĞİTİM PSİKOLOJİSİ -Organizma aynı uyarıcıya farklı tepkilerde bulunabilir -Organizmada bir tepkinin nedeni birçok uyarıcı olabilir -Organizmada birden çok tepkinin nedeni birçok uyarıcı olabilir.

11 Davranışlar genel olarak üç gruba ayrılırlar; Bilişsel davranış, zihindeki bilgilerle ilgili olan bir davranıştır. Duyuşsal davranışlar duygularla ilgilidir. Psikomotor davranışlar insanın bedensel hareketlerini ifade eder.

12 Davranışı Etkileyen Faktörler EĞİTİM PSİKOLOJİSİ -Organizmanın biyolojik yapısı: Kadın-erkek olma, genç-yaşlı olma gibi. -Organizmanın geçmiş yaşantıları: Organizmanın çocukluğu, gençliği, eğitimi, alışkanlıkları, tecrübeleri gibi. -Organizmanın içinde bulunduğu psikolojik durum: Dalgın olma, üzüntülü, heyecanlı, içine kapanık olma gibi.

13 EĞİTİM PSİKOLOJİSİ -Organizmanın içinde yaşadığı fiziksel çevre: Sıcaklık, soğukluk, gürültülü, sessiz, kalabalık, sakin olma gibi. -Organizmanın içinde yaşadığı sosyal çevre: Toplumun zengin-fakir oluşu, inançları, ahlaki kuralları, örf-adetleri gibi. -Organizmanın tutum ve beklentiler: Kişinin bir olay veya duruma ilişkin duygu düşünce, bilgi inanç ve değerlendirmeleri ve beklentileri davranışları etkiler.

14 Psikolojinin Amacı Organizmanın duyuş, düşünüş ve davranışlarının bağlı olduğu kanunlara ulaşarak insan davranışları hakkında önceden ön deyide bulunma imkânı sağlamak. 1) İnsan davranışlarını tanımlama: Bütün bilimler, öncelikle ele aldığı konulara açıklık kazandırmayı amaçlar. Psikolojide, öğrenme nedir? davranış nedir? Zekâ nedir? Yetenek nedir? Vb. sorular sorarak araştırma alanı ile ilgili kavramlara açıklık getirir.

15 2) İnsan davranışlarını anlama ve açıklama: İnsanların niçin ve nasıl davrandığını incelemek. Düşünme, öğrenme, hayal kurma, unutma nasıl olmaktadır? Zeka, yetenek ve kişilik bakımından insanlar arasında ne gibi farklar vardır? İnsan niçin ve ne gibi durumlarda çevresiyle uyumsuzluk göstermektedir? Çevresi yani toplum insanı nasıl etkilemektedir.

16 3) İnsan davranışlarını önceden kestirebilme: Davranışların nedenlerini ortaya koyduktan sonra benzer durumlarda benzer davranışların ortaya çıkacağını önceden tahmin edilebilmesidir. 4) İnsan davranışlarını etkileme ve kontrol etme: Davranışın olumlu yönde gelişmesi için ortaya çıkacak olumsuz durumların kontrol edilmesi ve önlenmesi amaçlanır.

17 5) Kendimizi ve başkalarını daha iyi anlayabilme: Psikoloji bütün bu amaçlarını gerçekleştirebildiği ölçüde; Biz insanlar kendimizi ve başkalarını daha iyi anlayabilme Davranışlar hakkında daha doğru yargılarda bulunabilme Hoşgörülü olabilme, kendi sorunlarımızı çözme ve istendiğinde başkalarının sorunlarının çözümüne yardımcı olma yeteneği kazandırır. Bütün bunlar, daha olgun bir insan ve daha olgun bir toplumun olacağı anlamına gelir.

18 BİLGİ, BİLİM VE PSİKOLOJİ

19 Bilgi Kaynakları Bilgi kaynağı demek, bilgiye sahip olan kişi veya kurum demektir. Bilgi kanalı bilgiye kendisi sahip olmayan, ama bilgi kaynağındaki bilgiyi bilgi kullanıcısına ileten araçtır. Bilgi kanalları sözlü, yazılı, görüntülü, vb. olarak ayrıştırılabilir. En yaygın bilgi kanalları kitle iletişim araçlarıdır: TV, radyo, gazete, dergi, kitap. vb.

20 İnsanın edindiği bilgilerin beş temel kaynağı Gelenekler:Toplumun yüzyıllardır geçirmiş olduğu yaşantılar sonucunda elde etmiş olduğu bilgilerdir ve bize kültürel aktarım şeklinde aktarılır. Otorite, söylediğine inanılan kişi veya kurumdur.Otorite. Kişisel deneyimler: Kişinin başından geçen olaylardan çıkarmış olduğu bilgilerdir. Bilim: Sistematik yollarla elde edilen sistematik bilgiler topluluğu şeklinde tanımlanır. Vahiy: Tanım olarak, Tanrı tarafından gönderildiğine inanılan bilgilerdir

21 İnsan İnsan biyolojik-psikolojik ve sosyal bir varlıktır.

22 Eğitim Psikolojisi Nedir? Eğitim ve Psikoloji olmak üzere iki ayrı alanın birleşimini ifade eder. Eğitim : kasıtlı olarak, istendik öğrenmeleri oluşturma sürecidir. Psikoloji : doğrudan ya da dolaylı olarak gözlenebilen organizmanı davranışlarını bilimsel yöntem ve tekniklerle inceleyen pozitif bilim dalıdır.

23 Eğitim Psikolojisi Nedir? İnsanların gelişim özelliklerini ve öğrenme ilkelerini inceleyerek, eğitim ortamlarını etkili bir biçimde düzenlemeyi ve eğitim- öğretimi verimli biçimde gerçekleştirmeyi amaç edinen uygulamalı bir bilim dalıdır.

24 Eğitim psikolojisinin cevaplamaya çalıştığı sorular  Verimli çalışma yolları nedir?, Öğrenciler nasıl motive edilir?  Bazı öğrenciler neden diğerlerine göre daha iyidir?  Okuma yazma ve aritmetik becerileri nasıl öğretilir?  Grupla mı yoksa yalnız çalışmak mı daha iyidir?  İyi bir öğretmen ne yapar?  Öğrenmeyi desteklemek için teknoloji nasıl kullanılabilir?

25 Eğitim PsikolojisiÜnite 124 Eğitim Psikolojisinin İlgi Alanları Gelişim Psikolojisi Öğrenme Psikolojisi

26 Eğitim PsikolojisiÜnite 125 Eğitim Psikolojisi ve Öğretmen Öğretmenlerin, öğrenciler üzerinde olumlu etkiler bırakabilmesi için bazı özelliklere sahip olması gerekir.  Kişisel nitelikler  Mesleki nitelikler Genel kültür bilgisi Konu alanı bilgisi Öğretmenlik meslek bilgisi

27 Eğitim PsikolojisiÜnite 126 Öğretmen Öğrenmenin doğasını anlama, öğrenciyi tanıma ve öğretimi etkileyen koşulları değerlendirebilme açısından eğitim psikolojisi alanındaki bilgilere ihtiyaç duyar.

28 Eğitim Psikolojisi Eğitim ortamı bağlamında öğrenme olgusunu ve öğrencinin taşıdığı özellikler ile bu özelliklerin öğrenmeyi nasıl etkilediğini araştırır.

29 Öğretim uzmanı olarak öğretmen: öğretim yöntem ve materyalleri- ”öğrenmeyi etkileyen faktörler” Güdüleyici olarak öğretmen: öğrencileri öğrenmeye güdülemek- ”güdüleme” Yönetici olarak öğretmen: sınıf etkinliklerinin yürütülmesi-”sınıf yönetimi” Lider olarak öğretmen: sınıfta lider-”sınıfta kişiler arası ilişkiler” Danışman olarak öğretmen: danışılan kişi-”gelişim” ve “bireysel faklılıklar” Çevre düzenleyicisi olarak öğretmen: sınıfın öğrenmeye hazır hale getirilmesi Model olarak öğretmen: model olma-model alma Öğretmenin Sınıftaki Rolleri

30 Öğretmenlik Bilim midir?Sanat mıdır ? “Yeni nesil sizlerin eseri olacaktır” K. Atatürk

31 PSİKOLOJİNİN DİĞER BİLİMLERLE İLİŞKİSİ PSİKOLOJİ – FİZYOLOJİ Fizyoloji organizmanın organlarını inceler. Duyu organlarının çalışma biçimi, iç salgı bezleri, hormonlar, sinirsel iletişim vb. davranışları etkiler. Psikoloji insan davranışlarını anlamak için Fizyoloji biliminden faydalanır. PSİKOLOJİ – TIP(PSİKİYATRİ) Psikiyatri anormal insan davranışlarını inceler. Psikoloji ise normal insan davranışlarını inceler. Psikoloji normal ile anormal insan davranışlarını birbirinden ayırmak için Psikiyatri biliminden faydalanır. PSİKOLOJİ – SOSYOLOJİ Sosyoloji toplumu inceler. Psikoloji ise bireyi inceler. Ama netice itibariyle toplum denilen bütün tek tek bireylerden oluşur. Bunun yanında bireyde toplumun bir parçasıdır. Toplum bireyin, bireyde toplumun davranışlarını etkiler. Bu nedenle Psikoloji araştırmalarında, Sosyoloji biliminden faydalanır.

32 PSİKOLOJİNİN DİĞER BİLİMLERLE İLİŞKİSİ PSİKOLOJİ – SİYASET BİLİMİ İnsanlar içerisinde yaşadığı toplumun yönetim biçiminden, hukuk sisteminden etkilenir. Psikoloji, insan davranışı üzerinde siyasal düzenin nasıl bir etkide bulunduğunu anlamak için Siyaset biliminden faydalanır. PSİKOLOJİ – COĞRAFYA Coğrafi koşullar ( iklim, bitki örtüsü vb.) insan davranışlarını etkiler. Psikoloji insan davranışlarını anlamak için Coğrafya’dan faydalanır. PSİKOLOJİ – EKONOMİ Ekonomi, insanların ihtiyaçlarını karşılayacak olan mal ve hizmetlerin üretimi, tüketimi, bölüşümü gibi faaliyetleri düzenler. Ekonomik koşullar, insan davranışlarını inceler. Bunun için Psikoloji, Ekonomi biliminden faydalanır.

33 PSİKOLOJİNİN DİĞER BİLİMLERLE İLİŞKİSİ PSİKOLOJİ – ANTROPOLOJİ Antropoloji, insanın oluşumunu değişimini inceler. İkiye ayrılır. Fiziki Antropoloji: İlkel insandan günümüz insanına kadar insanın vücudunda meydana gelen değişiklikleri inceler. Sosyal Antropoloji: İlkel insandan günümüze kadar insanın davranışlarında, düşüncelerinde kültüründe meydana gelen değişiklikleri inceler. NOT: Antropoloji özellikle ilkel insan yaşamı üzerinde yoğunlaşır. Psikoloji, insan davranışlarını anlamak için insanın kökenini inceleyen Antropolojiden faydalanır. PSİKOLOJİ–FELSEFE Felsefe, insanı ve evreni tanımaya, bilginin nasıl oluştuğunu anlamaya yönelik zihinsel etkinlikleri içeren bir bilgi alanıdır. Felsefenin en önemli özelliklerinden biri eleştiridir. Felsefe eleştirerek doğru sanılan birçok şeyin yanlışlığını ortaya çıkarır. Bu nedenle Felsefeyle ilgilenmeyen insanların boş inançların etkisinde kalması kaçınılmazdır. Ayrıca, Felsefeyle ilgisini kesen bilim, bilim olarak varlığını devam etme olanağından yoksun kalır. Bundan dolayı tüm bilimler gibi, Psikoloji de Felsefe ile sıkı bir ilişki içerisindedir.

34 PSİKOLOJİNİN ALT DALLARI DENEYSEL PSİKOLOJİ Davranışın temelinde yatan nedenleri anlamak için araştırma yapar. Davranışın fizyolojik temelleri olan; duyum, algı, dikkat, bellek, öğrenme gibi konularda deneyler yapar. Örneğin: Motivasyonun öğrenme üzerindeki etkisi Yorgunluğun dikkat üzerinde etkisi

35 PSİKOLOJİNİN ALT DALLARI KLİNİK PSİKOLOJİ Bir kurumda bakılmayı gerektiren duygusal, davranışsal bozuklukları olan, toplumla uyumları kopmuş anormal insanların davranışlarını inceler. Teşhis eder ve tedavisini bilimsel olarak yapar. NOT: Psikolog ile Psikiyatrist farklıdır. Psikiyatrist: Tıp doktorudur. İlaç tedavisi yapabilir. Psikolog: Bilim doktorudur. İlaç tedavisi yapmaz.

36 PSİKOLOJİNİN ALT DALLARI GELİŞİM PSİKOLOJİSİ Döllenmeden ölüme kadar bireyin yaşa bağlı davranış değişikliklerini inceler. Birey ne zaman konuşur. Algılama ne zaman başlar. Çocuğun düşünmesinde meydana gelen sistematik değişimler nelerdir. Bireyin çevre ile ilişkisi hangi yaşta nasıl olur, gibi konular Gelişim Psikolojisinin konularıdır. 3 ana bölüme ayrılır: Çocuk Psikolojisi ( Döllenmeden ergenliğe kadar ) Ergenlik Psikolojisi ( Ergenlikten yetişkinliğe kadar ) Yetişkin Psikolojisi ( Yetişkinlikten ölüme kadar )

37 PSİKOLOJİNİN ALT DALLARI DANIŞMANLIK PSİKOLOJİSİ Hafif duygusal, kişisel sorunları olan bireylerin davranışlarını inceler. Bireye yaşamını kolaylaştıracak bilgiler vererek, ilgilerini ve yeteneklerini açığa çıkaracak kararları almasına yardımcı olmayı amaçlar. Çeşitli testler, mülakatlar uygulayarak bireylerin meslekleriyle, eğitimleriyle ilgili sorunlarını anlamaya çalışır. Bireylerin yaşamlarıyla ilgili en doğru kararı vermelerinde yardımcı olur. PSİKOMETRİK PSİKOLOJİ Psikolojide araştırma sonuçlarının sayılarla ifade edilmesidir. Bu alt dal diğer Psikoloji dallarına testler hazırlar. Mevcut testlerin kullanışlılık düzeyini kontrol eder.

38 PSİKOLOJİNİN ALT DALLARI EĞİTİM PSİKOLOJİSİ Psikolojinin eğitim alanlarına uygulanmasından doğmuştur. Okul ortamını ve eğitim sürecini en verimli duruma getirmeyi amaçlar. Okulda öğrencilere testler, mülakatlar uygulayarak öğrencilerin okulla ilgili sorunlarını anlamaya çalışır ve çözümler üretir. *Hangi konu kime nasıl verilmeli? *Öğretmen nasıl yetiştirilmeli? *Eğitim ortamında en yüksek başarı nasıl sağlanmalı? *Eğitim programları nasıl düzenlenmeli? gibi konular üzerinde durur.

39 Eğitim psikolojisi; Dört alanda derinliğine araştırmalar yaparak eğitime katkıda bulunur. EĞİTİM PSİKOLOJİSİ a) Öğrencinin gelişimi ve tanınması b) Öğrenciye elverişli ortamın hazırlanması c) Öğrenmenin gerçekleştirilmesi d) Öğrenilenlerin değerlendirilmesi

40 PSİKOLOJİDE YÖNTEMLER DENEYSEL YÖNTEMLER Gözlemlerden elde edilen varsayımları ispatlamak veya çürütmek amacıyla olgular arasında neden – sonuç ilişkisi kurmak suretiyle gerçekleştirilen yöntemdir. Bir deneyde iki grup vardır: 1) Deney Grubu: Üzerinde araştırma yapılan, şartlarında değişiklik yapılan gruba deney grubu denir. 2) Kontrol Grubu: Karşılaştırma yapmak için, şartlarında herhangi bir değişiklik yapılmayan gruptur.

41 PSİKOLOJİDE YÖNTEMLER DENEYSEL YÖNTEMLER Bir deneyde iki değişken grup vardır: 1) Bağımsız Değişken: Etkisi araştırılan değişkendir. Bağımsız değişken olayın nedenidir. 2) Bağımlı Değişken: Bağımsız değişkenden etkilenen değişkendir. Deneyin sonucudur.

42 PSİKOLOJİDE YÖNTEMLER DENEYSEL YÖNTEMLER Örnek: Ücret tarifesinin üretim miktarı ve kalitesi üzerindeki etkisini incelemek için bir fabrikada çalışanlardan, yaş, cinsiyet, eğitim düzeyi, yapılan iş ve çalışma süresi bakımından birbirine denk iki grup oluşturuluyor. Gruplardan birindeki bireylere ürettikleri parça başına, diğerindekilere ise haftalık olarak sabit miktarda ücret ödeniyor. Deney GrubuKontrol Grubu Parça başı ücret alanHaftalık ücret alan Bağımsız DeğişkenBağımlı Değişken Ücret ödeme şekliVerimin artıp artmaması

43 EĞİTİM PSİKOLOJİSİ GELİŞİMİN ÖGELERİ

44 Yaşamı boyunca insan sürekli gelişme içindedir. Gelişimin öğeleri ile öğrenmenin öğeleri benzerlik gösterir. Gelişimin öğeleri şunlardır: Gelişimin Öğeleri Kalıtım ve kişilik Çevre

45 Gelişimin Öğeleri Temel Kavramlar Gelişme : Döllenmeden ölüme dek süren yaşam sürecinde bireyin geçirdiği fiziksel, bilişsel, duygusal ve sosyal değişikliklerdir. Büyüme: Organizmanın boy, ağırlık ve hacim olarak artmasıdır.

46 Gelişimin Öğeleri Temel Kavramlar Olgunlaşma: Organizmanın büyüyerek kendinden beklenen bir işi yapabilecek düzeye ulaşma sürecidir. Gelişim olgunlaşma ve öğrenmeyi içerir. Hazır bulunuşluk: Bireyin belli bir dönemde belli gelişim görevlerini gerçekleştirebilecek olgunluğa ulaşması ve öğrenme yoluyla bunları gerçekleştirebilecek düzeye gelmesidir.

47 GELİŞİMİN İLKELERİ GELİŞİM, KALITIM VE ÇEVRE ETKİLEŞİMİNİN ÜRÜNÜDÜR GELİŞİM SÜREKLİDİR VE BELLİ AŞAMALARDA GERÇEKLEŞİR GELİŞİMİN HIZI HER DÖNEMDE AYNI DEĞİLDİR GELİŞİM NÖBETLEŞE DEVAM EDER GELİŞİM BAŞTAN AYAĞA, İÇTEN DIŞA DOĞRUDUR GELİŞİM, GENELDEN ÖZELE DOĞRUDUR Orta Yetişkinlik Dönemi (12-14 Yaş) Yaşlılık Dönemi (60……………… Yaş) GELİŞİM BİR BÜTÜNDÜR GELİŞİMDE BİREYSEL FARKLAR VARDIR GELİŞİMDE KRİTİK DÖNEMLER VARDIR

48

49 GELİŞİM DÖNEMLERİ Doğum Öncesi Dönem (Döllenme-Doğum) Bebeklik Dönemi (0-3 Yaş) Okul Öncesi (İlk Çocukluk) Dönem (3-6 Yaş) Okul ( Son Çocukluk) Dönem (6-12 Yaş) Erinlik Dönemi (12-14 Yaş) Ergenlik Dönemi (14-18 Yaş) Orta Yetişkinlik Dönemi (12-14 Yaş) Yaşlılık Dönemi (60……………… Yaş) Genç Yetişkinlik Dönemi (20-30 Yaş) Orta Yetişkinlik Dönemi (30-60 Yaş) Yaşlılık Dönemi (60……………… Yaş)

50

51 Gelişim; Baştan ayağa içten dışa doğrudur. Beyin gelişiminin % 70’i ilk 2 ayda gerçekleşir.

52 Anne beslenmesine dikkat etmelidir. Protein ağırlıklı beslenin, diğer besinlerden de gerektiği kadar alın. Stresten uzak durun. * Sigara ve alkol kullanmayın ! ÖNERİLER

53

54  Beyin gelişimi aktif olarak devam eder  Refleks kazanımları önemlidir. BİLİŞSEL GELİŞİM

55 ÖNERİLER Çocuğa bol bol uyaran sağlayın. 5 duyuyu aktif uyarın, Örneğin; müzik dinletin, kukla oynatın. Ona zarar verici (boncuk, keskin uçlu vb.) materyaller vermeyin. Çünkü bu dönemde oral refleksler güçlüdür.

56 Küçük ve büyük kas gelişiminin temelleri atılır. PSİKOMOTOR GELİŞİM

57 ÖNERİLER Kaşık-çatal-bardak tutmasına fırsat tanıyın. Göz koordinasyonu kurup kurmadığına dikkat edin. Seslere tepki verip vermediği kontrol edin. Göz koordinasyonu kurup kurmadığına dikkat edin. Seslere tepki verip vermediği kontrol edin.

58 * Ağlama * Agulama * İki sesli heceler * Hecelerin tekrarı * Kelimeler * 2-3 kelimeli cümleler DİL GELİŞİMİ

59 ÖNERİLER Nesneler söylerken resimlerini gösterin. Basit hikayeler anlatın. Parmak oyunları oynayın Müzik dinletin. Dil bilişsel gelişimin göstergesidir.

60 *Bu yaşlar oral dönemi içerir. *Emme refleksi gösterirler. *Tuvalet eğitimi bu dönemde gerçekleşir. PSİKO-SEKSÜEL GELİŞİM

61 ÖNERİLER Güven duygusuna karşı güvensizlik duygusu oluştuğu için çok kritik bir evredir. Beslenmesine dikkat edin, Çocukla aranızda sıcak bir iletişim kurun. Dokunmak sarılmak kucaklamak gelişimini olumlu etkiler, Tuvalet eğitimine 2 yaşından önce başlayın bu eğitim sırasında, baskı ceza utandırmaktan kaçının!

62 * Tuvalet alışkanlığını kazanır. * Kaşık-çatal kullanır. * Saçını düzeltir. * Giyinir, ayakkabılarını giyebilir. ÖZBAKIM GELİŞİMİ

63 ÖNERİLER Tuvalet eğitimine özen gösterin. Kontrollü olarak özerklik tanıyın. Giyinme, tek başına yemek yeme davranışlarını özendirin.

64 * Ceza-ödül ayrımını bu dönemde kazanır. * Empati azdır. * Otoriteye uyma azlığı gözlenir. * Amaç dikkate alınmaz. AHLAK GELİŞİMİ

65 ÖNERİLER Kurallar açık, net, tutarlı ve sürekli olmalıdır Ceza kesinlikle fiziksel şiddet, baskı, bağırma şeklinde olmamalıdır. Cezayı, davranış kasti olduğu durumlarda olumsuz davranışı düzelttirme şeklinde verin Soyut algılar gelişmediği için nasihatten kaçının.

66

67 * Bu dönem işlem öncesi dönemdir, sembolik işlem dönemi, sezgisel dönem olarak ikiye ayrılır * Olaylara çok yönlü bakamazlar. * Başından geçen olayları basitçe anlatırlar. * Genelleme yapamazlar. * Hayali arkadaşları olabilir. * Hareket eden şeylerin canlı olduğunu düşünürler. BİLİŞSEL GELİŞİM

68 ÖNERİLER Çocuğun oyunlarına müdahale etmeyin. Nesnelerden çok yönlü bahsedin. Kendisini ifade etmesine olanak tanıyın. Hayali arkadaşları görmezden gelin. Ağırlık, yön, hacim gibi kavramlardan basitçe bahsedin.

69 * Bu dönemde ben-merkezlidir * Uyaran çokluğu ile dil gelişimi paraleldir. * Bir önceki döneme göre iletişim yeteneği artar. DİL GELİŞİMİ

70 ÖNERİLER Çocuğun izlediği, dinlediği programları dikkatle seçin Düzgün bir Türkçe kullanın, şiveden kaçının. Müzik dinletin, birlikte oyun oynayın. Yanlış kelimelerini uygun bir dille düzeltin.

71 *Çocuk cinsel kimliğini kazanmaya bu dönemde başlar. *Cinsiyet farklılıklarını keşfeder ve bu konuda meraklıdır. *Cinsel organları ile oynayabilir. PSİKO-SEKSÜEL GELİŞİM

72 ÖNERİLER Çocuklar karşı cinsiyetteki ebeveynlerine yönelirler. Bu durumu normal karşılayın. Cinsel farklılıklar uygun dil ve materyallerle açıklayın. Cinsel organları ile oynamaları doğaldır.Bu durumda çocuğun dikkatini başka yöne çekin, cezalandırmayın!

73 * İletişim becerisi güçlenmeye başlar. * Girişimcilik artar. * Soyut kavramlar yavaş kazanılmaya. başlar. SOSYAL-DUYGUSAL GELİŞİM

74 ÖNERİLER Çocuğa zarar gelmemesi koşulu ile deneme-yanılma yolu ile öğrenilmesine fırsat verin. Ceza yöntemi kullanılırken, çocuğun suçluluk duygusunun oluşmaması için ona hataları düzelttirilerek ceza yöntemi uygulayın.

75 * Parmak kaslarının gelişiminin yoğun olduğu bir dönemdir. * Büyük kas gelişimi de hızlıdır. PSİKO-MOTOR GELİŞİM

76 ÖNERİLER Çocuğa sorumluluk verin (odasını toplama vb) Artık materyallerle çalışmasına, makas kullanmasına izin verin. El-göz koordinasyonunun gelişmesi için etkinlik yaptırın. Giyinmesi, düğme iliklemesi, fermuar çekmesi, saçlarını taraması, dişlerini fırçalaması gibi davranışları tek başına yapmasına fırsat verin

77 * Art niyet gütmeksizin ben-merkezli davranırlar. * Onlar için “Doğru” olan “Eşit” olandır. * Değiş-tokuş pazarlık yaparlar. * Olaylara somut olarak bakabilirler. * Doğrunun göreli olduğunun farkına varmaya başlarlar. AHLAKİ GELİŞİM

78 ÖNERİLER Ben-merkezli davranışlarına kızmak yerine ona empati kurmayı öğretin. Başkalarının duygularına karşı hassas olmalarını öğretin. Soyut kavramlar yerine somut bir dil kullanın.‘Canı acır, ağlar’ gibi.

79

80  Zıt kavramları öğrenirler.  Sayı, hacim, mekan, boyut gibi kavramlar oluşmaya başlar.  Korunum ilkesini kazanırlar.  Ben-merkezlilikleri en aza iner.  Sıralama, sınıflandırma, karşılaştırma işlemlerinde beceri artışı görülür.  Ortak kurallar oluşturur, amaçlar etrafında birleşirler. BİLİŞSEL GELİŞİM

81 ÖNERİLER Oyun yolu ile daha iyi öğrendikleri için oynamalarına fırsat verin. Oyundan derse geçişte çocuk zorlanabilir. Bu dönemde rehberlik edin. Arkadaşları ile oynamasına izin verin.

82 * Cinsel dürtülerde durgunluk gözlenir. * Kendi cinsiyetinden olan ebeveyne yönelir. * Kendi cinsiyetine ilişkin toplumsal rolleri kazanmaya başlar. PSİKO-SEKSÜEL GELİŞİM

83 ÖNERİLER Kendi cinsiyetinden olan ebeveyn çocuğa karşı anlayışlı ve dinleyici olmalıdır. Karşı cinsiyetteki ebeveyn çocukla iletişimini kesmemelidir. Eşler arasında çocuğa karşı tutarlı bir tutum sergilenmelidir.

84 * El-göz koordinasyonunda genelden-özele bir ilerleme görülür. * Estetik kaygılar ortaya çıkar. * Pek çok oyuna katılabilir. * İstediği bir çok hareketi yapabilir. PSİKO-MOTOR GELİŞİM

85 ÖNERİLER Çocuğa sorumluluk verin (Ev işi, temizlik, basit yiyecek hazırlama gibi.) Bale, yüzme gibi etkinliklere yönlendirilmelidir.

86 Üretmeye ve yaptıkları işlerden zevk almaya başlarlar. * Soyut kavramları kazanmaya başlarlar. * Başarı isteği duyarlar. SOSYAL-DUYGUSAL GELİŞİM

87 ÖNERİLER Çocuğun, okulu sevmesi ve başarısını içselleştirmesini sağlayın, Okul korkusu bu dönemde oluşabilir, dikkatli olun.. Kıyaslama yapmayın. Özgüveni zedeleyici davranışlardan uzak durun. Başarılarını takdir edin, başarısızlıklarını aşma konusunda rehber olun.

88 * Çocuk bu dönemde “ İyi ” olma eğilimindedir. * Geleneksel ve ulusal değerlerin önemini anlamaya başlar. * Kurallara uymaya önem verir. * Diğer insanlarla kendisini özdeşleştirebilir. AHLAK GELİŞİMİ

89 ÖNERİLER Doğru model olun. Anne-baba olarak birlikte tutarlı olun. Empati yeteneğini geliştirici sorular sorun.

90 * Karmaşık cümleler kurabilir. * Duygularını yalın bir dille ifade eder. * Şiir öğrenebilir, hikaye oluşturabilir, şarkı söyleyebilir. DİL GELİŞİMİ

91 ÖNERİLER Onunla konuşun ve duygularını ifade etmesine izin verin. Çocuk yüksek sesle konuşabilir bu nazik bir şekilde uyarın.

92

93 BİLİŞSEL GELİŞİM  Soyut işlemler dönemidir.  Tartışmaları sever. Düşüncelerini ifade etmek isterler.  Mantık üzerinde yoğunlaşırlar.  Olaylara çok yönlü bakabilirler.

94 ÖNERİLER Her konuda çocuğunuzla konuşun, onun fikrini alın. Ailede alınan kararlara dahil edin. Ergen ben merkezliliği ile ilgili olarak makul ve anlayışlı davranın.

95 PSİKO-MOTOR GELİŞİM Kemikler hızla gelişir. Büyük ve küçük kaslar boyut yönünden gelişir. Değişik spor dallarına yönelirler. Kilo artışları gözlenir. Çok enerjiktirler.

96 ÖNERİLER Spor aktivitelerini destekleyin. Kilo ve boy artışı üzerinde durmayın Sakarlıklarını doğal karşılayın.

97 PSİKO-SEKSÜEL GELİŞİM Vücutta tüylenme başlar. Genital sistem cinsiyet yönünden gelişmeye, bir takım salgılar ve hormonlar işlevsellik kazanır. Kızlarda regiler dönem başlar. Karşı cinse karşı ilgi artar.

98 ÖNERİLER Çocuklarla ailelerin duygusal bir bağ kurmaları için önemli bir dönemdir. Kız çocuklarını özellikle özel dönemleri konusunda bilgilendirin. Baskıcı bir tutum sergilemeyin, uygun iletişim kurun. Karşı cinse duyulan ilgiyi doğal karşılayın.

99 SOSYAL-DUYGUSAL GELİŞİM Çocuğun benlik algısı değişmeye başlar, kimlik arayışı içine girer. Bir gruba dahil olma ve arkadaşlık ilişkileri çok önemlidir. Fiziksel görünümleri konusunda çok hassastırlar. Yoğun bir duygusallık yaşarlar.

100 ÖNERİLER Kimlik karmaşası içinde olduğu için uygun model olun. Çocuğunuza özerklik tanıyın. Arkadaşları ve karşı cinsle iletişimine müdahale etmeyin. Fiziksel görünümü hakkında ona rehberlik edin.

101 AHLAK GELİŞİMİ Toplumsal değerler ön plandadır. Hem toplumsal değerlere önem verir, hem de isyankar olur. Kimlik kazanımında model alırlar.

102 ÖNERİLER Ebeveynler söylemlerinde ve davranışlarında tutarlı olmalıdırlar. Ebeveynler, geleneksel değerler hakkında onlara örnek olmalı, rehberlik etmelidirler.

103

104 * Karmaşık sorunlara mantıksal çözümler geliştirir. Düşünce ile oynayabilir. Mantıksal oyunları sever. Bilişsel gelişimin büyük bir kısmı tamamlanmasına rağmen, yine de beyni geliştirici etkinlikleri ihtiyaçları vardır. BİLİŞSEL GELİŞİM

105 ÖNERİLER Boş zamanlarında zeka oyunları ile oynamasına fırsat tanıyın. Aile bireyleri ile birlikte bu oyunların oynanması, duygusal yakınlık için önemlidir.

106 * Fiziksel değişimler düzene girmeye başlar. * Boy uzaması devam eder. * Grup faaliyetlerine katılım artar. * Sportif faaliyetler önem kazanır. PSİKO-MOTOR GELİŞİM

107 ÖNERİLER Spor faaliyetleri destekleyin. Derslerini etkilemediği sürece kısıtlama yoluna gitmeyin. Özellikle sınırlarını keşfetme konusunda yardımcı olacak doğa sporlarına yönlendirin.

108 Erkeklerde genital sistemlerin gelişimi daha yoğun yaşanır. Kızlarda gelişim daha önceden başlar. Cinsel öğelere ilgi artar. Cinsel deneyimler yaşanabilir. Kızlar olgunluk kazanmaya başlar. PSİKO-SEKSÜEL GELİŞİM

109 ÖNERİLER Erkek çocukların merakını anlayışla karşılayın, uygun durumda cinsel deneyimlerin yaşanabilmesi için uygun zamanın ve koşulların olması konusunda rehberlik edin. İnternet sitelerinin olumsuzlukları ile ilgili farkındalık yaratın.

110 * * Bu dönemde kimlik kazanılır ya da kimlik karmaşası devam eder. * Karşı cinse ilgi kız çocuklarda duygusal açıdan daha yoğundur. * Erkekler karşı cinse hem cinsel hem duygusal açıdan ilgi duyar. * İletişimleri genelde iyidir. * Özenti denilen davranış ortaya çıkar. SOSYAL-DUYGUSAL GELİŞİM

111 ÖNERİLER Kız-erkek çocuk ayrımı kesinlikle yapmayın. Gençle iyi bir iletişim kurun. Yalnız kalmasına izin verin. Özenti konusunda önce kendinizi gözden geçirin.

112 * Bu dönemde ya kurallara uyma ya sıra dışı olma eğilimi görülür. * İntihara, suça, kanun dışı olaylara eğilim görülebilir. Bunun sebebi kimlik karmaşasıdır. AHLAK GELİŞİMİ

113 ÖNERİLER Hatalara karşı anlayışlı olun, gencin üzerine gitmeyin. İntihar düşüncesi, madde kullanımı konularında psikolojik destek alın.

114 YAPISALCILIK ( Strüktüralizm ) Konusu: İnsan bilincinin (zihnin) yapısı ve işleyişi Yöntemi: İçe bakış (iç gözlem) Temsilcileri: Wilhelm WUNDT, Edward TİTCHENER PSİKOLOJİDE EKOLLER

115 YAPISALCILIK ( Strüktüralizm ) Yapısalcılar insan zihninin öğelerini ve bunlar arasındaki ilişkiyi, yani zihinsel süreçleri ( duyum, algı, bellek, düşünce, duygu, irade, dikkat gibi) incelemişlerdir. Onlara göre insanın ayırt edici özelliği, düşünen ve düşünerek davranışta bulunan bir varlık olmasıdır. Öyleyse, insan davranışlarının anlaşılmasının önkoşulu, insanın düşünme ve anlama yeteneğinin kavranmasıdır. PSİKOLOJİDE EKOLLER

116 YAPISALCILIK ( Strüktüralizm ) Yapısalcılar, Kimya biliminden etkilenmişlerdir. Nasıl ki; Kimya maddenin en küçük birimi olan atomu bulunca, kimyasal olayları anlamak kolaylaştıysa, Psikolojide zihin ve zihinsel süreçleri en küçük parçalarına ayırarak insan bilincini anlayıp, açıklayacaktır. Bilinci içe bakış yöntemiyle incelemişlerdir. İçe bakış, bireyin kendi kendisini gözlemlemesi demektir. Bireye ( ses, ışık, koku gibi ) uyarıcılar verilerek bireyin bu uyarıcılar karşısında hissettiklerini anlatması istenir. PSİKOLOJİDE EKOLLER

117 İŞLEVSELCİLER ( Fonksiyonalizm ) Konusu: Çevreye uyum sağlayan davranışlar, Bilinç ne işe yarar Yöntemi: İçebakış, Deney, Gözlem Temsilcileri: W. James, J. Dewey PSİKOLOJİDE EKOLLER

118 İŞLEVSELCİLER ( Fonksiyonalizm ) Yapısalcılar, bilinç nedir? derken, İşlevselciler bilinç ne işe yarar? Sorusuna cevap aramışlardır. İnsanın çevreye uyum sağlayan davranışlarıyla ilgilenirler. Önemli olan davranışın kendisi değil, ne işe yaradığıdır. Davranış organizmanın çevreye uyumunu sağlamalıdır. Asıl amaç, algılama, düşünme, duygulanma ve irade gibi bilinç olaylarının hayatta karşılaşılan sorunların çözümlenmesine nasıl yardımcı olduğudur. NOT: İşlevselciler, sayesinde psikolojinin hayata uygulanması ile Çocuk Psikolojisi, testler, Eğitim Psikolojisi gibi yeni alanlar doğmuştur. PSİKOLOJİDE EKOLLER

119 PSİKANALİZM ( Psikodinamik, Psikoanalitik, Dinamik, Derinlik, Bilinçaltı ) Konusu: Bilinçaltına itilen olumsuz düşünceler, duygular Yöntemi: Serbest çağrışım, Telkin, Hipnoz, Rüya analiz, Mülakat, Test, İçebakış Temsilcileri: S. Freud, A. Adler, J.G. Jung PSİKOLOJİDE EKOLLER

120 PSİKANALİZM ( Psikodinamik, Psikoanalitik, Dinamik, Derinlik, Bilinçaltı ) Freud’a göre “cinsellik” ve “saldırganlık” insanların doğuştan getirdikleri iki temel eğilimdir. Bu iki güdü insanoğlunun toplum içerisinde yaşamasını zorlaştırır. Bunun yanında kişi kendisini rahatsız eden duyguları ve düşünceleri bastırarak bilinçaltına atar. Ama bunlar insanı rahatsız etmeye devam eder. Zamanla birey bu bastırılmış duygu ve düşünceleri çeşitli rüyalar, dil sürçmeleri, unutmalar şeklinde dışa vurur. Freud’a göre insanın davranışlarını anlamak için bilince değil bilinçaltına bakmak gerekir. PSİKOLOJİDE EKOLLER

121 BİLİNÇ BİLİNÇALTI Freud’un Aysbergi - İnsan hayatında yaşanan olumsuzluklar + İnsan hayatında yaşanan olumluklar Bu olumsuzluklar sonra dışarı çıkmak ister, insanın akıl sağlığı bozulur. İnsan bunların farkında değil ama etkisindedir. İD-EGO-SÜPEREGO kişiliğin bir organizasyonudur. PSİKOLOJİDE EKOLLER

122 GESTALT ( Bütünlük) EKOLÜ Konusu: Davranışlar bir bütündür. Yöntemi: Tümdengelim Temsilcileri: Wertheimer, Koffka, Köhler PSİKOLOJİDE EKOLLER

123 GESTALT ( Bütünlük) EKOLÜ Bu yaklaşıma göre İnsan davranışları bir bütündür parçalara bölünemez Diğer ekollerin parçacı yaklaşımını eleştirirler. Davranışları bir bütün olarak incelemişlerdir. Davranışları ancak bir bütün olarak incelediğimizde doğru anlayabileceğimizi ileri sürmüşlerdir. Doğal gözleme önem vermişlerdir. Algı ve öğrenme alanında önemli çalışmalar yapmışlardır. Bu yaklaşıma göre İnsan davranışları bir bütündür parçalara bölünemez PSİKOLOJİDE EKOLLER

124 HÜMANİST (İnsancıl) YAKLAŞIM Konusu: İnsan kendine özgü özellikleri ve ihtiyaçları olan özgür bir varlıktır. Yöntemi: İçebakış, Empati Temsilcileri: Maslow, Rogers, Sartre PSİKOLOJİDE EKOLLER

125 HÜMANİST (İnsancıl) YAKLAŞIM İnsanı temele alan hümanist yaklaşım, varoluşçuluk felsefesinden etkilenerek doğmuştur. Onlara göre insan sadece beslenme gereksinimi olan bir varlık değildir. İnsanın güven, sevgi, saygı gibi psikolojik ve toplumsal gereksinimleri de vardır. Birey önce güven daha sonra sevgi, saygı gereksinimlerini karşılarsa olumlu kişilik özellikleri ile biçimlenir. Psikoloji insan davranışlarını incelerken bireyler arası farklılıkları göz önünde bulundurmalıdır. Çünkü her birey kendi seçimlerinde özgürdür. Hümanistlere göre öncelikle yapılması gereken iş kişide empati duygusunu geliştirmektir. Hümanistlere göre öncelikle yapılması gereken iş kişide EMPATİ duygusunu geliştirmektir. PSİKOLOJİDE EKOLLER

126 BİYOLOJİK YAKLAŞIM Konusu: Davranışlardaki biyolojik yapı Yöntemi: Deney Temsilcileri: A. Meyer PSİKOLOJİDE EKOLLER

127 BİYOLOJİK YAKLAŞIM Davranışların kökeninde biyolojik özelliklerin etkisi vardır. Davranışın nedenlerini biyolojik yapıya, bu yapının işleyiş biçimine bağlayan yaklaşımdır. Davranış, uyarıcıların beyni etkilemesiyle başlar. Oradan sinirler aracılığıyla kaslara geçer ve gözlenebilir davranışlar olarak ortaya çıkar. İnsanların davranışlarında hormonların, sinir sisteminin etkisi vardır. İnsanın davranışlarını anlamak için beyindeki sinir sistemini, insanın biyolojik çalışma sistemini bilmek gerekir. PSİKOLOJİDE EKOLLER

128 DAVRANIŞÇILIK ( Bihevyorizm ) Konusu: Dışarıdan gözlenebilen, ölçülebilen davranışlar Yöntemi: Deney Temsilcileri: John WATSON, İvan PAVLOV, Frederic SKİNNER, Edvard THORNDİKE PSİKOLOJİDE EKOLLER

129 DAVRANIŞÇILIK ( Bihevyorizm ) Öğrenmenin uyarıcı ile davranış arasında bir bağ kurularak geliştiğini ve pekiştirme yoluyla davranış değiştirmenin gerçekleştiğini kabul eder. Davranışçılar öğrenmeyi mekanik bir süreç olarak ele alırlar. Davranışçı Kuramın öğretimin ilkeleri: -Yaparak öğrenme -Pekiştirme -Tekrar -Güdülenme PSİKOLOJİDE EKOLLER

130 DAVRANIŞÇILIK ( Bihevyorizm ) Öğrenmede Uyarıcı - Tepki İlişkisi Öğrenme kuramlarının hemen hepsinde uyarıcı - tepki arasındaki bağlantıdan söz edilir. Uyarıcı, fiziksel çevrede, duyu organını harekete geçiren herhangi bir nesne, enerji ya da enerji değişmesidir. Tepki ise organizmanın bir uyaran karşısında gösterdiği herhangi bir bedensel, zihinsel ya da duygusal bir davranıştır. PSİKOLOJİDE EKOLLER

131 DAVRANIŞÇILIK ( Bihevyorizm ) Öğrenmede Uyarıcı - Tepki İlişkisi Uyarıcı - tepki ilişkileri iki temel süreçten bir tanesi ile açıklanmaktadır. Uyarıcı, tepkiden önce gelir. Uyarılar(U) tepkilere(T) neden olur. Bu yaklaşım U -T yoluyla ifade edilir. Derste zilin çalması uyarıdır, sınıfı terk etme ise tepkidir. Bebeğin ağlaması uyaran, annenin süt vermesi tepkidir. PSİKOLOJİDE EKOLLER

132 DAVRANIŞÇILIK Klasik Koşullanma: -Z il nötr uyarıcıdır. Yani tepkiye yol açmayan uyarıcı. -Et şartsız uyarıcıdır. Yani organizma için doğal olan ve tepkiyi otomatik olarak meydana getiren uyarıcı. -Salya salgısı şartsız tepkidir. Yani organizmanın isteksiz olarak gösterdiği normal bir tepkidir. PSİKOLOJİDE EKOLLER Organizma belli bir durumda son olarak hangi davranışı göstermişse aynı durumla tekrar karşılaştığında aynı davranışı gösterme eğilimindedir.

133 DAVRANIŞÇILIK ( Bihevyorizm ) -Koşulsuz uyarıcı: Organizma için doğal olan ve tepkiyi otomatik olarak meydana getiren uyarıcıdır. (ET) -Koşulsuz tepki: Koşulsuz uyarıcının organizmada meydana getirdiği doğal ve otomatik tepkidir. (SALYA) -Nötr uyarıcı: Önceleri organizma için herhangi bir şey ifade etmeyen uyarıcıdır. (ZİL) -Koşullu uyarıcı: Nötr uyarıcının doğal (koşulsuz) uyarıcı ile eşleştirilmesi sonucu doğal uyarıcının yerine geçen uyarıcıdır. (ZİL+ET) -Koşullu tepki: Koşullu uyarıcının meydana getirdiği doğal ve otomatik tepkidir. (ZİL+ET+SALYA) PSİKOLOJİDE EKOLLER

134 Klasik koşullanma ilkeleri 1.Genelleme 2.Ayırt etme 3.Sönme 4.Kendiliğinden geri gelme 5-Bitişiklik 6-Habercilik 7-Birden fazla uyarıcıya koşullanma 8-Öğrenilmiş çaresizlik 9-Gölgeleme 10-Pekiştirme PSİKOLOJİDE EKOLLER

135 İki veya daha fazla uyarıcıya aynı tepkiyi gösterme. (Örnek: Bıyıklı bir adamdan korkan çocuğun, tüm bıyıklı insanlardan korkması) Olumlu Yönü- Öğrendiğimiz herhangi bir duruma, benzer bir durumda ne yapacağımızı biliriz. Ambülansın siren sesinde ne tür davranış gösteriyorsak, itfaiye, polis vb sirenlerde de aynı tepkiyi göstermek. Olumsuz Yönü- Genelleme yapmak-Kızıl saçlı birinden hoşlanmıyorsak, tüm kızıl saçlılara aynı şekilde davranmak) PSİKOLOJİDE EKOLLER 1.Genelleme:

136 Bazı durumlarda genelleme yapamayız. Çevremizdeki bir çok nesnenin ve uyaranın farklılıklarını öğreniriz. (Örnek: Bir öğle yemeği zili ile derse başlama zilini karıştırmayız) PSİKOLOJİDE EKOLLER 2.Ayırt Etme:

137 İşlemler sonucunda koşullanmış davranışlarda görülen zayıflamadır. Koşullandırılmış tepki zaman zamanda olsa koşulsuz uyarım verilmediğinde koşullu tepki ortadan kalkar. Tartışma: -Acaba sürekli olarak zil sesinden sonra köpeğe et verilmez ise durum ne olur? -Pekiştirilen davranışlarda sönme olur mu? PSİKOLOJİDE EKOLLER 3.Sönme:

138 Söndürülmüş bir koşullu davranışta zaman içerisinde görülen artışa kendiliğinden geri gelme diyoruz. Tartışma: Söndürmenin anlamı, bir tepkinin sonsuza kadar kaybolması mıdır? PSİKOLOJİDE EKOLLER 4.Kendiliğinden Geri Gelme:

139 Koşullu ve koşulsuz uyarıcıların art arda verilmesi durumuna bitişiklik adı verilmektedir. (Watson-Gutherie) -En son verilen tepki önemlidir. Değişik koşullanma durumlarına göre bu koşullu ve koşulsuz uyarıcı verme arasındaki süre beş ile otuz saniye arasında değişebilmektedir. PSİKOLOJİDE EKOLLER 5.Bitişiklik:

140 Klasik koşullanmanın meydana gelebilmesi için koşullu uyarıcının, kendisinden sonra koşulsuz uyarıcının geleceğine ilişkin haber verici nitelikte olmasıdır. Koşullu uyancı (ses) önce, koşulsuz uyarıcı (et) sonra verildiğinde koşullanma meydana gelmektedir. Ses etin geleceğinin habercisi olmakta; böylece köpeği sese koşullamak kolaylaşmaktadır.. PSİKOLOJİDE EKOLLER 6.Habercilik:

141 Koşullu uyarıcı (ses) ve koşulsuz uyarıcı (et) birçok kez birlikte verilerek koşulsuz uyaranın meydana getirdiği etkiyi, koşullu uyarıcının da oluşturması sağlanır. Yani tek başına ses verildiğinde de köpek salya salgılar hale gelir. Bundan sonra ikinci bir koşullu uyarıcı koşullanma sürecine sokulabilir. Örneğin; ışık (ikinci koşullu uyarıcı) önce, ses (birinci koşullu uyarıcı) sonra olmak koşuluyla birkaç kez ikisi birlikte verildiğinde, daha sonra tek başına ışığın da salya tepkisi meydana getirdiği gözlenmektedir. PSİKOLOJİDE EKOLLER 7.Birden Fazla Uyarıcıya Koşullama:

142 Organizma ne kadar çaba harcarsa harcasın durumu değiştiremeyeceğini öğrenerek pasif kalmakta ve bu pasifliği de tüm istenmeyen durumlara genellemektedir Daha önce yaşadığı kötü tecrübeleri zihnine yazan kişi benzer durumlarda da aynı şeyi yaşayacağına inanarak tedirgin olur ve sorunun üstesinden gelmek için hiç çaba göstermez. Bu durum tekrar tekrar başarısız olma sonucu vazgeçme duygusu ve eylemidir. PSİKOLOJİDE EKOLLER 8. Öğrenilmiş Çaresizlik:

143 Bir köpekbalığı ve başka bir balık aynı akvaryuma konulmuş ancak araya bir cam bölme yerleştirilerek birbirinden ayrılmış. Köpekbalığı acıkınca karşısındaki balığa saldırmak istemiş fakat arada cam bir bölme olduğu için cama çarpmış. Tekrar tekrar diğer taraftaki balığı yiyebilmek amacıyla saldırıp dursa da her seferinde aradaki cam engele takılmış. Karşındaki balığı yemek için 28 saat boyunca uğraşan köpekbalığı sonunda denemekten vazgeçmiş. Bir süre sonra aradaki cam bölme kaldırılmış diğer balık yanına gelmiş ama köpekbalığı onu yememiş ve bir süre sonra açlıktan Aradaki engel kalkmış olsa bile köpekbalığının yeniden deneme gücünü kaybedip başarısızlığı kabul etmesini yani başarısızlığa şartlanmasını “öğrenilmiş çaresizlik” olarak adlandırabiliriz. PSİKOLOJİDE EKOLLER 8. Öğrenilmiş Çaresizlik:

144 İki koşullu uyarı birlikte verildiğinde, koşullama daha çok dikkati çeken uyarıcıya karşı meydana gelmektedir, diğeri ise etkisiz kalmaktadır. Bu duruma gölgeleme (Overshadowing) adı verilmektedir. Örneğin; Işık ve şiddetli gürültü koşullu uyarıcı olarak kullanıldığında koşullamanın şiddetli gürültüye karşı meydana geldiği, hayvanın zayıf olan uyarıcıya tepkide bulunmadığı gözlenmektedir. PSİKOLOJİDE EKOLLER 9.Gölgeleme :

145 Klasik koşullanmada pekiştirme, koşulsuz uyarıcının meydana getirdiği etkidir. Koşulsuz uyarıcı pekiştireç rolü görmektedir. Klasik koşullamada pekiştireç tepkiye bağlı olarak verilmez. Tepkinin meydana gelmesinden önce sunulur ve tepkiyi doğuran uyarıcıdır. Bu yönüyle klasik koşullanma, gerek araçsal koşullanmadan gerekse edimsel koşullanmadan ayrılır. PSİKOLOJİDE EKOLLER 10.Pekiştirme :

146 DAVRANIŞÇILIK ( Bihevyorizm ) Edimsel koşullanma Skinner ortaya koymuştur. Ödüle götüren ya da cezadan kurtaran bir davranışın yapılmasını öğretmektir. Pekiştirme ve ceza olmak üzere iki öğesi vardır. PSİKOLOJİDE EKOLLER

147 EDİMSEL KOŞULLANMA Pekiştirme: İstenen davranışın ortaya çıkma sayısını arttıran her uyarıcıya pekiştirme adı verilir.Olumlu ve olumsuz diye ikiye ayrılır. Olumlu pekiştiriciler, verildiği zaman davranışın ortaya çıkma olasılığı fazladır. Örneğin su, yiyecek, övgü gibi. Olumsuz pekiştiriciler, ortadan kaldırıldığı, ya da verilmediği zaman davranışın ortaya çıkma olasılığı fazladır. Örneğin Bir öğretmen her dersin başında, geçen dersteki konu ile ilgili öğrencileri sözlü yoklamaktadır. Özellikle çalışmayan öğrencileri seçip soru sormaktadır. Öğrenciler bu sıkıcı durumdan kurtulmak için her derse çalışarak gelmektedirler.

148 DAVRANIŞÇILIK ( Bihevyorizm ) PSİKOLOJİDE EKOLLER -Olumsuz pekiştireç ceza değildir. -Olumsuz pekiştireç olumlu davranışı ortaya çıkarmak için kullanılır. -Olumsuz pekiştireç geri çekildiğinde olumlu davranış ortaya çıkar. -Olumsuz pekiştireç geri çekilmediğinde cezaya dönüşür.

149 DAVRANIŞÇILIK ( Bihevyorizm ) PSİKOLOJİDE EKOLLER Ceza: Organizmaya istediği bir şeyin verilmemesi yada istemediği bir şeyin verilmesidir. Ceza davranışı yok etmez. azaltabilir. Ya da durdurabilir.

150 PSİKOLOJİDE EKOLLER Öğrenmede Ödül ve Ceza Sözcüğü, olumlu pekiştirici kavramıyla eş anlamlı olarak kullanılır. Organizmanın hoşuna giden bir durumdur. Fakat ceza kavramı olumsuz pekiştireç kavramı ile eş anlamlı olarak kullanılmaz. İstenilmeyen davranışlara verilir ve bu davranışın ortaya çıkma olasılığını azaltır. Olumsuz pekiştireç ise, istenen davranış ortaya çıktığında kullanılmaz. Olumsuz pekiştireç, istenen davranışın ortaya çıkma olasılığını artırır. Ödül Ceza

151 Öğrenmede Ödül ve Ceza Ödüllendirmenin 2 çeşidi vardır. 1- Sürekli 2-Aralıklı (zaman aralıklı-oran aralıklı) 1-Sürekli Ödüllendirmeler Bu tür pekiştireç her tepkiden sonra kullanılır. Aşama kaydederek verilmelidir. Yeni, zor ve karmaşık bir davranışın öğretilmesinde en etkili pekiştirme yöntemi sürekli olandır. Örneğin; öğrenci parmağını kaldırarak konuştuğunda, ödevini yaptığında ödül alır. Davranış öğrenildikten sonra kalıcı olması için aralıklı pekiştirmeye geçilmesi gerekir. Soru:Öğrenmelerde her doğru davranıştan sonra pekiştireç verilmesi doğru mudur? PSİKOLOJİDE EKOLLER

152 Öğrenmede Ödül ve Ceza 2-Aralıklı Ödüllendirme Pekiştirmeler verildiği zamana bağlı olarak değişiklik gösterir A-Zaman aralıklı ödüllendirme: 1-Sabit Aralıklı Pekiştirecin ne zaman verileceği bellidir ve birey bunu bilir. Örnek: 40 dakikada bir verilen teneffüs. Aylık maaş, Vize ve final haftaları

153 2-Değişken Aralıklı Pekiştirecin ne zaman verileceği belli değildir. Birey bunu bilemez. Süprizdir. Öğrenci ödülün ne zaman geleceğini bilmediği için davranışını uzun süre devam ettirir. Örnek: Öğretmenin ödevleri bazen haftada bir, iki veya üç haftada bir kontrol etmesi, Trafik polislerinin farklı zaman aralıklarında kontroller yapması

154 B-Oranlı ödüllendirme: 3-Sabit Oranlı Kaç davranıştan sonra ödülün geleceği bellidir. Pekiştireçler belli sayıdaki davranıştan sonra verilir. Örnek: Öğrenciye yaptığı her 5 ödev için not vermek

155 4- Değişken Oranlı Kaç doğru davranışa pekiştireç verileceği belli değildir. Örnek: Öğrenciye bir seferinde 5 ödev yaptığı diğer seferinde 7 ödev yaptığı için not vermek

156 Pekiştirme tarifleri ve özellikleri TürüÖzellikFaydası SürekliHer doğru davranışın pekiştirilmesi Davranış organizmaya yerleşinceye kadar pekiştirilir Sabit AralıklıDavranışın belli süreklerle pekiştirilmesi Davranış yavaş yavaş yerleşir Sabit OranlıDavranışın belli sayıda pekiştirilmesi Davranış biraz daha hızlı yerleşir Değişken Aralıklı Davranışın farklı zamanlarda pekiştirilmesi Davranışın yerleşme hızı artar Değişken Oranlı Davranışın farklı sayıda yapıldığında pekiştirilmesi Davranış iyice yerleşir ve sönmeye dirençli olur PSİKOLOJİDE EKOLLER

157 Alıştırmalar 1-Sporcularına kazandıktan sonra her üç maçta bir prim ödeyen bir spor kulübü aşağıdaki pekiştirme tariflerinden hangisini kullanmaktadır? A-Sabit Oranlı B-Sabit Aralıklı C-Değişken Oranlı D-Değişken Aralıklı E-Sürekli PSİKOLOJİDE EKOLLER

158 Alıştırmalar 2-Mustafa hoca Eğitim Psikoloji dersinde bir eğitim dönemi içerisinde bazen iki hafta, bazen bir hafta arayla kısa sınav yaparak öğrencilerinin öğrenme çabalarında süreklilik sağlamaya çalışmaktadır. Mustafa hocanın bu uygulaması hangi pekiştirme tarifesine uygundur? A-Sabit Oranlı B-Sabit Aralıklı C-Değişken Oranlı D-Değişken Aralıklı E-Sürekli PSİKOLOJİDE EKOLLER

159 Alıştırmalar 3- Bir öğretmen her yapılan ödevi bir ödülle pekiştirmek yerine bazen bir, bazen iki, bazen de üç ödevi ödüllendirmektedir. Bu öğretmen hangi pekiştirme tarifesini uygulamaktadır? A-Sabit Oranlı B-Sabit Aralıklı C-Değişken Oranlı D-Değişken Aralıklı E-Sürekli PSİKOLOJİDE EKOLLER

160 DAVRANIŞÇILIK ( Bihevyorizm ) Öğrenmede Ödül ve Ceza Ceza son derece bilinçli kullanılmalıdır. Cezanın sakıncaları vardır. Cezanın etkisi önceden kestirilemez. Bunun yanında ödüllendirmenin etkisini önceden kestirmek güç değildir. Ödüllendirme "yaptığını tekrar et" anlamına gelir. Ceza ise "Yaptığını bir daha yapma!" anlamına gelir. Ancak bireyin neyi yapması gerektiği konusuna bir açıklık getirmez. PSİKOLOJİDE EKOLLER

161 DAVRANIŞÇILIK ( Bihevyorizm ) Öğrenmede Ceza 1. Tür Ceza yapılan olumsuz davranış sonucunda öğrenciye direkt müdahale anlamına gelir. (Bağırmak-Tokat Atmak- Kulağını çekmek vb) 2. Tür Ceza ise olumsuz bir davranış sonrası öğrenciyi sevdiği bir şeyden mahrum etmektir. (Elinden çikolatasını almak-Bilgisayarda oyun oynatmamak vb) PSİKOLOJİDE EKOLLER

162 DAVRANIŞÇILIK ( Bihevyorizm ) Cezalandırmanın sakıncalarını gözönünde bulundurarak etkin öğrenme durumları yaratılabilir. Bunlardan birkaçı aşağıda sıralanmıştır. ■ Cezalandırılan davranışın yanında, yapılması istenen davranışın ne olduğu anlatılmalı ve istenen davranış meydana geldiğinde bu ödüllendirilmelidir, ■ Ceza verilmeden önce bireyin uyarılması gerekir, ■ Bir davranış cezalandırıldığında bunun nedeni bireye açık seçik anlatılmalıdır, ■ Ceza, istenmeyen davranış her ortaya çıkışında tutarlı bir biçimde uygulanmalıdır. PSİKOLOJİDE EKOLLER

163 OKUL ÖĞRENMELERİNDE KLASİK KOŞULLANMANIN YERİ VE ÖNEMİ Öğrencilerin okulla ilgili duyuşsal özelliklerinin oluşmasında da klasik koşullanma rol oynayabilir. Bazı öğrencilerin okula, öğretmene ya da belli bir derse yönelik kaygıları ve yersiz korkuları olduğu gözlenmektedir. Bunlara okul içi ve dışı yaşantıları sırasında meydana gelen koşullanmalar neden olmuş olabilir. Örneğin; öğreniminin ilk yıllarında matematik öğretmenini sevmeyen bir öğrenci, öğretmeni değiştikten sonra da bu dersi sevmemeye devam edebilir. PSİKOLOJİDE EKOLLER

164 Okulda arkadaşı ile kavga eden bir öğrenci okula gitmek istemeyebilir. Bu örneklerden birincisinde öğrencinin asıl olumsuz tepki gösterdiği obje öğretmen olmasına rağmen, öğrenci matematik dersi ile öğretmenini birleştirmiş ve öğretmenine karşı duyduğu duyguları derse karşı da duymaya başlamıştır. İkinci örnekte ise öğrencinin olumsuz tepkisi kavga ettiği arkadaşına yönelik olduğu halde, olay okulda meydana geldiği için okula gitmek istememektedir (www.aymavisi.org,2008). PSİKOLOJİDE EKOLLER

165 Okulda bu tür olumsuz koşullanmaların meydana gelmemesi için, okul ve sınıf ortamının öğrencinin hoşuna gidecek biçimde düzenlenmesi, okulda öğrencinin olumsuz yaşantı geçirmesine neden olacak durumlardan kaçınılması gerekir. Ayrıca, öğrencilerin geçmiş yaşantılarında kazandıkları olumsuz koşullanmalar varsa, bu davranışlar söndürülmeye çalışılmalıdır (Erden, Akman, 2001). PSİKOLOJİDE EKOLLER

166 DAVRANIŞÇI KURAMIN SINIF ORTAMINDA UYGULANMASI İLE İLGİLİ ÖNERİLER Olumlu atmosfer sağlanması: Soru sormada dikkat edilecek hususlar: Sınıf önünde konuşma: Yanlış şartlanmalara yol açma: Davranış-şartlanma ilişkisi: İpucu verme: Genel Bildirim: Genelleme ve Ayırt Etme: Pekiştirme Tarifeleri: Farklı Öğretim Yöntemlerinden Yaralanma: Pekiştirme ve Cezanın Kullanımı: Gözleyerek Öğrenme: PSİKOLOJİDE EKOLLER

167 BİLİŞSEL YAKLAŞIM Konusu: Bilişsel faaliyetler Yöntemi: Deney Temsilcileri: J. Piaget, Bruner, Ausubel,Tolman PSİKOLOJİDE EKOLLER

168 BİLİŞSEL YAKLAŞIM Davranışın kökeninde bilişsel faaliyetler vardır. Biliş insanın hayatı anlamaya, tanımaya yönelik etkinliğidir. Davranışın kökeninde (duyum, algı, bellek, dikkat, öğrenme) gibi bilişsel faaliyetler vardır. Birey bu faaliyetleri kullanarak çevresi ve kendisi hakkında bilgi edinir ve davranışta bulunur. PSİKOLOJİDE EKOLLER

169 BİLİŞSEL YAKLAŞIM Dıştan alınan uyarımların algılanması, önceki bilgilerle karşılaştırılması, yeni bilgilerin oluşturulması, elde edilen bilgilerin belleğe depolanması, hatırlanması ile zihinsel ürünlerin kalite ve mantık yönünden değerlendirilmesi, bilişsel faaliyetlerdir. PSİKOLOJİDE EKOLLER

170 BİLİŞSEL YAKLAŞIM Bilişsel Kuramın Öğretim İlkeleri -Yeni öğrenmeler öncekilerin üzerine bina edilir. -Öğrenme bir anlam yükleme çabasıdır. -Öğrenme, uygulama şansı tanımalıdır. -Öğretmen otorite figürü olmamalıdır. -Öğrenme, öğretmen ve öğrencinin karşılıklı etkileşimi ile gerçekleşir. PSİKOLOJİDE EKOLLER

171 BİLİŞSEL YAKLAŞIM Gestalt Kuramı (Beklenti): Algılama üzerine yoğunlaşan bir kuramdır. Davranış amaca yöneliktir. Bu kuram bilincin bir bütün olarak algılanmasına dayanır. Bu kuramı eğitim ve öğretime uygulamak için öğretmenin görevi algılamayı kolaylaştıracak öğrenme ortamını yaratmak olmalıdır. PSİKOLOJİDE EKOLLER

172 BİLİŞSEL YAKLAŞIM Tolman’a göre öğrenme; çevreyi keşfetme ve anlamlı hale getirmedir. PSİKOLOJİDE EKOLLER

173 BİLİŞSEL YAKLAŞIM Organizmanın bir davranışı yapmadan önce o davranışın sonucu ile ilgili beklentileri vardır. Ör. Her öğrencinin ders çalışma davranışını yaparken beklentisi birbirinden farklıdır. Kimisi yüksek not almak, kimisi hocanın gözüne girmek, kimisi de ders çalışıyor görünmek için yapıyor olabilir. PSİKOLOJİDE EKOLLER

174 BİLİŞSEL YAKLAŞIM Tolman öğrenme kurumanda şu kavramları ortaya koymuştur: 1-Beklenti (Musluk açıldığında suyun akması beklenir) 2-Denence (Geçmiş yaşantıları) 3-Güdüleme (Davranışa istekli olmayı) 4-Bilişsel harita (Bilgileri sistemli hale getirmeyi) 5-En az çaba ilkesi (En kısa yoldan davranışa ulaşmayı) 6-Ara değişkenler (Davranışı yönlendiren çevresel uyaranları) 7-Gizil (Latent) öğrenme (Ödül olmadan da öğrenmenin gerçekleştiğini) PSİKOLOJİDE EKOLLER

175 BİLİŞSEL YAKLAŞIM Gestalt Kuramının Eğitime Yansımaları 1-Öğrencilerin eğitim amaçları dikkate alanarak eğitim ortamları buna göre düzenlenmelidir. 2-Öğrencilere çevrelerini keşfetme imkanı sunulmalıdır. 3-Her ödül öğrencinin özelliklerine göre verilmelidir. 4-Öğrenciye sunulan eğitim-öğretim etkinlikleri kendi bilişsel haritalarını oluşturmalarına katkı sağlamalıdır. PSİKOLOJİDE EKOLLER

176 5- Kavrama yoluyla öğrenme ya da içgörüsel öğrenme kavramını desteklemektedirler. 6-Algı bir bütündür ama öncelikli olarak düzenli olanlar algılanır. (Basitlik Yasası) 7-Algısal değişmezlikler :Hareket halindeki bir otomobilin beyne düşen görüntüsü değişiklikler gösterir ancak, otomobil uzaklaştıkça beyne düşen görüntüsü küçülmektedir. Ancak ne kadar uzağa giderse gitsin biz otomobilin büyüklüğüne ilişkin değerlendirmelerimizi önceki algılarımıza bağlı olarak yaparız. Algısal değişmezlikler; Büyüklük-şekil ya da biçim-renk ve parlaklık değişmezlikleri olarak ifade edilebilir. PSİKOLOJİDE EKOLLER

177 Alıştırmalar 1-Birey bir takım davranışlar yaparken ödüle gerek duymayabilir. Buna göre ödülün olmadığı durumlarda öğrenmenin gerçekleşmesi hangi kavramla açıklanabilir? A-Gizil öğrenme B-Güdülenme C-Sosyal öğrenme D-İşaretle öğrenme E-Ara değişken PSİKOLOJİDE EKOLLER

178 2-Bireyin çevre ile kurduğu iletişim sonucunda elde ettiği organize bilgiler hangi kavramla açıklanmaktadır? A-Ara değişken B-Denence C-Gizil öğrenme D-Bilişsel harita E-En az çaba ilkesi PSİKOLOJİDE EKOLLER

179 Bilgiyi İşleme Kuramının sorduğu sorular: 1-Yeni bilgi dışarıdan nasıl alınmaktadır? 2-Alınan yeni bilgi nasıl işlenmektedir? 3-Bilgi uzun süreli belleğe nasıl depolanmaktadır? 4-Depolanan bilgi nasıl geriye çağrılıp hatırlanmaktadır? PSİKOLOJİDE EKOLLER

180 Bilgiyi İşleme Kuramı : Öğrenmeyi çevreden alına uyarıcıların anlamlı hale getirilmesi belleğe depolanması kullanmak için hatırlanması ve davranışa dönüştürülmesi süreci olarak ele alınır. (duyusal kayıt- kısa süreli belek -uzun süreli bellek) Bilgiyi işleme kuramının eğitim alanına getirdiği en önemli katkı öğrenme stratejileridir. Bunlar tekrar anlamlandırma örgütleme ve duyuşsal stratejilerdir. PSİKOLOJİDE EKOLLER

181 Bilgiyi işleme süreci uyarana dikkat ve onu fark etmekle başlar PSİKOLOJİDE EKOLLER

182 Bellek: Öğrenilen şeyleri zihinde tutmak ve ileride kullanmak için bilgilerin saklandığı, organize edildiği ve geri çağrıldığı yerdir. PSİKOLOJİDE EKOLLER

183 Duyusal kayıt: Bilgiyi işleme sürecinin ilk aşamasıdır. Duyu organlarımızla algıladıklarımız orjinali buradadır kapasitesi geniştir ancak süresi azdır Duyusal bilgiler 1-3 saniye durur ve kaybolur. Şu anda dersi dinlerken, etrafınızdaki farklı uyaranlara maruz kalıyorsunuz. Bu uyaranlardan hangisini tanır ve dikkat ederseniz o uyaran işlenir ve kısa süreli belleğe geçer Buradakilerin kısa süreli belleğe geçişi için dikkat ve algı süreçleri gereklidir. PSİKOLOJİDE EKOLLER

184 Kısa süreli bellek : Duyusal kayıttan dikkat ve algı süreçleri sonunda ayrılan bilgidir. Çok sınırlı bir bellektir. Bilgi en fazla 30 saniye tutulur. Bilgi kullanıma hazırdır hemen davranışa dönüşebilir. PSİKOLOJİDE EKOLLER

185 Uzun süreli bellek : Yeni gelen bilgilerin eskilerle örgütlenerek saklandığı ve sürekliliği olan depodur. Bildiklerimizin tümü burada saklanır Depo kapasitesinin sınırsız olduğu görüşü hakimdir. Uygun kodlama yapılırsa geri getirim rahat olur. “Giyecekler”- “Yiyecekler”- “Hayvanlar” gibi kategorilere ayrılarak hatırlama kolaylaştırılır. PSİKOLOJİDE EKOLLER

186 DİĞER YAKLAŞIMLAR Sosyal Öğrenme Kuramı: (Bandura) : Başkalarını izleyerek çevreden öğrenmeye model alma yoluyla gözlem yoluyla taklit ederek öğrenme ya da sosyal öğrenme denir. Bu Kuram bilişsel öğrenme kuramı ile analitik davranışçı kuramın birleştirilerek ortaya konulan bir çeşit orta yol kuramıdır. Öğretmenin davranışları gözlem yoluyla çocuklar tarafından model alınarak kullanılmaktadır. Örneğin sigara içmek, şiddet kullanmak, alay etmek, söz kesmek gibi pek çok istenmeyen davranış öğretmenin model olma özelliği ile eğitim sistemimizde öğrencilere kazandırılmaktadır. PSİKOLOJİDE EKOLLER

187 DİĞER YAKLAŞIMLAR Çoklu Zeka Kuramı: ( Gardner): Zeka bir ya da daha fazla kültürel yapıda değeri olan bir ürüne şekil veren ya da sorunları çözme yeteneğidir. Çoklu zeka Türleri Dilsel / Sözel zeka : Kelime hazineleri geniştir. Kafiyeli kelimeleri bulup bunları kullanmaktan ve tekerlemeleri söylemekten hoşlanırlar. Matematik / Mantıksal Zeka. Görsel / uzamsal zeka: Yaşıtlarından daha çok hayal kurarlar PSİKOLOJİDE EKOLLER

188 Bedensel / Kinestetik Zeka : Bu tip çocuklar çok hareketlidirler. Müzik / Ritmik zeka: Kişiler arası sosyal zeka: Bu çocuklar liderlik özelliklerine sahiptirler. Başkalarına önem verirler ve onlar için endişelenirler. Özedönük / Bireysel Zeka: Doğa Zekası: PSİKOLOJİDE EKOLLER

189 Öğrenme Psikolojisi

190 Öğrenme: Organizmada meydana gelen yaşantı ürünü, kalıcı ve izli davranış değişikliğidir. İnsanları diğer canlılardan ayıran en önemli özelliklerinden birisi de öğrenme kapasiteleridir. ÖĞRENME

191 -Öğrenmenin 3 temel özelliği; 1-Öğrenme sonucunda mutlaka bir davranış değişikliği meydana gelir. Davranışlar istendik ve istenmedik olduğu gibi yanlış davranışlarda meydana gelebilir. -Sigara içmemek (istendik bir davranış) -Sigara içmek (istenmeyen davranış) -Toprak kelimesini “Torpak” olarak ifade etmek yanlış öğrenilmiş davranış) ÖĞRENME

192 -Öğrenmenin 3 temel özelliği; 2-Öğrenme yaşantı ürünüdür. Yaşantı bireyin çevresiyle kurduğu etkileşim sonucu bireyde kalan izlerdir. Her bireyin çevresiyle kurduğu iletişim diğerlerinden farklı olduğu için öğrenme bireyseldir. ÖĞRENME

193 3-Öğrenme kalıcı ve izlidir. Öğrenmeden söz edebilmek için bireyin gösterdiği davranış değişikliğinin sürekli olması gerekir. Kısa süreli davranış değişiklikleri ile büyüme ve olgunlaşma gibi gelişmelerden kaynaklanan davranış değişiklikleri ve ilaç, içki kullanımı sonucunda meydana gelen davranış değişiklikleri öğrenme değildir. ÖĞRENME

194 Bireyin öğrenme çevresi Öğrenme bir çevrede oluşur. Çevre ise bir öğrenci için yalnız okul değildir. Öğrencinin kişiliğinin gelişiminde ve öğrenmesinde aile çevresi diğer çevrelerden daha yüksek bir güce sahiptir. Öğrencinin eğitiminde en önemli çevre etmeni öğretmendir. İyi bir öğretmen yeri geldiğinde öğrencinin gözünde ana babadan ve tüm diğer kişilerden daha üstün tutulmaktadır. ÖĞRENME

195 Bireyin öğrenme çevresi Birey güdülerini doyurması sırasında çoğu kez çevresinden gelen engellerle karşılaşır. Bireyin güdülerini doyurup dengeye ulaşması için bu engelleri yenmesi gerekir. Böyle bir süreç ise çevreye uyum çabasıdır. Sınıfın öğrenmeye elverişli bir biçimde düzenlenmesi gerekir. Sınıftaki öğrenme ortamının iki yönü vardır. Birincisi fiziksel çevre ikincisi ise psikolojik çevredir. ÖĞRENME

196 Davranışta değişme oluşur. Değişme yaşantı ürünü ya da tekrar sonucu gerçekleşir. Davranıştaki değişme, kalıcı izli olur. Öğrenmede birey aktif rol oynar. Öğrenme sonucu birey çevreye uyum sağlar. Öğrenme bireyin daha sonra karşılaşacağı durumlara farklı bir yaklaşım göstermesidir. Öğrenme doğrudan doğruya gözlenemez. Gözlenebilen bireyin performansıdır. Olgunlaşma öğrenmenin önkoşuludur. Öğrenmenin Temel Özellikleri

197 Yaşantı; bireyin çevresiyle etkileşimi sonucunda bireyde kalan izdir. Ancak, bireyin çevresiyle yaptığı her tür etkileşim bireyde iz bırakmaz. Yaşantının oluşabilmesi için, etkileşimin yaşantı eşiğini aşması gerekir. ÖĞRENME İLE İLGİLİ TEMEL KAVRAMLAR Yaşantı

198 Organizmanın gözlenebilen ya da gözlenemeyen açık ya da örtük etkinliklerinin tümüdür. Doğuştan gelen davranışlar (Refleksler): Doğuştan getirdiğimiz davranışları eğitim yoluyla değiştiremeyiz. Göz bebeğinin şiddetli ışıkta küçülmesi, az ışıkta büyümesi gibi refleks davranışlar örnek teşkil eder. ÖĞRENME İLE İLGİLİ TEMEL KAVRAMLAR Davranış

199 Geçici davranışlar: Alkol, ilaç, uyuşturucu madde, hastalık gibi çeşitli etkilerle ortaya çıkan ve bu etki ortadan kalktıktan sonra yok olan davranışlardır. Sonradan kazanılan davranışlar: Doğuştan getirilmeyen, öğrenme sonucu ortaya çıkan davranışlardır. ÖĞRENME İLE İLGİLİ TEMEL KAVRAMLAR

200 Aşağıdaki davranış türlerinden hangisi diğerlerinden farklılık gösterir? A) Piyano çalmak B) Spor yapmak C) Göz kırpmak D) Takı kursuna gitmek E) Yabancı dil öğrenmek ÖĞRENME İLE İLGİLİ TEMEL KAVRAMLAR

201 Doğuştan getirilen türe özgü davranış biçimleridir. Bir davranışın içgüdü olabilmesi için aşağıdaki koşulları yerine getirmesi gerekir. - Doğuştan gelmelidir. - Bir türün tüm üyelerinde olmalıdır. - Başka türlerde olmamalıdır. - Karmaşık bir davranış örüntüsü bulunmalıdır. ÖĞRENME İLE İLGİLİ TEMEL KAVRAMLAR İçgüdü

202 İçgüdü; bir türün gelişimsel ve/veya çevresel koşullarda, belli uyarıcılar karşısında belli bir davranış biçimi sergilemeye yönelik tek tip, kalıtsal, otomatik eğilimdir. İnsanlarda içgüdü değil, içgüdüsel davranış terimi kullanılır. ÖĞRENME İLE İLGİLİ TEMEL KAVRAMLAR

203 Doğuştan getirilen, belli bir uyarıcıya karşı organizmanın belli ve basit bir davranış gösterme eğilimidir. Refleks bir uyarıcıya karşı meydana gelen istem dışı tepkidir. Refleksler sonradan öğrenilmez, doğuştan gelir. ÖĞRENME İLE İLGİLİ TEMEL KAVRAMLAR Refleks

204 Tepki Uyarıcıların etkisiyle organizmanın gösterdiği her türlü, sinir, kas, salgı gibi davranışlardır. Performans (Edim) Performans öğrenilenin gözlenebilir hale dönüşmesidir. Öğrenme zihinsel süreçler içinde oluşur. Zihinsel süreçler gözlenemediğinden ötürü, öğrenmenin gerçekleşip gerçekleşmediğini tespit etmek için, öğrenilenin gözlenebilen yönü yani performansı değerlendirilir. ÖĞRENME İLE İLGİLİ TEMEL KAVRAMLAR Tepki Performans

205 Karşılık, organizmanın herhangi bir uyarana yönelik olarak çevreye verdiği tepki, çevrenin gösterdiği yeni davranış ya da yeni uyaran olarak tanımlanır. Organizmanın herhangi bir tepkisine yönelik olarak aldığı karşılık üç çeşittir. Bunlar; 1. pekiştireç, 2. ceza ve 3. karşılık vermemedir. (Pekiştirmeme ya da görmezden gelme) ÖĞRENME İLE İLGİLİ TEMEL KAVRAMLAR Karşılık

206 Pekiştireç, davranışı yeniden güçlendiren uyarıcıdır. Organizmanın tepkisini artırmak için sunulan karşılıktır. Ceza, davranışı zayıflatan ve ortadan kaldıran uyarıcıdır. Karşılık vermeme (görmezden gelme - pekiştirmeme); davranışı söndürmek ya da istenmeyen davranışın sıklığını azaltmak için davranışla ilgilenmemedir. ÖĞRENME İLE İLGİLİ TEMEL KAVRAMLAR

207 Aşağıdaki ifadelerden hangisi öğrenmenin özelliklerinden değildir? A) Davranışta gözlenebilir bir değişiklik görülür. B) Davranışta gözlenen değişiklik nispeten kalıcı olur. C) Öğrenme, bireyin deneyimi sonucu ortaya çıkar. D) Öğrenme, geçici fizyolojik süreçler ile açıklanamaz. E) Davranışta gözlenen değişiklik için büyüme yeterli şartı oluşturur. ÖĞRENME İLE İLGİLİ TEMEL KAVRAMLAR

208 A. Türe Özgü Hazıroluş Bir organizmanın, istenilen davranışı göstermesi için gerekli biyolojik alt yapıya sahip olması durumu türe özgü hazıroluş olarak tanımlanır. B. ÖĞRENMEYİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER Öğrenen İle İlgili Faktörler

209 B. Olgunlaşma Davranışların öğrenilebilmesi için, organizmanın çevre yaşantılardan bağımsız olarak belli bir gelişimsel düzeye ulaşması gereklidir. Olgunlaşma öğrenmenin ön koşuludur. C. Güdü Organizmayı harekete geçiren, davranışı bir amaca doğru yönlendiren, sürdüren ve denetleyen bir iç koşuldur. Güdüler, organizma içindeki ihtiyaçlardan kaynaklanır. B. ÖĞRENMEYİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER

210 D. Genel Uyarılmışlık Hali Genel uyarılmışlık hali organizmanın öğrenmenin gerçekleşebilmesi için, çevrede bulunan uyarıcıları algılamak ve değerlendirebilmek üzere zihinsel uyanıklık düzeyinde bulunma durumudur. Birey az sayıda uyarıcı alıyorsa, genel anlamda uyarıcılara kapalıdır ve uyarılmışlık hali düşüktür. Çok sayıda uyarıcı alıyorsa, genel anlamda uyarıcılara açıktır ve uyarılmışlık hali yüksektir. B. ÖĞRENMEYİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER

211 E. Önceki Yaşantılar Yeni bir öğrenme oluşurken, eski (önceki) öğrenmelerden etkilenme olur ve her yeni öğrenme öncekinin etkisinin üzerine kurulur. Önceki öğrenmelerin sonrakileri etkilemesi, olumlu ve olumsuz aktarım (transfer) olarak adlandırılır. B. ÖĞRENMEYİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER

212 Olumlu aktarma (olumlu transfer), bir alanda öğrenilmiş bilgi ve becerilerin bir başka alandaki bilgi ve becerilerin öğrenilmesini desteklemesi ve kolaylaştırmasıdır. Olumsuz aktarma (olumsuz transfer), ise önceki öğrenmelerin daha sonraki öğrenmeleri zorlaştırması durumudur. İleriye Ket Vurma (Engelleme-Bozma-Unutma): Önceki öğrenmenin yeni öğrenmeyi karıştırması ve zorlaştırmasıdır. Geriye Ket Vurma (Engelleme-Bozma-Unutma): Yeni öğrenmenin önceki öğrenmeyi karıştırması ve zorlaştırmasıdır. B. ÖĞRENMEYİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER

213 Hakan Bey’in yeni aldığı arabanın geri vitesi, sola doğru çekilerek atılmaktadır. Ama daha önceki arabasının geri vitesi, sağa doğru itilerek atılmaktaydı. Ancak geri vites atması gerektiğinde, uzun bir süre vitesi önce sağa doğru iterek atmaya çalışmıştır. Hakan Bey’in uzun süre vitesi sağa doğru iterek Atmaya çalışmasını en iyi açıklayan kavram Aşağıdakilerden hangisidir? A) Sönme B) İleriye Ket vurma C) Öğrenilmiş çaresizlik D) Olumsuz aktarma E) Öncelik etkisi B. ÖĞRENMEYİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER

214 Mehmet Öğretmen, eğitim-öğretim yılı bitmeden önce günlük ders defterini kontrol ederken bazı imzalarının eksik olduğunu fark eder. İmza atarken ve tarih Yazarken yeni yılın tarihini, bir önceki yılın tarihinin Yerine yazması sık karşılaşılan bir hatadır. Bu hata aşağıdakilerden hangisinin sonucudur? A) Tepki genellemesi B) Sonralık etkisi C) Geriye doğru ket vurma D) Alışma E) İleriye doğru ket vurma B. ÖĞRENMEYİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER

215 2 yıldır klasik gitar çalan Eren, elektro gitar dersleri almaya başlayınca, zorlandığını fark etmiştir. Eren’in elektro gitar çalarken güçlük çekmesini, aşağıdaki kavramlardan hangisi en iyi şekilde açıklar? A) Geriye ket vurma B) Bölünmüş dikkat C) Olumsuz aktarma D) Genel uyarılmışlık hali E) Gölgeleme B. ÖĞRENMEYİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER

216 F. Dikkat Zihinsel enerjinin belirli bir uyarıcıya yoğunlaştırılması durumudur. Bireyin dikkat düzeyinde iç dünyasındaki özellikler (motivasyon, ihtiyaçlar, kişilik özellikleri) ve dış çevre faktörleri (uyarıcının büyüklüğü, şiddeti, farklılığı, hareketliliği) önemli rol oynar. G. Yaş Yaş, bir davranışın sergilenebilmesi için biyolojik alt yapının uygun olduğu zaman dilimini gösterir. En iyi öğrenme çocukluk döneminde gerçekleşir. Yaşlandıkça öğrenme hızı azalır. B. ÖĞRENMEYİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER

217 Alışma ve Duyarsızlaşma Alışma ya da duyarsızlaşma, duyu organlarının sürekli olarak bir uyarıcıya maruz kalması nedeniyle duyumsama yeteneğini geçici olarak kaybetmesidir. Öğrencinin, öğretim materyaline, öğrenilecek konuya, öğrenme ortamına ya da öğretmenin ses tonuna karşı duyarsızlaşması öğrenmeyi olumsuz etkileyecektir. B. ÖĞRENMEYİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER

218 H. Zekâ Zekâ düzeyi yükseldikçe, öğrenmenin etkisi ve hızı artar. Zekâ öğrenmedeki bireysel farklılıkların en temel göstergesidir. Zekâ tanımları aşağıdaki temalardan biri ya da birkaçını kapsayacak şekilde yapılmıştır. 1. Öğrenme kapasitesi 2. Bireyin kazandığı toplam bilgi 3. Genel olarak, yeni durumlara ve çevreye başarıyla uyum sağlama yeteneği B. ÖĞRENMEYİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER

219 Harun ve Cem yanlarında bir köpekle yürüyüşe çıkmışlardı. Cem, köpeğine ıslık çalmayı öğrettiğini söyleyince Harun çok meraklanır ve “Ama ben onun ıslık çaldığını hiç görmedim.” demiştir. Bunun üzerine Cem, “Ben ona öğrettiğimi söyledim, onun öğrendiğini değil” demiştir. Bir köpeğin ıslığa tepki verebilmesi, ama buna karşın ıslık çalamaması aşağıdakilerden hangisiyle açıklanabilir? A) Olgunlaşma B) Olumlu aktarma C) Türe özgü hazır olma D) Genel uyarılmış düzeyi E) Eski yaşantıların aktarılması B. ÖĞRENMEYİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER

220 A. Konunun Yapısı Konuların bütün olarak ya da parçalara bölünerek öğretilmesi öğrenmede fark oluşturur. Konuların birbirine bağlantılı ve anlamlı olması, öğrencinin zeki olması, çabuk öğrenebilmesi durumlarına göre, konular bütün halinde öğretildiğinde, daha etkin bir öğrenme gerçekleşmiş olur. B. ÖĞRENMEYİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER Öğrenme Yöntemi İle İlgili Faktörler

221 B. Öğrenmeye Ayrılan Zaman Öğrenmeye ayrılan zaman bağlamında, aralıklı çalışma (konunun belli aralıklarla sistematik olarak tekrar edilmesi) toplu çalışmaya (derse sadece sınav zamanında tekrar edilecek çalışma) göre daha etkilidir. Toplu çalışan öğrenciler aralıklı çalışan öğrencilere göre, sınavlarda daha başarılı olurlar. Ancak öğrenilen bilgileri kısa sürede unuturlar. B. ÖĞRENMEYİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER

222 C. Geri Bildirim Öğrenme açısından geri bildirim, öğrenme süreci ve performansı hakkında öğrenciye bilgi vermek olarak tanımlanır. D. Öğrenci Aktivitesi En etkili öğrenme biçimi, tüm duyu organlarının öğrenme sürecine katılımının sağlanması ve bireyin aktif rol oynaması sonucunda gerçekleşir. B. ÖĞRENMEYİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER

223 A. Algısal Ayırt Edilebilirlik Algı, zihnin çevreden gelen bir uyaranı tanıma ve anlamlandırma sürecidir. Algısal ayırt edilebilirlik, öğrenme malzemesinin çevredeki uyarıcılardan ayırt edilebilmesidir. Öğrenme Malzemesi İle İlgili Faktörler B. ÖĞRENMEYİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER

224 B. Kavram Ağı Çağrışım yapabilme, konunun öğrencinin zihninde diğer olgu, durum ya da olayları hatırlatabilmesi sürecidir. Bir konu ile ilgili olarak öğrencinin zihninde oluşan çağrışımlar önceki öğrenmeler ile ilgilidir. C. Kavram Haritaları Kavram haritası, geniş bir kavramın ilişki içinde bulunduğu diğer kavramlar ile beraber, bir şema içerisinde somut ve görsel bir şekilde ifade edilmesidir. B. ÖĞRENMEYİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER

225 Aşağıdaki ifadelerden hangisi öğrenmeyi etkileyen, öğrenene ilişkin faktörler arasında yer almaz? A) Türe özgü hazıroluş B) Genel uyarılmışlık hali C) Dikkat D) Zekâ E) Geribildirim B. ÖĞRENMEYİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER

226 YAPILANDIRMACILIK

227 Yapılandırmacılık (constructivism) Öğrenci merkezlidir, Öğretmen rehberlik yapandır, bilgi sunan değildir, Öğrenmenin merkezinde bilgi değil, bilginin işlenmesi anlayışı egemendir, Düşünmeyi öğrenme ve yaratıcılık temel esastır, Ana felsefe öğrenme değil öğrenmeyi öğrenmedir,

228  Öğrenme sürecinin nasıl kurgulanacağı, öğrencinin bilişsel, duyuşsal ve fiziksel kapasitesi ile bağlantılıdır ve doğaçlama olarak biçimlenir,  Ne kadar öğrenildiği değil nasıl ve niçin öğrenildiği önemlidir,  Öğrenme-öğretme süreci, öğrencinin yapabileceği ve geliştirebileceği etkinliklerle yürütülür. Yapılandırmacılık (constructivism) Nedir?

229 Giambatista Vico İ. Kant Jean Piaget John Dewey Lev Semenovitch Vygotsky Bruner E. von Glasersfeld Yapılandırmacı Düşünürler

230 Yapılandırmacı İlkeler Bilgi soyutlama süreci ile oluşturulur. Öğrenenler kendi anlayışlarını oluştururlar. Öğrenenlerdeki bilişsel şemalar öğrenme sürecini kolaylaştırır. Öğrenendeki bilişsel yapılar ve şemalar sürekli bir gelişim süreci içerisindedir. Öğrenme anlıksal anlamaya bağlıdır. Öğrenme toplumsal etkileşimle desteklenir. Anlamlı öğrenme, gerçek öğrenme etkinlikleri sonucu gerçekleşir.

231 Bilişsel Yapılandırmacılık Piaget, doğumdan ergenliğe kadar insanda bilişsel gelişimi mantıklı bir sırayla, binişik bir yapı içinde açıklayan ilk bilim adamıdır. Piaget, kuramını birbirini tamamlayan evreler olarak, insanın dil, eşya ve doğa ile girdiği iletişimi anlamlandırmaya çalışarak geliştirmiştir.

232 Bilişsel Yapılandırmacılık Piaget’e göre; bireyin bilişsel gelişimi, hiyerarşik bir yapı içinde gerçekleşir. Bu yapı bütün bireylerde evrenseldir. Kültürden kültüre değişikliklerin gerçekleşme yaşları değişse de, kurgu ve sıra aynı şekildedir.

233 Vygotsky Ve Yapılandırmacılık Vygotsky’nin, çocukların kendi kavramlarını oluşturduğunu vurgulaması nedeniyle temelde yapılandırmacıdır. Vygotsky, çocukların öğrenme sürecinde bilimsel kavramları ve günlük düşüncelerini yetişkinlerle olan ilişkilerinden öğrendiğine inanmaktadır.

234 Vygotsky Ve Yapılandırmacılık  Toplumsal etkileşimi ve toplumsal bağlamı vurgular.  Çocuk çevresinden kaynaklanan sorunları çözerken yalnız değildir, yetişkinlerden sürekli yardım alır.  İçselleştirme süreci bir şeyi düşünebilme ve o şeyi yapabilme arasında ayrımın fark edilmesi olarak adlandırılır.

235 Jarome Bruner Ve Yapılandırmacılık Öğrenmeyi etkin bir süreç olarak görür, bu süreçte öğrenen yeni düşünce ve kavramları var olan eski bilgisi üzerinde oluşturmaktadır. Öğrenen seçer, bilgi alış-verişinde bulunur, hipotezler oluşturur, kararlar alır ve bunları yaparken de bilişsel yapılarına dayanır. Öğrenme sürecinde öğretenle etkin bir konuşma içerisinde olan öğrenenin, öğrenme ilkesini keşfetmesi gerekmektedir.

236 Jarome Bruner Ve Yapılandırmacılık Ders araçlarının, öğreten tarafından öğrenenin bilişsel düzeyine indirgenmesi gerekir. Araçların kullanımı doğrusal değil döngüsel olmalıdır. Gerçek yaşam içerisinde çok yönlü ve farklı bakış açıları vardır ve bu olgu çok erken yaşlarda edinilmektedir. Çocuklar deneyimlerine üç şekilde anlam vermektedirler: eylemler, görsel araçlar ve dil aracılığı ile.

237 Jarome Bruner Ve Yapılandırmacılık Bruner herhangi bir öğretim kuramının şu özelliklere sahip olması gerektiğini belirtir: 1.Öğrenmeye karşı ilgi ve merak uyandırmak 2.Öğrenenin bilgiyi en iyi şekilde özümseyebileceği bir bilgi yapısı 3.Materyali sunmak için mümkün olan en iyi yolları bulmak 4.Güdüleme için ödül ve cezalardan en iyi şekilde yararlanmak.

238 Von Glasersfeld Ve Yapılandırmacılık Yapılandırmacılık, eğitim alanında dünyayı sarsacak yenilikler yapma iddiasında değildir. Şimdiye kadar, bazı öğretmenlerin kuramsal temelleri olmaksızın yaptıkları etkinliklere sağlam kavramsal temeller sağlama iddiasındadır. Eğer oluşturmacılık kuramını kabul edersek, bilenden bağımsız bir bilginin var olamayacağını, öğrenirken sadece kendi oluşturduğumuz bilginin varlığını kabul etmemiz gerekir.

239 Von Glasersfeld Ve Yapılandırmacılık Öğrenme, nesnelerin gerçek doğasını anlamak ya da düşünceleri hatırlamak değil, öğrenme sürecinde örgütlediğimiz açıklamalar, şemalar ve yapılardan duyuşsal olarak kişisel veya toplumsal anlamlar oluşturmaktır. Bilginin geçerlik ve uygulanabilirliği vurgulanmaktadır.

240 Yapılandırmacılığın Doğası Öğrenen bireylerin bilgiyi nasıl öğrendiklerine ilişkin bir kuram olarak gelişmeye başlayan yapılandırmacılık zamanla öğrenenlerin bilgiyi nasıl yapılandırdıklarına ilişkin bir modele dönüşmüştür. Yapılandırmacılıkta bilginin tekrarı değil, bilginin transferi ve yeniden yapılandırılması (güncellenmesi) önemlidir.

241 Yapılandırmacılığın Doğası Öğrenen bireyin aktif olduğu yapılandırmacı öğrenmede; okumak ve dinlemek yerine tartışma, düşünceleri gerekçeleri ile savunma, varsayımlarda bulunma, sorgulama ve üretilen düşünceleri paylaşma gibi öğrenme sürecine aktif katılım yoluyla öğrenme gerçekleşir. Bireylerin etkileşimine önem verilir. Öğrenenler, bilgiyi olduğu gibi kabul etmezler, bilgiyi yaratır ya da tekrar keşfederler.

242 Yapılandırmacılığın Doğası Yapılandırmacılık anlayışında, eğitimbilim alanının birikimi iyi ve doğru yönleri ele alınır. Herhangi bir model, yöntem, strateji ve teknik öne çıkarılmaz. Mevcut olanlar günün koşulları içinde en iyi şekilde sentezlenerek, bilgiye yeni anlamlar yüklenerek, pragmatik açıdan ele alınır. Örneğin, Bruner’in keşfederek öğrenmesindeki en önemli kavramlardan biri olan içten güdülemeye önem verilir ama diğer yandan da Ausubel’in örgütleyicileri işe koşulabilir.

243 Yapılandırmacı Program Yapılandırmacı öğretimde hedef (kazanım), öğrencilerin önceden belli bir sistematiğe göre belirlenmiş hedeflere ulaşmalarına yardımcı olmak değil, öğrencilerin bilgiyi bilişsel süreçleri yoluyla anlamlandırmaları için fırsatlar yaratmaktır. Bu bağlamda, yapılandırmacı programda hedefler önceden somut olarak belirlenemez. Öğretmenler için soyut ve genel bir çerçeve niteliğinde hedeflerin belirlenmesi gerekir.

244 Yapılandırmacı Program Öğretim programındaki hedefler, bilişsel alanın üst düzeylerinde belirlenmelidir. Böylece ona nasıl ulaşılacağı, öğrenme ortamının özellikleri, çocuğun ve öğretmenin birlikte olma koşullarını göre esnek bir biçimde ortaya çıkmış olur. Örneğin ilköğretim kademesinde, çocuk somut işlemler döneminde olduğu için, derslerin hedefleri uygulama düzeyinde genel olarak belirlenir. Öğretmen o hedefe nasıl ulaşılacağını öğrencilerinin ilgi, beceri ve gereksinimlerine göre süreç içinde kurgulayabilir.

245 Yapılandırmacı Program Yapılandırmacı programda, öğrenme-öğretme süreçleri, eğitim-öğretim ortamında, öğrenen bireylerin ilgi, istek ve ihtiyaçları doğrultusunda yapılandırmacı öğretmen rehberliğinde tasarlanır. Önceden belirlenmiş somut hedefler olamayacağı için, yöntem, içerik ve araç-gereç de ayrıntılı olarak belirlenemez. Bunlar, süreç içinde, olanak ve ihtiyaç karşılama düzeyine göre okul yönetimi, öğretmen, öğrenci ve veli dörtgeninde belirlenir.

246 Yapılandırmacı Program Yapılandırmacı programda, önceden belirlenmiş belirli öğretim yöntem ve tekniklerine başvurulmaz. Sınıfta öğrencilerin mevcut durumlarına göre, öğrenme-öğretme sürecine konu olacak bilgi ve materyallere bağlı olarak, yöntem, strateji ve teknikler o anda doğaçlama olarak ortaya çıkar. Ancak, bu öğretmenin önceden herhangi bir hazırlık yapmayacağı anlamında yorumlanmamalıdır. Öğretmen önceden zihinsel olarak dersine hazırlanır ve olası koşulları göz önünde bulundurabilir.

247 Yapılandırmacı Program Yapılandırmacı öğretim programında ölçme değerlendirme sürecin başından sonuna kadar; derse katılım, motivasyon, grupla uyum, sınav başarısı, yaratıcı fikir üretimi, arkadaşlarını destekleme ve yardım etme düzeyi, gözlem ve gezi performansı da göz önüne alınarak belirlenir. Bunun için her okula bir ölçme değerlendirme birimi ve bilgi-işlem merkezi kurulması yararlı olur.

248 Yapılandırmacı Sınıf Kalabalık olmamalıdır. Çünkü, öğrenmenin merkezinde öğrenci ve etkinlikleri vardır. Her bir öğrencinin kişisel gelişiminin izlenebilmesi sınıf mevcutlarının azaltılması ile mümkün olabilir. Bu mevcut maksimum (ülke şartları da göz önüne alındığında) 30 olmalıdır. Ama gelecek açısından uzun vadede bu mevcut 20’ye indirilecek şekilde düşünülmelidir. Sınıflar branşlara ayrılmalıdır. Türkçe sınıfı, matematik sınıfı, fen bilgisi sınıfı gibi… Her sınıfta ders için gerekli teknik donanım ve materyal standart olmalıdır.

249 Yapılandırmacı Sınıf Yapılandırmacı sınıf teknolojik olmalıdır. Bilginin üretilebilmesi için sınıfın dünyaya açık olması gerekir. Bu bilişim teknolojisi ile mümkün olabilir. İnternet bağlantısı, telefon, televizyon, kitaplık (içi dolu), dersle ilgili gerekli materyal ve diğer donanımlar..vs. Sınıf en azından iki bölümden oluşmalıdır. Biri klasik anlamda dersin yapıldığı bölüm diğeri de gerekli materyallerin ve her an kullanılmayan donanımların bulunduğu depo bölümü (mutfak kileri gibi düşünülebilir).

250 Yapılandırmacı Sınıf Sınıfın bir bölümü öğretmen ofisi gibi tasarlanmalıdır. Ve her öğretmenin mümkünse bir sınıfı bulunmalıdır. Öğrenci her türlü etkinliği sınıfta yapabilecek standartlara ve ortama kavuşturulmalıdır. Ödev ve çanta terkedilmelidir. Her öğrencinin özel masa, dolap ve mümkünse diz üstü bilgisayarı bulunmalıdır (uzun vadede bu planlama yapılmalıdır).

251 Yapılandırmacı Sınıf Yapılandırmacı sınıfların heterojen olmasına özen gösterilmelidir. Bu, bilgi üretmeyi hedefleyen yapılandırmacılık için gerekli farklılık ve düşünce çatışmalarını kolaylaştıracaktır. Sınıf, düzen ve biçim değiştirmeyi kolaylaştıracak taşınabilir eklenip çıkarılabilir masa ve materyallerden oluşturulmalıdır. Sınıf, ses ve gürültüyü geçirmeyen teknoloji oluşturulmalıdır.

252 Yapılandırmacı Sınıf Sınıf, öğrencinin okulda bulunmadığı zamanlarda (örneğin hastalık, örneğin o gün okula gitmek istemeyiş gibi) evde öğretimi sağlayacak, uzaktan öğretim teknolojisi ile desteklenmelidir. Sınıf öğrencide aitlik duygusunu oluşturacak bir biçimde dizayn edilmelidir. Örneğin yaş özelliklerini göre, sınıfın ortak görüşleri doğrultusunda posterler, resimler ve mefruşatla dizayn edilmelidir.

253 Geleneksel Ders-Yapılandırmacı Ders Geleneksel Ders: Öğretmen merkezlidir. Dersin ana malzemesi biriktirilmiş bilgidir. Ders, düz anlatım gibi geleneksel yöntemlerle sürdürülür. Dersin otoritesi öğretmendir. Ders zamanla sınırlıdır. Ders öngörülmüş ve zamana yayılmış müfredatla sınırlıdır. Ders, belirli bir fiziksel mekanla sınırlıdır. Ders materyali standarttır.

254 Geleneksel Ders-Yapılandırmacı Ders Yapılandırmacı Ders: Öğrenci merkezlidir. Dersin ana malzemesi biriktirilmiş bilgiye dayanarak, bilgiyi işlemek, dönüştürmek ve üretmektir. Ders, öğretmen rehberliğindeki işbirlikli öğrenme, drama, beyin fırtınası, etkinlik ve projelere dayalı olarak sürdürülür. Dersin otoritesi yoktur. Ders zamanla sınırlı değildir, ders etkinlik ve projelerle sınırlıdır.

255 Geleneksel Ders-Yapılandırmacı Ders Yapılandırmacı Ders: Ders, etkinlik ve projenin niteliğine göre herhangi bir yerde yapılabilir (sınıfta, işlikte, müzede, markette…vb). Ders materyali içinde yaşanılan sosyo-ekonomik ve kültürel koşullara göre değişebilir.

256 Yapılandırmacı Öğretmen Yapılandırmacılığın ne olduğunu, nasıl işlediğini bilen ve öğrenciyi bilişsel, duyuşsal ve fiziksel özellikleri açısından tanıyan öğretmen; yapılandırmacı öğretmendir. Burada temel iki özellik göze çarpmaktadır. Bunlardan birincisi öğretim mühendisliği (program) boyutudur. İkincisi ise gelişim ve öğrenme psikolojisi alanındaki yeterliliktir. Öğretmen her iki alanda da üst düzey yeterliliklere sahip olmalıdır.

257 Yapılandırmacı Öğretmen Yapılandırmacı öğretmen klasik mantıkla değil, bulanık mantıkla düşünür. Öğrencileri olgu ve olayların farklı ve görünmeyen boyutları üzerinde düşünmeye ve sorgulamaya yönlendirir. Değişik ve hatta bazen uçuk fikirler üreterek onlara rehberlik eder.

258 Yapılandırmacı Öğretmen Yapılandırmacı öğretmen ne kadar öğrenildiği ile ilgili değildir. Çünkü, her birey farklı öğrenme kapasitelerine sahiptir. Yapılandırmacı öğretmen nasıl öğrenildiği ile ilgilidir. Böylece, bireyin öğrenme stratejilerini uygun tasarımı yapabildiğinde, öğrencinin ne miktarda öğreneceği de öğrencinin bireysel ve karakteristik öğrenme yaşantıları yolu ile biçimlenmiş olacaktır.

259 Öz değerlendirme, grup değerlendirme, akran değerlendirme formları Tutum ölçekleri Gözlem formları Görüşmeler Sunumlar ve sunum değerlendirme formları Projeler ve proje değerlendirme ölçekleri Performans ödevleri ve rubrikler Portfolyolar ve portfolyo değerlendirme ölçekleri Kontrol listeleri Kavram Haritaları Yapılandırmacı Ölçme Araçları

260 Temel Sorular “bilgi nedir?” “öğrenme nedir?” “öğretme nedir?” “nesnellik mümkün müdür?” “dışarıdan alınan bilgiler zihnimize nasıl yerleşir?” “bu bilgileri zihnimizde nasıl işler ve kendimize mal ederiz?” “önceki bilgilerimizle çelişen yeni bilgiler zihnimizde yapılanırken ne gibi değişiklikler olur?” Yapılandırmacı Öğrenme Kuramı

261 -Özümleme: Yeni bilgi önceki bilgilerle çelişmiyorsa birey yeni bilgiyi kolayca kabullenebilir. -Yerleştirme: Yeni bilgi önceki bilgilerle çelişiyorsa öğrencinin kafası karışır. Dengesizliği ortadan kaldırmak için zihin yeniden yapılanmaya girer. Bu yapılanma üç şekilde gerçekleşir: 1-Birey yeni kazandığı deneyimi göz ardı eder. 2-Birey yeni kazandığı deneyimi zihninde kendine uygun tarzda değiştirerek kabullenir. 3-Birey düşünme tarzını yeni kazandığı deneyimi kabullenecek şekilde değiştirir. Amaçlanan öğrenmenin üçüncü durumda gerçekleşmesi beklenir. Yapılandırmacı Öğrenme Kuramına Göre Öğrenme Süreci

262 Bilgi nesnel değil özneldir. Öğrenme bireyin konuyu nasıl algıladığı ile ilgilidir. Öğrenmede bireyin ön bilgileri, kişisel özellikleri, öğrenme ortamı önemlidir. Öğrencinin sınıf içinde ya da dışında aktif katılımı gerekir. Öğrenme sürecinde öğrenci sorumluluk alır ve karar verme sürecinde etkindir. Bilgi edinme bir sonuç değil, yeni bilginin oluşması için bir kaynaktır. Öğretmen-bilgi-öğrenci üçgeninde, öğretmen bilgi ile öğrenci arasında bir arabulucudur. Yapılandırmacı Öğrenme Kuramı

263 Öğretmen var olan düzey ile ulaşılması gereken düzey arasındaki süreci yapılandırır. Tüm öğrenmeler bir keşiftir. Bu nedir? Nasıl olmaktadır? Niçin olmaktadır? Değişirse neler olur? Verilen olgulara benzer bilgilerim nelerdir? Onlar bana ne derece yardımcı olur? Verileri anlamak ve çözüm üretebilmek için nasıl bir yaklaşım faydalı olur? gibi sorgulama biçimleri öğrenciye kazandırılmaya çalışılır. Yapılandırmacı Öğrenme Kuramı

264 -Zihinde Yapılanma (Zihinsel Denge): Yeni bilginin yerleşmesinden sonra zihin yeniden yapılanır. Buna kendi kendine ayarlama denir. -Sürekli Özümleme: Dışardan sürekli bilgi alındığı için özümleme ve kendi kendine ayarlama hayat boyu devam eder. -Yaratıcılık (Kendi kendine sorular üretme): Birey zihninde çeşitli sorular üretip bu sorulara cevap bularak yeni bilgiler kazanabilir. Yapılandırmacı Öğrenme Kuramına Göre Öğrenme Süreci

265 Bu kuram’a göre, etkili bir öğrenmenin gerçekleşmesi için öğrenme süreci; Merak uyandırma ve planlama Araştırma ve keşfetme Çözümleme ve derinleştirme Paylaşma ve yaşantıya uygulama basamaklarını içermelidir. Yapılandırmacı Öğrenme Kuramına Göre Öğrenme Süreci

266 Merak Uyandırma ve Planlama Öğretmen merak uyandırmak için gerçek yaşamdan, ve öğrencilerin ön bilgisiyle çelişen sorular sormalıdır. Sorular yeni kavram hakkında ne bildiklerini, ne düşündüklerini açığa çıkarmak için sorulur. Öğrenciler konu üzerinde düşünmeye başlar, kendi sorularını oluştururlar “Nasıl oldu, niye böyle, neler biliyorum? gibi soruların yanıtlarını araştırmak üzere öğretmen ve öğrenci birlikte plan yapar. Yapılandırmacı Öğrenme Kuramına Göre Öğrenme Süreci

267 Araştırma ve Keşfetme Öğrenciler birlikte çalışarak farklı bilgi kaynaklarını kullanır ve araştırırlar Çeşitli etkinlikler yaparlar Etkinlik içinde özgürce düşünür ve kestirimlerde bulunurlar. Öğretmen en az yardımla öğrencilerini birlikte çalışmaya özendirir. Onları gözler ve dinler, derin düşünmelerini sağlayacak sorular sorar. Yapılandırmacı Öğrenme Kuramına Göre Öğrenme Süreci

268 Çözümleme ve Derinleştirme Öğrenciler öğretmenlerinin rehberliğinde grup tartışmalarıyla kavramların açıklamalarını ve tanımlarını yapmaya çalışırlar. Öğretmen, öğrencilerin daha önceki deneyimlerinden açıklama ve analiz yapmalarına yardımcı olur. Bunun için öğrencilere yeni sorular yöneltir. Öğrenciler öğrendikleri kavramları yeni olaylara uygularlar. Yapılandırmacı Öğrenme Kuramına Göre Öğrenme Süreci

269 Paylaşma ve Yaşantıya Uygulama Öğretmen, gruplar arasında bilgi paylaşımının yapılmasını sağlar, öğrencilerini inceler Artık öğrenci yapılandırdığı yeni bilgilerini günlük yaşamda kullanabilir. Yapılandırmacı Öğrenme Kuramına Göre Öğrenme Süreci

270 Öğrenilecek materyal gerçekçi olmalı ve öğrenci için anlam taşımalıdır. Öğretim etkinlikleri, aktif öğrenmeyi destekleyen gerçekçi etkinlikler çerçevesinde yürütülmelidir. Bu etkinliklerde bilişsel üst düzey becerileri kullanılmalıdır. Etkinlikler, paylaşımcı ve işbirliğine dayalı çalışma ortamlarında yürütülmelidir. Yapılandırmacı Sınıf Ortamı Nasıl Olmalıdır? Yapılandırmacı Öğrenme Kuramına Göre Öğrenme Süreci

271 Öğrenci zihinsel çaba göstererek, araştırma yaparak, gerçekleri sorgulayarak sınıfta sürekli etkin haldedir. Öğrenci ve öğretmen konuya bütünsel bakar ve mutlak doğrularla değil, ortamın ve kültürün gerekliliklerini göz önünde bulundurarak esnek yargılar üretir. Öğrencinin rolü bilgiyi olduğu gibi almak değil, üretmek ya da araştırmaktır. Öğretmen bireye bilgiye ulaşmasında kaynak sağlayan, rehberlik eden, öğrenciyle birlikte öğrenci olan ve araştırandır. Yapılandırmacı Öğrenme Kuramına Göre Öğrenme Süreci

272 Öğretmenlerin, öğrenilecek şey üzerinde kontrolleri olsa da, öğrencinin öğrendiği şey üzerinde kontrolleri çok azdır. Değerlendirmede geleneksel kağıt kalem testleri kullanılabilir, ancak başka araç ve yöntemlerle desteklenmesi gerekmektedir. Değerlendirme, program ve öğretimden ayrı olarak ele alınmamalıdır. Öğrencilerin katıldıkları öğrenme görevlerine ilişkin dokümanlar ve gözlemler değerlendirmede önemli yer tutmaktadır. Yapılandırmacı Öğrenme Kuramına Göre Öğrenme Süreci

273 Çalışma yaprakları, proje çalışmaları, sunular, performans sınavları, değişik biçimlerde kısa cevaplı sorular değerlendirmede kullanılabilir. Öğrenci gelişimini yansıtan öğrenci dosyaları da (portfolyo) kullanılmalıdır. Değerlendirme sistemi öğrencinin öğrendiğini çoklu biçimlerde yansıtmasına izin vermelidir. Ayrıca öğretmen değerlendirme sonuçlarını, öğretime rehberlik etmesi için kullanmalıdır. Eğitimci “öğrencinin gelişmesi için ne yapmalıyım” sorusunu sormalı, bir sonraki öğrenme ortamını bu yanıta göre düzenlemelidir. Yapılandırmacı Öğrenmede Değerlendirme Yapılandırmacı Öğrenme Kuramına Göre Öğrenme Süreci

274 H.Ü. BÖTE/Öğrenme Kuramları- Mukaddes Erdem (Jonassen 1999’dan uyarlanmıştır)

275 Donald Olding Hebb

276 Beynin öğrenmesinde limbik sistem önemlidir. Limbik sistem, çevreden gelen uyarıcıları beynimizde düzenleyip, beden ile çevre arasındaki dengeyi kuran sistemdir. Beynin birçok yapısı limbik sistemde bulunmaktadır. Limbik sistemdeki yapılarda birisi de hipokampustur. Hipokampus hafızanın merkezidir. Hipokampus duyusal bellekten, kısa süreli belleğe gelen bilgileri alır, kodlar, anlamlandırır ve uzun süreli belleğe kalıcı olarak depolanması için gönderir. Gönderilen bilgiler uzun süreli bellekte (kalıcı bellekte) kaydedilir ve gerektiğinde kullanılır. Beyin Nasıl Öğrenir?

277

278 Beynin yapısı ve nasıl çalıştığını öğrenmek oldukça karmaşıktır. Ne yapıldığı ve nasıl hissedildiği merkezi sinir sistemi, bağışıklık sistemi ve peptide sistemi tarafından etkilenir. Öğrenme amacıyla, beyni farklı kategorilere ayırmak gerekir. Belirli işlevler beynin farklı alanlarında gerçekleşse de beyin bir bütün olarak çalışmaktadır. Bir beyin modeline bakıldığında beynin dış, orta ve alt bölümlerden, iki yarı küreden (hemisfer) ve dört lobdan oluştuğu görülmektedir. Beyin Yapısı ve Öğrenme

279 Öğrenme ile ilgili oluşumlar beynin orta ve alt bölümlerinde yer alır. Beynin orta bölümünde yer alan Corpus callosum, iki yarı küreyi birbirine bağlayan, beynin her iki tarafında oluşan bilgilerin kolayca bir yarı küreden diğerine geçmesini sağlayan aksonlardan oluşan sıkı bir banttır. Thalamus duyu organlarından gelen bilgileri alır ve beynin diğer bölgelerine yollar. Hypothalamus sindirimi, dolaşımı, hormon salgılamasını, cinselliği, beslenmeyi, uykuyu ve duyguları kontrol eder. Hippocampus bilginin işleyen bellekten uzun süreli belleğe transferi sırasında öğrenmenin oluşmasında önemli bir rol oynar. Bu yapı anlamlandırma açısından önemlidir. Amygdala duyu organlarından gelen bilginin işlenmesinden ve beynin duygusal hafızasının kodlanmasından sorumludur. Alt bölümde yer alan cerebellum hareketten, duruştan, koordinasyondan, dengeden, motor hafızadan ve yenilikleri öğrenmeden sorumludur. Beyin Nasıl Öğrenir?

280 Beynin sol yarı kürede; mantıksal sıralama, karar verme, harfleri yorumlama, dil ile ilgili fikirlerin işlenmesi, düşüncelere yapı ve sıra verilmesi, fikirlerin sınıflandırılması, sayılarla ve hesaplarla ilgilenerek fikirlerin kritik analizinin yapılması ve vücudun sağ bölümünün kontrol edilmesi işlevleri yapılmaktadır. Sağ yarı kürede ise; görsel şekillerin ve imajların (grafikler, haritalar ve çizgiler), uzamsal bilginin, kendiliğinden rastlantısal, açık uçlu fikirlerin işlenmesi, sezginin kullanılması, yeniliklere, belirsizliklerle ilgilenme ve vücudun sol bölgesini kontrol etme işlemleri yapılmaktadır. Beyin kabuğunun bağlantı kurucu alanları öğrenme, düşünme ve dil gibi yüksek beyin işlevleri ile ilgilidir. SOL YARIMKÜRESAĞ YARIMKÜRE Beyin Nasıl Öğrenir?

281 Beyni oluşturan dört lobdan Alın (frontal) lobu hareketle, Çeper (parietal) lobu beden duyumlarıyla, Şakak (temporal) lobu işitmeyle Ense (oksipital) lobu ise görme ile ilgili işlevleri yapar. Beyin Nasıl Öğrenir?

282 Beyin temelli öğrenme; anlamlı öğrenme için beynin kurallarının kabul edilmesini ve öğretimin zihindeki bu kurallarla örgütlenmesini içerir. ( Ülgen, 2002 ) Beyin temelli öğrenme, öğretime gelişimsel ve sosyo-kültürel açıdan bakan, insan beyninin yapısı ve fonksiyonları üzerine temellendirilmiş bütüncül bir yaklaşımdır. Beyin temelli öğrenmenin felsefesi, normal beyin süreçleri ile ilgili tutarlı öğrenme imkanları sunmasıdır. (Demirel, 2005) Beyin Temelli Öğrenme Nedir?

283 Geleneksel öğretim yöntemleri beynin doğal öğrenme sürecini göz ardı ettiği için öğrenciyi bilgiyi ezberlemeye yöneltmektedir. Oysa ki beyin temelli öğrenme kuramında bireyler tam öğrenme düzeyinde, anlamlı öğrenir ve kendi bilgilerini yapılandırırlar. (Demirel, 2005) Beyin Temelli Öğrenme Nedir?

284 “Eğitim nörofizyolojistleri” beyin temelli öğrenmeye nörofizyolojik temelli öğrenme de demişlerdir. Bunlara göre öğrenme, zihindeki biyokimyasal bir değişmedir. Öğrenme süreci sonucunda, beyin hücreleri arasındaki nöronlarda yeni akson iplikçiklerinin oluştuğu iddia edilmektedir. Buna göre de “her öğrenme yaşantısı yeni sinaptik bağların oluşmasıdır” denilebilir. Beyin Temelli Öğrenme Nedir?

285 Beyin temelli öğrenmede amaç; bilgiyi ezberlemek yerine bilgiyi anlamlı olarak öğrenmektir. Bu durum üç etkileşimli elemanın varlığı ile gerçekleşir. Bu elemanlar şunlardır: 1 ) Rahatlatılmış uyanıklık 2 ) Derinlemesine daldırma 3 ) Aktif süreçleme Beyin Temelli Öğrenmenin Elemanları

286 ) Rahatlatılmış uyanıklık: İnsan, bir şeye ilgi duyduğunda açılır, bir tehdit altında olunca da kapanır. Rahat ve açık olan beyin ise daha kolay öğrenmektedir. 2) Derinlemesine daldırma: Bireylerin karşı karşıya kaldığı içeriğe yoğunlaşmasıdır. 3) Aktif süreçleme: Beynin doğal kapasitesinde yoğunlaşma, onu arttırma ve ondan faydalanma sürecidir. Beyin Temelli Öğrenmenin Elemanları

287 ) Beyin paralel bir işlemcidir. İnsan beyni birçok işi aynı anda yürütür. Beyinde duygu, düşünce, hayal ve yönelimler aynı anda işlemektedir. Eğitim de, öğrenciler bir orkestranın yönlendirildiği gibi düzenli bir şekilde yönlendirilmelidir. Beyin Temelli Öğrenmenin İlkeleri

288 ) Öğrenme fizyolojik bir olaydır. Eğitimde de, sıkıntı, stres, baskı, korku vb. durumlar öğrenmeyi olumsuz etkilerken; mutluluk, hoşnutluk vb. duygular da öğrenme üzerinde olumlu etkiye sahiptir. 3 ) Anlam arayışı doğuştandır. Beyin kendisine ulaşan verilere anlam yüklemeye çalışır. Eğitimde ise, derslerin heyecan verici ve anlamlı olması, öğrencilere geniş seçme olanağı sağlaması gerekir. Beyin Temelli Öğrenmenin İlkeleri

289 ) Anlam arayışı örüntüleme (patterning) ile oluşur. Örüntüleme; bilgilerin anlamlı şekilde sınıflandırılmasıdır. Etkili ve anlamlı öğrenme için örüntüler oluşturmak şarttır. Eğitimde de bireyler şu veya bu biçimde örüntüleme (sınıflama) yapmaktadırlar. Bunu hayal kurma, problem çözme veya eleştirel düşünce şeklinde yapabilirler. 5 ) Örüntülemede duygular önemlidir. Öğrenmemizi; ümit, beklentiler, özsaygı düzeyi, sosyal etkinliklere dayalı duygu ve düşüncelerimiz etkileyip düzenlemektedir. Duygular ve biliş birbirinden ayrılamazlar. Beyin Temelli Öğrenmenin İlkeleri

290 ) Beyin, parçaları ve bütünleri aynı anda algılar. Beyin loblarından birisi beyne gelen bilgiyi parçalara ayırırken, diğeri de bir bütün veya bütün serisi olarak algılayıp değerlendirmektedir. Eğitimde ise birey, bu parça ve bütünler arasındaki etkileşimden anlam çıkararak öğrenir. 7 ) Öğrenme hem çevresel (peripheral) hem de odaklaşmış dikkati gerektirir. Beynin doğrudan farkında olduğu, dikkat çeken çevresel uyarıcılar olduğu gibi, bakıp ta göremediği ilgi çekici olmayan uyaranlar da olabilir. Bu durum öğrenme ortamında beynin dikkat çekici uyaranlara cevap verdiğini göstermektedir. Beyin Temelli Öğrenmenin İlkeleri

291 ) Öğrenme bilinçli ve bilinçsiz süreçleri içerir. İnsanlar birçok bilinçdışı süreci farkında olmadan algılamakta ve öğrenmektedir. 9) En az iki farklı türde belleğimiz vardır. Bu bellekler; uzamsal bellek sistemi ve ezberleyerek öğrenmede kullanılan sistemler kümesidir. İnsanların bazı durumları tekrara gerek kalmadan hatırlaması uzamsal bellekle alakalı bir durumdur (dün akşam ne yediğinizi hatırlamak gibi). Ancak birbiri ile alakalı olmayan bilgileri depolamak için tekrara gerek vardır. Beyin Temelli Öğrenmenin İlkeleri

292 ) Öğrenme gelişimseldir. 11 ) Karmaşık Öğrenme zorlama ile zenginleşir, tehdit ile engellenir. 12 ) Her beyin kendine özgü düzenlenmiştir. Beyin Temelli Öğrenmenin İlkeleri

293 ) Bütünleştirilmiş program : Eğitim programının bütünleştirilmesi, bilgi zenginliğini arttırmanın ve bilgiyi anlamlı hale getirmenin önemli bir yoludur. Eğitim programını bütünleştirmeye başlamanın olası en basit yolu iki dersin içeriğini bir araya getirmektir. 2 ) Tematik (bir tema etrafında oluşan) öğretim : Bu yönteme tematik harita yöntemi de denilebilir. Bu yöntem, merkezdeki bir tema ya da temalar dizisinin, öğrencilerin tüm bilgileri ile ilişkilendirilmesine dayanır. 3 ) İşbirliğine dayalı öğrenme : Bu yöntem öğrencilerin iletişim kurma ve beraber çalışma kapasitelerini arttırmaya dayalıdır. Burada önemli ve ideal olan her grup üyesinin diğerine yardımcı olması ve sorumluluğun paylaşılmasıdır. Beyin Temelli Öğrenmenin Yöntemleri

294 KriterGeleneksel öğretimBeyin temelli öğretim Bilginin kaynağıÖğretmendir. Öğrenci bilgiyi deftere,kitaba yazarak alır. Sosyal etkileşim, grupla keşfetme, rol oynama, bütünleştirilmiş ders konusu Sınıf örgütlenmesiÖğretmen yönelimli veya bireysel çalışma Tematik, bütünleştirici, işbirliğine dayalı, bireysel projeler Sınıf yönetimiÖğretmen kontrollüÖğretmen gözetiminde, sorumluluk öğrencilere devredilmiştir. ( Ülgen, 2002 ) Geleneksel Öğretim ile Beyin Temelli Öğretim Karşılaştırma

295 KAYNAKÇA - DEMİREL, Ö. “Eğitimde Program Geliştirme”, PegemA yayıncılık, Ankara, “Making Conections / Teaching and the Human Brain”/ Renate Nummela CAİNE and Geoffrey CAİNE ) Çeviri editörü : Gülten ÜLGEN, “Beyin Temelli Öğrenme”, Nobel Yayın Dağıtım, Ankara, DUMAN, B. “Öğrenme-Öğretme Kuramları ve Süreç Temelli Öğretim”, Anı Yayıncılık, Ankara, SENEMOĞLU, N. “Gelişim Öğrenme ve Öğretim: Kuramdan Uygulamaya”, Gazi Kitabevi,11.baskı, Ankara GÜLPINAR, M. A. “Beyin/Zihin Temelli Öğrenme İlkeleri ve Eğitimde Yapılandırmacı Modeller”, Kuram ve Uygulamada Eğitim Bilimleri Dergisi, 5.cilt 2. sayı, Nobel Basımevi, Ankara, DEMİRSOY, A. “Yaşamın Temel Kuralları: Genel Biyoloji/Genel Zooloji”, cilt 1. kısım 1, 4. baskı, Meteksan Matbaacılık, Ankara, STARR, C. & TAJGART, R., Çeviri: HASANEKOĞLU, İ. “Genel Biyoloji 2”, Atatürk Üni. Yay., No:900, Erzurum

296 295 SINIFTA ÖĞRENCİYİ GÜDÜLEME

297 Güdü, bireyi, bir amaca ulaşmak için davranmaya iten, harekete geçiren, bireyin davranışını güçlendiren, etkinleştiren, yönelten bir iç güçtür Güdülenme ise, “Kişilerin belirli bir amacı gerçekleştirmek için kendi arzu ve istekleri ile davranmaları” veya Bireyin harekete geçmesi için etkilenmesi ve isteklendirilmesi süreci olarak tanımlanabilir.

298 Güdülenme okuldaki öğrenci davranışlarının yönünü, şiddetini, kararlılığını belirleyen en önemli güç kaynaklarından biridir. Öğrenmek için her öğrenci öğrenme-öğretme süreçlerine istekli katılmak, öğrenmenin gerektirdiği ilkelere uymak öğrenmesinden sorumluluk taşımak zorundadır. Güdülenme

299 Güdülenmiş ile güdülenmemiş öğrenci davranışları arasında önemli farklar vardır. Güdülenmiş davranışların yönü bellidir, büyük bir enerji ile yapılır. Hareketlerde kararlılık, devamlılık ve ısrar vardır. Güdülenmiş davranışta ilgi duyma ve dikkat etme de süreklilik; davranışın yapılması için çaba göstermeye ve gerekli zaman harcamaya istek; konu üzerinde odaklaşma, kendini verme ve güçlüklerle karşılaştığında istenilen davranışı yapmaktan vazgeçmeme, sonuca gitmede ısrarlı olma ve kararlılık gibi olumlu davranışlar mevcuttur. Güdülenmenin Önemi

300 Güdülenme belli amaçlara ulaşmak için bir güç kazanma hali olarak aldığımızda, sınıfta gerekli şekilde güdülenmemiş öğrencinin şu davranışları göstermesi söz konusudur. “ Öğrenci derse düzenli olarak devam etmez, dikkatli dinlemez, ilgisini arkadaşlarına ya da dışarıdaki hadiselere yöneltmiştir, ödevlerinde güçlükle karşılaşınca onlara cevap aramak istemez, derslere- konuya ilgisiz görünür, öğretmen tarafından derse çekilmekte güçlük çekilir. Güdülenme Eksikliği

301 Öğrencinin nasıl güdülendiği, hangi güdülenme türlerinin doyuma ulaşmada ne tür katkılar yaptığını bilmek, öğrencinin eğitim öğretim etkinliklerine daha etkin katılımını sağlamak açısından öğretmene büyük yararlar sağlayacaktır. İşte bu noktada güdü türlerini bilmeye gerek vardır. Güdülenme Türleri

302 İçsel ve Dışsal Güdüler Güdüler genel olarak içsel (Intrinsic) veya dışsal (Extrinsic) olmak üzere iki ana kategoriye ayrılır. Güdülenme Türleri

303 İçsel Güdü İçsel güdülenme, kişinin kendi içinden, kendi isteği ile başarılı olma arzusudur. İçsel güdü, kişinin içinden gelen etkilere örneğin ilgi, merak, ihtiyaç vb. göre ortaya çıkar. Örneğin, matematiğe ilgi duyan bir çocuk ona “yap” denmeden, kendisi istediği için matematik çalışıyorsa içsel olarak güdülenmiştir. Güdülenme Türleri

304 Dışsal Güdü Bireyin güdülenmesi dışsal etkilerle öğrenci için özendirici hedefler seçilerek yada pekiştireçler kullanılarak geliştirilirse bu durumda güdülenme dışsaldır dışsal güdü dışardan gelen ödül, ceza, baskı, rica gibi etkilerle ortaya çıkar. Örneğin, annesinin “yemeğini yemezsen oyun oynayamazsın”demesi üzerine yemeğini yemeye başlayan çocuk dışsal olarak güdülenmiştir. Bu çocuğun güdülenmesine yol açan etken yemek yemeyi seviyor olması değil, oyun oynamak için yemeği araç olarak kullanmasıdır. Güdülenme Türleri

305 Durumluk Ve Sürekli Güdüler Durumluk güdü, belli bir durumun etkisiyle ortaya çıkar ve geçicidir. Sürekli güdü ise kalıcıdır. Örneğin, Bir dersi sevmeyen fakat sınava gireceği için o dersi çalışan bir öğrencinin güdüsü durumluktur. Ama o derse ilgi duyan, bu alanı öğrenmek için çalışan bir öğrencinin güdüsü ise süreklidir. Güdülenme Türleri

306 Güdülenme İçsel kaynaklar Dış kaynaklar Dürtüler (Incentives) Dış uyaranlar Sosyal motivler Biyolojik ihtiyaçlar (yemek, su, kan şekeri, sex vs.) Güdüler (Drives)

307 Güdülenme biliş, davranışlar, çevre ve diğer kişisel etkenlerin etkileşimi sonucunda ortaya çıkmaktadır. Burada sözü edilen kişisel etkenleri dört grupta toplamak mümkündür: 1.Uyarılma 2.İhtiyaçlar 3.İnançlar 4.Amaçlar Güdülenmeyi Etkileyen Kişisel Faktörler

308 1. Uyarılma Genelde uyarılmışlık hali, organizmanın verimli bir öğrenme sağlayabilmesi için hazır ve tetikte bulunmasıdır. “canım ders çalışmak istemiyor” diyen öğrenciler aslında yeterli uyarılmışlık seviyesine ulaşamamıştır. Kantinde ya da yatakta ders çalışmak, bireyin genel uyarılmışlık haline girmesini, dolayısıyla öğrenmesini güçleştirmektedir. Uyarılma belirli bir noktaya geldiğinde optimal ulaşmaktadır. Optimal seviye öğrenme için ideal olandır.

309 2. İhtiyaçlar İhtiyaç arzulanan veya gerekli olan bazı şeylerin eksikliğidir. Eksiklik algılanan ya da gerçek olabilir. İhtiyaçlar basit ve somut olabileceği gibi karmaşık ve soyut da olabilir.

310 3. İnançlar Kişilerin güdülenmesini etkileyen üçüncü kişisel faktör, onların inançlarıdır. Bazı araştırma bulguları, yeteneklerin kararlı ve denetlenemez olduğunu ifade ederken,bazı görüşler de yeteneklerin çabayla geliştirilebileceğini ifade etmektedir.

311 4. Amaçlar Öğrencilerin derslerle ilgili amaçları, onların güdülenme düzeylerini etkilemektedir. Öğretmenler öğrencilerin amaçlarına bakarak onların güdülenme düzeyleri ve amaçlarının gerçekleşme düzeyleri hakkında değerlendirme yapabilirler. Öğretmenlerin özellikle başarısızlık yaşantısı geçiren öğrencilerin amaçları üzerinde değerlendirme yapmaları gerekmektedir.

312 Güdülenme Yaklaşımları Bir sınıftaki öğrenciler bir çok özellik yönünden birbirine benzedikleri halde, çok farklı davranışlar göstere bilmektedirler. Öğrencilerden biri ödevini çok iyi yapıyor, derse istekle katılıyor ve iyi notlar alabiliyor. Diğer bir öğrencide görevlerini tam yerine getirmiyor, derse katılımı çok az ve pek iyi notlar almıyor. Öğretmenlerinizden bazen şu sözleri duyarsınız “ödevini yapabilirdi, ancak çaba göstermiyor” veya “o çok zeki olmakla birlikte çalışkan”. güdüleme kuramları bu yönleriyle bireyler arsındaki farkları açıklamamıza yardımcı olacaktır.

313 Davranışcı Yaklaşım Davranışlara göre güdüler, şartlanma ve modelden öğrenme yollarıyla öğrenilmektedir. Güdülenmede davranışsal yaklaşımın etkinliği, büyük ölçüde pekiştireçlere bağlıdır. Sınıfında öğretmenin ya da arkadaşlarının sorduğu sorulara doğru cevap veren öğrencilere uygun pekiştireçler verildiğinde öğrenciler bir yandan sorulan sorulara cevap vermek için güdülenmiş olurlar diğer yandan da öğrenmeye karşı istekli hale gelmiş olurlar.

314 İnsancıl Yaklaşım “Aslında bütün insanlar güdülenmiştir. Kimse asla motivasyonsuz değildir. Bazen insanlar, bizim onların yapmasını tercih ettiğimiz şey için güdülenmemiş olabilirler, ancak onların tamamen motivasyonsuz olduğunu söylemek doğru olmayabilir” ifadesi insancıl psikoloji hareketinin ana ilkesidir. İnsancıl psikoloji, insanı zihinsel, duygusal ve soysal faktörler içinde bir bütün olarak inceler ve bu faktörlerin öğrenmeyi nasıl etkileyeceği üzerinde durulur. İnsancıl psikoloji kişilerin algılamaları ve içten gelen ihtiyaçlarına cevapları üzerine odaklanır.

315 İnsancıl yaklaşım güdülenmeyi,insanların büyüme ve gelişmelerine neden olan, etkin bir iç güdü olarak görmektedir. Her insan doğuştan, tüm insan davranışlarına enerji veren ve onu yönlendiren büyüme ilkesine sahiptir. Önünde oturan arkadaşını dürtükleyen 8. sınıf öğrencisi bile güdülenmiştir, ancak onun güdülenmesi akademik olmayan etkinliklere yöneliktir.

316 Bilişsel Yaklaşım Bilişsel yaklaşıma göre, düzeni ve dünya işlerini anlama ve denge kurabilme ihtiyacından dolayı güdüleniriz. Davranışsal yaklaşımda, dışsal etkenler önemli görülürken, bilişsel yaklaşımda ise içsel etkenler önemlidir. Hoşlandığı bir dersin sınavına çalışan bir öğrenci yorgunlunun, açlığının ya da uykusuzluğunun farkında olmayabilir. Çünkü, amaçlarını gerçekleştirme gibi içsel ihtiyaç onu etkilemektedir. Bu nedenle öğretmenler, ders esnasında öğrencilerin içsel ihtiyaçlarını merak uyandırarak, ilginç ve şaşırtıcı sorular sorarak harekete geçirmelidir. Ancak, bütün öğrencilerde içsel ihtiyaçlarını harekete geçirmesi zordur. Çünkü, öğrencilerin beklentileri, amaçları, değerleri ve ihtiyaçları çok farklıdır.

317 Sosyal Öğrenme Yaklaşımı Bu yaklaşım, davranışçı ve bilişsel yaklaşımların özelliklerini içerir ve yeni boyutlar ekler. Sosyal öğrenme kuramına göre, sadece dışsal uyarıcılardan etkilenmediğimiz gibi, yalnızca içsel etkilerle de yönlendirilmeliyiz. Çevresel değişkenler ve bilişsel özellikler kadar, öz-yeterlik, bağımlılık, başarı, saldırganlık gibi kişisel özellikler de bireyin davranışını etkiler. Davranışlar çevresel değişkenler, bilişsel özellikler ve kişisel özelliklerin etkileşimi sonucunda ortaya çıkar.

318 Sosyal öğrenme yaklaşımına göre, güdülenmeyi etkileyen üç ana etken vardır. Bunlar: 1. Bireyin amacına ulaşma beklentisi 2. Amacın birey için değeri 3. Bireyin yapılacak işe yönelik tepkisidir. Birey ilk iki maddeye olumlu cevaplar veriyorsa öz-yeterlik duygusu geliştirecektir. Öz-yeterlik, bireyin belirli bir işi başaracak yeteneğe sahip olduğuyla ilgili algısıdır.

319 Güdülenme Kuramları Güdülemeye ilişkin olarak geliştirilmiş kuramlar İçerik ve süreç kuramları olmak üzere iki grupta toplanmakta olup bu kuramlar, güdüleme konusuna değişik açılardan yaklaşmaktadır

320 İçerik Kuramları İçerik kuramları, insanın doyuracağı güdülerini ya da gereksinimlerini odak olarak alırlar. Bu kuramlarda insanın ulaşmak için güdülendiği hedef önemlidir. Bir başka deyişle insan bir amaca ulaşmak için ya da bir güdüsünü doyurmak için davranışta bulunur. Yanıt aranan soru, insanın ne için davranışa geçtiğidir.

321 MASLOW ’UN İHTİYAÇLAR HİYERARŞİSİ Abraham H. Maslow ‘un İhtiyaçlar Hiyerarşisi teorisi Güdülenme konusunda en çok tanınan yaklaşımlardan biridir. Bu teori sağlıklı bir kişiliğin zamanla nasıl geliştiği, büyüdüğü ve motive edilmiş davranışlarında kendini ne şekilde açığa vurduğunu göstermeye çalışır. Maslow insanları ihtiyaçlarının davranışlarına yön verdiği sürekli isteyen varlıklar olarak tanımlar.

322

323 Sınıf İçi Güdülenme Stratejileri Sınıf ortamında öğrencileri motive edebilmek için kullanılabilecek stratejiler altı başlık altında incelenebilir: 1. Öğrencilerin ilgilerini anlama, 2. Konunun kullanılabilirliğim açıklama, 3. Öğrencilerin başarı beklentisi oluşturmalarına yardımcı olma,.

324 4. Dersi ilginç hale getirme, 5. Öğrencilerde istek uyandırma ve 6. Ödüller kullanma

325 Dersi İlginç Hale Getirme Öğrenciler, konuyu ilginç buluyorlarsa derse daha etkin olarak katılırlar. Öğretmen bunu göz önünde bulundurarak, konuyu sosyal, araştırılabilir, maceracı ve katılımı sağlayacak şekilde planlamalıdır. Öğretimde alışılmadık etkinlikler aracılığıyla daha eğlenceli ve macera dolu bir ortam oluşturulabilir. Bireysel çalışmaların yanında, ikili yada grup çalışması aracılığı ile öğrencilerin sosyal etkileşim ihtiyaçlarına cevap verebilecek öğretim ortamları planlanmalıdır.

326 Öğrencilerin Başarı Beklentisi Geliştirmelerine Yardımcı Olma Öğrenciler, başarıya odaklandıklarında motive olurlar. Öğretmenler, öğrencilerin kısa dönemde ulaşabilecekleri amaçlar oluşturmalarına yardımcı olmalıdır. Öğretmen öğrenci için hedef belirlemekten çok öğrencinin özel, kısa dönemli ve gerçekleştirilebilir hedefler oluşturma becerisini geliştirmelidir.

327 Konunun Kullanılabilirliğini Açıklama Öğrenciler, sunulacak konunun kişisel ihtiyaçlarına karşılık vereceğini ve bu konunun kendi hedefleriyle ilişkili olduğunu düşünürlerse öğrenmeye motive olurlar. Öğrenciler için öğrenmeye değecek şeylerin öğretilmesine özen gösterilmelidir. Bir listeyi ezberletmektense, günlük hayatta nasıl kullanabileceklerinin öğretilmesi gerekir. Konu, günlük hayatta kullanılacak bilgi ve becerilerle ilişkilendirilmelidir.

328 Öğrencilerin İlgilerini Anlayabilme Yapılacak ilk şey, öğrencinin merakım uyandırmak ve bu merakın devam etmesini sağlamaktır. Öğretmen öğrencilerin ilgilerinin farkında olmalıdır. Etkinliklerin öğrenci ilgilerine uygunluğu sağlanarak öğrenciler motive edilebilir. Öğrenci İlgilerini belirlemek için öğretmen öğrencilerle açık bir diyalog kurmalı ve öğrencilerin ilgilerinin neler olduğunu gözlemlemelidir.

329 Öğrencilerde İstek Uyandırma Öğrencilerin, öğrenme sürecine motive olabilmeleri için konuyla ilgili olmaları gerekmektedir. Model olma yoluyla öğrencide konuyu öğrenmeye isteklilik oluşturulabilir. Konuyla ilgili problem çözme ve düşünmede model olma önemlidir. Öğretmen, bir problemi sesli düşünerek çözdüğünde, öğrenciler öğretmenin konuya nasıl yaklaştığını görebilirler. Öğrencilerde istek uyandırabilmek için, konunun önemini vurgulamak gerekir.

330 Ödüller Kullanma Ödüllendirme öğrencinin amaca yönelik çabasının artırılmasında oldukça etkili bir yoldur. Sınıf ortamında ödül olarak; materyal ödüller, etkinlik ödülleri ve özel ayrıcalıklar, not ve takdir edilme ödülleri, toplumsal ödüller ve öğretmenin özel ilgisi, etkileşimi, birlikte yapacağı etkinlikler kullanılabilir.

331 Sınıfta Öğrenciyi Güdülemede Konusunda Öneriler 1. Derslere başlarken ilginç, şaşırtıcı, merak uyandırıcı sorular sorun. 2. Çalışmaları mümkün olduğu kadar aktif, araştırıcı, heyecanlı ve yararlı hale getirin. 3. Bütün öğrencilerin, neyi nasıl yapacaklarını ve ulaşacakları hedefe nasıl gideceklerini bilip bilmediklerinden emin olun. 4. Öğrencilerin arasında zeka, sosyal-ekonomik-kültürel geçmiş, okula ve bazı derslere karşı tutum açılarından bireysel ayrılıklar olduğunu her zaman dikkate alın. 5. Öğrencilerin temel ihtiyaçlarını doyurmalarına yardımcı olun. 6. Sınıfın fiziksel şartlarını hesaba katın.

332 7. Öğrencilerle ilgilendiğinizi onların sizin sınıfınızın öğrencileri olduğunu hissettirin. 8. Bütün öğrencilerin az da olsa saygınlık kazanabileceklerini öğrenme yaşantıları düzenleyin. 9. Öğrencilere her konuda seçenekler sunun. 10.Olumlu bir benlik kavramı geliştirmelerine yardımcı olun.

333 SINIF ÖĞRENCİ TEMEL ÖĞRENME ORTAMLARI VE ÖĞRENCİ 332

334 öğrenme ortamı “öğrenmeyle ilişkili parametreleri barındıran çevredir” 333

335 İLK ÖĞRENME ORTAMI: AİLE  Zekânın düzeyi ve türünün belli ölçüde belirleyicisi olan kalıtımın temelidir (Davidof, 1987: ).  Beyin ve sinir sistemi gelişimi için gerekli beslenmenin kaynağıdır (Ricciuti, 1993:43).  Bilişsel uyarılmanın kaynağı ve yönlendiricisidir (Votruba-Drzal, 2003:372).  Çocuğun ilk öğretmenidir (Shepston ve Jensen, 1996:1).  Öğrenme ortamlarını biçimlendirmede karar verici etkendir (Heat, 2005:351). 334

336 AİLE ÖĞRENME ORTAMI Aile ve Beyin Gelişimi Kalıtım Doğum öncesi ve sonrası beyin gelişimi Beslenme Toksik maddeler Hastalık ve Diğer etkenler Aile ve Bilişsel Gelişim Bilişsel uyarılma Beyin plastisitesi Oyun Dil gelişimi Ailenin Eğitim ve kültürel düzeyi Aile öğrenme ortamının düzenlenmesi Fiziksel ortamın düzenlenmesi Aile öğrenme ortamının düzenlenmesinde öğretmenin rolü ve önemi 335

337 AİLE VE KALITIM Genler, biyolojik kökenli öğrenme unsurlarının epigenetik temelidir. Görsel, kinestetik, mantıksal gibi terimlerle ifade edilen zekâ alanları ve zekanın düzeyi kalıtımla aktarılır. genetik bozukluklar öğrenmeyle ilişkili anomalileri beraberinde getirebilmektedir genetik özellikler, öğrenme sürecinde dikkati ve çevreden gelen uyaranlara yönelik tepkileri bir ölçüde etkilemektedir 336

338 AİLE: DOĞUM ÖNCESİ VE SONRASI BESLENME, SAĞLIK DURUMU  Ailenin bilişsel gelişime etkisi, bilişsel gelişim ve öğrenme arasındaki yoğun ilişki nedeniyle önemlidir.  Doğum öncesi annenin beslenmesi ve genel sağlık durumu, bebeğin sinir sistemi gelişimini etkilemektedir.  Doğum sonrasında da bebeğin beslenmesi oldukça önemlidir.  Yetersiz beslenme, beyin büyüklüğünün normalden daha az olmasına ve metabolik enerjinin azalmasına neden olur.  Bu durum, akademik başarıyı ve motivasyonu olumsuz etkiler 337

339  Annenin gebelik süresinde geçirdiği hastalıklar, sigara, alkol ve diğer toksik maddeleri kullanması, ilaç kullanımı ve yüksek stres düzeyi bebeğin gelişimini olumsuz etkiler  sürekli hastalıklarla boğuşan bebek ve çocukların bilişsel gelişimi yavaşlamakta, zeka düzeyi kronolojik yaşının altında olabilmektedir  Bu nedenle, el yıkama, diş bakımı ve diğer korunma yöntemleri ile çocuğun hastalıklardan korunması önemlidir. 338

340 AİLE VE BİLİŞSEL GELİŞİM: BİLİŞSEL UYARILMA Bilişsel uyarılma, duyu organlarınca algılanan uyaranların, bilişsel süreçleri başlatması, tetiklemesidir Bilişsel uyarılma beyin plastisitesini geliştirir. 339

341 Beyin plastisitesi: Beyni oluşturan nöronların büyümesi ve diğer nöronlarla iletişime yarayan bağlantı sayısının artması anlamına gelmektedir 340

342 Gelişim düzeyine uygun çeşitlilik ve sayıda uyaran sunulması Bir uyaran olarak oyuna izin verilmesi Bir uyaran olarak yetişkinlerin açıklama yapmaları bilişsel işlem sonuçları/ürünlerinin uyaran olduğunun bilinmesi ve bilişsel üretme sürecinin desteklenmesi Uyaran bombardımanından kaçınılması gerekir. 341

343 Bilişsel uyarılmada diğer etkenler ailenin ekonomik ve eğitim düzeyleri, kültürel özellikleri bilişsel uyarılmayı etkiler uyaranların sağlanması ve düzenlenmesinde ailenin ekonomik ve eğitim düzeyi önemlidir 342

344 AİLE ÖĞRENME ORTAMI VE BİLİŞSEL GELİŞİM: DİL GELİŞİMİ Dil, bilişsel gelişimde aracı değişken durumunda olup, dil gelişimi, bilişsel gelişimin göstergesi olarak kabul edilmektedir 343

345 Dil ediniminin desteklenmesi Dil üretiminin desteklenmesi –Not: Dil üretimi geç olan bireyler, bilişsel, duygusal ve sosyal sorun yaşamaktadır 344

346 AİLE ÖĞRENME ORTAMININ DÜZENLENMESİ Güvenli, sağlıklı, düzenli aile ortamı oluşturulmalıdır. Ev ortamı: –genel sağlık koşullarının sağlandığı, –bebeğin/çocuğun beyin travmalarına neden olabilecek ev kazalarından korunduğu, –dengeli beslendiği, –yemek saatlerinin ve uyku düzeninin belli olduğu bir ortam olmalıdır 345

347 Çocuk, evde bulunan gelişim düzeyine uygun uyaranlara erişebilmelidir Oyun alanı olmalıdır Öykü, masal kitapları, film ve iletişimle bilişsel gelişimi desteklenmelidir Çalışma ve araştırma ortamı oluşturulmalıdır 346

348 Aile öğrenme ortamının düzenlenmesinde öğretmenin rolü ve önemi  Sağlıklı yaşam becerilerinin kazandırılmasına yönelik eğitimlerde liderlik yapma  Beslenme alışkanlıklarına yönelik eğitimlerde rol alma  Bilişsel uyarılmanın optimum düzeyde gerçekleşmesi için uyaranların düzenlenmesine ilişkin eğitim ve açıklamalarla akademik kaynaklık etme,  Dil gelişimi ve oyunun bilişsel gelişimle ilişkisini spesifik, anlaşılır açıklamalarla sunarak çocuğun aile ortamı içindeki bilişsel gelişimine katkı sağlama  Ev çalışma ortamının düzenlenmesinde, çalışma alışkanlıklarının kazandırılmasında aile bireylerinin bilgilendirilmesi ve eğitiminde rol alma,  Öğrenmeyi olumlu etkileyen unsurlarının aile ortamına kazandırılmasında, velilerin ilgili sorularının yanıtlanmasında kolay ulaşılır ve etkili bir kaynak olma  Ekonomik olarak dezavantajlı ailelere dengeli beslenme, bilişsel gelişim gibi konularda koşullarına uygun olabilecek alternatifler sunma 347

349 TEMEL ÖĞRENME ORTAMLARI OLARAK OKUL VE SINIF 348

350 OKUL VE SINIF ÖĞRENME ORTAMI 349

351 OKUL VE SINIF ÖĞRENME ORTAMI Öğretim İçi Okul ve Sınıf Ortamı Verimli Okul ve sınıf ortamları Öğretim-öğrenme engelleriyle baş etme “Güçlü öğrenme ortamları” oluşturma Verimli öğrenme ortamları yaratmada bilişötesi Verimli öğrenme ortamları yaratmada öğretmen özellikleri Alan bilgisi Etkili iletişim beceri Geliştirici geribildirim Öğretim Dışı Okul ve Sınıf ortamı Olumsuz davranışların oluşumu ve baş etme Olumsuz davranışların Model Alınması Olumsuz modellerle baş etme Zorbalık ve baş etme Okul binası ve sınıfların fiziksel özellikleri ve düzenlenmesi 350

352 ÖĞRETİM İÇİ OKUL VE SINIF ORTAMI  Verimli Okul ve sınıf ortamları yaratmak  Öğretim-öğrenme engelleriyle baş etme  “Güçlü öğrenme ortamları” oluşturma  Verimli öğrenme ortamları yaratmada biliş ötesini kullanma  Olumlu öğretmen özellikleri geliştirme Alan bilgisi Etkili iletişim beceri Geliştirici geribildirim 351

353 VERİMLİ OKUL VE SINIF ORTAMLARI YARATMAK Öğretim engelleriyle baş etmede etkili sınıf yönetimi kullanma –Bu amaçla Öğretimi engelleyen öğrencilerin ihtiyaçlarını anlama Diğer akranlarının onayını alma, bilişsel yetersizliği istenmeyen davranışlarla telafi etme, okul normlarına karşı çıkarak akranlar arası statüsünü yükseltme tanınma, dikkat çekme 352

354 Öğretim engelleriyle baş etmede etkili sınıf yönetimi kullanma  İlk aşama, sorunları ve nedenlerini tahmin etmek  İkinci aşama, sorunun çıkmasını önleyici çalışmak (özel kurallar belirlemek, Okul ve sınıfta fiziksel düzenlemeler yapmak, Sıraların nasıl düzenleneceği, yetişkinlerin ve belli öğrencilerin nerede bulunacağı, ne yapacaklarını önceden belirlemek)  Üçüncü aşama, kural, uygulama ve stratejilerde tutarlı olmak; yanlış, istenmeyen davranışları, dikkatle ve tutarlı bir şekilde ele almak.  Son aşama ise, önceki aşamalarda uygulanan stratejilerin ne derecede başarılı olduğunu değerlendirmek; işe yaramayan stratejileri değiştirerek yeniden uygulamak 353

355 Öğrenme engellerini ortadan kaldırmada diğer stratejiler:  Öğrenci oturma düzenini değiştirme  Öğrenciyi istenmeyen durum yaratmaktan soyutlama  İlgiyi olumsuz davranışa neden olan durumdan uzaklaştırma  Davranışı yönetme  Öğretim hızını ayarlama  İpuçları ile dikkat çekme  Sözel olmayandan sözele doğru, istenmeyen davranışlara aşamalı müdahale  Öğrenciyle iletişimi kuvvetlendirme, 354

356 Verimli okul-sınıf ortamı oluşturma: güçlü öğrenme ortamları amaç yönelimli, bilginin birikimli olduğu, işbirliğine izin veren, her öğrencinin bilgiyi kendisine özgü anlamlandırmasını pekiştiren, en pasif öğrenciyi dahi sürece katmayı amaçlayan ve gerçek yaşamda karşılaşılan problemlere ağırlık veren ortamdır. 355

357 VERİMLİ ÖĞRENME ORTAMLARI YARATMADA BİLİŞÖTESİ Bilişötesi:  bireyin kendi bilişsel süreçlerini değerlendirebilecek düzeyde farkında olması,  “ben şu anda ne yapıyorum”,  “nasıl yapıyorum”,  “neyi, ne şekilde yaparsam yaptığım etkinliği daha iyi hale getirebilirim”,  “şu andan sonra ne yapacağım” gibi soruları kendisine sorması ve kendine cevaplar verebilmesidir 356

358 Bilişötesinin öğrenme sürecinde kullanımı:  Etkinlikten önce: etkinliğe hazırlanmak, bir bütün olarak etkinliğe göz atmak,  Etkinlik sırasında: etkinliğin nasıl devam edeceğini ve nasıl sonlanacağını kestirmeye çalışmak,  Anlaşılmayan konulara ilişkin: anlamadığı konuları fark ederek, daha sonra üzerinden geçmeyi planlamak,  Etkinlikten sonra: etkinliğin amacını, içeriğini kendisine özetlemeyi hedeflemek 357

359 VERİMLİ ÖĞRENME ORTAMLARI YARATMADA ÖĞRETMEN ÖZELLİKLERİ Olumlu model olmalı Alan bilgisinde yeterli olmalı Etkili iletişim becerilerine sahip olmalı Uygun geribildirim sunmalıdır 358

360 ÖĞRETİM DIŞI OKUL VE SINIF ORTAMI 359

361 Öğretim-öğrenme süreci dışında olumsuz davranışların oluşumu ve baş etme –olumsuz modellerle baş etme Okul ortamı paydaşları ve mülki idare işbirliği Öğretmenin model olması Olumlu model öğrencilerin değişim katalizörü olarak kullanılması 360

362 ZORBALIK VE BAŞ ETME Zorbalık: Zorbalık, okul ortamında bir kişi ya da grubun diğer bir kişiye ya da gruba, fiziksel, duygusal ya da cinsel saldırıda bulunmasıdır. Bu saldırı sözel olarak sataşma, aşağılama, alay etme, lakap takma davranışlarını içerebilir. Tartaklama ya da dövme, ya da fiziksel engelleme şeklinde olabilir. Cinsel sözel, fiziksel taciz ya da tecavüz olabilir. 361

363 Baş etmede psikolojik hizmetler zorbalık türü davranışlarda, istismar eden ve istismara maruz kalan her iki taraf için etkili psikolojik danışma hizmetlerinin sunulmalıdır Bu öğrencilerin aile özellikleri, kişilik özellikleri ve ihtiyaçları özenle etüt edilmelidir Gerekli önleyici ve müdahale psikolojik hizmetler, tüm okul paydaşlarının katılımı sağlanarak sunulmalıdır 362

364 Okul binası ve sınıfların fiziksel özellikleri ve düzenlenmesi  Isı ve ışık açısından öğrencinin biyolojik homeostasisine uygun olmalıdır.  Okul ve sınıflardaki her türlü malzeme ve ihtiyaç alanları öğrencinin fiziksel özelliklerine ve motor becerilerine uygun olarak imal edilmeli ve düzenlenmelidir.  Okul içindeki tüm yaşam alanları sağlıklı, hijyenik ve ergonomik olmalıdır.  Akustik düzenleme, ortam dışındaki istenmeyen seslerin duyulmasını engellerken, ortam içindeki istenen sesin rahatça duyulmasına izin vermelidir.  Engelli öğrencilere uygun eğimde yol ve asansör bulunmalı, ihtiyaç alanları ve diğer yaşam alanları söz konusu öğrencilerin kullanımına uygun şekilde düzenlenmelidir. 363

365 Ayrıca şu özellikler gerçekleştirilmeye çalışılabilir  Okul ve sınıflar müfredatta yer alan konuları çağrıştıran resim, fotoğraf, sanat eserleri, deney malzemesi gibi fiziksel unsurları taşıyarak okul yaşam alanının tümü öğrenme aracı olarak kullanılabilmelidir.  Okulda açık alan sınıfları oluşturmak için fırsatlar yaratılmalıdır.  Laboratuarlar müfredatta yer alan canlılardan uygun olanların barınabildiği yaşayan laboratuarlara dönüştürülebilmelidir. 364

366 Öğretim-öğrenme etkinlikleri, çoklu-görsel gösteriler, bilgisayar ve internet öğrenme ortamları gibi teknolojik donanımlar aracılığıyla desteklenip zenginleştirilmelidir. Okul ve sınıf ortamı öğrencilerin bilgiyi araştırma, tartışma, keşfetme, bütünleştirmelerine katkı sağlayacak şekilde düzenlenmelidir. 365


"EĞİTİM PSİKOLOJİ PSİKOLOJİNİN TANIMI Kelime anlamı, Latince ruh (psyche) ve bilim anlamına gelen logos kelimelerinin birleşmesinden oluşur. Psikoloji." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları